<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/21497 E. , 2025/1733 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> BEŞİNCİ DAİRE <br>Esas No : 2024/21497<br>Karar No : 2025/1733<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) :...Bakanlığı / ANKARA<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Kara Kuvvetleri Komutanlığı emrinde Astsubay olarak görev yapan davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istenil<br>mektedir.<br><br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararında; davacı hakkında "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan ... Ağır Ceza Mahkemesi'ni...esas sayılı dosyasında açılan ceza davasında verilen beraat kararı ile Mahkemelerinin Ara Kararı uyarınca dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerden, davacının 1999 yılı sonrasında bu yapı ile ilişki ve irtibat halinde olduğuna dair örgüt üyeliğinden mahkumiyet hükmü kurmaya yeter derecede kesin ve inandırıcı somut delillerin bulunmaması, tespit edilen sabit hat aramalarının örgüt tarafından gerçekleştirilen ikna araması olduğuna dair savunmasının aksini ispat edecek bir delilin davalı idarece ortaya konulamaması ve davacının bu yöndeki savunmasını teyit eden tanık beyanlarının bulunması hususunun yanı sıra sanığın 1999 yılından sonra sohbet veya başkaca örgütsel faaliyete katıldığına dair tanık beyanlarının bulunmaması, bunun dışında davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibatlı ve iltisaklı olduğuna ilişkin davalı idarece delil ibraz edilemediği anlaşıldığından, davacının FETÖ terör örgütüyle irtibatlı, iltisaklı olduğundan bahisle davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br><br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idare tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının Silahlı Terör Örgütü Üyeliği suçundan hakkında yapılan yargılama sonucunda beraati yolunda verilen... Ağır Ceza Mahkemesi'nin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesi'nin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararı ile bozulması üzerine istinaf bozma ilamında belirtilen hususlarda araştırma ve incelemeler yapılarak ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... günlü, E:..., K:...ayılı kararıyla 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına karar verildiği, bir kamu personelinin kamu görevinden çıkarılabilmesi için, terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulu'nca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğunun değerlendirilmesi yeterli görüldüğü, davacı hakkında silahlı terör örgütü üyeliği suç isnadıyla yürütülen ceza davasındaki ifadeler ve davacının etkin pişmanlık kapsamındaki beyanları ve örgüt mahrem imamları tarafından gerçekleştirilen sabit hat aramaları ile ardışık arama kayıtları birlikte değerlendirildiğinde terör örgütü ile irtibatı bulunduğu sabit olan davacının, davalı idarece yürütülen hizmetin özelliği de dikkate alındığında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisak düzeyinde ilişkisinin olduğu şeklindeki değerlendirilmesinin makul ve hakkaniyete uygun düştüğü, böylelikle Anayasa'ya sadakat yükümlülüğünü de ihlal ettiği anlaşıldığından, davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; hakkındaki disiplin cezasının zamanaşımı süresi dolduktan sonra verildiği, FETÖ/PDY yapılanmasının dini cemaat olarak bilindiği ve gerçek yüzünün görülmediği 1994 yılında ortaokul öğrencisiyken örgüt ile tanıştığı, 1999 yılında örgüt mensubu kişilerle yaşadığı gerginlik sonrası tüm bağını kopardığı, 2013-2014 yıllarında örgütün hükümet ile arasını bozması sonrasında eski defterleri karıştırıp yapıya eleman kazandırmak adına kendisinin de 2 kez arandığı, örgüte karşı olan duruşunu dosyaya ibraz ettiği mesajlaşma içerikleri ile ortaya koyduğu, sosyal medya hesaplarında örgüt aleyhine beyanlarda bulunduğu, 20 yıl önce örgütle teması kopan bir kişinin örgütle irtibatlı ve iltisaklı olduğunun kabul edilemeyeceği, özellikle 17/25 Aralık 2013 tarihi sonrasında örgütle bağının olduğunun somut ve hukuki delillerle ortaya konulması gerektiği, idarece yapılacak değerlendirmelerin keyfilikten uzak olması gerektiği, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından; Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE: <br>MADDİ OLAY VE İLGİLİ MEVZUAT : <br>Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. <br>Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.<br>MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.