<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/2593 E. , 2025/629 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> DÖRDÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2024/2593<br>Karar No : 2025/629 <br><br>TEMYİZ EDENLER (DAVACILAR): 1- ... 2-... ... 15-... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>MÜDAHİL (DAVALI YANINDA): ... Enerji Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davanın reddine ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: Artvin İli, Yusufeli İlçesi, ... Köyü, ... Deresi üzerinde davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan "Aydın Regülatörü ve HES (5,05 MWm/ 4,90 MWe)" projesiyle ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu" kararının iptali istenilmiştir.<br><br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 22/11/2022 tarih ve E:2022/3736 K:2022/10025 sayılı kararıyla bozma kararına uyularak verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında; davacılardan... yönünden, 2577 sayılı Kanun'un 26. maddesinin "yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçeler iptal edilir." hükmünden kastedilenin münhasıran ölenin şahsına sıkı sıkıya bağlı olan, başkalarına devir ve temliki veya miras yoluyla intikali mümkün olmayan haklarla ilgili davalar olduğu, bunun dışında, Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, ölene ait bulunan bütün haklar, mallar ve borçlar mirasçılara geçeceğinden, dava açılmakla mameleki niteliğe dönüşen haklar da ölenin malvarlığının bir bölümünü oluşturacağından, açılmış bulunan bu tür davaları ölenin mirasçılarının takip etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.<br>Olayda; davacılardan ...'nın 07/03/2024 tarihinde vefat ettiği anlaşılmakla, 2577 sayılı Kanun'un 26. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davayı takip hakkı kendisine geçen(ler)in başvurmasına kadar adı geçen davacı yönünden dava dosyasının işlemden kaldırılması gerekmektedir.<br>Diğer davacılar yönünden; uyuşmazlığın çözümü amacıyla çevre mühendisi, inşaat mühendisi, jeoloji mühendisi, orman mühendisi, ziraat mühendisi, maden mühendisi, harita mühendisi ve iki biyologtan oluşan bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar bilirkişi heyetince nihai ÇED raporunda floristik çalışmaların nasıl yapıldığına dair bir kapsamlı bir yöntemin verilmediği, arazinin hangi mevsimlerde, kaç gün süreyle yapıldığının ÇED raporundan anlaşılmadığı ve literatür olarak kullanılan kaynak eserlerin çoğunluğunun da güncel olmadığı tespitinde bulunulmakta ise de, davaya konu ÇED Olumlu kararının verildiği 22/08/2014 tarihi itibarıyla Artvin İli’nin Karasal ve İç Su Ekosistemleri Biyolojik Çeşitlilik Envanter ve İzleme İşi projesi Sonuç Raporuna ilişkin çalışmalara 24/09/2014 tarihinde başlanıldığı, 06/10/2016 tarihinde sonuç raporunun yayımlandığı ve Nuh’un Gemisi Projesinin 2022 yılında güncellenmesi nedeniyle flora ve fauna kısmındaki türler ve tehlike kategorilerinin rapor tarihi olan 2014 yılına göre değişmesinin teknik ve bilimsel açıdan doğal olması nedeniyle bu husustaki eksikliklerin tek başına ÇED raporunu kusurlandırmayacağı, dava konusu projeye ilişkin olarak mevzuat uyarınca yerine getirilmesi gereken prosedürün tamamlandığı, ÇED raporunun usulüne uygun hazırlandığı, asgari gereklilikleri taşıdığı ve hazırlanırken proje sahası ile ilgili olarak yeterli uzmalıklardan faydalanılmasına dikkat edildiği, MTA haritasına göre proje ünitelerinin heyelanlı alanlarda bulunmadığı, bölgeye özgü endemik bitki ve hayvan türleri bulunmakla birlikte, bu canlıların yakın çevrede benzer ekolojik ortamlarda yaşamlarını sürdürebileceği, projenin inşaat ve işletme aşamalarında biyolojik yaşam ve ormancılık yönünden geri dönülemez etkilere yol açmayacağı, yeterli can suyu miktarının belirlendiği, Kılıçkaya Köyü arazilerine sulama suyu sağlayan sulama kanallarının, su alma kotlarının Aydın Regülatörü membaında ve üst kotlarda olması nedeniyle tarım alanlarının sulanmasında olumsuz etkisinin olmayacağı, balık geçitlerinin öngörüldüğü, tozlanma önlemlerinin uygulanması durumunda arıcılık faaliyetlerinin ve başta tarımsal ve hayvansal faaliyetlerin