<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2025/5973 E.  ,  2026/1099 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>BEŞİNCİ DAİRE <br>Esas No : 2025/5973<br>Karar No : 2026/1099<br><br><br>DAVACI : ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVALI : ... Kurulu / ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve .../... sayılı kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI : FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı veya irtibatının bulunmadığı, hakkındaki iddiaların asılsız ve mesnetsiz olduğu, savunma hakkı tanınmadan meslekten çıkarılmasına karar verildiği, dava konusu kararda somut delillerin ve gerekçenin gösterilmediği, FETÖ ile irtibatı ve iltisakı bulunduğuna dair kişiselleştirme yapılmadığı, savunma ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği ileri sürülerek dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir. <br><br>DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu kararın amacının, Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar (Yüksek) Kurulu Kanunu'nun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkânı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 29/03/2023 tarih ve E:2017/5944, K:2023/3220 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 02/12/2024 tarih ve E:2023/2749, K:2024/3089 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ: Dava, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle, davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve...sayılı kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin 1. fıkrasında; Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarına karşı Danıştayda temyiz yoluna başvurulabileceği, 49. maddesinin 2. fıkrasında, temyiz incelemesi sonunda Danıştayın; görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi ve usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozacağı; 4. fıkrasında, Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı hükme bağlandığından; ilk derece mahkemesi sıfatıyla bakılan davaların temyiz incelemesi sonucu ilgili dava daireleri kurulunca; usul veya esas bakımından yeniden bir araştırma, inceleme yapılmasını veya maddi ve hukuki olayın yeniden yorumlanmasını gerektirmeyecek şekilde verilen bozma kararlarına karşı, ilk kararı veren Danıştay dava dairesine “ısrar hakkı” tanınmamıştır. Dolayısıyla, kararı bozulan Danıştay dava dairesi, bozma kararına uymak zorundadır.<br>Dosyanın incelenmesinden, Danıştay Beşinci Dairesince; dava konusu işlemin davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin olarak verilen kararın davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 02/12/2024 tarih ve E:2023/2749 ; K:2024/3089 sayılı kararı ile temyiz isteminin kabulüyle ; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği ; bu itibarla, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptali ile davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun yukarıda belirtilen maddeleri uyarınca Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların bozulması halinde ısrar olanağı bulunmadığından, İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararı uyarınca karar verilmesi zorunludur.<br>Açıklanan nedenlerle, bozma kararında yer alan gerekçelerle davanın reddi gerektiği düşünülmüştür .<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemin iptali ile davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi yolunda verilen 29/03/2023 tarih ve E:2017/5944, K:2023/3220 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 02/12/2024 tarih ve E:2023/2749, K:2024/3089 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:<br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY: <br>Dairemizin 29/03/2023 tarih ve E:2017/5944, K:2023/3220 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 02/12/2024 tarih ve E:2023/2749, K:2024/3089 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere; <br> Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.<br>23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.<br><br><br>Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun...tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş, bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi ise aynı Kurulun... tarih ve ... sayılı kararı ile reddedilmiştir.