<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2021/371 E. , 2022/10311 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>BEŞİNCİ DAİRE <br>Esas No : 2021/371<br>Karar No : 2022/10311 <br><br><br>DAVACI : …<br>VEKİLİ : Av. …<br><br>DAVALI : … / …<br>VEKİLİ : Av. …<br><br>DAVANIN KONUSU : 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan yeniden incelenme talebinin reddine dair aynı Dairenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yönelik itirazının reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI : Hakkındaki asılsız iddiaların soyut nitelikte olduğu, her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delillerle kanıtlanamadığı, masumiyet karinesinin ihlal edildiği, kovuşturma sonucu beklenmeden hakkında verilen meslekten çıkarma cezasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. <br> <br>DAVALININ SAVUNMASI : Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … tarih ve K:… sayılı söz konusu kararının yeniden incelenmesi talebiyle yapılan başvurunun incelenmesi sonucunda aynı Dairenin … tarih ve K:… sayılı kararıyla davacının öne sürdüğü iddialar yerinde bulunmayarak başvurunun reddedildiği ve … tarih ve K:… sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla da davacının itirazının reddedilerek meslekten çıkarma cezasının kesinleştiği, tüm deliller birlikte incelendiğinde; davacının eyleminin niteliği, ağırlığı, yoğunluğu ve mesleki ve etik değerler karşısındaki durumu dikkate alındığında mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu ileri sürülerek dava konusu kararın hukuka uygun olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ: Davacı tarafından, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin … tarih ve K:… sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin … tarih ve K:… sayılı kararına yönelik itirazının reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve E:.., K:… sayılı kararının iptali istenilmektedir. <br>2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun ''Meslekten çıkarma cezası'' başlıklı 69. maddesinde (Değişik: 1/12/2007-5720/4 md.) ''Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.<br>68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.<br>Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.<br>Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.<br>Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir.'' hükmü yeralmıştır.<br>İlgili soruşturma raporları ve dosyadaki tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinden; dava konusu işlemlerin, 2802 sayılı Kanunun yukarıda belirtilen 69. maddesinin son fıkrasına uygun olarak tesis edildiği sonucuna varılmıştır.<br>Öte yandan; davacı hakkında Yargıtay ... Dairesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla rüşvet almaya teşebbüs suçundan mahkumiyet kararı verildiği ve bu kararın kesinleştiği tespit edilmiştir.<br>Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir. <br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, duruşma için taraflara önceden bildirilen 22/06/2022 tarihinde, davacının gelmediği, davalı idare vekili …'ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Gelen tarafa usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra gelen tarafa son kez söz verilip, duruşma tamamlandı.<br>Duruşma yapıldıktan sonra Dairemizin 04/07/2022 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen cevabın dosyaya sunulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten ve SEGBİS ile kayıt altına alınan 22/06/2022 tarihli duruşmanın davacıya ilişkin bölümünün tekrar izlenmesinden sonra davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:<br><br>A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :<br>Davacı hakkında iki ayrı eylem nedeniyle yapılan soruşturmada;<br>''Somut olay irdelendiğinde, ilgiliye isnat olunan eylemler nedeniyle ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonucunda Yargıtay ... Dairesinin … Tarih, … Esas ve … Karar sayılı kararıyla da kabul edilen oluşa göre; müşteki Av. Z.K.'nın İstanbul'da serbest avukat olarak çalışmakta olduğu, müvekkili Y.M.K.'nın kasten yaralama suçundan tutuklanmış olması nedeniyle müşteki avukatın 28/04/2014 günü daha önce tutuklama kararı veren ... Sulh Ceza Hakimliğine tutukluluk durumunun yeniden değerlendirilmesi için dilekçe verdiği, … Sulh Ceza Hakiminin yasal izinli olması nedeniyle Adalet Komisyonu tarafından geçici olarak görevlendirilen ilgili hâkim ...'nin dosyayı incelediği, dosyanın kendisine iletildiği andan hemen sonra makamına gelen ve dosya hakkında bilgi vermek isteyen katılan avukatı dosyayı inceleyeceğini söyleyerek makamı dışına çıkardığı, bir süre koridorda bekleyen müşteki avukatın, makam odasını kilitleyerek dışarı çıkan ilgili hâkimin yanına geldiği, bu sırada ilgili hakim tarafından elindeki ajanda üzerinde bulunan ve 10.000 TL ibaresi yazılı olan kağıt parçasının müşteki avukata okutulduğu, arkasından ilgili hâkim tarafından "Yarın 11:00'de yerimde olacağım, o saate kadar gereğini yapın" dendiği, ertesi gün katılan avukatın yanına gelmemesi üzerine tutukluluğun yeniden değerlendirilmesi talebi konusunda red kararı vererek itirazın incelenmesi için soruşturma dosyasını ... Sulh Ceza Hakimliğine gönderdiği, bu süre içerisinde müşteki avukatın kendisinden haksız çıkar istenmesiyle ilgili olarak İstanbul Anadolu Adliyesinde Cumhuriyet Başsavcı vekili olan ve daha önce tanıdığı olan A.Ü.'ye keyfiyeti bildirdiği ve tutuklu şüphelinin annesi olan tanık K.K. ile adliyede başsavcı vekili olan tanıklar H.A. ve C.C.K.'ya da durumu anlattığı, 28/04/2015 günü saat 16:30-17:30 arasında 2. Sulh Ceza Hakimliği kaleminin bulunduğu koridora ait kamera kayıtlarının incelenerek bu konuda rapor alındığı, bu süre içerisinde müşteki Av. Z.K.'nın koridorda görüntülerinin bulunduğu, bir ara katılan avukatın bir yöne doğru hareket ettiği ve tekrar geldiğinin tespit edildiği, dosya kapsamına göre teknik deliller ve tanık anlatımlarından müşteki avukatın belirtilen tarihte ilgili hâkim ile makamında görüşme yaptığı ve konuyla ilgili adı geçen kişilere bilgi verdiği ve yine beyanında belirttiği şekilde söylenen saat dilimi içerisinde hâkimlik kaleminin önünde bulunduğunun sabit olduğu, yine, müşteki avukat ile ilgili hâkim arasında önceye dayalı herhangi bir kişisel veya mesleki sorun bulunmadığı, müşteki avukatın yakından tanımadığı ve daha önce herhangi bir şekilde davalarına katılmadığı bir hâkim hakkında şikayet etmesini gerektirir bir nedenin de olmadığı, ilgili hakimin tutuklu şüpheli Y.M.K.'nın salıverilmesi karşılığı şüphelinin avukatı müşteki Z.K.'dan 10.000 TL istediği, <br>İlgili hâkim hakkındaki kovuşturmaya konu diğer olayda ise müşteki Av. F.Ö. tarafından İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının kovuşturmaya yer olmadığı konusundaki bir kararının kaldırılması amacıyla yaptığı başvuru üzerine, başvurunun incelemesi işleminin tevzii yoluyla ... Sulh Ceza Hakimliğine düştüğü, müşteki avukatın beyanlarına göre başvuru dilekçesinin ... Sulh Ceza Hakimliğine düşmesinden sonra ilgili hakim tarafından avukatlık bürosunun arandığı ve sekreter Z.K. ile görüşüldüğü, ilgili hâkimin bu görüşme sırasında kendisinin ... Sulh Ceza Hakimi olduğunu söylediği ve müşteki avukatın bir dosya ile ilgili görüşmek üzere yanına gelmesi gerektiğini ifade ettiği, bunun üzerine müşteki avukatın konuyu teyit etmek için hâkimlik kalemine gittiği ancak orada çalışan bir erkek kişi tespit edemediği, bunun üzerine sekreteriyle tekrar görüşerek arayan kişinin erkek olduğunu ve ... Sulh Ceza Hakimi olarak tanıttığını söylemesi üzerine durumu anladığı, ancak bu konuyla ilgili herhangi bir eylem ve davranışta bulunmadığı, bir kaç gün sonra ilgili hakim tarafından müşteki avukatın GSM hattından arandığı ve davet