<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2021/3382 E.  ,  2023/6653 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE <br>Esas No : 2021/3382<br>Karar No : 2023/6653 <br><br>KARARIN DÜZELTİLMESİNİ <br>İSTEYEN (DAVACI) : …<br><br>KARARIN DÜZELTİLMESİNİ <br>İSTEYEN (DAVALI) : … Genel Müdürlüğü / …<br>VEKİLİ : Av. …<br><br>İSTEMLERİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının düzeltilerek onanmasına dair Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2020 tarih ve E:2015/2172, K:2020/7216 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacı tarafından; İstanbul … İlçe Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapmakta iken, 15/06/2012 tarihinde resmi üniforma ile görevli olduğu polis merkezine giderken terör örgütü mensubunca düzenlenen silahlı saldırı sonucu aracında yaralandığından bahisle uğradığı ileri sürülen zararlara karşılık fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 20.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; olayın vuku buluş şekli ve davacının sakatlanan elinin bundan sonraki yaşamı üzerindeki neticeleri, bu nedenle duyduğu elem ve ızdırabın karşılığı olarak sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacak düzeyde davacı lehine 40.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği, kamu görevlisi olan davacının, idari faaliyet ile uygun nedensellik bağı kurulabilen ve yürüttüğü kamu hizmetinin neden ve etkisiyle sakat kalması sonucunda, davacı tarafından uğranılan özel ve olağandışı zararın, hizmetten yararlanan topluma pay edilmesi esasına dayalı olan kusursuz sorumluluk ilkesine göre tazmin edilmesi gerektiği, söz konusu silahlı saldırı nedeniyle davacıya 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun uyarınca … tarih ve … sayılı nakdi tazminat komisyonu kararı ile 14.029,00 TL ödeme yapıldığı ve tedavi giderlerinin kurum tarafından karşılandığı, davacının maaşında hiçbir eksilme olmadan ve fazla efor sarf etmeden idari polis olarak çalışabilmesi de dikkate alındığında, maddi tazminat talebinin yerinde olmadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile 40.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 29/07/2013 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin ise reddine karar verilmiştir. <br> Daire kararının özeti: Tarafların temyiz başvurusu üzerine Danıştay Onuncu Dairesince, temyize konu karar hukuk ve usule uygun bulunmuş ve kararın, reddedilen maddi tazminat nedeniyle davalı idare lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.<br><br>KARAR DÜZELTME <br>TALEP_EDENLERİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacıya 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun uyarınca yapılan ödemenin manevi tazminat olarak kabulü gerektiği, davacının zararlarının karşılandığı, idari polis olarak çalışmaya devam ettiği, bu haliyle karşılanmamış bir zarar bulunmadığından davanın reddi ile lehine avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.<br>Davacı tarafından, kabul edilen tazminat miktarına olay tarihinden itibaren faiz uygulanması gerektiği, idari polis olarak çalışırken fazla efor sarf ettiği, buna ilişkin bir hesaplama yapılmadığı, oluşan zararlarının karşılanmadığı ve idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>TARAFLARIN_SAVUNMALARI: Savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: …<br>DÜŞÜNCESİ : Davacının kararın düzeltmesi isteminin kabulü ile mahkeme kararının maddi tazminatın reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: <br><br> Davalı İdarenin Karar Düzeltme İsteminin İncelenmesi: <br> Danıştay dava daireleri ile İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarının temyiz üzerine verilen kararları hakkında, ancak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmaya devam edilen) 54. maddesinde yazılı nedenlerle kararın düzeltilmesi istenebilir. Davalı idarenin kararın düzeltilmesi dilekçesinde öne sürülen hususlar ise, anılan maddede yazılı nedenlerden hiçbirine uymamaktadır. <br> Davacının Karar Düzeltme İsteminin İncelenmesi:<br>Davacının kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2020 tarih ve E:2015/2172, K:2020/7216 sayılı kararının davacının temyiz isteminin esastan reddine ilişkin kısmı kaldırılarak davacının temyiz istemi yeniden incelendi:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> MADDİ OLAY : <br> Davacı tarafından; İstanbul … ilçe Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapmakta iken, 15/06/2012 tarihinde resmi elbiseli olarak özel aracı ile görevli olduğu polis merkezine giderken bir bankanın ATM cihazından para çekip aracına bindiği sırada terör örgütü mensubu kişinin silahla ateş etmesi sonucunda ağır yaralandığı, Bakırköy Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen 04/09/2012 tarihli Özürlü Sağlık Kurulu Raporunda özür durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranının %65 olduğunun belirtildiği, davalı idarece 2330 sayılı Kanun uyarınca 14.029,00 TL nakdi tazminat ödendiği, bunun üzerine davacı tarafından 29/07/2013 tarihli dilekçe ile davalı idareden maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulduğu, söz konusu başvurunun 17/09/2013 tarih ve 157077 sayılı işlem ile reddi üzerine, terör örgütü mensubunca düzenlenen silahlı saldırı sonucu yaralandığından bahisle, kusursuz sorumluluk ilkesi gereği fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 20.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br> Temyize Konu Kararın Manevi Tazminata İlişkin Kısmının İncelenmesi:<br> İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br> Temyizen incelenen kararın, manevi tazminat isteminin kısmen reddine, kabul edilen manevi tazminat miktarına idareye başvuru tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine ve davalı aleyhine reddedilen manevi tazminat nedeniyle hükmedilen vekalet ücretine ilişkin kısımları usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br> Temyize Konu Kararın Maddi Tazminata İlişkin Kısmının İncelenmesi: <br><br> İLGİLİ MEVZUAT: <br> Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.