<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/12047 E. , 2023/5752 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2019/12047<br>Karar No : 2023/5752 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …<br>VEKİLİ : Av. …<br><br>DİĞER DAVACILAR : 1- …<br> 2- …<br>VEKİLLERİ : Av. …<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA<br>VEKİLLERİ : Av. …, Av. …<br> <br>İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının maddi tazminata ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacılardan ...'nın, İstanbul ili, Hadımköy ilçesinde bulunan Kara Kuvvetleri Lojistik Komutanlığı Müht. K.lığı 11'inci Mühimmat Bl. K.lığı emrinde Bakım Astsubay Kd. Bçvş. olarak görev yapmakta iken, 25/03/2014 tarihinde barut imhası görevi esnasında gerçekleşen patlama sonucu yaralandığından bahisle uğradıkları iddia edilen zararlarına karşılık davacılardan … için 1.000,00 TL (miktar artırımı ile 239.024,00 TL) maddi, 150.000,00 TL manevi, eşi … için 30.000,00 TL, oğlu … için 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla; dava konusu olayda hizmet kusurunun bulunduğu, davacıların zararlarının tazmin edilmesi gerektiği, maddi zararların tespiti için yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen ve hükme esas alınabilecek nitelikte bulunan 02/03/2018 tarihli bilirkişi raporunda, davacının maaş farkı nedeniyle oluşan zararının 58.239,30 TL, %43 işgücü kaybından dolayı oluşan maddi kaybının 103.401,24 TL, emeklilik ve pasif devre için oluşan maddi kaybının 67.380,26 TL olduğunun, tedavi giderlerinin de 1.003,20 TL olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine, 230.024,00 TL maddi tazminatın 1.000,00 TL'si için davalı idareye başvurulduğu 22/06/2015 tarihinden itibaren, artırılan 229.024,00 TL'si için artırım dilekçesinin kayıtlara girdiği 21/03/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, ... için 150.000,00 TL, ... için 20.000,00 TL, ... için 15.000,00 TL manevi tazminatın idari başvurunun yapıldığı 22/06/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesince; dava dilekçesinde talep edilen maddi zararın, görev yeri değişikliği ve maluliyet nedeniyle oluşan maddi kayba dayandırıldığı, ancak davanın devamı sırasında malulen emekliye sevk işlemi nedeniyle oluşan zararın da, mahkemece uyuşmazlığın esası hakkında karar verildiği tarihten sonra ibraz edilen dilekçeyle talep edildiği, davanın devamı sırasında gelişen olaylar nedeniyle dava dilekçesinde yer verilmeyen maddi tazminat kalemlerinin tazmini talebinin, davanın genişletilmesi ve değiştirilmesi sonucunu doğuracağından, bu davanın konusu olarak kabul edilmesine ve istem hakkında hüküm kurulmasına olanak bulunmadığı açıklaması ile davacılardan ...'nın ve davalı idarenin istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı ... tarafından; dava konusu olay akabinde, tedaviler ve hava değişimleri sonrası "TSK da Görev Yapamaz." kararlı rapor üzerine, çalışma isteğinin kabul edilmediği ve birliğinden ilişiğinin kesildiği, vazife malulü olarak emekli olması ile çalışırken aldığı maaş ile emeklilik maaşı arasındaki fark nedeniyle maddi kayba uğradığının sabit olduğu, bu hususta ek rapor alınarak daha yüksek maddi tazminata hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI :Savunma verilmemiştir. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının temyize konu kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> MADDİ OLAY : <br> Dosyanın incelenmesinden; davacılardan ...'nın İstanbul ili, Hadımköy K.K.Loj. K.lığı Müht. K.lığı 11'inci Mühimmat Bl.K.lığında Bkm. Astsubay Kd. Bçvş. olarak görev yapmakta iken 25/03/2014 tarihinde yapılan imha işlemi sırasında, imhası yapılacak sevk barutunun alev alması sonucunda meydana gelen patlamada ağır yaralandığı, yaralanma sonrasında mühimmat imha görevinden alınarak farklı bir göreve getirildiği, davacı tarafından, maddi ve manevi zararlarının tazmini talebiyle 17/06/2015 tarihinde davalı idareye başvuruda bulunulduğu, başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine maddi ve manevi tazminat istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır.