<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2019/442 E. , 2025/3142 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>SEKİZİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2019/442<br>Karar No : 2025/3142 <br><br>TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI) : ... <br>VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Odaları Birliği Başkanlığı<br>VEKİLİ : Av. ...<br> <br>2- ... Odası Başkanlığı<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: ... Holding A.Ş'ye bağlı ... A.Ş'de yönetim kurulu başkanlığı ve üyeliği görevlerinde bulunan ve 311 üye sicil numarası ile TMMOB Jeololoji Mühendisleri Odasına kayıtlı olan davacı tarafından, 301 madencinin ölmesiyle sonuçlanan Soma maden kazası olayından dolayı odadan ihraç cezası ile cezalandırılmasına ilişkin TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Onur Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu kararın onanmasına ilişkin TMMOB 43. Dönem Yüksek Onur Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu'nun 26.maddesinde, Odalara kayıtlı meslek mensuplarından bu kanuna aykırı hareketleri görülenlerle, meslekle alakalı işlerde gerek kasten ve gerekse ihmal göstermek suretiyle zarara sebebiyet veren veya akdettiği mukavelelere riayet etmiyen veyahut meslek şeref ve haysiyetini muhil durumları tesbit olunanlara kayıtlı bulundukları oda haysiyet divanınca odadan ihraç cezası cezası dahil Kanunda sayılan cezaların verilmesinin öngörüldüğü, aynı Kanunun 31. maddesinde, odalardan ihraç kararının ancak umumi hükümlere göre medeni haklarını kaybetmiş olanlar veya meslek camiasından uzaklaştırılmalarında mutlak zaruret görülenler hakkında verilebileceğinin hüküm altına alındığı, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Disiplin Yönetmeliğinin 10. maddesinde ise, Odadan ihraç cezasının genel hükümlere göre medeni haklarını kaybetmiş olan, daha önce meslek uygulamasının yasaklaması cezasıyla cezalandırılmış olan ve aynı nitelikte suçu bilinçli olarak yineleyen, meslek topluluğuna zarar vermeyi sürdürerek meslek topluluğuna kazanılamayacağına kanaat getirilen üyeye verileceğinin kurala bağlandığı, bu hukuki durum karşısında, odadan ihraç cezası verilebilmesi için kişinin meslek camiasından uzaklaştırılmalarında mutlak zaruret görülmesinin yeterli olduğu anlaşıldığından, davacıya normlar hiyerarşisi bakımından Kanun ile Yönetmelik hükmü arasında çelişki bulunması halinde üst hukuk kuralı olan Kanun hükmü uygulanacağı cihetle olayda Kanun hükmünün tatbiki gerektiği sonucuna varıldığı, bu durumda, 13/05/2014 tarihinde meydana gelen ve 301 maden işçisinin ölümüne sebebiyet veren bir olayda, bu maden işletmesinin yönetim kurulu başkanlığı ve yönetim kurulu üyeliği görevinde bulunan davacının, olayın vehameti karşısında davalı idarece durumun değerlendirilerek meslek camiasından uzaklaştırılmalarında mutlak zaruret bulunması nedeniyle odadan ihraç cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, davalı idarelerce ihraç kararına dayanak alınan Soma Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturma dosyasından alınan bilirkişi raporunda davacıya kusur izafe edilmediği, Soma Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ... sayılı soruşturmada davacı hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, bu kararın kesinleşmesinden sonra yeni bir delil elde edilememiş olmasına karşın hukuka aykırı olarak kararın kaldırıldığı ve davacı hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesinde E:... sayılı dosyada kamu davası açıldığı, anılan mahkemenin ... tarih ve K:... sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 223/2-c bendine istinaden beraat kararı verildiği, bu karar ile davacının meydana gelen iş kazasında hiçbir dahlinin ve kusurunun olmadığının kesin olarak anlaşıldığı, öte yandan TBMM Soma Kazası Araştırma Komisyonu Raporunda davacıya kusur izafe edilmediği, meydana gelen kazanın öngörülebilir olduğu yönünde herhangi bir tespit yapılmadığı gibi kazanın "ani gaz püskürmesi" neticesinde oluştuğunun belirtildiği, davalı idarelerce bu rapora dayanılarak ihraç kararı verilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı, diğer taraftan davacının kazanın meydana geldiği tarihte ... İşletmeleri A.