<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2023/3337 E.  ,  2025/2727 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2023/3337<br>Karar No : 2025/2727 <br><br>DAVACI : ... Sendikası <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVALI : ... Bakanlığı / ...<br><br>VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri Av. ...<br>Hukuk Müşaviri ...<br><br><br>DAVANIN_KONUSU: 26/04/2022 tarih ve 31821 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Radyoloji Hizmetleri Yönetmeliğinin 25/04/2023 tarih ve 32171 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Radyoloji Hizmetleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesiyle değişik 4. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde yer alan "ardışık 5 yılın ortalaması olan" ibaresinin iptali istenilmektedir.<br><br>DAVACININ_İDDİALARI_ : Davacı tarafından, Nükleer Düzenleme Kurumu tarafından çıkarılan Radyasyon Güvenliği Yönetmeliğinin 15. maddesinde radyasyon alanlarının sınıflandırılmasının yapıldığı, anılan Yönetmeliğin 15. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde denetimli alanların, (b) bendinde gözetimli alanların tanımlandığı, bu tanımlamalara bakıldığı zaman tanımlamalar içerisinde sadece yıllık doz limitleri bakımından ayırıcı özelliklerin belirtildiği, Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği'ndeki tanımlamalar ile iş bu dava konusu Yönetmelikteki tanımlamalar arasındaki farklılıkların büyük oranda giderilmiş olduğu ancak yıllık doz limiti yerine "ardışık 5 yılın ortalaması olan" ibaresinin getirilerek hukuka aykırı davranıldığı, Nükleer Düzenleme Kurumu tarafından çıkarılan Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği'ndeki yıllık doz limitlerinin esas alınmasının insan sağlığı bakımından şart olduğu, dava konusu düzenlemede geçen "ardışık 5 yılın ortalaması olan" ibarelerinin sağlık hakkı ile özel ve aile hayatına saygı hakkı bakımından açıkça hukuka aykırılık teşkil ettiği, uzmanlık kuruluşu olan Nükleer Düzenleme Kurumu tarafından çıkarılan Yönetmelikteki tanımlamalara aykırı düzenleme yapılmasının sebep ve amaç unsuru yönünden de hukuka aykırı olduğu, bu nedenle dava konusu düzenlemede geçen "ardışık 5 yılın ortalaması olan" ibarelerinin iptal edilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu edilen ibarenin, Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği'nde düzenlenen denetimli alan ve gözetimli alan tanımlarına paralel olacak şekilde düzenlenmiş olduğu, davacı tarafın iptal talebinin sebebinin hukuki bir dayanağının olmadığı, dava konusu düzenleme ile yeni bir hukuki durumun yaratılmadığı, Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği ile radyasyon görevlileri için etkin dozun ardışık beş yılın ortalamasının 20 mSv'i, herhangi bir yılda ise 50 mSv'i geçemeyeceğin açıkça belirtildiği, anılan Yönetmelikte denetimli alan tanımında belirtilen ardışık beş yılın ortalama yıllık doz sınırlarının 3/10'undan fazla radyasyon dozuna maruz kalabilecekleri alan olarak tanımlandığı da göz önünde bulundurulduğunda yapılan hesaplama neticesinde (20 mSv x3/10=6 mSv) 6 mSv değerine ulaşıldığı, İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklit Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinde denetimli alan tanımı yapılarak denetimli alanlarda çalışanların yıllık doz sınırlarının daha net olarak belirtildiği, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların maddi ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu, üst hukuk normlarına ve hizmet gereklerine uygun olan dava konusu düzenleyici işlem hükümlerinde, yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları bakımından hukuka aykırı ve iptali gerektirici bir taraf bulunmadığı savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...<br>DÜŞÜNCESİ :Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI: ...<br>DÜŞÜNCESİ : Dava; 26/04/2022 tarih ve 31821 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Radyoloji Hizmetleri Yönetmeliğinin 25/04/2023 tarih ve 32171 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Radyoloji Hizmetleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesiyle değişik 4. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde yer alan "ardışık 5 yılın ortalaması olan" ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır.<br>Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın, 5. maddesinde; insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamanın Devletin temel amaç ve görevleri arasında olduğu belirtilmiş, 17. maddesinde; herkesin, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu düzenlenmiş olup bu bağlamda devlet kişilerin sağlık hakkından tam anlamıyla yararlanabilmeleri ve sağlıklı bir yaşam sürdürebilmeleri amacıyla her türlü tedbiri ve önlemi almak ve düzenlemeyi yapmak durumundadır. Bu durum Anayasanın 56. maddesinde; herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu vurgulanarak, Devletin, kişilerin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyerek ve denetleyerek yerine getireceği belirtilerek düzenlenmiştir.<br> Anayasanın ''Yönetmelikler'' başlıklı 124. maddesinin birinci fıkrasında, ''Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler.'' kuralına yer verilmiştir.<br>3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun; 3. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde sağlık hizmetlerinin, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak plânlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği; (c) bendinde, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinin bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenleneceği, (e) bendinde, tesis edilecek eğitim, denetim, değerlendirme ve oto kontrol sistemi ile sağlık kuruluşlarının tespit edilen standart ve esaslar içinde hizmet vermesinin sağlanacağı belirtilmiştir. <br>Anılan Kanun'un 9. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde ise; bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarının belirlenmesinin, sağlık kurum ve kuruluşlarının sınıflandırılmasının ve sınıflarının değiştirilmesinin, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarının, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasının, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği hükme bağlanmıştır.<br> 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin, 352. maddesinde; herkesin bedeni, zihni ve sosyal bakımdan tam bir iyilik hali içinde hayatını sürdürmesini sağlamak amacıyla Bakanlığa verilen görev ve yetkiler sayılmış, 355. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak; , h) bendinde, Sağlık hizmetlerinde kalite ve akreditasyon kuralları belirlemek ve uygulanmasını sağlamak,; (k) bendinde, sağlık insan gücü planlaması yapmak, sayı ve nitelik olarak ihtiyaca uygun insan gücü yetiştirilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak; (l) bendinde, Mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamak ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini denetlemek", Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri arasında belirtilmiştir.<br> Aynı Kararname'nin 508. maddesi ile de Bakanlıklara görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapabilme yetkisi verilmiştir. <br> Sağlık Bakanlığı tarafından sağlık hizmet sunumu kapsamında tetkik, teşhis ve tedavi amaçlı uygulanan radyoloji hizmetlerinin planlanması, sınıflandırılması ile bu hizmetlerin sunulduğu sağlık kurum ve kuruluşların faaliyetlerine, standartlarına ve denetlenmesine ilişkin usûl ve esasları düzenlemek amacıyla, 3153 sayılı Radyoloji, Radiom ve Elektrikle Tedavi ve Diğer Fizyoterapi Müesseseleri Hakkında Kanunun10., 11., 12., 13. ve Ek 1. maddelerine, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunun 3., 9., Ek 11. maddelerine, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 355., 506., ve 508. maddelerine dayanılarak hazırlanan "Radyoloji Hizmetleri Yönetmeliği" 26/04/2022 tarihli 31821 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş, Yönetmeliğin 21. maddesiyle "Sağlık Hizmetlerinde İyonlaştırıcı Radyasyon Kaynakları ile Çalışan Personelin Radyasyon Doz Limitleri ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır. <br> İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklid Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmelik de yine 26/04/2022 tarihli 31821 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. <br> Dava konusu Yönetmeliğin; 4. maddesinin birinci fıkrasında; d) Gözetimli radyoloji birimi: Bünyesinde radyoloji uzmanı bulunmayan kamu sağlık kurum ve kuruluşlarında, kamuya ait bir radyoloji merkezine bağlı olarak radyoloji hizmeti veren, NDK tarafından uygun görülen radyasyondan