<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/7082 E. , 2023/7214 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2019/7082<br>Karar No : 2023/7214 <br><br>DAVACI: …<br><br>DAVALlLAR: <br>1- … Bakanlığı / ANKARA<br>VEKİLİ: Av. …<br><br>2- … Bakanlığı/ ANKARA<br>VEKİLİ: Av. …<br><br>DAVANIN_KONUSU: Davacı tarafından; İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 18/07/2016 tarihli ve 3532 sayılı, Bakanlık Genelge No: 2016/17, EGM Genelge No: 035 numaralı, "Silahların Emanete Alınması" konulu Genelgesinin ve bu Genelgeye istinaden şahsına ait taşıma ruhsatlı silahının teslim alınması sırasında düzenlenen tutanakta atıfta bulunulan Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın … tarihli ve … sayılı işleminin iptali ile dava konusu Genelgeye istinaden şahsına ait taşıma ruhsatlı silahına hukuka aykırı olarak el konulması, şahsi ve mesleki onurunun zedelenmesi sonucu uğradığını ileri sürdüğü 10.000,00 TL manevi tazminatın, olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI: Cumhuriyet savcısı olan ve dava tarihi itibarıyla Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünde Tetkik Hakimi olarak görev yapan davacı tarafından, hakim ve savcıların silah taşıma ruhsatlarına yönelik yapılan tüm işlemlerin özlük işlemleri olduğu ve bu nedenle söz konusu işlemlerin Kanunla düzenlenmesi gerektiği, oysa dava konusu Genelgenin bir Kanuna veya Kanun Hükmünde Kararnameye dayanmadığı, Genelgede işlem yapılacak kişilerin tahdidi olarak sayıldığı, rütbesi alınarak emekli kimlik kartı iptal edilen babası bu Genelge kapsamına girmediğinden Genelgenin 3. maddesinin tarafına uygulanamayacağı, Genelgenin OHAL öncesi çıkarıldığı, yasal dayanağının bulunmadığı, Genelgenin 6. maddesinde "imaj alınmasından" bahsedildiği, bu duruma da maruz kalabileceği, hakkında herhangi bir araştırma/tahkikat yapılmadan Genelge kapsamında işlem yapılmasının hukuka aykırı olduğu, ablasına atılan iftira sonucu babasının mağdur edildiği, babasının mağduriyetinin de suç unsuruna dönüştürülerek kendisinin mağdur edildiği, bu işlemler sırasında kaldığı lojmana ekip arabasının gelmiş olması, yargı mensubu olarak kendini izah etmeye çalışması, bunu yaparken yaşadığı hissiyat nedeniyle manevi zarara uğradığı iddia edilmektedir.<br><br>DAVALILARIN SAVUNMASI: Davalı idareler tarafından, 15/07/2016 tarihinde meydana gelen silahlı darbe teşebbüsünü önlemek, devamını durdurmak amacıyla 6755 sayılı Kanun’un 37. maddesine istinaden İçişleri Bakanlığı tarafından idari yönden önlem alınması amacıyla dava konusu Genelgenin çılarıldığı, Terörle Mücadele Kanunu'nda kamu görevinden çıkarılanların, Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelikte ise Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarılanların ve rütbesinin geri alınmasına karar verilenlerin silah ruhsatlarının iptal edileceğinin düzenlendiği, tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: …<br>DÜŞÜNCESİ: Dava konusu İçişleri Bakanlığı'nın 18/07/2016 tarihli ve 2016/17 sayılı (EGM Genelge No: 035), "Silahların Emanete Alınması" konulu Genelgesi ve 10.000,00 TL manevi tazminat yönünden davanın reddi; Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın … tarihli ve … sayılı yazısı yönünden ise davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI: …<br>DÜŞÜNCESİ: Dava, davacı tarafından, İçişleri Bakanlığı'nın 18.07.2016 tarihli ve 2016/17 sayılı (EGM Genelge No: 035), "Silahların Emanete Alınması" konulu Genelgesi'nin ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın 20.07.2017 tarihli ve 1652631 sayılı yazısının iptali ile 10.