Ş.'nin Yönetim Kurulu başkanı olmadığı, bu hususun Ticaret Sicili kayıtları ile sabit olduğu, eski tarihte Yönetim Kurulu Başkanlığı yapmış olmasının daha sonraki tarihte meydana gelen kazadan sorumlu olmasını gerektirmeyeceği, kaldı ki salt Yönetim Kurulu Başkanı sıfatını haiz olmanın bir kimse hakkında sorumluluk izafesine yeterli olmayacağı, meslekten ihraç kararı için kanunun aradığı olguların oluşması ve bu olguların kesin deliller ile desteklenmesi gerektiği, öte yandan dava konusu disiplin cezası verilmeden önce davacı hakkında soruşturma açılmadığı, rapor düzenlenmediği ve davacının savunmasının alınmadığı belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür. <br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : <br>Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Başkanlığının Savunması: 13/05/2014 tarihinde ... Holding A.Ş.'ye bağlı ... Kömür İşletmeleri A.Ş. tarafından işletilen maden işletmesinde meydana gelen ve 301 madencinin yaşamını kaybetmesine neden olan facia üzerine ... Holding A.Ş. ve ... Kömür İşletmeleri A.Ş.'de Yönetim Kurulu Başkanlığı ve üyeliği yapmış olan davacı hakkında TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası tarafından disiplin soruşturması başlatıldığı, yürütülen soruşturma ve kovuşturma süreçleri sonucunda konuya ilişkin tüm raporlarda yer alan bilgi, belge, doküman, tespit ve değerlendirmelerin incelenmesi üzerine; kazanın öngörülmesi ve önlenmesini sağlayacak gerek mevzuat gerekse bilimsel ve mesleki açıdan gerekli olan önlemlerin alınmamış, güvenli çalışma koşullarının oluşturulmamış, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine riayet edilmemiş ve çalışma organizasyonunun bunlara göre şekillendirilmemiş olmasında davacının da sorumluluğunun bulunduğu sonucuna varılarak davacının mesleki anlamda kusurlu olduğu tespitinden hareketle dava konusu işlemin tesis edildiği, öte yandan ceza soruşturma ve kovuşturmasının konusunu suç ve cezalar oluşturmakta iken TMMOB ve Odalar nezdinde yürütülen disiplin soruşturma ve kovuşturma süreçlerinin konusunu mesleki faaliyetler oluşturduğundan bu açıdan bir fiilin cezai anlamda suç teşkil etmiyor olması mesleki anlamda da disiplin suçu oluşturmasına engel olmayacağı açık olduğundan temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmuştur.<br>TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanlığının Savunması: Savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br> <br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br> Öte yandan; davacı tarafından, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-c maddesine istinaden beraat kararı verildiği, bu karar ile meydana gelen iş kazasında hiçbir dahlinin ve kusurunun olmadığının kesin olarak anlaşıldığı, kazanın meydana geldiği tarihte ... Kömür İşletmeleri A.Ş.'nin Yönetim Kurulu Başkanı olmadığı, eski tarihte Yönetim Kurulu Başkanlığı yapmış olmasının daha sonraki tarihte meydana gelen kazadan sorumlu olmasını gerektirmeyeceği iddiaları ile temyiz başvurusunda bulunulduğu görüldüğünden söz konusu iddiaların incelenmesi gerekmektedir. <br> Dairemizin 17/02/2022, 27/10/2023, 07/05/2024 tarihli Ara Kararları ile çeşitli kamu kurumlarından birtakım bilgi ve belgeler (TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası tarafından hazırlanan Temmuz 2014 tarihli "Manisa-Soma Karanlıkdere Mevki Kapalı Ocak Kömür Madeni İşletmesi İş Cinayeti/İş Kazası Raporu"nun, maden kazalarının araştırılarak iş sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerinin belirlenmesi amacıyla kurulan TBMM Meclis Araştırma Komisyonu'nun soma maden kazası ile ilgili hazırlamış olduğu raporun, ... Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı'nın ... esasına kayden açılan ceza dava dosyasının, Soma Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma numaralı dosyasından Soma Maden Kazasının araştırılmasına yönelik atanmış bilirkişi heyetince hazırlanan 05.09.2014 tarihli "Bilirkişi Asli Raporu"nun, davacının ... Kömür İşletmeleri A.Ş.'de hangi tarihlerde yönetim kurulu üyeliği ve başkanlığı yaptığı hususuna yönelik Ticaret Sicili kayıtlarının) dava dosyasına getirtilerek dava konusu Odadan ihraç kararının verilmesine gerekçe gösterilen hususlar incelenmiştir. <br> TMMOB Soma Maden Faciası Raporunun 24. sayfasında, "Facianın oluş şekli" başlığı altında, "Olay henüz bütün yönleriyle aydınlatılamamıştır. Bununla beraber, ocaktaki kömür damarlarının kendiliğinden yanmaya müsait olduğu, hem bilimsel çalışmalarla belirlenmiş hem de pratikte yaşanan pek çok olayla eskiden beri bilinmektedir. Eldeki mevcut veriler, ölüm nedenleri ve tanık ifadeleri; olayın, kömürün kızışması (oksidasyonu) sonucu meydana geldiğini göstermektedir. (...) kömür kızışmasının bilahare açık aleve dönüşerek lastik nakliye bandını, elektrik kablolarını, ağaç tahkimatı ve plastik olduğu iddia edilen basınçlı hava borularını tutuşturmuş olabileceği düşünülmektedir. Elektriğin bir süre kesilmesinin de ocakta aktif olan çok sayıda tali vantilatörün çalışamaz duruma gelmesine yol açtığı ve bu nedenle oluşan termodinamik dengesizliğin, kızışma ve yangın sürecinde, muhtemelen ocakta kızışmaların sürdüğü tüm imalat alanlarından ortama, çalışanların zehirlenmesine yol açacak miktarda yoğun karbonmonoksit salınımına neden olduğu anlaşılmaktadır."; 25. sayfasında, "Faciaya ilişkin tespitler" başlığı altında; " (...) olayın meydana geldiği ocak, işçi sağlığı ve güvenliği bakımından 'çok riskli' olarak tanımlanan bir bölgede bulunmaktadır. (...) Ülkemizdeki en önemli linyit havzası olan Soma'da yeni çalışma bölgelerinde, derinliğin artmasına bağlı olarak kömürün yüksek miktarda metan içeriğine sahip olduğu belirlenmiştir. Burada hata yapılması asla kabul edilemez. Gerekli olan tüm araştırmalar yapılmadan ve metan drenajı gerçekleştirilmeden burada kesinlikle üretime başlanılmamalıdır. (...) Ocak ihalesini alan ilk firmanın sahayı devretme nedeni de buradaki kömür damarının metan içermesi ve yangına elverişli olmasıdır." tespitlerine yer verildikten sonra; facianın yaşanmasında etkili olan unsurların, taşeronlaşma, üretim zorlaması, ocakta uygulanan işletme yöntemi, havalandırma sisteminin yetersizliği, CO sensör verileri,kişisel koruyucu donanım yetersizliği, denetim zaafiyeti olarak sıralandığı görülmektedir.<br> TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odasının hazırladığı İş Cinayeti/ İş Kazası Raporunun 21. sayfasında benzer şekilde, kazanın muhtemelen eski ocak panolarında kömürün oksitlenmesi sonucu kızışmaya bağlı olarak gerçekleştiği, bu durumun işletme içerisinde gerçek zamanlı olarak yapılması gereken izleme-kontrol ve denetimin yeterince ve sağlıklı şekilde yürütülmemesi neticesinde meydana geldiği izleniminin edinildiği belirtilmiştir.<br> TBMM Meclis Araştırma Komisyonunun hazırlamış olduğu raporun 516. sayfasında yer alan "Kazanın oluşum özeti" başlığı altında, "İşçi ve görgü tanıklarının ifadeleri, kaza yerinde ve belgelerde yapılan incelemeler sonucunda kazanın oluşumu ile ilgili Komisyonumuzda oluşan güçlü kanaat aşağıda anlatılmıştır. 1. Kömürün alınması nedeniyle C panosunun olduğu bölgede oluşan boşluk zaman içinde CO ve CH4 ile dolmuştur. 2. Bahsedilen boşluk üzerindeki katmanların önce yavaş yavaş sonra aniden oturması sonucunda boşlukta oluşan gazlar önce yavaş sonra da püskürerek ocak içindeki galerilere girmiştir. 3. Bu sırada A panolarında biriken CH4 de boşluklardan yol bularak ortama yayılmıştır. 4. Kaza yerindeki konveyör bantların ex-proof olmayan motorlardan kaynaklanan ark ile ortama yayılan yüksek konsantrasyondaki metan sönük alev şeklinde yanmaya başlamıştır. 