<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2024/549 E.  ,  2024/3505 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2024/549<br>Karar No : 2024/3505 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Anonim Şirketi <br>VEKİLLERİ : Av. ...<br> Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onikinci Dairesinin 12/07/2023 tarih ve E:2020/4460, K:2023/3816 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Ankara PTT Başmüdürlüğünde avukat olarak görev yapan davacı tarafından, hakkında başlatılan soruşturma sonucunda ücret artışından yararlandırmama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin PTT A.Ş. Yüksek Disiplin Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının ve bu kararın dayanağı olan 19/11/2019 tarih ve 30953 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketinde Çalıştırılacak İdari Hizmet Sözleşmeli Personel Hakkında Yönetmeliğin "Disiplin Cezalarının Çeşitleri" başlıklı 78. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi ile "Ücret Artışından Yararlandırmama" başlıklı 82. maddesinin iptali ve işlem nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay Onikinci Dairesinin 12/07/2023 tarih ve E:2020/4460, K:2023/3816 sayılı kararıyla;<br>Anayasa’nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında, "Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır." düzenlemesine yer verilmek suretiyle memurlar ve diğer kamu görevlileri, özlük hakları bakımından yasal güvenceye kavuşturulduğu, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin statü haklarını doğrudan etkileyen disiplin işlemlerinin "diğer özlük işleri" kavramı kapsamına girdiği, <br>Kanuni düzenleme ilkesinin, düzenlenen alanda temel ilkelerin kanunla konulmasını ve çerçevenin kanunla çizilmesini ifade ettiği, bu niteliği taşıyan bir yasal düzenleme ile uzmanlık ve teknik konulara ilişkin ayrıntıların belirlenmesi konusunda yürütme organına yetki verilmesinin, kanuni düzenleme ilkesine aykırılık oluşturmayacağı, <br> Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz." hükmü ile "suçun kanuniliği" ilkesinin; üçüncü fıkrasında da "Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur." hükmü ile "cezanın kanuniliği" ilkesinin getirildiği, Anayasa’nın 38. maddesinde yer alan "suçta ve cezada kanunilik" ilkesi uyarınca, hangi eylemlerin yasaklandığı ve bu yasak eylemlere verilecek cezaların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanunda gösterilmesi, kuralın açık, anlaşılır ve sınırlarının belli olmasının gerektiği, kişilerin yasak eylemleri önceden bilmeleri gerektiği düşüncesine dayanan bu ilkeyle temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasının amaçlandığı, <br> "Suçta ve cezada kanunilik" ilkesi uyarınca suç ve cezalara ilişkin düzenlemelerin yalnızca kanun metninde yer alması yeterli olmadığı, Anayasa Mahkemesinin 14/01/2015 tarih ve E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, söz konusu düzenlemelerin içerik bakımından da belirli amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasının gerektiği, bu açıdan kanun metninin, bireylerin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine imkân verecek düzeyde kaleme alınmış olmasının gerektiği bu nedenle, belirli bir kesinlik içinde kanunda hangi fiile hangi hukuksal yaptırımın bağlandığının bireyler tarafından bilinmesinin ve eylemlerin sonuçlarının öngörülebilmesinin gerektiği, <br>Disiplin cezalarının, kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla öngörülmüş, yapma veya yapmama biçiminde beliren davranış kurallarının ihlali hâlinde uygulanan, yasal olarak düzenlenmiş idari yaptırımlar olduğu, kamu hizmetlerini yürütenlerin görev, yetki ve sorumluluklarının kamu hizmeti ve hizmet gerekleri ile sınırlandırıldığı, bu sınırlar dışına çıkanların ise, disiplin cezaları ile cezalandırılmalarının ilgili kanunlarda öngörüldüğü, <br>Disipline ait yaptırımların sadece kanunla düzenleneceği, kanun dışında yönetmelik ve diğer alt düzenleyici işlemlerle disiplin cezasını gerektiren fiil ve hareketlerin ve bunlara uygulanacak cezaların belirlenmesinin ve buna göre disiplin cezası verilmesinin hukuken mümkün olmadığı sonucuna varıldığı, 19/11/2019 tarih ve 30953 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketinde Çalıştırılacak İdari Hizmet Sözleşmeli Personel Hakkında Yönetmeliğin"Disiplin cezalarının çeşitleri" başlıklı 78. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan, "Ücret artışından yararlandırmama: Personelin ücretlerde yapılacak ilk artış tarihinden itibaren toplam altı ay süreyle sınırlı olmak üzere ücretinin dondurulmasıdır" ibaresinin ve "Ücret artışından yararlandırmama" başlıklı 82. maddesinin, Anayasa’nın 38. maddesinde düzenlenen “suçta ve cezada kanunilik” ilkesine ve Anayasa’nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında hükme bağlanan “kanuni düzenleme” ilkesine aykırılık oluşturduğu,<br>Bu durumda; dava konusu Yönetmeliğin 78. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi ve 82. maddesi ile, davacının 'yıllık ücret artışından yararlandırmama' cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin PTT Yüksek Disiplin Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı,<br>Öte yandan; hukuka aykırılığı saptanan işlemler nedeniyle ve Anayasa'nın 125. maddesi uyarınca, davacının yoksun kaldığı mali haklarının ödenmesinin gerektiği,<br>gerekçesiyle, 19/11/2019 tarih ve 30953 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketinde Çalıştırılacak İdari Hizmet Sözleşmeli Personel Hakkında Yönetmeliğin "Disiplin Cezalarının Çeşitleri" başlıklı 78. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi ve "Ücret Artışından Yararlandırmama" başlıklı 82. maddesi ile davacının 'yıllık ücret artışından yararlandırmama' cezası ile cezalandırılmasına ilişkin PTT Yüksek Disiplin Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, davacının, bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının davalı idarece ödenmesine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, idari soruşturma neticesinde disiplin cezasını gerektirir fiilleri tespit edilen davacı hakkında tesis edilen işlemin ve buna ilişkin mevzuat hükümlerinin hukuka, usul ve esaslara uygun olduğu; temyize konu Daire Kararında, söz konusu disiplin cezasının Yönetmelik hükmüne göre verilmiş olmasının Anayasa’nın 38. maddesinde düzenlenen “suçta ve cezada kanunilik” ilkesine ve Anayasa’nın 128/2. maddesinde hükme bağlanan “kanuni düzenleme” ilkesine aykırılık oluştuğunun belirtilmiş olmasına karşın, hukuka ve usule uygun olarak hazırlanmak suretiyle yürürlüğe konulan söz konusu Yönetmelik’e dayanak kanun maddesinin “disiplin” ile ilgili fıkrasına dair benzer kanunlarda olduğu gibi Anayasa Mahkemesine yapılmış bir başvuru ve verilmiş bir iptal kararının bulunmadığı ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br> "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br> b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br> c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması",<br> sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,<br>2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle, 19/11/2019 tarih ve 30953 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketinde Çalıştırılacak İdari Hizmet Sözleşmeli Personel Hakkında Yönetmeliğin "Disiplin Cezalarının Çeşitleri" başlıklı 78. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi ve "Ücret Artışından Yararlandırmama" başlıklı 82. maddesi ile davacının 'yıllık ücret artışından yararlandırmama' cezası ile cezalandırılmasına ilişkin PTT Yüksek Disiplin Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, davacının, bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının davalı idarece ödenmesine ilişkin Danıştay Onikinci Dairesinin temyize konu 12/07/2023 tarih ve E:2020/4460, K:2023/3816 sayılı kararının ONANMASINA,<br>3. Kullanılmayan 704,50-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi halinde davalı idareye iadesine,<br>4. Kesin olarak, 25/12/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.