<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2019/479 E.  ,  2023/7643 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>BEŞİNCİ DAİRE <br>Esas No : 2019/479<br>Karar No : 2023/7643 <br><br>DAVACI : …<br>VEKİLİ : Av. …<br> <br>DAVALI : … / …<br>VEKİLİ : Av. …<br> <br>DAVANIN KONUSU : Uşak Hâkimi olarak görev yapmakta iken ... tarih ve ... sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olan davacı tarafından, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile yine aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararına karşı yapılan itirazın reddine dair Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI : Soruşturma konusu olay tarihinde … (kapatılan) ... Ağır Ceza Mahkemesi (CMK 250. madde ile görevli) Üyesi olarak görev yaptığı ve nöbetçi hâkim olarak belirlendiği, disiplin cezasına konu olarak karar vermiş olduğu evrakın önüne neden bir süre işlemsiz kalarak gecikmeli geldiğini bilemediği, bunun sorumluluğunun kendisinde olmadığı, kalem denetiminden Mahkeme Başkanının sorumlu olduğu, önüne gelen itiraz dilekçesini daha sonra ilgili hakkında verilen tutukluluk halinin devamına ilişkin kararları etkilememek ve hak kaybı olmaması adına tahliye talebi olarak değerlendirerek karar verdiği, aksi halde dahi takdir yetkisinde yanılma halinin söz konusu olduğu, kesinlikle kasıtlı ve art niyetli bir düşünce ile karar vermediği, dava konusu kararların gerekçeden yoksun olduğu, hakkında isnat edilen suçlamalara ilişkin delil sunulamadığı, masumiyet karinesinin ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, örgüt talimatı ile karar vermesinin mümkün olmadığı, disiplin cezasını gerektirecek herhangi bir davranışının bulunmadığı, yalnızca takdir yetkisinin kullanımında yanılmanın söz konusu olabileceği belirtilerek, dava konusu kararların hukuka aykırı oldukları ve iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>DAVALININ SAVUNMASI : Davacının yargısal görevi ve verdiği yargısal karar nedeni ile cezalandırılmadığı, bilakis, yargı yetkisini mevzuat ve hukuk çerçevesinde kullanması gerekirken, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak veya irtibatı nedeniyle yargı yetkisini kötüye kullanarak mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak şekilde davranışta bulunması nedeniyle cezalandırıldığı, nitekim davacının … tarihli ve … sayılı HSK Genel Kurulu kararıyla FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olduğu tespit edilerek 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi kapsamında meslekten çıkarılmasına karar verildiği, ayrıca, görevi kötüye kullanma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından Yargıtay ... Ceza Dairesinin E:… sayılı dosyasında yargılamasının devam etmekte olduğu, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçek anlamda gerçekleştirmeleri kadar, gerçekleştirildiğini görüntü olarak da sağlamaları, özellikle yargı mesleğinin onuru ile uyumlu davranmaları ve mesleğin prestijini kendi veya herhangi bir kimse lehine kullanmamaları ve kullandırmamaları gerektiği, hâkimin görevini tarafsız, önyargısız ve kayırmacı olmaksızın yerine getirmesi, görevini yerine getirirken veya özel yaşamında, tarafların ve toplumun güvenini sağlayıcı ve artırıcı davranışlarda bulunması, önüne gelen veya gelebilecek konu veya kişiler hakkında adil yargılanma kuralına zarar verebilecek davranışlardan kaçınması gerektiği, bu kapsamda davacının eylemlerinin niteliği, ağırlığı, yoğunluğu ve mesleki ve etik değerler karşısındaki durumu dikkate alındığında mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu belirtilerek, davacının sübuta eren eylemleri nedeniyle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69 uncu maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı ve davanın reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NUN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ : Davacı tarafından 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69'uncu maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin … tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile yine aynı Kurulun … tarih ve ... sayılı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin karara yapılan itirazın reddine dair Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.<br>2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 520 sayılı Yasanın 4. maddesiyle değişik 69.maddesinin 1. fıkrasında "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.", 4. fıkrasında, "Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.", son fıkrasında da, "Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükümlerine yer verilmiştir.<br>Davaya konu Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesi … tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile, … sayılı kararı ile FETÖ/PDY örgütü ile irtibat ve iltisakı bulunduğu gerekçesiyle meslekten çıkarılan Uşak eski Hâkimi ...’in; "Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından FETÖ/PDY’nin kurucusu ve lideri Fetullah Gülen’in de aralarında olduğu yetmiş üç örgüt yöneticisi hakkında silahlı terör örgütü kurma ve yönetme, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs, siyasi ve askeri casusluk yapma, zimmet, nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi, kişisel verileri hukuka aykırı olarak başkasına verme, yayma, ele geçirme suçlarını işledikleri iddiasıyla düzenlenen ve kamuoyunda “Çatı İddianame” olarak anılan … gün ve … soruşturma, … esas sayılı iddianamenin “Örgütün Faaliyetleri” başlığı altında “…1-) Fetullahçı Terör Örgütünü Deşifre Eden Hanefi Avcı’yı Tutuklayıp Yargılamak…” şeklinde yer verilen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK’nın 250. Maddesi İle Yetkili Bölümü) … sayılı soruşturma dosyasında; <br>"... Ağır Ceza Mahkemesi (CMK’nın 250. Maddesi İle Görevli) Nöbetçi Hâkimliğinin … gün ve … soruşturma, … sorgu sayılı karar ile terör örgütü ve mensuplarına bilerek ve isteyerek yardım etmek, soruşturma dosyasının gizliliğini ihlal, yargı görevini yapanları etkileme, terörle mücadelede görev alan kişileri hedef gösterme suçlarından tutuklanan ...’nın, … kapatılan ... Ağır Ceza Mahkemesi (CMK’nın 250. Maddesi İle Görevli) Nöbetçi Hâkimince verilen … gün ve … soruşturma, … değişik iş sayılı tutukluluk hâlinin devamına ilişkin 09.11.2010 tarihinde tebliğ edilen karara 10.11.2010 tarihli dilekçe ile yaptığı itirazın İnfaz Kurumunun 11.11.2010 tarihli üst yazısı ekinde aynı gün mahkemeye UYAP sisteminden elektronik imzayla iletilmesi üzerine, <br>a) ... Ağır Ceza Mahkemesi (CMK’nın 250. Maddesi İle Görevli) Üye Hâkimi iken, aynı yer 10. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı’na atanması nedeniyle 15.12.2010 tarihinde eski görevinden ayrıldığı halde, aynı gün tutukluluk hâlinin değerlendirmesi kararına imza attığı, <br>b) Yerinde görmediği itirazı en çok üç gün içinde itirazı incelemeye yetkili olan mercie göndermek yerine … tarihli ve … değişik iş sayılı kararla, itiraz dilekçesinin tahliye talebine ilişkin olduğunu belirterek, tahliye talebinin reddine karar verdiğinin tespit edildiği, bu şekilde mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte eylemlerde bulunduğu" hususlarının belirtildiği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunun düzenlediği … gün ve … soruşturma, … esas sayılı iddianamede; ...’nın Devrimci Karargah Soruşturması olarak anılan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK’nın 250. Maddesi İle Yetkili Bölümü) … sayılı soruşturma dosyasına şüpheli olarak dahil edilmesi, tutuklanması, hakkında kamu davası açılması eylemleri örgütün faaliyeti olarak sayıldığı gibi Ergenekon, Balyoz, Poyrazköy, İstanbul Askeri Casusluk, İzmir Askeri Casusluk, Erzincan, Hrant Dink, Tahşiye vb. kamuoyunda kumpas davaları olarak adlandırılan davaların da örgütün faaliyeti olarak gösterildiği, ...’in; 13.08.2008 - 15.12.2010 tarihleri arasında … (kapatılan) ... Ağır Ceza Mahkemesi (CMK’nın 250. Maddesi İle Görevli) Üyesi, 15/12/2010 - 28/01/2014 tarihleri arasında İstanbul (kapatılan) 10. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK’nın 250. Maddesi İle Görevli) Başkanı olarak görev yaptığı, Balyoz davasının görüldüğü mahkeme heyetine başkanlık ettiğinin tespit edildiği, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda yer konuya ilişkin düzenlemeler ve Bangalor Yargı Etiği İlkeleri ve belirtilen açıklamalar ışığında olay değerlendirildiğinde; ...'nın tutuklanması ve yargılanmasının FETÖ/PDY'nin örgüt faaliyetleri kapsamında olduğu, ilgili ...'in ... hakkında bahsedilen ve sübuta eren eylemlerinin de FETÖ/PDY'nin amaçları doğrultusunda gerçekleştirildiğinin tüm dosya kapsamından anlaşıldığı, ilgili hakkındaki iddiaların doğrulandığı gerekçesiyle ilgilinin bu şekilde sabit görülen eylemleri mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğünden; adı geçenin 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69'uncu maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu karara ilgili tarafından yapılan yeniden inceleme talebi Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarihli ve ... sayılı kararıyla reddedildiği, bu karara karşı verilen itiraz talebinin Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu'nca ... tarihinde incelenerek verilen ... sayılı kararla reddedildiği anlaşılmaktadır.<br>Hâkimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerektiği, toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebinin, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenden de kaynaklandığı, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçekleştirdikleri kadar bunu görüntü olarak da sağlamalarının icap ettiği, yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılı olduğu, hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarları olduğu, bu mesleğin saygınlığı ve onuru hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade ettiği, Hukuk Devletinin, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve saygınlığını korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumlu olduğu, bu nedenle, yasa koyucunun, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından, meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.<br> Kurulun 2006 yılında kabul ettiği Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçek anlamda gerçekleştirdikleri kadar, gerçekleştirildiğini görüntü olarak da sağlamaları, kendilerinden sadır olan tüm etkinliklerde yakışıksız ve yakışık almayan görüntü içerisinde olmaktan kaçınmaları, özellikle yargı mesleğinin onuru ile uyumlu davranmaları ve mesleğin prestijini kendi veya herhangi bir kimse lehine kullanmamaları ve kullandırmamaları gerektiği belirtilmiştir.<br>Dava dosyası ile davacının meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun … tarihli ve … sayılı kararının iptali istemiyle açtığı Danıştay Beşinci Dairesinin E:… sayılı dosyasının içeriğinden; henüz kesinleşmemiş olmakla birlikte davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçuyla açılan kamu davasında ... Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılamada, verilen … tarih ve E:.., K.. sayılı kararla; suçu sabit görülerek 13 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedildiği, davacının yargı erkinin etkin konumlarının örgüt mensupları tarafından ele geçirilmeye başlandığı dönemde Yargıtay Tetkik Hakimi iken İstanbul'a atandığı ve kamuoyunda Ergenekon davası olarak bilinen davanın görüldüğü CMK250. maddesi özel yetkili ... Ağır Ceza Mahkemesinde üye olarak görevlendirildiği, sonrasında 17/10/2010 tarihinde yapılan HSYK seçimleri sonucu oluşan HSYK tarafından Balyoz davası olarak bilinen davaya bakan İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesine başkan olarak atandığı, davacının özel yetkili Ağır Ceza Mahkemelerde görev yaptığı dönemlerde TSK içinde ülke savunması için stratejik öneme sahip komutanlıkların FETÖ tarafından ele geçirilmesi amacıyla bu komutanların tasfiyesine yönelik kamuoyunda Ergenekon, Balyoz, Usulsüz Dinleme, Poyrazköy ve Askeri Casusluk adlarıyla bilinen dosyalarda soruşturma veya kovuşturma işlemlerinde verilen kararlara iştirak ettiği anlaşıldığından, davacıya disiplin cezası verilmesine neden olan ... ile ilgili dosyada kamuoyunda Ergenekon, Balyoz, Usulsüz Dinleme, Poyrazköy ve Askeri Casusluk adlarıyla bilinen dosyalarda soruşturma veya kovuşturma işlemlerinde verilen kararlara iştirak ettiği anlaşıldığından, ... ile ilgili dosyada davacı tarafından verilen anılan değişik iş sayılı kararların, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda yer alan konuya ilişkin maddelerdeki düzenlemelere aykırı olarak anılan örgütün hedefinin gerçekleştirilmesine katkıda bulunmak amacıyla verildiği sonucuna ulaşılmaktadır.