5. Metan yangını sonucu konveyörün bandı ve kamalar da tutuşmuştur. Sonuç olarak; 1. C panosu gibi eski panoların yeryüzünden gaz drenajın yapılmış olsaydı, 2. Panolar ve galeriler arasında bırakılan topukların genişlikleri uygun olsaydı, 3. Barajlar sızdırmazlıkları tam olarak sağlanacak şekilde kurulsaydı, 4. U3 bölgesi gibi yüksek yük gerilimi altında kalan galerilerin hem duyarlılık hem sızdırmazlık açısından iç cidarları keson beton ile tahkim edilip, bu betonlarda yük gerilimi eşit dağılması için dairesel olması sağlansaydı, 5. Kullanılan ekipmanların tümü ex-proof özellikte olsaydı, 6. Ana galerilerde ağaç kamalar yerine hasır tel, beton saplaması ve püskürtme beton gibi yanmaya direnci yüksek malzemeler kullanılmış olsaydı, 7. Konveyörün bantları alev yürütmez tipten olsaydı, bu bölgede böyle bir kazanın olma riski oldukça düşük olurdu." şeklinde tespitlere yer verilmiştir.<br> Soma Cumhuriyet Savcılığınca hazırlatılan 05/09/2014 tarihli bilirkişi raporunun "Sonuçlar" başlıklı bölümünde; "(...) 13/05/2014 tarihindeki maden kazasının, kaza öncesi teknik verilerin değerlendirilmesi sonrasında, pek çok ihmal ve kusurun bir araya gelmesi sonucu meydana geldiği ve kazanın önlenebilir olduğu fikri bilirkişi heyetimizde oluşmuştur. Otopsi sonuçlarına göre ölümlerin büyük çoğunluğu CO kaynaklı COHb zehirlenmesi sonucunda meydana gelmiştir. Bu boyutta bir zehirlenmenin meydana gelebilmesini sağlayacak CO konsantrasyonuna, yer altı ocağının boyutları göz önüne alındığında, tek başına bant, ahşap tahkimat ve PVC boru yangınının neden olması olası görülmemektedir. Olayın ana kaynağı, U3 trafosunun etrafında topuk olarak bırakılan kömürün kontrolsüz bir şekilde kendiliğinden yanması sonucu oluşan CO'in temiz hava girişine ulaşması, temiz hava ile temas eden kendiliğinden yanan kömürün tam yanmaya dönüşmesi, bu yangının 4 nolu kömür nakil bandının bulunduğu yola sirayet ederek bu bölümdeki ve 3 nolu kömür nakil bandının bulunduğu yoldaki bant, ahşap tahkimat, PVC borular ve elektrik kablolarını tutuşturması ve su ile soğutma çalışmaları sonucu açığa çıkan zehirleyici ve boğucu gazlardır." tespitine yer verdikten sonra; olayın meydana gelmesinde kusuru bulunan kişiler şu şekilde tespit edilmiştir:<br> "1. Olayın meydana gelişinden önceki tarihlerde, ocak havasının denetimi için kurulan gaz izleme sensörleri, olayın başlangıcını haber vermiş, ancak bu durum şirket yetkilileri tarafından dikkate alınmamıştır. Ocak içi yangınının başladığını gösteren CO, sıcaklık yükselmesi ve ocak çıkış havasındaki oksijen seviyesinin düşmesi, yangının başladığının en önemli kanıtıdır. Oksijen seviyesi, madenlerde izin verilen değerlerin altında, CO ve sıcaklık değerleri, izin verilen sınır değerlerin üzerinde seyretmiştir. Sensörlerden gelen bilgiler, ocakta meydana gelen kazanın olacağını önceden bildirmesine rağmen, bilgilerin dikkate alınmaması ve çalışmaların durdurulmaması çok önemli bir ihmali göstermektedir." şeklinde belirtilmiş olup sorumlular arasında "işveren (Yönetim Kurulu Başkanı)" da zikredilmiştir.<br> "4. Revize projesinde, sözleşmede belirlenen 1.500.000 ton/yıl üretimin gerçekleştirilebilmesi için yer altı ve yer üstü çalışanların sayısı 2226 kişi olarak verilmiştir. Bu kapasitenin sağlanması için birisi yedek olmak üzere 2 adet 2500 m3/dakika kapasiteli vantilatör kullanıldığı beyan edilmiştir. 2012 yılında gerçekleştirilen kömür üretimi 3.816.015 ton, 2013 yılında ise bu rakam 3.566.457 ton'dur ve 2014 yılındaki havalandırma ölçümlerinin yapıldığı defterlerde, ocak çıkış havası debisinin 1980 m3/dakika civarında olduğu saptanmıştır. Bazı ayaklarda ölçülen hava hızlarının, sınır değer olan 0.5 m/sn'nin altında olduğu saptanmıştır. 2014 yılının Mart ayında, hak ediş dosyasından alınan sigortalı olarak prim yatırılan toplam işçi sayısı 3367 olarak belirlenmiştir. Üretimin iki katından fazlasına çıkarılmış, çalışan sayısının artırılmış olmasına rağmen, havalandırma sisteminin aynen korunmuş olması, iş sağlığı ve güvenliği yönünden çok büyük bir ihmali ortaya koymaktadır." şeklinde belirtilmiş olup sorumlular arasında "işveren" de zikredilmiştir.