<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2023/2877 E.  ,  2025/65 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU <br>Esas No : 2023/2877<br>Karar No : 2025/65 <br><br>TEMYİZ EDENLER :<br>1-(DAVACI): ... Derneği <br> VEKİLİ: Av. ...<br><br> 2-(DAVALI): ... Bakanlığı <br> VEKİLİ: Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 17/05/2023 tarih ve E:2020/546, K:2023/2705 sayılı kararının, taraflarca aleyhe olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: 15/11/2019 tarih ve 30949 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolu Taşıma Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin; 13. maddesi ile asıl Yönetmeliğin 40. maddesinin 31. fıkrasında yapılan değişikliklerin tamamı; 24. maddesi ile asıl Yönetmeliğin 69. maddesine eklenen 7. fıkrasının tamamı; 24. maddesi ile asıl Yönetmeliğin 69. maddesine eklenen 8. fıkrasının tamamı ve 10/01/2020 tarih ve 31004 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolu Taşıma Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 9. maddesi ile asıl Yönetmeliğin 69. maddesinin 8. fıkrasına eklenen (c) bendinin tamamının iptali istenilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 17/05/2023 tarih ve E:2020/546, K:2023/2705 sayılı kararıyla; <br>Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 20. maddesi, 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu'nun 4., 27. ve 34. maddeleri, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 3., 4., 5. ve 12. maddeleri, 08/01/2018 tarih ve 30295 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolu Taşıma Yönetmeliği'nin 4., 40., 43., 44. ve 69. maddelerine atıfta bulunularak,<br> Karayolu Taşıma Yönetmeliğinin 40. maddesinin 31. fıkrasında yapılan değişiklikler yönünden; <br> Dava sürerken, dava konusu düzenlemenin 21/11/2020 tarih ve 31311 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolu Taşıma Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile değiştirildiği, düzenlemeye "trafiğe çıktığı tarihten itibaren” ibaresinden sonra gelmek üzere “3’er” ibaresinin eklendiği ve aynı fıkrada yer alan “her taşıt için” ibaresinin yürürlükten kaldırıldığı, dava konusu düzenlemede, maddenin ilk halinde yer alan üç aylık sürenin bir aya düşürüldüğü ve bu süreye göre takip eden ay verilerin gönderileceği kural altına alınmış iken, dava sürerken anılan maddede yapılan değişiklik sonrası üç aylık sürenin yeniden getirildiği ve her taşıt yerine yetki belgesi sahiplerine iki uyarma verileceğinin düzenlendiği, böylece dava konusu düzenlemeden önceki sürenin tekrardan geçerlilik kazandığı ve yaptırımın uygulanma şekli değiştiğinden davanın bu kısım yönünden konusuz kaldığı, işin esasının incelenmesine hukuken olanak bulunmadığı,<br> 15/11/2019 tarihinde Karayolu Taşıma Yönetmeliğinin 69. maddesine eklenen 7. ve 8. fıkralar ile 10/01/2020 tarihinde aynı Yönetmeliğin 69. maddesinin 8. fıkrasına eklenen (c) bendi yönünden;<br> Davacı Dernek Tüzüğünde, Derneğin Türkiye’de karayolu ile uluslararası eşya ve emtia nakliyesi yapma işi ile iştigal edenlerce kurulduğu, Tüzüğün 6. maddesinde; uluslararası eşya taşımacılığı, uluslararası lojistik işletmeciliği, uluslararası taşıma işleri organizatörlüğü, uluslararası kargo işletmeciliği ve ev, büro eşyası taşımacılığı işiyle uğraşan taşımacıların derneğin asli üyeleri olduğunun belirtildiği, bu nedenle, dava konusu edilen hükümlerin davacı Dernek üyelerini ilgilendiren 40. maddenin 6. fıkrası ile 43, maddenin 3. ve 4. fıkralarında getirilen yükümlülükler yönünden incelendiği,<br> 02/07/2021 tarihli Yönetmelik değişikliği ile uluslararası kargo işletmecilerine ilişkin hükümleri içeren Karayolu Taşıma Yönetmeliği’nin 43. maddesi ve 43. maddeye atıfta bulunan diğer Yönetmelik hükümlerinin -dava konusu edilen 69. maddenin 7. ve 8. fıkranın ilgili kısımları da- yürürlükten kaldırıldığı, bu itibarla, 69. maddenin 7. fıkrasında yer alan "43 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkraları" ifadeleri ile 8. fıkrasında yer alan "43 üncü maddenin üçüncü" ifadesi yönünden işin esasının incelenme olanağı bulunmadığı,<br> Yönetmeliğin 69. maddenin 7. ve 8. fıkralarının, 40. maddenin 6. fıkrasına yönelik incelenmesi;<br> Dava konusu düzenlemelerde atıfta bulunulan yükümlülükler arasında, taşımacıların taşınmasını üstlendikleri eşyalara ait taşıma senedinde yer alan bilgiler ile gönderici ve alıcılar hakkındaki bazı bilgilerin U-ETDS'ye işlenmesi gerekliliğinin yer aldığı,<br> Dosya kapsamında sunulan bilgiler ile yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden, U-ETDS'nin, karayolu taşımacılığını