<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2020/2618 E. , 2023/7639 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>BEŞİNCİ DAİRE <br>Esas No : 2020/2618<br>Karar No : 2023/7639 <br><br><br>DAVACI : … (vasisi …)<br><br>DAVALI : … / …<br>VEKİLİ : Av. …<br> <br>DAVANIN KONUSU : Düzce Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmakta iken 24/08/2016 tarih ve 2016/426 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olan davacı tarafından, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yeniden incelenmesi talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yönelik itirazının reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük, mali ve sosyal güvenlik haklarının disiplin cezasının kesinleştiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu işlemin hukuki ve maddi hiçbir dayanağının olmadığı, tarafına gönderilen savunma istem yazısında somut herhangi bir suç isnadına yer verilmediği, lehine toplanmasını talep ettiği delillerin toplanmadığı, hukuki dayanaktan yoksun olarak meslekten çıkarma kararı verildiği, savunma hakkının kısıtlandığı, talep ettiği belgelerin kendisine gönderilmediği, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, hakkındaki iddiaların doğru olmadığı, yürüttüğü soruşturmada hukuka ve mevzuata uygun iş ve işlemler tesis ettiği, tanık beyanlarının doğruluğunu araştırmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığı, hakkındaki soyut ve dayanaksız iddiaları reddettiği, dava konusu işlemin şekil, sebep, konu ve amaç unsurları yönünden de hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.<br><br>DAVALININ SAVUNMASI : Davacının dava konusu meslekten çıkarma cezasına ilişkin eylemlerinin FETÖ/PDY'nin amaç ve hedefleri doğrultusunda planlı ve sistemli bir şekilde yürütülen organizasyonun parçası olarak gerçekleştirildiği sonucuna ulaşıldığından, davacının bu şekilde sabit görülen eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet, nüfuz ve itibarını bozar nitelikte olduğu, soruşturma raporu ve ekleri incelendiğinde, davacıya isnat edilen fiillerle ilgili olarak davacının lehine ve aleyhine olabilecek tüm delillerin toplandığı ve davacıya isnat edilen fiillerin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya konulduğunun görüldüğü, ayrıca, davacıya savunma yapması için hakkındaki tüm isnatların açık ve net bir şekilde bildirildiği, savunma hakkı konusunda mevzuatın öngördüğü bütün olanakların sağlandığı ve yeterli süre tanındığının tartışmasız olduğu, bu haliyle dava konusu işlemi kusurlandıracak bir yönünün bulunmadığı, ayrıca, davacının mevzuatın ve yargı yetki ve görevinin kendisi için çizdiği hukuki sınırların dışına çıkarak hukuk zemininde kalmayan eylemleri ile adalet duygusu gözetmeden yargı etik kurallarına uygun düşmeyen davranışlarının adalete olan güveni sarstığı, yargıya duyulan güven ve saygınlığı ortadan kaldırdığı, söz konusu eylem ve davranışlarıyla mesleğin şeref ve onuru ile memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiiller gerçekleştirdiği belirtilerek, dava konusu kararın hukuka uygun olduğu ve davanın reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NUN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI …I'NIN DÜŞÜNCESİ : Dava, davacı tarafından, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yeniden incelenmesi talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yönelik itirazının reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük, mali ve sosyal güvenlik haklarının disiplin cezasının kesinleştiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.<br>Anayasanın 138. maddesinde, "Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.", 139. maddesinde, "Hakimler ve savcılar azlolunamaz.... Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.", 140. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Hakim ve savcıların nitelikleri, atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve meslek içi eğitimleri ile diğer özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.", Hakimler ve Savcılar Kurulu başlıklı 159. maddesinin 8. fıkrasında, "Kurul, ... meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir.", bu maddenin 10. fıkrasında ise, "Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz." hükümlerine yer verilmiştir. <br>2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hakimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" başlıklı 53. maddesinde, " Hakim ve savcıların: a) Bu Kanun hükümlerine göre meslekten çıkarılmaları veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilmesi, b) Haklarında soruşturma ve kovuşturma bulunması halleri hariç olmak üzere, mesleğe alınma koşullarından herhangi birini taşımadıklarının sonradan anlaşılması, c) Görevdeyken, 8 inci maddenin (a), (d) ve (g) bentlerinde yazılı niteliklerden herhangi birini kaybetmeleri, d) Meslekten çekilmeleri veya çekilmiş sayılmaları, e) İstek, yaş haddi veya malullük nedenlerinden biriyle emekliye ayrılmaları, f) Ölümleri, hallerinde görevleri sona erer." hükmü yer almıştır.