<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2023/2770 E.  ,  2024/3428 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2023/2770<br>Karar No : 2024/3428 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) :... Kurulu<br>VEKİLİ:Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) :...<br>VEKİLİ:Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU:Danıştay Beşinci Dairesinin 17/05/2023 tarih ve E:2018/2699, K:2023/6311 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve .../... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.<br><br>Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 17/05/2023 tarih ve E:2018/2699, K:2023/6311 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,<br>Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; <br>Davacının, ceza yargılaması sonucunda...Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-b maddesi uyarınca anılan suçun davacı tarafından işlenmediğinin sabit olduğu gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve bu kararın istinaf kanun yoluna başvurulmaksızın 18/07/2018 tarihinde kesinleştiği,<br>T.D. isimli şahsın davacı hakkındaki beyanı yönünden, T.D. isimli tanığın beyanında, davacı ile aynı cezaevinde kaldığı, bu esnada etkin pişmanlıkta bulunacağını öğrenen davacı tarafından kendisine "eşin ne dediyse anlat kurtul" şeklinde beyanlarda bulunulduğu, söylem tarzından da davacının eşinin ifadesinden fazlasını anlatmaması gerektiğini ima ettiğini anladığı ve kanaatine göre davacının cemaat (örgüt) mensubu olduğu, ancak kendisini tanımadığından, daha önce bir diyaloğu ve görmüşlüğü söz konusu olmadığından bu konuda net bir belirlemede bulunamadığı hususlarına yer verildiğinin görüldüğü; netice itibarıyla, T.D. isimli tanığın ifadesinin, davacının örgüt içerisinde yer aldığına ilişkin somut bir veriye dayanmaması, yalnızca tahmin ve kanaate dayalı olması nedeniyle, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı,<br>Ş.Ş. isimli şahsın davacı hakkındaki beyanı yönünden, Ş.Ş. isimli tanığın beyanında, davacının cemaat (örgüt) mensubu olduğunu düşündüğü, bu konuda şüpheleri olduğu, bunu genel tavır ve davranışlarından çıkardığı, ancak, herhangi bir örgüt toplantısında davacıyı görmediği, kesin olarak örgüt mensubu olup olmadığını bilmediği hususlarına yer verildiğinin görüldüğü; netice itibarıyla, Ş.Ş. isimli tanığın ifadesinin, davacının örgüt içerisinde yer aldığına ilişkin somut bir veriye dayanmaması, yalnızca kişisel kanaat ve tahmine dayalı olması nedeniyle, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı,<br>İ.F.Y. isimli şahsın davacı hakkındaki beyanı yönünden, İ.F.Y. isimli şahsın ifadeleri incelendiğinde; ... Sulh Ceza Mahkemesince düzenlenen ... tarihli sorgu zaptında, davacının 2014 yılı HSK seçimleri döneminde örgütün sözde "bağımsız" adaylarına oy vermesi için kendisini aradığını, bağımsız adaylardan bir kaç isim söyleyerek A.N.G. ve O.G. isimli adaylar için oy istediğini beyan ettiği, aynı tanığın davacının yargılandığı Ceza Mahkemesinde yapılan 10/07/2018 tarihli duruşmada alınan ifadesinde ise, davacının 2014 yılı HSK seçimleri döneminde kendisini aradığını, ancak aralarında seçimler ile ilgili herhangi bir konuşma geçmediğini, davacının hal hatır sorarak kendisini düğününe davet ettiğini, daha önce yapılan sorgu esnasında davacının kendisini aradığını ancak bağımsız adaylar için oy istedi şeklinde bir beyanının bulunmadığını, neden bu şekilde zapta yazıldığını bilmediğini, ifadesinin o kısmını kabul etmediğini, burada bir çelişki olduğunu beyan ettiğinin görüldüğü; netice itibarıyla, İ.F.Y. isimli tanığın davacının yargılandığı ceza yargılamasında 10/07/2018 tarihli duruşmada alınan ve davacının 2014 yılı HSK seçimleri döneminden önceki bir zamanda kendisini arayarak hal hatır sorduğunu ve düğününe davet ettiğini, örgütün sözde bağımsız adayları lehine oy istemediğini, aralarında bu yönde bir konuşma geçmediğini, ayrıca 09/10/2017 tarihli sorgu ifadesinde davacının bağımsız adaylar için oy istediğini beyan ettiği şeklinde düzenlenen kısmını kabul etmediğini belirten ifadesi de göz önüne alındığında, adı geçen tanığın davalı idare tarafından ileri sürülen 09/10/2017 tarihli sorgu zaptında yer alan beyanlarının, davacının 2014 yılı HSK seçimleri döneminde örgütün sözde "bağımsız" adaylarını desteklediği yönünde somut bir veriye dayanmaması ve daha sonra verdiği ifade ile birbirini doğrulamaması nedeniyle, davacının örgüt ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,<br>Ankesörlü/Sabit hat telefon görüşmesi kaydı yönünden, 09/01/2023 tarihli Ankesör/Büfe Sorgu Raporu ve eki 13/01/2023 tarihli Bilgi Notu ile Dairelerinin 27/10/2022 tarihli ara kararına Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığı tarafından verilen 20/01/2023 tarihli cevap birlikte incelendiğinde; davacının beyan ettiği GSM hattının tek bir tarihte (13/04/2014) ankesör/sabit hattan aranmış olmasının "yakın zaman diliminde birbirini takip eden peşi sıra arama (ardışık arama)" veya "farklı tarih ve zaman diliminde belirli gün aralığı dahilinde arama (periyodik arama)" şeklinde olmayan tekil aramalar niteliğinde olduğu, bu haliyle söz konusu aramaların Yargıtay .... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararı ile Yargıtay .... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında belirtilen kriterleri taşımadığı ve ardışık arama olarak nitelendirilmesine imkan bulunmadığının anlaşıldığı; netice itibarıyla, ankesörlü/sabit hat telefon görüşmesi kaydının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,<br>Davacı hakkında düzenlenen iddianame ve verilen beraat kararı içeriğinde yer alan deliller yönünden, davacı hakkında açılan kamu davasının dayanağı olan iddianamede ve açılan dava sonucunda verilen beraat kararı içeriğinde yer alan hususların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı,<br>Davacı hakkındaki sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,<br>Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerince yapılan ara kararına davalı idare tarafından verilen cevapta; davacı hakkında ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin ... sayılı dosyası) soruşturma dosyasında Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca daha önceden verilmiş bir meslekten çıkarma kararının bulunduğu ve kararın kesinleşmesi nedeniyle Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarihli ve... sayılı kararı ile "yeniden karar verilmesine olmadığına" karar verildiği, bunun dışında davacı hakkında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtildiğinden, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı belirtilerek,<br>Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 27/10/2022 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını ve/veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı,<br>Öte yandan, davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve/veya irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceği gerekçesiyle,<br>Dava konusu kararın davacıya ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.<br> <br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının neden yerinde görülmediğinin gerekçesinin kararda yer almadığı, dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, bu nedenle hukuki denetimin katı bir bakış açısıyla yapılamayacağı; meslekten çıkarılan bazı hâkim ve savcılar tarafından açılan davalarda Dairenin verdiği bir kısım ret kararlarında yer alan değerlendirmeler ile bu dosyadaki iptal kararının gerekçesinde çelişkilerin bulunduğu; Dairenin, sadece "sempati" veya "iltisak" hâlini yeterli görmesi gerektiği hâlde, davacının eylemlerinin "sempati" ve "iltisakı" aşıp aşmadığı manasına gelen bir değerlendirme yaparak Anayasa Mahkemesinin 18/10/2022 tarih ve 2019/20791 sayılı kararında yer verilen içtihadından ayrıştığı, Daire kararlarında dava konusunun atipik özelliği ile disiplin işlemi olmadığı ve FETÖ terör örgütü ile iltisak ve irtibat kavramları esas alınarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş iken hatta bu bağlamda anılan örgüt ile "sosyal birliktelik" görüntüsü vermenin veya örgütün amaçlarına yardımcı olmanın söz konusu kavramları kapsayacağı kabul edilmiş iken bu davada, davacı hakkında meslekten çıkarma işlemine yeter somut tespitlerin göz ardı edilmesinin hukuka aykırı olduğu; İ.F.Y.'nin, davacının 2014 yılı HSK üye seçimleri döneminde kendisini arayarak FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün sözde bağımsız adayları için kendisinden oy istediği beyanının davacının anılan örgütle irtibat veya iltisakını açıkça ortaya koyduğu, FETÖ/PDY mensuplarının yargılama sürecini sekteye uğratmak amacıyla önceki ifadelerini sıklıkla inkâr ettikleri, tanığın farklı amaçlarla beyanını değiştirdiği kanaatiyle ilk ifadesinin hükme esas alınması gerektiği, bu doğrultuda İ.F.Y.'nin davacı hakkında 2014 yılı HSK seçim dönemine ilişkin somut tespitler içeren ve davacının FETÖ/PDY ile iltisakını ortaya koyan ilk beyanının delil olarak değerlendirilmemesinin hukuka aykırı olduğu; Dairenin, Ş.