<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2021/4734 E.  ,  2023/3254 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>BEŞİNCİ DAİRE <br>Esas No : 2021/4734<br>Karar No : 2023/3254 <br><br>DAVACI : …<br> <br>DAVALI : … / …<br>VEKİLİ : Av. …<br> <br>DAVANIN KONUSU : Son olarak Gaziantep Hâkimi olarak görev yapmakta iken 24/08/2016 tarih ve 2016/426 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olan davacı tarafından, Adana TMK 10. maddesi ile görevli 1 Nolu hâkimi iken gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucunda 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile anılan karara yönelik yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ve bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI : Hâkim ve savcılar hakkındaki disiplin süreçlerinin adil yargılanma hakkı ilkesine uygun olarak yürütülmesi gerektiği, disiplin cezası verilirken ilgili yasalarda yer alan usul ve şartlara riayet edilmesinin zorunlu olduğu, hakkında yürütülen disiplin soruşturması sürecinde savunma hakkının kısıtlandığı, istediği ek belgelerin bir çoğunun tarafına gönderilmediği, hiçbir açıklama ve delilin ortaya konulmadığı, bu durumun hukuki güvenlik, belirlilik ve hukuk devleti ilkelerine aykırılık oluşturduğu, hakkında terör örgütü üyeliği suçlamasıyla açılan ceza davasında beraat kararı verildiği, buna karşın terör örgütü üyesi olduğu şeklinde değerlendirme yapılmasının masumiyet karinesi ve adil yargılanma hakkına aykırı olduğu, olay tarihinde talep yazısında araçların MİT'e ait olduğuna ilişkin bir ibare bulunmadığından el koyma kararının onanmasına yönelik verdiği kararda herhangi bir sakınca görmediği, olayda kişilerin mağduriyetine, kamu zararına ve haksız menfaat sağlama gibi bir durumun oluşmadığı, subjektif değerlendirme sonucu hakkında en ağır yaptırım kararı verilmesinin idareye tanınan takdir yetkisinin keyfi kullanımının bir sonucu olduğu, hakkındaki iddiaların tamamen soyut, vehme dayalı ve mücerret olduğu, ceza soruşturması ve kovuşturmasının sonucunun beklenilmesinin gerektiği belirtilerek, dava konusu kararların hukuka aykırı oldukları ileri sürülmektedir.<br><br>DAVALININ SAVUNMASI : Davacının dava konusu meslekten çıkarma cezasına ilişkin eylemlerinin suç teşkil etmese ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü, ayrıca söz konusu eylemlere ilişkin olarak davacı hakkında görevi kötüye kullanma suçundan yargılamasının Yargıtay ... Ceza Dairesinde E:… sayılı dosyasında devam ettiği, ilgili yasa hükümlerinde disiplin cezası verilmesi sırasında devam eden kovuşturma sonucunun beklenmesi gerektiğine ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığı, davacıya isnat olunan eylemlerin, FETÖ/PDY mensubiyeti ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği, davacının eylemlerinin yargısal takdire ilişkin olmayıp plânlı bir organizasyonun parçası olarak hukuk dışı amaçların gerçekleştirilmesine ve örgütsel hiyerarşi içerisinde kendilerine verilen görevi yerine getirmeye yönelik olduğu kanaatine varılarak Anayasa ve yasaların kendisine vermiş olduğu yargılama yetkisini, açık yasa hükümlerine aykırı işlemler yaparak keyfi kullandığı gerekçesiyle cezalandırıldığı, dolayısıyla davacının sübuta eren fiilleri nedeniyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 69/son maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek, davanın reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NUN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI …'İN DÜŞÜNCESİ: Dava, davacının 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile bu kararın yeniden incelenmesi talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ve bu karara yönelik itirazının reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.<br>A- Konu ile İlgili Yasal Düzenlemeler<br>Anayasanın 138. maddesinde, "Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.", 139. maddesinde, "Hakimler ve savcılar azlolunamaz ... Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.", 140. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Hakim ve savcıların nitelikleri, atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve meslek içi eğitimleri ile diğer özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.", Hakimler ve Savcılar Kurulu başlıklı 159. maddesinin 8. fıkrasında, "Kurul, ... meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir.", bu maddenin 10. fıkrasında ise, "Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz." hükümlerine yer verilmiştir. <br> 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun, "Hakimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" başlıklı 53. maddesinde, " Hakim ve savcıların: a) Bu Kanun hükümlerine göre meslekten çıkarılmaları veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilmesi, b) Haklarında soruşturma ve kovuşturma bulunması halleri hariç olmak üzere, mesleğe alınma koşullarından herhangi birini taşımadıklarının sonradan anlaşılması, c) Görevdeyken, 8 inci maddenin (a), (d) ve (g) bentlerinde yazılı niteliklerden herhangi birini kaybetmeleri, d) Meslekten çekilmeleri veya çekilmiş sayılmaları, e) İstek, yaş haddi veya malullük nedenlerinden biriyle emekliye ayrılmaları, f) Ölümleri, hallerinde görevleri sona erer." hükmüne, <br>Aynı Yasa'nın "Meslekten çıkarma cezası" başlıklı 69. maddesinde ise; "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.<br>68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.<br>Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68'inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.<br>Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50'nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir." hükmüne yer verilmiştir. <br>6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu'nun "Kurulun görevleri" başlıklı 4. maddesinin; hakim ve savcılarla ilgili olarak (b) fıkrasının 6. bendinde, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, 7. bendinde, disiplin cezası verme, 8. bendinde de görevden uzaklaştırma işlemlerini yapmak Kurulun görevleri arasında sayılmış, "Genel Kurulun Oluşumu ve Görevleri" başlıklı 7. maddesinin 2. fıkrasının (ı) bendinde de, 4. maddenin anılan bentlerindeki düzenlemelere Genel Kurulun görevleri arasında yer verilmiş, 33. maddesinde ise, Genel Kurulun veya dairelerin, meslekten çıkarma cezasına ilişkin kesinleşmiş kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulabileceği, diğer kararlarının yargı denetimi dışında olduğu, meslekten çıkarma kararlarına karşı açılan iptal davalarının ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'da görüleceği hükme bağlanmıştır.<br>B- Davanın Kapsamı<br>Dava dosyasının incelenmesinden; Hâkimler ve Savcılar (Yüksek) Kurulu Genel Kurulu’nun ... tarih ve ... karar sayılı kararıyla daha önce meslekten çıkarılmasına karar verilen davacı ...'nun, Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesi uyarınca yeniden meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; "FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünce planlanan 17-25 Aralık operasyonun hemen akabinde, örgütün, hükümet politikalarından duyduğu rahatsızlık nedeniyle, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Hükümetini gerek yurt içinde gerekse uluslararası platformda zor durumda bırakmak ve itibarsızlaştırmak amacıyla MİT’e (Milli İstihbarat Teşkilatı) ait TIR'ların durdurularak usulsüz şekilde arandığı, ilgili hâkim ...'nun, MİT faaliyeti kapsamında görev ifa eden MİT personelinin sevk ve idaresindeki TIR ve ona eşlik eden otomobilde yapılan aramada ele geçirilen eşyaya, devlet malı olduğu ve istihbarat faaliyetine mahsus olduğunu gözetmeden Adana 1 Nolu Hâkimi olarak el koymanın onanması yönünde kasıtlı olarak karar vermek suretiyle, FETÖ/PDY adlı silahlı terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda hareket ettiği, yine Adana Ceyhan Sirkeli Otoyol Gişelerinde MİT’e ait 3 adet TIR ve ona eşlik eden otomobilin durdurulması öncesinde, Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca casusluk suçuna ilişkin yürütülen soruşturma sonucunda haklarında dava açılan Ankara İl Jandarma İstihbarat Şube Müdürlüğünde görevli asker kişilerin, Türk Ceza Kanunu'nun uyuşturucu madde ticaretini düzenleyen hükümleri ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamında, önleme dinlemesi adı altında toplam 29 kişiye ait 42 adet telefon numarası ile ilgili talep yazıları arasına MİT'in bu faaliyetinde görev alan 7 personelin de cep telefonlarını serpiştirmek suretiyle, Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesinden dinleme kararı aldıkları, usulsüz yapılan bu önleme dinlemeleri