<br>Bu durumda davacının anılan değişik iş sayılı kararlardaki tutumu, mesleğin şeref ve onurunu bozan ve mesleğe olan genel saygı ve güveni giderecek nitelikte olduğu açık olduğundan, davacının 2802 sayılı Yasanın 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarılması yolunda verilen disiplin cezasına ilişkin HSK ... Dairesinin … tarih ve E:..., K:... sayılı kararında ve bu kararın yeniden incelemesi talebinin reddine ilişkin HSK ... Dairesinin ... tarihli ve ... sayılı kararına yapılan itirazın reddine dair HSK Genel Kurulu'nca verilen ... tarih ve ... sayılı kararda hukuka aykırılık görülmemiştir. <br> Belirtilen nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.<br> <br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:<br><br>MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :<br>Son olarak Uşak Hâkimi olarak görev yapmakta iken … tarih ve … sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olan davacı hakkında, ... Ağır Ceza Mahkemesi (CMK 250. madde ile görevli) Üye Hâkimi olarak görev yaptığı dönemde; "FETÖ/PDY adlı silahlı terör örgütünün Hükümet politikalarından duyduğu rahatsızlık nedeniyle; Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Hükümetini, gerek yurt içinde gerekse uluslararası platformda zor durumda bırakmak ve itibarsızlaştırmak için, haklarında daha evvel soruşturma raporları tanzim edilen bir kısım Hâkim ve Cumhuriyet savcıları, Emniyet Müdürlüğünde görevli bazı polis amir ve memurlarıyla fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek, ayrıca bu yapının kontrolündeki basın ve yayın kuruluşlarının da desteğini alarak, planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun parçası olarak, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırarak görevlerini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek suretiyle, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte hükümlülüğü gerektirir suçlar işledikleri, bu cümleden olarak, davacının;<br>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından FETÖ/PDY’nin kurucusu ve lideri Fetullah Gülen’in de aralarında olduğu yetmiş üç örgüt yöneticisi hakkında silahlı terör örgütü kurma ve yönetme, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs, siyasi ve askeri casusluk yapma, zimmet, nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi, kişisel verileri hukuka aykırı olarak başkasına verme, yayma, ele geçirme suçlarını işledikleri iddiasıyla düzenlenen ve kamuoyunda “Çatı İddianame” olarak anılan … gün ve … soruşturma, … esas sayılı iddianamenin “Örgütün Faaliyetleri” başlığı altında “…1-) Fetullahçı Terör Örgütünü Deşifre Eden ...’yı Tutuklayıp Yargılamak…” şeklinde yer verilen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK’nın 250. Maddesi İle Yetkili Bölümü) 2009/1868 sayılı soruşturma dosyasında;<br>… Ağır Ceza Mahkemesi (CMK’nın 250. Maddesi İle Görevli) Nöbetçi Hâkimliğinin … gün ve … soruşturma, … sorgu sayılı karar ile terör örgütü ve mensuplarına bilerek ve isteyerek yardım etmek, soruşturma dosyasının gizliliğini ihlal, yargı görevini yapanları etkileme, terörle mücadelede görev alan kişileri hedef gösterme suçlarından tutuklanan ...’nın, … kapatılan ... Ağır Ceza Mahkemesi (CMK’nın 250. Maddesi İle Görevli) Nöbetçi Hâkimince verilen … gün ve … soruşturma, 2010/707 değişik iş sayılı tutukluluk hâlinin devamına ilişkin -09.11.2010 tarihinde tebliğ edilen- karara 10.11.2010 tarihli dilekçe ile yaptığı itirazın İnfaz Kurumunun 11.11.2010 tarihli üst yazısı ekinde aynı gün mahkemeye UYAP sisteminden elektronik imzayla iletilmesi üzerine,<br>a) ... Ağır Ceza Mahkemesi (CMK’nın 250. Maddesi İle Görevli) Üye Hâkimi iken, aynı yer 10. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı’na atanması nedeniyle 15.12.2010 tarihinde eski görevinden ayrıldığı halde, aynı gün tutukluluk hâlinin değerlendirmesi kararına imza attığı,<br>b) Yerinde görmediği itirazı en çok üç gün içinde itirazı incelemeye yetkili olan mercie göndermek yerine … tarihli ve … değişik iş sayılı kararla, itiraz dilekçesinin tahliye talebine ilişkin olduğunu belirterek, tahliye talebinin reddine karar verdiği ve bu şekilde mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte eylemlerde bulunduğu" iddialarıyla disiplin soruşturmasına başlanılmıştır.<br> Düzenlenen 30/09/2016 tarihli soruşturma raporu ile davacının soruşturmaya konu fiilleri nedeniyle meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilmiş, anılan disiplin soruşturma raporunu değerlendiren Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile; "Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunun FETÖ/PDY’nin kurucusu ve sözde lideri Fetullah Gülen’in de aralarında olduğu yetmiş üç örgüt yöneticisi hakkında silahlı terör örgütü kurma ve yönetme, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs, siyasi ve askeri casusluk yapma, zimmet, nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi, kişisel verileri hukuka aykırı olarak başkasına verme, yayma, ele geçirme suçlarını işledikleri iddiasıyla düzenlediği … gün ve … soruşturma, … esas sayılı iddianamede; ...’nın Devrimci Karargah Soruşturması olarak anılan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK’nın 250. Maddesi İle Yetkili Bölümü) 2009/1868 sayılı soruşturma dosyasına şüpheli olarak dahil edilmesi, tutuklanması, hakkında kamu davası açılması eylemleri örgütün faaliyeti olarak sayıldığı gibi Ergenekon, Balyoz, Poyrazköy, İstanbul Askeri Casusluk, İzmir Askeri Casusluk, Erzincan, Hrant Dink, Tahşiye vb. kamuoyunda kumpas davaları olarak adlandırılan davaların da örgütün faaliyeti olarak gösterildiği,<br>… Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve … esas, … karar sayılı gerekçeli kararında (Ek:9/20-29) belirtildiği üzere Fetullahçı Terör Örgütünün 1990 yıllarından itibaren örgüt evlerinde yetişen elemanların hakim ve savcılığa yönlendirilmeye başlandığı, 2010 Anayasa değişikliğine kadar hakim ve savcılar üzerinde etkisi olan Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünde, Teftiş Kurulu Başkanlığında ve Ceza İşleri Genel Müdürlüğünde yoğun bir kadro oluşumuna gidildiği, müfettişler aracılığı ile örgüt elemanı olan Hakim Savcılara yüksek not verilerek emsalleri ile aralarında fark yaratıldığı, yine Ceza İşleri Genel Müdürlüğü aracılığı ile hakim savcılar hakkındaki şikayetin istenildiği şekilde sonuçlandırıldığı, ayrıca Personel Genel Müdürlüğü aracılığı ile dönemin HSYK üyelerinin düşünce yapısına uygun olarak üyeler ile örgüt elemanlarının irtibatı sağlanarak unvanlı atamaların yapıldığı, 2005 tarihinde yürürlüğe giren ve CMK m.250 ile kurulan Özel Yetkili Mahkeme hakim ve savcılarının özellikle örgüt üyeleri arasından gizlilik esasına uyularak atanmalarının sağlandığı, burada Devletin hiyerarşik yapısı dışında ayrı bir hiyerarşik yapı oluşturdukları, Devletin kamu gücünü kendi çıkarına kullanan örgütün hukuku, amacına araç haline getirdiği, emrindeki Hakim ve Savcıların hukuka ve vicdanına göre karar vermek yerine örgüt abilerinden, yöneticilerinden gelen emirleri uyguladığı, örgüt hiyerarşisinin devlet hiyerarşisini gölgeleyip kaldırdığı, örgütün taleplerine karşı gelen kişiler bir suç veya terör örgütü ile ilişkili gösterilmiş ve örgüt elindeki silahlı kamu gücünü kullanarak tutuklamalar yapıldığı,...