<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2022/1846 E.  ,  2023/2592 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>İKİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2022/1846<br>Karar No : 2023/2592<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı<br>VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri Yrd. …<br><br>İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ : <br>Dava Konusu İstem : İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünde başkontrolör olarak görev yapmakta iken emekli olan davacı tarafından, hakkında tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … günlü, … sayılı Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle temyizen incelenmekte olan dava açılmıştır.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti : ... İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla; dosyadaki bilgi ve belgelerinin incelenmesinden, davacının kendisine verilen inceleme ve soruşturma görevlerini ve bu konuda verilen yazılı emirleri kasten yapmadığı gerekçesiyle Bakanlık Merkez Disiplin Kurulu tarafından … günlü, … sayılı kararla iki ayrı fiilden dolayı kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verildiği ve bu kararın 19/03/1991 tarihinde tebliğ edildiği, Kurulun ... günlü, ... sayılı kararıyla üç ayrı fiilden dolayı kademe ilerlemesinin durdurulması cezaları verildiği ve bu kararın 11/07/1991 tarihinde tebliğ edildiği, bu cezaların itiraz edilmemesi nedeniyle kesinleştiği; 657 sayılı Kanun'un tekerrür esaslarını düzenleyen 125. maddesinin "Aynı derecede cezayı gerektiren fakat ayrı fiil veya haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü uygulamasında bir derece ağır ceza verilir." hükmü karşısında, kesinleşmiş ikiden çok kademe ilerlemesinin durdurulması cezası uygulandığından, davacı hakkında 04/06/1992 tarihinde bir derece ağır ceza olan "Devlet memurluğundan çıkarma" cezasının verildiği, disiplin soruşturması sürecinde davacının savunmasının istendiği … günlü, … sayılı yazının tebliğ edilememesi nedeniyle Tebligat Kanunu'na göre tebligatın yapılması için gönderildiği, netice alınamaması sebebiyle davalı idarece … günlü, … sayılı yazı ile ilgili genel müdürlüğe tekit yazısı gönderilmesi üzerine Kontrol Kurulu Müdürlüğü tarafından 20/12/1991 günü yapılan telefon görüşmesinde davacının tebligatın beyan ettiği adrese yapılması talebi üzerine söz konusu yazıların talep edilen adreste bulunan kişilere posta ile 02/01/1992 tarihinde tebliğ edildiği; ancak davacının savunmasını vermeyerek savunma hakkından vazgeçmiş sayıldığı, davacı hakkında Bakanlık Yüksek Disiplin Kurulunun 04/06/1992 günlü Devlet memurluğundan çıkarma cezası kararının … günlü, … sayılı yazı ile Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünden davacıya tebliğ edilmesi, adresinde bulunamadığı takdirde Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre tebligatın yapılması için gönderildiğinin anlaşıldığı; davacı dava konusu Devlet memurluğundan çıkarılma cezasının kendisine tebliğ edilmediğini ileri sürmekte ise de, Bakanlık Merkez Disiplin Kurulunca 28/01/1991 günlü, 1 sayılı kararla iki ayrı fiilden dolayı verilen kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarından haberdar olduğu halde itiraz etmediği ve dava açmadığından bu cezaların kesinleştiği, davacının bu süreçte 14/06/1991 tarihli onay ile kabul edilen istifası üzerine 05/06/1991 tarihinden itibaren memuriyet görevinden ayrıldığı, kamu görevinden çıkarılmasına dair işlemin davacıya Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak tebliğ edildiği tarihten itibaren 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca 60 günlük süre içerisinde dava açılması veya 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında 60 gün içinde başvuru yapılarak, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde başvurma tarihine kadar geçmiş olan sürenin de hesaba katılarak davanın açılması gerekirken, kamu görevinden çıkarılma işleminden sonra idari dava açma süresi olan 60 günlük süre içinde dava açılmadığı veya 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında davalı idareye de başvurulmadığının anlaşıldığı, bu nedenle yirmi yıldan fazla süre geçtikten sonra 17/04/2020 tarihinde açılan davanın esasının süre aşımı sebebiyle incelenmesine hukuki imkan bulunmadığı gerekçesiyle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. <br><br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen temyize konu kararla; istinafa konu Mahkeme kararının usul ve hukuka uygun olduğu, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; idari işlemlerde dava açma süresinin başlayabilmesi için yapılan idari işlemlerin ilgili olan tarafların kanuni ikametgahlarına yazılı olarak bildirilmesinin şart olduğu, 04/06/1992 tarihli dava konusu işlemin kendisine tebliğ edilmediği ve bu işlemden 20/02/2020 tarihine kadar haberdar olmadığı, davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki mahkeme kararında hukuki isabet bulunmadığı ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN CEVABI : Temyiz isteminin reddi gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE : <br>MADDİ OLAY : <br> İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünde başkontrolör olarak görev yapmakta iken emekli olan davacı, hakkında tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … günlü, … sayılı Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle temyizen incelenmekte olan davayı açmıştır.