<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2021/877 E.  ,  2025/1185 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2021/877<br>Karar No : 2025/1185 <br><br>DAVACI : ... Matbaacılık ve Yayıncılık Ticaret Limited Şirketi <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVALI : ... Kurumu / ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVANIN_KONUSU : 18/05/2017 tarih ve 30070 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Patent ve Marka Kurumu Patent Vekilleri ve Marka Vekilleri Meslek Kuralları ve Disiplin Yönetmeliği'nin 5., 6. ve 9. maddelerinin iptali istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI : 10/01/2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile sınai mülkiyet haklarına ilişkin tescil ve tescil sonrası işlemler ile bu hakların ihlali halinde uygulanacak hukuki ve cezai yaptırımların yeniden düzenlendiği, iptali istenen Yönetmelik maddelerinin, patent ve marka vekillerinin iş akış süreçlerinde hangi eylemlerin suç niteliği taşıdığı sorusunu yanıtsız bıraktığı gibi tüzel kişilikle marka ve patent vekillerine verilen cezalar konusunda da ayrım yapmamaları açısından hukuken sakat oldukları, patent ve marka vekillerinin disiplin cezasını gerektiren fiillerinin Kanunda düzenlenmemiş olmasının tüzel kişiliklerle birlikte patent ve marka vekillerinin de Kanunda düzenlenmemiş fiiller dolayısıyla ceza almalarına yol açtığı, disiplin cezası gerektiren meslek kurallarının Kanunda sayılmamış olmasına rağmen bahse konu Yönetmelikle düzenlenmesinin suçta ve cezada kanunilik ilkesine aykırı olduğu, idarenin, düzenleme yetkisini kanunlar çerçevesinde ve kanunlara uygun olarak kullanması gerektiği, kanun koyucunun konunun esaslı unsurlarını kanun ile belirledikten sonra uzmanlık ve idare tekniğine ilişkin bulunan hususların düzenlenmesi için yürütme organına yetki vermesinin yasama yetkisinin devri niteliğinde değerlendirilemeyeceği, 5000 sayılı Kanun’un 30/A maddesinin son cümlesi olan “Disiplin Kuruluna, disiplin cezasını gerektirir fiillerin tespitinde izlenecek usule ve disiplin konusundaki diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.” hükmüne istinaden patent ve marka vekillerinin disiplin cezası gerektiren fiillerinin dava konusu Yönetmelikle düzenlenmesinin dava konusu hükümleri yetki yönünden hukuka aykırı kıldığı, iptali istenen 6. maddenin; uyarma, kınama, geçici olarak vekillik faaliyetinden alıkoyma ve hatta vekillikten çıkarma kadar ağır disiplin cezaları öngördüğü, bir vekilin aynı ya da farklı fiillerine ilişkin olarak birden çok şikayetin bulunması durumunda bunların birleştirilebileceği ancak her bir şikayetin ayrı ayrı karara bağlanacağının da düzenlendiği, bu kadar ağır yaptırımların Yönetmelikle düzenlenmesinin kural-işlem yetkisinin yalnız yasama organına ait olduğuna ilişkin kurala aykırı olduğu, yönetmeliklerin sebep unsurunun Kanun olduğu ve Kanunun düzenlemediği bir alanda yönetmelik çıkarılmasının mümkün olmadığı, dava konusu Yönetmelikte yer alan ve Kanunun konusunu oluşturan, temel hak ve özgürlüklere ilişkin konularda çerçeve kanun koyucu tarafından çizildikten sonra davalı idarece düzenleme yapılması gerektiği, 5000 sayılı Kanun’un 30/A maddesinde “Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin ve en fazla üyesi bulunan vekillikle ilgili kuruluşun görüşü alınarak Kurum tarafından hazırlanan ve Kurumun resmî internet sitesinde yayımlanan patent vekilliği ve marka vekilliği meslek kurallarına uymayan tutum ve davranışlarda bulunanlar ile vekilliğin gerektirdiği görevleri yapmayanlar hakkında” disiplin cezası uygulanacağı hükmü bulunmasına rağmen dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinde “Bu Yönetmeliğin 5 inci maddesinde sayılan vekillik meslek kurallarına uymayan tutum ve davranışlarda bulunanlar ile vekilliğin gerektirdiği görevleri yapmayanlar hakkında” disiplin cezası uygulanacağının düzenlenmesinin çelişki yarattığı, patent ve marka vekillerinin meslek kuralları açısından Kanun’a göre Kurumun resmi internet