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesi istemiyle açılmıştır.<br>15/07/2016 günü başlatılan darbe girişimi üzerine; kamu düzeni ve güvenliği açısından Anayasa’nın 120. maddesi ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde; Milli Güvenlik Kurulunun Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi yönündeki 20/07/2016 tarihli ve 498 sayılı tavsiye kararı üzerine, toplanan Bakanlar Kurulu'nca ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş, bu karar Türkiye Büyük Millet Meclisinde onaylanarak 21/07/2016 tarihli ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. <br>Anayasanın 121. Maddesi ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal kanununun 4. Maddesine göre, Cumhurbaşkanlığının Başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunca 05.06.2017 tarihinde 692 sayılı Olağanüstü hal kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında kanun hükmünde kararname çıkarılmış, bu kararnamenin Rütbesi alınan emekli Türk Silahlı Kuvvetleri personeli başlıklı 3. Maddesinde" (1) Türk Silahlı Kuvvetlerinden emekliye sevk edilen, kendi isteğiyle emekli olan, 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu hükümlerine göre Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası alan, Devlet memurluğundan çıkarılan, sözleşmeleri fesih edilen, müstafi sayılan veya istifa eden subay, sözleşmeli subay, astsubay, sözleşmeli astsubay, Devlet memuru, işçi, uzman erbaş, sözleşmeli erbaş ve erler ile 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun geçici 32 nci maddesi kapsamında haklarında işlem tesis edilenlerden; terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve ekli (3) sayılı listede yer alanların rütbeleri alınır ve emekli kimlikleri iptal edilir. Bu kişiler kamu görevine yeniden kabul edilmezler, doğrudan veya dolaylı görevlendirilemezler. Ayrıca bunlar uhdelerinde taşımış oldukları mesleki unvanları ve sıfatlarını kullanamazlar ve bu unvan ve sıfatlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamazlar. Bu kişilerin uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bunların silah ruhsatları, gemi adamlığına ilişkin belgeleri, pilot lisansları ve ilgili pasaport birimlerince pasaportları iptal edilir. Bu kişiler özel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı olamazlar. "hükmü yer almış; anılan KHK nın eki 3 sayılı listede Türk Silahlı Kuvvetlerinden emekli olanlardan rütbesi geri alınan subaylar arasında davacının babasının adına da yer verilmiştir.<br> Dava konusu 18.07.2016 tarih ve Bakanlık Genelge No.2016/17 EGM Genelge No:035 sayılı, Silahların Emanete Alınması konulu Genelge de, 15.07.2016 tarihinde ülke genelinde cebir ve şiddet kullanılarak Türkiye Cumhuriyetinin öngördüğü Anayasal düzeni ortadan kaldırmak ve Devletin birlik ve bütünlüğünü yıkmak üzere girişilen darbe teşebbüsünde bulunan asker kişiler ve bu girişime destek veren kişilerin terör örgütü FETÖ/PDYile iltisaklı olduklarının anlaşıldığı, bu bağlamda haklarında adli soruşturma veya kovuşturma devam eden veya gözaltına alınan veya tutuklanan veya haklarında görevden uzaklaştırma tedbiri uygulanan kişilerin varsa adlarına kayıtlı 6136 ve 2521 sayılı kanun kapsamındaki silah ve fişeklerinin teslim alınacağı, bu kişilerin eş ve çocukları ile aynı çatı altında yaşayan kişiler adına ruhsatlı silah ve fişekler ile ilgili işlemlerin ise 1 ve 2. Maddede belirtildiği şekilde yürütüleceği düzenlemesi yer almıştır.