<br>6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu'nun "Kurulun görevleri" başlıklı 4. maddesinin; hakim ve savcılarla ilgili olarak (b) fıkrasının 6. bendinde, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, 7. bendinde, disiplin cezası verme, 8. bendinde de görevden uzaklaştırma işlemlerini yapmak Kurulun görevleri arasında sayılmış, "Genel Kurulun Oluşumu ve Görevleri" başlıklı 7. maddesinin 2. fıkranın (ı) bendinde de, 4. maddenin anılan bentlerindeki düzenlemelere Genel Kurulun görevleri arasında yer verilmiş, 33. maddesinde ise, Genel Kurulun veya dairelerin, meslekten çıkarma cezasına ilişkin kesinleşmiş kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulabileceği, diğer kararlarının yargı denetimi dışında olduğu, meslekten çıkarma kararlarına karşı açılan iptal davalarının ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'da görüleceği hükme bağlanmıştır.<br>Yargıç ve savcıların kararlarının normatif kurallara ve hukuka uygun olması, gerekçelerinin hukuk alemini tatmin etmesi kuşkusuz çok önemlidir. Ancak bir o kadar önemli husus da bir bütün olarak yargı camiasının özellikle de yargı mensuplarının kamuoyunda bıraktıkları intibadır. Toplumda adalete güven ve inancın artmasında meslek mensuplarının isabetli kararlarının yanında vakur ve tarafsız duruşlarının katkısı yadsınamaz bir realitedir. <br>Anayasaya, kanunlara ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm vermekle yükümlü olan yargı mensuplarının, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleriyle hiçbir biçimde bağdaşmayacak yapılanmaların içine girerek örgüt hiyerarşisi altında ideolojik bağlılıkla hareket etmelerinin, Anayasal bir hak olan adil yargılanma hakkının önündeki en büyük engel olduğu ve nihayetinde yargıya olan güvene zarar verdiği kuşkusuzdur.<br>Dosyanın içerisinde yer alan ve davalı idarece sunulan belgelerin değerlendirilmesinden ve davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olduğu sonucuna varılarak görevine son verilmesine ilişkin Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun K:… sayılı kararının incelenmesınden davacının eyleminin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sonucuna varılarak verilen meslekten çıkarma cezasının yeniden incelenmesi talebinin reddine ilişkin karara yönelik itirazın reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.<br>Dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu saptandığından davacının parasal hak talebinin yasal dayanağı da bulunmamaktadır.<br>Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. <br> <br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :<br>Son olarak Düzce Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmakta iken ...tarih ve ... sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olan davacı hakkında, Erzurum Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığı dönemde; "Önyargılı soruşturma yaparak, Türkiye Cumhuriyeti Devletini yıkmak ve yönetimi ele geçirmek amacıyla faaliyet yürüten PDY/FETÖ örgütünün amaçları doğrultusunda soruşturma yapıp beyanlar aldığı, tanık ifadelerini yönlendirdiği, dinlediği şüphelilere tarafsızlığı konusunda kuşku yaratan kesin hükümler içeren sorular sorduğu, maddi gerçeğin ortaya çıkmasına çalışmadığı, buna göre tarafsızlık, doğruluk, tutarlılık, ehliyet ve liyakat ilkelerine aykırı davrandığı, 17/02/2010 tarihli yetkisizlik kararında müşteki hakkında gerçeği yansıtmayan tespitlerde bulunup, 26/02/2010 tarihli iddianamede gerçeği yansıtmayan tespitlerde bulunulmasına neden olduğu,<br>Bu cümleden olarak;<br>Şikâyetçinin (D.Ç.) isminin geçtiği ve ... Ağır Ceza Mahkemesi’nin … esasına kayden görülen (İstanbul ... Ağır Ceza Mahkemesi’nin … esas sayılı dosyasında birleştirilen irtica ile mücadele eylem planı) davasında esas alınan iddianamede (... Ağır Ceza Mahkemesi ve Yargıtay ... Ceza Dairesi’ndeki dosyalarda mevcut delillere göre) müşteki hakkında gerçeği yansıtmayan tespitlerde bulunduğu,<br>Bu kapsamda;<br>Erzincan Mazlum Konak Otelinde Ocak, Şubat, Nisan ve Mayıs 2009 dönemlerinde giriş yapan ve otelde kalan kişilerin kaydedildiği defterin incelenmesinde, 657......24 T.C. numaralı D.Ç. ve E.S. isimli şahısların o dönemlerde bu otelde kalmadıkları, söz konusu otelin 202 numaralı odasında 28/03/2009 günü 01/01/1977 Ankara doğumlu Ankara Ayaş nüfusuna kayıtlı, 136......26 T.C. numaralı D.Ç.'nin kaldığı, 29/03/2009 günü odadan çıkış yaptığı ve ödeme karşılığı … numaralı faturanın düzenlendiği, 657.....24 T.C. kimlik numaralı şikâyetçi D.