<br><br><br>KARŞI OY <br>X- Anayasa’nın 128. maddesinin 2. fıkrasında, "Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır." hükmüne, 38. maddesinin 1. fıkrasında ise, "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz." hükmüne ve aynı maddenin 3. fıkrasında da "Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur." kuralına yer verilmiştir.<br>15/07/2018 tarih ve 30479 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (CBK)'nin 28. bölümünde Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketinin teşkilat yapısına ilişkin düzenlemelere yer verilmiş, bu kapsamda, "Kuruluş" başlıklı 385. maddesinde; "(1) Bu Bölüm ile kuruluş ve tescile ilişkin hükümleri hariç olmak üzere 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa ve özel hukuk hükümlerine tabi Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi unvanı altında bir anonim şirket kurulmuştur.<br>(2) PTT’nin sermayesinin tamamı Hazineye aittir." hükmüne,<br>"Sözleşmeli personel" başlıklı 391. maddesinde de; "(1) PTT personeli, 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 26 ncı ve ek 27 nci maddelerine göre istihdam edilir.<br>(2) Sözleşmeli personelin unvan ve sayıları Genel Kurul kararıyla belirlenir." düzenlemesine yer verilerek, Şirketin yapısı ve personel rejimiyle ilgili temel çerçeve çizilmiştir.<br>Dava konusu Yönetmeliğin dayanaklarından birini teşkil eden 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin "Sözleşmeli personel istihdamı" başlıklı ek 27. maddesinin 1. fıkrasında; "14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (A) bendi kapsamında personel istihdam edilmeyen kamu kurum ve kuruluşlarından teşkilatlanmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde öngörülenlere ait hizmetler 657 sayılı Kanun ve diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlere bağlı olmaksızın idari hizmet sözleşmesiyle istihdam edilen personel eliyle yürütülür." kuralı, son fıkrasında da; "Bu kapsamda istihdam edilecek personelde kurumsal hizmetlerin gerektirmesi halinde aranacak öğrenim ve yabancı dil bilgisi şartı ile diğer şartlar, bunların işe alınmaları, sınav ve istisnaları, sözleşme süre, usul ve esasları, görev, yetki ve yükümlülükleri, sözleşmelerinin feshi ile istihdamlarına dair diğer hususlar Devlet Personel Başkanlığının görüşü alınarak kurumlarca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." hükmü yer almaktadır.<br>23/05/2013 tarih ve 28655 Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu'nun "Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi (PTT)" başlıklı ikinci kısmında yer alan ve "Kuruluş" başlığını taşıyan 21. maddesinin 7. fıkrasında ise; "Kamu kurum ve kuruluşlarına personel alınmasına dair ilgili mevzuat hükümleri PTT ve iştirakleri tarafından istihdam edilecek personel hakkında uygulanmaz." düzenlemesi bulunmaktadır.<br>Yukarıda sayılan mevzuat hükümlerine dayanılarak hazırlanan dava konusu "Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketinde Çalıştırılacak İdari Hizmet Sözleşmeli Personel Hakkında Yönetmelik"in, "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde, bu Yönetmeliğin amacının; Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketinde görev yapan idari hizmet sözleşmeli personelin hak, yükümlülük ve sorumlulukları ile işe alma, atama, görevlendirilme ile eğitim, terfi, görevde yükselme, pozisyon değişikliği, disiplin, izin, görevden alma, sözleşmenin yenilenip yenilenmemesi, sona erdirilmesine ilişkin hususlar ve diğer özlük haklarına ilişkin usul ve esasları düzenlemek olduğu öngörülmüş; "İstihdam" başlıklı 8. maddesinde, PTT personelinin, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin ek 27. maddesine göre idari hizmet sözleşmesi ile istihdam edileceği kabul edilmiş; "Disiplin" başlıklı 77. maddesinde, personel hakkında Yönetmelikte belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre disiplin cezası uygulanacağı belirtilmiş, 78. maddesinde de disiplin cezası çeşitleri sayılmıştır.<br>Bu kapsamda, söz konusu Yönetmeliğin 82. maddesinde, "ücret artışından yararlandırmama" cezasını gerektiren fiil ve haller sayılmıştır.