<br> 15.07.2016 tarihinde ülke genelinde cebir ve şiddet kullanılarak Türkiye Cumhuriyetinin öngördüğü Anayasal düzeni ortadan kaldırmak ve Devletin birlik ve bütünlüğünü yıkmak üzere yapılan darbe girişimi üzerine, anayasal düzenin, milli iradenin, hukuk devletinin, demokrasinin ve temel hak ve hürriyetlerin korunması, ülkemizde yaşanan son darbe girişiminin tamamen sonlandırılması ve buna benzer bir müdahale girişiminin yeniden yaşanmaması ve terörle mücadelenin daha etkin bir şekilde sürdürülebilmesi için, ilgili mevzuat gereğince OHAL ilan edilmiş, OHAL çerçevesinde ivedi tedbirler alınmış, bu kapsamda çıkarılan dava konusu Genelgeyle de, <br> terör örgütü ile iltisak ve irtibatı olduğu değerlendirilen kişiler ve onların eş ve çocukları ile aynı çatı altında bulunan şahısların silahlarının da emanete alınacağı yönünde düzenleme getirilmiş olup, bu yönüyle dava konusu genelge hükümlerinde hukuka aykırılık görülmemiştir.<br> Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın … tarihli ve … sayılı yazısının iptali ile 10.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesi istemine gelince;<br> Dosyanın incelenmesinden, Hakim olarak görev yapan davacının emekli albay olan babasının 692 sayılı OHAL Kanun hükmünde Kararnamenin 3. Maddesi ile rütbesinin alındığı, bunun üzerine anılan Genelge ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın davacının babası adına tesis edilen … tarihli ve … sayılı yazısı üzerine davacının silahının 16.09.2017 tarihinde emanete alınmak üzere teslim alındığı; sonrasında 26.10.2017 tarihinde silahının davacıya iade edildiği, bu işlemler üzerine, davacının, İçişleri Bakanlığı'nın 18.07.2016 tarihli ve 2016/17 sayılı (EGM Genelge No: 035), "Silahların Emanete Alınması" konulu Genelgesi'nin ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın … tarihli ve … sayılı yazısının iptali ile manevi tazminat istemiyle bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.<br> Dava konusu edilen Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın … tarihli ve … sayılı yazısının içeriğinde, davacıya yönelik her hangi bir hususa yer verilmediği, davacının babasının rütbesinin geri alınması nedeniyle babasının silahına el konulmasına ilişkin olduğu ; diğer bir ifadeyle, davacının babası ... adına tesis edilen işlemin davacı tarafından bu davaya konu edildiği anlaşılmakla, Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın … tarihli ve … sayılı iptale konu işlemine karşı açılan davanın bu kısmında, 2577 sayılı yasanın 2. Maddesi uyarınca davacının dava açma ehliyeti bulunmamaktadır.<br> Davacının tazminat isteminin ise, 15.07.2016 tarihinde ülke genelinde cebir ve şiddet kullanılarak Türkiye Cumhuriyetinin öngördüğü Anayasal düzeni ortadan kaldırmak ve Devletin birlik ve bütünlüğünü yıkmak üzere yapılan darbe girişimi üzerine, anayasal düzenin, milli iradenin, hukuk devletinin, demokrasinin ve temel hak ve hürriyetlerin korunması, ülkemizde yaşanan son darbe girişiminin tamamen sonlandırılması ve buna benzer bir müdahale girişiminin yeniden yaşanmaması ve terörle mücadelenin daha etkin bir şekilde sürdürülebilmesi için, ilgili mevzuat gereğince alınan tedbirler kapsamda davacının babası hakkında uygulanan işlemler göz önünde bulundurularak ve dava konusu Genelge hükümleri esas alınarak davacının silahının tedbir niteliğinde emanete alındığı, kısa bir süre sonrada iade edildiği anlaşılmakla ortada tazmini gereken bir manevi zararın varlığından söz edilemez. <br>Açıklanan nedenlerle, davanın İçişleri Bakanlığı'nın 18.07.2016 tarihli ve 2016/17 sayılı (EGM Genelge No: 035), "Silahların Emanete Alınması" konulu Genelgesi ile tazminat istemine yönelik kısımlarının esastan reddi, Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın … tarihli ve … sayılı yazısının