<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/278 E. , 2024/3553 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU <br>Esas No : 2023/278<br>Karar No : 2024/3553<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu<br> VEKİLİ : Av. ...<br><br> KARŞI TARAF (DAVALI) : ...<br> VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 12/04/2022 tarih ve E:2017/207, K:2022/2141 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ile parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi ve 6749 sayılı Kanun'un (667 sayılı KHK'nin) 3 ve 10. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 12/04/2022 tarih ve E:2017/207, K:2022/2141 sayılı kararıyla;<br>Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde ve davacının 6749 sayılı Kanun'un (667 sayılı KHK'nin) 3. maddesi ile ilgili Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmediğinden, 6749 sayılı Kanun'un (667 sayılı KHK'nin) 10. maddesi ile ilgili Anayasa'ya aykırılık iddiası hakkında ise, anılan maddenin Anayasa Mahkemesinin 24/07/2019 tarih ve E:2016/205, K:2019/63 sayılı kararı ile iptaline karar verilmesi nedeniyle karar verilmesine imkan bulunmadığından işin esasına geçilmiş,<br>"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,<br>Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;<br>Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-b maddesi uyarınca yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olduğu gerekçesiyle beraatine karar verildiği, UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda anılan beraat kararının 04/03/2022 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü,<br>Davacı hakkındaki tanık beyanı yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibatı ve iltisakı noktasında herhangi bir eylemini veya söylemini görmediğini ifadesinde belirten tanık beyanının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı,<br>Öte yandan, tanık beyanında yer verilen davacının çocuğunun örgüte müzahir okulda eğitim öğretim gördüğüne ilişkin kısma gelince; davacının, 2013/2014 ve 2015/2016 eğitim-öğretim yılında çocuğunu örgüte müzahir okula gönderdiği hususu sabit olmakla birlikte, davacının, eğitim saiki dışında örgütsel tavır ve destek amacıyla çocuğunu bu okullara gönderdiği yönünde davalı idarece dosyaya sunulmuş somut herhangi bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bilgi ve belgenin bulunmadığı görüldüğünden, belirtilen husus davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,<br>HTS raporu yönünden, ... Cumhuriyet Başsavcılığının davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan yürüttüğü soruşturma sonucunda düzenlenen ... tarih ve Sor. No:..., Esas No:..., İddianame No:... sayılı iddianamede yer alan, "...şüphelinin kullandığı telefon ile haklarında FETÖ kapsamında soruşturma yürütülen bir kısım kişilerle görüşmesinin bulunduğunun belirtildiği ancak bu kişilerin genellikle o dönem görevde olan yargı mensubu olduğu ve örgütün üst düzey yöneticisi olduklarına dair de bir tespite yer verilmediği..." yönündeki tespit de dikkate alındığında, davacı hakkındaki HTS analiz çalışmaları neticesinde düzenlenen raporda yer alan tespitlerin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,<br>Sosyal medya paylaşımı yönünden, davacının sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda FETÖ/PDY terör örgütünü öven/destekleyen herhangi bir ifadeye rastlanmadığı gibi, davacının anılan örgüt ile iltisak ve irtibatının göstergesi olan başkaca bir ifade ve bilgi de yer almadığından, söz konusu paylaşımın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,<br>Ankesörlü/sabit hat telefon görüşmesi kaydı yönünden, Dairelerinin, davacının ankesörlü telefon görüşme kaydı bulunduğuna ilişkin tespit olup olmadığının sorulmasına, var ise mahiyetleri ve kullanım bilgilerini de içerecek şekilde bu tespit(ler)e ilişkin belge ve raporların gönderilmesi yönünde yapılan 07/12/2021 tarihli ara kararına Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından verilen 20/01/2022 tarihli cevap ekinde, davacının aranma kaydının bulunmadığı belirtildiğinden, bu iddianın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,<br>Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden; Dairelerince verilen 07/12/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 21/02/2022 tarihli cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyası dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığının belirtildiği, öte yandan bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,<br>Davacıyla ilgili ihbar/şikayet bilgisi yönünden, davacının terör örgütü ile irtibatlı ve/veya iltisaklı olduğuna ilişkin hiçbir ifadeye yer verilmeyen A.