sitesine mi yoksa Yönetmeliğe göre 5. maddeye mi itibar edeceği sorusunun yanıtsız kaldığı, öte yandan; iptali istenen Yönetmelik maddeleri ile herhangi bir yasal dayanağı olmadan “Bir vekilin aynı ya da farklı fiillerine ilişkin olarak birden çok şikâyetin bulunması durumunda, bunlar birleştirilebilir, ancak her bir şikâyet ayrı ayrı karara bağlanır.” ve “Disiplin Kurulunun aldığı kararlar Kurum internet sitesinde yayınlanabilir” şeklindeki düzenlemelerin yapılmasının 5000 sayılı Kanun’a aykırı olduğu, yasal dayanağı olmadan bireylere yükümlülük getirilmesinin işlemi sebep yönünden sakatladığı, yürütme organının sınırları Kanunla belirlenmiş bir yetkiye dayanmaksızın düzenleyici işlemleri ile suç ve ceza ihdas etmemesi gerektiği, dava konusu Yönetmelik hükümlerinin suçta ve cezada kanunilik ilkesine aykırı olduğu gibi muhakeme usulünün nasıl olduğunu muğlak bırakması nedeniyle de hukuka aykırı olduğu, yönetmelikteki disiplin cezalarının hangi fiillerin karşılığında uygulanacağı ve bunun muhakeme usulünün ne olması gerektiği konusunda boşluk bulunduğu, yargılamanın nasıl yapılacağının, uygulamanın nasıl olacağının açıkça anlatılması gerektiği, iptali istenen 6. maddede disiplin cezaları alt alta sıralanmışsa da hangi fiillerin disiplin cezası gerektirdiğinin belirtilmediği, ilgili fiillerin tek tek tanımlanmadığı, maddede öngörülen disiplin cezalarının ölçüsüz olduğu, Kanunu aşar şekilde ağır ve orantısız bir yaptırım öngörüldüğü, üst norma aykırı olduğu, anılan düzenleme uyarınca uyarma cezasına karşı dava açan marka ve patent vekillerinin davaları sonuçlanmadan uyarma cezasına dayanılarak daha ağır ceza verilebilmesi nedeniyle, disiplin kurulu kararlarının yargı denetiminden geçip verilen kararların kesinleşmesi beklenmeden daha ağır bir yaptırım uygulama yetkisinin disiplin kuruluna verilmesinin kazanılmış hakları ihlal ettiği, dava konusu Yönetmeliğin 9. maddesinde şikayet ve soruşturma prosedürü sıralanmışsa da şikayet ve soruşturmaya ilişkin muhakemeyi kimin, nasıl ve neye göre yapacağının yanıtsız bırakıldığı, maddenin 1. fıkrasında şikayet gerekçesinin ne olması gerektiğinin muğlak olmasının, nelerin delil olabileceğinin tanımlanmamış olmasının her önüne gelenin kişisel husumet, mesleki hırs gibi sebepler ve sözde gerekçelerle şikayette bulunmasına ve şikayet hakkının kötüye kullanılmasına yol açacak nitelikte olduğu, 3. fıkrasında, “Disiplin Kurulu, gerekli gördüğü takdirde şikâyet ile ilgili tanıkları dinlemek ve taraflardan ek bilgi ve belge istemek suretiyle şikâyetin Kuruma yapıldığı tarihten itibaren en geç altı ay içinde nihai kararını verir.” şeklinde düzenleme yapılmışsa da usulünün nasıl olacağı hususunun düzenlenmediği, 5. fıkrasında yer alan düzenlemenin disiplin cezası verilmesine ilişkin kararın yargı denetiminden geçmeksizin sicile işlenmesine imkan tanıması nedeniyle iptalinin gerektiği, şikayet hakkının kullanılma yöntemini somutlaştırmayan Yönetmelik hükümlerinin kamu yararı amacı taşımadığı ileri sürülmektedir.<br><br>DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu Yönetmeliğin 07/04/2021 tarih ve 31447 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Patent Vekilliği ve Marka Vekilliği Sınav, Sicil ve Disiplin Yönetmeliği”nin 27. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı, bu nedenle davanın konusuz kaldığı, davacının uygulama işlemlerine karşı İdare Mahkemeleri nezdinde dava açmış olması nedeniyle bakılan davada esasa girilmeksizin usulden ret kararı verilmesi gerektiği, iptali istenen Yönetmeliğin 5000 sayılı Kanun’un 30 ve 30/A maddelerine dayanılarak, bu Kanun’un verdiği yetki ile hazırlandığı, dava konusu Yönetmelikle düzenlenmiş olan disiplin cezalarının 5000 sayılı Kanun’un 30/A maddesinde öngörülen cezalar olduğu, anılan Kanun maddesi uyarınca TOBB ve en fazla üyesi bulunan vekillikle ilgili kuruluşun görüşlerinin alınması gereken meslek kurallarına da kapsayan Yönetmelik taslağının 25/01/2017 tarihinde Kurumun internet sayfasından ilgililerin görüşlerine açıldığı, TOBB