iptali isteminin ise ehliyet yönünden reddi yolunda karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ:<br>Dosyanın incelenmesinden; <br>- Cumhuriyet savcısı olan ve dava tarihi itibarıyla Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü'nde Tetkik Hakimi olarak görev yapan davacının emekli albay olan babasının, FETÖ terör örgütü ile irtibatı veya iltisakı bulunduğundan bahisle 14/07/2017 tarihli ve 30124 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 692 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesinin (OHAL KHK) 3. maddesi ile 14/07/2017 tarihinde rütbesinin alındığı ve emekli kimliği ile adına kayıtlı silah ruhsatlarının iptal edildiği,<br>- Dava konusu Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın ... tarihli ve ... sayılı işlemiyle; davacının babasının 692 sayılı OHAL KHK ile 21/03/1991 tarihli ve 91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16. maddesi, 1. fıkrası, (l) bendi kapsamına girdiği belirtilerek aynı Yönetmeliğin 17. maddesi uyarınca, davacının babasına ait olan ve ruhsatları iptal edilen, ancak halen davacının babasının uhdesinde bulunan silahların zapt edilerek emanete alınmasının Ankara Valiliğinden istenildiği,<br>- Ardından dava konusu İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 18/07/2016 tarihli ve 3532 sayılı, Bakanlık Genelge No: 2016/17, EGM Genelge No: 035 numaralı, "Silahların Emanete Alınması" konulu Genelgesinin 3. maddesi uyarınca, 16/09/2017 tarihinde davacının ikametine gidilerek babası hakkında tesis edilen işlemler nedeniyle davacıya ait silah taşıma ruhsatının, bu ruhsata konu silahın ve silaha ait şarjör ile fişeklerin teslim alındığı, teslim alma tutanağında, bu işlemin dava konusu Genelge ile Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın ... tarihli ve ... sayılı işlemi gereğince yapıldığının belirtildiği,<br>- Bilahare davacının 10/10/2017 tarihli dilekçesi ile zapt edilen silahının tarafına iadesi istemiyle başvurması üzerine Ankara Valiliğinin 26/10/2017 tarihli işlemiyle, babası ile aynı çatı altında oturmadığından bahisle silahının davacıya iade edildiği, <br>- Bu işlemler üzerine davacı tarafından, İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 18/07/2016 tarihli ve 3532 sayılı, Bakanlık Genelge No: 2016/17, EGM Genelge No: 035 numaralı, "Silahların Emanete Alınması" konulu Genelgesinin ve şahsına ait taşıma ruhsatlı silahının teslim tutanağında atıfta bulunulan Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın ... tarihli ve ... sayılı işleminin iptali ile dava konusu Genelgeye istinaden şahsına ait taşıma ruhsatlı silahına hukuka aykırı olarak el konulması, şahsi ve mesleki onurunun zedelenmesi sonucu uğradığını ileri sürdüğü 10.000,00 TL manevi tazminatın, olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle 09/11/2017 tarihinde bakılan davanın açıldığı,<br>- Dava açıldıktan sonra 12/01/2018 tarihli ve 30299 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 697 sayılı OHAL KHK'nin 2. maddesi ile davacının babasının 692 sayılı OHAL KHK kapsamından çıkarılarak bütün haklarının iade edildiği, anlaşılmaktadır. <br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>USUL YÖNÜNDEN:<br>İlgili Mevzuat:<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, iptal davalarının idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı; "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesi, 3. fıkrası, (c) bendinde, dava dilekçesinin, davacının dava açma ehliyeti olup olmadığı yönünden inceleneceği; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesi, 1. fıkrası, (b) bendinde, davacının, iptali istenen işlem yönünden dava açma ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığında davanın reddine karar verileceği hükümlerine yer verilmiştir.