<br> "5. Yangın tehlikesi bulunan yer altı kömür işletmelerinde, yanmaya karşı gerekli önlemlerin alınması, kullanılan makine ve ekipmanların yanmaz veya zor tutuşur malzemelerden seçilmesi gerekmektedir. Grizulu ocak olarak sınıflandırılan Eynez yer altı işletmesinin tüm elektrikli ekipmanlarının anti-grizu veya alev sızdırmaz (Ex-proof) olarak seçilmesi gerekmektedir. Gerçekleştirilen keşiflerde, yardımcı tahkimat malzemesi olan ahşap kamaların, PVC boruların ve bantların yangına karşı dayanıklı olmadığı, bant motorlarından bazılarının ve elektrik kablolarının bağlantı uç ekipmanlarının alev sızdırmaz olarak seçilmediği tespit edilmiştir." şeklinde belirtilmiş olup sorumlular arasında yangına meyilli olan böyle bir işletmede yangın riskine karşı gerekli altyapıyı oluşturmayan "işveren" de zikredilmiştir. <br> "6. Çalışanların kullanımına verilen ve yangın esnasında işçilerin güvenli bölgeye kaçışlarına yardımcı olacak CO gaz maskelerinin kontrol kayıtlarının düzenli tutulmadığı ve rutin kontrollerin düzenli olarak yapılıp yapılmadığı anlaşılamamıştır. Tanık ifadelerinden, olay esnasında bazı CO maskelerinin işlevini yerine getirmediği, çalışanların zimmetinde bulunan maskelerin kontrollerinin uzun süre yapılmadığı anlaşılmıştır." şeklinde belirtilmiş olup sorumlular arasında CO gaz maskelerinin kontrol kayıtlarını denetlemekle görevli olan ve yaptırım gücünü uygulamayan "işveren" de zikredilmiştir.<br> "7. Teknik nezaretçi defterinin düzenli tutulmadığı, son 4 kaydın nüshalarının defterde kaldığı, tehlike sınırlarının aşılmış olmasına rağmen, tehlikeli gaz değerleri için defterde herhangi bir ibareye rastlanılmadığı yapılan incelemelerden anlaşılmıştır. Gaz ölçüm defterinden elde edilen veriler ile sensörlerden elde edilen verilerin birbirini tutmaması nedeniyle kayıtların rastgele tutulduğu tespit edilmiştir." şeklinde belirtilmiş olup ölçüm anomalilerinin gözlenmeye başladığı 2014 yılı başından itibaren defterlerin tutulmasından, ölçümlerin yapılması ve kayıt altına alınmasından "işveren" in de sorumlu olduğu ifade edilmiştir.<br> "9. Soma Kömür İşletmesi, Eynez yer altı kömür sahasının bazı bölümlerinde, tek bir bacadan üretim yapılması nedeniyle tehlikeli olduğu için kullanımı sakıncalı olan Kara Tumba yöntemiyle üretim yapıldığı, imalat planlarında ve hak edişlerde verilen planlarda görülmektedir. Yer altında çalışan sayısının artmasına ve risk faktörünün yükselmesine neden olan bu yöntemin, daha fazla kömür kazanılması için kullanılmasına izin veren ve bunları denetlemeye ve güvenli olmadığı için durdurma yetkisine sahip olmasına rağmen gerekli müdahaleyi yapmayan" sorumlular arasında 'işveren'in de olduğu anlaşılmaktadır.<br> "10. Soma Kömür İşletmesine ait 2013 ve 2014 yılları Termin Takip kayıtları incelendiğinde, aylar ve yıllar bazında programlanan üretimden 2-2,5 kat fazla üretim yapıldığı anlaşılmaktadır. (2013 yılı için programlanan üretim 1.500.000 ton, gerçekleşen üretim 3.566,456 ton). Bu sonuçlar, işletmede 'üretim zorlaması' olduğunu ve işçilerin ifadelerinde de belirttiği gibi fazla çalışmaya zorlandıkları savını doğrulamaktadır. Üretim zorlaması beraberinde alınması gereken tedbirlerin alınmamasına ve tehlikeli çalışma koşullarının oluşmasına yol açmıştır." şeklinde belirtilmiş olup üretim zorlamasını gerçekleştirmesi nedeniyle sorumlular arasında "işveren" de yer almıştır.<br> "11.Vantilatör ve aspiratörlerin, gerektiğinde hava akımını ters yöne çevirebilecek tipte düzenlenmiş olması koşulu ocakta yerine getirilmemiştir. Bu durum kurtarma faaliyetlerinde olumsuz etki yaratmıştır." şeklinde belirtilmiş olup bu teknik zorunluluğu yerine getirmeyenler arasında işveren de yer almaktadır.<br> "13. Maden ocağında kullanılan gaz sensörlerinin akredite bir kurum veya kuruluş tarafından kalibrasyonlarının yapılmaması" nedeniyle işveren de sorumlu tutulmuştur.