<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2023/21385 E. , 2024/22136 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>BEŞİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2023/21385<br>Karar No : 2024/22136 <br> <br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... (...) ... <br>VEKİLİ : Av....<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: 679 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin... tarih ve...sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; dosyada mevcut bilgi ve belgeler bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantısı-ilişkisi olduğu yönünde değerlendirmenin bulunduğundan bahisle kamu görevinden çıkarılmış ise de, davacı hakkında açık veya kapalı herhangi bir soruşturma ve kovuşturmanın bulunmadığı, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak veya irtibatlı olduğuna kanaat getirilmesini sağlayacak herhangi bir bilgi ve belgenin (aleyhe tanık ifadesi vs.) ortaya konulamadığı, ayrıca davacının, ByLock isimli örgüt içi kriptolu haberleşme sistemini kullanmadığı, Bank Asya isimli bankada hesabının bulunmadığı, örgütle irtibatlı sendika, dernek veya vakıflarda herhangi bir üyelik kaydına rastlanılmadığı, örgütle iltisaklı özel eğitim kurumlarında öğrenci veya veli kaydının olmadığı, FETÖ/PDY'ye müzahir otellerde konaklama kaydının bulunmadığı, nihayetinde davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak veya irtibatlı olduğuna kanaat getirilmesini sağlayacak herhangi bir bilgi ve belgenin ortaya konulamadığı, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı ve iltisakına yeterli hukuken kabul edilebilir bir bilgi ve belge bulunmadığı gibi bu kapsamda davacı hakkında açılmış soruşturma veya kovuşturmanın da bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, öte yandan; hukuka aykırılığı saptanan dava konusu işlem nedeniyle davacının mahrum kaldığı parasal ve özlük haklarının idarece tazmin edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların davalı idarece davacıya ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idare tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının, örgütün özel önem verdiği kritik kadrolarda görev yaptığı, en yakın sosyal çevresine dâhil olan komiser eşinin ByLock kullanıcısı olduğu gerekçesiyle kesinleşen yargı kararıyla kamu görevinden çıkarıldığı ve hâli hazırda anılan örgüt üyeliği kapsamında hakkında yürütülen ceza davasında firari konumunda olduğu hususları bir bütün olarak gözetildiğinde, FETÖ/PDY silâhlı terör örgütü ile en az irtibat derecesinde bağının olduğu, davacının başvurusunun reddine dair dava konusu Komisyon kararında hukuka aykırılık, aksi yönde verilen İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı, dava konusu Komisyon kararında hukuka aykırılık bulunmadığından, davacının parasal ve özlük haklarının iadesi isteminin de reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı veya iltisakının bulunmadığı, hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan herhangi bir soruşturma veya kovuşturmanın bulunmadığı, içeriğinde somut delil ve bilgi bulunmayan kurum kanaatinin gerçeği yansıtmadığı, istinaf kararındaki tespitlerin aksine örgüt tarafından özel önem verilen veya etkin olmaya çalışılan kritik birimlerde görev yapmadığı, babasının emekli polis memuru olduğu, kardeşlerinin de polis memuru olarak halen kamu görevlerine devam ettiği, boşanma aşamasında olduğu eşi hakkındaki tespitler gerekçe gösterilerek verilen kararın hukuka aykırı olduğu, eşi ile Belçika'da 13/01/2023 tarihinde anlaşmalı olarak boşandıkları, yurt dışında verilen boşanma kararının kesinleşme sürecinin ve ülkemizdeki tanıma-tenfiz sürecinin uzaması nedeniyle istinaf kararının aksine dosyadaki YD kararından önce 04/08/2023 tarihinde Türkiye'de de boşanma davası açtığı, ... kod adlı gizli tanıktan elde edilen SD kartta AD ve EDL olarak kodlanmasının lehe değerlendirilmesi gerektiği, dava konusu işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönlerinden hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeyerek gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br><br> MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: <br>Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. <br>Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.