<br> İdare, kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.<br> İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.<br> 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun "Bedensel zarar" başlıklı 54. maddesinde, bedensel zararların; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olduğu; "Belirlenmesi" başlıklı 55. maddesinin 1. fıkrasında, destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararların, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanacağı, kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemelerin, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemeyeceği; zarar veya tazminattan indirilemeyeceği, hesaplanan tazminatın, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamayacağı veya azaltılamayacağı; 2. fıkrasında, bu Kanun hükümlerinin, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanacağı hükümlerine yer verilmiştir.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> Uyuşmazlıkta; davacının görevini ifa etmekte iken 25/03/2014 tarihinde meydana gelen patlama sonucu yaralandığı, tedavi sonrasında görev yeri değiştirilerek çalışmaya devam ettiği, olay neticesinde GATA Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 18/10/2016 tarihli raporunda; davacının meslekte kazanma gücü kaybının %43 olarak belirlendiği, dava devam ederken 19/04/2018 tarihi itibarıyla vazife malulü olarak emekliye ayrıldığı ve vazife malullüğü aylığı bağlandığı, davacının dava dilekçesinde gelir kaybına ilişkin zararını da istediği, dava açıldığı esnada görevinde olan davacının dava devam ederken vazife malulü olarak emekliye ayrıldığı hususları dikkate alındığında davacının durumunda meydana gelen değişiklik dikkate alınarak somut verilere göre maddi tazminatın hesaplanması gerektiği, davacının dava dilekçesinde kazanç kaybına ilişkin talebinin bulunduğu da göz önüne alındığında vazife malulü olarak emekliye sevk edilmesi nedeniyle oluştuğu ileri sürülen zararın tazmini isteminin davanın genişletilmesi ve değiştirilmesi kapsamında bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.<br> Buna göre; davacının maddi tazminat talebi somut durumuna göre hesaplanmalıdır.<br> 1) Dava konusu uyuşmazlığın davacının kazanç kaybı yönünden incelenmesi:<br> Davacının uğradığını iddia ettiği maddi zararın kazanç kaybına ilişkin kısmının aşağıda belirtilen şekilde bilirkişi tarafından yeniden hesaplanması gerekmektedir. <br> Olay tarihi olan 25/03/2014 ile davacının çalışmaya devam ettiği 19/04/2018 tarihleri arasında; davacı görev yeri değiştirilerek çalışmaya devam ettiğinden, görev yeri değişikliği sebebiyle gelir kaybının bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla söz konusu tarihler arasında davacının almış olduğu maaş ile önceki görevinde çalışmaya devam etmiş olsaydı alacağı maaş arasında fark bulunup bulunmadığı tespit edilerek bu dönem için maaşında azalma olduğunun tespit edilmesi halinde buna göre tazminata hükmedilmesi gerekmektedir.<br> Davacının vazife malulu olarak emekliye ayrıldığı 19/04/2018 tarihinden itibaren ise;<br>Aktif dönemde işlemiş dönem zararı, Mahkemece verilecek ara kararı tarihi itibarıyla davacının emsali kamu görevlisinin almakta olduğu görev aylıklarının aylar itibarıyla dökümünün davalı idareden istenilmesi, yine aynı tarih itibarıyla davacının almakta olduğu vazife malullüğü aylıklarının aylar itibarıyla dökümünün Sosyal Güvenlik Kurumundan istenilmesi, gelen cevaplara göre görev aylığı ile vazife malullüğü aylığı karşılaştırılarak aradaki farkın, davacının aktif dönemde işlemiş dönem zararı olduğu kabul edilmelidir. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin hesaplanmayacağı da dikkate alınmalıdır.