disiplin altına alma, karayollarındaki güvenlik açıklarını kapatma, her türlü yük ve yolcu taşımasını kayıt altına alma, sektördeki verilere ilk kez gerçek zamanlı ve doğru şekilde ulaşma, ulusal güvenlik açısından taşıma verilerinin anlık paylaşımını sağlama, veri analizlerine dayalı gelecek planlaması yapabilme açısından önem taşıdığı, U-ETDS’ye veri giriş zorunluluğunun geçici hükümlerle ertelendiği, taşımacılara bu şekilde süre tanındığı,<br> Bu itibarla, davalı idare tarafından taşımacılıkta düzen ve güvenliğin sağlanması, planlama yapılması ve politika oluşturulması amacına yönelik getirilen U-ETDS'ye bildirim yükümlülüklerinin etkili biçimde uygulanabilmesi için yükümlülüklerini yerine getirmeyenlere yaptırım uygulanmasının, yerine getirenlerin ise ödüllendirilmesinin öngörülmesinde kamu yararı ve hizmet gerekleri yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu hükümlerde yer alan yaptırımların da, davalı idarenin düzenleme amacı ile orantılı olduğu ve ölçülülük ilkesine aykırı bir yönünün de bulunmadığı,<br><br> U-ETDS'ye entegrasyonun sağlanması için taşımacılara geçiş hükümleriyle gerekli planlamayı yapabilmeleri için zaman tanındığı, davalı tarafından e-devlet portalı, web servis veya mobil cihazlar üzerinden U-ETDS'ye veri göndermenin mümkün olduğunun belirtildiği, Yönetmeliğin 69. maddesinin 7. fıkrasında yükümlülüğünü yerine getiren taşımacıların yetki belgelerinin geçerlilik süresinin herhangi bir bedel alınmaksızın uzatılması suretiyle ödüllendirildikleri, aynı maddenin 6. fıkrasında da, yapılan kontrollerde yükümlülüğünü yerine getiren taşımacılar hakkında tesis edilen belli sayıda uyarma yaptırımının iptal edilmesinin öngörüldüğü, <br> U-ETDS'ye girilen bilgilerin veri sorumlusunun Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olduğu ve bu bilgilerin 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 5/2-(f) bendi kapsamında işlendiği, davalı Bakanlığın anılan Kanun kapsamında verilerin güvenliğinin sağlanması konusunda yükümlülüğünün de bulunduğu göz önüne alındığında, dava konusu düzenlemede kişisel veriler ile mesleki ve ticari sırların korunması yönünden de hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle,<br> 15/11/2019 tarih ve 30949 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolu Taşıma Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 13. maddesi ile asıl Yönetmeliğin 40. maddesinin 31. fıkrasında yapılan değişiklikler ile, 24. maddesi ile asıl Yönetmeliğin 69. maddesine eklenen 7. fıkrada yer alan "43 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkraları" ifadeleri ve 8. fıkrasında yer alan "43 üncü maddenin üçüncü" ifadesi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, dava konusu diğer düzenlemeler yönünden davanın reddine, toplam 517,80-TL yargılama giderinin 258,90-TL'sinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 9.500,00-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 9.500,00-TL vekâlet ücretinin de davalı idareden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : <br>Davacı tarafından, U-ETDS'nin kişilik hak ve özgürlüklerine, mesleki ve ticari sırlara, kişisel verilere ve bunların korunmasına ilişkin usul ve esaslara aykırılık teşkil ettiği, anılan sisteme veri giriş zorunluluğunun Türk taşımacılık ve lojistik sektörüne dayatma niteliğinde olduğu, zamansal kayıplara ve ek maliyetlere sebebiyet vereceği, U-ETDS’nin kapsamına yabancı plakalı araçlar girmediği için Türk taşımacılık ve lojistik sektörü aleyhine haksız rekabete yol açacağı, söz konusu sisteme gerek bulunmadığı, zira U-ETDS kapsamında talep edilen bilgilerin zaten karayolu ile uluslararası eşya taşımacılığı sektöründe faaliyet gösteren firmalar tarafından Ticaret Bakanlığı nezdinde bulunan Gümrükler Genel Müdürlüğüne verildiği, davalı Bakanlık ile Ticaret Bakanlığı’nca oluşturulacak veri entegrasyonu ile bu bilgilerin maliyetsiz ve hızlı bir şekilde temin edilebileceği, dava konusu düzenlemeler ile Dernek üyelerine ağır sorumluluk ve yükümlülükler getirildiği, bu yükümlülüklere uyulmaması halinde uyarma, yetki belgelerinin iptali gibi yaptırımlara maruz kalacakları, davalı idarenin bu şekilde düzenleyici işlem tesis etme yetkisinin bulunmadığı, bulunsa bile sahip olduğu bu yetkiyi usul ve yasaya aykırı kullandığı, ölçülü davranmadığı, yetki saptırmasında bulunduğu, işlem ve uygulamalarda makul bir gerekçe bulunmadığı, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. <br>Davalı idare tarafından, davanın kısmen konusuz kaldığından bahisle verilen karar verilmesine yer olmadığı kararı nedeniyle idareleri aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu, temyizen incelenen kararın yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br> <br>KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : <br>Davacı tarafından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş olup, davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br>Üye ...'