edildiği, müşteki avukatın bu davet üzerine ilgili hâkimin makamına gittiği, orada bir süre sohbet ettikleri ve başvurunun içeriğinin müşteki avukat tarafından ilgili hakime anlatıldığı, müşteki avukatın beyanınından anlaşıldığı üzere bu konuşmanın ardından ilgili hâkimin dizüstü bilgisayar ekranına "50.000 TL verirsen bu iş olur, yardımcı olabilirim" ibaresini yazarak müşteki avukata gösterdiği, müşteki avukatın, bu konuyu müvekkiliyle görüşmesi gerektiğini söyleyip oradan ayrıldığı ve konuyu aynı gün İstanbul Anadolu Adliyesi Adalet Komisyonu Başkanı H.K.'ya anlattığı, komisyon başkanının bu konuyu Cumhuriyet Başsavcısı F.T. ve Adalet Komisyonu asil üyesi İ.T. ile görüştüğü, sonrasında da birlikte 03/03/2015 tarihli tutanağın düzenlendiği, müşteki avukatın bu başvurusundan sonra Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından CMK 135 ve CMK 140 maddeleri gereğince teknik ve fiziki takip yapmak üzere nöbetçi ağır ceza mahkemesinden talepte bulunulduğu ancak mahkeme tarafından bu talebin yerinde görülmediği, ilgili hakimin müşteki avukattan haksız çıkar sağlama yönteminin, bu yöntemin olaydan hemen sonra müşteki avukat tarafından kurumun en yetkili kişilerine bildirilmesi, yetkililer tarafından yasal işlem yapılmaya başlanması ve daha sonraki aşamalarda dinlenen tanık beyanlarıyla bu şikayetin örtüşmesi dikkate alındığında ilgili hâkimin müşteki avukattan vereceği karar karşılığı 50.000 TL haksız çıkar sağlamaya çalıştığı..." iddiaları ele alınmıştır. <br><br>Anılan hususların; …. Asliye Ceza Mahkemesinin … Esas sayılı dava dosyası, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının … Soruşturma sayılı dosyasına ilişkin inceleme tutanağı, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının … numaralı soruşturma sayılı dosyasına ilişkin inceleme tutanağı, İstanbul Çağlayan Adliyesi Cumhuriyet Başsavcılığının … soruşturma sayılı dosyasına ilişkin inceleme tutanağı, … Adliyesi ... Asliye Ceza Mahkemesinin … esas sayılı dosyasına ilişkin inceleme tutanağı, … Adliyesi ... Asliye Ticaret Mahkemesinin … esas sayılı dosyasına dair inceleme tutanağı, İstanbul Anadolu Adliyesi Cumhuriyet Başsavcılığının KYOK’larına yönelik itirazların karara bağlanma sürelerini gösterir cetvel, incelemeye konu dosyalara ait dosya örneği fotokopileri, ilgili hâkim ...'nin mesleki bilgileri ve görev yerleri ile müstemir yetkilerine ilişkin ilgili kurum yazıları, İstanbul Anadolu Adliyesinde bulunan kamera görüntülerini içerir cd ve yazışmalar ile bilirkişi raporu, müşteki Av. F.Ö. tarafından kullanılan cep telefonu ile avukatlık bürosuna ait sabit telefona ait iletişimin tespit bilgilerini içerir cd, (HTS kayıtları) tanık S.Ş. tarafından kullanılan 0537.... 62 numaralı GSM hattının IMEI bilgilerini içerir cd, tanıklar Ş.G.Ö. , F.T., İ.T., D.K., M.Y., S.Ş., H.K., A.D., K.K., A.Ü., C.C.K., H.A., Z.K. ve N.Ş.'nin beyanları, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcısı F.T., Adalet Komisyonu Başkanı H.K. ve Adalet Komisyonu Asil Üyesi İ.T. tarafından 03/03/2015 tarihinde saat 16:30 sıralarında düzenlenen tutanak içeriği, Yargıtay ... Ceza Dairesinin … Esas sayılı dosyası, müşteki beyanları, ilgilinin yazılı savunmaları ile soruşturma dosyası kapsamındaki diğer tüm bilgi, belge ve delillerden sabit olduğunun anlaşıldığı, ve davacının belirtilen fiillerinin sübuta erdiği sonucuna ulaşılarak 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69/son maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilmiştir. <br>Anılan raporu değerlendiren Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; "......'ye isnat olunan eylemlere ilişkin soruşturma dosyasının incelenmesi sonucunda, dosya içerisindeki bilgi, belge ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; isnat olunan eylemlerin "Suç" niteliğini değerlendirme konusunda takdir, yetkili ve görevli adli mercilere ait olmak üzere, fiiller suç teşkil etmese ve hükümlülüğü gerektirmese bile nitelik ve ağırlık itibariyle mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğünden ilgilinin, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69'uncu maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.