<br>İptal davaları, idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olmakla birlikte her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören yasa koyucu, iptal davaları için menfaat ihlalini, subjektif ehliyet koşulu olarak aramaktadır.<br>İptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulunun, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılması ve sürdürülmesine ilişkin bir sorun olması dolayısıyla, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerekmektedir.<br>İptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idari işlemlerin; ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceği kabul edilmektedir.<br>Taraf ilişkisinin kurulması için gerekli olan kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilgisinin varlığı, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi ve manevi bir ilişkisinin, hukuken korunması gereken bir menfaat bağının bulunması dava açma ehliyeti için gerekli sayılmaktadır<br>Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın ... tarihli ve ... sayılı işleminin incelenmesi:<br>Dava konusu edilen Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın ... tarihli ve ... sayılı işleminde, davacının babası ...'nın 692 sayılı KHK ile 91/1779 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendi kapsamına girdiği, silah taşıma ve bulundurma hakkını kaybettiği, aynı Yönetmeliğin 17. maddesi uyarınca şahsın adına kayıtlı silahların ve silah taşıma ruhsatının emanete alınması, şahsi olarak edindiği tabancasını altı ay içinde başka bir kişiye devretmesi veya Kara Kuvvetleri Komutanlığına ya da Emniyet Genel Müdürlüğüne hibe etmesi gerektiği hususları yer almaktadır.<br>Bu durumda, dava konusu işlem içeriğinin, davacının asker iken emekliye ayrılan, bilahare 692 sayılı KHK uyarınca rütbesi alınan babasına ait silahlara el konulmasına ilişkin olduğu, dolayısıyla işlemin tamamen davacının babası ... hakkında tesis edildiği, davacının kişisel menfaatini doğrudan etkilemesinin söz konusu olmadığı ve iptalini istemekte güncel bir menfaatinin bulunmadığı görülmekte olup, her ne kadar davacıya ait silah taşıma ruhsatının, bu ruhsata konu silahın ve silaha ait şarjör ile fişeklerin teslim alınmasına ilişkin tutanakta, bahse konu işleme atıfta bulunulmuş ise de, söz konusu atfın, işlem ile davacı arasında menfaat bağı kurduğundan söz edilemeyeceği, bu haliyle davanın bu kısmının ehliyet yönünden reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.<br><br>ESAS YÖNÜNDEN:<br>İlgili Mevzuat:<br>Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın, dava konusu Genelgenin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan "Şiddet olaylarının yaygınlaşması ve kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması sebepleriyle olağanüstü hal ilanı" başlıklı 120. maddesinde, "Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerine ait ciddi belirtilerin ortaya çıkması veya şiddet olayları sebebiyle kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması hallerinde, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, Milli Güvenlik Kurulunun da görüşünü aldıktan sonra yurdun bir veya birden fazla bölgesinde veya bütününde, süresi altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hal ilan edebilir." hükmüne; <br>2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu'nun, dava konusu Genelgenin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan haliyle "Olağanüstü halin ilanı:" başlıklı 