<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2024/950 E.  ,  2025/116 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2024/950<br>Karar No : 2025/116 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...Nolu Barosu Başkanlığı<br> ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ...Kurumu<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onüçüncü Dairesinin 17/10/2023 tarih ve E:2017/423, K:2023/4097 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: 29/12/2016 tarih ve 29933 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, "Doğalgaz Dağıtım Sektörü Bağlantı ve Hizmet Bedellerine İlişkin Usul ve Esaslar"ın belirlenmesine ilişkin 26/12/2016 tarih ve 6807 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının 7, 8 ve 11. maddelerinin, yine aynı tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 26/12/2016 tarih ve 6810 sayılı Kurul kararının 1. maddesinin ve anılan düzenleyici işlemlerin dayanağı olduğu belirtilen Doğalgaz Piyasası Dağıtım ve Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği'nin 38. maddesinin 1. fıkrasının ilk cümlesinde yer alan "ve ilgili mevzuat çerçevesinde belirlenmiş güvence bedelinin tahsilinden" ibaresi ile 39. maddesinin iptali istenilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 17/10/2023 tarih ve E:2017/423, K:2023/4097 sayılı kararıyla;<br>Davalı idarenin usule yönelik itirazları yerinde görülmemiş,<br>4628 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un "Kurul'un doğal gaz piyasası ile ilgili görevleri" başlıklı 5/A maddesinin (c) ve (e) bendi, 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu'nun "Amaç" başlıklı 1. maddesi, Doğal Gaz Piyasası Dağıtım ve Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği'nin "Amaç" başlıklı 1. maddesi, "Müşteri Sözleşmeleri" başlıklı 38. maddesinin birinci fıkrasının davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan hâli, "Güvence Bedeli" başlıklı 39. maddesinin davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan hâli, Yönetmeliğin "Sayaç" başlıklı 40. maddesi, 26/12/2016 tarih ve 6807 sayılı Kurul kararının "Güvence Bedeli" başlıklı 7. maddesi, "Teminat mektubu" başlıklı 8. maddesi, "Sayaçların değişimi" başlıklı 11. maddesi ve 26/12/2016 tarih ve 6810 sayılı Kurul kararının 1. maddesine yer verilerek,<br>Doğalgaz Piyasası Dağıtım ve Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği'nin 38. maddesinin 1. fıkrasının ilk cümlesinde yer alan "ve ilgili mevzuat çerçevesinde belirlenmiş güvence bedelinin tahsilinden" ibaresi ile 39. maddesinin ve 26/12/2016 tarih ve 6807 sayılı Kurul kararının 7. maddesi yönünden: <br>Düzenleyici kurumların, ilgili bulundukları piyasada düzenleme ve denetleme görevi üstlenmekte olduğu, bu kuruluşların temel işlevinin, toplumsal ve ekonomik hayatın temel hak ve özgürlükler ile yakından ilişkili alanlarındaki kamusal ve özel kesim etkinliklerini, birtakım kurallar koyarak düzenlemek, konulan kurallara uyulup uyulmadığını izlemek ve denetlemek olduğu,<br> Sözlük anlamı ile "düzenli hâle koymak, düzen vermek, tanzim ve tertip etmek" olarak tanımlanan "düzenleme"nin, kamu hukukunda kural koyma ile eş anlamlı olduğu, kuralın ise; sürekli, soyut, nesnel, genel (kişilik dışı) durumları belirleyen ve gösteren norm olarak tanımlandığı (ÖZAY İl Han, Günışığında Yönetim, İstanbul, 2017, s. 426). <br> İdarelerin düzenleme yapma yetkisine sahip olduğu alanlarda, bu alanları düzenleyici işlemler ile objektif bir şekilde düzenlemesi gerektiği, idarelerin, işlem tesis ederken kendilerine Anayasa ve yasalarla çizilen çerçeve