<br> Davacının meslekten çıkarma cezasının yeniden incelenmesi talebi Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesi'nin … tarih ve E:.., K:… sayılı kararı ile reddedilmiştir.<br> Davacının bu karara karşı yaptığı itiraz başvurusu da Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun … tarih ve E:.., K:… sayılı kararı ile reddedilmiş, böylece davacı hakkında verilen meslekten çıkarma kararının kesinleşmesi üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır.<br> Öte yandan irtikap suçuna teşebbüsten açılan ceza yargılamasında davacının; Yargıtay … Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla davacının rüşvet suçuna teşebbüs oluşturduğu gerekçesiyle 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, anılan karar Yargıtay Ceza Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla anılan kararın onandığı ve 06/05/2021 tarihinde mahkumiyet kararının kesinleştiği görülmüştür. <br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> İLGİLİ MEVZUAT:<br>2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun "Disiplin Cezaları" başlıklı 62. maddesinde, hâkim ve savcılara, sıfat ve görevleri gereklerine uymayan hal ve hareketlerinin tespit edilmesi üzerine durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre Hâkimler ve Savcılar Kurulunca, uyarma, aylıktan kesme, kınama, kademe ilerlemesini durdurma, derece yükselmesini durdurma, yer değiştirme ve meslekten çıkarma cezalarından birinin verileceği düzenlenmiştir.<br>Anılan Kanun'un "Meslekten Çıkarma Cezası" başlıklı 69. maddesinin 1. fıkrasında; "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir." şeklinde tanımlanmış, son fıkrasında da; "Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükmüne yer verilmiştir.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun meslekten çıkarma cezası yaptırımını düzenleyen 69. maddesinin son fıkrasında yer alan “hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiiller" ibaresi ile kasdedilen eylem ve davranışların ne olduğu hususu, yoruma açık ve soyut olarak düzenlenmiştir.<br>Yasa'nın 68. ve 69. maddesinde düzenlenen fiiller arasında önemli ölçüde benzerlikler, öngörülen cezalar arasında hukuki etki ve sonuçları bakımından önemli farklar bulunmaktadır. Her iki madde birlikte değerlendirildiğinde; 68. maddenin, yargı mensubunun kendi kişisel saygınlığını yitirmesi sonucunu doğuracak eylemleri cezalandırmayı, 69. maddenin ise, yargı mensubunun kendi kişisel - özel mesleki saygınlığını yitirmesi durumundan daha ağır bir şekilde kamuoyu nezdinde hakimlik-savcılık mesleğinin saygınlığını bozacak nitelikte eylem ve davranışları cezalandırmayı amaçladığı sonucuna varılmıştır. <br>Hâkimlik ve savcılık mesleği, kariyer bir meslek olup, bu görevi ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan güvenden de kaynaklanmaktadır. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile eş orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin onur ve şerefi; hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder. <br>Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle, kanun koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.<br>Olayda, davacının şüpheli Y.M.K.'nın salıverilmesi karşılığı şüphelinin avukatı müşteki Z.K.'dan 10.000 TL istediği, soruşturmaya konu ... olayda ise müşteki Avukat F.