<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/2775 E. , 2025/6712 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>BEŞİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2024/2775<br>Karar No : 2025/6712<br><br>DAVACI : ...<br><br>DAVALI : ... Kurulu / ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ve bu karara yönelik itirazının reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline, bu işlemler nedeniyle yoksun kalınan özlük hakların iadesine, parasal haklarının ödenmesi gereken tarihten itibaren üretici fiyat endeksi enflasyon oranı farkıyla birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI: Soruşturmaya konu paylaşımı yaptığına ilişkin yeterli delil bulunmadığı, söz konusu paylaşımın meslekten çıkarmayı gerektirecek nitelikte bir eylem olmadığı, hiçbir yargı organının hedef alınmadığı, basit bir eleştiriden ibaret olduğu, suçun manevi unsurlarının oluşmadığı, www.adalet.org sitesine sadece hukukçuların girebildiği, aleni bir platform olmadığı, 2802 sayılı Kanunun 72.maddesi uyarınca 3 yıllık soruşturma zaman aşımı süresi bulunduğu, 5 yıl geçmiş ise de ceza verilemeyeceği, soruşturma dosyası ve ekleri kendisine gönderilmediğinden savunma hakkının kısıtlandığı, hangi fiili nedeniyle hangi cezanın verileceğinin belirtilmediği, dosyaya erişim engeli getirilerek silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesine aykırı hareket edildiği ve masumiyet karinesinin ihlal edildiği ileri sürülmektedir.<br><br>DAVALININ SAVUNMASI : Hakim ve savcılara verilen meslekten çıkarma cezaları için dayanak mevzuat olan 2802 sayılı Kanun'da herhangi bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden davacının zamanaşımı iddiasının kabulünün hukuken mümkün olmadığı, davacının paylaşımının ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği, davacı hakkında tesis edilen kararların yeterli ve anlaşılır gerekçeler içermesi nedeniyle kararların gerekçesiz verildiğine ve kişiselleştirme yapılmadığına yönelik iddiaların gerçeği yansıtmadığı, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 69. maddesinin son fıkrası gereğince davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı ve davanın reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NÜN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI ...'İN DÜŞÜNCESİ: Dava, davacının 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesi'nin kararına karşı yapılan yeniden inceleme başvurusunun reddine dair anılan Dairenin kararı ile bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.<br>2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun "Meslekten çıkarma cezası" başlıklı 69.maddesinin 1. fıkrasında "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir." hükmü; anılan maddenin son fıkrasında da, "Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükümlerine yer verilmiştir.<br>Hâkimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerektiği, toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebinin, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenden de kaynaklandığı, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçekleştirdikleri kadar bunu görüntü olarak da sağlamalarının icap ettiği, yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılı olduğu, hâkimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarları olduğu, bu mesleğin saygınlığı ve onuru hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade ettiği, Hukuk Devletinin, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve saygınlığını korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumlu olduğu, bu nedenle, yasa koyucunun, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından, meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.<br>Dosyanın incelenmesinden, davacının FETÖ/PYD örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda planlı ve sistematik biçimde bir organizasyonla hukuka aykırı eylemlerde bulunmaları nedeniyle mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görülen eylemleri sübut bulduğundan bahisle mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görülen eylemleri sübut bulduğundan bahisle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69' uncu maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırıldığı anlaşılmaktadır.