korunma sorumlusunun gözetiminde faaliyet gösteren radyoloji birimini, e) İyonlaştırıcı radyasyon: Maddesel ortamdan geçerken onunla etkileşerek iyon çiftleri oluşturabilen X ışını, gama ışını gibi elektromanyetik ışınlarla, kinetik enerjileri olan yüklü parçacıklar, ağır iyonlar ve serbest nötronlar gibi tanecik karakterli ışınımları, f) İyonlaştırıcı radyasyon kaynağı: İyonlaştırıcı radyasyon üreten veya yayan cihazlar ile radyoaktif kaynakları, ğ) Kontrollü (denetimli) alan: Radyasyondan korunmayı sağlamak veya radyoaktif kirliliğin yayılmasını önlemek amacı ile özel kuralların uygulandığı, radyasyonla çalışanların kişisel doz izlemelerinin yapıldığı, giriş çıkışların kontrole tabi olduğu ve görevi gereği radyasyonla çalışanlar için ardışık beş yılın ortalaması olan yıllık doz sınırlarının 3/10'undan fazla radyasyon dozuna maruz kalabilecekleri alanları, r) Sağlık izni: 3153 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesi ile 657 sayılı Kanunun 103 üncü maddesi kapsamında radyasyonla çalışan personele verilecek izni, tanımladığı düzenlenmiştir.<br> Davacı Sendika, Nükleer Düzenleme Kurumu tarafından çıkarılan Radyasyon Güvenliği Yönetmeliğinin 15. maddesinde radyasyon alanlarının sınıflandırılmasının yapıldığı, anılan Yönetmeliğin 15. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde denetimli alanların, (b) bendinde gözetimli alanların tanımlandığı, bu tanımlamalara bakıldığı zaman tanımlamalar içerisinde sadece yıllık doz limitleri bakımından ayırıcı özelliklerin belirtildiği, Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği'ndeki tanımlamalar ile iş bu dava konusu Yönetmelikteki tanımlamalar arasındaki farklılıkların büyük oranda giderilmiş olduğu ancak yıllık doz limiti yerine "ardışık 5 yılın ortalaması olan" ibaresinin getirilerek hukuka aykırı davranıldığı, Nükleer Düzenleme Kurumu tarafından çıkarılan Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği'ndeki yıllık doz limitlerinin esas alınmasının insan sağlığı bakımından şart olduğu, dava konusu düzenlemede geçen "ardışık 5 yılın ortalaması olan" ibarelerinin sağlık hakkı ile özel ve aile hayatına saygı hakkı bakımından açıkça hukuka aykırılık teşkil ettiği, uzmanlık kuruluşu olan Nükleer Düzenleme Kurumu tarafından çıkarılan Yönetmelikteki tanımlamalara aykırı düzenleme yapılmasının sebep ve amaç unsuru yönünden de hukuka aykırı olduğu, bu nedenle dava konusu düzenlemede geçen "ardışık 5 yılın ortalaması olan" ibarelerinin iptal edilmesi iddiasında bulunmaktadır.<br> Davalı idare tarafından ise, dava konusu edilen ibarenin, Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği'nde düzenlenen denetimli alan ve gözetimli alan tanımlarına paralel olacak şekilde düzenlenmiş olduğu, davacı tarafın iptal talebinin sebebinin hukuki bir dayanağının olmadığı, dava konusu düzenleme ile yeni bir hukuki durumun yaratılmadığı, Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği ile radyasyon görevlileri için etkin dozun ardışık beş yılın ortalamasının 20 mSv'i, herhangi bir yılda ise 50 mSv'i geçemeyeceğin açıkça belirtildiği, anılan Yönetmelikte denetimli alan tanımında belirtilen ardışık beş yılın ortalama yıllık doz sınırlarının 3/10'undan fazla radyasyon dozuna maruz kalabilecekleri alan olarak tanımlandığı da göz önünde bulundurulduğunda yapılan hesaplama neticesinde (20 mSv x3/10=6 mSv) 6 mSv değerine ulaşıldığı, İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklit Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinde denetimli alan tanımı yapılarak denetimli alanlarda çalışanların yıllık doz sınırlarının daha net olarak belirtildiği, savunulmaktadır.<br> Ülkemizde; barışçıl kullanım ilkesi esas alınarak, nükleer enerji ve iyonlaştırıcı radyasyona ilişkin faaliyetlerin yürütülmesi sırasında çalışanların, halkın, çevrenin ve gelecek nesillerin iyonlaştırıcı radyasyonun olası zararlı etkilerinden korunmasına yönelik uygulanması gereken ilke ve esaslar ile tarafların sorumluluklarını, bu faaliyetler üzerinde düzenleyici kontrol yetkisini haiz Nükleer Düzenleme Kurumunun yetki ve sorumluluklarını ve nükleer hadiselerden kaynaklanan nükleer zararlar hakkındaki hukuki sorumluluğu belirlemek amacıyla 7381 sayılı Nükleer Düzenleme Kanunu yürürlüğe alınmış ve 2018 tarihi itibariyle de Nükleer Düzenleme Kurumu kurulmuştur. Radyasyon uygulamalarının