<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2022/11072 E.  ,  2025/1677 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>BEŞİNCİ DAİRE <br>Esas No : 2022/11072<br>Karar No : 2025/1677<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacının, FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir Bank Asya isimli banka hesabında bulunan para miktarını FETÖ/PDY terör örgütü liderinin talimat verdiği tarih sonrasındaki dönemde arttırdığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı olan Aktif Eğitimciler Sendikasına üye olduğu, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yayın organı olan Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye ödemede bulunduğu, bu durumda Mahkemeleri tarafından belirtilen tespitlerin incelenip değerlendirilmesinden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile en az irtibat ve iltisak düzeyinde bağı bulunduğu ve bu haliyle Anayasa'da yer verilen sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşılan davacının, Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine ekli liste ile kamu görevinden çıkarılmasından sonra kamu görevine iadesi istemiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine dair dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacının istinaf başvurusunda bulunması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Terör örgütleri veya birtakım gruplara nasıl, ne zaman ve ne şekilde irtibatlı olduğuna dair en ufak bir delil gösterilmediği, savunmasının alınmadığı, kendisine kamu görevinden çıkarıldığına dair herhangi bir tebligat yapılmadığı, kamu görevinden çıkarılmasına dayanak 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Anayasa'ya aykırı olduğu, yerel mahkemece bu hususta bir inceleme yapılmadığı, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin, durumun gerektirdiği türden bir tedbir olmaması nedeniyle Anayasa'nın 15 ve 121.maddelerine aykırı olduğu, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin disiplin işlemlerinin Anayasa'nın 128/2 maddesindeki “diğer özlük hakları” kapsamında olduğu ve disiplin cezalarının neler olduğuna dair eylemler ile cezaların ancak kanunla düzenlenmesi gerektiği, KHK ile belirlenemeyeceği, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, hakkında resmi bir soruşturma yürütülmeksizin ve savunma hakkı tanınmaksızın işlem tesis edildiği, isnadı öğrenme hakkının tanınmadığı, KHK kapsamında, iddia edilen fiilin kendisi tarafından ne suretle, ne zaman işlendiğine ilişkin tek bir bilgi dahi görülmediği, kim tarafından, ne zaman ve nasıl işlendiği tam olarak bilinmeyen ve tespit edilmeyen bir fiilin kendisi tarafından yapıldığı şeklindeki bir ön kabulün hukuka uygun olmadığı, isnat edilen suçun manevi unsurunun sakat olduğu, söz konusu suçun işlenebilmesi için ancak özel kastın gerekli olduğu, bu durumu bilmesinin ve bunu istemesinin gerektiği, taksirle işlenmesinin mümkün olmadığı, kasıt olmadığı takdirde manevi unsur gerçekleşmiş olmayacağından suçun da oluşmayacağı, böyle bir kasıt içerinde bulunmasının söz konusu dahi olmadığı, gerek eğitim-öğretim yıllarında gerekse meslek yaşantısında en ufak siyasi veya dini bir örgüte dahil olmadığı, her türlü zararlı siyasi oluşumlara karşı olduğu gibi hiçbir dini grup, cemaat ve benzeri oluşumlara da hayatında yer vermediği, göreve başladığı 2002 yılından başlamak üzere 2014 yılına kadar toplam 12 sene ideolojik kaygılarla hareket edildiğini ve eğitim meselelerine yeterince eğilmediklerini düşündüğünden hiçbir memur sendikasına üye olmadığı, meslektaşlarının ricası ve mesleki anlamda açmayı planladığı davada ücretsiz avukat yardımından faydalanmak, eğitim meselelerine yeni çözüm önerileri bulabilmek amacıyla arkadaşlarının da yönlendirmesiyle bu sendika ile ilgili yeterli bilgi sahibi olmadan Aktif Sen isimli meslek sendikasına üye olduğu, sendikanın hiçbir siyasi parti ile bağının bulunmaması, hiçbir siyasi oluşumla anılmaması ve devam eden süreçte sendikalıların kılık-kıyafet serbestisine ilişkin çalışmalarının bulunmasının da bu sendikaya üye olmasını sağlayan bir diğer neden olduğu, bununla birlikte, bu dönemde hiçbir sendikal faaliyette bulunmadığı, ancak ilgili sendikanın Fethullahçı yapılanma ile ilgili olduğu konusunda söylentiler yayılmaya