<br>MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 19/07/2018 tarihinde sona ermiştir.<br>06/01/2017 tarih ve 29940 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 679 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkına Kanun Hükmünde Kararname'nin, yayımı tarihinde yürürlüğe giren ''Kamu personeline ilişkin tedbirler'' başlıklı 1. maddesinde, "(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir." hükmüne yer verilmiştir. Anılan Kanun Hükmünde Kararname, 08/03/2018 tarih ve 30354 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7084 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Daire Kanun ile kanunlaşmış olup, anılan Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresi, Anayasa Mahkemesinin 09/11/2022 tarih ve E:2018/79, K:2022/135 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.<br>Davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 679 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvuru, Komisyonun ... tarih ve ... sayılı işlemi ile reddedilmiştir.<br>Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların ödenmesi ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> 679 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.<br> AİHM, "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).<br> Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. <br> Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. <br> Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında; davacının en yakın sosyal çevresine dâhil olan eşi K.Y.'in; komiser olarak görev yapmakta iken kamu görevinden çıkarıldığı, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddedilmesi üzerine ...İdare Mahkemesinin ...sayılı esasına kayden açtığı davanın ret ile sonuçlandığı ve anılan kararın kesinleştiği, K.Y. hakkında FETÖ/PDY silâhlı terör örgütüne üye olma suçundan... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında yürütülen ceza yargılamasında hapis cezasına hükmedildiği, söz konusu kararın temyiz aşamasında olduğu, adli ve idari yargıda görülmüş olan davalarda K.Y hakkında, örgütün iletişim yöntemlerinden biri olan ByLock programını kullandığı tespitine yer verildiği, Dairelerince yapılan ara kararına istinaden Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı tarafından dosyaya sunulan cevabın tetkikinden; K.Y. tarafından davacıya 2020 ve 2021 yıllarında Belçika'dan ... aracılığıyla para gönderildiği, davalı idarenin savunma dilekçesi ekinde İdare Mahkemesine gönderdiği belgenin Dairelerince re'sen incelenmesinden; K.Y. ile örgütün tepe yöneticisi C.U. arasında telefon irtibatı olduğu tespitine yer verildiği, davacı tarafından eşine yönelik 2018 yılında açmış bir boşanma davası olduğu ancak boşanmanın gerçekleşmediği, Dairelerince 03/08/2023 tarihinde yürütmenin durdurulması isteminin savunma ve ara kararına kadar kabulü yönünde hüküm verildiği, davacının ise 04/08/2023 tarihinde eşine yönelik boşanma davası açtığı, hâli hazırda hukuken evlilik birlikteliğinin devam ettiği, bu nedenle davacıya 2020 ve 2021 yıllarında eşi tarafından Belçika'dan gönderilen paraların nafaka ücreti olduğu yönündeki açıklamaya itibar edilmediği, davacının; kariyerindeki sıçramanın eşi komiser K.Y. ile yaptığı evlilik sonrasında