<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2024/229 E.  ,  2024/3581 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2024/229<br>Karar No : 2024/3581 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı<br> VEKİLİ : Av. ...<br><br>DİĞER DAVALILAR : 1- ... Bakanlığı<br> VEKİLİ: Huk. Müş. ...<br> 2- ... Bakanlığı<br> VEKİLİ: Av. ...<br> 3- ... Bakanlığı<br> <br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Esnaf Odası <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 02/06/2023 tarih ve E:2019/3004, K:2023/2997 sayılı kararının yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: 25/10/2017 tarih ve 30221 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (i), (l), (m) ve (o) bentlerinin; Geçici 2. maddesinin 1. ve 4. fıkralarının; 5. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan "... veya devam etmekte olan bir kovuşturması bulunmamak ya da kovuşturması uzlaşmayla neticelenmemiş olmak" ibaresinin; 9. maddesinin 1. ve 2. fıkrasının (b) bentlerinin 1. ve 2. paragraflarında yer alan "... veya bu suçlardan hakkında devam eden ya da uzlaşmayla neticelenmiş bir kovuşturma bulunmamak" ibarelerinin ve 3. maddesinin 1. fıkrasının (m) bendi ile 13. maddesinin 1. fıkrasının ise eksik düzenleme içerdiği iddialarıyla iptaline karar verilmesi istenilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 02/06/2023 tarih ve E:2019/3004, K:2023/2997 sayılı kararıyla;<br>Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 10. maddesi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilen ve Ülkemiz tarafından 14 Eylül 1990'da imzalanarak 4058 sayılı Kanun'la onaylanması uygun bulunan ve 27 Ocak 1995'te Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve iç hukukumuzun bir parçası haline gelen Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 3. maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Araçların karayoluna uygunluğu ve teknik esaslar" başlıklı 29. maddesi, 18/07/1997 tarih ve 23053 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin "Araçlara Ait Teknik Şartlar ve Araçların Karayoluna Uygunluğu" başlıklı 63. maddesinin 1. fıkrası ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu'nun "Yönetmelik" başlıklı 34. maddesine yer verilerek,<br>Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin Geçici 2. maddesinin 1. fıkrası yönünden;<br>Dava konusu Yönetmeliğin, Geçici 2. maddesinin 1. fıkrasında yer alan; bu Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasının (i), (l), (m) ve (o) bendi kapsamına uygun olmayan araçların 03/09/2018 tarihine kadar uygun hale getirileceği yolundaki kuralın, 12/09/2020 tarih ve 31242 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklik ile 03/09/2021 tarihi şeklinde değiştirildiği; yine aynı maddede fabrika çıkışında üzerinde mevzuata uygun renkli cam olan araçlar için öngörülen 03/09/2019 tarihinin ise 14/08/2018 tarih ve 30509 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklik ile 03/09/2020 tarihi şeklinde değiştirildiği ve uygulamanın başlangıç tarihlerinin daha ileri bir tarihe alındığının görüldüğü,<br>Bu bağlamda, iptal istemine konu düzenlemenin, davacının lehine olacak şekilde değiştirildiği anlaşıldığından, bu fıkra bakımından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği,<br>Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (i), (l), (m) ve (o) bentleri ile Geçici 2. maddesinin 4. fıkrası yönünden;<br>Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinde, taşımacılar tarafından okul servis aracı olarak kullanılacak taşıtlarda aranacak şartların sıralandığı, maddenin dava konusu bentlerinde, okul servis araçlarında her öğrenci ve çocuk için üç nokta emniyet kemeri ve gerekli koruyucu tertibat, her koltukta oturmaya duyarlı sensörlü sistemler ve tüm koltukları görecek şekilde iç ve dış kamera ile en az otuz gün süreli kayıt yapabilen kayıt cihazı bulundurulacağı, ayrıca okul servis araçlarında iç mekânı gösteren beyaz cam dışında cam kullanılamayacağının belirtildiği,<br> Asıl kullanım gayesi okul ve öğrenci servisi olan araçların; bu