Ş.'nin davacının örgüt mensubu olduğuna dair şüpheleri bulunduğu ve bu kanaate genel tavır, davranış ve söylemlerden ulaştığına ilişkin beyanının delil olarak değerlendirilmemesinde hukuka uyarlık bulunmadığı, aynı tanığın başka kişiler hakkındaki benzer nitelikteki ifadelerinin delil olarak kabul edilerek davaların reddedildiği; T.D.'nin beyanının somut veriye dayanmadığı ve tahmin ile kanaate dayalı olduğu gerekçesiyle Daire tarafından delil olarak değerlendirilmemesinin hatalı olduğu, davacının iltisak ve irtibatını gösteren delillerin rastlantı, tevafuk, tesadüf veya yanlış anlaşılma ile açıklanmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davacıya ilişkin diğer tanık beyanları ve dosya kapsamındaki delillerle birlikte değerlendirme yapılması gerektiği; Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) tarafından davacı hakkında hazırlanan raporda "1. grup ardışık" ifadesi kullanılmak suretiyle davacıyla ilgili ardışık arama bulunduğu tespitinin yapıldığı ve davacıdan önce - sonra R.Y. ve M.A.K. isimli şahıslara ait aranan numara kayıtları bulunduğu, davacıya ilişkin ankesörlü/sabit hat telefon görüşmesi kaydına dair EGM raporunda ardışık arama tespitinin bulunduğu belirtilmesine rağmen, Dairenin bu tespiti kabul etmemesi ve raporun içeriğine dair EGM’den bilgi alınmadan karar verilmesinin eksik inceleme niteliği taşıdığı; davacı hakkında mevcut delillerin Cumhuriyet savcısı tarafından değerlendirilerek "terör örgütü üyeliği" suçu yönünden kamu davası açmak için yeterli görüldüğü ve bu kapsamda iddianamedeki delillerin davacının iltisak ve irtibatını ortaya koyduğunun savunulmasına rağmen bu hususun dikkate alınmadığı; çeşitli kişilerce dava hakkında yapılan başvurularda yer alan, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisakına ilişkin iddiaların, irtibat ve iltisak noktasında kararda tartışılmadığı; Danıştay Savcısının, davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisaklı olduğu ve davanın reddine karar verilmesi yönündeki görüşünün de dikkate alınması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :Davacı tarafından, ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:..., K:... sayılı dosyasında suç işlemediğinin sabit olduğu gerekçesiyle beraatine karar verildiği, gerekçeli kararda davacının silahlı terör örgütüyle irtibatının olmadığının açıkça belirtildiği; İ.F.Y.'nin sulh ceza hakimliğinde şüpheli sıfatıyla verdiği ifadenin tutanağa yanlış olarak aktarıldığı ve bu hatanın Ağır Ceza Mahkemesinde yeminli olarak verdiği tanık beyanıyla ortaya konulduğu; HSYK seçimleriyle ilgili olarak sözde bağımsız FETÖ adayları lehine herhangi bir söylemde bulunmadığının tanık beyanlarıyla desteklendiği, HSYK seçim sürecinde askerlik görevini ifa ettiği; ... Adliyesinde görev yaptığı dönemde herhangi bir kişiden oy istemediği ve iddiaların mantığa aykırı olduğu; Ağır Ceza Mahkemesinde tanık olarak dinlenilmeyen Ş.Ş. ve T.D.'nin ifadelerinin lehine olduğu; ardışık irtibat görüşme kayıtları iddialarına ilişkin olarak, 13/04/2014 tarihinde Kastamonu’da askerlik görevini ifa ettiği, bu tarihte yapılan ve her biri sıfır (0) saniyelik iki aramanın FETÖ/PYD terör örgütüyle hiçbir ilişkisinin bulunmadığı, aramaların, cep telefonu olmayan asker arkadaşlarının askeriye içerisinden veya çarşıdan yaptığı ve davacı tarafından cevaplanmayan aramalar olduğu, 11-13 Nisan 2014 tarihleri arasında evci izninde olduğu, aramaların evci izin saatlerine denk geldiği, ilgili kurumlardan gelen yazılarda, görüşme kayıtlarının örgütle irtibatlandırılmadığının açıkça belirtildiği, adres bilgilerinin incelenmesinden, Kastamonu iliyle acemi askerlik görevi dışında bir bağlantısının olmadığı, kendisinden önce ve sonra arama yapılan kişilerin FETÖ kaydının bulunmadığı, bu hususların, örgütle ilişkilendirme iddialarının hukuken ve mantıken hatalı olduğunu gösterdiği; hakkında yapılan şikayetlerin somut delil içermediği ve Hâkimler ve Savcılar Kurulunca işleme konulmadığı savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Kurulumuzun 15/02/2024 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevabın dosyaya sunulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin, davacının duruşma istemi ise 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca yerinde görülmeyerek işin esası incelendi, gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br>"a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br>b)Hukuka aykırı karar verilmesi,<br>c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1.Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,<br>2.Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu kararın davacıya ilişkin kısmının iptaline ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 17/05/2023 tarih ve E:2018/2699, K:2023/6311 sayılı kararının ONANMASINA,<br>3. Kesin olarak, 18/12/2024 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.<br><br><br></font></p></body></html>

disiplin