<br>23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(a) maddesinde; 27/07/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'na tabi personelden terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin ilgili Kuvvet Komutanının teklifi, Genelkurmay Başkanının inhası, Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.<br>Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye Geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya (Anayasa Mahkemesi'nin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2020/86 sayılı kararıyla "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresi iptal edilmiştir.) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen;...1) 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununa tabi personel Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır.'' hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(a) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu Geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir.<br>Davacı, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca Milli Savunma Bakanlığının... tarih ve... sayılı işlemi ile kamu görevinden çıkarılmıştır.<br>Bunun üzerine, anılan işlemin iptali istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır.<br>Diğer yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan yürütülen adli kovuşturma sonucunda,... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla beraatine karar verildiği, anılan karara karşı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi... Ceza Dairesi'nin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile bozulduğu, bozma kararı üzerine yeniden yapılan yargılama neticesinde ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına karar verildiği, anılan karara karşı istinaf başvurusunda bulunulduğu ve dosyanın açık olduğu görülmüştür.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br>375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.<br>AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).<br>Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir.<br>Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.<br>Bununla birlikte iptal davaları idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır. <br> 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinde yer alan, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına karar verilir'' hükmü gereğince davacı hakkında dava konusu işlem tesis edilmiştir.<br>Bu kapsamda davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde davalı idarece yapılan değerlendirmenin de kuşkusuz keyfilikten uzak olması gerekir.<br>Dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesi; bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama esnasında davalı idarece ortaya konulmasına ve izah edilmesine bağlıdır. Bu konudaki yükümlülük şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye aittir. Bununla birlikte idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinde öngörülen re'sen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılması da mümkün hatta olayın niteliğine göre gereklidir.<br>Dava dosyasının incelenmesinden; davacının 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin gerekçesi olarak davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönündeki değerlendirmenin gösterildiği, davalı idarece sunulan bilgi tablosunda, davacı hakkında yürütülen soruşturma sonucu İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığın'ca düzenlenen iddianamede, 2013-2015 yılları arasında İstanbul ve Ankara ilinden beş kez arandığı, bu aramaların 1. Grup ardışık şeklinde gruplandığı, Fetö kapsamında işlem tesis edilen C.Ç isimli şahsın alınan beyanında şüpheliyi teşhis ederek şüpheli ile birlikte askeri okulda aynı sohbet grubunda olduğunu, aynı abi/imama bağlı oldukları şeklinde beyanda bulunduğu, şüphelinin adli soruşturma kapsamında kollukta alınan savunmasında özetle etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediği, ifadesinde belirttiği bir kısım şahıslar ile birlikte örgüt içerisinde faaliyetlerinin olduğunu, örgüt ile bağlantısının bulunduğunu, şüphelinin samimi biçimde etkin pişmanlık kapsamında bildiklerinin beyan ederek teşhis işlemlerine katıldığı, bu kapsamda şüphelinin örgütsel tespit edilebilen konumu ve faaliyetleri ile savunmasının uyumlu olduğunun belirtildiği iddia edilmiştir.