neticesinde Ankara Esenboğa Havaalanından hareket eden MİT’e ait üç adet TIR'ın Adana’ya doğru yola çıktığının öğrenildiği, Ankara İl Jandarma İstihbarat Şube Biriminde görevli olan (ve Yargıtay 16. Ceza Dairesince, evletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri temin etmek, Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklamak, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü üyesi olmak suçlarından hapis cezasıyla mahkumiyetlerine karar verilen) H.G. ve G.M.’nin, üstlerine ve asayiş birimlerine haber verip gerekli müdahaleye ilişkin tedbirlerin Ankara’dan itibaren aldırılması yerine, gerek görevlerinin gerekse de resmi sıfatları gereği kendilerinden beklenen davranış kurallarının dışına çıkarak, yüzlerini göstermeyecek şekilde kendilerini gizledikleri, H.G.’nin, Ankara Demetevler semtinde bulunan bir bayiden ankesörlü telefon kartı alarak G.M.’ye verdiği, birlikte Etlik semtine giderek MOBESE ve güvenlik kameralarının görüş açılarından uzakta olduğunu tespit ettikleri ankesörlü telefondan G.M.’nin resmi sıfatını belirtmeden, sıradan bir ihbar gibi, Ankara veya TIR'ların güzergahında bulunan herhangi bir yerin Jandarma veya Emniyet birimleri yerine, Adana İl Jandarma Harekât Merkezinin ancak bir jandarma personeli tarafından bilinebilecek şehirlerarası kodlu telefon numarasını arayarak ihbarda bulunduğu, bu itibarla MİT’e ait olduğunu bildikleri TIR'ları usulsüz olarak fiziki takip ettikleri ve gerçeğe aykırı ihbarda bulunarak devlet sırrının ortaya çıkarılmasına yönelik suç oluşturan eylemde bulundukları olayda, Devletin Güvenliğine ilişkin Gizli Belgeleri Temin Etme ve bu bilgileri açıklama suçlarından tutuklanmaları istenilen FETÖ/PDY örgütü mensubu olan asker şüpheliler H.G. ve G.M’nin tutuklanma taleplerini karara bağlamak üzere sorguya çıkan ilgili hâkim C.C.A'nın da, isnat olunan suçların vasıf ve mahiyetleri ile dosyadaki mevcut delil durumunu göz ardı ederek yasaya aykırı şekilde kasıtlı olarak reddine karar verdiği, karara yapılan itirazı inceleyen, TMK 10. maddesi kapsamında yetkilendirilmiş 1'Nolu Hâkimliğinde görevli olan hakim ...'nun (davacı); şüphelilerin atılı suçu işlediklerine ve TIR'ların MİT'e ait olduğunu bilerek hareket ettiklerine dair savunmalarının aksini gösterir somut delile dayalı kuvvetli şüphenin olmadığı, tutuklama şartlarında yer alan kaçma ve delilleri karartma şüphelerinin askeri kamu görevlisi olmaları ve dosyada kısıtlılık ve yayın yasağı kararlarının bulunması nedeniyle söz konusu olmadığı söz konusu kararda isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle şüphelilerin tutuklanmasına dair itirazın reddine karar verdiği, hakim ...'nun bu suretle, irtibat ve iltisaklı olduğu FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda hareket ederek görevini tarafsız ve bağımsız olarak yerine getiremeyeceğini açıkça ortaya koyduğu görüldüğünden 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69'uncu maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, davacının Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu’nun …tarih ve … karar sayılı kararıyla, daha önce meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olması ve fiilen görevi başında bulunmamasından dolayı hakkında 2802 sayılı yasanın 74/2. maddesinin uygulanması konusunda karar verilmesine yer olmadığı sonucuna varıldığı anlaşılmaktadır. <br>Davacının, Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı meslekten çıkarma kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebi, aynı Kurulun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile ve bu karara yönelik itiraz ise, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedilmiştir.<br>C- Davacının İddiaları <br>Davacı dava dilekçesinde özetle; FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan dolayı hakkında açılan kamu davasında … Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde beraat ettiği, dava konusu cezaya ilişkin yapılan soruşturma sırasında kendisinden savunma istenmesi üzerine soruşturmaya konu tüm belgelerin onaylı bir örneğini talep etmesine karşın bu belgelerin kendisine verilmemek suretiyle savunma hakkının kısıtlandığı, kendisinin terör örgütü ile irtibatını gösteren hiç bir delilin söz konusu olmadığı, örgütten ne şekilde talimat alındığının delilleriyle ortaya konulması gerektiği, olay tarihinde karar verirken ele geçirilen eşyanın devlet malı olduğunu bilmesinin mümkün olmadığı, bahsi geçen araçların MİT'e ait olduğu ve yakalanan kişilerin MİT personeli olduğu konusunda incelenen dosya içeriğinde hiç bir resmi yazı, bilgi, kimlik vb. olmadığı, söz konusu kararları tamamen bağımsız ve tarafsız bir hakim olarak verdiği iddiaları ile dava açmıştır.<br>D- Davacı Hakkında FETÖ/PDY Üyeliği İsnadı ile Açılan Kamu Davası<br>Davacı hakkında … Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde verilen ve davacının beraati ile sonuçlanan … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; sanık (...) hakkında düzenlenen iddianamede ve yargılama aşamasında toplanan belge ve delilerde; örgütün finans kaynağı olan Bankasya'da hesabının bulunduğu, çocuklarını örgüte müzahir okula gönderdiği, sanığa ait dijital materyallerinde örgütsel içerik bulunduğu, sanığın Adana Hakimliğinden Gaziantep Hakimliğine atanmasına ilişkin karara FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü üyesi olduğu belirlenerek hakkında soruşturma açılan ve meslekten çıkarılmasına karar verilen HSYK eski üyesi T.G. tarafından şüpheliyi gözeten ve örgütsel tavırla muhalefet şerhi konulduğu, sanığın hakim olarak görev yaparken örgüt amaç ve gayesi doğrultusunda kararlar verdiği, örgüt hiyerarşisi içerisinde yer aldığına yönelik tanık anlatımlarının bulunduğu, sanığın isminin bylock kullanıcıları arasındaki mesajlaşmada geçtiği iddialarına yer verildiği ve iddiaların ayrı ayrı değerlendirildiği görülmektedir. <br>Dava konusu olay açısından önem arz etmesi bakımından, ... Ağır Ceza Mahkemesi kararındaki; davacı ...'nun hakim olarak görev yaparken örgüt amaç ve gayesi doğrultusunda kararlar verdiği yolundaki iddianın değerlendirildiği bölümün gerekçesinde; tanığın beş duyu organı ile şahit olduğu olaya ilişkin yer, zaman, sebep-sonuç ilişkisi içerisinde dosya mevcudunda bulunan diğer beyanlar ve somut deliller ile açıkça tezatlık oluşturmayacak nitelikte beyanlarda bulunması gerektiğinin açık olduğu, somut olayda ise; tanık A.Y.'nin beyanlarında sanığın eylemlerinin nelerden ibaret olduğu ve olaya ilişkin zaman ve sebep-sonuç ilişkisi net olarak ayrıntılı şekilde anlatılmadığı, tanığın sanık (...) ile ilgili beyanlarının detaylı olmayıp soyut nitelikte olduğu, yine gizli tanığın ... kod ismiyle aşamalarda alınan beyanlarında 2009-2012 yılları arasında sanığın da aralarında bulunduğu bir kısım hakim savcıların Adana adliyesinde paralel yapı mensubu olarak görev aldıklarını, tutuklamadan sonra yapılan itirazların sanık tarafından değerlendirilmesinin sağlandığını ve itirazların reddinin bu şekilde sağlandığını beyan ettiği, ancak sanığın hangi dosyalara ilişkin kararlar verdiğine dair net bir bilgi sunmadığı, kaldı ki örgüt adına Adana adliyesi yapılanmasıyla ilgilenen kimsenin konumu nedeniyle Adana adliyesindeki yapılanmaya ilişkin tüm hususları bilmesi gerekirken "sanık hakkında bize bilgiler geliyordu " şeklinde duyuma dayanan soyut bilgiler dışında sanığın örgüt üyesi olduğuna ve örgütün amaç ve gayesi doğrultusunda hareket ederek yargısal kararlar verdiğine dair sanığın savunmasını bertaraf edecek nitelikte somut bilgi ve görgüsünün bulunmadığının beyanlarının incelenmesinden anlaşıldığı, gizli tanık ... (...) 