<br>Aktif dönemde işleyecek dönem zararı, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihten, davacının yasal emeklilik yaşını tamamladığı/tamamlayacağı tarihi kapsayan döneme ilişkin zararı ifade etmektedir. Bu dönemde davacının zararı, emsalinin almış olduğu görev aylıkları ile bu dönem içerisinde de almaya devam ettiği vazife malullüğü aylıkları dikkate alınmak suretiyle, işlemiş dönem zararının hesaplanmasındaki yöntemle (görev aylığı ile vazife malullüğü aylığı arasındaki fark zarar olarak kabul edilmek suretiyle) hesaplanmalıdır. İşlemiş dönem zararından farklı olarak, bu dönemdeki zararın hesabında, her iki aylıkta meydana gelen artışlar ile zararın peşin sermaye değerinin dikkate alınması gerekmektedir. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir. <br>Pasif dönemdeki zararı, davacının yasal emeklilik yaşını tamamladığı tarih ile muhtemel ömrünün sonuna kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemdeki zarar, Mahkemece ara kararının verildiği tarih itibarıyla davacı yasal emekli olma koşullarına sahip olsaydı bağlanabilecek emekli aylığının tutarı Sosyal Güvenlik Kurumuna sorularak gelen cevaba göre, emekli aylığı ile bu dönemde de almaya devam edeceği vazife malullüğü aylığı arasında aylar itibarıyla oluşan farkın peşin sermaye değeri kadar olmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerlerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontaya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir.<br> Davacının muhtemel ömrü ülkemize özgü olan ve güncel verilere göre hazırlanan TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenmelidir.<br>Ayrıca, davacı kamu görevlisi olduğundan, geliri maaş katsayısına bağlı olarak belirli dönemlerde artmaktadır. Zararın tespitinde, yeniden düzenlenecek rapor tarihine kadar, gelirde meydana gelen artışların da dikkate alınması gerekir. Başka bir ifadeyle, davanın görülmesi sırasında maaşında bir artış meydana gelmiş ise, bu yeni maaşa göre hesaplama yapılmalıdır. <br>Öte yandan, davacıya ilgili kanunlar uyarınca başkaca herhangi bir ödeme yapıldığının tespit edilmesi halinde, bu ödemenin de Borçlar Kanunu'nun 55. maddesi kapsamında değerlendirilerek tazminat hesabının yapılması, yarar olarak değerlendirilmesi halinde rapor tarihindeki güncel değerinin hesaplanarak zarar tutarından indirilmesi gerektiği açıktır.<br> Bu kapsamda, 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun uyarınca nakdi tazminat ve 5434 sayılı Kanun'un Ek 79. maddesi kapsamında tütün ikramiyesi ödenip ödenmediği araştırılarak şayet ödenmiş ise olay nedeniyle sağlanan yarar olduğu kabul edilerek, hesaplanan maddi zarar tutarından, rapor tarihinde yasal faiz uygulanmak suretiyle güncellenecek değerlerinin düşülmesi gerekmektedir.<br>Bu durumda, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının gelir kaybından kaynaklanan maddi zararlarının bilirkişi marifetiyle hesaplanması suretiyle bu konuda yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.<br>2) Dava konusu olay nedeniyle davacının uğradığı güç kaybı (efor) zararı yönünden yapılan inceleme: <br> Tazminat hukukunda, çağın gereklerine uygun olarak geliştirilen içtihatlarla, kişinin uğramış olduğu kalıcı bedensel sakatlığının sebep olduğu iş gücü kaybının mevcut işini yürütmesine engel olup / olmadığına bakılmaksızın gelirinde ve mal varlığında bir eksilme olmamış olsa dahi günlük faaliyetlerini ve işini eskisine ve emsallerine göre daha fazla efor sarf ederek gerçekleştireceği kabulünden hareketle "güç (efor) kaybı tazminatı" olarak adlandırılan tazminatın ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bedensel kayba uğrayan kişinin günlük yaşamını sürdürebilmesi ve işini yapabilmesi için zarardan önceki durumuna ve diğer kişilere göre daha fazla bir güç (efor) sarf ettiği gerçeğinden hareket edilerek zararı, bir anlamda, bu "fazladan sarf edilen gücün" oluşturduğu esası benimsenmiştir. Bu doğrultuda, idari faaliyetlerin neden ve etkisiyle kamu görevlilerinin veya diğer kişilerin güç (efor) kaybına dayanan maddi zararının idare hukukunun ilke ve kuralları uyarınca idarece tazmin edilmesi gerektiği hususunda bir duraksama bulunmamaktadır.