<br>Diğer taraftan davacının Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile 667 sayılı KHK'nın 3'üncü maddesinin (I) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sabit görüldüğünden meslekte kalmasının uygun olmadığı ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği ve bu karara karşı açılan dava ve temyiz başvurularının reddedildiği, ceza davasında da aynı suçtan dolayı hüküm giydiği belirlenmiştir.<br>Dosyada mevcut bilgi ve belgeler ile davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu değerlendirilerek meslekten çıkarılmasına ilişkin kararı birlikte incelendiğinde, olayın tarihi, gelişim şekli gözönüne alındığında yargı yetkisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkisi kapsamında görev gereklerine aykırı hareket eden ve "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte" eylemler gerçekleştirdiğinin sabit olduğu kabul edilerek 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca verilen meslekten çıkarma cezasında hukuka aykırılık görülmemiştir.<br>Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, davacı tarafından uyuşmazlık konusu olayda zamanaşımı süresinin dolduğu iddia edilmiş ise de 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 72. maddesinin son fıkrasında yer alan düzenleme uyarınca davacı iddiası yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:<br><br>MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :<br> HSK Genel Kurulunca daha önce meslekten çıkarılmalarına karar verilen bazı yargı mensuplarının sosyal paylaşım sitelerinde yapmış oldukları paylaşımları hakkında Hakimler ve Savcılar Kurulu...Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile soruşturma izni verilmesi teklifinde bulunulmuştur.<br>Anılan soruşturma iznine Kurul Başkanı tarafından "Olur" verilmesi üzerine, İskenderun Hakimi iken meslekten çıkarılmasına karar verilen davacı hakkında; 24/06/2015 tarihinde, www.adalet.org sosyal paylaşım sitesinde; Hakim S.E. tarafından "Hakim-Savcıları Kararname ile Uslandırmak'' başılığı altında paylaşılan yazının içeriğinde yer alan ''... 2015 Yaz kararnamesi ile bir kez daha gördük ki HSYK elindeki tüm yetki ve argümanları hakim-savcıları pasif, itaatkar, korkak ve güdümlü hale getirmek için kullanmaktadır. Kararlarından ve muhalif duruşundan dolayı hakim ve savcıların tutuklanıp geride kalanların ise kararnamelerle sürgünlere gönderilmesi despotizmin ileri şeklidir...' kısmını yorumlar bölümünde aynen paylaştığı iddiaları nedeniyle soruşturma başlatıldığı, davacıya isnat olunan eylemlere ilişkin soruşturma dosyasının incelenmesi sonucunda Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile; <br> "Hakim ve cumhuriyet savcılarının, meslek hayatı boyunca yaptığı iş ve davranışlarında, yaptığı mesleğin önemi nedeniyle bağlı olduğu bir takım evrensel etik kurallar vardır. Nitekim 2001 yılında Birleşmiş Milletler tarafından Hindistan' ın Bangalor kentinde kabul edilen Yargı Etiği İlkeleri ile 2005 yılında kabul edilen Budapeşte ilkeleri, uluslararası belgelerden istifade edilip hazırlanan, yargı mensuplarına yönelik uyması gereken evrensel etik kurallar içermektedir. <br>Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 27.06.2006 yılında 315 sayılı kararıyla kabul ettiği Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde yer alan tarafsızlık değeriyle ilgili bölümde, "hakimin mahkeme içinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hakim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak davranışlar içerisinde olmalıdır, hakim kamuya açık olsun veya olması, herhangi bir şahıs veya mesele hakkında adil yargılanmayı etkileyecek yorum yapmamalıdır." Dürüstlük değeri ilkesiyle ilgili "hakim tüm faaliyetlerinde uygunsuz davranışlardan ve uygunsuzluk görüntüsü oluşturmaktan kaçınmalıdır. Sürekli kamu gözetiminin öznesi durumunda olan hakim, sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumundadır, bunu özgürce ve kendi iradesiyle yapmalıdır." şeklinde düzenlemeye yer vermiştir.