<br>Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 06/11/2019 tarih E:2019/1582, K:2019/6838 sayılı kararında "Büfe/Ankesörlü sabit telefon hatlarıyla irtibat kurma"ya ilişkin olarak; "...FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesine sızmış mensuplarının çok az kısmına kriptolu haberleşme programı Bylock, Eagle vb. gibi programlar yüklediği, geri kalan mensupları ile özellikle geçmiş yıllarda kullandıkları bir sistem olan büfe, market vb benzeri yerlerdeki ücretli telefonlar veya kontörlü telefonlar ile haberleştikleri, örgütsel irtibatta asıl olan iletişim metodunun yüz yüze görüşme olduğu ve bir sonraki görüşmenin tarih ve yerinin bu esnada belirlendiği, bu mümkün olmaz ise tedbir anlamında her asker şahsın farklı ankesör ya da sabit hatlardan (market-büfe-bakkal vb.) aranmak (GEZEREK) suretiyle örgütsel iletişimin kurulduğu, arama işleminin genellikle tek taraflı ve kısa süreli olduğu, sadece sorumlu şahısların ARAMA işlemini yaptığı (askeri şahıs tarafından karşı arama yapılmadığı, askeri personelin de çok sık olmamakla birlikte mahrem sorumlusuna ulaşmak istedikleri durumlarda aradığı), sorumlu şahıs tarafından aranan askeri personelin büyük kısmının rütbe/makam olarak genelde denk olduklarının tespit edildiği (Örneğin; aranan Astsubay ise ardışık aranan kişide Astsubay, Subay ise ardışık aranan da Subay gibi), aynı şekilde kuvvetlerinde denk olduğu (Örneğin; aranan jandarma ise ardışık Jandarma, aranan KKK personeli ise ardışık KKK personelinin arandığı gibi), genel olarak her sivil yöneticinin sorumluluğunda birden fazla hücre bulunduğu ve hücrelerin 2-3 asker şahıstan (askeri öğrenci ve/veya muvazzaf personel) oluştuğu, bu asker şahısların da aynı Kuvvete mensup olup aynı rütbede bulundukları (istisnai olarak farklı rütbe ve/veya Kuvvetlere mensup asker şahıslardan bir hücre oluşabildiği, örneğin; sivil sorumlunun astsubaylardan oluşan grubunun yanında astsubaylıktan subaylığa geçen askeri personelle de ilgilenebileceği), tek ankesör ya da sabit hattan (market-büfe-bakkal vb.) farklı asker şahısların aranmasının; arka arkaya arama (ARDIŞIK ARAMA) şeklinde olması durumunda, aramanın örgütsel olduğu kanısını güçlendirdiği, ayrıca aynı ankesör/sabit (büfe-market vb.) hattan arka arkaya (ARDIŞIK) arama yapılmasının; mahrem sorumlu şahsın tedbirsizliği ve işin kolayına kaçmasından kaynaklandığı, daha çok gizliliğe uymayan MAHREM İMAMLAR tarafından yapıldığı, aramaların kısa olmasının nedeninin ise askeri personelin daha önceden yeri ve zamanı kararlaştırılan görüşmeye gelinmemesi gerektiği veya gelip gelemeyeceğinin teyit edilmesi ya da görüşmeye gelmeyen kişiye gelecek görüşme yer ve zamanının bildirilmesi veya daha önceden kararlaştırılan yer/tarihin değişmesinden dolayı yapılan aramalar olmasından kaynaklı olduğu, aramaların genellikle mesai saatleri dışında yapıldığı, sorumlu şahsın, askeri personeli aradıktan sonra tedbir amaçlı ilgisiz ve alakasız kişileri de ankesörle arayarak bu bütün içerisinde hedeflerin kaybolmasının amaçlandığı, genellikle on beş gün, ayda veya iki ayda bir kez iletişime geçilerek buluşmalar/toplantıların gerçekleştirildiği, bu görüşmede bir sonraki buluşma tarihinin kararlaştırıldığı, bir aksaklık olmadığı müddetçe yeniden bir aramaya ihtiyaç duyulmadığı, bazen mahrem sorumlu tarafından, sorumlu bulunan gruplarla ilgili grup içerisinde bulunan tek şahsın arandığı ve bu şahıstan gruptaki diğer şahsa veya şahıslara bilgi vermesini istediği, aramanın sadece büfe, lokanta, market vs. kontörlü arama yapılabilen yerler olmadığı, ayrıca ankesörlü telefonlar ile kontörü olmadığından bahisle rica yolu ile işyerlerinde mevcut sabit hattan da arama işlemi yapılabildiği, genel olarak yüzbaşı ve üstü rütbedeki subaylarda, "birebir sorumluluk" esasının geçerli olmasından dolayı birden fazla asker şahsın oluşturduğu hücre sisteminin tercih edilmediği, mahrem yapı sorumlusunun kural olarak sorumlusu olduğu asker şahıs/şahıslarla aynı ilde ikamet ettiği ve aynı ildeki sabit hatlarla iletişim kurduğu, istisnai olarak sözde TSK Yapılanmasının bölge esaslı teşkilatlanması nedeniyle yakın ilde bulunan hatlarla da iletişim kurulabildiği, mahrem yapı sorumlusunun sorumlu olduğu örgüt mensubu asker şahısları aramasından sonra belirlenen buluşma yerinde aranılan hatların takılı bulunduğu cihazların götürülmemesi veya götürülse bile kapatılmasına yönelik tedbir uygulanmaya çalışıldığı, ancak istisnai durumların olabileceği, bu tedbirin ortak yer baz istasyonundan sinyal verilmesini ve/veya dinleme yapılmasını önleme amaçlı olduğu, daha önceden kararlaştırılan noktaya gelinmediği takdirde ya da mahrem imam il dışında ise ve periyodik zamanlarla bir araya geliniyorsa (2 haftada bir Cumartesi gibi) bir gün