<br>Bunun üzerine, anılan kararın iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.<br>Öte yandan, davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verilmiş, anılan karara karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>Dairemizin 29/03/2023 tarih ve E:2017/5944, K:2023/3220 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 02/12/2024 tarih ve E:2023/2749, K:2024/3089 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:<br>1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.<br>2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.<br>3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.<br>4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği<br>Dairemizin 29/03/2023 tarih ve E:2017/5944, K:2023/3220 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 02/12/2024 tarih ve E:2023/2749, K:2024/3089 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;<br> 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.<br> Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. <br>Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.<br>2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi<br> Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 02/12/2024 tarih ve E:2023/2749, K:2024/3089 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;<br> Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.<br>Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.<br>Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.<br>Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır. <br>Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır. <br>Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 29/03/2023 tarih ve E:2017/5944, K:2023/3220 sayılı kararda;<br>Davacı hakkında ifade veren A.A. isimli şahsın beyanları yönünden, bahse konu tanık ifadesi incelendiğinde, tanığın beyanlarının, davacının FETÖ/PDY ile irtibatı veya iltisakı olduğu yönünde herhangi bir somut görgü veya bilgiye dayalı beyanda bulunmadığı, gözlem, kişisel yorum ve soyut değerlendirmelerden hareketle çıkarımlara dayalı olduğu, diğer taraftan davacının örgütle iltisakının ve irtibatının bulunduğuna, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde bağımsız adaylarını "desteklediğine" ve örgütsel amaçlarla örgüt üyeleriyle birlikte hareket ettiğine ilişkin somut herhangi bir bilgiye sahip olmadığı anlaşılan tanık beyanında yer alan iddiaları destekleyebilecek başkaca tanık beyanı ya da bilgi ve belgenin davalı idarece dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, anılan tanık beyanının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı,<br> Davacı hakkında tanık sıfatıyla ifade veren ... kod adlı gizli tanığın beyanları yönünden, her ne kadar tanığın Cumhuriyet Savcılığında verdiği ilk ifadesinde davacının FETÖ içerisinde sorumlu düzeyde faaliyet gösteren şahıslardan olduğunu, adli mekanizma içinde himmet topladığını bildiğini belirttiği görülmüş ise de; daha sonraki bir tarihte yine savcılıkta verdiği ifadesinde ve davacının ceza yargılaması aşamasında mahkemede verdiği beyanında davacının örgüt içindeki sorumluluk düzeyinin ne olduğunu bilmediğini, himmet topladığı şeklindeki beyanının yanlış geçtiğini, bu konuda bir bilgisinin bulunmadığını, davacıyı şahsen tanımadığını, sosyal medya dışında örgüt bağlantısı ile ilgili somut olarak bilgisinin olmadığını belirttiği, diğer taraftan davacının örgütle iltisakının ve irtibatının bulunduğuna ilişkin somut herhangi bir bilgiye sahip olmadığı anlaşılan tanık beyanında yer alan iddiaları destekleyebilecek başkaca tanık beyanı ya da bilgi ve belgenin davalı idarece dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, anılan tanık beyanı davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı,<br>Dijital materyal yönünden, davacının dijital materyallerinin incelenmesi sonucunda düzenlenen raporlarda yer alan tespitlerle ilgili olarak davacının ceza yargılamasında yapılan değerlendirmeler dikkate alındığında, bu tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,<br>Teftişte yüksek not verilmesi yönünden, davacıya örgütle iltisaklı/irtibatlı olması nedeniyle yüksek not verildiğine dair iddianın soyut