başlayınca ve bu yapılanma ile ilgili olduğu yönünde kanaat oluşunca bu sendikadan 2016 yılının Şubat ayında istifa ederek ayrıldığı, bu haliyle, ilgili sendikanın kapatılma tarihine kadar sendika üyesi olmadığının açıkça ortada olduğu, anılan Sendikanın hiçbir organizasyonunda yer almadığı ve yöneticilik görevinde bulunmadığı, bu sendikanın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü yapılanmasının bir unsuru olduğunu kesinlikle bilmediği, yerel mahkemece atıf yapılan bu iddiayla ilgili olarak yargılandığı ve bu yargılama sonucunda da beraat kararı verilerek aklandığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle hiçbir ilgisinin bulunmadığının ortaya konulduğu, yerel mahkemece Bank Asya'da hesabının bulunduğu ve 2014 yılında üç ayrı hareketle para yatırdığı iddia edilmiş ise de, yargılandığı davada ve yine OHAL Komisyonu başvuru dilekçesinde, Bank Asya isimli finans kuruluşunda 2013 yılı öncesinde hesabının bulunduğunu ancak bu hesabını 2013 yılı içerisinde kapattığını, tüm parasını çekerek hesabını sıfırladığını, 17-25 Aralık sürecinden sonra da bu bankada en ufak bir para hareketinin bulunmadığını açıkça deklare ederek örgütle irtibatı olmadığını tek başına ispat ettiği, gerek aleyhine hazırlanan iddianamede, detayları ve belgeleriyle Bank Asya’daki hesabını 2013 yılı itibariyle kapattığının ve 17/25 Aralık sonrası bırakın artışı en ufak bir işlem dahi bulunmadığının net, tartışmasız şekilde vurgulandığı ve şahsına en ufak bir suçlama dahi yöneltilmediği, durum bu kadar açık olduğu halde, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonunca eşinin hesabına para yatırmakla itham edildiği, bu hususun suç ve cezaların şahsiliği ilkesiyle tamamen çeliştiği ve hukuk Devleti ilkesiyle izah edilemeyeceği, Cihan Medya ajansı olarak tarif edilen medya grubuna herhangi bir üyeliğinin veya aboneliğinin bulunmadığı, Komisyon tarafından yapıldığı iddia edilen ödemelerin, örgüt suçu kapsamında yapılan bir ödeme olarak yorumlanmasının dahi açık bir insan hakları ihlali olduğu, bir öğretmen olarak öğrencilerine MEB müfredatına uygun olarak birçok medya organı tarafından verilen eğitim setlerini kendi bütçesiyle satın aldığı, bu kapsamda Doğan Yayın grubu ve İhlas Yayın Grubu tarafından verilen birçok eğitim setini, öğrencilerinin gelişmesi ve sınavlara hazırlık yapmaları kapsamında kendi bütçesinden satın alarak sınıfta yaptığı eğitimlerinde kullandığı, nitekim Cihan Medya grubu tarafından da satılan eğitim setlerini kendi bütçesinden olmak üzere satın aldığı ve öğrencilerinin gelişimi için kullandığı, bu haliyle Cihan Medya Dağıtım A.Ş.’ye yapıldığı söylenen ödemenin, öğrencileri için satın aldığı eğitim seti karşılığında yapılmış olup terör örgüt suçlamaları kapsamında kesinlikle değerlendirilemeyeceği, davanın reddi yönünde verilen mahkeme kararı ile Anayasa ve uluslararası sözleşmelerden doğan birçok hakkının ihlal edildiği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:<br> Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve Anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.<br> Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.<br> MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.<br> 01/09/2016 tarih ve 29818 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname'nin ''Kamu Personellerine İlişkin Tedbirler'' başlıklı 2. maddesinde, ''(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti (Anayasa Mahkemesi'nin 24/06/2021 tarih ve E:2018/81, K:2021/45 sayılı kararıyla 7086 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan; a) Ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden, b) Ekli (2) sayılı listede yer alan kişiler Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatından, c) Ekli (3) sayılı listede yer alan kişiler Jandarma Genel Komutanlığı teşkilatından, ç) Ekli (4) sayılı listede yer alan kişiler Sahil Güvenlik Komutanlığı teşkilatından, başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir.'' hükmüne yer verilmiştir. <br> Davalı idare bünyesinde öğretmen olarak görev yapmakta iken, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvuru, anılan Komisyonun ... tarih ve ... sayılı işlemi ile reddedilmiştir.<br> Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.