<br>2005 yılında Avrupa Savcıları Konferansında kabul edilen ve ülkemiz için de bağlayıcı olan "Budapeşte İlkeleri" olarak bilinen bildirgede, "Savcıların her zaman ve her koşulda görevlerini adil ve tarafsız yerine getirirler, mesleki gizliliği korumalıdır, özel yaşamlarındaki faaliyetleri nedeniyle savcılık hizmetinin fiili dürüstlüğünü, adilliğini, tarafsızlığını veya buna ilişkin makul algıları zedelememelidir." şeklinde evrensel etik ilkeler düzenlenmiştir. <br>Disiplin dosyasında ilgili hakim ve cumhuriyet savcıları, www.adalet.org, facebook ve twitter adlı sosyal paylaşım sitelerinde değişik tarihlerde bazı paylaşımlar yapmıştır. Bu paylaşımların içeriklerinde özetle; 2014 Ekim ayında yapılan HSYK' ya üye seçimi, HSYK' nın yapısı, HSYK' nın 2015 ocak ayında yapmış olduğu tayinler, hakimlerin müstemir yetkileri ve diğer idari tasarrufları, kamu oyunda 17/25 Aralık kumpas dosyası, Selam ve Tevhid kumpas dosyası, Mit Tırları olarak bilinen soruşturma dosyaları ile bu soruşturma dosyalarında görev alan yargı mensuplarının soruşturma dosyasından içeriği ile siyasal iktidarın yapmış olduğu tasarrufların ağır bir şekilde eleştirilmesi ilgili yapmış oldukları paylaşımlar veya bu paylaşımların benimsendiğine dair yorumlar olduğu tespit edilmiştir.<br>İlgili hakim ve savcıların paylaşımları ile yargı alanında etik kuralları düzenleyen uluslararası belgeler ve mesleki teamüller ile birlikte değerlendirildiğinde; çağdaş demokratik toplumların üç saç ayağından biri yargı erki olduğu, yargı mensuplarının icra ettiği kamusal faaliyetin önemi sebebiyle uluslararası evrensel etik kurallarına bağlı olarak meslek hayatında veya özel yaşantılarında doğruluk, dürüstlük ve tarafsızlık görüntüsünü zedeleyecek söz ve davranışlardan kaçınmaları ve mesleğin vakarını muhafaza etmesi gerektiği, bahse konu paylaşımların içeriğinde siyasi görüş içeren, hakim ve savcıların dürüstlük, doğruluk ve tarafsızlığını zedeleyen, FETÖ/PDY terör örgütünün lehine, planlı ve sistematik olarak terör örgütünün amacına hizmet eden, FETÖ/PDY örgütüne irtibat ve iltisak nedeniyle meslekten çıkarılmalarına karar verilen hakim ve savcılar tarafından yapılan paylaşımlar yer almaktadır.<br>İlgililer her ne kadar savunmalarında özetle; düşünce ve ifade hürriyeti kapsamında paylaşımları yaptıklarını söylemiş ise de; bu paylaşımlarla, mağduriyet algısını oluşturmak amacıyla, kamu oyu baskısı oluşturmak ve FETÖ/PDY lehine sistematik ve planlı bir şekilde, yürütülen organizasyonun parçası olarak, etik ilkelere aykırı olarak doğruluk, dürüstlük, bağımsızlık ve tarafsızlıklarını yitirecek şekilde olduğundan, düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında kabul edilmesi mümkün olmadığından savunmalarına itibar edilmemiştir.<br>İlgililerin sosyal medyadaki paylaşımların amacı, içeriği bir bütün olarak bakıldığında evrensel etik kurallarına aykırı, seçilen meşru hükumetin yıpratılması, FETÖ lehine mağduriyet algısının oluşturulması, hükumet aleyhine yapılan soruşturmaların kamu baskısı kurularak meşruiyet kazandırılması amacıyla yapıldığı, eylemlerin mesleğin şeref ve onurunu bozan, mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte olduğu anlaşıldığından,.." şeklinde yer verilen gerekçe ile davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.<br>Anılan karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin Hakimler ve Savcılar Kurulu...Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...kararı ile reddedilmesi üzerine, bu karara karşı yapılan itirazın ise Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedilmesi üzerine, belirtilen kararların iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının ödenmesi gereken tarihten itibaren üretici fiyat endeksi enflasyon oranı farkıyla birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.