3. maddesinde, "Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu:<br>a) Tabii afet, tehlikeli salgın hastalıklar veya ağır ekonomik bunalım hallerinden birinin veya birden fazlasının görülmesi durumunda,<br>b) Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerine ait ciddi belirtilerin ortaya çıkması veya şiddet olayları sebebiyle kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması hallerinde, Milli Güvenlik Kurulunun görüşünü de aldıktan sonra;<br>Yurdun bir veya birden fazla bölgesinde veya bütününde altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hal ilan edebilir.<br>Olağanüstü hal kararı Resmi Gazete'de yayımlanır ve hemen Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur. Türkiye Büyük Millet Meclisi tatilde ise derhal toplantıya çağrılır. Meclis, olağanüstü hal süresini değiştirebilir. Bakanlar Kurulunun istemi üzerine, her defasında dört ayı geçmemek üzere, süreyi uzatabilir veya olağanüstü hali kaldırabilir.<br>Bakanlar Kurulu, olağanüstü halin bu maddenin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince ilanından sonra; süreyi uzatmaya, kapsamını değiştirmeye veya olağanüstü hali kaldırmaya ilişkin hususlarda da karar almadan önce Milli Güvenlik Kurulunun görüşünü alır.<br>Olağanüstü hal kararının hangi sebeplerle alındığı, bölgesi ve süresi, Türkiye radyo ve televizyonuyla ve Bakanlar Kurulunca gerekli görülen hallerde diğer araçlarla ilan edilir." hükmüne;<br>"Şiddet Hareketlerinde Alınacak Tedbirler" başlıklı Üçüncü Bölümünde yer alan "Tedbirler:" başlıklı 11. maddesinde, "Bu Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince olağanüstü hal ilanında; genel güvenlik, asayiş ve kamu düzenini korumak, şiddet olaylarının yaygınlaşmasını önlemek amacıyla 9 uncu maddede öngörülen tedbirlere ek olarak aşağıdaki tedbirler de alınabilir:<br>a) Sokağa çıkmayı sınırlamak veya yasaklamak,<br>b) Belli yerlerde veya belli saatlerde kişilerin dolaşmalarını ve toplanmalarını, araçların seyirlerini yasaklamak,<br>c) Kişilerin; üstünü, araçlarını, eşyalarını aratmak ve bulunacak suç eşyası ve delil niteliğinde olanlarına el koymak,<br>....<br>i) Ruhsatlı da olsa her nevi silah ve mermilerin taşınmasını veya naklini yasaklamak,<br>..." hükmüne yer verilmiştir.<br>Anılan hükümlere istinaden, Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini, temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik 15/07/2016 tarihli darbe girişimi üzerine, Milli Güvenlik Kurulu'nun 20/07/2016 tarih ve 498 sayılı kararı ile hükümete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiye edilmiş, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunun 20/07/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı kararıyla ülke genelinde olağanüstü hâl (OHAL) ilan edilmesine karar verilmiş, Türkiye Büyük Millet Meclisinde onaylanan karar, 21/07/2016 tarihli ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. <br>Anılan OHAL kararı öncesinde yürürlüğe konulan İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 18/07/2016 tarihli ve 3532 sayılı, Bakanlık Genelge No: 2016/17, EGM Genelge No: 035 numaralı, "Silahların Emanete Alınması" konulu Genelgesinde, 15/07/2016 tarihinde ülke genelinde cebir ve şiddet kullanılarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü Anayasal düzeni ortadan kaldırmak ve Devletin birlik ve bütünlüğünü yıkmak üzere darbe girişiminde bulunan askerler ve bu girişime destek veren kişilerin terör örgütü FETÖ/PDY ile iltisaklı olduklarının anlaşıldığı, bu bağlamda darbeye teşebbüs suçu ile FETÖ/PDY terör örgütü ile faaliyet ve iltisaklarından dolayı haklarında