Ç.'nin yargılama aşamasında dosyaya sunulan belgelerden o tarihlerde izinli ya da görevli olarak Erzincan’a gitmediği, Genelkurmay Başkanlığı ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı elektronik akıllı kart giriş çıkış kayıtları, kurye uçak bilgileri, MİT müzekkere cevabı ile belli olduğu halde;<br>Şikâyetçi 657......24 T.C. numaralı D.Ç., otelin 202 numaralı odasında kaldığı tespit edilen Ankara Ayaş nüfusuna kayıtlı 136......26 T.C. numaralı D.Ç. ile bu kişinin arkadaşı 205 numaralı odada kalan 189......46 T.C. numaralı F.M.P.'nin tanık ya da şüpheli olarak ifadelerine başvurmadığı,<br>Genelkurmay Başkanlığı'ndan, Erzincan Orduevi'nden, MİT’ten gerekli araştırmaları yapmayıp, müştekinin izin rapor durumlarını sormadığı, o tarihte Erzincan’a gelip gelmediğinin tespiti için telefon HTS kayıtlarını incelemediği, buna karşın sorgularda gerçeklere aykırı olan bu hususu gerçek gibi gösterip ifade almaya çalıştığı, bu bağlamda “CMK 250. Madde İle Yetkili” Erzurum Cumhuriyet Başsavcı Vekili T.A. tarafından hazırlanan 26/02/2010 tarihli iddianamede şikâyetçi D.Ç.’nin adının defalarca geçmesine ve sanki “İrtica İle Mücadele Eylem Planını” Erzincan’da uygulamaya koymaya çalıştığı gibi algı oluşturup, şikâyetçinin tutuklanmasına yol açan süreci başlattığı, <br>Gizli bir toplantıya geldiği iddia edilen şikâyetçinin, resmî araçla havaalanından alınması mümkün olduğu halde, (gizli tanık ...’un, şikâyetçiyi teşhis ettiğini söylediği 21/12/2009 tarihli teşhis tutanağını düzenlesinden bir gün sonra, 22/12/2009 tarihinde tutuklu olduğu sahte para suçundan kardeşi E.Z. … Ağır Ceza Mahkemesinin … esas sayılı dosyasından tahliye edilen) bir garsonun içinde bulunduğu, kime ait olduğu, plakası belirtilmeyen ve sorulmayan, özel araçlarla havaalanından alınma sebebi de değerlendirilmeden, Tanık Koruma Kanunu 9. maddesi ihlâl edilerek, beyanlarına güven konusunda kuşku yaratacak şekilde dosya içinde belgeler ve beyanlar bulunan, daha sonra haklarında Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 17/03/2016 tarihli iddianame ile … Ağır Ceza Mahkemesi’ne “PDY/FETÖ Terör Örgütü’ne Üye Olmamakla Birlikte Örgüt Adına Suç İşlemek, Yalan Tanıklık ve Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Bırakmak” suçlarından dava açılıp tutuklanan gizli tanıklar “...” ve “…” nin, (Gizli tanık …/B.B. firar etmiş ve hakkında yakalama kararı çıkarılıp açılan dava tefrik edilmiş, daha sonra 05/09/2016 tarihinde İzmir’de yakalanıp tutuklanmış, gizli tanık .../S.Z. ise yalan tanıklık suçundan 5237 Sayılı TCK’nın 272/3 maddesi gereğince 3 yıl, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme eyleminden 3713 Sayılı Yasanın 7/1 ve TCK 220/6 maddesi delaleti ile TCK 314/2, 3713 Sayılı Yasanın 5/1 maddesi uyarınca 12 yıl, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eyleminden 5237 Sayılı TCK’nın 272/5 maddesi delaleti ile TCK 109/1, 43/2 maddesi uyarınca 7 yıl hapis cezası ile cezalandırılmıştır) çelişkili, uydurma, tutarsız beyanlarını soruşturmaya esas aldığı, bu beyanlar arasındaki çelişkileri gidermediği" iddialarıyla disiplin soruşturmasına başlanılmıştır.<br> Düzenlenen 04/08/2017 tarihli soruşturma raporu ile davacının soruşturmaya konu fiilleri nedeniyle meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilmiş, anılan disiplin soruşturma raporunu değerlendiren Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile; "Yaptığı soruşturma ile aralarında müştekinin (D.Ç.'nin) de bulunduğu birçok üst düzey kamu görevlisini asılsız iddialar ile suçlayan ilgilinin (davacının), kamuoyunda "Ergenekon Terör Örgütü" soruşturması olarak bilinen ve yukarıda özetlenmiş soruşturma ile paralel işlemler yaptığı, belirtilen soruşturmada görev almış kişilerin eylemlerini PDY/FETÖ örgütünün amaç, faaliyet ve yönlendirmesi ile yaptıkları ve bu kişilerin de ilgili (davacı) gibi, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu'nun ...tarih ve ... karar sayılı kararıyla, FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğunun sabit görülerek 667 sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname ile bu KHK'nın değiştirerek onay kanunu olan 6749 sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 3'üncü maddesi uyarınca meslekten çıkarılmalarına karar verilmiş ve bu kararın kesinleşmiş olması, örgütün nihai amacını gerçekleştirme amacına matuf, kendilerinden görmedikleri bir kısım üst düzey kamu görevlilerini açıkça hedef alan müsnet eylemleri, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün amaç ve hedefleri doğrultusunda örgütün talimatıyla gerçekleştirdiği sonuç ve kanaatine ulaşıldığı" belirtilerek, davacının, eylemlerinin görevini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getiremeyeceğini açıkça ortaya koyduğu, mesleki kıdem ve deneyimlerinden beklenen basireti göstermeyip, yargı etik kurallarına uygun düşmeyen davranışları ile adalete olan güveni sarstığı, hukuk zemininde kalmayan eylemleri ile adalet ülküsü dışında hareket ettiği, yargısal yetkilerini, karşıt gördüklerini yok etme amacıyla kullandığı, bu durumun, toplumsal barış, huzur ve güveni olumsuz etkilediği ve bu suretle söz konusu eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğundan bahisle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.