<br> "15. Çalışılan kömür damarlarının yangına müsait oluşu dikkate alınarak özellikle terk edilen eski üretim alanlarının kontrolünün yapılarak kömür yangınlarına karşı gerekli önlemlerin alınmaması, uygulanan üretim yönteminin göçük içerisinde çok fazla yanmaya müsait kömür bırakmaya meyilli olması nedeniyle yangına elverişli kömür ocakları için elverişli olmaması" nedenleriyle bu yöntem ile üretime karar veren ve bunu onaylayarak üretimin devam etmesini sağlayan "işveren"in de sorumlu olduğu belirtilmiştir.<br> "16. Çok tehlikeli iş sınıfı kapsamına giren yer altı maden işletmelerinde yapılması gereken risk değerlendirmelerinin içerisinde ocak yangınlarına karşı kapsamlı bir risk değerlendirmesi ve alınacak önlemlere ilişkin bir bölümün mevcut olmaması" nedeniyle "işveren" de sorumlular arasında yer almıştır. <br> "17. Çalışanlara işe başlamadan önce verilmesi gereken en az 32 saatlik mesleki eğitim, işe başlamadan önce verilmesi ve her yıl tekrarlanması zorunlu 16 saatlik iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin tam olarak verilmemesi, tanık ifadelerinden söz konusu eğitimlerin gerçek anlamda yaptırılmadan belgelendirilmesi" nedeniyle sorumlular arasında "işveren"in de sorumlu tutulduğu görülmektedir.<br> "19. İşyerinde tahliye amaçlı bir planlamanın bulunmaması" nedeniyle "işveren"in de sorumlu tutulduğu anlaşılmaktadır.<br> Davacı hakkında yapılan ceza kovuşturması sonucunda taksirle öldürme suçundan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c maddesi uyarınca verilen beraat hükmüne ilişkin ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararın istinaf edilmesi üzerine istinaf başvurularının esastan reddine dair ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının temyiz incelemesinde, Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararında, davacı ile ilgili olarak; "Sanık ...'ın 24/12/2013 tarihine değin ... Kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı olduğu, oğlu olan sanık ...'ın yönetim kurulu başkanı olarak göreve başladığı 24/12/2013 tarihi itibariyle ... Kömür İşletmeleri A.Ş.'nin yönetim kurulu üyeliği ve başkanlığı görevinden ayrıldığı; kaza tarihi itibariyle şirkette resmi olarak bir görevinin bulunmadığı, görevden ayrılması sonrasında gerek şirketin gerekse işletmenin işleyişine, çalışma şekli ve düzenine müdahale ettiğine ilişkin dosya içerisinde mevcut herhangi bir delil bulunmadığı, ayrıca sanığın yönetim kurulu başkanlığı görevine devam etmesi halinde, kazaya neden olan ve geçmişe uzanan eksiklikleri giderip gidermeyeceğinin yahut ocağı üretime kapatıp kapatmayacağının tespitinin de mümkün olmadığı, bu nedenle sanığın şirket yönetim kurulu başkanı olarak görev yaptığı dönemdeki faaliyetleri ile kaza arasındaki illiyet bağının, resmi olarak şirketten ayrıldığı 24/12/2013 tarihi itibariyle kesildiği anlaşılmakla, (...) yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekillerinin suç vasfına ve ceza miktarlarına ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, (...) istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karara karşı yapılan temyiz isteminin isteme uygun olarak 5271 sayılı CMK'nın 302/1. maddesi uyarınca esastan reddine" karar verilmiş ve beraat kararı davacı yönünden 30/09/2020 tarihinde kesinleşmiştir.<br> Anayasa Mahkemesi kararlarında (Özcan Pektaş,; Kürşat Eyol, Galip Şahin kararları) cezai sorumluluğunun bulunmadığı tespit edilmiş veya ceza sorumluluğu ortadan kalkmış olsa dahi aynı olaylar nedeniyle -daha hafif bir ispat külfeti temelinde- kişi hakkında başka tür bir sorumluluğun tesis edilmesinin önünde bir engel bulunmadığı, bu bağlamda ceza yargılamasına konu maddi olay ve olguların disiplin hukuku esasları çerçevesinde diğer kamu makamlarınca (idari/adli) ayrıca değerlendirilmesi ve bu değerlendirme sonucunda ulaşılacak kanaate göre işlem/karar tesis edilmesinin mümkün olduğu değerlendirilmektedir. Yine kamu makamlarının işlem ya da kararlarında belirttikleri gerekçeler veya kullandıkları dil nedeniyle bireye cezai sorumluluk yüklememeleri, ceza mahkemeleri tarafından suçlu bulunmamış bireyin masumiyeti üzerine gölge düşürülmesine sebebiyet vermemeleri gerektiği vurgulanmaktadır.