<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/2097 E. , 2024/3356 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2023/2097<br>Karar No : 2024/3356 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...Birliği Başkanlığı <br> ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br> <br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 02/03/2023 tarih ve E:2023/862, K:2023/913 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: 16/02/2023 tarih ve 32106 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 15/02/2023 tarih ve 6802 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının ve bu karar ile yürürlüğe konulan 6802 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının eki kararın iptali istenilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 02/03/2023 tarih ve E:2023/862, K:2023/913 sayılı kararıyla;<br> İdarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olmakla birlikte, her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören yasa koyucunun, 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesi, 1. fıkrasında iptal davaları için "menfaat ihlali"ni, subjektif ehliyet koşulu olarak getirdiği, <br> Anayasa'nın kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını düzenleyen 135. maddesinde, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kurulan kamu tüzel kişilikleri olduğu ve kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamayacaklarının düzenlendiği, <br> 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 76. maddesinde, Baroların, avukatlık mesleğini geliştirmek, meslek mensuplarının birbirleri ve iş sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni sağlamak; meslek düzenini, ahlakını, saygınlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, avukatların ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tüm çalışmaları yürüten, tüzel kişiliği bulunan, çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olarak tanımlandığı; 109. maddesinde, Türkiye Barolar Birliği'nin, bütün baroların katılmasıyla oluşan, tüzel kişiliğe sahip, kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu olduğunun vurgulandığı; 110. maddesinde ise, Türkiye Barolar Birliği'nin mesleki faaliyete ilişkin görevlerinin ayrıntılı olarak sayıldığı ve anılan maddeye 4667 sayılı Kanun ile eklenen 17. bentte, Türkiye Barolar Birliği'nin hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak ve korumak, bu kavramlara işlerlik kazandırmakla görevli olduğunun belirtildiği; Kanunun 111. maddesinin 1. fıkrasında da Türkiye Barolar Birliği'nin, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamayacağı kuralına yer verildiği,<br>Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının genel nitelikteki düzenleyici işlemlere karşı, kural olarak, kuruluş yasalarında gösterilen amaçları doğrultusunda dava açma ehliyeti bulunduğu; konuyla ilgili yasal düzenlemelerde de, bu kuruluşların amaçları dışında faaliyette bulunamayacakları hususunun açık bir biçimde yer aldığı; davacı Türkiye Barolar Birliğinin, kamu kurumu niteliğindeki bir meslek kuruluşu olduğu belirtilerek, <br>Yukarıda verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; davaya konu edilen 6802 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ve bu karar ile yürürlüğe konulan eki kararın Konya ilinde yapılacak olan direkt soğutmalı slab dökümü yöntemi ile sıcak ve/veya soğuk haddelenmiş alüminyum yassı mamul üretim tesisi yatırımına proje bazlı devlet yardımı verilmesine ilişkin olduğu ve avukatlık mesleği ile ilgili herhangi bir düzenleme getirmediği, 1136 sayılı Kanun'un 110. maddesinde yer alan "hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak ve korumak, bu kavramlara işlerlik kazandırmak" görevinin ise Birliğe avukatlık mesleği ile ilgili olmayan konularda tek başına dava açma imkanı vermediği dikkate alındığında, davacı Türkiye Barolar Birliği'nin, davaya konu ettiği Cumhurbaşkanı kararıyla arasında güncel, kişisel ve meşru bir menfaat ilişkisinin bulunduğunun kabulüne olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir. <br> <br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :Davacı tarafından, Türkiye Barolar Birliğinin varlık sebebinin, salt meslek mensuplarına güvence sağlamak olmadığı, ayrıca “hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak ve korumak, bu kavramlara işlerlik kazandırma”nın da Avukatlık Kanunu'nun 110/17 maddesiyle Türkiye Barolar Birliğine verilmiş bir görev olduğu; iptal davalarında Barolar Birliğinin rolünün, hukuka aykırı işlemleri ortadan kaldırmak suretiyle idarenin hukuka bağlılığını sağlamak ve böylece hukuk düzenini korumaktan ibaret olduğu dikkate alındığında, iptal davası-hukuk devleti ve Barolar-Barolar Birliğinin hukukun üstünlüğünü koruma görevi arasındaki üçlü ilişkinin oldukça net bir şekilde ortaya çıktığı, bu nedenle söz konusu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br> "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br> b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br> c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacının temyiz isteminin reddine,<br>2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle ehliyet yönünden reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 02/03/2023 tarih ve E:2023/862, K:2023/913 sayılı kararının ONANMASINA, <br>3. Kesin olarak, 12/12/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br> <br><br></font></p></body></html>
disiplin