<br>İlgili ...’in; 13.08.2008 - 15.12.2010 tarihleri arasında … (kapatılan) ... Ağır Ceza Mahkemesi (CMK’nın 250. Maddesi İle Görevli) Üyesi, 15/12/2010 - 28/01/2014 tarihleri arasında İstanbul (kapatılan) 10. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK’nın 250. Maddesi İle Görevli) Başkanı olarak görev yaptığı, Balyoz davasının görüldüğü mahkeme heyetine başkanlık ettiği tespit edilmiştir.<br>Tüm bu açıklamalar ışığında olay değerlendirildiğinde;<br>...’nın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK’nın 250. Maddesi İle Yetkili Bölümü) 2009/1868 soruşturma sayılı dosyasında; terör örgütü ve mensuplarına bilerek ve isteyerek yardım etmek, soruşturma dosyasının gizliliğini ihlal, yargı görevini yapanları etkileme, terörle mücadelede görev alan kişileri hedef gösterme suçlarından ... Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK’nın 250. Maddesi İle Görevli) … gün ve … soruşturma, … sorgu sayılı kararı ile tutuklandığı, talep üzerine ... Ağır Ceza Mahkemesi (CMK’nın 250. Maddesi İle Görevli) Nöbetçi Hâkiminin … gün ve … değişik iş sayılı kararı ile tutukluluk halinin devamına karar verildiği, 09.11.2010 tarihinde tebliğ edilen karara Ceza ve İnfaz Kurumu aracılığı ile 10.11.2010 tarihli dilekçeyle itiraz ettiği, Ceza ve İnfaz Kurumunun e-imza ile UYAP sisteminden gönderdiği 11.11.2010 tarihli üst yazı ekindeki itiraz dilekçesinin aynı gün mahkeme ekranına düştüğü, dilekçenin mahkemeye ulaştığı tarihte ... Ağır Ceza Mahkemesi Üye Hâkimi R.Ç.'nin nöbetçi olduğu, ...’nin 06/12.12.2010 tarihleri arasında nöbetçi olduğu, ... Ağır Ceza Mahkemesi Üye Hâkimi ...’nin, 10.12.2010 tarihinde havale ettiği itiraz dilekçesindeki hususları yerinde görürse kararını düzeltmesi, yerinde görmez ise en çok üç gün içinde itirazı incelemeye yetkili olan mercie göndermesi gerekmesine karşın, mevzuata ve uygulamaya açıkça aykırı şekilde dilekçeyi tahliye talebi olarak kabul ettiğini belirterek itirazın mahkemeye intikal ettiği tarihte nöbetçi olmadığı, şüphelinin salıverilme istemlerinin üç gün içerisinde karara bağlanması gerektiği, kararı onayladığı an itibarı ile müstemir yetkisinin bulunmadığı hususlarını göz ardı ederek, içerisinde çok sayıda maddi hata bulunan … tarih ve … değişik iş sayılı karar ile tutukluluk halinin devamına karar verdiği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından FETÖ/PDY’nin kurucusu ve sözde lideri Fetullah Gülen’in de aralarında olduğu yetmiş üç örgüt yöneticisi hakkında düzenlenen ve kamuoyunda “Çatı İddianame” olarak anılan … gün ve … soruşturma, … esas sayılı iddianamede “Örgütün Faaliyetleri” başlığı altında 1-) Fetullahçı Terör Örgütünü Deşifre Eden ...’yı Tutuklayıp Yargılamak…” şeklinde ifade edildiği üzere, ...'nın tutuklanması ve yargılanmasının FETÖ/PDY'nin örgüt faaliyetleri kapsamında olduğu, ilgili ...'nin ... hakkında bahsedilen ve sübuta eren eylemlerinin de FETÖ/PDY'nin amaçları doğrultusunda gerçekleştirildiğinin tüm dosya kapsamından anlaşıldığı" belirtilerek, davacının, söz konusu eyleminin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğundan bahisle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.<br>Davacının, meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebi Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile ve bu karara karşı yaptığı itiraz başvurusu da Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedilmiş, böylece davacı hakkında verilen meslekten çıkarma cezası kesinleşmiştir.<br>Nihayetinde, davacı tarafından meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile yine aynı Dairenin yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yaptığı itirazın reddine dair Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının hukuka aykırı oldukları iddialarıyla anılan kararların iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.<br>Bununla birlikte, dava konusu disiplin cezasına konu fiilleri nedeniyle verilen kovuşturma izni sonucunda davacı hakkında "görevi kötüye kullanma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlarından başlatılan ceza yargılamasının Yargıtay ... Ceza Dairesinin (ilk derece) E:… sayılı dosyasında devam ettiği anlaşılmıştır.<br>Diğer taraftan, davacının, Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi de aynı Kurul tarafından … tarih ve … sayılı kararla reddedilmiştir. Davacı tarafından, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı kararın iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı maddi haklarının ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın Dairemizin 01/04/2022 tarih ve E:2016/57652, K:2022/1666 sayılı kararı ile; "... davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği ..." gerekçesiyle reddedildiği ve anılan kararın temyiz incelemesinin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 2023/150 esas sayısına kayıtlı dava dosyasında devam ettiği anlaşılmıştır.<br>Öte yandan, UYAP kayıtları üzerinden yapılan incelemede, davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile "silahlı terör örgütüne üyelik (FETÖ/PDY)" suçundan 13 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… kararıyla esastan reddedildiği ve anılan kararın Yargıtay ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla bozulması üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda, … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla davacının yine 13 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediği görülmüştür.