<br> Yine Anayasa Mahkemesinin 20/10/2020 tarih ve 31280 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 02/07/2020 tarihli ve 2016/13566 başvuru numaralı kararında, "Disiplin suçuna ve ceza yargılamasına konu eylemlerin aynı olduğu hâllerde disiplin soruşturmasıyla ilgili uyuşmazlıklara bakan idari mahkemelerin fiilin sübutuyla ilgili olarak ceza mahkemesinin ulaştığı kanaate saygı göstermesi ve bunu sorgulayacak ifadeler kullanmaması beklenir. Aksi takdirde kişinin ceza mahkemesinde beraat etmiş olmasının bir anlamı kalmaz. Bu bakımdan idari mahkemeler dâhil devletin diğer otoritelerinin beraat kararından şüphe duyulmasına yol açacak biçimde hareket etmekten kaçınmaları gerekir." şeklinde değerlendirmelere yer verilerek esasen gerekçeli kararda kullanılan dil bakımından kişinin masumiyetinin zedelenmemesi gerektiğine vurgu yapılmaktadır. <br> Buna göre, ceza yargılamasında kullanılan delillerin disiplin soruşturma ve kovuşturma aşamalarında dikkate alınması başlı başına masumiyet karinesinin ihlali anlamına gelmeyeceği gibi gerek disiplin cezasını veren idarece gerekse bu yaptırımın hukuki denetimini yapan idari yargı organlarınca disiplin hukuku ilke ve kuralları içinde kalınarak değerlendirme yapılmasına da hukuken engel bulunmamaktadır.<br> Olayda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararı incelendiğinde; "çalışanlara verilen maske seçimi ve kullanımına dair eğitimlerdeki yetersizlik, teknik nezaretçi defteri, haberleşme ve tahliye organizasyonundaki eksiklik, eski imalat sahalarının denetlenmesi, çalışanlara verilen eğitim, iş güvenliği uzmanları ve risk değerlendirmesindeki eksiklik" şeklindeki kusurlu hareketler, işin fiilen sahada yürütümü ile ilgili olup bu hali ile planlama, maliyet, karar alma, yönetme, icra kabiliyeti ve organizasyon itibariyle işletme yapısı içerisinde kalan kusur ve eksiklikler olarak değerlendirilmekte iken; havalandırma planı ve altyapı-üretim miktarı ilişkisi olarak isimlendirilen ve mekanizasyona dayalı üretim talebi ve yönetimi doğrultusunda hızla artan üretim miktarı ile orantılı gelişmeyen nakliye sistemi ve ocak havalandırmasına dair kusurlu hareketlerin ise; işin yürütümü ile ilgili olmayıp üst düzey idare ve en üst karar alma merciini ilgilendiren, yönetimsel kusur ve eksiklik olarak nitelendirildiği görülmektedir. Bir başka deyişle, işletmenin gerekli alt yapısını oluşturmadan yıllık 1,5 milyon ton tüvenan kömür üretimine göre planlanmış olan ocak nakliye ve havalandırma alt yapısına rağmen, havalandırmada herhangi bir değişiklik ve yatırım yapılmaksızın yüklenici şirket yönetim kurulu başkanının mekanizasyona dayalı üretim talebi, talimatı ve yönelimi ile yıllık 3,5 milyon ton tüvenan kömür üretilmesine geçilmesi olgusunun, esasen yönetimsel bir kusur olmakla birlikte işletme organizasyonu içinde çeşitli kademelerde bulunan uzmanların gerekli uyarı ve ihtarları yapmaması nedeniyle işletme yönetim organizasyonu içinde bulunan sanıkların prensip itibariyle netice ile arasında illiyet bağı bulunan tüm kusurlardan sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.<br> Yine aynı Mahkeme kararında, kusurlu hareketin tek başına neticeyi meydana getirme yahut neticeyi engelleyebilme kuvvetine sahip olup olmamasına göre kusur derecelendirmesi yapıldığı, bu kapsamda, şayet ocağın havalandırma altyapısı, artan üretim miktarı ile orantılı gelişmiş olsa idi S panolarındaki büyük can kayıplarının yaşanmasının önüne kesin olarak geçilebilecek olması nedeniyle bu hususun asli kusur olarak değerlendirildiği ve özellikle Haziran-2011 tarihli S Panoları için ek revize projesiyle ikinci hava yolu dönüşünün faaliyete geçirilememesinin bu hususta başat etken olarak gösterildiği anlaşılmaktadır.<br> Davacının, 24/12/2013 tarihine değin ... Kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı olduğu, bu tarihten itibaren ise oğlu ...'