<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2023/2128 E.  ,  2025/3261 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>ONİKİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2023/2128<br>Karar No : 2025/3261 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Kayseri ili, 1'inci Komando Tugay 4'üncü Komando Tabur Komutanlığında ... olarak görev yapan davacının, 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun 12. maddesi, Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin 13. maddesi, Uzman Erbaş Yönergesi'nin 7. bölüm, 38. maddesi (ç) fıkrası uyarınca, kendisinden istifade edilememesi nedeniyle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. <br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; uyuşmazlıkta, dosya muhteviyatında yer alan bilgi, belge ve ifade tutanakları ile kanaat raporlarının birlikte değerlendirilmesinden, davacının sevk edildiği hastaneye başvurmayarak başka bir sağlık kurumundan istirahat raporu almasının, Türk Silahlı Kuvvetleri Personelinin Sağlık Muayene Yönergesi hükümlerine aykırılık teşkil ettiği, davacının kontrol muayenesine sevk edilecek olması nedeniyle Serinyol/Hatay garnizonuna katılması gerektiği hususunun telefon ile aranarak bildirildiği, ancak buna rağmen istirahatini evinde geçireceğini ifade ederek birliğine katılmadığı ve istirahat süresinin sonunda memleketinde bulunan bir hastaneden farklı bir sağlık sorunu gerekçesiyle yeniden rapor alarak süreyi uzattığı, bu durumun harekât bölgesinin şartları da gözetildiğinde, davacının askerlik mesleği değerlerini sergilemede istenen düzeye ulaşamadığını gösterdiği, dolayısıyla kendisinden istifade edilememe halinin objektif olarak gerçekleştiği anlaşıldığından, kendine özgü özel kural ve değerleri olan askerlik mesleğinin manevi değerlerine aykırı bu davranışının, Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde olumsuz örnek teşkil ettiği ve harekat bölgesinde yer alan diğer personelin moral ve motivasyonunu da olumsuz yönde etkileyeceği dikkate alınarak, takdir yetkisi kapsamında ilgili mevzuat hükümleri uyarınca sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı; öte yandan, dava konusu işlem hukuka uygun bulunduğundan, davacının sözleşmesinin feshi işlemi nedeniyle yoksun kaldığı haklarının faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminin de reddinin gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; uyuşmazlıkta, dava konusu işlemin dayanağını oluşturan 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu’nun 12. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “…kendilerinden istifade edilememe…” ibaresinin ve 19. maddesinde yer alan “…kendilerinden istifade edilememe…” ibaresinin Anayasa Mahkemesinin 01/06/2022 tarih ve E:2022/4, K:2022/64 sayılı kararıyla iptal edildiği ve bu kararın da Resmi Gazete'de yayımlandığı 10/06/2022 tarihinden başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe gireceği anlaşıldığından; Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hüküm ile Danıştayın yerleşmiş içtihatlarıyla istikrarlı bir şekilde belirtildiği üzere, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin, Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırı olacağı hususu göz önünde bulundurulduğunda, 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu’nun 12. ve 19. maddesinde yer alan ve kendisinden istifade edilememe hallerinin yönetmelikle düzenlenmesine yetki veren hükümdeki “…kendilerinden istifade edilememe…'' ibaresinin Anayasa Mahkemesince iptali nedeniyle Yönetmeliğin kendisinden istifade edilmeme hallerini düzenleyen maddesinin de yasal dayanağının kalmadığı, bu durumda, Anayasa Mahkemesi kararıyla birlikte yasal dayanağı ortadan kalkan Yönetmelik hükmüne dayanılarak, davacıdan istifade edilemeyeceğinden bahisle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin işlemde hukuka uygunluk, bu işleme karşı açılan davayı reddeden İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline ve işlem nedeniyle yoksun kaldığı haklarının tahakkuk tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir. <br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacının sağlık raporunu bahane ederek emir ve talimatlara aykırı olarak görevinden ayrılmasının 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanun'u bakımından disiplinsizlik ve 1632 sayılı Askeri Ceza Kanun'u bakımından suç teşkil ettiği, ayrıca personelin askerlik mesleğinin değerlerini benimseyemediğinin de göstergesi olduğu, 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'na bağlı olarak çıkarılan Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin 13. maddesinde; harekat ve operasyon görevlerinde davranışların, askerlik mesleği değerlerine uygun olması ve personelin kendisinden beklenen görev gerekliliklerini yerine getirmesine özel önem atfedildiği, çalıştığı birliğin ülkenin güvenliği için sınır ötesi harekat kapsamında görevli olduğu değerlendirildiğinde oluşacak en ufak bir disiplin zafiyetinin ağır sonuçlara neden olabileceği, ayrıca muafiyete rağmen yargılama giderleri arasında harca hükmedilmesinin de hukuka aykırılık oluşturduğu belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Uyuşmazlıkta kendisinden istifade edilememe durumunun oluşmadığı, bu konuda somut bir bilgi ya da belgenin sunulmadığı, oysa başarılı bir meslek hayatının bulunduğu, bu süreçte disiplin cezası almadığı, işlemin takdir yetkisi aşılarak tesis edildiği ve ölçülük ilkesine aykırılık taşıdığı belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br> <br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...<br> DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br>Diğer taraftan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun, 6545 sayılı Kanun'un 22. maddesiyle değişik "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştayın kararı düzelterek onayacağı kuralına yer verilmiştir.<br>Bir idari işlem veya eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davalarda, uygulanacak yasal faizin başlangıç tarihi olarak; idareye başvuru varsa başvuru tarihinin, başvuru yoksa davanın açıldığı tarihin esas alınması gerektiği hususu, Danıştay içtihatlarıyla istikrar kazanmıştır. <br>Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesince, dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı haklarına uygulanacak yasal faizin başlangıç tarihi olarak dava tarihi esas alınması gerekirken, "yoksun kaldığı haklarının tahakkuk tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine" şeklinde hüküm kurulmasında, hukuka ve Danıştay içtihatlarına uygunluk bulunmamakta ise de; bu yanlışlık 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan eksiklik ve yanlışlık kapsamında olduğundan; söz konusu kararın, "yoksun kaldığı haklarının dava tarihinden itibaren işletilecek faiziyle birlikte davacıya ödenmesine" şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,<br>2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması, dava konusu işlemin iptali ve işlem nedeniyle yoksun kaldığı haklarının tahakkuk tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, <br>3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br>4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, kesin olarak, 19/06/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. <br><br></font></p></body></html>

disiplin