<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> İLGİLİ MEVZUAT:<br>2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun "Disiplin Cezaları" başlıklı 62. maddesinde, Hâkim ve Savcılara, sıfat ve görevleri gereklerine uymayan hal ve hareketlerinin tespit edilmesi üzerine durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre Hâkimler ve Savcılar Kurulunca, uyarma, aylıktan kesme, kınama, kademe ilerlemesini durdurma, derece yükselmesini durdurma, yer değiştirme ve meslekten çıkarma cezalarından birinin verileceği düzenlenmiştir.<br>Anılan Kanun'un dava konusu işlemin de dayanağı olan "Meslekten Çıkarma Cezası" başlıklı 69. maddesinde de;<br>"Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.<br>68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.<br>Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.<br>Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.<br>Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükümlerine yer verilmiştir.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Uyuşmazlıkta, davalı Hâkimler ve Savcılar Kurulunca, davacının disiplin cezasına konu olan eylemlerini FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile olan iltisak ve irtibatı kapsamında FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve hedefleri doğrultusunda gerçekleştirdiği belirtilerek dava konusu meslekten çıkarma cezasının verildiği görülmektedir.<br>Dairemizce, eski yargı mensuplarının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadıklarına ve meslekten çıkarılmalarına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca verilen kararlara karşı açtıkları davalarda verilen kararlarında da belirtildiği üzere; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir.<br> 1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!", “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıkmıştır.<br>Nihayetinde, FETÖ'nün, yıllar itibarıyla takiye (olduğundan farklı görünme) esasına dayanan uzun vadeli bir projenin aşamalarını izleyerek kurduğu strateji doğrultusunda, kamu kurumlarında ve yargı organlarında demokratik devlet düzeninden ayrıksı ve ona paralel şekilde teşkilatlanmak suretiyle ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü ve demokratik hukuk devletini tehdit edici, anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gösteren bir yapılanma hâline geldiği anlaşılmaktadır. Nitekim bu yapılanma tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi anayasal düzene, demokratik kurumlara ve bizatihi Türk Milletine karşı darbe teşebbüsünde bulunulmuştur.<br>Bu çerçevede dava konusu olay değerlendirildiğinde, Hâkim olarak görev yapmakta iken ... tarih ve ... sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olan davacının, disiplin soruşturmasına konu eylemlerini FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve hedefleri doğrultusunda örgütün talimatıyla gerçekleştirdiği ve söz konusu eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırıldığı görülmektedir.<br>Kararımızın "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" başlıklı kısmında da yer verildiği gibi, davacının, Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin de aynı Kurul tarafından ... tarih ve … sayılı kararla reddedildiği, bunun üzerine davacı tarafından, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararın iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı maddi haklarının ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın Dairemizin 01/04/2022 tarih ve E:2016/57652, K:2022/1666 sayılı kararı ile; "... davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği ..." gerekçesiyle reddedildiği ve anılan kararın temyiz incelemesinin hali hazırda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 2023/150 esas sayısına kayıtlı dava dosyasında devam ettiği anlaşılmıştır.<br>Ayrıca, davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:.., K:… sayılı kararı ile "silahlı terör örgütüne üyelik (FETÖ/PDY)" suçundan 13 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… kararıyla esastan reddedildiği ve anılan kararın Yargıtay ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla bozulması üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda, … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:2022/1103 sayılı kararıyla davacının yine 13 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmış, UYAP sistemi üzerinden yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediği görülmüştür.<br>Öte yandan, Kararımızın "İlgili Mevzuat" başlıklı kısmında yer verildiği üzere 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrasına göre, suç teşkil etmeyen ve hükümlülüğü gerektirmeyen fiillerin dahi, “hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte” oldukları takdirde, hâkim ve savcıların meslekten çıkarılmaları sonucunu doğuracağı kurala bağlanmıştır.<br>Hâkimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenden de kaynaklanmakta olup, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçekleştirdikleri kadar bunu görüntü olarak da sağlamaları gerekmektedir. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin saygınlığı ve onuru hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder.<br>Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle, yasa koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından, meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.<br><br>Dava dosyasında mevcut disiplin soruşturma raporu ve ekleri incelendiğinde, söz konusu soruşturma kapsamında davacı tarafından HSK Başmüfettişliğine sunulan 27/05/2015 tarihli savunma dilekçesinde şu yönde beyanlara yer verildiği görülmüştür: "...Öncelikle ...'nın ... Ağır Ceza Mahkemesi Üyesi Nöbetçi Hakim G.D.'nin … tarih … değişik iş sayılı tutukluluk halinin devamına ilişkin kararına yönelik Ceza İnfaz Kurumundan gönderdiği 10/11/2010 tarihli itiraz dilekçesi 11/11/2010 tarihinde Mahkeme zabıt katipleri tarafından ekranlarından çıktısı alınmış ise de; benim önüme bu evrak 10/12/2010 tarihinde getirilmiştir. Bu zaman zarfında evrakın neden kalemde bekletildiği ve işlem yapılmadığı mahkeme üyesi olarak benim sorumluluğumda olmayıp Mahkeme Başkanı K.Ş. ile 2. Heyet Başkanlığını yapan K.