<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2023/6515 E. , 2025/309 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONİKİNCİ DAİRE <br>Esas No : 2023/6515<br>Karar No : 2025/309 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı <br> <br>VEKİLİ : Av. ....<br><br>İSTEMİN KONUSU : .... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: ... Kapalı ve Açık İnfaz Kurumu ikinci müdürü olarak görev yapan davacının, ... Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu birinci müdürü olarak görev yaptığı dönemdeki bazı fiilleri nedeniyle hakkında yürütülen soruşturma sonucunda 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Adalet Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesince, Danıştay Beşinci Dairesinin 04/07/2017 tarih ve E:2016/40585, K:2017/19760 sayılı bozma kararına uyularak; uyuşmazlık konusu olayda, A.D. isimli suç örgütü lideri hakkında yürütülen ceza soruşturması kapsamında yapılan teknik ve fiziki takipler neticesinde düzenlenen tutanaklar ile gerek ceza kovuşturması gerekse disiplin soruşturması kapsamında alınan ifadelerde belirtildiği üzere, davacının ... Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda birinci müdür olarak görev yaptığı dönemde anılan infaz kurumunda hükümlü olarak barındırılan A.D. tarafından düzenlenen eğlencelere katıldığı, A.D.'ye yakın kişiler tarafından işletilen iş yerlerinden aile bireylerince alış verişler yapıldığı, aynı zamanda söz konusu hükümlü ile birbirinden farklı adreslerde ve hükümlünün görevlendirilmiş olduğu çalışma bölgesi dışında birlikte yemeğe çıkmak suretiyle, görevinin gereklerine aykırı davranışlarda bulunduğu, yine anılan şahsın yasak olmasına rağmen ceza infaz kurumunda cep telefonu kullanmasına da göz yumduğu, bu davranışların neticesine A.D.'nin imtiyazlı bir hükümlülük geçirmesine olanak tanıdığı yolundaki iddiaların sübuta erdiği; öte yandan, ceza infaz kurumlarının, kamu düzeninin sağlanması açısından önemli bir kamu kurumu olduğu, bu anlamda kamu düzenini bozanlarında hak ettikleri cezaların infazının sağlandığı, böylece kamu vicdanının rahatlatıldığı, aynı zamanda suçluların ıslah edilerek yeniden topluma kazandırılması gibi önemli görevlerinin bulunduğu, davacının da söz konusu fiilleri işlediği dönemde kurum birinci müdürü olarak görev yapması sebebiyle, yürüttüğü görevin özel ihtimam gösterilmesi gereken bir görev olduğu, başka bir deyişle söz konusu görevi yürüten personelin ceza infaz kurumlarının varlığıyla güdülen amacı sağlamaya yeterli nitelikte disiplinli, dürüst, güvenilir olması ve bu özellikleri meslek içinde ve dışında muhafaza etmesi gerektiği, davacının disiplin soruşturması kapsamında tespit edilen eylemlerinin ise belirtilen özelliklere aykırı nitelikte olduğu, söz konusu eylemler bir bütün halinde değerlendirildiğinde de tespit konusu hususların "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili ile örtüştüğü; bu durumda, usulüne uygun şekilde yürütülen disiplin soruşturması neticesinde davacıya isnat edilen eylemlerin sübut bulduğu ve davacının sübut bulan eylemlerine uygun disiplin cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı; nitekim, disiplin soruşturmasına konu eylemler sebebiyle davacı hakkında yürütülen ceza kovuşturmasında, ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davacının, görevinin gereklerine aykırı davranışlarda bulunmak ve menfaat temin etmek suretiyle, görevli olduğu ceza infaz kurumunda hükümlü olarak barındırılan A.D.'nin imtiyazlı bir hükümlülük geçirmesine olanak tanıdığı ve bu suretle görevini kötüye kullandığı sonucuna varılarak, kısa süreli hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br> <br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının mahkumiyet kararı olarak değerlendirilemeyeceği, gerekli denetim süresi içerisinde şartlar sağlandığında hiç suç işlenmemişçesine etki doğuracağı, bu nedenle memuriyete engel bir durumunun olmadığı, hakkında adli soruşturmayı yapan bir kısım emniyet görevlileri ve Cumhuriyet savcısının FETÖ/PDY üyeliği nedeniyle mesleklerinden ihraç edildiği, bu durumun kendisine kurulmuş bir kumpas olduğu belirtilerek, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyize konu kararın usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek, istemin reddi gerektiği savunulmuştur. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br>İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacının temyiz isteminin reddine,<br>2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddi yolundaki .... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın ONANMASINA,<br>3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br>4. Kullanılmayan ...-TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davacıya iadesine<br>5. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,<br>6. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/01/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.<br> <br><br>(X) KARŞI OY :<br><br>Dava, ... Kapalı ve Açık İnfaz Kurumu ikinci müdrü olarak görev yapan davacının, ... Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu birinci müdürü olarak görev yaptığı dönemdeki bazı fiilleri nedeniyle hakkında yürütülen soruşturma sonucunda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Adalet Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır. <br>657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinde; "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili, Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.<br>657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi ile ilgili olarak, 09/05/2014 tarih ve 28995 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 16/01/2014 tarih ve E:2013/110, K:2014/8 sayılı kararında; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinin, Anayasa'ya aykırı olmadığına hükmedilmiş olup, kararın gerekçesinde özetle; dava konusu kuralda belirsiz olduğu ileri sürülen “memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerin” tümünün önceden öngörülmesinin ve tespitinin olanaksız olduğu ve söz konusu hareketlerin tek tek ortaya konulmasının mümkün olmadığı, normun daha kesin ve açık bir düzenlemeye olanak tanımaması nedeniyle kullanıldığı anlaşıldığından, anılan kavramların kullanılmasında belirlilik ilkesine aykırılık bulunmadığı, fıkrada genel bir belirleme yapılmadığı, disiplin cezasını gerektiren hareketlerin, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak derecede yüz kızartıcı ve utanç verici olması gerektiği düzenlenerek çerçevesinin çizildiği, kaldı ki, itiraz konusu kural dayanak alınarak tesis edilen idari işlemlere karşı yargı yolu açık olup, belirsiz olduğu ileri sürülen kavramlar ve bu kavramların belirttiği hareketler yargı kararları yoluyla da somutlaştırıldığından, itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olmadığı, ..., idarenin faaliyetleri çok çeşitli, karmaşık ve değişken olduğundan disiplin cezasını gerektirecek fiillerin tümünün kanunda tek tek belirlenmesinin güç olduğu, kuralın incelenmesinden de görüleceği üzere memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler denilmek suretiyle disiplin cezası gerektiren fiil ve hareketlerin çerçevesinin çizildiği anlaşıldığından, itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 38. ve 128. maddelerine de aykırı olmadığı vurgulanmıştır. <br>Öte yandan, 29/03/2011 günlü, 6215 sayılı Kanunun 10. maddesiyle değiştirilen 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un ek 9. maddesinin 5. fıkrasının (d) bendi ile, federasyon başkanı olabilmek için getirilen, "zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, yağma, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan hükümlü olmamak" koşulundaki "gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan" ibaresinin iptali istemiyle açılan davada, Anayasa Mahkemesince verilen 14/02/2013 günlü, E:2011/63, K:2013/28 sayılı kararda da; "gibi" edatının, metinde sayılan "zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, yağma, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas" suçlarının yüz kızartıcı veya şeref veya haysiyet kırıcı birer suç olduklarını nitelemek için kullanıldığı, federasyon başkanı olabilmek için sadece maddede sayılan suçlardan mahkum olmamak şartının aranabileceğinin kabul edilmesi gerektiği, suç ve cezaların kanuniliği ilkesi gereği, "gibi" kelimesine dayanarak "yüz kızartıcı suçlar" veya "şeref veya haysiyet kırıcı suçlar" kavramlarının kapsamını genişletmenin mümkün olmadığı belirtilmiştir.<br> Konuya ilişkin olarak Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02/07/1996 tarih ve E:1996/3-144, K:1996/171 sayılı kararında, "yüz kızartıcı suç"un, yasalarda tanımlanmadığı ve tek tek sayılmadığı, toplumun yapısına göre zaman zaman değişikliğe uğrayan bu suçların tek tek sayılmasının olanaksız olduğu, "...gibi yüz kızartıcı suçlar" denildiğinde, maddede sayılmamış olan diğer yüz kızartıcı suçların neler olduğunun yasaları uygulamakla görevli yargı organlarınca saptanacağı belirtilmiştir. <br> Buna karşın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 5525 sayılı Kanun kapsamına ilişkin bir uyuşmazlıkla ilgili olarak verdiği 12/11/2014 tarih ve E:2012/482, K:2014/3992 sayılı kararında, "Burada yer verilen 'gibi yüz kızartıcı suçlar' ibaresindeki 'gibi' sözcüğü, yüz kızartıcı suç olarak anılan Kanunda sayma yoluyla belirtilen 'Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla basit veya