<br> Bununla birlikte, dava konusu disiplin cezasına konu fiilleri nedeniyle davacı hakkında "Görevi Kötüye Kullanma" suçundan yürütülen kovuşturmada ... Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E:... ve K:...sayılı kararıyla davacı hakkında isnat edilen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı verildiği, anılan kararın 07/05/2024 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.<br>Öte yandan, ... tarih ve ... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle iltisakı ve irtibatı bulunduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından ... tarih ve ...sayılı kararla reddedilmiştir. <br> Davacı tarafından meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapığı yeniden inceleme talebinin reddine dair kararın iptali talebiyle açılan davada Dairemizin 25/01/2022 tarih ve E:2017/3520, K:2022/28 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, anılan kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 12/12/2022 tarihli ve E:2022/2630, K:2022/3574 sayılı kararı ile davacının temyiz isteminin reddine, anılan kararın onanmasına kesin olarak karar verilmiştir.<br>Diğer yandan, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan kovuşturma sonucunda ...Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve anılan kararın Yargıtay...Ceza Dairesinin E:... dosyasında derdest olduğu anlaşılmıştır.<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br>2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin 1. fıkrasında, "... Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir."; 2. fıkrasında, "Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir."; son fıkrasında ise, "Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir. Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir.<br>" hükmüne yer verilmiştir.<br>Türkiye Cumhuriyeti hâkimleri ve savcılarının takip edecekleri etik ilkeleri belirleyen ve bağlayıcı bir belge olan Türk Yargı Etiği Bildirgesi'nin 3.1. maddesinde, "Adil yargılamanın gereği olarak, herhangi bir tarafa iltimas göstermeden ve ayrımcılık yapmadan tarafsız bir şekilde hareket ederler."; 3.2. maddesinde, "Tarafsız hareket etmekle yetinmez, objektif bir bakış açısıyla tarafsızlıklarına ilişkin her türlü kuşkuyu bertaraf edecek bir duruş sergilerler. Yargıya güvenin sağlanması ve sürdürülebilmesi için tarafsız olmak kadar, tarafsız görünmenin de önemli olduğu bilincindedirler."; 3.3. maddesinde, "Mesleki ve sosyal hayatlarında tarafsızlık ilkesine aykırı düşebilecek her türlü ayrımcı söylem ve davranıştan kaçınır; konuşma ve beden dilini tarafsızlıklarını ihlal etmeyecek biçimde kullanmaya özen gösterirler."; 3.4. maddesinde, "Sosyal medya başta olmak üzere, kitle iletişim araçları vasıtasıyla yapacakları yorum, değerlendirme ve paylaşımların kolaylıkla amacını aşan sonuçlar doğurabileceğini ve tarafsızlıklarını sorgulanır hale getirebileceğini öngörerek hareket ederler."; 5.1. maddesinde, "Kendilerine duyulan güvenin, yargıya olan güvenle doğrudan ve ayrılmaz bir şekilde bağlantılı olduğunun bilinciyle bütün işlem, eylem ve kararlarında yargıya güveni temin eder ve güçlendirirler."; 5.5. maddesinde, "Özel hayatlarında, mesleki güvenilirliklerine gölge düşürebilecek davranışlarda bulunmamaya hassasiyet gösterirler."; 5.6. maddesinde, "İfade özgürlüklerini, yargıya duyulan güveni sarsmayacak ve siyasi tarafgirliğe düşmeyecek biçimde kullanırlar."; 7.1. maddesinde, "Mesleklerinin yaşamlarına kattığı değer ve yüklediği sorumluluğun bilinciyle görevlerinin gerektirdiği hassasiyetle davranırlar."; 7.3. maddesinde, "Toplumun kendilerinden yargı hizmetinin kaliteli sunulmasının yanı sıra erdemli olmalarını da beklediğinin bilincindedirler."; 7.7. maddesinde, "İfade özgürlüğü kapsamında yazılı, görsel, işitsel ya da sosyal medyada düşüncelerini açıklarken veya paylaşımlarda bulunurken, mesleğin gerektirdiği etik ilkelere uygun hareket ederler." şeklinde ilkelere yer verilmiştir.