Ç.'nin sorumluluğundadır. Bir şekilde kalemde kalmış dilekçe nöbetçi hakimliğim sırasında bana getirildi. Soruşturma dosyası geldiğinde Nöbetçi Hakim G.D.'nin … tarih … değişik iş sayılı kararından sonra … Ağır Ceza Mahkemesi ve ... Ağır Ceza Mahkemesi Nöbetçi Hakimlerince şüpheli ...'nın tutukluluk halinin devamına karar verilmiş olması sebebi ile durumu şifaen o tarihte mahkeme heyetinde görevli Hakimler K.C., G.D. ve F.S. ile müzakere ettik. Bu aşamadan sonra talebin itiraz olarak benim de içinde bulunacağım heyet tarafından değerlendirilmesi halinde, kararını itirazen değerlendirmeye yetkili bulunuğumuz Hakim G.D.'nin … tarih … değişik iş sayılı kararından sonra İstanbul 9. ve 10. Ağır Ceza Mahkemeleri Nöbetçi Hakimlerinin de tutukluluğun devamına karar vermiş olması sebebi ile bu kararlara da hukuken yetkili olmadığımız halde müdahele etmiş olabileceğimiz endişesi ile talebin o tarihte nöbetinde mahkememizde bulunması dikkate alınarak tahliye talebi olarak değerlendirilip bir karar verilmesi, bu şekilde şüphelinin talebinin cevapsız bırakılmaması sonucuna vardık ve dilekçeyi tahliye talebi olarak incelemeye aldım.<br>15/12/2010 tarihinde mesaiye geldiğimde bu dosya ile ilgili incelememi sonuçlandırdım ve kararımı notlayarak yazılmak üzere mahkeme kalemine verdim. Mahkeme kalemindeki katiplerin bir çoğunun göreve yeni başlamış olması, tecrübesiz oluşları, uyap sistemini tam olarak kullanamamaları sebebi ile o tarihte kararlar genelde uyap dışında yazılıyor hakimin kontrolü sonrasında UYAP'a atılarak Hakim onayına sunuluyor. Bu evrakta da benim 10. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı görevine başlamamdan önce kararımı verip yazdırmama rağmen uyap sistemine geç girilmesinden dolayı uyap onayımın aynı gün saat 16.24'te göreve başlama yazımın gönderilmesinden sora yapıldığı anlaşılmaktadır.<br>Anayasanın 138. maddesi gereğince Hakimler görevlerinde bağımsızdırlar. Anayasaya Kanuna ve Hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Şikayete ve soruşturmaya tabi olayda Nöbetçi Hakim olarak önüme o tarihte şüpheli olan ...'nın tutukluluk durumuna ilişkin dilekçe gelmiş olup dilekçeyi yukarıda açıkladığım nedenlerle ve 15/12/2010 tarihli kararımda belirttiğim şekilde takdir hakkım kapsamında yorumladım ve bir karar verdim. Kararım uyap sistemine geç atılması aynı gün 10. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı görevine başlamamdan sonra bu kararı verdiğim anlamına gelmez. Hakimlerin genelde çalışma sistemi kararlarını notlayarak kaleme ulaştırmak ve kaleminde iş yoğunluğunda sırası geldiğinde bu karan yazması şeklindedir. Bu silsilede ve uyap dışı yazarak sonradan uyapa atmada oluşan gecikme ve hatalarda Hakimin sorumluluğu yoluna gidilemeyeceği kanaatindeyim. Kaldı ki bu olaydan dolayı şüpheli hakkında herhangi bir hak kaybı da mevcut değildir. Hakim G.D.'nin 25/10/2010 tarihli kararından sonra şüpheli hakkında ... ve ... Ağır Ceza Mahkemesi Hakimlerince de inceleme yapılmış, daha sonra tarafımca da dosyası değerlendirilmiş olup, tüm bu işlemlere karşı da itiraz haklarını kullanmış ancak tahliyesi yönünde Nöbetçi Hakimler, itiraz üzerine Mahkeme Heyetleri, yargılama sürecinde de … Ağır Ceza Mahkemesi ve itirazlar üzerine de ... Ağır Ceza Mahkemesince karar verilmemiş, tutukluluk halinin devamına hükmetmişlerdir..."<br>Bu haliyle, şikayetçi ... tarafından, hakkında … (kapatılan) ... Ağır Ceza Mahkemesi (CMK’nın 250. Maddesi İle Görevli) Nöbetçi Hâkimince verilen … tarih ve Soruşturma No:…, Değişik İş No:.. sayılı tutukluluk hâlinin devamına ilişkin karara süresi içerisinde vermiş olduğu 10/11/2010 tarihli dilekçe ile açıkça "itiraz" isteminde bulunduğu, buna karşın söz konusu istemi inceleyen ve ... Ağır Ceza Mahkemesi (CMK’nın 250. Maddesi İle Görevli) Üye Hâkimi olarak görev yapan davacı tarafından anılan istemin "tahliye talebi" şeklinde değerlendirilerek karar verildiği, ayrıca, davacının ... Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı’na atanması nedeniyle 15/12/2010 tarihinde eski görevinden ayrıldığı halde aynı gün söz konusu karara imza attığı hususlarının davacının kendi ifadeleriyle de sabit olduğu anlaşılmaktadır.<br>Nitekim, davacı tarafından daha sonra HSK'ya hitaben sunulan savunma dilekçesinde de aynı yönde ifadelere yer verildiği görülmüştür.<br>Dolayısıyla, dava dosyasında mevcut tüm bilgi-belgeler ve tanık ifadeleri ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; özellikle A.Y., C.T. ve Gizli Tanık Bulut isimli tanıkların beyanları ve hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatı ve iltisakı bulunduğu noktasında kesinleşmiş yargı kararı bulunduğu da dikkate alındığında, davacının, dava konusu disiplin cezasına dayanak teşkil eden eylemlerini irtibat ve iltisaklı olduğu FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda hareket ederek gerçekleştirdiği ve sûbut bulan söz konusu eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sonucuna varılmıştır.<br>Hal böyle iken; uyuşmazlık konusu olayda, dava dosyasında mevcut bilgi-belgeler ve davacının disiplin cezasıyla cezalandırılmasına dayanak teşkil eden eylemleri ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisaklı olduğu yönünde yargı kararı ve "FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üyelik" suçunu işlediğinden bahisle mahkûmiyet kararı bulunduğu görülen davacının, tarafına isnat edilen eylemleri üyesi olduğu FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda hareket ederek gerçekleştirdiği ve yürütülen disiplin soruşturması kapsamında vermiş olduğu kendi ifadesi de göz önüne alındığında sûbut bulduğu anlaşılan söz konusu eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sonucuna varılmıştır.<br><br>Netice itibarıyla, davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile yine aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararına karşı yapılan itirazın reddine dair Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile yine aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararına karşı yapılan itirazın reddine dair Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,<br>2. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilemeyen ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına,<br>3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,<br>4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 01/06/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.<br> <br><br>(X) KARŞI OY :<br>Dava; en son Uşak Hâkimi olarak görev yapmakta iken ... tarih ve ... sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olan davacı tarafından, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile yine aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararına karşı yapılan itirazın reddine dair Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline karar veirlmesi istemiyle açılmıştır.