yetkilendirilen kuruluşlarca güvenlik ve emniyet sağlanacak şekilde yürütülmesine ilişkin düzenleme, değerlendirme, yetkilendirme, denetim ve yaptırım faaliyetleri bu NDK tarafından yürütülmektedir. Yine radyasyondan korunmaya ilişkin radyasyon uygulamalarının yürütüleceği alanların mekansal tasarımı, teknik hususlar ve uygunluk ölçütleri NDK mevzuatı kapsamında düzenlenmektedir. <br> İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklit Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmelikte düzenlenen "Gözetimli Alan" ve "Kontrollü Denetimli Alan" düzenlemelerine uygun şekilde dava konusu yönetmeliğin düzenlendiği görülmektedir.<br> Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından düzenlenerek, 24/03/2000 tarihli, 23999 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Radyasyon Güvenliği Yönetmeliğinin 10. maddesinde; "Yıllık doz sınırları sağlığa zarar vermeyecek şekilde uluslararası standartlara uygun olarak, Kurum tarafından radyasyon görevlileri ve toplum üyesi kişiler için ayrı ayrı belirlenmiştir. Yıllık toplam doz aynı yıl içindeki dış ışınlama ile iç ışınlamadan alınan dozların toplamıdır. Kişilerin, denetim altındaki kaynaklar ve uygulamalardan dolayı bu sınırların üzerinde radyasyon dozuna maruz kalmalarına izin verilemez ve bu sınırlara tıbbi ışınlamalar ve doğal radyasyon nedeniyle maruz kalınacak dozlar dahil edilemez.<br>a) (Değişik:RG-29/9/2004-25598) Radyasyon görevlileri için etkin doz ardışık beş yılın ortalaması 20 mSv'i, herhangi bir yılda ise 50 mSv'i geçemez. El ve ayak veya cilt için yıllık eşdeğer doz sınırı 500 mSv, göz merceği için 150 mSv'dir. Cilt için en yüksek radyasyon dozuna maruz kalan 1 cm2'lik alanın eşdeğer dozu, diğer alanların aldığı doza bakılmaksızın ortalama cilt eşdeğer dozu olarak kabul edilir.",15. maddesinde; " Maruz kalınacak yıllık dozun 1 mSv değerini geçme olasılığı bulunan alanlar radyasyon alanı olarak nitelendirilir ve radyasyon alanları radyasyon düzeylerine göre aşağıdaki şekilde sınıflandırılır:<br>a) Denetimli Alanlar: Radyasyon görevlilerinin giriş ve çıkışlarının özel denetime, çalışmalarının (Değişik ibare:RG-3/6/2010-27600) radyasyondan korunma bakımından özel kurallara bağlı olduğu ve görevi gereği radyasyon ile çalışan kişilerin ardışık beş yılın ortalama yıllık doz sınırlarının 3/10'undan fazla radyasyon dozuna maruz kalabilecekleri alanlardır.<br>Denetimli alanların girişlerinde ve bu alanlarda aşağıda belirtilen radyasyon uyarı levhaları bulunması zorunludur:<br>1) Radyasyon alanı olduğunu gösteren temel radyasyon simgeleri (Ek-3),<br>2) Radyasyona maruz kalma tehlikesinin büyüklüğünü ve özelliklerini anlaşılabilir şekilde göstermek üzere gerekli bilgi, simge ve renkleri taşıyan işaretler,<br>3) Denetimli alanlar içinde radyasyon ve bulaşma tehlikesi bulunan bölgelerde geçirilecek sürenin sınırlandırılması ile koruyucu giysi ve araçlar kullanılması gerekliliğini gösteren uyarı işaretleri.<br>b) Gözetimli Alanlar: Radyasyon görevlileri için yıllık doz sınırlarının 1/20'sinin aşılma olasılığı olup, 3/10'unun aşılması beklenmeyen, kişisel doz ölçümünü gerektirmeyen fakat çevresel radyasyonun izlenmesini gerektiren alanlardır." düzenlemeleri yer almaktadır. <br> Görüldüğü üzere Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği kapsamında Radyasyon görevlileri için etkin dozun ardışık beş yılın ortalamasının 20 mSv'i, herhangi bir yılda ise 50 mSv'i geçemeyeceği açıkça belirtilmiş olduğundan, söz konusu radyasyon alanlarının doz değerinin hesaplanmasında NDK mevzuatı ve görüşleri doğrultusunda "ardışık beş yıl" ibaresi kullanıldığından dava konu edilen düzenlemede hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.<br> Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.<br> <br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu ve Onikinci Dairelerince, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'na 3619 sayılı Kanun' un 10. maddesiyle eklenen Ek 1. madde uyarınca yapılan müşterek toplantıda, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: <br><br>MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :<br>Davacı Sendika tarafından, 26/04/2022 tarih ve 31821 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Radyoloji Hizmetleri Yönetmeliğinin 25/04/2023 tarih ve 32171 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Radyoloji Hizmetleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesiyle değişik 4. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde yer alan "ardışık 5 yılın ortalaması olan" ibaresinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın, 5. maddesinde; insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamanın Devletin temel amaç ve görevleri arasında olduğu belirtilmiş, 17. maddesinde; herkesin, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu düzenlenmiş olup bu bağlamda devlet kişilerin sağlık hakkından tam anlamıyla yararlanabilmeleri ve sağlıklı bir yaşam sürdürebilmeleri amacıyla her türlü tedbiri ve önlemi almak ve düzenlemeyi yapmak durumundadır. Bu durum Anayasanın 56. maddesinde; herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu vurgulanarak, Devletin, kişilerin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyerek ve denetleyerek yerine getireceği belirtilerek düzenlenmiştir.<br>Anayasanın ''Yönetmelikler'' başlıklı 124. maddesinin birinci fıkrasında, ''Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler.'' kuralına yer verilmiştir.<br>3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun; 3. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde sağlık hizmetlerinin, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak plânlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği; (c) bendinde, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinin bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenleneceği, (e) bendinde, tesis edilecek eğitim, denetim, değerlendirme ve oto kontrol sistemi ile sağlık kuruluşlarının tespit edilen standart ve esaslar içinde hizmet vermesinin sağlanacağı belirtilmiştir.<br>Anılan Kanun'un 9. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde ise; bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarının belirlenmesinin, sağlık kurum ve kuruluşlarının sınıflandırılmasının ve sınıflarının değiştirilmesinin, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarının, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasının, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği hükme bağlanmıştır.<br>1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin, 352. maddesinde; herkesin bedeni, zihni ve sosyal bakımdan tam bir iyilik hali içinde hayatını sürdürmesini sağlamak amacıyla Bakanlığa verilen görev ve yetkiler sayılmış, 355. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak; , h) bendinde, Sağlık hizmetlerinde kalite ve akreditasyon kuralları belirlemek ve uygulanmasını sağlamak,; (k) bendinde, sağlık insan gücü planlaması yapmak, sayı ve nitelik olarak ihtiyaca uygun insan gücü yetiştirilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak; (l) bendinde, Mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamak ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini denetlemek", Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri arasında belirtilmiştir.<br>Aynı Kararname'nin 508. maddesi ile de Bakanlıklara görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapabilme yetkisi verilmiştir.<br>3153 sayılı Radiyoloji, Radiyom ve Elektrikle Tedavi ve Diğer Fizyoterapi Müesseseleri Hakkında Kanun’un 3. maddesinde, ''Birinci maddede yazılı müesseselerin bina vasıfları ve hastalarla mütehassısları ve orada çalışan veya bulunan başkalarının elektrik cereyanı ve röntgen şuaı ve radiyom arızalarından korunacak tertiplerle bunlara ait levazımın şartları ve radiyom için bir müessesede bulunması lazımgelen en az miktar ve elektrikle tedaviye mahsus aletlere ait vasıf ve şartlar hakkında Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.'' kuralına; Ek-1. maddesinde ise, ''İyonlaştırıcı radyasyonla teşhis, tedavi veya araştırmanın yapıldığı yerler ile bu iş veya işlemlerde çalışan personelin haftalık çalışma süresi 35 saattir. Bu süre içerisinde, Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikte belirtilen radyasyon dozu limitleri de ayrıca dikkate alınır. Doz limitlerinin aşılmaması için alınması gereken tedbirler ile aşıldığı takdirde izinle geçirilecek süreler ve alınacak diğer tedbirler Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.'' kuralına yer verilmiştir.