Ü. isimli şahsa ait şikayet dilekçesinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,<br>Diğer hususlar yönünden, Dairelerinin ara kararı ile davalı idareye davacı hakkında sosyal çevre araştırmaları sonucunda elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğunun sorulduğu, davalı idarece söz konusu ara kararına verilen 21/02/2022 tarihli cevapta, davacı hakkında sosyal çevre araştırmaları sonucunda elde edilen bilgi ve belgelerin, gerek davacının görev yaptığı mahalden gerekse diğer kurumlardan intikal eden ve işlem tesisinde Kurul kanaatinin oluşmasına destek olan her türlü veri ve bilgiler olduğunun belirtildiği görülmekle birlikte, anılan veri ve bilgilerin davalı idarece dava dosyasına somut bir şekilde sunulmadığının anlaşıldığı; netice itibarıyla, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı belirtilerek,<br>Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 07/12/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını ve/veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı,<br>Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı,<br>Dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediğinden, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ile parasal haklarının davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği,<br>Öte yandan, davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceği gerekçesiyle,<br>Dava konusu kararların davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının karşılanmadığı, dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, Dairece davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle irtibat ve iltisaklı olduğu noktasında katı bir bakış açısıyla sonuca varıldığı, davacının hâkimlik ve savcılık mesleğinde kalmasının uygun olup olmaması yönünden yapılan değerlendirmede sübut derecesinin aranmasının usul ve yasaya aykırılık oluşturduğu; Dairenin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatları nedeniyle meslekten çıkarılmalarına karar verilen hâkim ve savcılar tarafından açılan davalarda verdiği bir kısım ret kararlarında yer alan değerlendirmeler ile işbu dosyadaki gibi verilen iptal kararlarının gerekçelerinde ciddi çelişkiler bulunduğu; davacı hakkındaki tanık beyanı, bu beyanı doğrular nitelikte olan, davacının sosyal çevresi anlamında yakını kabul edilebilecek oğlunun FETÖ/PDY'ye müzahir olduğu gerekçesiyle KHK ile kapatılan okulda kaydının bulunduğuna ilişkin tespit, HTS analiz çalışmaları neticesinde düzenlenen raporda, davacının kullandığı telefon ile haklarında FETÖ kapsamında soruşturma yürütülen bir kısım kişilerle görüşmesinin bulunduğunun belirtilmiş olması, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyelerinin, organize şekilde hareket etmek suretiyle sosyal medya aracılığıyla kamuoyunda algı oluşturmak maksadıyla paylaşım yaptıkları yönündeki bilgiler ışığında davacının bu amaca hizmet edecek mahiyetteki sosyal medya paylaşımı, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle iltisaklı veya irtibatlı olduğuna dair ihbar/şikâyetler olması, davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçundan ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... esasına kayden açılan kamu davası kapsamındaki bilgiler birlikte değerlendirildiğinde, Kurulda davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle iltisaklı veya irtibatlı olduğu yönünde kanaat oluştuğu; davacı hakkında adli yargı mercilerince verilen karar dava konusu işlemi kusurlandırmadığından, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olup olmadığına dair uyuşmazlığın dosya içerisindeki tüm bilgi ve belgeler incelenerek ve resen araştırma ilkesi uyarınca gerekli araştırmalar yapılarak sonuçlandırılması gerektiği; 667 sayılı KHK ve 6749 sayılı Kanun uyarınca meslekten çıkarılan yargı mensuplarının 685 sayılı KHK kapsamında Danıştayda açtıkları davalardaki parasal-özlük hak, maddi/manevi tazminat ve faiz talepleri yasal dayanaktan yoksun olduğundan reddi gerektiği, dava konusu işlemde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından, parasal hak, maddi ve manevi tazminat ile faiz taleplerinin de reddi gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, hakkında yargılama yapılan ... Ağır Ceza Mahkemesi kararında, kendisine ait ve kullanımında olan GSM hatlarında, büfe veya ankesörlü sabit hatlardan ardışık ya da periyodik arama kaydının olmadığı açıkça belirtilmesine rağmen davalı idarece bu hususun görmezden gelindiği, yine davalı idarece hakkında düzenlenen iddianamede yer alan, haklarında FETÖ kapsamında soruşturma yürütülen bir kısım kişilerle telefon görüşmesi bulunduğu ve bu durumun iltisak ve irtibat için yeterli olduğu iddia edilmişse de, aynı iddianamede görüşme yapılan bu kişilerin yargı mensubu olduğu ve örgüt yöneticileri ile bir görüşmenin bulunmadığı belirtildiği halde bu hususun dikkate alınmadığı, hakkında A.