<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2022/4254 E.  ,  2025/2946 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>SEKİZİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2022/4254<br>Karar No : 2025/2946 <br><br><br>TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR : 1- (DAVALI) ... Bakanlığı <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br> 2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL)...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACILAR): 1-... 2- ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br> <br>YARGILAMA SÜRECİ : <br>Dava konusu istem: Davacıların çocuğu...'ün 23.01.2007 tarihinde okul kapısının üzerine düşmesi sonucu vefat etmesi olayında davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle anne için 11.87,40-TL maddi (miktar artırımı ile 133.734,63-TL) 40.000,00-TL manevi, baba için 5.766,42-TL maddi (miktar artırımı ile 106.534,64-TL) 40.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren (23.01.2007) işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br><br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K... sayılı kararda; yaşanan ölüm olayında kusur oranın tespiti için yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda, davacıların %30 oranında, davalı idarenin ise %60 (...'ın ve...'in her birinin %3 kusurlu olduğu ve bu kusurun MEB'in kusuru içerinde olduğunun mütalaa olunduğu) oranında, kapıyı uygun şekilde kapatmayarak düşmesine sebep olan ...'in ise %10 oranında kusurlu olduğu sonucuna varılarak, davalı idarenin kusur oranı göz önüne alınarak anne ... için 133.734,63-TL, baba ... için 106.534,64-TL tutarında maddî tazminatın adli yargıda dava açma tarihi olan 02.03.2011 tarihinden itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine, davacılar tarafından talep edilen manevî tazminat miktarının, durumun mahiyeti ile birlikte değerlendirildiğinde; davacıların manevi tazminat istemlerinin kabulüyle anne ve baba için takdiren 40.000,00'er TL olmak üzere toplam 80.000-TL manevî tazminatın adli yargıda dava açma tarihi olan 02.03.2011 tarihten itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine karar verilmiştir.<br><br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :Davalı ... Bakanlığı: Okul kapısının sadece geçici ve kesin kabullerinin Bakanlık idari personeli tarafından yapıldığı, teknik denetimlerin dava konusu okulun imal tarihi itibarıyla faaliyette olan Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından oluşturulan teknik heyetçe yapıldığı, dolayısıyla kapının sebep olduğu ölüm olayıyla kendilerine bir sorumluluk yüklenemeyeceği, 08.06.2011 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan 636 sayılı Çevre, Orman ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Çevre, Orman ve Şehircilik Bakanlığının kurulduğu, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı kapatılarak bu bakanlığa ait görevlerin yeni Bakanlığa devredildiği, aynı tarihlerde Milli Eğitim Bakanlığının taşra teşkilatlarına avukat, mimar ve mühendis gibi teknik uzman personelin istihdam edilmeye başlandığı, bu hususun Mahkemece göz ardı edildiği, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte olayda mütefarik kusur bulunsa bile olayın okulun kapalı olduğu 16.00 saatinde meydana geldiği, kapının üzerine devrilmesi sonucu vefat eden davacıların çocuklarının üç yaşında olduğu, üç yaşındaki bir çocuğun oldukça ağır olan bu kapıyı hareket ettiremeyeceği, kapıyı hareket ettirenin okulun bahçesinde bulunan ve okulda herhangi bir görevi olmayan ... olduğu, bu kişinin kapıyı çocuğun üzerine devrilecek şekilde dikkatsiz ve tedbirsiz bir şekilde kapattığı, diğer taraftan kapıyı daha önce tamir eden tamirci ...'nın da ifadesinde kapının düşme ihtimalinin bulunduğunu bilmesine rağmen idarecilere bu durumu söylemediğinin açıkça belirtildiğinden kazanın oluşumunda tamircinin de kusurunun bulunduğu, Türk Medeni Kanunu'nun 369/2 maddesi uyarınca ev başkanı sıfatını taşıyan davacılar tarafından üç yaşındaki küçüğün tehlikeye düşmemesi için korunması gerektiği, davacıların bu korumayı yeterince yapmadığı, dolayısıyla olayın gerçekleşmesinde asli kusurlu oldukları, 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca harçtan muaf oldukları, Mahkemenin bu muafiyeti göz ardı ederek hüküm kurduğu ileri sürülmüştür.<br>Davalı Yanında Müdahil...; Kapının tamirini yapan...'nın ifadesinden de açıkça anlaşılacağı üzere kapının devrilme ihtimalinin tamirci tarafından farkedilmesine rağmen bu hususun idareci olarak kendisine bildirilmediği, kendisine bildirilmeyen imalattan kaynaklı teknik bir arızayı tespit edebilecek teknik bir bilgiye sahip olmadığını, kapının yapılışındaki hatalı durumun sorumlusunun kapıyı hatalı olarak yapan ve yerine takan kişiler ile hatayı farketmeyerek kullanıma açan Milli Eğitim Bakanlığının olduğu, daha önce kapıda meydana gelen arızayı tamir ettirerek okul idarecesi sıfatıyla görevini ve sorumluluğunu yerine getirdiği, diğer taraftan kapının devrilmesine kapıyı sert bir şekilde kapatan ...'in sebep olduğu, bu hususun soruşturma kapsamında dinlenen tanık ifadelerinden de açıkça anlaşıldığı, dolayısıyla yaşanan olayda üçüncü kişilerin ağır kursurları sonucunda illiyet bağının kendisi açısından kesilmiş olduğu belirtilerek, Mahkemece kendisi aleyhine belirlenen %3 kusur oranının hukuka aykırı olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hatalı olduğu, tazminat oranının yüksek belirlendiği ileri sürülmüştür.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacılar tarafından, davaya katılmak isteyen müdahilin müdahale sebebini belirtmediği, müdahale talep dilekçesinin hukuken geçerli olmadığı, müdahilin asıl davadaki uyuşmazlık hakkında yanlış karar verildiği iddiasını ileri süremeyeceği belirtilerek, usul ve yasaya uygun olarak verilen istinaf kararına karşı yapılan temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle,<br>1. Temyiz istemlerinin reddine,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, <br>3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,<br>4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,<br>5. Kesin olarak, 17/03/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. <br> <br><br></font></p></body></html>

denetim