ın, "dava dilekçesinde, 15/11/2019 tarihinde Karayolu Taşıma Yönetmeliğinin 69. maddesine eklenen 7. ve 8. fıkralar ile 10/01/2020 tarihinde aynı Yönetmeliğin 69. maddesinin 8. fıkrasına eklenen (c) bendinin tamamının iptaline karar verilmesi istenilmesine rağmen, Daire tarafından anılan düzenlemelerin, Yönetmeliğin 40. maddesinin 6. fıkrası ile 43. maddesinin 3. ve 4. fıkraları yönünden hasren incelenmesinde hukuken isabet olmadığı ve eksik inceleme yapıldığı" yönündeki usule yönelik oyuna karşılık, dava dilekçesindeki davacı iddiaları dikkate alındığında, Dairece hasren inceleme yapılarak karar verilmesinde, yargılama usulüne bir aykırılık görülmeyerek, uyuşmazlığın esasının incelenmesine geçildi:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br> "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br> b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br> c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,<br>2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen davanın reddi, kısmen karar verilmesine yer olmadığı yolundaki Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 17/05/2023 tarih ve E:2020/546, K:2023/2705 sayılı kararının ONANMASINA, <br>3. Kesin olarak, 20/01/2025 tarihinde, esas yönünden oybirliği, usul, yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden oyçokluğu ile karar verildi.<br><br><br>KARŞI OY <br>X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinde, bu Kanun'da hüküm bulunmayan ve madde metninde sayılan hallerde 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun uygulanacağı belirtilmiş, sözü edilen haller arasında “yargılama giderlerine” de yer verilmiş, 04/02/2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 450. maddesiyle 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlükten kaldırılmış, aynı Kanun’un 447. maddesinin 2. fıkrasında ise; “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarih ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” hükmüne yer verilmiştir.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Yargılama giderinin kapsamı” başlıklı 331. maddesinde yargılama giderlerini oluşturan unsurlar sayılmış, maddenin 1/ğ bendinde; vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılama giderleri arasında olduğu belirtilmiş, Kanun’un “Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri” başlıklı 331. maddesinin 1. fıkrasında da; “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.” kuralına yer verilmiştir.<br>Temyiz başvurusuna konu kararda, dava konusu Yönetmelik kurallarının bir kısmının bilahare yürürlükten kaldırıldığından söz edilerek davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle, işin esasına girilerek haklılık/haksızlık değerlendirmesi yapılmaksızın karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesine rağmen yargılama giderlerinin ve bu giderler arasında yer alan vekâlet ücretinin davalı idarece davacıya ödenmesine hükmedildiği görülmektedir.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinde yer alan atıf hükmü uyarınca yargılama giderleri konusunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır. 6100 sayılı Kanun’un 331. maddesinin 1. fıkrasında, davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde yargılama giderlerinin ne şekilde takdir edileceği hususu düzenlenmiştir. Temyiz başvurusuna konu kararda, dava konusu düzenlemenin daha sonra yürürlükten kaldırıldığından bahisle uyuşmazlığın esası hakkında “karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmiş olması nedeniyle, başvuruya konu kararın hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine 6100 sayılı Kanun’un metnine yer verilen 331. maddesinin 1. fıkrasındaki kural çerçevesinde hükmedilmesi gerekir.<br>Bu durumda; kısmen davanın reddi, konusu kalmadığından bahisle de kısmen karar verilmesine yer olmadığı yolunda neticelenen davada, tarafların davanın açıldığı tarihteki haklılık durumları belirlenip buna göre yargılama giderleri konusunda hüküm kurulması gerekirken, böyle bir değerlendirme yapılmaksızın, karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısım yönünden vekâlet ücretinin davalı idareye yükletilmesine hükmedilmiş olduğundan, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz. <br><br></font></p></body></html>

disiplin