Ö. tarafından İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının kovuşturmaya yer olmadığı konusundaki bir kararının kaldırılması amacıyla yaptığı başvuru üzerine, müştekinin GSM hattından arandığı ve davet edildiği, müşteki avukatın bu davet üzerine davacının makamına gittiği, orada bir süre sohbet ettikleri ve davacının dizüstü bilgisayar ekranına "50.000 TL verirsen bu iş olur, yardımcı olabilirim" ibaresini yazarak müşteki avukata gösterdiği..." iddialarının soruşturulduğu; dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile davacı hakkında yürütülmüş olan soruşturma kapsamında ortaya konulan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde, somut verilere dayanan tanık beyanlarının tutarlı olduğu ve HTS kayıtlarıyla uyumlu olduğu görülmüştür.<br> Yargı görevini yerine getiren kişilerin, özellikle yargı mesleğinin onuru ile uyumlu davranmaları ve mesleğin kendisine verdiği yetkileri kötüye kullanmamaları gerektiği açıktır. Uyuşmazlık konusu olayda, davacının eyleminin niteliği, ağırlığı, yoğunluğu ve mesleki ve etik değerler karşısındaki durumu dikkate alındığında mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu anlaşılmıştır.<br>Bu durumda; davacının eylemi, "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte" olduğundan, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası hükmü uyarınca davacının meslekten çıkarma cezası ile tecziyesine ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin aynı Dairenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedilmesi üzerine bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun … tarih ve E:.., K:… sayılı kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. <br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yönelik itirazının reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptali istemiyle açılan DAVANIN REDDİNE,<br>2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>3. Posta gideri avansından varsa artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,<br>4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,<br> 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere<br>, 14/12/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.<br> <br>(X) KARŞI OY :<br>Dava; Gebze Hakimi olarak görev yapmakta iken, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin … tarih ve K… sayılı kararına karşı yapılan yeniden incelenme talebinin reddine dair aynı Dairenin … tarih ve K:… sayılı kararına yönelik itirazının reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve K:… sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.<br>Uyuşmazlıkta, davacının meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemin esasının incelenmesine geçilmeden önce, davaya konu uyuşmazlıkta uygulanacak mevzuat hükmünün ortaya konulması ve dava konusu işlemin bu mevzuat hükmüne uygun olarak tesis edilip edilmediğinin irdelenmesi gerekmektedir.<br>26/02/1983 tarih ve 17971 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun "Disiplin Cezaları" başlıklı 62. maddesinde, Hâkim ve Savcılara, sıfat ve görevleri gereklerine uymayan hal ve hareketlerinin tespit edilmesi üzerine durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre Hâkimler ve Savcılar Kurulunca, uyarma, aylıktan kesme, kınama, kademe ilerlemesini durdurma, derece yükselmesini durdurma, yer değiştirme ve meslekten çıkarma cezalarından birinin verileceği düzenlenmiştir.<br>Anılan Kanun'un 63. maddesinde "uyarma", 64. maddesinde "aylıktan kesme", 65. maddesinde "kınama", 66. maddesinde "kademe ilerlemesini durdurma", 67. maddesinde "derece yükselmesini durdurma" ve 68. maddesinde "yer değiştirme" cezasını gerektiren fiil ve hallere ayrı ayrı ve açıkça yer verilerek hangi hallerde hangi disiplin cezasının uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.<br>Diğer yandan, 2802 sayılı Kanun'un dava konusu işlemin de dayanağı olan "Meslekten çıkarma cezası:" başlıklı 69. maddesinde ise;<br>"Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.<br>68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.<br>Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.<br>Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.