nitelikteki bir iddiadan ibaret olup somut bilgi ve belgelerle desteklenmediği görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün görülmediği,<br>Davacıyla ilgili ihbar ve şikayet bilgisi yönünden, Dairelerince yapılan 13/05/2022 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 05/09/2022 tarihli cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin...esas (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı dosyası) sayılı soruşturma dosyasında; Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca daha önceden verilmiş bir meslekten çıkarma kararının bulunduğu ve kararın kesinleşmesi nedeniyle Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve... sayılı kararı ile "yeniden karar verilmesine olmadığına" dair karar verildiği ayrıca Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin... esas sayılı dosyasında davacı hakkında...tarih ve...sayılı "soruşturma izni verilmesine yer olmadığı teklifine" dair karar verildiği, bunun dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturma ile ihbar ve şikayet dilekçeleri davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,<br>Davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği iddiasıyla düzenlenen iddianamede ve anılan iddianame üzerine açılan kamu davası neticesinde verilen beraat kararında yer alan deliller yönünden, davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği iddiasıyla düzenlenen iddianamede ve anılan iddianame üzerine açılan kamu davası neticesinde verilen beraat kararında yer alan hususların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı,<br>Davacı hakkındaki sosyal çevre bilgileri yönünden, Dairelerinin 13/05/2022 tarihli ara kararı ile davalı idareye davacı hakkında sosyal çevre araştırmaları sonucunda elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu sorulmuş, davalı idarece söz konusu ara kararına verilen 05/09/2022 tarihli cevapta davacı hakkında sosyal çevre araştırmaları sonucunda elde edilen bilgi ve belgelerin, gerek davacının görev yaptığı mahalden gerekse diğer kurumlardan intikal eden ve işlem tesisinde Kurul kanaatinin oluşmasına destek olan her türlü veri ve bilgiler olduğu görülmekle birlikte, anılan veri ve bilgilerin davalı idarece dava dosyasına somut bir şekilde sunulmadığının anlaşıldığı, netice itibarıyla, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,<br> Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin somut bir delil sunulmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca E:2017/3089 sayılı dosyasında yapılan 21/12/2020 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ...tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.<br>Dairemizin 29/03/2023 tarih ve E:2017/5944, K:2023/3220 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 02/12/2024 tarih ve E:2023/2749, K:2024/3089 sayılı kararıyla;<br>"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;<br>Yargı mensubu olarak görev yapan A.A. isimli şahsa ait, HSK Müfettişlerince düzenlenen 22/02/2018 tarihli tanık ifade tutanağında; "...... isimli Hâkim, o dönem Karaman Adliyesinde benim gözlemlerime göre FETÖ/PDY'nin önemli kişilerinden bir tanesiydi. Hatta Adliye'de duruşu itibariyle örgüt ile irtibat ve iltisaklı olduğunu değerlendirdiğim kişiler genelde bu şahsın odasında toplanırlardı. Masasında ve odasının farklı noktalarında Atatürk temalı eşyalar bulunmaktaydı. Bunu tedbir maksatlı, olduğundan farklı görünmek amacıyla yaptığını düşünüyorum. Seçim sürecinde odasına gidip seçimle ilgili konuşmak istediğimde FETÖ/PDY adaylarının yanında olduğunu gösterir bir tavır sergiledi..." şeklinde beyanda bulunduğu,<br> Aynı şahsın, davacının ceza yargılamasının yapıldığı ...Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararında ise; "..Daha önceki beyanıma aynen katılıyorum. Karaman Adliyesinde hakim ... ile aynı dönemde çalıştık. 