<br>Uyuşmazlıkta, PTT A.Ş. personeline uygulanacak disiplin hükümlerinin kanunilik unsuru yönünden incelenmesine geçilmeden önce, Şirket personelinin hukuki durumunun ortaya konulması gerekmektedir.<br>Zira, Anayasa’nın 38. maddesinde güvence altına alınan suçun ve cezanın kanuniliği ilkesinin, yerleşik içtihatlar doğrultusunda disiplin suç ve cezaları yönünden de geçerli olduğu kabul edilmekle birlikte, anılan ilkenin geçerli olabilmesi için öncelikle kamu hukuku anlamında bir disiplin suç ve cezasının varlığı gereklidir. Disiplin cezaları kamu görevlileri hakkında, idare tarafından, kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlama amacıyla, kamu gücü kullanılarak ve idari usullere göre uygulanan idari yaptırımlardır. Bu itibarla disiplin suçu ve cezasından bahsedilebilmesinin ön koşulu, ilgilisinin kamu görevlisi olmasıdır. Başka bir deyişle, disiplin suçu, ancak kamu görevlisi tarafından işlenebilir ve disiplin cezası da yalnızca kamu görevlisi hakkında uygulanabilir. Bu nedenle, öncelikle PTT A.Ş. personelinin kamu görevlisi olup olmadığının tespiti gerekmektedir.<br>4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 391. maddesinin 1. fıkrasında PTT A.Ş. personelinin, 375 sayılı KHK'nın ek 26 ve 27. maddelerine göre istihdam edileceği belirtilmiş, 375 sayılı KHK'nın ek 27. maddesinde de 14/07/1965 tarih ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4. maddesinin 1. fıkrasının (A) bendi kapsamında personel istihdam edilmeyen kamu kurum ve kuruluşlarının teşkilatlanmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde öngörülenlere ait hizmetlerin, 657 sayılı Kanun ve diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın idari hizmet sözleşmesiyle istihdam edilen personel eliyle yürütüleceği hükme bağlanarak, 657 sayılı Kanun'un 4/A maddesinde düzenlenen memurlardan ve 4/B maddesinde düzenlenen sözleşmeli personelden farklı bir istihdam politikası benimsenmiştir.<br>Davalı Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi, 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce, Genel Müdürlük statüsünde, kamu hizmeti yürütmüş ve 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye ekli listenin “B – Kamu İktisadi Kuruluşları (KİK)” bölümünde yer almış olmakla birlikte, 6475 sayılı Kanun'un 31/3. maddesi ile artık 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye ekli listenin “B – Kamu İktisadi Kuruluşları (KİK)” bölümünde yer alan “Türkiye Cumhuriyeti Posta İşletmesi Genel Müdürlüğü (P.İ.)” ibaresi listeden çıkarılmıştır.<br>Anılan KHK'nın kapsamı dışında bırakılan Şirket, 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 385. maddesinde de belirtildiği üzere, kuruluş ve tescile ilişkin hükümleri hariç olmak üzere, 13/01/2011 tarih ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na ve özel hukuk hükümlerine tabi bir anonim şirkettir.<br>6475 sayılı Kanun'un 22. maddesi de gözetildiğinde, kanun koyucunun söz konusu Kanun ile PTT'nin, yurt içinde ve yurt dışında her türlü taşımacılık hizmetlerini de içerecek şekilde posta, koli, kargo ve lojistik hizmetleri, pul basımı ve satımı, denetlemeye ilişkin hükümleri saklı kalmak kaydıyla, 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na tabi olmaksızın, anılan Kanun kapsamında belirtilen faaliyet konuları ile ilgili olarak bankalarla yapacağı sözleşmeler doğrultusunda, bankalara destek hizmeti, parasal posta hizmeti, ödeme hizmeti sunma, adres bilgi kayıt sistemi ve elektronik sertifika hizmet sağlayıcılığı, elektronik ortam dâhil her türlü tebligat ve telgraf hizmetine ilişkin faaliyetler, 20/6/1984 tarihli ve 3028 sayılı Yabancı Resmî Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılması Sözleşmesinin Tasdikinin Uygun Olduğu Hakkında Kanunla uygun bulunan Sözleşme uyarınca yetkili birimler tarafından onay şerhi (apostille) verilmiş belgelerin, kişisel verilerin korunması kaydıyla, elektronik ortamda ilgililere ulaştırılması için aracılık işlemleri ile esas sözleşmesinde belirlenen diğer faaliyetleri yürüteceğini öngördüğü anlaşılmaktadır.