önce mahrem imamın arayarak çağrı bıraktığı, arama işlemi sonrasında gizlilik (son aradığı numaranın telefon hafızasında kalmasını önlemek) ve sözde tedbir amaçlı olarak ilgisiz rastgele numaraların çevrildiği, redial (geri arama) tuşu ile son aranan kişinin tespitinin önlenmeye çalışıldığı, sivil yönetici unsurun sorumlusu olduğu asker şahsın numarasının son iki rakamını kendi telefon rehberinde "10”, “100” veya “99" rakamına tamamlayacak şekilde kayıt etmesinin en fazla başvurulan tedbir yöntemlerinden biri olduğu, bu nedenle yanlışlıkla numaraların şifrelenmiş haliyle yapılan aramaların da gerçekleşebildiği, yapılanmada her yönetici sivil unsurun deşifre olmamak amacıyla kendi tedbir ve iletişim metodunu kendisinin belirlediği, (Bu metotlardan birisine örnek vermek gerekirse kısa süreli arama, cevapsız çağrı bırakma, aynı hattan parça parça kısa süreli arama vb.), mahrem yapı içerisindeki irtibatın ve şifreleme tekniğinin deşifre olmaması amacıyla çok sayıda şifreleme tekniğinin kullanıldığı..." yönünde değerlendirmelerde bulunulmuştur.<br>Davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza yargılaması sonucunda verilen ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda, "...Sanık ... hakkındaki suçlamalara ilişkin alınan savunmasında; "1994-1995 eğitim yılında Ankara İli Sincan İlçesinde bulunan ... İlköğretim okulu 8. Sınıf öğrencisiyken, A. A. (soy ismini yanlış hatırlıyor olabilirim) isimli, aynı sınıfta eğitim gördüğüm, 1980/1981 doğumlu, Sincan da İkamet eden, 1995 yılında Polis Kolejini kazanan daha sonra cemaatle bağlantısını devam ettirip ettirmediğini bilmediğim, okul arkadaşımla Gazi ... Mahallesinde bulunan bir öğrenci evine gittik. Bu eve gitmek için bizi kimin yönlendirdiğini hatırlamıyorum. Bu ev öğrenci evinden çok kütüphaneye benziyordu. Evde kalanlardan sadece ... ad/kod isimli, soyadını ve nereli olduğunu bilmediğim. 1973/1974 doğumlu olan, 1.75 boylarında, esmer tenli, Fizik Bölümü öğrencisi olduğunu bildiğim şahsı hatırlıyorum.<br>Bu evde bizimle ... ilgileniyordu, haftada bir veya iki haftada bir bu eve gidiyorduk, gittiğimizde ders çalışmak dışında birlikte namaz kılıyor, risale ve Fetullah Gülen’ in kitaplarını okuyor, Fetullah Gülen’e ait vaaz kasetlerini dinliyorduk. Daha sonraki süreçte Lise eğitimine devam etmek için Askeri Okul, Polis Koleji ve Devlet Parasız Yatılı Okulu sınavlarına girdim. Girdiğim bu sınavlardan Astsubaylık sınavını kazandım. Bu tarihten sonra A. A. ile bir daha hiç görüşmedim.<br>Hatırladığım kadarıyla Astsubay Okuluna gitmeden önce ders çalışmak için gittiğim evde beni aynı okulu kazanan, C. Ç. isimli, Kırşehirli olduğunu bildiğim, 1980/1981 doğumlu olan, Kars İlinde Astsubay olarak görev yapmaktayken FETÖ soruşturması kapsamında açıkta olan, O. Ü. isimli, nereli olduğunu bilmediğim, 1980/1981 doğumlu, Uzun boylu, Deniz Kuvvetlerinde Astsubay olarak görev yapmaktayken Subay olduğunu duyduğum şahıslarla bizi tanıştırdılar.<br>Ayrıca bu evde Balıkesir İlinde eğitim gördüğümüz dönemde, Cemaat adına bizimle ilgileneceğini belirten, ... isimli (zayıf bir ihtimalle adı ... olabilir) nereli olduğunu bilmediğim, 1975/1976 doğumlu olan, Ankara İlinde hatırlamadığım bir üniversitede eğitim gören şahısta vardı. ... bize Balıkesir Merkezde bulunan, otobüs duraklarına, belirtmiş olduğu tarih ve saatte sivil olarak gelmemizi, daha sonra onu takip etmemizi söyledi. Çarşı iznine çıktığımızda C. Ç., O. Ü. ve Ben belirtilen yere gittik. ... oradaydı, onu takip ettik ve adresini hatırlamadığım, bir aile evine gittik. Bizim dışımızda kimse yoktu. Birlikte namaz kıldık ve dini sohbet yaptık.<br>Daha sonraki süreçte ben bu şahısla farklı evlerde 2 sefer daha görüştüm. Ancak 1. Sınıf yarıyıl tatilinde Askeri Okul kimliğimi kaybettiğim için 1. Sınıf bitene kadar bir daha çarşıya çıkamadım. C. Ç. ve O. Ü. da bildiğim kadarıyla ... isimli şahısla bir daha görüşmedi. Bu şekilde o tarihte Cemaat olarak bildiğimiz FETÖ/PDY Silahlı terör örgütü ile irtibatımız koptu. Askeri Okul öğrenciliğim süresince FETÖ ile irtibatlı kimseyle görüşmedim. <br>1999 yılında Ankara Mamak da bulunan MEBS Okulunda göreve başladıktan 1-2 ay sonra ... yada ... beni telefonla aradı ve çay içmek için beni Demetevler Semtinde bir cafeye çağırdı. Belirttiği yere gittim burada çay içtikten sonra beni Demetevler Semtinde bir ev götürdü. Bu evde bizim dışımızda, M. Ö. isimli devre arkadaşım Tankçı Astsubay Çavuş, Adana’lı, 1980/1981 doğumlu daha sonra Subay olan şahıs, Ö. K. isimli devre arkadaşım, Ulaştırma Astsubay Çavuş, 1980/1981 doğumlu nereli olduğunu hatırlamadığım, daha sonra Subay olan şahıs vardı. Bu evde M. Ö. ve Ö. K. birlikte oturuyordu. İlk gün sadece tanışma oldu. ... ya da ... bana bundan sonra bu arkadaşlarınla birlikte dini sohbet yaparsınız, dedi.