<br>Uyuşmazlıkta, davacının meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemin esasının incelenmesine geçilmeden önce, davaya konu uyuşmazlıkta uygulanacak mevzuat hükmünün ortaya konulması ve dava konusu işlemin bu mevzuat hükmüne uygun olarak tesis edilip edilmediğinin irdelenmesi gerekmektedir.<br>26/02/1983 tarih ve 17971 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun "Disiplin Cezaları" başlıklı 62. maddesinde, Hâkim ve Savcılara, sıfat ve görevleri gereklerine uymayan hal ve hareketlerinin tespit edilmesi üzerine durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre Hâkimler ve Savcılar Kurulunca, uyarma, aylıktan kesme, kınama, kademe ilerlemesini durdurma, derece yükselmesini durdurma, yer değiştirme ve meslekten çıkarma cezalarından birinin verileceği düzenlenmiştir.<br>Anılan Kanun'un 63. maddesinde "uyarma", 64. maddesinde "aylıktan kesme", 65. maddesinde "kınama", 66. maddesinde "kademe ilerlemesini durdurma", 67. maddesinde "derece yükselmesini durdurma" ve 68. maddesinde "yer değiştirme" cezasını gerektiren fiil ve hallere ayrı ayrı ve açıkça yer verilerek hangi hallerde hangi disiplin cezasının uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.<br>Diğer yandan, 2802 sayılı Kanun'un dava konusu işlemin de dayanağı olan "Meslekten çıkarma cezası:" başlıklı 69. maddesinde ise;<br>"Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.<br>68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.<br>Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.<br>Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.<br>Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükümlerine yer verilmiştir.<br>Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri incelendiğinde, kanun koyucunun Hâkim ve Savcılar için meslekten çıkarma cezasını diğer disiplin cezalarından farklı olarak düzenlediği, diğer disiplin cezalarında disiplin cezalarını gerektiren fiil ve hallere açıkça yer verirken meslekten çıkarma cezası için bu yönde bir düzenleme yapmadığı görülmektedir.<br>Buna göre 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinde meslekten çıkarma cezasını gerektiren durumlar şu şekilde sıralanmıştır;<br>1) 69. maddenin ... fıkrasına göre;<br>- 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası alınmış olması ve,<br>- Taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarma cezasını gerektiren durumlar olarak düzenlenmiştir.<br>Buna göre, taksirli suçlar hariç altı aydan fazla hapis cezası, bir başka deyişle kasten işlenmiş bir suçtan dolayı altı aydan fazla hapis cezası alınması veya affa uğramış olsa bile 8'inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan (Kanun'un 8'inci maddesinin (h) bendinde yazılı suçlar ise; Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve ve haysiyet kırıcı bir suçtan veya kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçları olarak belirtilmiştir.) biri ile kesin hüküm giyilmiş olması meslekten çıkarma sebebidir.<br>Diğer yandan, ... fıkranın ... cümlesinde, Türk Ceza Kanunu'na göre verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması, cezanın ertelenmiş olması, Türk Ceza Kanunu'nun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde ilgili hâkime meslekten çıkarma cezası yerine bir alt ceza olan yer değiştirme cezası verileceği öngörülmüş, dolayısıyla bu durumlarda meslekten çıkarma cezası verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.<br>Ayrıca, 69. maddenin üçüncü fıkrasında "Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.’’ denilmek suretiyle söz konusu durumlarda artık meslekten çıkarma cezasının verilemeyeceği, suçun niteliğine Kanun'un anılan maddelerinde belirtilen aylıktan kesme, kınama, kademe ilerlemesinin durdurulması, derece yükselmesinin durdurulması veya yer değiştirme cezalarından birisinin verileceği kurala bağlanmıştır.<br>2) 69. maddenin dördüncü fıkrasına göre; Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50'nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.<br>Bu fıkra hükmüne göre, mahkûmiyet hükmüne konu suçun, "mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte" bir suç olarak görülmesi ve Kanun'da daha alt bir disiplin cezası öngörülmemiş olması durumunda, verilen cezanın miktarına ya da diğer ceza ve tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın ilgili hâkim veya savcıya meslekten çıkarma cezası verilebilecektir.<br>3) 69. maddenin beşinci ve son fıkrasına göre ise; disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde meslekten çıkarma cezası verilir.<br>Buna göre ilgili hakim ve savcının eylemi herhangi bir suç teşkil etmese bile hâkimlik mesleğinin şeref ve onuru ile memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde ilgiliye meslekten çıkarma cezası verilebilir.<br>Görüldüğü üzere, kanun koyucu tarafından meslekten çıkarma cezasının hakim ve savcılar hakkında verilecek diğer disiplin cezalarından farklı şekilde düzenlendiği, meslekten çıkarma cezasını gerektirir belirli bir fiil ve hale (belli sayıda yer değiştirme ve derece yükselmesinin durdurulması cezasının öngörüldüğü haller hariç) yer verilmediği, buna karşın ilgili hakim ve savcı hakkında açılacak kamu davası ve yürütülecek ceza yargılaması sonucunda verilecek karara göre (suçun niteliği, hükümlülüğü gerektirip gerektirmediği, verilen hapis cezasının süresi, cezanın ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50'nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığı gibi hususlar dikkate alınarak) meslekten çıkarma cezası verilmesini gerektiren ve gerektirmeyen durumların ayrıntılı olarak düzenlendiği görülmektedir.<br>Gelinen bu aşamada, 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesi bir bütün olarak incelendiğinde, hâkim ve savcıların işledikleri fiiller nedeniyle meslekten çıkartılmaları hususunda iki halin düzenlendiği anlaşılmaktadır. Birinci hâl; konusu suç teşkil etmeyen fiiller nedeniyle 69. maddenin son fıkrası uyarınca meslekten çıkartılma hali, ikici hâl ise; konusu suç teşkil eden fiiller nedeniyle meslekten çıkartılma halidir.<br>Disiplin cezasına konu fiilin suç teşkil etmediği hallerde söz konusu fiilin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olması durumunda her zaman meslekten çıkarma cezası verilebilmesi mümkün iken, konusu suç teşkil eden fiillerde ise ancak ilgili hakkında bu hususta bir ceza yargılaması yapıldıktan sonra verilecek karara göre fiilin aynı zamanda mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte olup olmadığı noktasında değerlendirme yapılabileceği anlaşılmaktadır.