adli soruşturma veya kovuşturma devam eden veya gözaltına alınan veya tutuklanan veya haklarında görevden uzaklaştırma tedbiri uygulanan kişilerin varsa adlarına kayıtlı 6136 ve 2521 sayılı Kanunlar kapsamındaki silah ve fişeklerin başka kişilerin eline geçmesinin ve bu kişiler tarafından suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla bazı tedbirlerin alınmasına ihtiyaç duyulduğu belirtildikten sonra alınacak tedbirler aşağıdaki şekilde sayılmıştır. <br>"1- Adli işlem yapan kolluk birimlerince, bu kişilerin silahlarının olup olmadığı silah ruhsat projelerinden kontrol edilecek, varsa ilgili ruhsat birimince muhafaza edilmek üzere silah ve fişekler teslim alınacaktır.<br>2- Bu kişilerin TSK, Jandarma ve MİT personeli olması halinde; silahının bulunup bulunmadığı kurumları vasıtasıyla kontrol ettirilerek varsa ilgili ruhsat birimince muhafaza edilmek üzere silah ve fişekler teslim alınacaktır.<br>3- Bu kişilerin eş ve çocukları ile aynı çatı altında yaşayan kişiler adına ruhsatlı silah ve fişekleri ile ilgili işlemler ise 1 ve 2 inci maddede belirtildiği şekilde yürütülecektir.<br>4- Silah ve mermilerin bulunmaması veya teslim edilmemesi halinde, işlemi yapan adli birimlerce bulunabileceği yerleri kapsayacak şekilde arama kararı alınacak, elde edilen silah ve mermiler muhafaza edilmek üzere ilgili ruhsat birimlerine teslim edilecektir.<br>5- Hiçbir şekilde teslim alınmayan silahlarla ilgili Kayıp Eşya ve Belge Projesine aranma kaydı girilecektir.<br>6- Ayrıca yukarıda belirtilen şahıslar ve bunların aynı çatı altında yaşayan eş ve çocuklarına ait cep telefonlarının içeriğinin kopyası (imaj) savcılık kararıyla incelenmek üzere alınacaktır." <br>Öte yandan, 2559 sayılı Polis Vazife ve Salȃhiyet Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasında, "Polisin genel emniyetle ilgili görevleri iki kısımdır.<br>A) Kanunlara, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine, yönetmeliklere, Hükümet emirlerine ve kamu düzenine uygun olmıyan hareketlerin işlenmesinden önce bu kanun hükümleri dairesinde önünü almak, <br>B) İşlenmiş olan bir suç hakkında Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ile diğer kanunlarda yazılı görevleri yapmak." hükmüne yer verilmiştir.<br><br>Hukuki Değerlendirme:<br>1- İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 18/07/2016 tarihli ve 3532 sayılı, Bakanlık Genelge No: 2016/17, EGM Genelge No: 035 numaralı, "Silahların Emanete Alınması" konulu Genelgesinin incelenmesi:<br>Her ne kadar davacı tarafından, dava konusu Genelgenin tamamının iptali istenilmiş ise de, dava dilekçesindeki iddialar ile davacı hakkında tesis edilen uygulama işleminin yalnızca şahsına ait ruhsatlı silaha el konulmasından ibaret olduğu, davacı hakkında Genelgede öngörülen başkaca herhangi bir tedbirin uygulanmadığı dikkate alınarak, iptal istemi, Genelgenin yukarıda aktarılan 3. maddesi ile sınırlı olarak incelenmiştir.<br>Bu çerçevede yapılan değerlendirmede; kamu düzeninin, genel asayişin, kamu yararının korunması amacıyla temel hak ve hürriyetlerin, Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak kanunla sınırlanabileceği Anayasa kuralıyla benimsenmiş ise de, silah taşıma ya da bulundurma ruhsatı almanın bir temel hak ve özgürlük olarak tanımlanamayacağı gözetildiğinde, silah taşıma ve bulundurmaya yönelik kuralların, temel hak ve hürriyetlere has koruma şemsiyesinden yararlanamayacağı, silah taşıma ve bulundurmaya ilişkin düzenlemelerde konuya özgü, kamu düzeni ve güvenliğinin gerektirdiği kurallara yer verilebileceği açıktır.