<br> Diğer yandan, davacı hakkında, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan yürütülen ceza yargılaması sonucunda; ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle Ceza 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verildiği, Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda anılan kararın istinaf kanun yoluna başvurulmaksızın 09/11/2017 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.<br> AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).<br> Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir.<br> Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.<br> Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında; davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı olan Aktif Eğitimciler Sendikasına üyeliğinin bulunduğu tespitine yer verilmiştir.<br> Bu tespit ile ilgili olarak davacının tüm dosya kapsamındaki beyanlarında özetle; Aktif Eğitimciler Sendikasına meslektaşlarının ricası ve mesleki anlamda açmayı planladığı davada ücretsiz avukat yardımından faydalanmak, eğitim meselelerine yeni çözüm önerileri bulabilmek amacıyla üye olduğunun, sendikanın hiçbir siyasi parti ile bağının bulunmaması, hiçbir siyasi oluşumla anılmaması ve devam eden süreçte sendikalıların kılık-kıyafet serbestisine ilişkin çalışmalarının bulunmasının da bu sendikaya üye olmasını sağlayan bir diğer neden olduğunun, anılan sendikanın hiçbir organizasyonunda yer almadığının ve yöneticilik yapmadığının, sendikanın Fethullahçı yapılanma ile ilgili olduğu konusunda söylentiler yayılmaya başlayınca ve bu yapılanma ile ilgili olduğu yönünde kanaat oluşunca bu sendikadan 2016 yılının Şubat ayında istifa ederek Sendika üyeliğinden ayrıldığının ileri sürüldüğü görülmüştür.<br> Dosyanın incelenmesinden; davacının, Aktif Eğitim Sen isimli sendikaya Şubat 2014-Mart 2016 dönemi arasında toplam 26 ay süreyle üyeliğinin bulunduğu, anılan Sendikanın 2012 yılında kurulduktan sonra 31/03/2013 tarihinde kendini fesh etmek suretiyle kapandığı, 22/11/2013 tarihinde yeniden kurulduğu, davacının anılan Sendikaya ilk kurulduğu dönemde üye olmadığı, anılan Sendikanın yeniden kurulduğu tarihten sonra üyeliğe kabul edildiği ve Sendikanın kapatıldığı 23/07/2016 tarihinden önce, 22/02/2016 tarihinde Sendika üyeliğinden ayrıldığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı olan Aktif Eğitimciler Sendikasında yöneticilik ve benzeri şekilde aktif bir görev üstlendiğine ilişkin somut bilgi ve belgenin bulunmadığı görülmüş ve Sendika üyeliğinin, salt bu haliyle örgütsel amaçla hareket edildiğini, örgütsel faaliyette bulunulduğunu ortaya koyabilecek nitelikte bir husus olmadığı, örgütsel amaçla hareket edildiği, örgütsel faaliyette bulunulduğu herhangi bir somut tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belge ile ortaya konulamadığı sürece tek başına davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.<br> Öte yandan, İdare Mahkemesi kararında, davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yayın organı olan Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye ödemede bulunduğu tespitine yer verilmiş ise de; davacı tarafından bu tespitlerle ilgili olarak, öğrencilerine MEB müfredatına uygun olarak birçok medya organı tarafından verilen eğitim setlerini kendi bütçesiyle satın aldığının, öğrencilerinin gelişmesi ve sınavlara hazırlık yapmaları kapsamında kendi bütçesinden satın alarak sınıfta yaptığı eğitimlerde kullandığının, öğrencileri için satın aldığı eğitim seti karşılığında yapılmış olan bu ödemelerin terör örgüt suçlamaları kapsamında değerlendirmeye esas alınmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunun ileri sürüldüğü görülmüştür.<br> Davacının yukarıda aktarılan beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; davacı tarafından Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye yapılan ödemenin mahiyetinin bilinmediği, devamlılığı konusunda da dosyada herhangi bir bilgi bulunmadığı, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan kurumlara yapılan ödemenin örgüte yardım ve örgüte müzahir yayınlara abonelik amacıyla yapıldığına yönelik somut bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından söz konusu ödemelerin davacının FETÖ/PDY terör örgütüne irtibat ve iltisakının tespiti açısından yeterli delil niteliğinde olmadığı sonucuna varılmıştır.