içinde takdir yetkilerini kullanmaları ve bu yetkilerini kullanırken kamu hizmetinin gereklerini ve kamu yararını göz önünde bulundurmaları gerektiği, idarelerin düzenleme yetkisinin, yasalarla getirilen hükümleri aşacak bir şekilde kullanılamayacağının idare hukukunun en temel ilkelerinden olduğu,<br> Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun, doğal gazın güvenli ve ekonomik olarak rekabet ortamı içerisinde kullanıcılara sunumuna ilişkin doğal gaz piyasasında yönlendirme, gözetim ve denetim faaliyetlerinin düzenlenmesini sağlamakla görevli ve yetkili olduğu, Kurumun, doğal gazın ithali, iletimi, dağıtımı, depolanması, ticareti ve ihracatı ile bu faaliyetlerine ilişkin tüm gerçek ve tüzel kişilerin hak ve yükümlülüklerini tanımlayan lisans ve sertifikaların verilmesinden, piyasa ve sistem işleyişinin incelenmesinden, dağıtım ve müşteri hizmetleri yönetmeliklerinin oluşturulmasından, tadilinden ve uygulattırılmasından, denetlenmesinden, maliyeti yansıtan fiyatların incelenmesinden ve piyasada 4646 sayılı Kanun'a uygun şekilde davranılmasını sağlamaktan yetkili ve sorumlu olduğu,<br> Gerek 4646 sayılı Kanun gerekse 4628 sayılı Kanun ile, doğal gazın kaliteli, sürekli, ucuz, rekabete dayalı esaslar çerçevesinde çevreye zarar vermeyecek şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için, doğal gaz piyasasının serbestleştirilerek mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir doğal gaz piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetimin sağlanmasının hedeflendiği, davalı idare tarafından belirtilen hedeflerin sağlanması amacıyla, doğal gaz piyasasının denetlenip düzenlenmesine yönelik olarak 4628 sayılı Kanun ile kendisine tanınan alan ve sınırlar dahilinde düzenleme yapabileceği,<br> 4628 sayılı Kanun'un Ek 2. maddesi uyarınca, Kurumun, piyasa ve sistem işleyişinin incelenmesinden, dağıtım ve müşteri hizmetleri yönetmeliklerinin oluşturulmasından, tadilinden ve uygulattırılmasından, denetlenmesinden, maliyeti yansıtan fiyatların incelenmesinden ve piyasada anılan Kanun'a uygun şekilde davranılmasını sağlamaktan yetkili ve sorumlu olduğu, ayrıca lisans sahiplerinin hak ve yükümlülükleri ve piyasanın düzenlenmesi ile ilgili gerek görülen diğer hususlarda yönetmelik çıkarma yetkisini haiz olduğunun anlaşıldığı,<br> Dosyanın incelenmesinden; "Doğalgaz Dağıtım Sektörü Bağlantı ve Hizmet Bedellerine İlişkin Usul ve Esaslar"ın 26/12/2016 tarih ve 6807 sayılı Kurul kararı ile onaylarak yürürlüğe konulduğu, anılan karar ile bağlantı tarifeleri, Doğal Gaz Piyasası Dağıtım ve Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği (Yönetmelik) çerçevesinde sunulan hizmetlere ilişkin bedeller, güvence bedeli ve bu bedellerin uygulanmasına yönelik usul ve esasların belirlendiği, davacı tarafından söz konusu Usul ve Esaslar'ın güvence bedelini düzenleyen 7. maddesi ile bu düzenlemenin dayanağı olduğu belirtilen Yönetmelik'in hükümlerinin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı, davacının hukuka aykırılık iddialarının esas itibarıyla üst norm olan 4628 ve 4646 sayılı Kanunlarda güvence bedeliyle ilgili olarak düzenleme yapılabilmesi için davalı idareye verilmiş bir yetkinin mevcut olmadığı, normlar hiyerarşisine aykırı biçimde düzenleme yapıldığı, abonelik sözleşmesi yapılabilmesinin güvence bedelinin ödenmesi koşuluna bağlanmasının sosyal devlet ilkesi ve 6502 sayılı Kanun'da düzenlenen haksız şart yasağına aykırılık teşkil ettiğine yönelik olduğunun anlaşıldığı,<br> 4628 sayılı Kanun ve 4646 sayılı Kanun'a dayanılarak hazırlanan Doğal Gaz Piyasası