<br>Davacının, meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebi Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile ve bu karara karşı yaptığı itiraz başvurusu da Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedilmiş, böylece davacı hakkında verilen meslekten çıkarma cezası kesinleşmiştir.<br>Nihayetinde, davacı tarafından Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük, mali ve sosyal güvenlik haklarının disiplin cezasının kesinleştiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.<br>Bununla birlikte, dava konusu disiplin cezasına konu fiilleri nedeniyle verilen kovuşturma izni sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarihli, … esas, … sayılı kararı ile davacı hakkında " Görevi Kötüye Kullanma" suçundan Türk Ceza Kanunu'nun 257/1 ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması amacıyla yargılanması için son soruşturmanın Yargıtay ilgili ceza dairesinde açılmasına karar verildiği ve Yargıtay ... Ceza Dairesinin (ilk derece) E:… MD. sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiği anlaşılmıştır.<br>Diğer taraftan, davacının, Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun ...tarih ve ... sayılı kararı ile 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi de aynı Kurul tarafından … tarih ve … sayılı kararla reddedilmiştir. Davacı tarafından, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin söz konusu kararların iptali istemiyle açılan davanın Dairemizin 08/05/2023 tarih ve E:2018/3260, K:2023/5886 sayılı kararı ile; "... davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği ..." gerekçesiyle reddedildiği ve Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla anılan kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır.<br>Öte yandan, UYAP kayıtları üzerinden yapılan incelemede, davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile "silahlı terör örgütüne üyelik (FETÖ/PDY)" suçundan 11 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… kararıyla esastan reddedildiği ve anılan kararın Yargıtay ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:.., K:… sayılı kararıyla onanarak … tarihi itibarıyla kesinleştiği anlaşılmıştır.<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> İLGİLİ MEVZUAT:<br>2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun "Disiplin Cezaları" başlıklı 62. maddesinde, Hâkim ve Savcılara, sıfat ve görevleri gereklerine uymayan hal ve hareketlerinin tespit edilmesi üzerine durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre Hâkimler ve Savcılar Kurulunca, uyarma, aylıktan kesme, kınama, kademe ilerlemesini durdurma, derece yükselmesini durdurma, yer değiştirme ve meslekten çıkarma cezalarından birinin verileceği düzenlenmiştir.<br>Anılan Kanun'un dava konusu işlemin de dayanağı olan "Meslekten Çıkarma Cezası" başlıklı 69. maddesinde de;<br>"Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.<br>68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.<br>Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.<br>Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.<br>Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükümlerine yer verilmiştir.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Uyuşmazlıkta, davalı Hâkimler ve Savcılar Kurulunca, davacının disiplin cezasına konu olan eylemlerini FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile olan iltisak ve irtibatı kapsamında FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün amaç ve hedefleri doğrultusunda gerçekleştirdiği belirtilerek dava konusu meslekten çıkarma cezasının verildiği görülmektedir.<br>Dairemizce, eski yargı mensuplarının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadıklarına ve meslekten çıkarılmalarına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca verilen kararlara karşı açtıkları davalarda verilen kararlarında da belirtildiği üzere; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir.<br> 1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!", “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıkmıştır.<br>Nihayetinde, FETÖ'nün, yıllar itibarıyla takiye (olduğundan farklı görünme) esasına dayanan uzun vadeli bir projenin aşamalarını izleyerek kurduğu strateji doğrultusunda, kamu kurumlarında ve yargı organlarında demokratik devlet düzeninden ayrıksı ve ona paralel şekilde teşkilatlanmak suretiyle ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü ve demokratik hukuk devletini tehdit edici, anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gösteren bir yapılanma hâline geldiği anlaşılmaktadır. Nitekim bu yapılanma tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi anayasal düzene, demokratik kurumlara ve bizatihi Türk Milletine karşı darbe teşebbüsünde bulunulmuştur.<br>Bu çerçevede dava konusu olay değerlendirildiğinde, Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmakta iken ...tarih ve ... sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olan davacının, disiplin soruşturmasına konu eylemlerini FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün amaç ve hedefleri doğrultusunda örgütün talimatıyla gerçekleştirdiği ve söz konusu eylemlerinin görevini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getiremeyeceğini açıkça ortaya koyduğu, mesleki kıdem ve deneyimlerinden beklenen basireti göstermeyip, yargı etik kurallarına uygun düşmeyen davranışları ile adalete olan güveni sarstığı, hukuk zemininde kalmayan eylemleri ile adalet ülküsü dışında hareket ettiği, yargısal yetkilerini, karşıt gördüklerini yok etme amacıyla kullandığı, bu durumun, toplumsal barış, huzur ve güveni olumsuz etkilediği ve mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırıldığı görülmektedir.<br>Kararımızın "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" başlıklı kısmında da yer verildiği gibi, davacının, Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun ...tarih ve ... sayılı kararı ile 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin de aynı Kurul tarafından … tarih ve … sayılı kararla reddedildiği, bunun üzerine davacı tarafından, anılan kararların iptali istemiyle açılan davanın Dairemizin 08/05/2023 tarih ve E:2018/3260, K:2023/5886 sayılı kararı ile; "... davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği ..." gerekçesiyle reddedildiği ve Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla anılan kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.<br>Ayrıca, davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile "silahlı terör örgütüne üyelik (FETÖ/PDY)" suçundan 11 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… kararıyla esastan reddedildiği ve anılan kararın Yargıtay ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla onandığı anlaşılmış olup, bu haliyle, davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üyelik suçundan verilen ve kesinleşmiş bir yargı kararı bulunduğu görülmektedir.<br>Öte yandan, Kararımızın "İlgili Mevzuat" başlıklı kısmında yer verildiği üzere 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrasına göre, suç teşkil etmeyen ve hükümlülüğü gerektirmeyen fiillerin dahi, “hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte” oldukları takdirde, hâkim ve savcıların meslekten çıkarılmaları sonucunu doğuracağı kurala bağlanmıştır.<br>Hâkimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenden de kaynaklanmakta olup, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçekleştirdikleri kadar bunu görüntü olarak da sağlamaları gerekmektedir. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin saygınlığı ve onuru hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder.<br><br>Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle, yasa koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından, meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.<br>Dolayısıyla, uyuşmazlık konusu olayda, dava dosyasında mevcut bilgi-belgeler ve davacının disiplin cezasıyla cezalandırılmasına dayanak teşkil eden eylemleri ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; "FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üyelik" suçundan hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunan davacının, söz konusu eylemlerini üyesi olduğu FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda hareket ederek gerçekleştirdiği ve sûbut bulan söz konusu eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sonucuna varılmıştır.<br>Netice itibarıyla, davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yeniden incelenmesi talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yönelik itirazının reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.<br>Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük, mali ve sosyal güvenlik haklarının disiplin cezasının kesinleştiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerekmektedir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yeniden incelenmesi talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yönelik itirazının reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,<br>2. Davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük, mali ve sosyal güvenlik haklarının disiplin cezasının kesinleştiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,<br>3. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilemeyen ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına,<br>4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,<br>5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 01/06/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.<br> <br><br>(X) KARŞI OY :<br>Dava; en son Düzce Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmakta iken ...tarih ve ... sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olan davacı tarafından, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yeniden incelenmesi talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yönelik itirazının reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük, mali ve sosyal güvenlik haklarının disiplin cezasının kesinleştiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.<br>Uyuşmazlıkta, davacının meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemin esasının incelenmesine geçilmeden önce, davaya konu uyuşmazlıkta uygulanacak mevzuat hükmünün ortaya konulması ve dava konusu işlemin bu mevzuat hükmüne uygun olarak tesis edilip edilmediğinin irdelenmesi gerekmektedir.<br>26/02/1983 tarih ve 17971 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun "Disiplin Cezaları" başlıklı 62. maddesinde, Hâkim ve Savcılara, sıfat ve görevleri gereklerine uymayan hal ve hareketlerinin tespit edilmesi üzerine durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre Hâkimler ve Savcılar Kurulunca, uyarma, aylıktan kesme, kınama, kademe ilerlemesini durdurma, derece yükselmesini durdurma, yer değiştirme ve meslekten çıkarma cezalarından birinin verileceği düzenlenmiştir.<br>Anılan Kanun'un 63. maddesinde "uyarma", 64. maddesinde "aylıktan kesme", 65. maddesinde "kınama", 66. maddesinde "kademe ilerlemesini durdurma", 67. maddesinde "derece yükselmesini durdurma" ve 68. maddesinde "yer değiştirme" cezasını gerektiren fiil ve hallere ayrı ayrı ve açıkça yer verilerek hangi hallerde hangi disiplin cezasının uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.<br>Diğer yandan, 2802 sayılı Kanun'un dava konusu işlemin de dayanağı olan "Meslekten çıkarma cezası:" başlıklı 69. maddesinde ise;<br>"Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.<br>68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.<br>Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.<br>Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.<br>Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükümlerine yer verilmiştir.<br>Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri incelendiğinde, kanun koyucunun Hâkim ve Savcılar için meslekten çıkarma cezasını diğer disiplin cezalarından farklı olarak düzenlediği, diğer disiplin cezalarında disiplin cezalarını gerektiren fiil ve hallere açıkça yer verirken meslekten çıkarma cezası için bu yönde bir düzenleme yapmadığı görülmektedir.<br>Buna göre 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinde meslekten çıkarma cezasını gerektiren durumlar şu şekilde sıralanmıştır;<br>1) 69. maddenin ... fıkrasına göre;<br>- 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası alınmış olması ve,<br>- Taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarma cezasını gerektiren durumlar olarak düzenlenmiştir.<br>Buna göre, taksirli suçlar hariç altı aydan fazla hapis cezası, bir başka deyişle kasten işlenmiş bir suçtan dolayı altı aydan fazla hapis cezası alınması veya affa uğramış olsa bile 8'inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan (Kanun'un 8'inci maddesinin (h) bendinde yazılı suçlar ise; Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve ve haysiyet kırıcı bir suçtan veya kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçları olarak belirtilmiştir.) biri ile kesin hüküm giyilmiş olması meslekten çıkarma sebebidir.<br>Diğer yandan, ... fıkranın ... cümlesinde, Türk Ceza Kanunu'na göre verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması, cezanın ertelenmiş olması, Türk Ceza Kanunu'nun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde ilgili hâkime meslekten çıkarma cezası yerine bir alt ceza olan yer değiştirme cezası verileceği öngörülmüş, dolayısıyla bu durumlarda meslekten çıkarma cezası verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.<br>Ayrıca, 69. maddenin üçüncü fıkrasında "Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.’’ denilmek suretiyle söz konusu durumlarda artık meslekten çıkarma cezasının verilemeyeceği, suçun niteliğine Kanun'un anılan maddelerinde belirtilen aylıktan kesme, kınama, kademe ilerlemesinin durdurulması, derece yükselmesinin durdurulması veya yer değiştirme cezalarından birisinin verileceği kurala bağlanmıştır.