nitelikli zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas suçlarından biri'ni ifade etmek üzere kullanılmıştır. Aksi yorumla, 'gibi' sözcüğünün, 'sayılanlara benzer suçları' ifade ettiğinin kabul edilmesi, Anayasa'nın 128. maddesinin ikinci fıkrası ile 657 sayılı Kanunun 18. maddesi uyarınca memurların memurluklarının sona erdirilmesine ilişkin durumların bizzat kanunda düzenlenmesi gerektiğine ilişkin memur güvencesine aykırı olduğu gibi; idarelere, Kanunda gösterilen suçlar dışında benzer suçların yüz kızartıcı suç sayılması konusunda, ölçütleri belirsiz, geniş bir takdir yetkisi tanınması sonucunu da doğurabilecektir." ifadelerine yer vererek, 5525 sayılı Kanunda sayma yoluyla belirtilen eylemler arasında yer verilmeyen "intihal" fiilinin yüz kızartıcı suç olarak kabul edilemeyeceğine ve bu fiile dayanılarak verilmiş dava konusu disiplin cezasının, nitelik itibarıyla 5525 sayılı Kanun'un kapsamına girdiğine karar vermiştir. <br> Ancak, İdari Dava Daireleri Kurulu 04/03/2013 tarih ve E:2009/652, K:2013/751 sayılı bir diğer kararında, "cinsel taciz ve sarkıntılık" fiili nedeniyle hakkında kamu görevinden çıkarma cezası verilen davacının fiilinin, 5525 sayılı Kanun'da sayılan suçlardan olmamasına rağmen şeref ve haysiyet kırıcı suçlar kapsamında olduğu, dolayısıyla 5525 sayılı Kanun ile öngörülen disiplin affından faydalanacak disiplin cezaları kapsamında bulunmaması nedeniyle dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar veren İdare Mahkemesinin ısrar kararını onamıştır.<br> Görüldüğü üzere, bu konudaki tartışmalar ve görüşler çeşitlilik arz etmekle birlikte, yüz kızartıcı suçların neler olduğunun, yasaları uygulamakla görevli yargı organlarınca saptanması daha uygun olacaktır. Bu değerlendirme yapılırken de verilen disiplin cezasının sebebi, niteliği ve kapsamı göz önüne alınacaktır. <br> Davacının söz konusu fiiileri nedeniyle, rüşvet almak, örgüte üye olmadığı halde örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek, sahtecilik, icbar yoluyla irtikap suçlarından yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararı ile tüm suçlardan beraatine karar verildiği, istinaf yoluna başvurulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Ceza Dairesince rüşvet suçu yönünden beraat kararları kaldırılarak, eylemin; davacının M.Ö. isimli hükümlüye ayrıcalık yapması karşılığında menfaat sağladığı şeklinde nitelendirilerek "görevi kötüye kullanmak" suçundan 2 ayrı eylem nedeniyle 5’er ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, anılan karara vaki itiraz üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Ceza Dairesinin ... tarih ve... D.İş sayılı kararıyla itirazın reddine karar verilerek kesinleştiği anlaşılmaktadır. <br> Dava konusu uyuşmazlıkta, davalı idarece işlemin sebep unsuru olarak gösterilen fiillerin; "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" kapsamında görülerek dava konusu disiplin cezasının verildiği anlaşılmakta ise de, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelendiğinde; A.D. isimli suç örgütü lideri hakkında yürütülen ceza soruşturması kapsamında yapılan teknik ve fiziki takipler neticesinde düzenlenen tutanaklar ile gerek ceza kovuşturması gerekse disiplin soruşturması kapsamında alınan ifadelerde belirtildiği üzere, davacının ... Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda birinci müdür olarak görev yaptığı dönemde anılan infaz kurumunda hükümlü olarak barındırılan A.D. tarafından düzenlenen eğlencelere katıldığı, A.D.'ye yakın kişiler tarafından işletilen iş yerlerinden aile bireylerince alış verişler yapıldığı, aynı zamanda söz konusu hükümlü ile birbirinden farklı adreslerde ve hükümlünün görevlendirilmiş olduğu çalışma bölgesi dışında birlikte yemeğe çıkmak suretiyle, görevinin gereklerine aykırı davranışlarda bulunduğu, yine anılan şahsın yasak olmasına rağmen ceza infaz kurumunda cep telefonu kullanmasına da göz yumduğu, bu davranışların neticesine A.D.'nin imtiyazlı bir hükümlülük geçirmesine olanak tanıdığı yolundaki iddiaların sübuta erdiği anlaşılmakta olup, ceza davasında da belirtildiği üzere "görevi kötüye kullanmak" bağlamında, görevi ile ilgili olarak çıkar sağlamak, kişilerin yarar veya zararını hedef tutan davranışlarda bulunmak niteliğinde olan söz konusu fiillerin, "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" kapsamına girmediği, diğer bir anlatımla tipiklik şartının gerçekleşmediği sonucuna ulaşıldığından, anılan eylemleri nedeniyle yukarıda yer verilen; 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.<br>Belirtilen nedenlerle temyiz isteminin kabulü ile davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.<br><br><br><br><br><br></font></p></body></html>
disiplin