'un beyanlarının örgüt üyeliğinin sübutu yönünden sanık aleyhine somut bilgiler ihtiva etmediği, sanık üzerine atılı yukarıdaki iddianın soyut kaldığı anlaşılmakla tanık anlatımlarının mahkemece sanık aleyhine delil olarak değerlendirilmesi yoluna gidilmeyeceği belirtilmiştir. <br>Davacı hakkındaki diğer iddialarla birlikte dosya muhteviyatındaki tüm bilgi, belge ve deliller birlikte değerlendiren … Ağır Ceza Mahkemesi; her ne kadar sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle hakkında iddianame düzenlenmiş ve mahkememizde kamu davası açılmış ise de; son olarak Gaziantep Hakimi olarak görev yapmaktayken FETÖ/PDY isimli silahlı terör örgütü ile irtibatlı olduğu gerekçesiyle Hakimler Ve Savcılar Kurulu'nun … tarih, … sayılı kararı ile meslekten çıkarılmış olmasına karşın; örgütün yapısında bulunup hiyerarşisine dahil olduğuna ve örgütle organik bağ kurarak örgüt üyesi olduğuna dair dosyada her türlü şüpheden uzak, inandırıcı, somut delillerin bulunmadığı, yukarıda detaylı bir şekilde izah edilen gerekçelerle hakkında iddia olunan eylemlerin ve yapılan tespitlerin, mahkemece sanık aleyhine silahlı terör örgütüne üyelik suçunun sübutu açısından her türlü şüpheden uzak, somut delil olarak itibar edilmediği, iddianameye konu edilen somutlaştırılamayan ve doğrudan örgütsel eylem niteliğinde olmayan iddiaların olması ve HSK tarafından 667 sayılı KHK 3/1 maddesi uyarınca FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat veya iltisakı nedeniyle mesleğinden çıkarılmış olması ile aynı irtibat veya iltisak nedeniyle 2802 sayılı yasanın 82. maddesi uyarınca hakkında soruşturma izni verilmiş olmasının sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunun oluşması için yeterli nitelikte olmadığı, bu eylemlerin örgüt üyeliği için aranan süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden ve sanığın organik bağ ile örgüte bağlı olduğunu açıkça gösteren eylemlerden ve faaliyetlerden olmadığından yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı kanaatine varıldığı ve yukarıda izah edilen gerekçelerle sanığın CMK 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verildiği anlaşılmaktadır. <br> ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin davacı hakkında verdiği bu kararın istinaf edilmesi üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; "örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerektiği, örgüte üye olan kimsenin, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmesi gerektiği, suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olmasının arandığı, yine suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK'nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verildiği, "örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak" cezalandırılacağının belirtildiği, anılan normun konuluş amacının, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır." şeklinde açıklandığı, 765 sayılı TCK'nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmediği, yardım fiilini işleyen failin, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK'nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması ve yapılan yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunmasının gerektiği, yardımdan fiilen yararlanmanın zorunlu olmadığı, örgütün istifadesine sunulmuş olmasının ve üzerinde tasarruf imkanının bulunmasının suçun tamamlanması için yeterli olduğu, yardım fiillerinin, örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmadığı, her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemlerin yardım kapsamında görülebileceği, <br>Bu açıklamalar ışığında; vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Gizli tanık T.B’nin duruşmada alınan beyanında; sanığın Adana Adliyesinde FETÖ yapılanması içerisinde yer aldığını, örgütün talimatlarını yerine getirdiğini, bazı soruşturma dosyalarında örgütün talimatları doğrultusunda karar verdiğini ifade etmesi, tanık T.B.T.’nin ... Ağır Ceza Mahkemesince talimatla alınan ifadesinde; HSK müfettişlerine verdiği önceki ifade ve beyanlarının doğru olduğunu beyan etmesi, 14.04.2016 tarihli HSK başmüfettişine vermiş olduğu ifadesinde ise; sanığın Adana Adliyesine göreve başladıktan sonra FETÖ yapılanması içerisinde yer alan Hakim S.R.T.’ye zimmetlendiğini, S.R.T’nin, sanığa ablalık yaptığını ve kendisini yetiştirdiğini, yetişmesini müteakip özgürlük hakimi olarak görevlendirildiğini ifade ederek gizli tanık beyanlarını bu yönüyle doğrulaması hususu da gözetilerek,<br>1-) Tanık T.B.T.’nin beyanında adı geçen S.R.T. hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçundan soruşturma/kovuşturma bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, bulunuyor ise aşama beyanlarının getirtilmesi, duruşmada tanık olarak dinlenerek detaylı beyanının alınması, <br>2-) Gizli tanık T.G.'nin alınan beyanında; 2009/2012 döneminde Adana Adliyesinde …. hakim ...’nun paralel yapı mensubu olarak görev aldığını, bu kişilerin kendi meslek grupları olan yargı camiası içinde cemaat sohbetleri yaptıklarını, adliye imamı olması nedeniyle bu hususu bildiğini, bu sohbetlere Adana il imamı Ö.K. ile Yardımcısı olan soyadını hatırlamadığı B. hoca’nın bulunduğunu belirtmesi karşısında; FETÖ terör örgütünün sözde Adana İl imamı olan Ö.K. ile yardımcısı olan B. isimli terör örgütü mensubun açık kimlik bilgilerinin tespiti ile bu kişilerin aşama beyanlarının getirtilmesi, gerektiğinde tanık olarak ifadelerinin alınması, özellikle de sohbetin mahiyeti ve sanığın ne zamana kadar sohbete katıldığı hususunun da sorularak açıklığa kavuşturulması,<br>3-) Sanığın kullandığı cep telefon numaralarının tespiti ile HTS analiz raporu alınarak sanığın görüşme yaptığı kişilerin örgütsel konumlarının belirlenmesi, bu kişilerden FETÖ kapsamında haklarında soruşturma/kovuşturma bulunanlardan sanık aleyhine beyanda bulunan kişiler var ise aşama beyanlarının getirtilerek duruşmada tanık olarak dinlenilmesi,<br>4-) … User ID numaralı ByLock kullanıcısı ile … User ID numaralı bylock kullanıcısı arasında yapılan yazışma bahsedilen kişinin sanık ... olduğu iddia edildiğinden, … User ID numaralı "…" nice nime verildiği anlaşılan Bylock kullanıcısının kim olduğunun tespiti açısından Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığından bu ID numarasına ait Bylock tespit ve değerlendirme tutanağının getirtilmesi, kullanıcısının tespiti halinde hakkında soruşturma/kovuşturma olup olmadığının araştırılarak aşama beyanlarının getirtilerek duruşmada okunması, ayrıca duruşmada tanık olarak dinlenilerek bylock yazışma içeriğinin sorulması,<br>5-) UYAP kayıtlarında sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçu nedeniyle kovuşturma dosyalarının bulunduğu anlaşıldığından, bu dosyaların ilgili yerlerden getirtilerek incelenmesi, içeriğinin denetime olanak verecek şekilde dosyaya yansıtılması,<br>6-) UYAP kayıtlarının incelenmesinde açık gözüken Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının … CBS ihbar dosyasının incelenerek bir örneğinin denetime olanak verecek şekilde dosyaya konulması,<br>7-) Örgüt mensupları hakkında soruşturma ve kovuşturmaların devam ettiği bir çok itirafçı tanığın beyanları ile örgüt mensuplarının ortaya çıkarıldığı anlaşılmakla, sanık hakkında başka dosya şüphelisi veya sanıkları tarafından etkin pişmanlık kapsamında veya tanık olarak alınan ifadelerde sanıkla ilgili bir beyan veya teşhisin bulunup bulunmadığının örgütlü suçlar bilgi havuzunda araştırılarak var ise bu beyanların temini ve gerekirse beyanda bulunanların tanık sıfatıyla dinlenilmesi, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması nedeniyle istinaf itirazları yerinde görülerek, 5271 sayılı CMK'nın 280/1-e maddesi uyarınca hükmün bozulmasına" gerekçesine yer verilerek ... Ağır Ceza Mahkemesi kararını bozmuştur.<br>E- Davacının FETÖ/PDY ile İrtibat ve İltisakının Bulunduğuna Dair Danıştay Beşinci Dairesince Yapılan Değerlendirme; <br>Öte yandan davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ terör örgütü ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle Danıştay Beşinci Dairesinde açtığı davada, anılan Dairenin 22/10/2020 tarih ve E:2017/4430, K:2020/4607 sayılı kararında; Anayasa Mahkemesi'nin iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımladığı, bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığının açık olduğu, bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşmasının yeterli olacağı, bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için bir takım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemenin mümkün olacağı, … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:... sayılı kararı ile davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraat kararı verildiği görülmüş ise de, davacının terör örgütüne üyelik suçundan beraat etmiş olmasının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığının bulunmadığı, davacının çocuklarının FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüyle iltisaklı olması sebebiyle kapatılan eğitim kurumlarında öğrenim kayıtlarının bulunduğunun tespit edildiği, dosya içeriğindeki tüm bilgi ve belgeler ve şahit ifadeleri birlikte değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ terör örgütü ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiş, davacıya verilen meslekten çıkarma cezasının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.<br>Bu karar davacı tarafından temyiz edilmiş ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun E:2021/1048 esas sayılı dosyasında görüşülmek üzere sırasını beklediği anlaşılmaktadır.