<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2023/351 E.  ,  2024/3365 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU <br>Esas No : 2023/351<br>Karar No : 2024/3365<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) :... Kurulu <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 06/06/2022 tarih ve E:2016/58655, K:2022/4161 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ...sayılı kararının iptaline ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 06/06/2022 tarih ve E:2016/58655, K:2022/4161 sayılı kararıyla;<br>Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,<br>"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,<br>Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; <br> Davacı hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçunun beraberinde başka suç işleme, silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından başlatılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve UYAP üzerinde yapılan incelemede anılan kararın kesinleştiğinin görüldüğü, <br> Davacının şüpheli sıfatı ile verdiği beyanı yönünden, örgüte müzahir dershaneye giderken eğitim saikiyle hareket ettiğinin aksini ve örgütsel saikle hareket ettiğini ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı, davalı idarece de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, davacının örgüte müzahir dershaneye gittiğine yönelik beyanının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,<br> Ankesörlü/sabit hat telefon görüşmesi kaydı yönünden, davacının kendi adına kayıtlı ve kullanımında olan GSM hattının tek bir tarihte ankesörden/sabit hattan aranmış olmasının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,<br> HTS kayıtları yönünden, davacının, haklarında FETÖ/PDY yapılanması nedeniyle işlem yapılan kişilerle görüşmelerinin örgütsel irtibat ve faaliyet kapsamında gerçekleştirildiği somut verilerle ispatlanamadığından, bahse konu görüşmelerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,<br> Meslekten çıkarılmış olan eski yargı mensubu Y.H.'nin ajandasında adının geçmesi yönünden, davacının örgütle iltisakının ve irtibatının bulunduğuna, örgütün referansıyla hakimlik/savcılık mülakatını kazandığına ilişkin olarak dava dosyasında herhangi bir somut tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin bulunmadığı görüldüğünden, yalnızca söz konusu ajandada davacının adının yer almasının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı,<br> Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve/veya irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,<br> Diğer hususlar yönünden, davacı hakkında somut bir tespit içermeyen sosyal çevre bilgilerinin ve yargı mensubu olarak görev yapan kardeşinin meslekten ihraç edilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,<br> Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece, bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 28/12/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı,<br>Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığı,<br> Dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi gerektiği,<br> Davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle, <br> Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve...sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının yerinde görülmeme gerekçesinin kararda yer almadığı, dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, bu nedenle hukuki denetimin disiplin işlemi kapsamında yapılamayacağı, dava dosyasına sunulan delillerin, idarelerince davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatını ortaya koymaya yeterli görüldüğü, davacı hakkında "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan başlatılan adli süreç mahkûmiyet dışında bir kararla sonuçlanmış ise de, dava konusu işlem "üyelik" değil "iltisak ve irtibat" isnadına dayandığından söz konusu kararın davacının hukuki durumunu değiştirmediği; meslekten çıkarılan ilgililer hakkında işlem tesis edildiği tarihte idarelerince yapılan değerlendirmeyi destekleyen ve idari/adli süreçte taraflarına gönderilen bilgi ve belgelerin yargı yeri ile paylaşılmasının, işlemin dayanağı delillerin sonradan tespit edildiği anlamına gelmeyeceği, bu şekildeki bir ifadenin hukuki dayanaktan yoksun olduğu, parasal ve özlük hak, maddi, manevi tazminat ve faize ilişkin taleplerin yasal dayanaktan yoksun olduğu, 685 sayılı KHK, Anayasa'nın 159. maddesinin 10. fıkrası ve 7075 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 1. fıkrası uyarınca tam yargı davalarına karşı yargı yolunun kapalı olduğu, 685 sayılı KHK'nın yürürlüğe girdiği 23/01/2017 tarihi öncesi için hiçbir şekilde parasal ve özlük hak, maddi ve manevi tazminat ve faize hükmedilemeyeceği; parasal/özlük hak, maddi/manevi tazminat ve faiz taleplerinin "dava tarihinden" itibaren dikkate alınabileceği ve faiz konusunda da "yasal faizin" dikkate alınabileceğine dair yerleşik Danıştay içtihatlarına aykırı taleplerin kabulünün mümkün olmadığı; davacının kendi beyanı, HTS analiz raporu, HSK tarafından meslekten ihraç edilmiş olan Y.H.'nin evinde yapılan aramada hâkim ve savcıların sınav/mülakat bilgilerinin yer aldığı değerlendirilen ajanda içerisinde davacının bilgilerinin bulunduğuna ilişkin tespit, davacının kardeşinin de FETÖ/PDY terör örgütüyle iltisaklı veya irtibatlı olması, davacı hakkında Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığınca düzenlenen rapor, davacı hakkındaki FETÖ/PDY kapsamındaki ihbar ve şikayet bilgileri birlikte değerlendirildiğinde Kurul kanaatinin, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle iltisaklı ve/veya irtibatlı