Dağıtım ve Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği, Kurumun, doğal gaz şehir içi dağıtım lisansı işlemlerine yönelik görev, yetki ve sorumlulukları, doğal gaz şehir içi dağıtım lisansı ihalesi, dağıtım şebekesinin inşa edilmesi, işletilmesi, genişletilmesi, iyileştirilmesi, doğal gazın sunumu ve bu faaliyetlerin izlenmesi, denetimi ile dağıtım lisansı ve dağıtım lisansı sahibi şirket ve müşterilerin hak ve yükümlülüklerine ilişkin usûl ve esasları kapsadığı,<br> Anılan Yönetmeliğin dava konusu 38. maddesinin 1. fıkrasında doğal gaz abonelik sözleşmesinin güvence bedelinin tahsilinden sonra imzalanacağının kurala bağlandığı, 39. maddesinde ise hangi abonelerin güvence bedeli ödemekle yükümlü olduğu ve bu bedelin kimlerden alınacağı, bedelin ne şekilde ve hangi Kurum tarafından belirleneceği, abonelik sözleşmesinin sona ermesi halinde bedelin tüketiciye ne şekilde iade edileceğine ilişkin düzenlemelere yer verildiği, Kurul kararının 7. maddesinde ise güvence bedelinin tahsili ve hesaplanmasına ilişkin usul ve esasların belirlendiği,<br> Davalı idare tarafından, güvence bedelinin dağıtım şirketlerinin müşterilerinden olan alacaklarının ödenmemesi ihtimaline karşılık alacağın garanti altına alınması amacıyla alınan depozito mahiyetinde bir bedel olduğu, abonelik ilişkisinin sona ermesi halinde belirli bir süre içerisinde enflasyon oranında güncellenerek iade edildiği, güvence bedeli alınmaz ise dağıtım şirketinin alacağının ödenmemesi durumunda bu alacağın tarife yoluyla diğer tüketicilere yansıtılacağının belirtildiği,<br> Bu itibarla, dava konusu düzenlemeler ile doğal gaz abonesi olmak isteyenlerden güvence bedelinin hangi aşamada ve ne şekilde tahsil edileceği, hesaplamanın nasıl yapılacağı ve tahsil edilen bedellerin nasıl iade edileceğine ilişkin düzenleme yapıldığı, güvence bedelinin dağıtım şirketlerinin alacaklarının ödenmemesi ihtimaline karşılık alacağın garanti altına alınması amacıyla ve müşteri borcuna mahsup edilmek üzere tahsil edilmesi öngörülen bir bedel olduğu, uygulama ile abonelerin dağıtım şirketine olan borçlarını ödememeleri halinde ödenmeyen bu borcun tarife yoluyla diğer tüketicilere yansıtılmasının önüne geçilmesinin amaçlandığı, kaldı ki güvence bedelinin aboneliğin sona ermesi halinde on beş gün içerisinde enflasyon oranında güncelleştirilerek aboneye iade edilmesinin öngörüldüğü, bu bakımdan güvence bedelinin esas itibariyle depozito bedeli niteliğinde olduğu, tahsil ve iade koşullarının sıkı kurallara bağlanarak mali açıdan güçlü ve istikrarlı bir doğal gaz piyasasının oluşturulmasının amaçlandığı anlaşıldığından, 4628 ve 4646 sayılı Kanunların yukarıda aktarılan hükümleri ile davalı idareye verilen yetkiler kapsamında çıkarıldığı anlaşılan dava konusu Yönetmelik ile yine bu Kanunlar ve Yönetmelik ile verilen yetki kapsamında tesis edildiği anlaşılan dava konusu Kurul kararının 7. maddesinde hukuka aykırılık bulunmadığı,<br> 26/12/2016 tarih ve 6807 sayılı Kurul kararının 8 ve 11. maddesi yönünden: <br> Dava konusu Kurul kararının 8. maddesinde; serbest tüketicilerin güvence bedeli olarak teminat mektubu verebilmesine ilişkin düzenlemeye yer verildiği, 11. maddesinde ise mekanik sayacın ön ödemeli sayaçla ücret karşılığında, ön ödemeli sayacın mekanik sayaçla ücretsiz olarak değiştirilmesine ilişkin kurallara yer verildiği, ayrıca teknik arıza sebebiyle kullanılmaz duruma düşen sayaçların aynı nitelikteki sayaçla ücretsiz olarak değiştirilmesine ilişkin usul ve esasların belirlendiği,<br> Bu itibarla, dava konusu düzenlemeler ile serbest