gerçekleştiği, eşinin görevi nedeniyle gördüğü atama neticesinde, mesleğinin üçüncü yılında iken Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde Hukuk Müşavirliği-Merkez Disiplin Kurulu Büro Amirliğinde görev aldığı, söz konusu birim içerisinde kendisine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan savunmalarda görevler verildiği, daha sonra davacının yazılı talebi üzerine Cumhurbaşkanlığında İleri Emniyet ve İstihbarat Büro Amirliği-Yakın Koruma Şube Müdürlüğünde görev aldığı, ardından eşinin görevi nedeniyle gördüğü atama nedeniyle Erzincan Polis Meslek Yüksekokulunda göreve başladığı ve İnsan Kaynakları Şube Müdürlüğü ile Eğitim Şube Müdürlüğünde çalıştığı, davacının görev yaptığı tüm birimlerin FETÖ/PDY terör örgütünün özel önem verdiği kritik kadrolar olduğu, davacının veri inceleme raporunda örgüt ile irtibatı olduğuna dair bir kodlama bulunmadığı görülmekle birlikte davacının, örgütün özel önem verdiği kritik kadrolarda görev yaptığı, en yakın sosyal çevresine dâhil olan komiser eşinin ByLock kullanıcısı olduğu gerekçesiyle kesinleşen yargı kararıyla kamu görevinden çıkarıldığı ve hâli hazırda anılan örgüt üyeliği kapsamında hakkında yürütülen ceza davasında firari konumunda olduğu yönünde tespit ve değerlendirmelerde bulunulduğu görülmüştür.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararında yer alan yukarıdaki tespit ve değerlendirmeler ile ilgili olarak davacı tarafından tüm dosya kapsamındaki beyanlarında özetle; örgüt tarafından özel önem verilen ve etkin olmaya çalışılan kritik birimlerde çalıştığı yönündeki iddianın gerçeği yansıtmadığı, eş atamasına tabi olduğundan birden fazla kez tayin görmek zorunda kaldığı, evlenmeden önce ilk atamayla 27/06/2008-15/04/2011 tarihleri arasında Bursa İl Emniyet Müdürlüğünde (Hassas Bölgeleri Koruma Şube Müdürlüğü, Muhabere Elektronik Şube Müdürlüğü) görev yaptığı, evlendikten sonra ise tayinen atama neticesinde Hukuk Müşavirliği bünyesinde Merkez Disiplin Kurulu Büro Amirliğinde görev aldığı, Hukuk Müşavirliği bünyesinde bulunan kurullar arasından yetki ve sorumluluk bakımından en kısıtlı ve dar kapsamlı olan Merkez Disiplin Kurulunda çalıştığı, rütbeli personel olmaması nedeniyle gelen dosyaların sadece yazma ve kurula hazırlanma sürecinde yardımcı personel (katiplik) konumunda görev aldığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi savunmalarında görev almadığı, AİHM kapsamında hiçbir evrakta imzası veya parafının olmadığı, Cumhurbaşkanlığı makamında "ileri Emniyet ve İstihbarat Büro Amirliği” ile bilinen görevlendirmenin Emniyet teşkilatında bilinen İstihbarat Şube Müdürlüğünden farklı olarak devlet büyüklerinin katılacağı davet ve programlara öncü ekip olarak önceden gidip orada güvenlik tedbiri alınmasından ibaret bir görevlendirme olduğu, yine eş atamasına bağlı Erzincan iline tayinen atandığında rutin uygulama olarak Erzincan Polis Meslek Yüksek Okulu İnsan Kaynakları Şubesinde (Personel Şube) göreve başladığı, Erzincan iline ataması yapılınca hamile olması ve doğum izninin bulunması dolayısıyla başka birime ataması yapılmadan kadrosunun burada tutulduğu, doğum izninin bitimine müteakip Erzincan Polis Meslek Yüksek Okulu Eğitim Şubesinde görevine devam ettiği, fiilen İnsan Kaynakları Şubesinde hiç çalışmadığı, görevlendirmelerin çalıştığı birimler itibarıyla kurumca aranan şartlara haiz olmasına bağlı olarak yapıldığı, birinci derece yakınlıktaki anne, baba ve kardeşlerine ilişkin olarak FETÖ iddiası ile ilgili olarak açılmış olan adli veya idari herhangi bir soruşturma ya da kovuşturmanın bulunmadığı, en yakın aile bireylerinin (anne-baba, kardeş) kamuda çalışmakta olduğu ve halen görevlerine devam ettiği, ailesinin FETÖ/PDY terör örgütüne karşıt bir dünya görüşüne sahip olduğu, istinaf kararının