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT :<br> Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirim tarihinden başlayacağı hükme bağlanmıştır.<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde idare mahkemelerinde dava açma süresinin altmış gün olduğu ve bu sürenin yazılı bildirimin yapıldığı günden itibaren başlayacağı düzenlenmiştir.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME : <br>Davalı idarenin savunmasının ekinde yer alan belgeler incelendiğinde; davacının Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasından önce yürütülen disiplin soruşturması sırasında davalı idare birimleri arasında davacıya tebligat yapılamadığı yönünde yazışmalar yapıldığı; savunma dilekçesi ekinde dava konusu disiplin cezasına esas olmak üzere istenen savunma istem yazısının davacı ile yapılan telefon görüşmesinden sonra kendisinin telefonda belirttiği adrese tebliğ edileceğine ilişkin yazının ve bu yazının belirtilen adrese tebliğ edildiğine ilişkin evrakın bulunduğu görülmekle beraber, davalı idarenin savunmasında dava konusu işlemin davacıya ne şekilde tebliğ edildiğine dair bilgi verilmediği gibi savunma dilekçesi ekinde işleme yönelik tebliğ evraklarının da sunulmadığı görülmektedir. Davacı ise dava konusu işlemin kendisine hiçbir şekilde tebliğ edilmediğini, Devlet memurluğundan çıkarıldığını 20/01/2020 tarihinde yeşil pasaport başvurusu yapmak için davalı idareden memuriyet hizmetine ilişkin hizmet cetvelini talep ettiği sırada öğrendiğini ileri sürmektedir.<br> Anayasa'nın 125. ve 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinde, özel kanunlarında aksine bir hüküm bulunmadıkça, idarî işlemlerde dava açma süresinin yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı kurala bağlanmak suretiyle dava açma süresinin başlamasında "yazılı bildirim"in esas alınması öngörülmüş olup, hak arama özgürlüğünün kullanılması bakımından ilgililerin bireysel nitelikteki işlemlere karşı, bu işlemlerin kendilerine yazılı olarak bildirildiği tarihten itibaren kanunî süre içerisinde dava açabilecekleri kuşkusuzdur. Başka bir anlatımla, belirtilen kural ile idarî işlemlerin idare tarafından ilgililere açık ve anlaşılır bir biçimde duyurulması ve bu işlemlere karşı idarî yollara veya dava yoluna başvurulmasına imkân sağlanması amaçlanmaktadır.<br> Bireysel nitelikteki idarî işlemlerin iptali istemiyle açılan davalarda, dava açma sürelerinin hesabında idarî işlemin ilgilisine tebliğ edildiği tarihin esas alınması gerekmekle birlikte; işlemin ilgilisine tebliğ edilmediği hâllerde açılacak davalarda, bu kişilerin idarî işlemi öğrenme tarihinin belirlenebildiği durumlarda, yazılı bildirim tarihi yerine geçmek üzere öğrenme tarihinin esas alınması gerektiği Danıştay içtihatlarıyla kabul edilmektedir. Ancak, bu istisnai durumun kabulü ile bilgi edinmenin dava açma süresine başlangıç alınması da, idarî işlemin niteliği ve doğurduğu hukukî sonuç itibarıyla bütün unsurlarıyla davacılar tarafından öğrenildiğinin kanıtlanması şartına bağlı olup, yazılı bildirimin mevcut olmadığı hâllerde bu şartın hangi tarih itibarıyla gerçekleştiğinin açılan idarî davada idarî yargı merciince değerlendirilerek karara bağlanması gerekmektedir.<br> Bu bağlamda; Mahkemesince, davacının Devlet memurluğundan çıkarılmasına ilişkin işlemin davacıya tebliğ edilip edilmediği, tebliğ edilmedi ise davacının yeşil pasaport, emeklilik başvurusu vs. gibi nedenlerle davalı idareden bilgi-belge istemesi sonucu dava konusu işlemi kendisinin öğrendiğini ileri sürdüğü tarihten önce öğrenip öğrenmediği hususu tespit edildikten sonra hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme sonucu verilen davanın süre aşımı nedeniyle reddine dair Mahkeme kararına karşı davacının yaptığı istinaf başvurusunun reddine yönelik Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.<br><br>KARAR SONUCU : <br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,<br>2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA,<br>3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'la değişik 50. maddesinin 2. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın, kararı veren … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine,<br>4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na 6545 sayılı Kanun'un 27. maddesi ile eklenen Geçici 8. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 16/05/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>

emekli