<br> Öte yandan, İdare Mahkemesi kararında, davacının, FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir Bank Asya isimli banka hesabında bulunan para miktarını FETÖ/PDY terör örgütü liderinin talimat verdiği tarih sonrasındaki dönemde arttırdığı tespitine yer verilmiş ise de; davacının göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu kararında davacının eşinin Bank Asya hesabına para yatırdığına ilişkin tespitlere yer verildiği, Bölge İdare Mahkemesince Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Başkanlığına yapılan ara karar ile hem davacının hem de eşinin hesap hareketlerinin istendiği, ilgili kurumdan gelen cevabi yazı ekinde bulunan CDnin incelenmesinden, davacı tarafından; ilk hesabın 06/02/2004 tarihinde hesap açıldığı, açılan en son katılım hesabının 10/12/20212 tarihinde açılıp 21/12/2012 tarihinde kapatıldığı, 2013 Ocak-2016 Ocak arası hesap bakiyesinin 0(sıfır) olduğu, talimat dönemi sonrası herhangi bir hesap artışının olmadığı, davacı tarafından FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden öncesi dönemlerde de eşinin Bank Asya hesabına para gönderildiği, aynı şekilde Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihinden sonraki dönemlerde de eşine para göndermenin mevcut olduğu, davacının eşi tarafından; ilk hesabın 17/08/2004 tarihinde hesap açıldığı, farklı tarihlerde açılan muhtelif hesaplardan en sonuncusunun 22/02/2016 tarihinde kapatıldığı, FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden öncesi dönemlerde hesaba para yatırma, hesaptan para çekme, katılım hesapları açma, otomatik ödeme işlemleri gerçekleştirme, döviz alım-satımı gibi işlemlerin gerçekleştirildiği, aynı şekilde Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihinden sonraki dönemlerde benzer işlemlerin yapıldığı, 22/02/2016 tarihinde katılım hesabını kapattığı ve aynı şekilde bu tarih sonrasında da eş tarafından davacıya para gönderiminin mevcut olduğu görülmüştür.<br> Bununla birlikte davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan yürütülen ceza yargılaması sonucunda verilen ve istinaf kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı kararında, "...sanığın banka hareketlerinin incelenmesinden hesap hareketlerinin cüzi miktarlarda ve rutin bankacılık faaliyetlerine ilişkin olduğunun görüldüğü, hesabın 17/25 Aralık sürecinden önce açıldığı, ancak hesabın aktif olmadığı..." yönünde tespitlerde bulunulmuştur.<br>Anılan Ceza Mahkemesi kararındaki tespitler ile davacının yukarıda aktarılan beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından Bank Asya'daki bankacılık işlemlerinin terör örgütü liderinin talimatı doğrultusunda örgütsel amaçla yapıldığına dair somut bir tespitin bulunmadığı anlaşıldığından, Bank Asya hesap hareketlerinin, davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.<br>Diğer taraftan, dosyanın incelenmesinden, yukarıda belirtilen hususlar dışında, davalı idarece dava dosyasına davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna dair başkaca bir bilgi ve belgenin sunulmadığı görülmüştür.<br>Bu durumda, yukarıdaki tüm tespit ve değerlendirmeler dikkate alındığında, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne; <br>2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda yer verilen gerekçeyle BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 17/02/2025 tarihinde esasta oybirliğiyle, gerekçede oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. <br><br><br>(X) KARŞI OY (GEREKÇEDE) <br>Dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesi; bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama esnasında davalı idarece ortaya konulması ve hukuki izahının yapılmasına bağlıdır. Bu konudaki yükümlülük şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye aittir. Bununla birlikte idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinde öngörülen resen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılması idari yargı mercileri için yasal bir zorunluluktur.