<br>Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükümlerine yer verilmiştir.<br>Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri incelendiğinde, kanun koyucunun Hâkim ve Savcılar için meslekten çıkarma cezasını diğer disiplin cezalarından farklı olarak düzenlediği, diğer disiplin cezalarında disiplin cezalarını gerektiren fiil ve hallere açıkça yer verirken meslekten çıkarma cezası için bu yönde bir düzenleme yapmadığı görülmektedir.<br>Buna göre 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinde meslekten çıkarma cezasını gerektiren durumlar şu şekilde sıralanmıştır;<br>1) 69. maddenin ... fıkrasına göre;<br>- 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası alınmış olması ve,<br>- Taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarma cezasını gerektiren durumlar olarak düzenlenmiştir.<br>Buna göre, taksirli suçlar hariç altı aydan fazla hapis cezası, bir başka deyişle kasten işlenmiş bir suçtan dolayı altı aydan fazla hapis cezası alınması veya affa uğramış olsa bile 8'inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan (Kanun'un 8'inci maddesinin (h) bendinde yazılı suçlar ise; Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve ve haysiyet kırıcı bir suçtan veya kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçları olarak belirtilmiştir.) biri ile kesin hüküm giyilmiş olması meslekten çıkarma sebebidir.<br>Diğer yandan, ... fıkranın ... cümlesinde, Türk Ceza Kanunu'na göre verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması, cezanın ertelenmiş olması, Türk Ceza Kanunu'nun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde ilgili hâkime meslekten çıkarma cezası yerine bir alt ceza olan yer değiştirme cezası verileceği öngörülmüş, dolayısıyla bu durumlarda meslekten çıkarma cezası verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.<br>Ayrıca, 69. maddenin üçüncü fıkrasında "Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.’’ denilmek suretiyle söz konusu durumlarda artık meslekten çıkarma cezasının verilemeyeceği, suçun niteliğine Kanun'un anılan maddelerinde belirtilen aylıktan kesme, kınama, kademe ilerlemesinin durdurulması, derece yükselmesinin durdurulması veya yer değiştirme cezalarından birisinin verileceği kurala bağlanmıştır.<br>2) 69. maddenin dördüncü fıkrasına göre; Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50'nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.<br>Bu fıkra hükmüne göre, mahkûmiyet hükmüne konu suçun, "mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte" bir suç olarak görülmesi ve Kanun'da daha alt bir disiplin cezası öngörülmemiş olması durumunda, verilen cezanın miktarına ya da diğer ceza ve tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın ilgili hâkim veya savcıya meslekten çıkarma cezası verilebilecektir.<br>3) 69. maddenin beşinci ve son fıkrasına göre ise; disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde meslekten çıkarma cezası verilir.<br>Buna göre ilgili hakim ve savcının eylemi herhangi bir suç teşkil etmese bile hâkimlik mesleğinin şeref ve onuru ile memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde ilgiliye meslekten çıkarma cezası verilebilir.<br>Görüldüğü üzere, kanun koyucu tarafından meslekten çıkarma cezasının hakim ve savcılar hakkında verilecek diğer disiplin cezalarından farklı şekilde düzenlendiği, meslekten çıkarma cezasını gerektirir belirli bir fiil ve hale (belli sayıda yer değiştirme ve derece yükselmesinin durdurulması cezasının öngörüldüğü haller hariç) yer verilmediği, buna karşın ilgili hakim ve savcı hakkında açılacak kamu davası ve yürütülecek ceza yargılaması sonucunda verilecek karara göre (suçun niteliği, hükümlülüğü gerektirip gerektirmediği, verilen hapis cezasının süresi, cezanın ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50'nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığı gibi hususlar dikkate alınarak) meslekten çıkarma cezası verilmesini gerektiren ve gerektirmeyen durumların ayrıntılı olarak düzenlendiği görülmektedir.