<br>15 Temmuz 2016 tarihinde, FETÖ/PDY terör örgütü tarafından, Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzeninin ortadan kaldırılması amacıyla gerçekleştirilen darbe teşebbüsüyle, milli güvenlik ve kamu düzenine yönelik gerçek ve ciddi bir tehlikenin doğması üzerine, konunun önemi ve aciliyeti gereği, olağanüstü hal ilan edilmesi ve olağanüstü hal süresince uygulanacak tedbirlerin tespit edilmesi için Anayasamızın ve OHAL Kanunu'nun yukarıda aktarılan hükümlerinde öngörülen hukuki süreçlerin tamamlanmasına kadar geçecek sürede herhangi bir gecikmeye ve olumsuzluğa mahal verilmemesi için ihtiyaç duyulan geçici nitelikteki olağanüstü tedbirler dava konusu Genelge ile düzenlenmiştir.<br>Olağanüstü hâli gerekli kılan konu, dava konusu Genelgenin amacı ve Genelgede öngörülen tedbirlerin kapsamı ile mahiyeti birlikte değerlendirildiğinde; anılan tedbirler vasıtasıyla FETÖ/PDY terör örgütüne üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kişiler ya da bu kişilerin yakınları tarafından suç işlenmesinin önlenmesinin ve Anayasa ile kurulan hür demokratik düzenin korunmasının istenildiği anlaşılmaktadır. <br>Buna göre, darbeye teşebbüs suçu ile FETÖ/PDY terör örgütü ile faaliyet ve iltisaklarından dolayı haklarında adli soruşturma veya kovuşturma devam eden veya gözaltına alınan veya tutuklanan veya haklarında görevden uzaklaştırma tedbiri uygulanan kişilerin eş ve çocukları ile aynı çatı altında yaşayan kişiler adına kayıtlı ruhsatlı silah ve fişeklerin; önleyici kolluk görevi de gözetilerek suç işlenmesinin önlenmesi ve Anayasa ile kurulan hür demokratik düzenin korunması amacıyla, konunun önemi ve aciliyeti gereği, hukuki düzenlemeler yürürlüğe konuluncaya ve/veya haklarındaki soruşturmalar sonuçlanıncaya kadar geçici bir tedbir olarak teslim alınmasını öngören Genelgenin dava konusu 3. maddesinde, hukuka ve kamu yararı ile hizmet gereklerine aykırı bir yön görülmemiştir.<br><br>2- Manevi tazminat isteminin incelenmesi:<br>Davacıya ait ruhsatlı silahın; 15/07/2016 tarihinde ülke genelinde cebir ve şiddet kullanılarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü Anayasal düzeni ortadan kaldırmak ve Devletin birlik ve bütünlüğünü yıkmak üzere yapılan darbe girişimi üzerine, anayasal düzenin, milli iradenin, hukuk devletinin, demokrasinin ve temel hak ve hürriyetlerin korunması, ülkemizde yaşanan son darbe girişiminin tamamen sonlandırılması ve buna benzer bir müdahale girişiminin yeniden yaşanmaması ve terörle mücadelenin daha etkin bir şekilde sürdürülebilmesi için, ilgili mevzuat gereğince davacının babası hakkında uygulanan tedbirler göz önünde bulundurularak ve hukuka uygunluğu yukarıda gerekçelendirilen dava konusu Genelge hükümleri esas alınarak zapt edildiği, el koyma tedbirinin geçici nitelikte olduğu ve davacının silahının kısa bir süre sonra iade edildiği dikkate alındığında; davacının herhangi bir manevi zararının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın ... tarihli ve ... sayılı işlemi yönünden 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14/3-c ve 15/1-b maddeleri uyarınca EHLİYET YÖNÜNDEN DAVANIN REDDİNE,<br>2. İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 18/07/2016 tarihli ve 3532 sayılı, Bakanlık Genelge No: 2016/17, EGM Genelge No: 035 numaralı, "Silahların Emanete Alınması" konulu Genelgesinin 3. maddesinin iptali istemi ile manevi tazminat istemi yönünden DAVANIN REDDİNE, <br>3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,<br>5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,<br>6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 21/11/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>
emekli