Ü. adlı şahıs tarafından davalı idareye yapılan şikayet dilekçesinde herhangi bir FETÖ isnadı bulunmadığı gibi davayı idarece söz konusu şikayetin işleme konulmamasına karar verildiği belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Kurulumuzun 31/01/2024 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevaba ilişkin bilgi ve belgelerin dosyaya sunulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:<br><br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br>Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br>"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br> b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br> c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br>Öte yandan, parasal hakların ödenmesinde, davacının meslekten çıkarıldığı tarihten, iptal kararı uyarınca mesleğe iade edildiği tarih arasında geçen dönemde varsa tespit edilecek çalışmaları karşılığında edindiği gelirin mahsup edilmesi gerektiği tabiidir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,<br>2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu kararların davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 12/04/2022 tarih ve E:2017/207, K:2022/2141 sayılı kararının ONANMASINA, <br>3. Kesin olarak, 26/12/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. <br><br><br>KARŞI OY<br>X- Dava; FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatı sabit görülen davacının; yargıya mensubiyetinin uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemlerin iptali ve bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ile parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.<br>Anayasa'nın 138. maddesinde, hâkimlerin bağımsızlığı vurgulanmış ve vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri gerektiği belirtilmiş, hiçbir organ veya kişinin mahkemelere veya hâkimlere emir veya talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği veya tavsiye ve telkinde bulunamayacağı vurgulanmıştır. 139. maddesinde ise hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarih ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir.<br>Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.<br>667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir. <br>Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile "terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen" üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir.<br>Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir.<br>Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını "kavuşan, bitişen, birleşen", irtibatlı kavramını ise "bağlantılı" olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.<br>Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır. <br>Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; <br>Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan Ş.Y.K., HSK müfettişlerince düzenlenen 14/04/2018 tarihli tanık ifade tutanağında; "...'nu 2013 - 2015 yılları arasında Kırıkkale ili Keskin ilçesinde birlikte çalışmamız nedeniyle tanırım. ... 2014 yılında yapılan HSYK seçimlerinde ... ortada kaldı, herhangi bir aday için aktif aleyhe veya lehe çalışması olmadı. ... Hatırladığım kadarı ile çocuklarından biri fetö ile irtibatlı bir anaokulunda eğitim öğretim görmekteydi. ... ile ilgili bilgim ve görgüm bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuştur.<br>Buna göre, davacı hakkında yukarıda yer verilen tanık beyanı, davacı hakkında düzenlenen HTS analiz raporunda yer alan tespitler ve davacının sosyal medya paylaşımı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır. <br> Bu durumda, üstün bir kamu gücü niteliğindeki yargı yetkisini kullanan davacı hakkında bu örgütle iltisak ve irtibatlı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ilişkin olarak tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ve Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.<br><br></font></p></body></html>
disiplin