<br>Gelinen bu aşamada, 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesi bir bütün olarak incelendiğinde, hâkim ve savcıların işledikleri fiiller nedeniyle meslekten çıkartılmaları hususunda iki halin düzenlendiği anlaşılmaktadır. Birinci hâl; konusu suç teşkil etmeyen fiiller nedeniyle 69. maddenin son fıkrası uyarınca meslekten çıkartılma hali, ikici hâl ise; konusu suç teşkil eden fiiller nedeniyle meslekten çıkartılma halidir.<br>Disiplin cezasına konu fiilin suç teşkil etmediği hallerde söz konusu fiilin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olması durumunda her zaman meslekten çıkarma cezası verilebilmesi mümkün iken, konusu suç teşkil eden fiillerde ise ancak ilgili hakkında bu hususta bir ceza yargılaması yapıldıktan sonra verilecek karara göre fiilin aynı zamanda mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte olup olmadığı noktasında değerlendirme yapılabileceği anlaşılmaktadır.<br>Nitekim, 69. maddenin dördüncü fıkrasında "hükümlülüğü gerektiren suç" ibaresi ile hüküm giymiş olma, anılan maddenin son fıkrasında "hükümlülüğü gerektirmese bile" ibaresi ile ise beraat etmiş olma haline vurgu yapıldığı, bu haliyle işlenen fiilin meslekten çıkarma cezasını gerektiren bir fiil olup olmadığının değerlendirilebilmesi için öncelikle bir ceza yargılamasının yapılmış olmasının ve bu yargılama neticesinde verilecek karara göre bir değerlendirme yapılacağının öngörüldüğü sonucuna varılmaktadır.<br>Öte yandan, Anayasa'nın "Hakimlik ve savcılık teminatı" başlıklı 139. maddesinde yer alan "Hakimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz. Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır." hükmü ile 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesinin bir arada irdelenmesinden; yasa koyucunun, yaptıkları görev gereği verdikleri kararlardan etkilenen tarafların haksız isnatlarına maruz kalma ihtimali bulunan hakim ve savcıların haklarında disiplin yönünden işlem tesis edilmeden önce maddi gerçeğin ceza yargılaması sonucu ortaya çıkmasını amaçladığı ve yargılamanın sonucuna göre mevcut delil durumu dikkate alınarak disiplin cezasını gerektiren eylem aynı zamanda mesleğin şeref ve onurunu bozup bozmadığı yolundaki değerlendirmenin bu aşamada yapılması gerektiğini belirttiği anlaşılmaktadır. 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesi ile anılan Kanun'un disipline ilişkin diğer maddeleri bir bütün olarak ele alındığında da, kanunun sistematiğinin yasa koyucunun bu amacını doğrular nitelikte olduğu görülmektedir.<br>Diğer yandan, 2802 sayılı Kanun'un 72. maddesinin ... ve üçüncü fıkralarında; "Meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler hariç olmak üzere, bu Kanuna göre disiplin soruşturmasını gerektiren eylemlerin işlenmesinden itibaren üç yıl geçmiş ise disiplin soruşturması açılamaz. Disiplin cezasını gerektiren eylemin işlendiği tarihten itibaren beş yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez. Disiplin cezasını gerektiren eylem, aynı zamanda bir suç teşkil eder ve bu suç için kanunda daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüş olur ve ceza soruşturması veya kovuşturması da açılır ise, ... fıkrada belirtilen süre yerine bu süreler uygulanır. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca kovuşturma sonucunun beklenmesine karar verilenler hakkında ise, mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren iki yıl geçmekle ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar." hükmü yer almaktadır.