<br>2) 69. maddenin dördüncü fıkrasına göre; Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50'nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.<br>Bu fıkra hükmüne göre, mahkûmiyet hükmüne konu suçun, "mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte" bir suç olarak görülmesi ve Kanun'da daha alt bir disiplin cezası öngörülmemiş olması durumunda, verilen cezanın miktarına ya da diğer ceza ve tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın ilgili hâkim veya savcıya meslekten çıkarma cezası verilebilecektir.<br>3) 69. maddenin beşinci ve son fıkrasına göre ise; disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde meslekten çıkarma cezası verilir.<br>Buna göre ilgili hakim ve savcının eylemi herhangi bir suç teşkil etmese bile hâkimlik mesleğinin şeref ve onuru ile memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde ilgiliye meslekten çıkarma cezası verilebilir.<br>Görüldüğü üzere, kanun koyucu tarafından meslekten çıkarma cezasının hakim ve savcılar hakkında verilecek diğer disiplin cezalarından farklı şekilde düzenlendiği, meslekten çıkarma cezasını gerektirir belirli bir fiil ve hale (belli sayıda yer değiştirme ve derece yükselmesinin durdurulması cezasının öngörüldüğü haller hariç) yer verilmediği, buna karşın ilgili hakim ve savcı hakkında açılacak kamu davası ve yürütülecek ceza yargılaması sonucunda verilecek karara göre (suçun niteliği, hükümlülüğü gerektirip gerektirmediği, verilen hapis cezasının süresi, cezanın ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50'nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığı gibi hususlar dikkate alınarak) meslekten çıkarma cezası verilmesini gerektiren ve gerektirmeyen durumların ayrıntılı olarak düzenlendiği görülmektedir.<br>Gelinen bu aşamada, 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesi bir bütün olarak incelendiğinde, hâkim ve savcıların işledikleri fiiller nedeniyle meslekten çıkartılmaları hususunda iki halin düzenlendiği anlaşılmaktadır. Birinci hâl; konusu suç teşkil etmeyen fiiller nedeniyle 69. maddenin son fıkrası uyarınca meslekten çıkartılma hali, ikici hâl ise; konusu suç teşkil eden fiiller nedeniyle meslekten çıkartılma halidir.<br>Disiplin cezasına konu fiilin suç teşkil etmediği hallerde söz konusu fiilin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olması durumunda her zaman meslekten çıkarma cezası verilebilmesi mümkün iken, konusu suç teşkil eden fiillerde ise ancak ilgili hakkında bu hususta bir ceza yargılaması yapıldıktan sonra verilecek karara göre fiilin aynı zamanda mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte olup olmadığı noktasında değerlendirme yapılabileceği anlaşılmaktadır.<br>Nitekim, 69. maddenin dördüncü fıkrasında "hükümlülüğü gerektiren suç" ibaresi ile hüküm giymiş olma, anılan maddenin son fıkrasında "hükümlülüğü gerektirmese bile" ibaresi ile ise beraat etmiş olma haline vurgu yapıldığı, bu haliyle işlenen fiilin meslekten çıkarma cezasını gerektiren bir fiil olup olmadığının değerlendirilebilmesi için öncelikle bir ceza yargılamasının yapılmış olmasının ve bu yargılama neticesinde verilecek karara göre bir değerlendirme yapılacağının öngörüldüğü sonucuna varılmaktadır.<br>Öte yandan, Anayasa'nın "Hakimlik ve savcılık teminatı" başlıklı 139. maddesinde yer alan "Hakimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz. Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır." hükmü ile 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesinin bir arada irdelenmesinden; yasa koyucunun, yaptıkları görev gereği verdikleri kararlardan etkilenen tarafların haksız isnatlarına maruz kalma ihtimali bulunan hakim ve savcıların haklarında disiplin yönünden işlem tesis edilmeden önce maddi gerçeğin ceza yargılaması sonucu ortaya çıkmasını amaçladığı ve yargılamanın sonucuna göre mevcut delil durumu dikkate alınarak eylem aynı zamanda mesleğin şeref ve onurunu bozup bozmadığı yolundaki değerlendirmenin bu aşamada yapılması gerektiğini belirttiği anlaşılmaktadır. 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesi ile anılan Kanun'un disipline ilişkin diğer maddeleri bir bütün olarak ele alındığında da, kanunun sistematiğinin yasa koyucunun bu amacını doğrular nitelikte olduğu görülmektedir.<br>Diğer yandan, 2802 sayılı Kanun'un 72. maddesinin ... ve üçüncü fıkralarında; "Meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler hariç olmak üzere, bu Kanuna göre disiplin soruşturmasını gerektiren eylemlerin işlenmesinden itibaren üç yıl geçmiş ise disiplin soruşturması açılamaz. Disiplin cezasını gerektiren eylemin işlendiği tarihten itibaren beş yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez. Disiplin cezasını gerektiren eylem, aynı zamanda bir suç teşkil eder ve bu suç için kanunda daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüş olur ve ceza soruşturması veya kovuşturması da açılır ise, ... fıkrada belirtilen süre yerine bu süreler uygulanır. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca kovuşturma sonucunun beklenmesine karar verilenler hakkında ise, mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren iki yıl geçmekle ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar." hükmü yer almaktadır.<br>Görüldüğü üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda disiplin cezası verme zamanaşımı ile ilişkili olarak konusu suç teşkil eden fiiller hakkında ceza zamanaşımı süresine yer verilmezken, 2802 sayılı Kanun'da disiplin cezası verme zamanaşımı süresi ceza yargılaması ile ilişkilendirilmiştir (2802 sayılı Kanun md.72/3). Dolayısıyla, 2802 sayılı Kanun'un zamanaşımı hususunu düzenleyen 72. maddesi ile meslekten çıkarma cezasını düzenleyen 69. maddesi bir arada incelendiğinde de, yasa koyucunun, konusu suç teşkil eden fiillerde ceza yargılamasının sonucunun beklenilmesini öngörmesi nedeniyle bu düzenlemeye paralel olarak disiplin cezası verme zamanaşımı süresini ceza yargılamasında yer alan süreler kadar genişlettiği anlaşılmaktadır.<br>Bu değerlendirmeler ışığında, davalı idarenin, hakkında disiplin soruşturması yapılan ilgili hakim veya savcıyı 69. maddenin son fıkrası uyarınca doğrudan ve derhal meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırması, ilgilinin konusu suç teşkil etmeyen fiilleri hakkında mümkün olup, 69. maddenin uygulanması hususunda davalı idarece önce kişinin eyleminin suç teşkil edip etmediğinin değerlendirilmesi, konusu suç eden eylemler ile ilgili olarak kovuşturma izni verilerek açılacak ceza soruşturması/kovuşturmasının sonucunun beklenmesi ve ceza yargılaması neticesinde verilecek hükme göre değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.<br>Aksi halde, bir başka deyişle, konusu suç teşkil eden fiillerin işlenmesi halinde davalı idarece 69. maddenin son fıkrası uyarınca disiplin cezası verilerek ilgilinin doğrudan meslekten çıkarılması, suç işleyen hakim/savcının adli yönden cezasız kalması sonucuna yol açabileceği gibi, hakkında isnatta bulunulan hakim/savcının ceza mahkemesi önünde kendini aklama hakkının da elinden alınması sonucunu doğurabilecektir. Bunun yanında, davalı idarece doğrudan 69. maddenin son fıkrası uyarınca bir karar verilmesi durumunda, anılan maddenin diğer fıkraları işlevsiz hale gelecek ve söz konusu fıkraların konuluş amacına aykırı hareket edilmiş olunacaktır. Ayrıca, idarece bu yönde doğrudan verilecek bir meslekten çıkarma kararından sonra ilgili hakkında ceza mahkûmiyetine karar verilmesi veya mahkûmiyetinin ertelenmesi veya diğer ceza ve tedbirlere çevrilmiş olması durumunda diğer fıkra hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı sorusu gündeme gelecek ve bu durum da ilgilinin aleyhine sonuçlar doğurabilecektir.<br>Uyuşmazlıkta, davacı hakkında konusu suç teşkil ettiği anlaşılan disiplin cezasına konu fiilleri nedeniyle verilen kovuşturma izni sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarihli, … esas, 2018/50 sayılı kararı ile davacı hakkında " Görevi Kötüye Kullanma" suçundan Türk Ceza Kanunu'nun 257/1 ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması amacıyla yargılanması için son soruşturmanın yargıtay ilgili ceza dairesinde açılmasına karar verildiği ve anılan dosyanın Yargıtay ... Ceza Dairesinin (ilk derece) E:… MD. sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiğinin anlaşıldığı, buna karşın davalı Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinde hakkında yürümekte olan ceza davasının sonucu beklenmeden … tarih ve E:.., K:… sayılı kararla doğrudan, 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesinin son fıkrası uyarınca davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.<br>Bu durumda, olayda, davalı Hakimler ve Savcılar Kurulunca öncelikle hakkında disiplin cezasına konu fiilleri nedeniyle ceza kovuşturması yürütülen davacının, bu yargılamasının sonucunun beklenmesi ve kovuşturma neticesinde verilecek karara göre 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesi hükümlerinin tatbik edilmesi gerekirken, bu yapılmaksızın anılan maddenin son fıkrası uyarınca davacının doğrudan meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığından, anılan kararın iptaline ve davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük, mali ve sosyal güvenlik haklarının disiplin cezasının kesinleştiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesine yönelik istemi hakkında ise bu aşamada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği oyuyla, davanın reddi yolundaki çoğunluk kararına katılmıyorum.</font></p></body></html>
emekli