gerekçesinin temelinin boşanma aşamasında olduğu K.Y. hakkındaki iddialara dayandığı, K.Y. ile aynı kurumda çalışmaları nedeniyle tanışarak evlendikleri, evliliklerinin üçüncü yılından itibaren şiddetli geçimsizlik nedeniyle evliliklerini bitirmek istediği, ancak müşterek çocuklarının yaşının küçüklüğü nedeniyle boşanma sürecini askıya alınmak zorunda kaldığı, 2019 yılından itibaren müşterek çocuğu ile ortak konuttan ayrılarak ailesinin yanına döndüğü ve eşi ile fiilen ayrı yaşamaya başladığı, istinaf kararında yer verilen "03/08/2023 tarihinde yürütmenin durdurulması isteminin savunma ve ara kararına kadar kabulü yönünde hüküm verilmesinden sonra 04/08/2023 tarihinde eşine yönelik boşanma davası açtığı" yönündeki tespitin gerçeği yansıtmadığı, K.Y.'nin yurt dışında yaşamaya başlaması üzerine kendisinin de yurt dışına giderek anlaşmalı boşanma talebini kabul ettiği ve 13/01/2023 tarihinde Belçika Ülkesi Vilvoorde Noterliğinde anlaşmalı olarak boşandıkları, yurt dışında verilen boşanma kararın kesinleşme sürecinin uzun sürmesi nedeniyle Türkiye'de de 04/08/2023 tarihinde boşanma davası açtığı, Bölge İdare Mahkemesi YD kararının ise UYAP sistemine 08/08/2023 tarihinde yüklendiği, bu tarihten önce söz konusu karardan haberdar olmasının mümkün olmadığı, kaldı ki istinaf aşamasından çok önce 13/01/2023 tarihinde Belçika Vilvoorde Noterliğinde boşanma kararı verildiği, ... kod adlı gizli tanıktan elde edilen SD kartta "AD" ve "EDL" olarak kodlandığı, bu hususun da örgütle irtibatı ve iltisakı noktasında lehe değerlendirilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.<br> Dosyanın ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacının 30/10/2018 tarihinde açmış olduğu boşanma davasında ... Aile Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği; 04/08/2023 tarihinde açmış olduğu boşanma davasında ise, ... Aile Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla tarafların yabancı mahkeme kararı ile boşandıkları, henüz bu karar ile ilgili bürokratik işlemlerin tamamlanmamış olduğu, tarafların 2019 yılından bu zamana kadar ayrı yaşadıkları, fiili beraberliğin tekrar kurulmasına imkan kalmadığı gerekçesiyle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 166/1. maddesi uyarınca davacı ile K.Y.'nin boşanmalarına karar verildiği, anılan kararın 20/02/2024 tarihinde kesinleştiği; ayrıca davacı vekili tarafından 22/05/2024 tarihinde dosyaya sunulan dilekçe ekinde yer alan davacı ile K.Y.'nin boşanmasına ilişkin yabancı mahkeme kararının aslı ve noter onaylı tercümesinin incelenmesinden, davacı ile K.Y. arasında Brüksel şehrinde 13/01/2023 tarihinde alınan karşılıklı rızaya dayalı boşanma öncesi anlaşmalar sonrasında 01/03/2023 tarihinde sicil dairesine karşılıklı anlaşma ile boşanma talebinde bulunulduğu, ... Asliye Hukuk-Aile Mahkemesi... Dairesinin ... tarih ve... sayılı kararı ile davacı ile K.Y.'nin boşanmalarına karar verildiği ve anılan kararın 16/01/2024 tarihinde kesinleştiği, söz konusu kararın kesinleşme şerhi verilmiş aslı ile yetkili makamlarca yapılmış tercümesinin ve apostil şerhinin de dosyada bulunduğu anlaşılmıştır.<br> Davacının yukarıda aktarılan beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar temyize konu İdare Dava Dairesi kararında, Dairelerince 03/08/2023 tarihinde yürütmenin durdurulması isteminin savunma ve ara kararına kadar kabulü yönünde hüküm verildiği, davacının ise 04/08/2023 tarihinde eşine yönelik boşanma davası açtığı yönünde değerlendirmede bulunulmuşsa da, yukarıda yer verilen bilgilerin davacının beyanlarını doğrular mahiyette olduğu, İdare Dava Dairesi kararında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu belirtilen davacının (eski) eşi K.Y. hakkındaki tespitlerde, davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir hususa yer verilmediği görüldüğünden, davacının (eski) eşine yönelik olan söz konusu tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.