<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2023/2432 E.  ,  2024/3157 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU <br>Esas No : 2023/2432<br>Karar No : 2024/3157<br><br>TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI): ...<br> VEKİLİ : Av. ...<br><br> 2- (DAVALI): ... Kurulu <br> VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 14/12/2022 tarih ve E:2016/58817, K:2022/10340 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının (banka promosyonu dahil) işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.<br>Daire kararının özeti:Danıştay Beşinci Dairesinin 14/12/2022 tarih ve E:2016/58817, K:2022/10340 sayılı kararıyla;<br>Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,<br>"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,<br>Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;<br>... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda anılan beraat kararının istinaf edilmeksizin kesinleştiğinin anlaşıldığı,<br>Davacının kendi beyanı yönünden, davacının, 2005/2006 yıllarında örgüte müzahir dershaneye eğitim saiki dışında örgütsel saiklerle gittiğini ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, davacının üniversiteye hazırlık döneminde örgüte müzahir dershaneye gittiğine yönelik beyanının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,<br>Bank Asya hesabı yönünden, davacının Asya Katılım Bankası hesabının 2009 yılında açılması ve söz konusu hesapta FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden, Banka'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar olan dönemde herhangi bir hesap hareketliliğinin tespit edilmemiş olması karşısında, davacının yalnızca Asya Katılım Bankası A.Ş. nezdinde hesabının bulunmasının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, <br>Ev arama tutanağı yönünden, davacının evinde ele geçirilen üzerinde ... Yayıncılık ve Eğitim Gereçleri Tic. A.Ş. ibaresi bulunan mor renkli hoparlörlü USB port girişli ses topunun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,<br>Ankesörlü/sabit hat telefon görüşmesi kaydı yönünden, büfe/ankesörden yapılan aramaların "yakın zaman diliminde birbirini takip eden peşi sıra arama (ardışık arama)" veya "farklı tarih ve zaman diliminde belirli gün aralığı dahilinde arama (periyodik arama)" şeklinde olmayan tekil aramalar olduğu, bu haliyle söz konusu aramaların Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararı ile Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında belirtilen kriterleri taşımadığı ve ardışık arama olarak nitelendirilmesine imkan bulunmadığı,<br> Şüpheli para transferi yönünden, davacı tarafından 16/09/2013 tarihinde T.Ö. isimli şahsa 155,00 TL, 20/07/2015 ve 15/09/2015 tarihlerinde E.A. isimli şahsa toplamda 480,00 TL para transferi gerçekleştirildiği, bu para transferlerinin örgütsel saiklerle ya da örgüte yardım amacıyla yapıldığını ispatlar nitelikte herhangi bir bilgi veya belge sunulmadığı görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, <br> Davacı hakkında düzenlenen iddianame ve beraat kararı içeriğinde yer alan deliller yönünden, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan tespit ve değerlendirmelerin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı,<br> Sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, <br> Diğer hususlar yönünden, davacının kız kardeşi hakkındaki tespitlerde, davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir hususa yer verilmediği görüldüğünden, davacının kardeşine yönelik tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı sonucuna varıldığı belirtilerek,<br>Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 09/03/2022 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisak veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı,<br>Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı,<br> Dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davacının meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesi gerektiği, <br>Davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığını ileri sürdüğü banka promosyonlarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise, banka promosyon ödemelerinin, idareler ile bankalar arasında yapılan protokollere göre maaş ödemesi yapılan personele banka tarafından yapılan ödemeler olup, uyuşmazlıkta davacının meslekten çıkarıldığı dönemde maaş ödemesi bulunmadığı ve ilgili banka ile imzalanan protokol kapsamında maaş ödenecek personel arasında yer almadığından promosyon ödemesinden faydalandırılmasına imkan bulunmadığı sonucuna varıldığı,<br>Davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu,<br> gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığını ileri sürdüğü banka promosyonunun yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi yönünden ise davanın reddine, karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : <br>Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının yerinde görülmeme gerekçesinin kararda yer almadığı, dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, bu nedenle hukuki denetimin disiplin işlemi kapsamında yapılamayacağı, dava dosyasına sunulan delillerin, idarelerince davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatını ortaya koymaya yeterli görüldüğü, davacı hakkında "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan başlatılan adli süreç mahkûmiyet dışında bir kararla sonuçlanmış ise de, dava konusu işlem "üyelik" değil "iltisak ve irtibat" isnadına dayandığından söz konusu kararın davacının hukuki durumunu değiştirmediği; meslekten çıkarılan ilgililer hakkında işlem tesis edildiği tarihte idarelerince yapılan değerlendirmeyi destekleyen ve idari/adli süreçte taraflarına gönderilen bilgi ve belgelerin yargı yeri ile paylaşılmasının, işlemin dayanağı delillerin sonradan tespit edildiği anlamına gelmeyeceği; davacı hakkındaki bütün deliller birlikte değerlendirildiğinde Kurul kanaatinin, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle iltisaklı ve/veya irtibatlı olduğu yönünde oluştuğu, davacının iltisak ve irtibatını gösteren bu delillerin rastlantı, tevafuk, tesadüf veya yanlış anlaşılma ile açıklanmasının hayatın olağan akışına uygun olmayacağı, öte yandan 685 sayılı KHK ile meslekten çıkarma kararlarına karşı sadece iptal davası açma hakkı tanındığı, meslekten çıkarma işlemlerinden dolayı tam yargı davası açılamayacağı, bu nedenle, parasal/özlük hak taleplerinin incelenmeksizin reddedilmesi gerektiği; sonuç olarak, salt davacının beyanları esas alınarak uyuşmazlığın çözümünün hatalı olduğu belirtilerek, Daire kararının iptale, iadeye ve kabule ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. <br>Davacı tarafından, kendi kusurundan kaynaklanmayan bir idari tasarruftan doğan aleyhe sonuçların tarafına yüklenmesinin hakkaniyetle bağdaşmayacağı, mahrum kaldığı banka promosyonlarının tazmin edilmesi gerektiği, kamu görevinden ihraç edilmemiş olsaydı bu görev karşılığında ödenen tüm ücret ve ödemeleri hak edeceği, Daire kararının, banka promosyonlarının ödenmesi istemi yönünden davanın reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br>Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br>"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br> b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br> c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU :<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,<br>2. Dava konusu kararın davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığını ileri sürdüğü banka promosyonunun yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi yönünden ise davanın reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin 14/12/2022 tarih ve E:2016/58817, K:2022/10340 sayılı kararının ONANMASINA,<br>3. Kesin olarak, 05/12/2024 tarihinde davanın reddine ilişkin kısmı yönünden oyçokluğu, diğer kısımlar yönünden oybirliği ile karar verildi. <br><br><br>KARŞI OY <br>X- Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin hukuk devleti olduğu, 125. maddesinde, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiştir.<br>Hukuk devletinde idare, hukuka aykırı olarak tesis ettiği işlemlerin sebep olduğu ihlalleri giderme yükümlülüğü altındadır; bu yükümlülük nedeniyle idarenin, ilgili hakkında, hukuka aykırı işlem tesis edilmemiş olsaydı kişi hangi durumda olacak idi ise onu mümkün olduğunca en yakın konuma getirmek amacıyla gerekli işlemleri tesis etmesi gerekmektedir. Hukuka aykırı olduğu tespit edilen işlemler ile ilgililerin, mülkiyet haklarına yönelik getirilen sınırlama nedeniyle oluşan mağduriyetin tam olarak giderildiğinden söz edilebilmesi için kamu görevinden çıkarılan kişilerin, açıkta kaldıkları döneme ilişkin mali, sosyal ve özlük haklarının tazmin ve iade edilmesi gerekmektedir. <br>Bu durumda, davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının, hukuka aykırı bulunarak temyize konu Daire kararıyla iptal edilmiş olması nedeniyle, hukuka aykırı bulunan işlem nedeniyle oluşan tüm zararların, Anayasanın 125. maddesi uyarınca davalı idarece tazmini gerekmektedir.<br> Uyuşmazlığa konu meslekten çıkarma işlemi dolayısıyla davacının uğradığı maddi zararlar arasında, mahrum kaldığı maaş ödemelerine bağlı olarak dolayı hak kazanacak olduğu banka promosyon ödemeleri de yer almakta olup, mahrum kalınan bu promosyon ödemelerinin yasal faiziyle birlikte, idare tarafından tazmin edilmesi gerekmektedir.<br>Açıklanan nedenle, Daire kararının, davacının yoksun kaldığı banka promosyonlarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi yönünden, davanın reddine yönelik kısmının bozulması gerektiği oyuyla, anılan kısma yönelik onama kararına katılmıyoruz. <br><br></font></p></body></html>

disiplin