ve en fazla üyesi bulunan vekillikle ilgili kuruluş olan AIPPI Türkiye’nin yanı sıra ilgili diğer derneklerin ortak olarak hazırladıkları görüşlerinin anılan kuruluşların temsilcilerinin katılımıyla 13/02/2017 tarihli çalıştayda değerlendirildiği, dava konusu Yönetmeliğe dayanılarak davacı hakkında tesis edilen ve İdare Mahkemeleri nezdinde dava konusu edilen idari işlemlerin hukuka uygun olduğu, davacıyla ilgili olarak dava konusu mülga Yönetmelik kapsamında bugüne kadar Kuruma on bir adet şikayet dilekçesi sunulduğu, bunlardan üç tanesinde soruşturma açılmasına yer olmadığına karar verildiği için davacıya herhangi bir bildirim yapılmadığı, diğer dosyaların ikisinde disiplin cezası uygulanmasına yer olmadığına, üç tanesinde uyarma cezası verilmesine, üç tanesinde kınama cezası verilmesine karar verildiği, anılan işlemlerin mevzuat ile belirlenen usule uygun olarak davacının da savunması alındıktan sonra usulüne uygun olarak oluşturulmuş Disiplin Kurulu tarafından tesis edildiği, davacının iki disiplin cezasına karşı İdare Mahkemelerinde açtığı davaların derdest olduğu, dava konusu Yönetmelik yürürlükten kaldırıldığından uygulanmasının telafisi güç ve imkansız zararların doğmasına neden olacağı kabul edilemeyeceği gibi mülga Yönetmeliğe dayanılarak tesis edilen işlemlerin hukuka uygun olması nedeniyle yürütmenin durdurulması kararının verilebilmesi için şartların oluşmadığı savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :<br>5000 sayılı Türk Patent ve Marka Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un 30. maddesi uyarınca kurulmuş tüzel kişi patent ve marka vekili olan davacı hakkında yapılan şikayet üzerine, davacı şirketin Marka ve Patent Vekilleri Disiplin Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendine aykırı hareket ettiği ve bu hareketin aynı Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca uyarma cezasını gerektirdiği, ancak iki yıl içerisinde aynı cezayı gerektiren başka bir fiilde bulunduğundan bahisle Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca kınama cezası ile cezalandırıldığı; ayrıca başka bir şikayet üzerine de, Marka ve Patent Vekilleri Disiplin Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendine aykırı hareket ettiğinden bahisle Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca davacı şirkete uyarma cezası verildiği, bunun üzerine davacı şirket tarafından, dava konusu Yönetmeliğin uygulama işlemi niteliğinde olan ve taraflarına 12/11/2020 ve 09/12/2020 tarihinde tebliğ edilen bahsi geçen disiplin kurulu kararları ile daha önce haklarında verilmiş olan disiplin kurulu kararlarının dayanağı olan, 18/05/2017 tarih ve 30070 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Patent ve Marka Kurumu Patent Vekilleri ve Marka Vekilleri Meslek Kuralları ve Disiplin Yönetmeliği'nin 5., 6. ve 9. maddelerinin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br>Öte yandan, davacı şirket tarafından, yukarıda özetlenen kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin bulunan Patent ve Marka Vekilleri Disiplin Kurulunun ... tarihli ve ... sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği; yine uyarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin bulunan Patent ve Marka Vekilleri Disiplin Kurulunun ... tarihli ve ... sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği ve kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği görülmektedir.<br>Diğer taraftan, 07/04/2021 tarih ve 31447 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Patent Vekilliği ve Marka Vekilliği Sınav, Sicil ve Disiplin Yönetmeliğinin 27. maddesi ile dava konusu Yönetmelik'in yürürlükten kaldırıldığı anlaşılmaktadır. <br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br>ESAS YÖNÜNDEN:<br>Dava konusu, 18/05/2017 tarih ve 30070 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Patent ve Marka Kurumu Patent Vekilleri ve Marka Vekilleri Meslek Kuralları ve Disiplin Yönetmeliği, 07/04/2021 tarih ve 31447 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Patent Vekilliği ve Marka Vekilliği Sınav, Sicil ve Disiplin Yönetmeliğinin 27. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, esasının incelenme olanağı kalmayan dava hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Konusu kalmayan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>2. Davacı tarafından yapılan ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, davalı idare tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı idare üzerine bırakılmasına,<br>3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,<br>4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,<br>5. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 26/02/2025 tarihinde esas yönünden oy birliği, yargılama giderleri yönünden oy çokluğuyla karar verildi.<br><br><br>(X)-KARŞI OY :<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinde, bu Kanunda hüküm bulunmayan ve madde metninde sayılan hallerde 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun uygulanacağı belirtilmiş, sözü edilen haller arasında “yargılama giderlerine” de yer verilmiş; 04/02/2011 tarih ve 27836 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 450. maddesiyle 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlükten kaldırılmış, aynı Kanun’un 447. maddesinin 2. fıkrasında ise, “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” hükmüne yer verilmiştir.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Yargılama giderlerinin kapsamı” başlıklı 323. maddesinde, yargılama giderlerini oluşturan unsurlar sayılmış, bu kapsamda maddenin 1. fıkrasının (ğ) bendinde, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılama giderleri arasında olduğu belirtilmiş; “Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri” başlıklı 331. maddesinin 1. fıkrasında da, “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.” kuralına yer verilmiştir.<br>Daire kararında, 18/05/2017 tarih ve 30070 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Patent ve Marka Kurumu Patent Vekilleri ve Marka Vekilleri Meslek Kuralları ve Disiplin Yönetmeliği, 07/04/2021 tarih ve 31447 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Patent Vekilliği ve Marka Vekilliği Sınav, Sicil ve Disiplin Yönetmeliğinin 27. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığından davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle, işin esasına girilerek haklılık/haksızlık değerlendirmesi yapılmaksızın karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesine rağmen yargılama giderlerinin davalı idarece davacıya ödenmesine ve davacı lehine vekâlet ücretine hükmedildiği görülmektedir.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinde yer alan atıf hükmü uyarınca yargılama giderleri konusunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır. 6100 sayılı Kanun’un 331. maddesinin 1. fıkrasında, davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde yargılama giderlerinin ne şekilde takdir edileceği hususu düzenlenmiştir. <br>Buna göre, dava konusu Yönetmeliğin, davanın açılmasından sonra davalı idarece yürürlükten kaldırıldığı gerekçesiyle davanın esası hakkında “karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmiş olması nedeniyle, kararın hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine ve bu giderler arasında yer alan vekâlet ücretine, 6100 sayılı Kanun’un 331. maddesinin 1. fıkrasındaki kural çerçevesinde hükmedilmesi gerektiği açıktır.<br>Bu durumda, konusu kalmadığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığı kararıyla neticelenen davada, tarafların davanın açıldığı tarihteki haklılık durumları belirlenip buna göre yargılama giderleri ve bu giderler kapsamında yer alan vekâlet ücreti hakkında hüküm kurulması gerekirken, böyle bir değerlendirme yapılmaksızın davanın açılmasına davalı idarenin sebebiyet verdiğinin kabulü suretiyle yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı idareye yükletilmesi yolundaki Daire kararının yargılama giderlerine ilişkin kısmına katılmıyorum.<br><br></font></p></body></html>

disiplin