2014 yaz kararnamesinde göreve başladığımda sanıkta aynı kararname ile Karaman'a tayin olmuştu. Duruşu söylemleri, tavır ve davranışları ile FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü üyesi olduğunu düşünüyorum. HSK seçimlerinde oy istemek için odasına gittiğimde FETÖ/PDY adaylarının yanında olduğunu gösterir bir tavır gösterdi. Bunun Yanında Yargıda Birlik Derneği üyelerine kesinlikle oy vermeyeceğini söyledi. Diğer FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne mensup olduğunu düşündüğüm hakimler ve savcılar arasında ağır bir duruşu vardı. Bu hakim ve savcılar sanığa farklı bir saygı gösteriyorlardı. Ben ... isimli sanığın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü üyesi olduğunu bilemem. Ancak tavır ve davranışları ile bende oluşan intiba FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü üyesi olduğuna yöneliktir. Söyleyeceklerim bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.<br> ... kod adlı gizli tanığa ait, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 25/11/2015 tarihli tanık ifade tutanağında, tanığın; "Adalet Bakanlığı içerisinde FETÖ terör örgütü içerisinde aktif olarak faaliyet gösteren şahıslardan; ... Karaman Cumhuriyet Başsavcılığında görevli Hakim ... isimli şahıslar FETÖ içerisinde sorumlu düzeyde faaliyet göstermektedirler. Yine bu şahıslarda adli mekanizma içerisinde himmet adı altında para topladıklarını biliyorum." şeklinde beyanda bulunduğu,<br> Aynı tanığın ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 31/01/2017 tarihli tanık ifade tutanağında; "Ben Fetö/Pdy silahlı terör örgütüne yönelik bildiklerimle ilgili olarak ... Cumhuriyet Başsavcılığının .../... soruşturma sayılı dosyasında gizli tanık, olarak ifade vermiştim. Bu ifademde Fetö terör örgütü içerisinde faaliyet gösterdiğini bildiğim bir çok hakim ve savcının da ismini bildirmiştim. Ben o ifademde belirttiğim Cumhuriyet Savcıları ... ve ...'ün şahsen tanımam. Kendileri ile herhangi bir arkadaşlığım veya görüşmem yoktur. Ben 17-25 Aralık 2013 tarihinden sonra twitter ve facebook üzerinde devlet memurlarının hükümet aleyhine ve fetö örgütü lehine paylaşımlarımı takip ediyordum. Bu belirtiğim hakim ve savcılarda bu süreç içerisinde hükümet aleyhine ve fetö lehine sosyal paylaşımlarda bulunuyorlardı. Ben bunları not etmiştim ve gizli tanık olarak ifade verdiğimde Cumhuriyet Savcılığına bildirdim. Benim o dönem kullanmış olduğum twitter ve facebook hesaplarım şu anda kapalıdır. Benim bu hesaplarımı o dönem hükümet lehine paylaşımlar yapmam ve takipçileriminde çok olması nedeniyle twitter ve facebook tarafından resen kapatılmışlardı. Şu anda içeriklerine erişemiyorum. Ben aktif bir sosyal medya kullanıcısı olduğum için hükümet aleyhine ve fetö lehine paylaşım yapan devlet memurlarını takip ediyordum. Bu hakim ve savcıların kendi twitter ve facebook sayfalarında hükümet aleyhine ve fetö lehine paylaşımlar yapmışlardır. Bunların twitter ve facebook hesapları incelendiğinde bu daha da net olarak görülecektir. Şu anda elimde bu hakim ve savcıların bu tür paylaşımlarına: ilişkin sunabileceğim bir belge yoktur. Bilseydim ekran görüntülerini alır kaydederdim. Ancak o an aklıma gelmedi, Yukarıda da anlattığım gibi ben bu hakim ve savcıları şahsen tanımam fetö içerisindeki sorumluluklarının ve görevlerinin ne olduğunu bilmiyorum. Bu şahısların himmet toplayıp toplamadıkları konusunda da bir bilgim yoktur. Her ne kadar önceki ifademde himmet adına para topladıklarını biliyorum şeklinde bir beyanım olmuş ise de; anladığım kadarıyla bir yanlış anlaşılma nedeniyle bu şekilde ifademe yanlış geçirilmiştir..." şeklinde beyanda bulunduğu,<br> Yine aynı şahsın, davacının ceza yargılamasının yapıldığı ...Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan beyanlarının; " Ben özellikle 2014 HSK seçimleri sonrasında fetö destekçisi olan memurları fetöcü hakimleri alenen destekleyenleri sosyal medyada yani facebook, twitter gibi sosyal medya platformlarından takip ediyordum. Örnek olarak savcı Z.Ö. birşey paylaştığında onun paylaştığını beğenip, paylaşanlar oluyordu. Birlikte hareket ediyorlardı. Bunların kim olduğunu isimlerini net olarak hatırlamıyorum. Ben sanığı (davacıyı) şahsen tanımam. Paylaşımlarını ismen takip ediyordum. Mesleğinin hakim olduğu açık olarak anlaşılıyordu. O dönem Karaman'da seçim hakimi olması lazım. O şekilde hatırlıyorum. Ayrıca bulunduğu şehirdeki bazı arkadaşlar tarafından da kim olduğunu teyit ediyordum. Kendisi ile ilgili tanıdığım bir arkadaş fetöcü olduğunu söylemişti. Belirttiğim gibi ben sanığı (davacıyı) şahsen tanımam, sosyal medya dışında örgüt bağlantısı ile ilgili somut olarak bilgim yoktur. Himmet toplandığı ile ilgili hiçbir bilgim yoktur." şeklinde olduğu görülmüştür.