<br><br>Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararıyla kabul edilip benimsenen ve tüm hakim ve savcılara duyurulan Bangalor Yargı Etiği İlkeleri'nin 2.1. maddesinde, "Hakim, yargısal görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getirmelidir."; 2.2. maddesinde, "Hâkim, mahkemede ve mahkeme dışında, yargı ve yargıç tarafsızlığı açısından kamuoyu, hukuk mesleği ve dava taraflarının güvenini sağlayacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmalıdır."; 3.2. maddesinde, "Hakimin hal ve davranış tarzı, yargının doğruluğuna ilişkin inancı kuvvetlendirici nitelikte olmalıdır. Adaletin gerçek anlamda sağlanması kadar gerçekleştirildiğinin görüntü olarak sağlanması da önemlidir.", 4.2. maddesinde, "Kamunun sürekli denetim sujesi olarak hâkim, normal bir vatandaş tarafından sıkıntı verici olarak görülebilecek kişisel sınırlamaları kabullenmeli ve bunlara isteyerek ve özgürce uymalıdır. Hâkim, özellikle yargı mesleğinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranmalıdır." şeklinde ilkelere yer verilmiştir.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Hâkimlik ve savcılık mesleği, kariyer bir meslek olup, bu görevi ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan güvenden de kaynaklanmaktadır. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile eş orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin onur ve şerefi; hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder. <br>Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle, kanun koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.<br>Bakılan uyuşmazlıkta, davacının 24/06/2015 tarihinde, www.adalet.org sosyal paylaşım sitesinde; Hakim S.E. tarafından "Hakim-Savcıları Kararname ile Uslandırmak'' başılığı altında paylaşılan yazının içeriğinde yer alan ''... 2015 Yaz kararnamesi ile bir kez daha gördük ki HSYK elindeki tüm yetki ve argümanları hakim-savcıları pasif, itaatkar, korkak ve güdümlü hale getirmek için kullanmaktadır. Kararlarından ve muhalif duruşundan dolayı hakim ve savcıların tutuklanıp geride kalanların ise kararnamelerle sürgünlere gönderilmesi despotizmin ileri şeklidir...' kısmını yorumlar bölümünde aynen paylaşmasının, doğrudan Hakimler ve Savcılar Kurulu'nu hedef alarak FETÖ lehine mağduriyet algısı oluşturmak amacıyla yapıldığı, bu haliyle söz konusu paylaşımları içerik olarak Anayasa ile güvence altına alınan ifade hürriyeti kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, ifade özgürlüğü ve eleştiri sınırlarını aşarak hâkimlik ve savcılık mesleğinin temel kriterleri ile bağdaşmayacak nitelikte söylemler içerdiği görülmektedir.<br>Bu durumda, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile davacı hakkında yürütülmüş olan soruşturma kapsamında ortaya konulan deliller bir bütün olarak incelendiğinde, davacının, FETÖ/PDY terör örgütünün amaç ve hedefleri doğrultusunda yaptığı paylaşımların hakimlik-savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu anlaşıldığından, dava konusu kararlarda hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br><br> Bu itibarla, dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının ödenmesi gereken tarihten itibaren üretici fiyat endeksi enflasyon oranı farkıyla birlikte ödenmesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerekmektedir. <br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ve bu karara yönelik itirazının reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının iptaline, bu işlemler nedeniyle yoksun kalınan özlük hakların iadesine, parasal haklarının ödenmesi gereken tarihten itibaren üretici fiyat endeksi enflasyon oranı farkıyla birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan DAVANIN REDDİNE,<br>2. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilemeyen ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam... TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına,<br>3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,<br>4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 30/05/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br><br> <br><br></font></p></body></html>
disiplin