<br>Nitekim, 69. maddenin dördüncü fıkrasında "hükümlülüğü gerektiren suç" ibaresi ile hüküm giymiş olma, anılan maddenin son fıkrasında "hükümlülüğü gerektirmese bile" ibaresi ile ise beraat etmiş olma haline vurgu yapıldığı, bu haliyle işlenen fiilin meslekten çıkarma cezasını gerektiren bir fiil olup olmadığının değerlendirilebilmesi için öncelikle bir ceza yargılamasının yapılmış olmasının ve bu yargılama neticesinde verilecek karara göre bir değerlendirme yapılacağının öngörüldüğü sonucuna varılmaktadır.<br>Öte yandan, Anayasa'nın "Hakimlik ve savcılık teminatı" başlıklı 139. maddesinde yer alan "Hakimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz. Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır." hükmü ile 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesinin bir arada irdelenmesinden; yasa koyucunun, yaptıkları görev gereği verdikleri kararlardan etkilenen tarafların haksız isnatlarına maruz kalma ihtimali bulunan hakim ve savcıların haklarında disiplin yönünden işlem tesis edilmeden önce maddi gerçeğin ceza yargılaması sonucu ortaya çıkmasını amaçladığı ve yargılamanın sonucuna göre mevcut delil durumu dikkate alınarak eylem aynı zamanda mesleğin şeref ve onurunu bozup bozmadığı yolundaki değerlendirmenin bu aşamada yapılması gerektiğini belirttiği anlaşılmaktadır. 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesi ile anılan Kanun'un disipline ilişkin diğer maddeleri bir bütün olarak ele alındığında da, kanunun sistematiğinin yasa koyucunun bu amacını doğrular nitelikte olduğu görülmektedir.<br>Diğer yandan, 2802 sayılı Kanun'un 72. maddesinin ... ve üçüncü fıkralarında; "Meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler hariç olmak üzere, bu Kanuna göre disiplin soruşturmasını gerektiren eylemlerin işlenmesinden itibaren üç yıl geçmiş ise disiplin soruşturması açılamaz. Disiplin cezasını gerektiren eylemin işlendiği tarihten itibaren beş yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez. Disiplin cezasını gerektiren eylem, aynı zamanda bir suç teşkil eder ve bu suç için kanunda daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüş olur ve ceza soruşturması veya kovuşturması da açılır ise, ... fıkrada belirtilen süre yerine bu süreler uygulanır. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca kovuşturma sonucunun beklenmesine karar verilenler hakkında ise, mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren iki yıl geçmekle ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar." hükmü yer almaktadır.<br>Görüldüğü üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda disiplin cezası verme zamanaşımı ile ilişkili olarak konusu suç teşkil eden fiiller hakkında ceza zamanaşımı süresine yer verilmezken, 2802 sayılı Kanun'da disiplin cezası verme zamanaşımı süresi ceza yargılaması ile ilişkilendirilmiştir (2802 sayılı Kanun md.72/3). Dolayısıyla, 2802 sayılı Kanun'un zamanaşımı hususunu düzenleyen 72. maddesi ile meslekten çıkarma cezasını düzenleyen 69. maddesi bir arada incelendiğinde de, yasa koyucunun, konusu suç teşkil eden fiillerde ceza yargılamasının sonucunun beklenilmesini öngörmesi nedeniyle bu düzenlemeye paralel olarak disiplin cezası verme zamanaşımı süresini ceza yargılamasında yer alan süreler kadar genişlettiği anlaşılmaktadır.<br>Bu değerlendirmeler ışığında, davalı idarenin, hakkında disiplin soruşturması yapılan ilgili hakim veya savcıyı 69. maddenin son fıkrası uyarınca doğrudan ve derhal meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırması, ilgilinin konusu suç teşkil etmeyen fiilleri hakkında mümkün olup, 69. maddenin uygulanması hususunda davalı idarece önce kişinin eyleminin suç teşkil edip etmediğinin değerlendirilmesi, konusu suç eden eylemler ile ilgili olarak kovuşturma izni verilerek açılacak ceza soruşturması/kovuşturmasının sonucunun beklenmesi ve ceza yargılaması neticesinde verilecek hükme göre değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.<br>Aksi halde, konusu suç teşkil eden fiillerin işlenmesi halinde davalı idarece 69. maddenin son fıkrası uyarınca disiplin cezası verilerek ilgilinin doğrudan meslekten çıkarılması, suç işleyen hakim/savcının adli yönden cezasız kalması sonucuna yol açabileceği gibi, hakkında isnatta bulunulan hakim/savcının ceza mahkemesi önünde kendini aklama hakkının da elinden alınması sonucunu doğurabilecektir. Bunun yanında, davalı idarece doğrudan 69. maddenin son fıkrası uyarınca bir karar verilmesi durumunda, anılan maddenin diğer fıkraları işlevsiz hale gelecek ve söz konusu fıkraların konuluş amacına aykırı hareket edilmiş olunacaktır. Ayrıca, idarece bu yönde doğrudan verilecek bir meslekten çıkarma kararından sonra ilgili hakkında ceza mahkûmiyetine karar verilmesi veya mahkûmiyetinin ertelenmesi veya diğer ceza ve tedbirlere çevrilmiş olması durumunda diğer fıkra hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı sorusu gündeme gelecek ve bu durum da ilgilinin aleyhine sonuçlar doğurabilecektir.<br>Uyuşmazlıkta, davacı hakkında konusu suç teşkil ettiği anlaşılan disiplin cezasına konu fiilleri nedeniyle verilen kovuşturma izni sonucunda "görevi kötüye kullanma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlarından başlatılan ceza yargılamasının Yargıtay ... Ceza Dairesinin (ilk derece) E:.. sayılı dosyasında hali hazırda devam ettiğinin anlaşıldığı, buna karşın davalı Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinde hakkında yürümekte olan ceza davasının sonucu beklenmeden ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararla doğrudan, 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesinin son fıkrası uyarınca davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.<br>Bu durumda, olayda, davalı Hakimler ve Savcılar Kurulunca öncelikle hakkında disiplin cezasına konu fiilleri nedeniyle ceza kovuşturması yürütülen davacının, bu yargılamasının sonucunun beklenmesi ve kovuşturma neticesinde verilecek karara göre 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesi hükümlerinin tatbik edilmesi gerekirken, bu yapılmaksızın anılan maddenin son fıkrası uyarınca davacının doğrudan meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığından, anılan kararların iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, davanın reddi yolundaki çoğunluk kararına katılmıyorum.</font></p></body></html>

emekli