<br><br>F- Davacının Durumunun Değerlendirilmesi<br>Görülmekte olan davadaki olayda; davacının hakim olarak görev yaptığı dönemde, hakimlik mesleğini icra ederken verdiği anılan kararları, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile olan iltisak ve irtibatı kapsamında, örgütün amacı ve gayesi doğrultusunda hareket ederek verip vermediği konusunun irdelelenmesi gerekmektedir. <br>Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih, E:2017/16-956, K:2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24/04/2017 tarihi, E:2015/3, K:2017/3 karar sayılı kararında; FETÖ/PDY Örgütünü, devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan, casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olarak nitelendirilmiş, nihai amaçlarına ulaşmak gayesiyle öncelikle askeriye, mülkiye, emniyet, yargı ve diğer stratejik öneme sahip kamu kurumlarını ele geçirmek için kendilerine engel olacaklarını düşündüğü bürokrat ve personelin sistem dışına çıkarılmasını sağlayarak örgüt elemanlarını bu makamlara getirdiği gerekçelerine yer verilmiştir.<br>Anayasa Mahkemesi 27/04/1992 tarihli, E:1992/37, K:1993/18 sayılı kararında; hâkimlerin bağımsızlığının, hâkimlerin objektif bağımsızlığı olduğu halde, hâkimlik teminatının hâkimlerin kişisel bağımsızlığı olduğunu, hâkimlik teminatının, hâkimlere tanınan bir ayrıcalık değil, toplum için kabul edilen ve hâkimlerin görevlerini tam bir güven ve tarafsızlık içinde yapabilmelerini sağlayan bir kurum olduğunu, burada söz konusu olan, hâkimin kişisel yararı olmayıp, kamunun yararı olduğu, hâkimlik teminatının amacının, hâkimlerin kişisel nüfuz ve itibarlarının yükseltilmesi ve huzurlarının sağlanmasından çok, hâkimlerin özgür ve tarafsız karar verebilmelerini sağlamak, dolayısıyla topluma, adaletin her türlü baskı ve etkiden uzak olarak dağıtıldığı hususunda güven vermek olduğu belirtilmiştir.<br>Anayasaya göre yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır. Yargı erkinin en önemli öğesi olan hâkimlerin görevlerinde bağımsız olması, tarafsız olarak görev yapması, hakimlik ve savcılık mesleğinin devlete özel ve çok önem taşıyan yerinin bir gereğidir.<br>Davacı tarafından, dava konusu cezaya ilişkin yapılan soruşturma sırasında kendisinden savunma istenmesi üzerine soruşturmaya konu tüm belgelerin onaylı bir örneğini talep etmesine karşın bu belgelerin kendisine verilmemek suretiyle savunma hakkının kısıtlandığı ileri sürülmekte ise de; yargı denetimine açık olan işleme karşı açılan dava kapsamında, adil yargılanma hakkının gereği olarak ilk safhada savunma alınma yoluna gidilmesi sırasında davacının bilgi sahibi olmak isteği hususların yargılama süreci içinde giderilmesinin mümkün olması karşısında davacının bu iddiası yerinde görülmemiştir.<br>Danıştay Beşinci Dairesi'nin 22/10/2020 tarih ve E:2017/4430, K:2020/4607 sayılı kararında, davacının FETÖ terör örgütü ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varılmıştır.<br><br>Davacının Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçlundan cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında; ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, yeterli delilin bulunmamasına bağlı olarak üzerine atılı suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle CMK 223/2-e maddesi gereğince (delil yetersizliğinden) beraatine hükmedilmesi yolundaki kararı, … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla eksik inceleme ile hüküm kurulduğu gerekçesiyle bozulmuş ve yeniden incelenmek üzere ilk derece mahkemesine (... Ağır Ceza Mahkemesi) gönderilmesine karar verilmiştir.<br>Davacı hakkında verilen Danıştay Beşinci Daire kararında da yer alan ... (davacı) hakkındaki ifadelerde; <br>"Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan A.Y., Adana Adliyesi Müfettiş Odasında düzenlenen 27/04/2016 tarihli ifade tutanağında; "..Hakim ...'nu tanırım Paralel Devlet Yapılanmasına mensup hakim ve Cumhuriyet savcıları ile birlikte hareket ettigini, özellikle kolluk gorevlileri hakkinda MIT TIR'ları kapsamindaki eylemlerine ilişkin yürütülen dosyada soruşturmayı sulandirmak ve engellemek amacıyla özellikle Cumhuriyet savcılığımızın taleplerini farkli gerekcelerle reddettigini biliyorum.." <br>Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan C.T., Adana Adliyesi Müfettiş Odasında düzenlenen 16/03/2016 tarihli ifade tutanağında; "…..., …, S.B.’ nin paralel devlet yapılanmasına mensup olduğu hususu adliyede konuşulagelmektedir… Şüpheliler H.G. ve G.M.'yi Ankara'dan Adana iline getirttim, ifadelerinin alınmasını müteakip tutuklanmaları talebi ile Nöbetçi Özgürlük Hâkimine sevk ettim, Hâkim C.C.A. şüphelileri dinledikten sonra müdafilerinin uzun uzun beyanlarını aldığını ve müdafilerin beyanlarında "ifade sırasında odamdaki telefonun birkaç kez çalmasını ve Adana TEM'den gelen bir polis memuru ile olan diyaloğumu" uzun uzun yazarak ve beni suçlar şekilde beyanını aldığını kararı incelediğimde gördüm. Ben de bunun üzerine bu karara itiraz ettim. İtiraza bakan mahkeme hâkimi ...’da yaptığım bu itirazı reddetmişti, sonradan dosyaya baktığımda hem İ.C.A.’nın verdiği serbest bırakma kararı hem de itiraz üzerine Hâkim ...’nun verdiği itirazı red kararının aynı gerekçelerle olduğunu gördüm. Bu gerekçelerde adeta olayda suç unsuru bulunmadığı şeklinde idi yani bizim talebimizden uzaklaşılarak esasa ilişkin beraat hükmü verir gibi karar verilmiş idi. Ben benzer kararı soruşturmayı yürüten o zamanki Cumhuriyet Başsavcı Vekili A.D.'nin talebi ile aynı olaydan dolayı Ankara ilindeki şüphelilerin evlerinde yapılacak arama kararında da gördüğümü hatırlıyorum. Bu kararda da yine talepten uzaklaşılarak esasa ilişkin beraat hükmü verir gibi gerekçe yazılmış idi. Her üç karardaki gerekçenin de aynı mahiyette olması dikkatimi çekmişti. Ayrıca Hâkim ...’nun MİT TIR'ları soruşturmasında usulsüz olan arama ve el koyma kararını onaylaması da dikkatimi çekmiş idi." <br>Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan M.A., Adana Adliyesi Müfettiş Odasında düzenlenen 28/04/2016 tarihli ifade tutanağında; "..Hakim ...'nu tanırım, Kendisi ile birlikte çalıştık ancak çok fazla samimi değilim, Paralel Devlet Yapılanmasına mensup hâkim ve Cumhuriyet savcıları ile birlikte hareket ettiğini, bu yapıya yakın olduğunu düşünüyorum.." <br>İş adamı olan (mütteahit) ve ifadesine başvurulan T.B.T., Adana Adliyesi Müfettiş Odasında düzenlenen 14/04/2016 tarihli ifade tutanağında; "Hakim ... (…): Hakim ye Cumhuriyet savciları arasinda da birbirine zimmetleme olayi vardir, bu zimmetleme öğrencilikten gelen ve sonradan girenlerin zimmetleri farklı degerlendirilir. Öğrencilikten gelenler daha güvenilir olurken, sonradan girenlere daha rahat kişiler zimmet sorumlusu olarak tayin edilir. Hakim ... Hakim S.R.T.'ye zimmetli yani onun ablası idi. 2010 yilinin gtiz kararnamesi ile S.R.T. 6. Ağır Ceza Mahkemesine yetkilendirildi, Hakim ...'nu yetiştirmesi icin ona zimmetlendi, yetişmesini müteakip 2012 yilinda Özgürlük hakimi oldugunu biliyorum. Ben o dönem cemaat icinde oldugum icin bu bilgilere sahibim, yukanda beyan ettigim iizere bircok bilgi ve belgeme el konuldugu icin konuya ilişkin evraka ulaşamadım.." <br>Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan gizli tanık ..., Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 05/02/2015 tarihli sorgulama tutanağında; "..Hakim ...: Paralel yapının Adana Adliyesinde görevli elemanlarındandır. Tutuklamalardan sonra yapılan itirazları genelde bu hakime değerlendirmesi sağlanır ve hepsi de red alır.." <br>Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan gizli tanık … , Adana Adliyesi Müfettiş Odasında düzenlenen 07/08/2015 tarihli ifade tutanağında;"..2009-2012 döneminde Adana adliyesinde; Hakim M.U., Hakim ..., Hakim R.A.,..., C.Savcısı Z.Y. isimli kişiler Paralel Yapı mensubu olarak görev aldılar." "<br>şeklinde ifadelere yer verildiği görülmektedir.