<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2024/1753 E. , 2024/6468 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>SEKİZİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2024/1753<br>Karar No : 2024/6468 <br><br>TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI) : ... Valiliği <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) :...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Şırnak İli, Merkez İlçesi, ... Köyü güvenlik korucusu olarak görev yapan davacı tarafından, GKK Yönetmeliğinin 17/ç bendi gereğince "Kendisine teslim edilen silah ve donanımın ihmal veya kasıt sonucu eşkıyanın eline geçmesine sebebiyet vermek veya kasten bir başkasının eline geçmesine neden olmak" fiilini işlediğinin sübut bulduğu gerekçesiyle köy koruculuğu görevinden çıkarılmasına ilişkin olarak tesis edilen Şırnak Valiliği olurlu işlemin iptali ile görev yapamadığı döneme ait mali haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesi istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; hazırlanan idari tahkikat raporunda özetle, üs bölgesinde doğudaki mevziide üç (3) kişi, batıda birbirine mesafesi 6-8 metre olan iki mevziide ise ikişer kişinin bulunduğu, PKM-Kannas silahların batı uçtaki mevziide olduğu, saat 10:00 sıralarında üs bölgesinin kuzeyi ve batısından taciz atışının başladığı, taciz atışına ve olabilecek sızmalara karşı güvenlik korucularının kendi silahları ve mevziide sabit bulunan PKM Makinalı tüfek ile karşılık vermeye çalıştıkları, davacının beyanına göre, makinalı tüfeğin tutukluk yapması üzerine tüfeği olduğu yerde bırakarak gelen el bombalarının etkisinden uzaklaşmak için mevzii gerisindeki kayalıkların arkasına geçtikleri ve el bombalarından kaynaklı oluşan toz bulutu içerisinde silahların gasp edildiğinin belirtildiği, olay yerinde görev yapan diğer korucuların ve korucubaşının da davacıyla aynı doğrultuda ifade verdikleri, olayla ilgili soruşturma yürüten cumhuriyet savcısının talimatı üzerine hazırlanan olay yeri inceleme raporuna göre, silahların gasp edildiği mevziinin sızma sırasında terk edildiği, söz konusu mevziinin içinde ve çevresinde el bombası patlama çukuru ve el bombası mandalı bulunduğunun tespit edildiği, uyuşmazlıkta, disiplin cezasına konu eyleme ilişkin olarak davacının "Görevi kötüye kullanmak, askeri eşyayı kasten veya özürsüz kaybetmek" suçunun şüphelisi olarak yürütülen soruşturmada, "(...) olay tarihinde şüphelilerin bulunduğu mevziiye terör örgütü üyelerince roketatarlı ve EYP'li saldırıların gerçekleştirildiği, her ne kadar olay ile ilgili soruşturmaya başlanılmışsa da 1632 sayılı Yasanın 130. maddesinde askeri eşyayı kasten terk veya kısmen yahut tamamen tahrip eden, özürsüz kaybeden veya harabolmasına sebebiyet verenlerin cezalandırılaracağının hükme bağlandığı söz konusu olayda şüphelilerin askeri eşyanın kaybolmasında kast ya da taksire dayalı kusurlarının bulunmadığı bu nedenle atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla; şüpheliler hakkında kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına (...)" gerekçesiyle ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... tarih, Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararıyla Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararının verildiği ve anılan kararın itiraz edilmediği için kesinleştiği, bu durumda, davacı ile olay yerinde görev yapan güvenlik korucularının ifadeleri ve ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Soruşturma No:..., Karar No:...sayılı kararı dikkate alındığında mevziide sabit bulunan 1 adet makinalı tüfek, 1 adet keskin nişancı tüfeği ve bu tüfeğe ait dürbünün çalınması olayında davacının kast ya da taksirine dayalı herhangi bir kusurunun bulunmadığı, "Kendisine teslim edilen silah ve donanımın ihmal veya kasıt sonucu eşkıyanın eline geçmesine sebebiyet vermek veya kasten bir başkasının eline geçmesine neden olmak" fiilini işlediği gerekçesiyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, diğer yandan, Anayasa'nın 125. maddesinde yer verilen "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." hükmü uyarınca, açıklanan gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı mali haklarının tazmini gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, davacının yoksun kaldığı mali hakların hesaplanarak dava tarihinden (20/09/2017) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br>Dairemiz kararının özeti: Danıştay 8. Dairesince; davacının yapması gereken gözetleme vazifesinde kayıtsızlık ve ihmal göstererek kendisine teslim edilen silah ve mühimmatın bölücü terör örgütü mensuplarının eline geçmesine sebep olduğu, olaya ilişkin usulüne uygun idari soruşturma yürütüldüğü ve davacının savunmasının ve olayda yer alan diğer korucularında ifadelerinin alındığı, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; 18/3/1924 tarihli ve 442 sayılı Köy Kanunu'na 27/5/2007 tarihli ve 5673 sayılı Kanun'un 2. maddesiyle eklenen ek 18. maddede yer alan "…uygulanacak disiplin cezaları…" ibaresinin Anayasa'nın 2. ve 38. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemiyle açılan dava sonucunda, Anayasa Mahkemesi'nin 24/2/2022 tarihli ve E:2021/2, K:2022/20 sayılı kararı ile; 18/3/1924 tarihli ve 442 sayılı Köy Kanunu’na 27/5/2007 tarihli ve 5673 sayılı Kanun’un 2. maddesiyle eklenen ek 18. maddede yer alan "..uygulanacak disiplin cezaları..." ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline, iptal hükmünün 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince kararın Resmî Gazetede yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ve bu karar 24/03/2022 tarihli ve 31788 sayılı Resmî Gazetede yayınlandığı, Anayasa Mahkemesi'nin söz konusu kararı üzerine, 30/11/2022 tarih ve 32029 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 23/11/2022 tarih ve 7422 sayılı Polis Yüksek Öğretim Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (442 sayılı Köy Kanununa 74 üncü maddesinden sonra gelmek üzere); 1. maddesi ile 442 sayılı Kanun'a eklenen 74/A maddesinin (ç) bendinde, "ç) Görevden Çıkarma: Güvenlik korucularının görevlendirilmelerindeki esas ve usullere uyularak görevle olan ilişiğin kesilmesidir. Görevden çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır: (...) 3) Kendisine teslim edilen silah ve donanımın kasıt sonucu bir başkasının eline geçmesine neden olmak," hükmüne yer verildiği, belirtilen hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanun ya da kanun hükmünde kararnamenin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasını isteme hakkına sahip olan kişilerin de, bu davaya konu olayda olduğu gibi, hak ve menfaatlerini ihlal eden kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması halinde iptal hükmünün hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerektiği, uyuşmazlık bu çerçevede değerlendirildiğinde: dava konusu işlemin dayanağı olan Geçici Köy Korucuları Yönetmeliği'nin 17/ç-3 maddesinde, "Kendisine teslim edilen silah ve donanımın ihmal veya kasıt sonucu eşkıyanın eline geçmesine sebebiyet vermek veya kasten bir başkasının eline geçmesine neden olmak" fiilinin görevden çıkarma cezasını gerektireceği düzenlenmiş iken, söz konusu hükmün kanuni dayanağının Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi üzerine yürürlüğe konulan kanun hükmünde "Kendisine teslim edilen silah ve donanımın kasıt sonucu bir başkasının eline geçmesine neden olmak" fiilinin görevden çıkarma cezasını gerektireceğinin düzenlendiği; disiplin soruşturması neticesinde davacının görevinde ihmal göstererek PKM-Kannas silahlarının BTÖ mensupları tarafından gasp edilmesine sebep olduğu tespitine yer verilerek dava konusu görevden çıkarma cezasının tesis edildiği ve aynı olayla ilgili adli soruşturmada da davacının soruşturmaya konu olayda kastının bulunduğu yönünde bir tespite yer verilmediği dikkate alındığında, kendisine teslim edilen silah ve donanımın bir başkasının eline geçmesinde kastının bulunmadığı anlaşılan davacının görevden çıkarma cezasıyla cezalandırılmasının mer'i mevzuata ve hukuka uygun olmadığı sonucuna varıldığı, dava konusu işlemin iptali ile parasal hakların ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararında ve bu karara yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararında sonucu itibariyle hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararında belirtilen gerekçe ile ısrar edilmiştir.<br>Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu Kararının özeti: İdari Dava Daireleri Kurulunca; temyize konu kararın, Danıştayca bozulan ilk karar ile aynı sonucu içerdiği, ancak gerekçesi itibarıyla ilk karardan farklı olduğu, anılan kararın ilk karardan farklı bir gerekçeyle verildiği, dolayısıyla her ne kadar ısrar suretiyle verildiği belirtilmişse de ısrar kararı niteliğinde olmadığı, bu nedenle temyiz incelemesinin Danıştay Sekizinci Dairesince yapılması gerektiği gerekçesiyle dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, yoğun çatışmaların yaşandığı bir dönemde vazifesi kamunun can ve mal güvenliğini sağlamak olan bir güvenlik personelinin kendisine teslim edilen silahları eşkıyanın eline geçmesine kasti veya ihmali davranışıyla sebep olmuş olması gerçeği göz önünde bulundurulursa tüm yaşananlardan sonra güvenlik güçlerinin böyle tavır sergilemiş biriyle çalışılmasının kamunun can ve mal güvenliği açısından telafisi güç ve imkansız zararlara yol açabileceği, dava konusu göreve son işleminin mevzuata uygun tesis edildiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle,<br>1. Temyiz isteminin reddine,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının ONANMASINA, <br>3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından varsa artan tutarın Mahkeme tarafından ilgili tarafa iadesine,<br>4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,<br>5. Kesin olarak, 10/12/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi. <br><br> <br><br> <br><br><br><br><br><br></font></p></body></html>
disiplin