<br> Sağlık Bakanlığı tarafından sağlık hizmet sunumu kapsamında tetkik, teşhis ve tedavi amaçlı uygulanan radyoloji hizmetlerinin planlanması, sınıflandırılması ile bu hizmetlerin sunulduğu sağlık kurum ve kuruluşların faaliyetlerine, standartlarına ve denetlenmesine ilişkin usûl ve esasları düzenlemek amacıyla, 3153 sayılı Radyoloji, Radiom ve Elektrikle Tedavi ve Diğer Fizyoterapi Müesseseleri Hakkında Kanun'un 10., 11., 12., 13. ve Ek 1. maddelerine, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunun 3., 9., Ek 11. maddelerine, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 355., 506., ve 508. maddelerine dayanılarak hazırlanan "Radyoloji Hizmetleri Yönetmeliği" 26/04/2022 tarihli 31821 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş, Yönetmeliğin 21. maddesiyle "Sağlık Hizmetlerinde İyonlaştırıcı Radyasyon Kaynakları ile Çalışan Personelin Radyasyon Doz Limitleri ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.<br>İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklid Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmelik de yine 26/04/2022 tarihli 31821 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.<br>Dava konusu Yönetmeliğin; 4. maddesinin birinci fıkrasında; d) Gözetimli radyoloji birimi: Bünyesinde radyoloji uzmanı bulunmayan kamu sağlık kurum ve kuruluşlarında, kamuya ait bir radyoloji merkezine bağlı olarak radyoloji hizmeti veren, NDK tarafından uygun görülen radyasyondan korunma sorumlusunun gözetiminde faaliyet gösteren radyoloji birimini, e) İyonlaştırıcı radyasyon: Maddesel ortamdan geçerken onunla etkileşerek iyon çiftleri oluşturabilen X ışını, gama ışını gibi elektromanyetik ışınlarla, kinetik enerjileri olan yüklü parçacıklar, ağır iyonlar ve serbest nötronlar gibi tanecik karakterli ışınımları, f) İyonlaştırıcı radyasyon kaynağı: İyonlaştırıcı radyasyon üreten veya yayan cihazlar ile radyoaktif kaynakları, ğ) Kontrollü (denetimli) alan: Radyasyondan korunmayı sağlamak veya radyoaktif kirliliğin yayılmasını önlemek amacı ile özel kuralların uygulandığı, radyasyonla çalışanların kişisel doz izlemelerinin yapıldığı, giriş çıkışların kontrole tabi olduğu ve görevi gereği radyasyonla çalışanlar için ardışık beş yılın ortalaması olan yıllık doz sınırlarının 3/10'undan fazla radyasyon dozuna maruz kalabilecekleri alanları, r) Sağlık izni: 3153 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesi ile 657 sayılı Kanunun 103 üncü maddesi kapsamında radyasyonla çalışan personele verilecek izni, tanımladığı düzenlenmiştir.<br>(Mülga) 07/09/1985 tarih ve 18861 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Radyasyon Güvenliği Tüzüğü'nün "Terimler ve kısaltmalar" başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinde, "A – İyonlaştırıcı radyasyonlar, maddesel ortamdan geçerken onunla etkileşerek iyon çiftleri oluşturabilen X ışını, gamma ışını gibi elektromanyetik ışınlarla, kinetik enerjileri olan yüklü parçacıklar, ağır iyonlar ve serbest nötronlar gibi tanecik karakterli ışınımlardır. Ses dalgalarıyla, elektromanyetik spektrumun morötesi ve daha büyük dalga boylu bölgesi, bu tanımın kapsamı dışındadır."; (D) bendinde, "D – Radyasyon kaynağı, iyonlaştırıcı radyasyon yayınlayan radyoaktif maddelerle radyasyon yayınlayıcı veya üretici aygıtlardır."; (İ) bendinde, "İ–Denetimli alanlar, radyasyon güvenliği bakımından giriş ve çıkışların özel denetime ve içerisindeki çalışmaların özel kurallara bağlı olduğu alanlardır."; (J) bendinde, "J–Radyasyon alanları, içinde çalışan kişilerin iyonlaştırıcı radyasyonlara maruz kaldığı alanlardır. Bunlar maruz kalınan ışınlama düzeyine göre;1-Yıllık ışınlamaların doz eşdeğer sınırlarının onda üçünü geçebileceği "çalışma durumu A alanları", 2-Yıllık ışınlamaların doz eşdeğer sınırlarınınonda üçünün aşılmasının hiç beklenmediği "çalışma durumu B alanları" olmak üzere ikiye ayrılır."; (K) bendinde; "K – Radyasyon görevlisi, sürekli olarak denetimli alanlarda veya radyosyon kaynaklarıyla çalışan kişidir. Denetimli alanlarda veya radyasyon kaynaklarıyla geçici olarak veya ara sıra çalışan kişiler radyosyon görevlisi sayılmazlar." kuralına yer verilmiştir.