<br>G- SONUÇ <br>Dosyada bulunan tüm bilgi ve belgeler ile şahit ifadeleri ve yukarıda açıklanan hukuki durum açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; FETÖ/PDY Terör örgütü ile irtibatı ve iltisakı olan davacının, hakim olarak görev yaptığı dönemde, dava konusu meslekten çıkarma cezasının verilmesine mesnet teşkil eden kararları verdiği olayda; özellikle davacı hakkında tanıklık eden A.Y.'nin; "..Hakim ...'nu tanırım Paralel Devlet Yapılanmasına mensup hakim ve Cumhuriyet savcıları ile birlikte hareket ettigini, özellikle kolluk gorevlileri hakkinda MIT TIR'ları kapsamindaki eylemlerine ilişkin yürütülen dosyada soruşturmayı sulandirmak ve engellemek amacıyla özellikle Cumhuriyet savcılığımızın taleplerini farkli gerekcelerle reddettigini biliyorum.." şeklindeki beyanları ile yine tanık C.T.'nin MİT TIR'ları olayı hakkındaki (dava konusu cezanın verilmesine mesnet teşkil eden davacının somut eylemine ilişkin) beyanları dikkate alındığında, hakimlik tarafsızlık ve bağımsızlığı içerisinde hareket etmediği sonuç ve kanaatine varıldığından, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile bu kararın yeniden incelenmesi talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ve bu karara yönelik itirazının reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında isabetsizlik görülmemiştir. <br>Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. <br> <br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :<br> Davacı hakkında Adana TMK 10. maddesi ile görevli 1 nolu Hâkimi olarak görev yaptığı dönemde, "FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hükümet politikalarından duyduğu rahatsızlık nedeniyle; Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Hükümetini, gerek yurt içinde gerekse uluslararası platformda zor durumda bırakmak ve itibarsızlaştırmak için kasıtlı ve hukuka aykırı olarak başlatılan soruşturmada, MİT faaliyeti kapsamında görev ifa eden MİT personelinin sevk ve idaresindeki tır ve ona eşlik eden otomobilde 19.01.2014 tarihinde yapılan aramada ele geçirilen eşyanın devlet malı olduğu ve istihbarat faaliyetine mahsus olduğunu gözetmeden Adana TMK 10. madde ile görevli ... Nolu Hâkimliğin ...tarihli ve ... değişik iş sayılı dosyasında kasıtlı olarak el koymanın onanmasına yönünde karar vermek suretiyle üyesi olduğu FETÖ/PDY adlı silahlı terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun parçası olarak, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte eylemlerde bulunduğu" iddialarıyla disiplin soruşturması başlatılmıştır.<br> Düzenlenen 20/07/2018 tarihli soruşturma raporu ile davacının soruşturmaya konu fiilleri nedeniyle meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilmiş, anılan disiplin soruşturma raporunu değerlendiren Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile de; "FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünce planlanan 17-25 Aralık operasyonun hemen akabinde, örgütün, hükümet politikalarından duyduğu rahatsızlık nedeniyle, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Hükümetini gerek yurt içinde gerekse uluslararası platformda zor durumda bırakmak ve itibarsızlaştırmak amacıyla MİT’e (Milli İstihbarat Teşkilatı) ait TIR'ların durdurularak usulsüz şekilde arandığı, ilgili hâkim ...'nun, MİT faaliyeti kapsamında görev ifa eden MİT personelinin sevk ve idaresindeki TIR ve ona eşlik eden otomobilde yapılan aramada ele geçirilen eşyaya, devlet malı olduğu ve istihbarat faaliyetine mahsus olduğunu gözetmeden Adana 1 Nolu Hâkimi olarak el koymanın onanması yönünde kasıtlı olarak karar vermek suretiyle, FETÖ/PDY adlı silahlı terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda hareket ettiği, yine Adana Ceyhan Sirkeli Otoyol Gişelerinde MİT’e ait 3 adet TIR ve ona eşlik eden otomobilin durdurulması öncesinde, Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca casusluk suçuna ilişkin yürütülen soruşturma sonucunda haklarında dava açılan Ankara İl Jandarma İstihbarat Şube Müdürlüğünde görevli asker kişilerin, Türk Ceza Kanunu'nun uyuşturucu madde ticaretini düzenleyen hükümleri ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamında, önleme dinlemesi adı altında toplam 29 kişiye ait 42 adet telefon numarası ile ilgili talep yazıları arasına MİT'in bu faaliyetinde görev alan 7 personelin de cep telefonlarını serpiştirmek suretiyle, ... Ağır Ceza Mahkemesinden dinleme kararı aldıkları, usulsüz yapılan bu önleme dinlemeleri neticesinde Ankara Esenboğa Havaalanından hareket eden MİT’e ait üç adet TIR'ın Adana’ya doğru yola çıktığının öğrenildiği, Ankara İl Jandarma İstihbarat Şube Biriminde görevli olan (ve Yargıtay ... Ceza Dairesince, Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri temin etmek, Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklamak, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü üyesi olmak suçlarından hapis cezasıyla mahkumiyetlerine karar verilen) H.G. ve G.M.’nin, üstlerine ve asayiş birimlerine haber verip gerekli müdahaleye ilişkin tedbirlerin Ankara’dan itibaren aldırılması yerine, gerek görevlerinin gerekse de resmi sıfatları gereği kendilerinden beklenen davranış kurallarının dışına çıkarak, yüzlerini göstermeyecek şekilde kendilerini gizledikleri, H.G.’nin, Ankara Demetevler semtinde bulunan bir bayiden ankesörlü telefon kartı alarak G.M.’ye verdiği, birlikte Etlik semtine giderek MOBESE ve güvenlik kameralarının görüş açılarından uzakta olduğunu tespit ettikleri ankesörlü telefondan G.M.’nin resmi sıfatını belirtmeden, sıradan bir ihbar gibi, Ankara veya TIR'ların güzergahında bulunan herhangi bir yerin Jandarma veya Emniyet birimleri yerine, Adana İl Jandarma Harekât Merkezinin ancak bir jandarma personeli tarafından bilinebilecek şehirlerarası kodlu telefon numarasını arayarak ihbarda bulunduğu, bu itibarla MİT’e ait olduğunu bildikleri TIR'ları usulsüz olarak fiziki takip ettikleri ve gerçeğe aykırı ihbarda bulunarak devlet sırrının ortaya çıkarılmasına yönelik suç oluşturan eylemde bulundukları olayda, Devletin Güvenliğine ilişkin Gizli Belgeleri Temin Etme ve bu bilgileri açıklama suçlarından tutuklanmaları istenilen FETÖ/PDY örgütü mensubu olan asker şüpheliler H.G. ve G.M’nin tutuklanma taleplerini karara bağlamak üzere sorguya çıkan ilgili hâkim C.C.A.'nın da, isnat olunan suçların vasıf ve mahiyetleri ile dosyadaki mevcut delil durumunu göz ardı ederek yasaya aykırı şekilde kasıtlı olarak reddine karar verdiği, karara yapılan itirazı inceleyen, TMK 10. maddesi kapsamında yetkilendirilmiş 1'Nolu Hâkimliğinde görevli olan hakim ...'nun (davacının); şüphelilerin atılı suçu işlediklerine ve TIR'ların MİT'e ait olduğunu bilerek hareket ettiklerine dair savunmalarının aksini gösterir somut delile dayalı kuvvetli şüphenin olmadığı, tutuklama şartlarında yer alan kaçma ve delilleri karartma şüphelerinin askeri kamu görevlisi olmaları ve dosyada kısıtlılık ve yayın yasağı kararlarının bulunması nedeniyle söz konusu olmadığı söz konusu kararda isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle şüphelilerin tutuklanmasına dair itirazın reddine karar verdiği, hakim ...'nun bu suretle, irtibat ve iltisaklı olduğu FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda hareket ederek görevini tarafsız ve bağımsız olarak yerine getiremeyeceğini açıkça ortaya koyduğu görüldüğü"nden bahisle davacının 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.<br>Davacının, meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebi Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile ve bu karara karşı yaptığı itiraz başvurusu da Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedilmiş, böylece davacı hakkında verilen meslekten çıkarma cezası kesinleşmiştir.<br>Nihayetinde, davacı tarafından söz konusu kararların hukuka aykırı oldukları ileri sürülerek iptali talebiyle bakılmaktan olan dava açılmıştır.<br>Bununla birlikte, dava konusu disiplin cezasına konu fiilleri nedeniyle davacı hakkında, "görevi kötüye kullanma" suçundan Yargıtay ... Ceza Dairesinin (ilk derece) E:… sayılı dosyasına kayıtlı ceza davasının açıldığı ve Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda davacı hakkındaki yargılamanın hali hazırda devam ettiği görülmüştür.<br>Diğer taraftan, davacının, Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi de aynı Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı kararla reddedilmiştir. Davacı tarafından, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin söz konusu kararların iptali ile bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı maaş ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın Dairemizin 22/10/2020 tarih ve E:2017/4430, K:2020/4607 sayılı kararı ile; "... davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği ..." gerekçesiyle reddedildiği ve anılan kararın temyiz incelemesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 23/03/2023 tarih ve E:2021/1048, K:2023/558 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.<br>Öte yandan, davacı hakkında "silahlı terör örgütüne üyelik suçundan" yapılan yargılama sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, anılan karara karşı Cumhuriyet Savcısı yapılan istinaf başvurusu üzerine .. Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla eksik inceleme ile hüküm kurulduğu gerekçesiyle söz konusu beraat kararının bozulmasına karar verildiği ve bozma kararı üzerine yargılamanın ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında devam etmekte olduğu görülmüştür.