<br>Aradan 1 hafta geçtikten sonra Ö. K. beni cep telefonumdan aradı ve beni sohbet etmek için eve çağırdı. Gittiğimde bu evde bizim dışımızda; <br>... isimli adını, nereli olduğunu ve ne iş yaptığını bilmediğim, 1975/1976 doğumlu, 173-174 boylarında, esmer tenli bir şahıs vardı. Bu şahsa ilk görüştüğüm andan itibaren hiç ısınamadım. Kendisi cemaat adına bizimle ilgileneceğini ve bize dini sohbet yapacağını belirtti. İlk gün tanışma oldu. Akşam namazını birlikte kıldıktan sonra dağıldık.<br>Bu şahısla aynı evde 2. görüşmemizde bizden her ay kendisine maaşımızdan belli bir miktar kendisine vermemizi söyledi. Bende Ankara ilinde, ailemle birlikte yaşadığımı, babamın kredi borcu olduğunu ve kendisine para veremeyeceğimi söyledim. Bunun üzerine bana "kız arkadaşınla ve sigara almaya para buluyorsun ama cemaate gelince param yok diyorsun " dedi. Bunun üzerine ... ile tartıştık ve ben evden ayrıldım. Daha sonra M. Ö. ve Ö. K. bu şahısla görüşmeye devam ettiler ve görüşmeye beni de çağırdılar ancak ben gitmedim. Kendilerine “ben cemaatle bağımı kopardım o adam varsa beni çağırmayın''' dedim. Ben, M. ve Ö. ile 2-3 ay daha görüştüm. Bu görüşmelerimizde dost muhabbetinin dışında hiçbir faaliyetim olmamıştır. Şahıslardan ... ile bir daha görüşmedim. <br>2000 yılı içerisinde Bulgarca Temel Eğitimi için 8 aylığına İstanbul İline gittim ve daha sonraki süreçte M. Ö.ve Ö. K.ile olan irtibatım kesildi.<br>2007 yılında Şımak İlinde göreve başladıktan sonra senelik izin için Ankara'ya geldiğimde M. Ö. beni aradı ve bana görüşelim, dedi. M. Ö. ve Ö. K. ile Etlik Aşağı Eğlence Semtinde bir Cafe de buluştuk. Biraz sohbet ettikten sonra kendilerinin Subaylık sınavını kazandıklarını ve kurs gördüklerini eğer cemaate geri dönersem benimde subay olabileceğimi belirttiler. Ben kendilerine “benim cemaatle hiçbir alakam olmaz, kesinlikle hiçbir menfaat için geri dönmem” dedim. Daha sonra 2008 yılında kendi imkânlarımla bende subaylık sınavını kazandım ancak mülakatta elendim.<br>2014 yılında İstanbul İlinde bulunan 1. Ordu Komutanlığı MEBS Alayında görev yaparken devre arkadaşım olup daha sonra Subay olan, S. Ç. isimli, Amasya Suluova’ lı 1980/1981 doğumlu, devre arkadaşım olup daha sonra Subay olan ve ihraç olduğunu duyduğum şahıs. Bir gün benimle cep telefonu ile görüşürken bana "sana abiler olarak bildiğin şahıslardan selam getirdim, inat etme, geri dön” dedi. Ben de bu sözünün üzerine “senden hiç beklemezdim, bunlar (FETÖ/PDY silahlı terör örgütünü kast ederek) devlete ihanet ediyorlar, sende kendini bunlardan kurtar” dedim. Bundan sonraki görüşmelerimizde bana serin davrandı hatta 16 Temmuz sabahı kendisini arayıp “ ben sana demedim mi bunlar vatan haini” dedim kendisi de bana tedirgin bir şekilde “anladım ..., sen haklıymışsın” dedi.<br>2013-2014 yıllarında birkaç sefer beni bilmediğim numaralardan arayıp; bana "sana abileriıı selamı var, görüşelim” diye arayan şahıslar oluyordu. Ancak beni arayanların kim olduklarını ve telefon numaramı nereden aldıklarını bilmiyorum. Ben her aradıklarında tekliflerini reddettim ve FETÖ ile irtibatlı kimseyle görüşmedim. Cemaat evlerine ders çalışmaya gittiğim dönemde ve sonrasında kesinlikle kod isim veren kimse olmadı herkes bana kendi ismimle hitap etti." şeklinde beyanda bulunmuştur.<br>Sanık ... adına kayıtlı ve kendi kullanımında olan... numaralı GSM hattının hangi illerden sabit hat araması olduğu ve bu aramaların ardışık olup olmadığına ilişkin 25/05/2020 tarihli Ankesör/Büfe Analiz Raporu incelendiğinde sanığın 04/09/2014 tarihinde Ankara ilinde 1 adet tekil aramasının bulunduğu; İstanbul ilinden ise 06/09/2014 tarihinde 2 adet ve 12/10/2014 tarihinde 2 adet olmak üzere 4 adet sabit hat aramasının bulunduğu ve bu aramalardan 06/09/2014 tarihli aramanın yüzbaşı rütbesindeki T. A. ve Astsubay rütbesindeki M. O. Y. ile ardışık olduğu tespit edilmiştir. <br>Sanığın beyanlarında astsubay okulunda birlikte örgüt mahrem imamı ile görüşmeye gittiğini belirttiği devre arkadaşlarından tanık O. Ü. mahkememizde alınan beyanında; "Benim hakkımda FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne üye olma suçundan idari soruşturma vardır. Şu an SEGBİS ekranından gösterilen sanığı ... olarak tanırım. Sanığı Balıkesir ilinde askeri meslek okulundan