<br>24/03/2000 tarih ve 23999 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Radyasyon Güyenliği Yönetmeliği'nin "Yıllık doz sınırları" başlıklı 10. maddesinde, "Yıllık doz sınırlan sağlığa zarar vermeyecek şekilde uluslararası standartlara uygun olarak, Kurum tarafından radyasyon görevlileri ve toplum üyesi kişiler için ayrı ayrı belirlenmiştir. Yıllık toplam doz aynı yıl içindeki dış ışınlama ile iç ışınlamadan alınan dozların toplamıdır. Kişilerin, denetim altındaki kaynaklar ve uygulamalardan dolayı bu sınırların üzerinde radyasyon dozuna maruz kalmalarına izin verilemez ve bu sınırlara tıbbi ışınlamalar ve doğal radyasyon nedeniyle maruz kalınacak dozlar dahil edilemez,<br>a) Radyasyon görevlileri için etkin doz herhangi bir yılda 50 mSv'i, ardışık beş yılın ortalaması ise 20 mSv'i geçemez El ayak veya deri için yıllık eşdeğer doz sının 500 mSv, göz merceği için 150 mSv'dir<br>b)Toplum üyesi kişiler için etkin doz herhangi bir yılda 5 mSv'i, ardışık beş yılın ortalaması ise 1 mSv'i geçemez El, ayak veya deri için yıllık eşdeğer doz sının 50 mSv, göz merceği için 15 mSv'dir.<br>c) 18 yaşından küçükler Tüzüğün 6ncı maddesine göre radyasyon uygulaması işinde çalıştırılamazlar .Bu Yönetmeliğin 15inci maddesinin (b) bendinde belirtilen alanlarda, eğitim amaçlı olmak koşuluyla, eğitimleri radyasyon kaynaklarının kullanılmasını gerektiren 16-18 yaş arasındaki stajyerler ve öğrenciler için etkin doz, herhangi bir yılda 6 mSv'i geçemez.. Ancak el, ayak veya deri için yıllık eşdeğer doz sının 150 mSv, goz merceği için 50 mSv'dir."; "Radyasyon alanlarının sınıflandırılması "başlıklı 15. maddesinde, "Maruz kalınacak yıllık dozun 1 mSv değerini geçme olasılığı bulunan alanlar radyasyon alanı olarak nitelendirilir ve radyasyon alanları radyasyon düzeylerine göre aşağıdaki şekilde sınıflandınlır.<br>a) Denetimli Alanlar: Radyasyon görevlilerinin giriş ve çıkışlanmn özel denetime, çalışmalarının radyasyon korunması bakımından özel kurallara bağlı olduğu ve görevi gereği radyasyon ile çalışan kişilerin ardışık beş yılın ortalama yıllık doz sınırlarının 3/10'undan fazla radyasyon dozuna maruz kalabilecekleri alanlardır.<br>Denetimli alanlann girişlerinde ve bu alanlarda aşağıda belirtilen radyasyon uyan levhaları bulunması zorunludur:<br>1) Radyasyon alanı olduğunu gösteren temel radyasyon simgeleri (Ek-3)<br>2) Radyasyona maruz kalma tehlikesinin büyüklüğünü ve özelliklerini anlaşılabilir şekilde göstermek üzere gerekli bilgi, simge ve renkleri taşıyan işaretler,<br>3) Denetimli alanlar içinde radyasyon ve bulaşma tehlikesi bulunan bölgelerde geçirilecek sürenin sınırlandırılması ile koruyucu giysi ve araçlar kullanılması gerekliliğini gösteren uyan işaretleri.<br>b) Gözetimli Alanlar: Radyasyon görevlileri için yıllık doz sınırlannın 1/20'sinin aşılma olasılığı olup, 3/10'unun aşılması beklenmeyen, kişisel doz ölçümünü gerektirmeyen fakat çevresel radyasyonun izlenmesini gerektiren alanlardır." kurallarına yer verilmiştir. <br>Ayrıca, Mülga Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından hazırlanan “Radyasyon Alanlarının Sınıflandırılmasına İlişkin Kılavuz RSGD-KLV-005 (Rev.1)”un “Radyasyon Alanları” başlıklı bölümün “2.1. Denetimli Alanlar ve Özellikleri” alt başlıklı bölümünde; "Denetimli alanlar, giriş ve çıkışların özel denetime, çalışmaların radyasyondan korunma bakımından özel kurallara bağlı olduğu ve radyasyonla çalışanların maruz kalabilecekleri radyasyon dozlarının, yıllık doz sınırlarının 3/10’unu aşma olasılığı olan alanlardır. Bu tanıma göre denetimli alanlar, bu alanlarda çalışan kişilerin, potansiyel ışınlanmalar da göz önüne alındığında, yıllık olarak 6 mSv’in üzerinde etkin doz alma olasılığı bulunan alanlardır." şeklinde, "2.2. Gözetimli Alanlar ve Özellikleri" alt başlıklı bölümünde, "Gözetimli alanlar, radyasyonla çalışanların maruz kalabilecekleri radyasyon dozlarının, yıllık doz sınırlarının 1/20’sini aşma olasılığı olan ancak 3/10’unu aşması beklenmeyen alanlardır. Bu alanlar, kişisel doz ölçümü gerektirmeyen fakat ortamdaki radyasyon seviyelerinin izlenmesini gerektiren alanlardır. Diğer bir deyişle, bu alanlarda çalışan kişilerin, potansiyel ışınlamalar da göz önüne alındığında, yıllık olarak 1 mSv’in üzerinde etkin doz alma olasılığı bulunan ancak 6 mSv’i aşma olasılığı olmayan alanlardır." şeklinde tanımlanmış, Kılavuz'un ekinde yer alan "Ek-1 Denetimli ve Gözetimli Alanların Genel Özellikleri” başlıklı tabloda ve “Ek-2.1. Tıbbi Radyoloji Uygulamalarına İlişkin Örnekler” başlıklı tabloda hem denetimli, hem de gözetimli alanın özellikleri belirtilmiş ve bu alanlara ilişkin örneklere yer verilmiştir. <br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Davacı Sendika tarafından, Nükleer Düzenleme Kurumu tarafından çıkarılan Radyasyon Güvenliği Yönetmeliğinin 15. maddesinde radyasyon alanlarının sınıflandırılmasının yapıldığı, anılan Yönetmeliğin 15. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde denetimli alanların, (b) bendinde gözetimli alanların tanımlandığı, bu tanımlamalara bakıldığı zaman tanımlamalar içerisinde sadece yıllık doz limitleri bakımından ayırıcı özelliklerin belirtildiği, Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği'ndeki tanımlamalar ile iş bu dava konusu Yönetmelikteki tanımlamalar arasındaki farklılıkların büyük oranda giderilmiş olduğu ancak yıllık doz limiti yerine "ardışık 5 yılın ortalaması olan" ibaresinin getirilerek hukuka aykırı davranıldığı, Nükleer Düzenleme Kurumu tarafından çıkarılan Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği'ndeki yıllık doz limitlerinin esas alınmasının insan sağlığı bakımından şart olduğu, dava konusu düzenlemede geçen "ardışık 5 yılın ortalaması olan" ibarelerinin sağlık hakkı ile özel ve aile hayatına saygı hakkı bakımından açıkça hukuka aykırılık teşkil ettiği, uzmanlık kuruluşu olan Nükleer Düzenleme Kurumu tarafından çıkarılan Yönetmelikteki tanımlamalara aykırı düzenleme yapılmasının sebep ve amaç unsuru yönünden de hukuka aykırı olduğu, bu nedenle dava konusu düzenlemede geçen "ardışık 5 yılın ortalaması olan" ibarelerinin iptal edilmesi gerektiği ileri sürmüşse de; yukarıda yer verilen radyasyon ve iyonlaştırıcı radyasyonla ilgili mevzuat incelendiğinde, dava konusu Radyoloji Hizmetleri Yönetmeliği'nin, İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklit Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmelikte düzenlenen "Gözetimli Alan" ve "Kontrollü Denetimli Alan" düzenlemelerine uygun şekilde düzenlendiği, dava konusu edilen düzenlemenin gerek Mülga Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından hazırlanan “Radyasyon Alanlarının Sınıflandırılmasına İlişkin Kılavuz RSGD-KLV-005 (Rev.1)”da gerekse de (Mülga) 07/09/1985 tarih ve 18861 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Radyasyon Güvenliği Tüzüğünde yer alan gözetimli ve denetimli alan tanım ve özellikleriyle uyumlu ve birbirini tamamlar nitelikte düzenlendiği, ayrıca Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği kapsamında radyasyon görevlileri için etkin dozun ardışık beş yılın ortalamasının 20 mSv'i, herhangi bir yılda ise 50 mSv'i geçemeyeceği açıkça belirtilmiş olduğundan, söz konusu radyasyon alanlarının doz değerinin hesaplanmasında NDK mevzuatı ve görüşleri doğrultusunda "ardışık beş yıl" ibaresinin kullanıldığı görüldüğünden, dava konu edilen ibarede üst hukuk normlarına ve mevzuata aykırılık bulunmamaktadır. <br>Öte yandan, radyasyon kavramının temelde iyonlaştırıcı ve iyonlaştırıcı olmayan radyasyon olmak üzere iki başlık altında incelendiği, iyonlaştırıcı radyasyonun daha yüksek enerjiye sahip olan, insan vücuduna nüfuz edebilen ve maddenin içinden geçerken enerjisini maddeye aktararak maddedeki atomları doğrudan veya dolaylı yollarla etkileyerek iyon çiftleri oluşturabilen radyasyon olarak tanımlanırken, radyasyonun daha az enerjili, iyonlaştırıcı olmayan türlerinin de (radyo dalgaları, mikrodalgalar, kızılötesi ve görünür ışık) yer aldığı, iyonlaştırıcı radyasyon türlerinin, X-ışınları ve gama ışınları ile alfa parçacıkları, beta parçacıkları, ağır iyonlar ve serbest nötronlar gibi parçacıklar olarak sıralandığı, bu çerçevede radyasyon kaynağı ile fiilen çalışması olan ve olmayan arasında radyasyona maruz kalma açısından bir ayrım yapılması zorunluluğu kapsamında, radyoloji hizmetlerinin yürütüldüğü birimlerde iyonlaştırıcı radyasyon kaynakları ve radyoaktif madde ile çalışan ve böylece zararlı radyasyona maruz kalan personelin sağlığının korunmasının amaçlandığı göz önüne alındığında iptali istenilen ibarede kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmaktadır.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. DAVANIN REDDİNE,<br>2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,<br>4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,<br>5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 27/05/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br><br><br></font></p></body></html>

denetim