<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> İLGİLİ MEVZUAT:<br>2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun "Disiplin Cezaları" başlıklı 62. maddesinde, Hâkim ve Savcılara, sıfat ve görevleri gereklerine uymayan hal ve hareketlerinin tespit edilmesi üzerine durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre Hâkimler ve Savcılar Kurulunca, uyarma, aylıktan kesme, kınama, kademe ilerlemesini durdurma, derece yükselmesini durdurma, yer değiştirme ve meslekten çıkarma cezalarından birinin verileceği düzenlenmiştir.<br>Anılan Kanun'un dava konusu işlemin de dayanağı olan "Meslekten Çıkarma Cezası" başlıklı 69. maddesinde de;<br>"Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.<br>68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.<br>Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.<br>Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.<br>Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükümlerine yer verilmiştir.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Uyuşmazlıkta, davalı Hâkimler ve Savcılar Kurulunca, davacının hakim olarak görev yaptığı dönemde disiplin cezasına konu olan eylemlerini FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile olan iltisak ve irtibatı kapsamında anılan örgütün amaç ve gayesi doğrultusunda planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun parçası olarak gerçekleştirdiği belirtilerek dava konusu meslekten çıkarma cezasının verildiği görülmektedir.<br>Dairemizce, eski yargı mensuplarının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadıklarına ve meslekten çıkarılmalarına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca verilen kararlara karşı açtıkları davalarda verilen kararlarında da belirtildiği üzere; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir.<br> 1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!", “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıkmıştır.<br><br>Nihayetinde, FETÖ'nün, yıllar itibarıyla takiye (olduğundan farklı görünme) esasına dayanan uzun vadeli bir projenin aşamalarını izleyerek kurduğu strateji doğrultusunda, kamu kurumlarında ve yargı organlarında demokratik devlet düzeninden ayrıksı ve ona paralel şekilde teşkilatlanmak suretiyle ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü ve demokratik hukuk devletini tehdit edici, anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gösteren bir yapılanma hâline geldiği anlaşılmaktadır. Nitekim bu yapılanma tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi anayasal düzene, demokratik kurumlara ve bizatihi Türk Milletine karşı darbe teşebbüsünde bulunulmuştur. <br>Bu çerçevede dava konusu olay değerlendirildiğinde, hakim olarak görev yaptığı dönemde kamuoyunda "MİT Tırlarının Durdurulması" olayı olarak bilinen 19/01/2014 tarihli olay sonrası davacının, "MİT faaliyeti kapsamında görev ifa eden MİT personelinin sevk ve idaresindeki TIR ve ona eşlik eden otomobilde yapılan aramada ele geçirilen eşyaya, devlet malı olduğu ve istihbarat faaliyetine mahsus olduğunu gözetmeden Adana 1 Nolu Hâkimi olarak el koymanın onanması yönünde, ayrıca, MİT’e ait 3 adet TIR ve ona eşlik eden otomobilin durdurulması öncesinde, Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca casusluk suçuna ilişkin yürütülen soruşturma sonucunda haklarında dava açılan ve Devletin Güvenliğine ilişkin Gizli Belgeleri Temin Etme ve bu bilgileri açıklama suçlarından tutuklanmaları istenilen (daha sonra irtibat ve iltisakları nedeniyle 669 sayılı KHK eki liste ile kamu görevinden çıkarılan ve ayrıca Yargıtay ... Ceza Dairesince, Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri temin etmek, Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklamak, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olmak suçlarından hapis cezasıyla mahkumiyetlerine karar verildiği anlaşılan) Ankara İl Jandarma İstihbarat Şube Müdürlüğünde görevli asker şüpheliler H.G. ve G.M’nin, tutuklanma taleplerinin reddine karar verilmesi üzerine karara yapılan itirazın reddine karar vermek" suretiyle disiplin cezasına dayanak teşkil eden söz konusu kararları, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile olan irtibat ve iltisakı kapsamında anılan örgütün amaç ve hedefleri doğrultusunda verdiği ve böylece yargıya duyulan güven ve saygınlığı zedeleyerek, mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozduğu gerekçesiyle meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırıldığı görülmektedir.<br>Kararımızın "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" başlıklı kısmında da yer verildiği gibi, davacının, Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi de aynı Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı kararla reddedildiği, bunun üzerine davacı tarafından, söz konusu kararların iptali ile bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı maaş ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın Dairemizin 22/10/2020 tarih ve E:2017/4430, K:2020/4607 sayılı kararı ile; "... davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği ..." gerekçesiyle reddedildiği ve anılan kararın temyiz incelemesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 23/03/2023 tarih ve E:2021/1048, K:2023/558 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, davacının FETÖ silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının olduğu hususunda kesinleşmiş yargı kararı bulunduğu görülmektedir.<br>Ayrıca, davacı hakkında "silahlı terör örgütüne üyelik suçundan" yapılan yargılama sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesince delil yetersizliği gerekçesiyle verilen beraat kararının da, … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla eksik inceleme ile hüküm kurulduğu gerekçesiyle bozulduğu ve bozma kararı üzerine yargılamanın ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında devam etmekte olduğu görülmüştür.<br>Öte yandan, Kararımızın "İlgili Mevzuat" başlıklı kısmında da yer verildiği üzere 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrasına göre, suç teşkil etmeyen ve hükümlülüğü gerektirmeyen fiillerin dahi, “hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte” oldukları takdirde, hâkim ve savcıların meslekten çıkarılmaları sonucunu doğuracağı kurala bağlanmıştır.<br>Hâkimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenden de kaynaklanmakta olup, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçekleştirdikleri kadar bunu görüntü olarak da sağlamaları gerekmektedir. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin saygınlığı ve onuru hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder.<br>Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle, yasa koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından, meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.<br>Dava dosyasında mevcut disiplin soruşturma raporu ve ekleri incelendiğinde, söz konusu soruşturma kapsamında davacı hakkında verilen tanık beyanlarının şu şekilde oldukları görülmüştür: <br>Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan A.Y., Adana Adliyesi Müfettiş Odasında düzenlenen 27/04/2016 tarihli ifade tutanağında; "..Hakim ...'nu tanırım Paralel Devlet Yapılanmasına mensup hakim ve Cumhuriyet savcıları ile birlikte hareket ettigini, özellikle kolluk gorevlileri hakkinda MIT TIR'ları kapsamindaki eylemlerine ilişkin yürütülen dosyada soruşturmayı sulandirmak ve engellemek amacıyla özellikle Cumhuriyet savcılığımızın taleplerini farkli gerekcelerle reddettigini biliyorum.."