tanırım. Sanık benim devrem olur. Benim FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile hiç bir şekilde irtibatım olmamıştır. Sanığın da FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile irtibatı olup olmadığına dair bir bilgim yoktur. Sanıkla benim aramda husumet yoktur. Beni ankesörlü hatlardan arayan kimse olmadı."; tanık C. Ç. mahkememizde alınan beyanında; "Benim hakkımda FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne üye olma suçundan işlem yapıldı. Ben etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmadım. Şu an SEGBİS ekranından gösterilen sanığı ... olarak tanırım. Kendisi 25 yıllık arkadaşım olur. Kendisiyle bir husumetim yoktur. Ben ... ile asker olana kadar konuştum sonrasında herhangi bir irtibatım olmadı. Sanık hakkındaki bilgim askeri okuldaki döneme ilişkindir. Askeri okul döneminde ben, O. ve ... ile birlikte esnaf lokantasında yemek yerken örgütle irtibatı olan bir şahısla görüştük. Söz konusu şahıs bize derslerinize dikkat edin vs gibi şeyler söyledi. Sınıf okulu da dahil, Balıkesir Astsubay okulundan sonra benim bu yapıyla bağlantım koptu. Sadece 1999-2000 yılları arasında Adana ilinde görev yaptığım dönemde ankesörlü hatlardan arayarak benimle irtibat kurmaya çalışılar ancak ben irtibat kurmadım.<br>Benim hatırladığım sadece 1 defa olduğu için ben 1 kere söyledim. Ben 1 kere görüştüğümüzü hatırlıyorum. Ben ... ile hiç örgütün evine gitmedim,<br>1 yıldır bu hususu hatırlamaya çalışıyorum ancak hatırlayamıyorum. Ben astsubay okulu sınavlarına girerken herhangi bir şekilde yardım almadım,<br>2012-2020 arasında Erzincan ilinde çalıştım. Sanık da 2016-2020 yılları arasında çalıştı. Biz ailecek ... ile görüşüyorduk. Erzincan ilinde bana örgütten ulaşmaya çalışan kimse olmadı. Ben kendimi bildim bileli ... bu örgüte karşı düşmandı. Ben de yine bu yapıya olumsuz gözle bakıyordum. Bir araya geldiğimizde bu tarz konuşmalarımız olmuştur. Sanığın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü hakkında iyi ki biz bunlardan ayrılmışız, iyi ki bunlardan nemalanmamışız diyerek örgütle irtibatımızı çocuk yaşlardan itibaren koparmamızın bizim menfaatimize olduğu yönünde konuşmalarımız olmuştur. Çünkü sadece çocukluk zamanımızda az bir süre irtibatımız olmuştu. Benim bilgim görgüm bundan ibarettir. Tanıklık ücreti istemiyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur. <br>Kendi yargılamasında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan ve aynı zamanda sanığın beyanlarında da geçen tanık S. Ç. mahkememizde alınan beyanında; "Benim hakkımda FETÖ/PDY silahlı terör örgütü kapsamında açılmış bir dava vardır. Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandım ve hakkımda HAGB kararı verildi. Şu an bana gösterdiğiniz şahsı tanırım. ... olarak tanırım. Kendisi benim devre arkadaşımdır, ayın dönemde askeri okulda okuduk. 1999-2004 yılları arasında aynı birlikte Ankara Mamak'ta çalıştık. Şahsın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatına ilişkin bir bilgim yoktur. Bir bağlantısı olup olmadığını bilmiyorum. Ben bu yapının sohbetlerine sanığı hiç davet etmedim. Kendisi devre arkadaşımdı, 17/25 Aralık olayları olduğunda Ankara ilinde birlikte bir seminerdeydik. O zamanlar bu olayları farklı şekilde değerlendirmiştim, örgütün iç yüzünü 15 Temmuzda öğrendim. 17/25 aralık olaylarında hükumete karşı yapılmış bir hamle olduğunu söylediğini duşmuştum. Ben zaten bu yapı içerisindeydim, sanığı da bu yapıya ait ağır sözler söylediğine şahit olmuştum. Ben kendisine "herkesi aynı kefeye koymamalısın" diye söylediğimde tartışmalarımız oldu, <br>2014 yılında sanık ile birlikte çalışmadım. Ben 2014 yılından sonra sanık ile aynı yerde çalışmadım. Ancak telefon ile irtibatım devam etti. Sanığın örgütten koptuğuna, yeniden kazandırılması yönünde benim kendisine herhangi bir telkinim olmadı. Kimse de bana böyle bir telkinde bulunmadı, <br>Bana okumuş olduğunuz sanık ile aramızdaki konuşmayı hatırlamıyorum. Sanığın sosyal medyada bu yapı karşıtı paylaşımları olurdu, ben de bu söylemlerine karşı herkesi aynı kefeye koymaması gerektiğini söylerdim ancak birebir bu şekilde bir görüşme yaptığımızı hatırlamıyorum,<br>Sanığın sosyal medya üzerinden yapı karşıtı beyanlarımdan kastım, yapının içerisindekilerin, yapının niyetinin hükumete yönelik olduğu paylaşımlardı. İçeriklerini net olarak hatırlamıyorum. Ancak ana fikri yapıya karşıttı, <br>15 Temmuz tarihinden sonra sanık beni sabah ya da gecesinde tanık ile telefonla görüştüğümü hatırlıyorum. Ben kendisine "bunlar