<br>Danıştay Beşinci Dairesince verilen 22/11/2022 tarihli ara kararı gereği, davalı idarece sunulan 22/02/2023 tarihli dilekçe ekinde yer alan ... Cumhuriyet Başsavcılığı .../... sayılı soruşturma dosyasından alınan Kırşehir İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 08/04/2019 tarihli raporda, davacının aşağıdaki whatsapp görüşmelerine yer verildiği görülmüştür:<br>...<br>16.07.2016 00:27 M.Ş. :Sabah akşam sokağa çağırıyorlar halkın<br>16.07.2016 00:27 ... :Sokağa çağırdı<br>16.07.2016 00:27 H.G. : İç savaş çağrısı yapıyor<br>16.07.2016 00:28 ... : Aynen<br>...<br>Yine aynı Rapor'da "...Yan tarafta ekran alıntısı bulunan takvim yaprağında FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü tarafından yapılan darbe Kalkışmasının olduğu 15 Temmuz Cuma gününün görüldüğü, Takvim yaprağı üzerinde “Gevşemeyin, hüzünlenmeyin, eğer inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz' ve 'Haçlılar'ın Kudüs'ü işgali (1099)' yazısının bulunduğu ... Yan taralta bulunan ekran alıntısında; 'Sıkı Yönetim Direktifi' konulu yazının olduğu 16 Temmuz 2016 günü saat 03.00 dan itibaren yönetime el konduğunu bildiren direktif olduğu... Yukarıda ekran alıntısı görülen resimde 'Sıkı Yönetim Bölge Komutanları' başlığı altında 'İl Sıkıyönetim Komutanları' başlığı ile Adana ilinden başlayarak allabetik sıraya göre Osmaniye iline kadar sıkıyönetim il komutanı olarak belirlenen şahısların isim listesinin olduğu..." şeklinde tespitlere yer verildiği görülmüştür. <br> ...Ağır Ceza Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyasına sunulmak üzere düzenlenen 27/05/2019 tarihli Bilirkişi Raporunda; cep telefonunun internet geçmişinde örgütün yayın organlarından olan "Rotahaber" ve "Aktifhaber" isimli internet sitelerine giriş yapıldığı tespitlerine yer verildiği anlaşılmıştır.<br> FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı yargı mensuplarının Adalet Bakanlığında ve Hâkimler ve Savcılar Kurulunda etkin oldukları dönemde, davacıya 2011 yılı teftiş döneminde 77 ve 2014 yılı teftiş döneminde 80 puan verildiği görülmüştür.<br>Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacı hakkında yukarıda yer verilen yargı mensubu A.A.'nın gerek HSK Müfettişlerince düzenlenen 22/02/2018 tarihli tanık ifade tutanağında gerekse de... Ağır Ceza Mahkemesinin E:..., K:...... sayılı dosyasında alınan ifadesinde yer alan ve HSK seçimlerinde oy istemek için davacının odasına gittiğinde davacının FETÖ/PDY adaylarının yanında olduğunu gösterir bir tavır sergilediğine dair beyanı, gizli tanık ...'in davacının örgüt lehine sosyal medya paylaşımlarında bulunduğuna dair istikrarlı beyanı ile diğer hususların bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır....<br>... dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.<br>Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur. <br>Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 02/12/2024 tarih ve E:2023/2749, K:2024/3089 sayılı bozma kararında; davacı hakkında yargı mensubu A.A.'nın gerek HSK Müfettişlerince düzenlenen 22/02/2018 tarihli tanık ifade tutanağında gerekse de ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... K:... sayılı dosyasında alınan ifadesinde yer alan ve HSK seçimlerinde oy istemek için davacının odasına gittiğinde davacının FETÖ/PDY adaylarının yanında olduğunu gösterir bir tavır sergilediğine dair beyanı, gizli tanık ...'in davacının örgüt lehine sosyal medya paylaşımlarında bulunduğuna dair istikrarlı beyanı ile diğer hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.<br><br>KARAR SONUCU: <br>Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,<br>1.DAVANIN REDDİNE,<br>2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ...TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, <br>3. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine, <br>4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,<br>5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 23/02/2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br><br><br></font></p></body></html>

disiplin cezası