<br> İdare hukuku ilkelerine göre maddi zarar; idari işlem veya eylem nedeniyle kişinin mal varlığının (patrimuanın) aktifinde meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zarar ile elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan toplam zarar olup; bedensel nitelikteki maddi zarar ise, kişinin sağlığına kavuşmak için yaptığı tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalması ya da yok olması nedeniyle elde edeceği gelirde meydana gelen azalmayı ifade etmektedir.<br>Dava konusu olay neticesinde GATA Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 18/10/2016 tarihli raporunda, meslekte kazanma gücü kaybı %43 olarak belirlenen davacının günlük yaşamını ve işini daha fazla güç (efor) sarf ederek sürdüreceği, bu fazladan sarf edilen efordan kaynaklanan maddi zararının en fazla net asgari ücret tutarı kadar olacağı, Dairemizin içtihatlarıyla kabul edilmiş bulunmaktadır.<br>Buna göre, davacının aktif dönemdeki, (olay tarihinden yasal olarak emekliye ayrılacağı tarihe kadar olan dönemdeki) maddi zararının, 2022 yılına kadar asgari geçim indirimi (AGİ dahil) net asgari ücrete meslekte kazanma gücü kaybı oranı uygulanmak suretiyle hesaplanması gerekmektedir.<br>Ayrıca, güç (efor) kaybına dayanan maddi tazminatın hesabında, davacının yasal olarak emekliye ayrılacağı tarihten TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenen muhtemel bakiye yaşam süresinin sonuna kadar geçen pasif devrede de, bedensel kaybı nedeniyle daha fazla efor sarf ederek yaşamını devam ettirmesi söz konusu olacağından, pasif dönem zararının da aynı usulle ( AGİ hariç net asgari ücret tutarına meslekte kazanma gücü kayıp oranının uygulanması suretiyle) hesaplanması gerekmektedir. <br> Aktif dönemin işleyecek devre zararı ile pasif dönem zararı hesaplanırken, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihte bilinen net asgari ücret miktarı her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle belirlenmelidir. <br> Ayrıca, yukarıda "gelir kaybı" bölümünde yapılacak denkleştirme (yarar-zarar hesabı) sonucu davacının halen yararının bulunması halinde, kalan yarar tutarının, ilgilinin efor kaybı zararından indirilerek denkleştirme yapılması ve ortaya çıkacak sonuca göre efor kaybı zararının tazminine karar verilmesi gerekmektedir.<br> Öte yandan; davacının temyiz dilekçesinde sadece gelir kaybı yönünden temyiz incelemesi yapılmasını istediği anlaşıldığından hesaplanacak efor kaybı tazminatının İdare Mahkemesi kararında hükmedilen efor tazminatını geçemeyeceği; davalı idare tarafından temyiz isteminde bulunulmadığı dikkate alındığında da aleyhe bozma yasağı gereğince davacı lehine yeniden hükmedilecek maddi tazminatın İdare Mahkemesince ilk hükmedilen tutarın altında olamayacağı açıktır.<br> Mahkeme tarafından, bozma kararı üzerine yeniden karar verileceğinden hükmedilecek tutara işletilecek yasal faizin başlangıç tarihine ilişkin olarak artırılan miktar açısından da idareye başvuru tarihinin esas alınması gerektiği tabiidir.<br> Bu itibarla, davacının maddi tazminat isteminin yeniden hesaplanarak buna göre karar verilmesi gerekirken maddi tazminat isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin kısmen reddine ilişkin kısmına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun açıklama ile reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br> <br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının temyize konu maddi tazminata yönelik kısmının BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 18/10/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. </font></p></body></html>
emekli