ile ilgili söylediklerinde haklıymışsın, ben bu gece bu yapının art niyetini öğrendim" demiştim. Sanık da "bu kişilerin nasıl olduğunu gördün mü, anladın mı" şeklinde ifadelerde bulundu." şeklinde sanık ile aynı doğrultuda beyanlarda bulunmuştur. Yine sanık müdafiinin talebi üzerine ve 15 Temmuz 2016 akşamı sanığın tutumuna ilişkin olarak dinlenen tanık E. U. mahkememizde alınan beyanında; "Benim hakkımda FETÖ/PDY silahlı terör örgütü kapsamında açılmış bir dava yoktur. Şu an bana gösterdiğiniz şahsı tanırım. Darbe gecesinde ben evdeydim. Bizim whatsap grubumuz vardı. Ne olduğunu anlamladığım için gruba yazı yazdım. Sanık da darbeye karşı olduğunu beyan etti. Bu yazışmalar hatırladığım kadarıyla net olarak hatırlamamakla birlikte 21:00-22:00 sıralarında darbeye karşı olduğuna dair yazılar yazdı. Ertesi sabah iş yerine geldiğinde tekrar böyle bir kalkışma olduğunda buna karşı direneceğini söyledi. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir, <br>Ben 17/25 Aralık tarihinden önce de tanığı tanırım. Kendisi mesai arkadaşımdır. Kendisinin 17/25 Aralık öncesi ve sonrası FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı olduğuna dair bir bilgim yoktur ancak 17/25 Aralık öncesi ve sonrası da hükumet yanlısı birisiydi." şeklinde beyanda bulunmuştur. <br>Sanığın İstanbul ilinden ardışıkları tanık T. A. mahkememizde alınan beyanında; "Benim hakkımda FETÖ/PDY silahlı terör örgütü kapsamında açılmış bir dava vardır. Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandım. Şu an bana gösterdiğiniz şahsı tanımıyorum, <br>... isimli bir şahsı da tanımıyorum, benim hakkımdaki iddialardan birisi de örgütün askeri mahrem imamları tarafından sabit veya ankesörlü hattan aranmam iddiası vardır, beni aradılar, ben de görüşmek istemediğimi söyleyip bir daha da görüşmedim. <br>2014 Eylül ayında İstanbul ilinde çalışıyordum. 2014 yılında askeri mahrem imamlar tarafından bir keresinde arandım. <br>2014 yılında rütbem Kıdemli Yüzbaşıydım. ... isimli bir şahıs beni aramıştı. Ben görüşmek istemediğimi söyleyerek telefonu kapatmıştım." ; tanık M. O. Y. mahkememizde alınan beyanında; "Şu an SEGBİS ekranından gösterilen sanığı tanımıyorum. Benim hakkımda FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne üye olma suçundan işlem yapıldı, ben etkin pişmanlıktan yararlandım. Beni sabit hatlardan veya ankesörlü telefonlardan 2014 yılının başlarına kadar örgüt imamları aradı. Ben İstanbul ilinde görev yapmadım. Benimle görüşen mahrem imam Ankara ilindeydi. 2014 yılında belki benimle görülen mahrem imam ... kod adlı şahıs İstanbul ilinde olabilir. Oradan ankesörlü telefondan beni aramış olabilir. Biz ... kod adlı şahısla dışarıda görüştüm. Sadece yemek yiyorduk. Başkaca ekleyecek bir husus yoktur. Tanıklık ücreti istemiyorum." şeklinde beyanda bulunmuş ve her iki tanık da örgüt mahrem imamları tarafından sabit hatlardan arandıklarını beyan etmişlerdir. Böylelikle gerek tanık beyanları gerekse sanığın etkin pişmanlık kapsamındaki samimi beyanları birlikte değerlendirildiğinde sanığın adına kayıtlı ve kendi kullanımında bulunan GSM numarası üzerinden tespit edilen sabit hat aramalarının örgüt mahrem imamları tarafından gerçekleştirildiği hususunda tam bir vicdani kanaat hasıl olmuştur..." tespitlerine yer verilmek suretiyle silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve henüz kesinleşmediği görülmüştür.<br>Uyuşmazlıkta, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza kovuşturması sonucunda üzerine atılı suçtan Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı yerlerince inceleme yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmadığı, kaldı ki masumiyet karinesi ilkesi gereği Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kararının, ilgilisi lehine veya aleyhine bir sonuç doğurmayacağı açıktır. Bununla birlikte, davacı hakkında tüm dosya kapsamında elde edilen delillerin, ilgililerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak veya irtibat düzeyinde bir ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi noktasında ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.