<br>Tüm bu açıklamalar ışığında, 6475 sayılı Kanun ve daha sonra yürürlüğe giren 4 sayılı CBK'nın getirdiği düzenlemeler ve yeni teşkilat yapısı dikkate alındığında, PTT A.Ş.'nin yaptığı faaliyetin kamusal niteliğinin ağır basması nedeniyle, idari hizmet sözleşmeli olarak görev yapan personelinin de klasik anlamda "diğer kamu görevlisi" kavramına dahil olduğunu söylemek mümkün değildir. Zira PTT, yaptığı hizmetlere karşılık ticari esaslara göre ücret almakta ve kârlılık esasına göre çalışmaktadır. Başka bir deyişle, kendisine Devletçe yüklenen ve diğer özel şirketlerin yapmaktan kaçındıkları bir külfet söz konusu değildir. Personeli de memur ve diğer kamu görevlilerine uygulanan mevzuattan farklı olarak istihdam edilen idari hizmet sözleşmeli personeldir.<br>Dolayısıyla, özel hukuk hükümlerine bağlı tutulan ve kamu iktisadi teşebbüsleri hakkındaki hukuki rejime tabi olmadığı açıkça hükme bağlanan Şirket'in yürüttüğü hizmetin kamusal niteliğinin ağır basmasının, personelinin de Anayasa'nın 128. maddesi kapsamında memur ya da diğer kamu görevlisi olarak değerlendirilmesine olanak tanıdığı söylenemez.<br>Belirtilen nedenlerle, memur ya da diğer kamu görevlisi olarak değerlendirilemeyecek olan Şirket personeline uygulanan yaptırımlar ile bu yaptırımlara konu eylemlerin disiplin cezası veya disiplin suçu olarak nitelendirilebilmesi de mümkün olamayacağından, disiplin suçu veya cezası niteliğinde olmayan ve bu sebeple hakkında Anayasa’nın 38. maddesinde öngörülen kanunilik ilkesinin uygulanmadığı eylem ve yaptırımların kanunla düzenlenmesinin anayasal bir zorunluluk olduğundan bahsedilemeyecektir.<br>Bu bağlamda ticari bir şirket olan ve genel idare içinde yer almayan PTT A.Ş.'nin memur ya da diğer kamu görevlisi olarak nitelendirilemeyen personelinin disiplin esaslarının, yönetmelikle düzenlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Kaldı ki, yasal mevzuatında açıkça özel hukuk hükümlerine tabi bir anonim şirket olduğu belirtilen davalı tarafın, hakkında farklı bir istihdam türü ve rejimi öngörülen personeli ile arasındaki ilişkisinin özel hukuk ilişkisi olmayıp kamu hukuku ilişkisi olduğunu ileri sürerek, kanunun amacını aşar şekilde personelini Devlet memuru veya klasik anlamda "diğer kamu görevlisi" olarak tanımlamak ve bu bağlamda disiplin esaslarının kanunla düzenlenmesi gerektiğini belirtmek, idareyi yargı kararıyla kanuni düzeyde mevzuat değişikliği ile işlem tesisine zorlamak anlamına geleceği gibi, bu durum, hukukilik denetiminin sınırlarının aşılmasına ve irdelemenin Anayasa ve yasalarımızda açıkça yasaklanmış bulunan yerindelik denetimi alanına taşınmasına yol açabilecektir.<br>Öte yandan, Şirket personelinin tabi olduğu hukuki rejimi düzenleyen 375 sayılı KHK'nın ek 27. maddesinin son fıkrasında, "Bu kapsamda istihdam edilecek personelde kurumsal hizmetlerin gerektirmesi halinde aranacak öğrenim ve yabancı dil bilgisi şartı ile diğer şartlar, bunların işe alınmaları, sınav ve istisnaları, sözleşme süre, usul ve esasları, görev, yetki ve yükümlülükleri, sözleşmelerinin feshi ile istihdamlarına dair diğer hususlar Devlet Personel Başkanlığının görüşü alınarak kurumlarca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.<br>Görüldüğü üzere, davalı Şirket bünyesinde istihdam edilecek sözleşmeli personele ilişkin olarak sözleşme feshi ile anılan personelin istihdamına dair diğer hususların yönetmelik ile düzenleneceği açıkça belirtilmiştir. Bu kapsamda, davalı Şirket personelinin disiplin esaslarının ve bu çerçevede ücret artışından yararlandırmama cezasının davaya konu Yönetmelik ile düzenlenmesinde ve bu düzenlemeye dayanılarak davacı hakkında bireysel işlem tesis edilmesinde hukuka aykırılık; salt aksi bir gerekçeyle verilen temyize konu Daire kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.<br>Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulüyle temyize konu Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.<br><br></font></p></body></html>

disiplin