<br> Diğer taraftan, İdare Mahkemesince yapılan 28/02/2023 tarihli ara kararı ile davalı idareden, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığından, Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığından, Eskişehir İl Emniyet Müdürlüğünden, Ankara İl Emniyet Müdürlüğünden, Tasarruf Mevduatı ve Sigorta Fonundan (Kapatılan ve Tasfiye Edilen Asya Bank A.Ş. Genel Müdürlüğünden) davacının FETÖ/PDY ile irtibatı veya iltisakına ilişkin tespitlerin ve bu tespitlere dayanak bilgi ve belgelerin talep edildiği, ara karara verilen cevaplarda ise davacı hakkında herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığının belirtildiği ve davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibat veya iltisakına ilişkin olarak somut herhangi bir bilgi ve belgenin dava dosyasına sunulmadığı görüldüğünden, davacının örgütle iltisaklı/irtibatlı olması nedeniyle örgütün özel önem verdiği kritik kadrolarda görev yaptığına dair iddianın, somut herhangi bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bilgi ve belge ile desteklenmediği, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.<br> Öte yandan, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunun... sayılı soruşturması kapsamında gizli tanık ...'dan elde edilen dijital materyal içeriğinde, FETÖ/PDY terör örgütünün, Emniyet Teşkilatında kadrolaşma ve mahrem yapılanma faaliyetleri ile örgütün emniyet mensuplarını kodlamasına ilişkin bilgi ve belgelere ulaşılmış olup, Emniyet Mahrem Yapılanması kapsamında Emniyet Genel Müdürlüğü personeline FETÖ/PDY mensuplarınca, örgüt mensubunun örgüte bağlılık derecesi, katıldığı örgütsel toplantı sayısı, örgüt evinde kalma durumu ve verdiği himmet miktarı, örgütten zaman içinde ayrılmış örgüt eski üyesinin örgüte bakışı, örgüte geri dönme potansiyeli, varsa katıldığı örgütsel toplantı sayısı ve verdiği himmet miktarı gibi hususlar dikkate alınmak suretiyle sistematik kodlar verildiği, davacı hakkında düzenlenen 14/03/2023 tarihli Veri İnceleme Raporunda ise, davacının örgüt tarafından, "Tüm Liste" adlı tabloda yer alan "DERECE1" kısmında "AD" olarak, "DERECE2" kısmında ise "EDL" olarak olarak kodlandığı, 16/12/2024 tarihli veri analiz raporunun incelenmesinden, davacının 2015 yılı öncesinde de "AD" ve "EDL" kodlarıyla kodlandığı, "AD" kodlamasının "Emniyet içindeki FETÖ yapılanmasının etki alanı dışındaki kişiler"i, "EDL" kodlamasının ise "Ehli dünya, FETÖ mensubu olmayan, dünya hayatıyla haşir neşir kişi"yi ifade ettiği görülmüş olup, söz konusu kodlama bilgisine ilişkin tespit, bakılmakta olan dava dosyasında yer alan diğer tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br> Bu durumda, yukarıdaki tüm tespit ve değerlendirmeler dikkate alındığında, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların davalı idarece davacıya ödenmesine ve özlük haklarının iadesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,<br>2. Dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların davalı idarece davacıya ödenmesine ve özlük haklarının iadesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,<br>3. Kullanılmayan...-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine, <br>4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 23/12/2024 tarihinde, oyçokluğuyla, kesin olarak karar verildi.