<br>Bu itibarla, davacının gerek mevcut dosya gerek ise ceza yargılaması kapsamındaki beyanları ile ceza yargılamasında elde edilen delillerin, tanık beyanlarının ve Ankesör/Büfe Sorgu Raporunun, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin büfe/ankesörlü sabit telefon hatlarıyla irtibat kurmaya ilişkin değerlendirmeleri de dikkate alınmak suretiyle Dairemizce incelenmesinden; davacının örgütle ilk kez iletişime geçtiği 1994 yılında ortaokul öğrencisi olduğu, irtibatını 1999 yılına kadar devam ettirdiği, bu tarihten sonrasına ilişkin olarak örgütle irtibat ve iltisakının olduğuna dair tanık beyanının bulunmadığı, aksine 1999 yılından sonra örgütle bağının olmadığına yönelik tanık beyanlarının bulunduğu, dosya içerisinde 17/25 Aralık 2013 tarihinden çok uzun zaman önce irtibatını kopardığına yönelik davacının ve tanıkların beyanlarının aksini ortaya koyacak bir delilin de mevcut olmadığı görülmektedir.<br>Öte yandan, davacıya isnat edilen ardışık olarak aranma eylemi yönünden ise, yukarıda ayrıntıları açıklandığı üzere, bu aramaların arama süresi, periyodik olması, konuşma süresi, ardışık aramaya dahil olan şahısların aynı rütbeden olması, aramanın mesai saatleri dışında yapılması gibi kriterler dikkate alındığında; davacının astsubay rütbesi ile görev yaptığı dönemde sabit hat aramasına tabi tutulduğu, İstanbul ilinde ardışık olarak arandığı T. A.'nın kıdemli yüzbaşı rütbesinde olduğu ve davacı ile rütbe uyumunun bulunmadığı görülmüştür. Yine, davacının astsubay rütbesindeki M. O. Y. ile ardışık olarak arandığı ve M. O. Y.'nin arandığı esnada Trabzon ilinde bulunduğu hususu davacının Ankara ilinden arandığı yönündeki tespitle birlikte değerlendirildiğinde, yapılan ardışık aramada görev yerlerinin uyum göstermediği anlaşılmıştır.<br> Ayrıca, kendi yargılamasında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan ve davacı ile ardışık olarak aranan tanık T. A.'nın, örgüt mahrem imamı tarafından gerçekleştirilen bu aramada arayan örgüt mensubunun kendisi ile görüşmek istediğini ancak kendisinin bu talebi reddettiğini beyan etmesi, davacının da aynı aramaya ilişkin olarak örgüt mensubu tarafından arandığını ve görüşmeye davet edildiğini ancak kendisinin reddettiğini beyan etmiş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde; Dairemizce, bu aramaların örgüt mensubu asker kişilerden oluşan bir grubu rutin ve periyodik sohbet toplantılarına davet amaçlı olmadığı ve bir ikna araması niteliğinde olduğu kanaatine varılmıştır.<br>Öte yandan, dosya içerisinde yer alan ve davacı tarafından gerek sosyal medyadan gerekse WhatsApp adlı mesajlaşma programından yapıldığı anlaşılan paylaşımların ve mesajlaşmaların incelenmesinden; davacının, başta PKK olmak üzere her türlü terör örgütü aleyhine paylaşımlarda bulunduğu, 15 Temmuz 2016 tarihi ve öncesindeki paylaşımlarında Devlet lehine ifadeler kullandığı görüldüğünden, söz konusu paylaşımlar ve mesajlaşmalar da Dairemizce davacı lehine bir durum olarak değerlendirilmiştir.<br>Her ne kadar, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza kovuşturması sonucunda davacı hakkında Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kararı verilmiş ise de; anılan kararın henüz kesinleşmediği, dava konusu işlemde yer verilen tespitlerin de davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak veya irtibatını gösterecek ve davacının beyanlarının aksini ortaya koyacak yeterlilikte olmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne; <br> 2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulüyle Mahkeme kararın kaldırılmasına, davanın reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi...İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, <br> 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 18/02/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. <br> <br><br>(X) KARŞI OY : <br>Davacının kendi beyanlarından 8. sınıftan itibaren FETÖ silahlı terör örgütü ile irtibatının olduğu ve bu irtibatın 2007 yılında Şırnak ilinde göreve başladıktan sonraki görüşme ile devam ettiği, 2014 yılında 06/09/2014 ve 12/10/2014 tarihlerinde 2 adet ardışık arama ve 4 adet sabit aramanın olduğu, 06/09/2014 tarihli aramada yüzbaşı T.A. ve astsubay M.O.Y. ile ardışık arandığının sabit olduğu,...Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde FETÖ silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sabit olduğu gerekesiyle 5 yıl hapis cezası ile cezalandırıldığı, davacının örgüt ve örgüt üyeleri ile ilgili bilgi vermiş olması sebebiyle cezasında indirim yapılarak Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına karar verildiği, karar içeriğinde samimi ikrar ile irtibatına dair itirafta bulunduğunun Ceza Mahkemesi kararıyla hüküm altına alınmış olduğu görülmekle, davacının temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği oyuyla kararın bozulmasına ilişkin çoğunluk kararına katılmıyorum.<br><br><br><br><br><br><br></font></p></body></html>
disiplin