<br>Görüldüğü üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda disiplin cezası verme zamanaşımı ile ilişkili olarak konusu suç teşkil eden fiiller hakkında ceza zamanaşımı süresine yer verilmezken, 2802 sayılı Kanun'da disiplin cezası verme zamanaşımı süresi ceza yargılaması ile ilişkilendirilmiştir (2802 sayılı Kanun md.72/3). Dolayısıyla, 2802 sayılı Kanun'un zamanaşımı hususunu düzenleyen 72. maddesi ile meslekten çıkarma cezasını düzenleyen 69. maddesi bir arada incelendiğinde de, yasa koyucunun, konusu suç teşkil eden fiillerde ceza yargılamasının sonucunun beklenilmesini öngörmesi nedeniyle bu düzenlemeye paralel olarak disiplin cezası verme zamanaşımı süresini ceza yargılamasında yer alan süreler kadar genişlettiği anlaşılmaktadır.<br>Bu değerlendirmeler ışığında, davalı idarenin, hakkında disiplin soruşturması yapılan ilgili hakim veya savcıyı 69. maddenin son fıkrası uyarınca doğrudan ve derhal meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırması, ilgilinin konusu suç teşkil etmeyen fiilleri hakkında mümkün olup, 69. maddenin uygulanması hususunda davalı idarece önce kişinin eyleminin suç teşkil edip etmediğinin değerlendirilmesi, konusu suç eden eylemler ile ilgili olarak kovuşturma izni verilerek açılacak ceza soruşturması/kovuşturmasının sonucunun beklenmesi ve ceza yargılaması neticesinde verilecek hükme göre değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.<br>Aksi halde, bir başka deyişle, konusu suç teşkil eden fiillerin işlenmesi halinde davalı idarece 69. maddenin son fıkrası uyarınca disiplin cezası verilerek ilgilinin doğrudan meslekten çıkarılması, suç işleyen hakim/savcının adli yönden cezasız kalması sonucuna yol açabileceği gibi, hakkında isnatta bulunulan hakim/savcının ceza mahkemesi önünde kendini aklama hakkının da elinden alınması sonucunu doğurabilecektir. Bunun yanında, davalı idarece doğrudan 69. maddenin son fıkrası uyarınca bir karar verilmesi durumunda, anılan maddenin diğer fıkraları işlevsiz hale gelecek ve söz konusu fıkraların konuluş amacına aykırı hareket edilmiş olunacaktır. Ayrıca, idarece bu yönde doğrudan verilecek bir meslekten çıkarma kararından sonra ilgili hakkında ceza mahkûmiyetine karar verilmesi veya mahkûmiyetinin ertelenmesi veya diğer ceza ve tedbirlere çevrilmiş olması durumunda diğer fıkra hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı sorusu gündeme gelecek ve bu durum da ilgilinin aleyhine sonuçlar doğurabilecektir.<br>Uyuşmazlıkta, davacı hakkında, davacının şüpheli Y.M.K.'nın salıverilmesi karşılığı şüphelinin avukatı müşteki Z.K.'dan 10.000 TL istediği, diğer olayda ise müşteki Avukat F.Ö. tarafından İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının kovuşturmaya yer olmadığı konusundaki bir kararının kaldırılması amacıyla yaptığı başvuru üzerine, müştekinin GSM hattından arandığı ve davet edildiği, müşteki avukatın bu davet üzerine davacının makamına gittiği, orada bir süre sohbet ettikleri ve davacının dizüstü bilgisayar ekranına "50.000 TL verirsen bu iş olur, yardımcı olabilirim" ibaresini yazarak müşteki avukata gösterdiği..." iddialarından dolayı disiplin soruşturması açıldığı, buna karşın davalı Hakimler ve Savcılar Kurulunca davacının açıkça suç teşkil ettiği anlaşılan ve "rüşvete teşebbüs" suçunu oluşturabilecek nitelikte olan bu fiilleri hakkında bir değerlendirme yapılmaksızın doğrudan, 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.<br>Bu durumda, olayda, davalı Hakimler ve Savcılar Kurulunca öncelikle davacıya isnat edilen fiiller hakkında bir değerlendirme yapılması ve konusu suç teşkil eden fiilleri dolayısıyla davacı hakkında verilecek kovuşturma izni sonucunda açılacak ceza soruşturması/kovuşturması neticesinde verilecek karara göre 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesi hükümlerinin tatbik edilmesi gerekirken, bu yapılmaksızın anılan maddenin son fıkrası uyarınca davacının doğrudan meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmamaktadır.<br>Açıkladığım gerekçelerle dava konusu kararın iptali gerektiği oyuyla davanın reddi yolundaki karara katılmıyorum.</font></p></body></html>
emekli