<br><br> <br>(X) KARŞI OY :<br><br> 679 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin iptali, işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların davalı idarece davacıya ödenmesi ve özlük haklarının iadesi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br> FETÖ tarafından Devleti ele geçirme ve yeni bir düzen kurma yönündeki örgütsel amaçlarına ulaşmak için mensuplarının evliliklerinin ve aile yaşamlarının örgüt menfaatlerine hizmet edecek şekilde düzenlenmesi yönünde faaliyetlerde bulunulduğu, bu kapsamda katalog evliliği olarak adlandırılan yöntemle örgüt mensuplarının örgüt dışından kişilerle evlenmeleri yasaklanmış ve kendi aralarındaki evlenmeleri de örgütün yönlendirmesi ile gerçekleştirilmiştir. Bu suretle şüpheye yer bırakılmayacak şekilde örgüte sadakatin sağlanması amaçlanmış ve örgüt mensuplarının örgüt dışından kişilerle evlenmelerinin engellenmesi için telkin, baskı, dışlama veya tehdit gibi yöntemlere başvurulmuştur. Örgütün sohbet toplantılarına veya gruplarına eşlerle birlikte katılım sağlanmasına önem verilmiş, bu toplantıların erkek ve bayanlar için ayrı ayrı gruplarda/odalarda gerçekleştirilmesi ve eşlerden her birinin bu gruplardan birinin sorumlusu olması gibi uygulamalara gidilmiş, ByLock uygulamasının kimi durumlarda eşin telefonuna yüklenmesi yöntemi izlenmiş ve örgütten alınan talimatlar doğrultusunda izlenen her türlü tutum ve davranış ile gerçekleştirilen faaliyete eşin de katılımına önem verildiği tespit edilmiştir.<br>Dava dosyasının ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacının eşi K.Y.'nin; komiser olarak görev yapmakta iken 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarıldığı ve ByLock kullanıcısı olduğu, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen yargılama neticesinde... Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla mahkumiyetine karar verildiği, hakkında yakalama kararının bulunduğu, dosyasının temyiz aşamasında olduğu; kamu görevine iade edilmesi talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açtığı davada, ...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davanın reddi yolunda karar verildiği ve anılan kararın kanun yoluna başvurulmaması üzerine kesinleştiği görülmektedir.<br> Bu durumda, her ne kadar davacı hakkında düzenlenen 14/03/2023 tarihli Veri İnceleme Raporunda ve 16/12/2024 tarihli Veri Analiz Raporunda, davacının örgüt tarafından, "AD" ve "EDL" olarak kodlanmış ise de; davacı hakkında kurumu tarafından Komisyona intikal ettirilen personel bilgi dosyasında, davacının FETÖ/PDY örgütünce özel önem verilen ve etkin olunmaya çalışılan kritik birimlerde görev yaptığı, sosyal çevresi hakkında elde edilen bilgi ve belgeler olduğu, ayrıca FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakına ilişkin kanaat bulunduğunun bildirildiği, öte yandan, FETÖ'nün yukarıda yer verilen yapısı ve işleyiş kuralları uyarınca evlilik ve aile yaşamına kadar yansıyan faaliyetlerde bulunduğu ve davacının aile birlikteliği içerisinde birlikte yaşadığı eşinin FETÖ silahlı terör örgütü içerisindeki konumu dikkate alındığında, davacının söz konusu örgütün faaliyetlerinden ve eşinin örgüt içerisindeki konumundan haberdar olmamasının, bir kamu görevlisi olarak yürüttüğü meslek itibarıyla sahip olduğu nitelikler ve donanım ile hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi, davacının, eşinin söz konusu örgüt içerisindeki faaliyetlerine karşı çıktığı yönünde bir delil de bulunmadığı, bu durumun, bir kamu çalışanı olarak Devlete sadakat yükümlülüğü içinde kamu görevini icra etmesi gereken davacı açısından sadakat yükümlülüğünün yerine getirilmesinde şüphenin oluşmasına dairemiz kararlarında da gizli haberleşme aracı olan ByLock kullanan eşin örgüt içindeki konumunun değerlendirildiği gözetildiğinden FETÖ ile irtibat ve iltisakı bulunduğu kanaati oluşmasına neden olan bir delil niteliğinde olduğu sonucuna varıldığından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği görüşüyle, kararın bozulmasına ilişkin çoğunluk kararına katılmıyoruz.<br> <br><br><br></font></p></body></html>
disiplin