<br> Dairemizde ilk derece ve temyizen incelenen davalardaki bulgulara göre, örgütlenme tarzında gizliliğe ve takıyeye çok büyük ehemmiyet veren FETÖ ile irtibatı ve iltisakı olan kamu görevlilerinin tespit edilerek maddi ve hukuki gerçekliğin ortaya çıkarılması hususunda başta yargı kurumları olmak üzere Devletin tüm kurumlarının gereken özeni ve dikkati göstermesi gerekir. <br> Dava dosyasının incelenmesinden ise; davacının kamu görevine iade edilme başvurusunun reddine ilişkin OHAL Komisyonu kararının gerekçesi olarak davacının sendika üyeliğinin ve Bank Asya'da hesabının bulunması gösterilmiş; İdare Mahkemesince ve Bölge İdare Mahkemesince bu tespitler yeterli görülerek başkaca bir inceleme ve araştırma yapılmadan mevcut belgelerle yetinilerek hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. <br> 2016 yılı Şubat ayında sendika üyeliğinden istifa ettiğini beyan eden davacının istifasının, milli güvenliği tehdit eden örgütlerle bağlantısı olan kamu görevlileri hakkında yasal işlemlerin yapılmasını emreden T.C. Başbakanlık Genelgesinin hemen akabinde olup olmadığı konusunda gerek İdare Mahkemesince ve gerekse Bölge İdare Mahkemesince bir değerlendirme yapılmamıştır. <br> Bu bağlamda, davacının FETÖ ile irtibatı ve iltisakı olup olmadığına dair maddi gerçekliğin tam olarak ortaya çıkarılması için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca; <br>Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığına; davacının FETÖ terör örgütüne ait örgüt içi iletişim programı (ByLock) kullandığına ya da ankesörlü telefon görüşme kaydı bulunduğuna ilişkin bir tespit olup olmadığının sorulmasına, var ise tespitlere ilişkin belge ve raporların, (mahiyetleri ve kullanım bilgileri yer alacak şekilde) FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında var ise davacının adının geçtiği ifade tutanaklarının istenilmesine,<br> Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğüne; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait özel öğretim kurum ve kuruluşlarına ilişkin eğitim kaydı ile özel öğrenci yurtları vb. ilişkin kayıt bilgileri (istihbari olanlar dâhil) olup olmadığının sorularak, var ise tespitine ilişkin belge ve raporların istenilmesine,<br>Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kuruluna (MASAK); davacının FETÖ terör örgütü ile ilişkili gerçek (sivil imamlar vb) veya tüzel (Kimse Yok Mu Derneği vb) kişilere bağış ya da para transferinin olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, dernek/vakıf, miktar ve tarih yer alacak şekilde) istenilmesine,<br> İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğüne; davacının, FETÖ terör örgütüne müzahir dernek üyeliği/aidat bilgisi olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde) istenilmesine,<br>Vakıflar Genel Müdürlüğüne; davacının FETÖ terör örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan vakıflarda üyeliği ya da mütevelli heyeti üyeliği olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde) istenilmesine,<br>...Anonim Şirketine; davacının Digitürk aboneliğinin bulunup bulunmadığı, aboneliği bulunuyorsa bu aboneliği iptal ettirip ettirmediğinin, iptal ettirmiş ise hangi tarihte iptal ettirdiğinin sorularak, var ise müşteri hizmetleri ile yapılan görüşmenin çözümünün ve diğer bilgi ve belgelerin birer örneğinin istenilmesine" yönelik yapılacak ara kararı neticesinde, yukarıda anılan kurum ve kuruluşlarca gönderilecek bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilerek karşı beyanlarının da alınmasından sonra davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut irtibat durumunun kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir.<br> Kuşkusuz yukarıda anılan değerlendirme yapılırken davacı hakkında eğer varsa ceza soruşturması ve ceza kovuşturmasındaki (kesinleşmiş takipsizlik ya da beraat kararı ile sonuçlanmış olsa dahi) tespitlerin de irtibat ve iltisak noktasında göz önüne alınması gerekmektedir.<br> Bu itibarla, davacının 2016 yılı Şubat ayında sendika üyeliğinden istifa beyanının, T.C. Başbakanlık Genelgesinin tarihi esas alınmak suretiyle, bu üyeliğin sonlandırılması konusu değerlendirilmeksizin ve ayrıca davacı hakkında diğer kurumlar nezdinde bir araştırma yapılmaksızın, eksik incelemeyle davanın reddi yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığından, anılan kararın belirtilen gerekçeyle bozulması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına gerekçe yönünden katılmıyoruz. <br><br></font></p></body></html>

disiplin