sürdürülebilirliği yönünden çevresel açıdan olumsuz etkilerin kabul edilebilir sınırlarda olacağı, dolayısıyla proje sahasının niteliği dikkate alındığında, yürütülecek çalışmaların su kaynakları, orman-tarım alanları, yerleşim yerleri, çevredeki bitki örtüsü ve doğal yaşam dikkate alınarak Çevre Kanunu ve Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamında çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğu, ...tarih ve ... sayılı "ÇED Olumlu" kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br> Belirtilen gerekçelerle; davacılardan... yönünden dava dosyasının işlemden kaldırılmasına, diğer davacılar yönünden ise dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacılar tarafından, bozma kararında gerekirse yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak karar verilmesi gerektiğinin vurgulandığı ve davalı yanında müdahilin bilirkişi raporuna beyanlar sunmak suretiyle etkin katılımının sağlandığı dikkate alındığında, uyuşmazlığın ek bilirkişi raporu alınmak suretiyle çözülebileceği halde, Mahkemece yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle uyuşmazlığın çözülmesinin usul ekonomisine aykırı olduğu, esasa ilişkin olarak ÇED raporunda yer alan verilerle ilgili bilirkişilerce ayrı bir değerlendirmenin yapılmadığı, can suyu ile ilgili ayrıntılı bir incelemenin yapılmadığı, regülatör ile santral arasında kalan tarımsal alanların eksik tespit edildiği, memba alanında kalan tarım alanlarının ise su kullanım hakkının kısıtlanması nedeniyle olumsuz etkileneceği, hafriyatın nasıl bertaraf edileceği hususunun açıklığa kavuşturulmadığı, ÇED raporunda alanı temsil etmeyen AGİ ve meteoroloji verilerinin kullanıldığı, keşfin tam anlamıyla yapılamadığı, bazı noktalar için drone görüntüleri ile yetinildiği, ancak bu görüntülerin uyuşmazlığın çözümüne katkısının olmadığı, bozma kararından önceki bilirkişi raporuyla bozma kararından sonra bilirkişi raporunda çelişkili hususların bulunduğu, ek bilirkişi raporunun itirazları karşılar mahiyette olmadığı, bilirkişi raporundaki toz emisyonuyla ilgili değerlendirmelerin projenin sadece yerleşim yerlerine olan etkisinin dikkate alınması nedeniyle eksik olduğu, bilirkişi raporundaki ... Köyünün tarıma elverişsiz olduğu yönündeki değerlendirmesinin hatalı olduğu, nitekim aktif tarımın yapıldığı, ... Deresi akış rejimi dikkate alındığında, can suyunun yetersiz olduğunun dosyaya sunulan uzman raporu ile ortaya konulduğu, ancak bu uzman raporunun incelenmediği, flora ve faunistik çalışmaların yetersiz olduğu önceki bilirkişi raporuyla ortaya konulduğu, heyelanlı alanlarla ilgili değerlendirmeler önceki bilirkişi raporunda keşifteki gözlemelere dayanılarak yapılmış iken, hükme esas alınan bilirkişi raporunda MTA haritalarına dayalı olarak yapıldığı ve bu durumun gerçeği yansıtmadığı, ÇED raporundaki eksikliklerin ÇED raporunu kusurlandırmayacağı tespitinin bilimsel olmadığı, iki bilirkişi raporu arasındaki çelişkilerin giderilmeksizin ve uzman raporundaki tespitlerin dikkate alınmaksızın verilen Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: 1- Davalı idare tarafından, Mahkeme kararı hukuka ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek herhangi bir yönünün bulunmadığı belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.<br> 2- Davalı yanında müdahil tarafından, yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak karar verilmesinde ve giderlerin davalı yanında müdahil tarafından karşılanmasında usul hükümlerine aykırılık bulunmadığı, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğunun bilirkişi raporuyla ortaya konulduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>TETKİK HÂKİMİ: ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br>İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Temyiz isteminin reddine,<br>2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyiz edilen kısmının ONANMASINA,<br>3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br>4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,<br>5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 29/01/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br><br><br></font></p></body></html>
denetim