<br>Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan C.T., Adana Adliyesi Müfettiş Odasında düzenlenen 16/03/2016 tarihli ifade tutanağında; "…..., …, S. B.’ nin paralel devlet yapılanmasına mensup olduğu hususu adliyede konuşulagelmektedir… Şüpheliler H.G. ve G.M.'yi Ankara'dan Adana iline getirttim, ifadelerinin alınmasını müteakip tutuklanmaları talebi ile Nöbetçi Özgürlük Hâkimine sevk ettim, Hâkim C.C.A. şüphelileri dinledikten sonra müdafilerinin uzun uzun beyanlarını aldığını ve müdafilerin beyanlarında "ifade sırasında odamdaki telefonun birkaç kez çalmasını ve Adana TEM'den gelen bir polis memuru ile olan diyaloğumu" uzun uzun yazarak ve beni suçlar şekilde beyanını aldığını kararı incelediğimde gördüm. Ben de bunun üzerine bu karara itiraz ettim. İtiraza bakan mahkeme hâkimi ...’da yaptığım bu itirazı reddetmişti, sonradan dosyaya baktığımda hem İ.C.A.’nın verdiği serbest bırakma kararı hem de itiraz üzerine Hâkim ...’nun verdiği itirazı red kararının aynı gerekçelerle olduğunu gördüm. Bu gerekçelerde adeta olayda suç unsuru bulunmadığı şeklinde idi yani bizim talebimizden uzaklaşılarak esasa ilişkin beraat hükmü verir gibi karar verilmiş idi. Ben benzer kararı soruşturmayı yürüten o zamanki Cumhuriyet Başsavcı Vekili A.D.'nin talebi ile aynı olaydan dolayı Ankara ilindeki şüphelilerin evlerinde yapılacak arama kararında da gördüğümü hatırlıyorum. Bu kararda da yine talepten uzaklaşılarak esasa ilişkin beraat hükmü verir gibi gerekçe yazılmış idi. Her üç karardaki gerekçenin de aynı mahiyette olması dikkatimi çekmişti. Ayrıca Hâkim ...’nun MİT TIR'ları soruşturmasında usulsüz olan arama ve el koyma kararını onaylaması da dikkatimi çekmiş idi." <br>Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan gizli tanık ..., Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 05/02/2015 tarihli sorgulama tutanağında; "..Hakim ...: Paralel yapının Adana Adliyesinde görevli elemanlarındandır. Tutuklamalardan sonra yapılan itirazları genelde bu hakime değerlendirmesi sağlanır ve hepsi de red alır.." <br>Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan gizli tanık ... , Adana Adliyesi Müfettiş Odasında düzenlenen 07/08/2015 tarihli ifade tutanağında;"..2009-2012 döneminde Adana adliyesinde; Hakim M.U., Hakim ..., Hakim R.A.,..., C.Savcısı Z.Y. isimli kişiler Paralel Yapı mensubu olarak görev aldılar." <br>Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan M.A., Adana Adliyesi Müfettiş Odasında düzenlenen 28/04/2016 tarihli ifade tutanağında; "..Hakim ...'nu tanırım, Kendisi ile birlikte çalıştık ancak çok fazla samimi değilim, Paralel Devlet Yapılanmasına mensup hâkim ve Cumhuriyet savcıları ile birlikte hareket ettiğini, bu yapıya yakın olduğunu düşünüyorum.." <br>İş adamı olan (mütteahit) ve ifadesine başvurulan T.B.T., Adana Adliyesi Müfettiş Odasında düzenlenen 14/04/2016 tarihli ifade tutanağında; "Hakim ... (): Hakim ye Cumhuriyet savciları arasinda da birbirine zimmetleme olayi vardir, bu zimmetleme öğrencilikten gelen ve sonradan girenlerin zimmetleri farklı degerlendirilir. Öğrencilikten gelenler daha güvenilir olurken, sonradan girenlere daha rahat kişiler zimmet sorumlusu olarak tayin edilir. Hakim ... Hakim S.R.T.'ye zimmetli yani onun ablası idi. 2010 yilinin gtiz kararnamesi ile S.R.T. 6. Ağır Ceza Mahkemesine yetkilendirildi, Hakim ...'nu yetiştirmesi icin ona zimmetlendi, yetişmesini müteakip 2012 yilinda Özgürlük hakimi oldugunu biliyorum. Ben o dönem cemaat icinde oldugum icin bu bilgilere sahibim, yukanda beyan ettigim üzere bircok bilgi ve belgeme el konuldugu icin konuya ilişkin evraka ulaşamadım.."<br>Dolayısıyla, dava dosyasında mevcut tüm bilgi-belgeler ve tanık ifadeleri ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; özellikle A.Y., C.T. ve Gizli Tanık ... isimli tanıkların beyanları ve hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatı ve iltisakı bulunduğu noktasında kesinleşmiş yargı kararı bulunduğu da dikkate alındığında, davacının, dava konusu disiplin cezasına dayanak teşkil eden eylemlerini irtibat ve iltisaklı olduğu FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda hareket ederek gerçekleştirdiği ve sûbut bulan söz konusu eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sonucuna varılmıştır.<br><br>Bu itibarla, davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile anılan karara yönelik yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ve bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile anılan karara yönelik yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ve bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,<br>2. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilemeyen ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına,<br>3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,<br>4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 29/03/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.<br> <br> (X) KARŞI OY :<br>Dava; yargı mensubu olarak görev yapmakta iken ... tarih ve ... sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olan davacı tarafından, Adana TMK 10. maddesi ile görevli 1 Nolu hâkimi iken gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucunda 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile anılan karara yönelik yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ve bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline karar veirlmesi istemiyle açılmıştır.<br>Uyuşmazlıkta, davacının meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemin esasının incelenmesine geçilmeden önce, davaya konu uyuşmazlıkta uygulanacak mevzuat hükmünün ortaya konulması ve dava konusu işlemin bu mevzuat hükmüne uygun olarak tesis edilip edilmediğinin irdelenmesi gerekmektedir.<br>26/02/1983 tarih ve 17971 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun "Disiplin Cezaları" başlıklı 62. maddesinde, Hâkim ve Savcılara, sıfat ve görevleri gereklerine uymayan hal ve hareketlerinin tespit edilmesi üzerine durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre Hâkimler ve Savcılar Kurulunca, uyarma, aylıktan kesme, kınama, kademe ilerlemesini durdurma, derece yükselmesini durdurma, yer değiştirme ve meslekten çıkarma cezalarından birinin verileceği düzenlenmiştir.<br>Anılan Kanun'un 63. maddesinde "uyarma", 64. maddesinde "aylıktan kesme", 65. maddesinde "kınama", 66. maddesinde "kademe ilerlemesini durdurma", 67. maddesinde "derece yükselmesini durdurma" ve 68. maddesinde "yer değiştirme" cezasını gerektiren fiil ve hallere ayrı ayrı ve açıkça yer verilerek hangi hallerde hangi disiplin cezasının uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.<br>Diğer yandan, 2802 sayılı Kanun'un dava konusu işlemin de dayanağı olan "Meslekten çıkarma cezası:" başlıklı 69. maddesinde ise;<br>"Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.<br>68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.<br>Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.<br>Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.<br>Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükümlerine yer verilmiştir.<br>Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri incelendiğinde, kanun koyucunun Hâkim ve Savcılar için meslekten çıkarma cezasını diğer disiplin cezalarından farklı olarak düzenlediği, diğer disiplin cezalarında disiplin cezalarını gerektiren fiil ve hallere açıkça yer verirken meslekten çıkarma cezası için bu yönde bir düzenleme yapmadığı görülmektedir.<br>Buna göre 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinde meslekten çıkarma cezasını gerektiren durumlar şu şekilde sıralanmıştır;<br>1) 69. maddenin ... fıkrasına göre;<br>- 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası alınmış olması ve,<br>- Taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarma cezasını gerektiren durumlar olarak düzenlenmiştir.<br>Buna göre, taksirli suçlar hariç altı aydan fazla hapis cezası, bir başka deyişle kasten işlenmiş bir suçtan dolayı altı aydan fazla hapis cezası alınması veya affa uğramış olsa bile 8'inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan (Kanun'un 8'inci maddesinin (h) bendinde yazılı suçlar ise; Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve ve haysiyet kırıcı bir suçtan veya kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçları olarak belirtilmiştir.) biri ile kesin hüküm giyilmiş olması meslekten çıkarma sebebidir.<br>Diğer yandan, ... fıkranın ... cümlesinde, Türk Ceza Kanunu'na göre verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması, cezanın ertelenmiş olması, Türk Ceza Kanunu'nun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde ilgili hâkime meslekten çıkarma cezası yerine bir alt ceza olan yer değiştirme cezası verileceği öngörülmüş, dolayısıyla bu durumlarda meslekten çıkarma cezası verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.<br>Ayrıca, 69. maddenin üçüncü fıkrasında "Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.’’ denilmek suretiyle söz konusu durumlarda artık meslekten çıkarma cezasının verilemeyeceği, suçun niteliğine Kanun'un anılan maddelerinde belirtilen aylıktan kesme, kınama, kademe ilerlemesinin durdurulması, derece yükselmesinin durdurulması veya yer değiştirme cezalarından birisinin verileceği kurala bağlanmıştır.<br>2) 69. maddenin dördüncü fıkrasına göre; Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50'nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.<br>Bu fıkra hükmüne göre, mahkûmiyet hükmüne konu suçun, "mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte" bir suç olarak görülmesi ve Kanun'da daha alt bir disiplin cezası öngörülmemiş olması durumunda, verilen cezanın miktarına ya da diğer ceza ve tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın ilgili hâkim veya savcıya meslekten çıkarma cezası verilebilecektir.