ın Yönetim Kurulu Başkanı olarak göreve başladığı, davacının Yönetim Kurulu üyeliğinden ayrıldığı tarih ile kaza tarihi arasında 4 ay 19 günlük zaman diliminin bulunduğu anlaşılmaktadır.<br> İstisnai bir kusurluluk şekli olan taksirde failin cezalandırılabilmesi için hareketin gerek icrai gerekse ihmali surette gerçekleşsin iradi olması ve gerçekleşen neticenin öngörülebilir olması gerektiği noktasından hareketle ceza mahkemesince taksirle öldürme suçu bağlamında bir değerlendirme yapılmakta olup kaza tarihinden 4 ay 19 gün önce Yönetim Kurulu Başkanlığından ayrılması nedeniyle ihmali hareketten kaynaklı neticeyi engelleyebilme hak, yetki ve sorumluluğu bulunmadığından ve şirketteki resmi görevinden ayrıldıktan sonra da şirketin ve işletmenin işleyişine, çalışma şekli ve düzenine müdahale ettiğine ilişkin dosya kapsamında bir delil bulunmadığından bahisle davacı hakkında beraat kararı verildiği görülmektedir. <br> Öte yandan kamu kurumu niteliğinde meslek örgütlenmesi olan TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odasının ise, dayanağını Anayasa ve 6235 sayılı Kanunun 26. maddesinden alan meslek disiplini ve ahlakını koruma görevi kapsamında meslekle alakalı işlerde gerek kasten ve gerekse ihmal göstermek suretiyle zarara sebebiyet veren üyelerine odadan ihraç cezası dahil disiplin cezası verme yetkisinin bulunduğu, burada "kast" ve "ihmal" ibarelerinin birbirlerinin zıddı ifadeler olarak kullanıldığı görülmekle birlikte kullanılan kavramların ceza hukukunda kullanılan ifadelerle birebir örtüşmediği, bu nedenle 6235 sayılı Kanunda kullanılan bu kavramların disiplin hukuku ilke ve kuralları doğrultusunda dikkate alınması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. <br> Tüm bu değerlendirmeler sonucunda, icrai veya ihmali davranış göstererek zarara sebebiyet veren ve ortaya çıkan hukuki sonuç ile sonucu ortaya çıkaran olguların bir bütün halinde ve mesleki anlamda kişiye isnat edilebilir nitelikte bulunması durumunda TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odasının üyelerine disiplin cezası verebileceği açıktır.<br> Buna göre; dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporu, ... Ağır Ceza Mahkemesinin gerekçeli kararına yansıyan tespitler ve dosya muhtevasında bulunan diğer bilgi ve belgeler bir bütün halinde incelendiğinde; olayın meydana gelmesinin işin yürütümü esnasındaki bir anlık eksiklik veya bir konudaki yanlış bir uygulamadan değil; bilakis davacı ...'ın Yönetim Kurulu Başkanlığını da kapsayan dönemde, yer altı madenciliği için hayati önemi haiz ocağın havalandırmasının yeterli alt yapıya sahip olmamasına rağmen riskli havalandırma sistemi ile üretime devam edilmesinden, revize planlarda öngörülen ek/yeni nefeslik ve havalandırma sisteminin uygulamaya geçirilmemesinden kaynaklandığının anlaşıldığı, nakliye ve havalandırma özelinde yeterli altyapı oluşturulmadan, S panoları için öngörülen ek, tali hava dönüş yolu işletime alınmadan halen mevcut havalandırmanın kullanılması şeklinde gerçekleşen üretim zorlaması eylemlerinin yönetimsel bir işletme politikasına dayandığı, davacının görevden ayrılıp oğlu ...'ın göreve gelmesi ile söz konusu üretim politikasının değişmediği, işletmedeki üretim zorlamasının 2013 dönemi termin kayıtlarına da yansıdığı üzere davacının aktif görevde olduğu dönemde de devam ettiği görüldüğünden; olayın meydana gelmesine davacının görevde olduğu dönemi de kapsayan ve birbirinden ayrıştırılması disiplin hukuku yönünden mümkün olmayan ihmaller silsilesinin yarattığı eksikliklerin neden olduğu sonucuna varılmaktadır.<br> Bu itibarla; davacının odadan ihraç cezası ile cezalandırılması yönünde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle,<br>1. Temyiz isteminin reddine,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen açıklamayla ONANMASINA, <br>3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,<br>4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,<br>5. Kesin olarak, 20/03/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. <br><br></font></p></body></html>
disiplin