<br>İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.<br>Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür. Bu bağlamda, kamu görevlilerinin görevini yaparken, görevi nedeniyle uğramış olduğu zararların da kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerekmektedir.<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." hükmü düzenlenmiştir. <br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Mahkeme kararında da belirtildiği üzere, davacı, maaşında hiçbir eksilme olmaksızın idari polis olarak çalışmaya devam ettiğinden ve aktif dönemde almakta olduğu aylığına emsaline uygulanan maaş artışları yansıtılıp pasif dönem emekli aylığında da hak kaybına uğraması söz konusu olmayacağından, davacının gelir kaybından kaynaklanan maddi bir zararı bulunmamaktadır.<br> Bununla birlikte, tazminat hukukunda çağın gereklerine uygun olarak geliştirilen içtihatlarla, kişinin uğramış olduğu kalıcı bedensel sakatlığının sebep olduğu iş gücü kaybının mevcut işini yürütmesine engel olup olmadığına bakılmaksızın gelirinde ve mal varlığında bir eksilme olmamış olsa dahi günlük faaliyetlerini ve işini eskisine ve emsallerine göre daha fazla efor sarf ederek gerçekleştireceği kabulünden hareketle "güç (efor) kaybı tazminatı" olarak adlandırılan tazminatın ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bedensel kayba uğrayan kişinin günlük yaşamını sürdürebilmesi ve işini yapabilmesi için zarardan önceki durumuna ve diğer kişilere göre daha fazla bir güç (efor) sarf ettiği gerçeğinden hareket edilerek zararı, bir anlamda, bu "fazladan sarf edilen gücün" oluşturduğu esası benimsenmiştir. Bu doğrultuda, idari faaliyetlerin neden ve etkisiyle kamu görevlilerinin veya diğer kişilerin güç (efor) kaybına dayanan maddi zararının idare hukukunun ilke ve kuralları uyarınca idarece tazmin edilmesi gerektiği hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır.<br> İdare hukuku ilkelerine göre maddi zarar; idari işlem veya eylem nedeniyle kişinin mal varlığının (patrimuanın) aktifinde meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zarar ile elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan toplam zarar olup; bedensel nitelikteki maddi zarar ise, kişinin sağlığına kavuşmak için yaptığı tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalması ya da yok olması nedeniyle elde edeceği gelirde meydana gelen azalmayı ifade etmektedir.<br>Bakılan davada, dava konusu olay neticesinde yaralanan ve idari polis olarak çalışmaya devam eden davacının, Bakırköy Eğitim ve Araştırma Hastanesinden aldığı 04/09/2012 tarih ve 7947 sayılı raporda %65 oranında özür durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybına uğradığının ve raporun bir (1) yıl süreyle geçerli olduğunun belirtildiği görülmektedir.<br> Mahkemece, anılan raporun bir yıl süreli olduğu dikkate alındığında davacının dava konusu olay sebebiyle sürekli maluliyetinin bulunup bulunmadığı, bulunmakta ise sürekli maluliyet oranının tespit edilmesi için 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne göre, yine bu Yönetmelikte belirtilen sağlık hizmeti sunucularından sağlık raporu alınması ve tazminat hesabının güncel maluliyet oranına göre yapılması gerekmektedir.<br> Bu doğrultuda, davacının güç (efor) kaybından doğan zararı;<br> Aktif dönemde, zarara uğranılan tarihten itibaren yasal emeklilik yaşının sonuna kadar asgari geçim indirimi (AGİ) dahil net asgari ücrete (2022 yılına kadar AGİ dahil, 2022 yılından sonra AGİ hariç olmak üzere) yukarıda anılan Yönetmeliğe göre yeniden alınacak rapor ile belirlenecek çalışma gücü kaybı oranının uygulanması; pasif dönemde ise, davacının emeklilik yaşını ikmalinden TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenen muhtemel yaşam süresinin sonuna kadar geçecek süre için -bir çalışmanın karşılığı olmaması nedeniyle- AGİ hariç net asgari ücrete yine çalışma gücü kaybı oranının uygulanması suretiyle ortaya çıkacak miktarlar toplanarak hesaplanmalıdır.<br>Söz konusu hesaplamada, gelecek yılların asgari ücretlerinin bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihte bilinen net asgari ücret miktarının her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle belirlenmesi gerekmektedir.<br> Ayrıca davacıya olay nedeniyle ödenen nakdi tazminatın yasal faiz uygulanarak güncellenmiş tutarı yarar kabul edilmek suretiyle denkleştirme (yarar- zarar hesabı) yapılması gerektiği de açıktır.<br> Bu durumda, İdare Mahkemesince, davacının sürekli güncel maluliyet (çalışma / iş gücü kaybı) oranının tespiti amacıyla rapor alınması, alınacak raporda davacının sürekli maluliyetinin olduğunun belirlenmesi durumunda bu rapora ve yukarıda belirtilen esaslara göre bilirkişi incelemesi yaptırılarak maddi tazminat miktarının tespit edilerek ödenmesine karar verilmesi gerektiğinden İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davalı idarenin karar düzeltme isteminin REDDİNE,<br>2. Davacının temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE<br>3. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının manevi tazminat isteminin kısmen reddine, kabul edilen manevi tazminat miktarına işletilecek yasal faizin başlangıç tarihine ve reddedilen manevi tazminat nedeniyle davalı idare lehine hükmedilen vekalet ücretine ilişkin kısımlarının ONANMASINA, maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA,<br>4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 08/11/2023 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>

emekli