olduğu yönünde oluştuğu; Dairenin, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı dershanede eğitim hususunu sadece davacının beyanını esas alarak, bu beyanın ve eğitim saikiyle hareket edildiğinin aksini gösteren bir tespit olmadığı gerekçesiyle delil olarak kabul etmediği, HSK tarafından örgütle irtibat veya iltisaklarına karar verilen hâkim ve savcılardan neredeyse tamamının, daha iyi eğitim için veya ekonomik sebeplerle örgütün okul/dershanelerini tercih ettiklerini savunduğu, davacının da benzer gerekçeleri sunması öngörülebilir olsa da, Dairenin benzer bazı dosyalarda bu yolda bir saptama yapmayarak, bu durumu davacılar aleyhine delil kabul ederken bu dosyada delil kabul etmemesinin çelişki yarattığı; diğer yandan "saik" kelimesinin manası itibarıyla "güdü" anlamında olduğu, Kurulun kişinin iç dünyasındaki bir güdülenmenin aksini ispat etmesinin, bu bağlamda bir tespiti dosyaya sunmasının mümkün olmadığı ve Dairenin de bunu öngöremeyeceği; her ne kadar Daire tarafından tekil aramalara hiçbir önem atfedilmemekte ise de sadece FETÖ/PDY silahlı terör örgütü sivil imamları tarafından kullanılan ankesörlerin detaylı incelemeye tabi tutulmuş olması ve ana kural olarak sivil imamların ilgilileri farklı ankesörlerden aradıkları gerçeği birlikte düşünüldüğünde "tekil arama" hususunun üzerinde durulması, resen araştırılması yahut diğer deliller ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği açık iken Emniyet Genel Müdürlüğünün teknik ve özel bir çalışması olması sebebiyle detayları kendilerinden sorulmadan ve bilgi alınmadan salt "ardışık olmaması" sebebiyle bu delilin dikkate alınmaması suretiyle eksik incelemeyle karar verildiği; davacının geçmişe dönük iletişim trafiği (HTS) kayıtlarının incelenmesi sonucu, haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle ilgili soruşturma yürütülen şahıslarla olan görüşmesinin örgütsel irtibat ve faaliyet kapsamında gerçekleştirildiğinin somut delillerle ispatı sağlanmadığından bu görüşmelerin delil olarak kabul edilmeyeceğine hükmedilmesinde de isabet bulunmadığı; zira görüşmelerin örgütsel irtibat ya da faaliyet kapsamında gerçekleşip gerçekleşmemesi hususunun örgüt üyeliğinin tespitinde aranacak bir kriter olduğu; davacının, hakkında FETÖ/PDY ile ilgili işlem yapılan kişilerle irtibatı, hakkındaki diğer delillerle değerlendirildiğinde davacının FETÖ/PDY ile olan irtibat ve iltisakının açık olduğu; FETÖ/PDY şüphelisi Y.H. hakkında yürütülen soruşturma kapsamında, adı geçenin evinde ve iş yerinde yapılan aramalar sonucu ele geçirilen ve birçok hâkim savcı ve personel hakkında sınav-mülakat ile ilgili olduğu düşünülen kısa notlar bulunan ajandada isminin "..., 196. Sıra, 10 Şubat, F.A.'nun arkadaşı vermiş" şeklinde geçmesi hususu Dairece başka delillerle desteklenmediği gerekçesiyle delil olarak kabul edilmemiş ise de, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kendilerinden olmayan veya yakın görmedikleri birini sözlü sınavda referans olmalarının çok istisnai bir durum olduğu, hal böyle iken Dairece "başka delillerle desteklenmediği" gerekçesiyle söz konusu hususun irtibat ve iltisak olarak değerlendirilmemesinin başka bir hukuka aykırılık oluşturduğu; davacıyla ilgili şikâyet bilgisi olarak sunulan dilekçelerin, elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğunun ortaya konulmadığı gerekçesiyle değerlendirmeye alınmadığı, HSK tarafından ihbar ve şikâyet dilekçeleri 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 97. maddesi kapsamında disiplin hukuku bağlamında ele alınarak değerlendirildiğinden, salt şikayet dilekçesi üzerine Kurul tarafından verilen karar sonucuna göre hareket etmenin hatalı değerlendirmeye yol açacağı gibi dilekçede yer alan davacı hakkındaki isnatların ve söz konusu dilekçenin iltisak ve irtibat noktasında ne şekilde değerlendirildiğinin kararda tartışılmaması veya disiplin soruşturması kapsamında Kuruldan tanık beyanı, bilgi-belge ya da somut bilgi gibi hususların istenilmesinin de isabetsiz olduğu, davacı hakkındaki tespit ve delillerin, aile bireyleri başta olmak üzere (kardeşinin durumu da dahil) sosyal çevre bilgilerinin ve Kurul kayıtlarının bir bütün olarak değerlendirildiği ve neticesinde Kurulun davacıyla ilgili kanaatinin olumsuz yönde oluştuğu belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı, lehine tanık beyanları bulunduğu, 2014 yılı seçim döneminde Yargıda Birlik platformunu desteklediği, dershaneye yıllar evvel küçük yaşta gittiği, arandığı belirtilen numaranın taşımacılık gibi işlerle uğraşan bir şirkete ait olduğu, Y.H. ya da F.A. isimli kişileri tanımadığı, hakkındaki şikayetin soyut olduğu, ağabeyinin durumunun kendisini ilgilendirmediği, kaldı ki onun davasında da iptal kararı verildiği belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Kurulumuzun 31/01/2024 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevabın dosyaya sunulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br>Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br>"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br> b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br> c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması",<br> sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU :<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,<br>2. Dava konusu kararların davacıya ilişkin kısmının yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 06/06/2022 tarih ve E:2016/58655, K:2022/4161 sayılı kararının ONANMASINA,<br>3. 12/12/2024 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.<br> <br><br><br></font></p></body></html>

disiplin