<br>3) 69. maddenin beşinci ve son fıkrasına göre ise; disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde meslekten çıkarma cezası verilir.<br>Buna göre ilgili hakim ve savcının eylemi herhangi bir suç teşkil etmese bile hâkimlik mesleğinin şeref ve onuru ile memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde ilgiliye meslekten çıkarma cezası verilebilir.<br>Görüldüğü üzere, kanun koyucu tarafından meslekten çıkarma cezasının hakim ve savcılar hakkında verilecek diğer disiplin cezalarından farklı şekilde düzenlendiği, meslekten çıkarma cezasını gerektirir belirli bir fiil ve hale (belli sayıda yer değiştirme ve derece yükselmesinin durdurulması cezasının öngörüldüğü haller hariç) yer verilmediği, buna karşın ilgili hakim ve savcı hakkında açılacak kamu davası ve yürütülecek ceza yargılaması sonucunda verilecek karara göre (suçun niteliği, hükümlülüğü gerektirip gerektirmediği, verilen hapis cezasının süresi, cezanın ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50'nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığı gibi hususlar dikkate alınarak) meslekten çıkarma cezası verilmesini gerektiren ve gerektirmeyen durumların ayrıntılı olarak düzenlendiği görülmektedir.<br>Gelinen bu aşamada, 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesi bir bütün olarak incelendiğinde, hâkim ve savcıların işledikleri fiiller nedeniyle meslekten çıkartılmaları hususunda iki halin düzenlendiği anlaşılmaktadır. Birinci hâl; konusu suç teşkil etmeyen fiiller nedeniyle 69. maddenin son fıkrası uyarınca meslekten çıkartılma hali, ikici hâl ise; konusu suç teşkil eden fiiller nedeniyle meslekten çıkartılma halidir.<br>Disiplin cezasına konu fiilin suç teşkil etmediği hallerde söz konusu fiilin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olması durumunda her zaman meslekten çıkarma cezası verilebilmesi mümkün iken, konusu suç teşkil eden fiillerde ise ancak ilgili hakkında bu hususta bir ceza yargılaması yapıldıktan sonra verilecek karara göre fiilin aynı zamanda mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte olup olmadığı noktasında değerlendirme yapılabileceği anlaşılmaktadır.<br>Nitekim, 69. maddenin dördüncü fıkrasında "hükümlülüğü gerektiren suç" ibaresi ile hüküm giymiş olma, anılan maddenin son fıkrasında "hükümlülüğü gerektirmese bile" ibaresi ile ise beraat etmiş olma haline vurgu yapıldığı, bu haliyle işlenen fiilin meslekten çıkarma cezasını gerektiren bir fiil olup olmadığının değerlendirilebilmesi için öncelikle bir ceza yargılamasının yapılmış olmasının ve bu yargılama neticesinde verilecek karara göre bir değerlendirme yapılacağının öngörüldüğü sonucuna varılmaktadır.<br>Öte yandan, Anayasa'nın "Hakimlik ve savcılık teminatı" başlıklı 139. maddesinde yer alan "Hakimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz. Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır." hükmü ile 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesinin bir arada irdelenmesinden; yasa koyucunun, yaptıkları görev gereği verdikleri kararlardan etkilenen tarafların haksız isnatlarına maruz kalma ihtimali bulunan hakim ve savcıların haklarında disiplin yönünden işlem tesis edilmeden önce maddi gerçeğin ceza yargılaması sonucu ortaya çıkmasını amaçladığı ve yargılamanın sonucuna göre mevcut delil durumu dikkate alınarak eylemin aynı zamanda mesleğin şeref ve onurunu bozup bozmadığı yolundaki değerlendirmenin bu aşamada yapılması gerektiğini belirttiği anlaşılmaktadır. 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesi ile anılan Kanun'un disipline ilişkin diğer maddeleri bir bütün olarak ele alındığında da, kanunun sistematiğinin yasa koyucunun bu amacını doğrular nitelikte olduğu görülmektedir.<br>Diğer yandan, 2802 sayılı Kanun'un 72. maddesinin ... ve üçüncü fıkralarında; "Meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler hariç olmak üzere, bu Kanuna göre disiplin soruşturmasını gerektiren eylemlerin işlenmesinden itibaren üç yıl geçmiş ise disiplin soruşturması açılamaz. Disiplin cezasını gerektiren eylemin işlendiği tarihten itibaren beş yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez. Disiplin cezasını gerektiren eylem, aynı zamanda bir suç teşkil eder ve bu suç için kanunda daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüş olur ve ceza soruşturması veya kovuşturması da açılır ise, ... fıkrada belirtilen süre yerine bu süreler uygulanır. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca kovuşturma sonucunun beklenmesine karar verilenler hakkında ise, mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren iki yıl geçmekle ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar." hükmü yer almaktadır.<br>Görüldüğü üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda disiplin cezası verme zamanaşımı ile ilişkili olarak konusu suç teşkil eden fiiller hakkında ceza zamanaşımı süresine yer verilmezken, 2802 sayılı Kanun'da disiplin cezası verme zamanaşımı süresi ceza yargılaması ile ilişkilendirilmiştir (2802 sayılı Kanun md.72/3). Dolayısıyla, 2802 sayılı Kanun'un zamanaşımı hususunu düzenleyen 72. maddesi ile meslekten çıkarma cezasını düzenleyen 69. maddesi bir arada incelendiğinde de, yasa koyucunun, konusu suç teşkil eden fiillerde ceza yargılamasının sonucunun beklenilmesini öngörmesi nedeniyle bu düzenlemeye paralel olarak disiplin cezası verme zamanaşımı süresini ceza yargılamasında yer alan süreler kadar genişlettiği anlaşılmaktadır.<br>Bu değerlendirmeler ışığında, davalı idarenin, hakkında disiplin soruşturması yapılan ilgili hakim veya savcıyı 69. maddenin son fıkrası uyarınca doğrudan ve derhal meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırması, ilgilinin konusu suç teşkil etmeyen fiilleri hakkında mümkün olup, 69. maddenin uygulanması hususunda davalı idarece önce kişinin eyleminin suç teşkil edip etmediğinin değerlendirilmesi, konusu suç eden eylemler ile ilgili olarak kovuşturma izni verilerek açılacak ceza soruşturması/kovuşturmasının sonucunun beklenmesi ve ceza yargılaması neticesinde verilecek hükme göre değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.<br>Aksi halde, konusu suç teşkil eden fiillerin işlenmesi halinde davalı idarece 69. maddenin son fıkrası uyarınca disiplin cezası verilerek ilgilinin doğrudan meslekten çıkarılması, suç işleyen hakim/savcının adli yönden cezasız kalması sonucuna yol açabileceği gibi, hakkında isnatta bulunulan hakim/savcının ceza mahkemesi önünde kendini aklama hakkının da elinden alınması sonucunu doğurabilecektir. Bunun yanında, davalı idarece doğrudan 69. maddenin son fıkrası uyarınca bir karar verilmesi durumunda, anılan maddenin diğer fıkraları işlevsiz hale gelecek ve söz konusu fıkraların konuluş amacına aykırı hareket edilmiş olunacaktır. Ayrıca, idarece bu yönde doğrudan verilecek bir meslekten çıkarma kararından sonra ilgili hakkında ceza mahkûmiyetine karar verilmesi veya mahkûmiyetinin ertelenmesi veya diğer ceza ve tedbirlere çevrilmiş olması durumunda diğer fıkra hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı sorusu gündeme gelecek ve bu durum da ilgilinin aleyhine sonuçlar doğurabilecektir.<br><br>Uyuşmazlıkta, davacı hakkında konusu suç teşkil ettiği anlaşılan disiplin cezasına konu fiilleri nedeniyle "görevi kötüye kullanma" suçundan Yargıtay ... Ceza Dairesinin (ilk derece) E:.. sayılı dosyasına kayıtlı ceza davasının açıldığı ve yargılamanın hali hazırda devam ettiğinin anlaşıldığı, buna karşın davalı Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinde hakkında yürümekte olan ceza davasının sonucu beklenmeden ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararla doğrudan, 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesinin son fıkrası uyarınca davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.<br>Bu durumda, olayda, davalı Hakimler ve Savcılar Kurulunca öncelikle hakkında disiplin cezasına konu fiilleri nedeniyle ceza kovuşturması yürütülen davacının, bu yargılamasının sonucunun beklenmesi ve kovuşturma neticesinde verilecek karara göre 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesi hükümlerinin tatbik edilmesi gerekirken, bu yapılmaksızın anılan maddenin son fıkrası uyarınca davacının doğrudan meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığı ve anılan kararın iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, davanın reddi yolundaki çoğunluk kararına katılmıyoruz.</font></p></body></html>

emekli