tüketicilerin güvence bedeli olarak teminat mektubu verebilmesi ve sayaçların değişimine ilişkin düzenleme yapıldığı, mekanik sayaçların ön ödemeli sayaçla değişimi halinde bedel ödenmesinin diğer hallerde ise sayaç değişiminin bedelsiz olarak değiştirilmesinin öngörüldüğü, mekanik sayacın ön ödemeli sayaçla değişimi halinde ise alınacak bedelin davalı idare tarafından belirleneceğinin Yönetmeliğin 40. maddesinde hüküm altına alındığı anlaşıldığından, aktarılan mevzuat hükümleri ile davalı idareye verilen yetki kapsamında tesis edildiği anlaşılan dava konusu Kurul kararının 8 ve 11. maddelerinde hukuka aykırılık bulunmadığı,<br> 26/12/2016 tarih ve 6810 sayılı Kurul kararının 1. maddesi yönünden: <br> Dava konusu Kurul kararının 1. maddesi ile dağıtım şirketlerinin 2017 yılı için uygulayacakları bağlantı ve hizmet bedellerinin üst bedellerinin her bir hizmet bakımından ayrı ayrı belirlendiği,<br> Davacı tarafından, söz konusu kararda belirlenen bedellerin fahiş olduğu, aynı konuttaki her bir cihaz için ayrı bedellerin öngörülmesinin keyfi bir uygulama olduğu ve tüketicilere ağır bir mali külfet getirdiğinin iddia edildiği,<br> Davalı idare tarafından, 2017 yılı bağlantı ve hizmet bedellerinin bir kısmının 2016 yılı bedellerinin TÜFE oranında artırılması suretiyle belirlendiği, fahiş bir artışın söz konusu olmadığı, 2017 yılı güvence bedellerinde ise artış yapılmadığı ve 2016 yılı fiyatlarının uygulanmaya devam edildiği, güvence bedellerinin bir kısmında ise indirim yapıldığı, her bir yakıcı cihazın tüketim kapasitesi farklı olduğundan ayrı ayrı bedel öngörüldüğü ve bu durumun eşitlik ilkesine uygun olduğunun belirtildiği,<br> Bu itibarla, dava konusu düzenleme ile ilgili mevzuatta yer alan ve davalı idarece belirlenmesi öngörülen bağlantı ve hizmet bedellerinin 2017 yılı üst sınırlarına yer verildiği, bedellerin bir kısmının 2016 fiyatlarının TÜFE oranında artırılması suretiyle belirlendiği, güvence bedellerinin bir kısmında fiyat artışı yapılmazken bir kısmında ise indirim yapıldığı, bu bakımdan davacının fahiş artış iddialarının yerinde olmadığı, cihazlara göre ayrı ayrı bedel belirlenmesinin ise cihazların tüketim kapasitesinin farklı olmasından kaynaklandığı ve buna bağlı olarak kullanılan cihaza göre güvence bedelinin alındığı anlaşıldığından, aktarılan mevzuat hükümleri ile davalı idareye verilen yetki kapsamında tesis edildiği anlaşılan dava konusu Kurul kararının 1. maddesinde de hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br> <br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Doğal Gaz Piyasası Kanunu'nda güvence bedeline ilişkin herhangi bir ibare ve/veya açık bir düzenlemeye yer verilmediği, doğal gaz aboneliğinin zaruri olduğu bir ortamda Kanuna aykırı bir şekilde güvence bedeli adı altında bir bedel ödenmesinin zorunlu hale getirilmesinin hukuka aykırı olduğu, ayrıca kanuni dayanağı olmayan bir bedelin ülkenin ekonomik gerçekleri gözetilmeden belirlenmesinin gelir seviyesi düşük kişiler yönünden yüklü bir mali külfet getirdiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br> "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br> b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br> c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1.Davacının temyiz isteminin reddine,<br>2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 17/10/2023 tarih ve E:2017/423, K:2023/4097 sayılı kararının ONANMASINA, <br>3. Kesin olarak, 27/01/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. <br><br><br> <br><br><br><br><br><br></font></p></body></html>

denetim