amaca yönelik teçhiz edilmesi, bu bağlamda her öğrenci ve çocuk için üç nokta emniyet kemeri ve gerekli koruyucu tertibat ile öğrenci ve çocukların yolculuk esnasında güvenliklerinin sağlanması gayesi ile her koltukta oturmaya duyarlı sensörlerin bulundurulması, araç içi ve dışına yönelik iç ve dış kamera sistemi kurulması ve kayıt altına alınması, araçlarda iç mekanı gösterme olanağı veren beyaz cam kullanılması yolundaki düzenlemelerin, çocukların ve öğrencilerin servis içerisinde daha güvenli, sağlıklı ve huzurlu yolculuk yapmalarının sağlanmasına yönelik olduğu ve yaşanabilecek muhtemel olay ve kazaların önüne geçilmesini amaçladığının açık olduğu,<br> Bu durumda, öğrenci ve çocukların daha güvenli şartlarda taşınması için getirilen dava konusu düzenlemelerde ve bu düzenlemelere uygun olmayan yeni üretilen araçların trafik tescilinin 1/1/2018 tarihinden itibaren yapılmamasını öngören düzenlemede hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı,<br>Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin 5. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan "... veya devam etmekte olan bir kovuşturması bulunmamak ya da kovuşturması uzlaşmayla neticelenmemiş olmak" ibaresi ile 9. maddesinin 1. ve 2. fıkrasının (b) bentlerinin 1. ve 2. paragraflarında yer alan "... veya bu suçlardan hakkında devam eden ya da uzlaşmayla neticelenmiş bir kovuşturma bulunmamak" ibareleri yönünden;<br> Yönetmeliğin dava konusu kısımlarında, taşımacı, okul servisi şoförü veya rehber personel olmaya engel durum, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçları ile Türk Ceza Kanunu'nun 81, 102, 103, 104, 105, 109, 179/3, 188, 190, 191, 226 ve 227. maddelerindeki suçlar olduğu,<br> Dava konusu düzenlemelerde yer alan ve taşımacı, okul servisi şoförü veya rehber personel olmaya engel teşkil eden bir diğer durum ise, yukarıda sayılan suçlar hakkında devam eden ya da uzlaşmayla neticelenmiş kovuşturma bulunmama şartına ilişkin olup Türk Ceza Kanunu'nun 81, 102, 103, 104, 105, 109, 179/3, 188, 190, 191, 226 ve 227. maddelerindeki suçlar (sırasıyla) kasten öldürme, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, reşit olmayanla cinsel ilişki, cinsel taciz, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, trafik güvenliğini tehlikeye sokma, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak, müstehcenlik ve fuhuş suçları olduğu,<br> Yönetmeliğin sözü edilen maddelerinde, Türk Ceza Kanunu'na göre hangi kişilerin taşımacı, servis şoförü veya rehber personeli olamayacağına yönelik düzenleme yapıldığının görüldüğü, dava konusu düzenlemelerin herhangi bir ceza uygulaması öngörmediği, yalnızca taşımacı, okul servis şoförü veya rehber personel olabilmek için kişilerde bulunması gereken şartlardan birini, bir başka deyişle bu faaliyeti yürütecek kişilerde bulunması gereken niteliklerden birini hükme bağlamakta olduğu, <br> Öte yandan, dava konusu düzenlemelerin genel kapsayıcı olmayıp sadece okul servis araçlarını kapsadığı konusunda herhangi bir duraksama da bulunmadığı,<br> Çocukların fiziksel ve psikolojik olarak gelişimlerini henüz tamamlamamış olmaları nedeniyle yetişkinlere göre daha özel bir koruma altında olmaları gerektiğinin genel kabul gören bir anlayış olduğu, bu kapsamda çocukların/öğrencilerin taşınması ile ilgili her türlü faaliyetin hassasiyet ve duyarlılık içinde yürütülerek taşıma güvenliğinin sağlanmasının önem taşıdığı,<br> Bununla birlikte, Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin, çocuk haklarına ilişkin olarak belirlediği temel ilkelerden biri olan "Çocuğun Üstün Yararı İlkesi", çocukların yararlarının her zaman ve her koşulda öncelikli olarak korunmasını ve karşılaşılan tüm sorunlarda çocuk yararına çözümlerin tercih edilmesini emreden bir ilke olduğu,<br> Dava konusu düzenleme ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın çocukların korunmasına yönelik önerdiği tedbirler ile Çocuk Haklarına Dair Sözleşme hükümleri çerçevesinde, diğer bireylere nazaran daha çok korunmaya muhtaç olan çocuklar/öğrenciler için pozitif ayrımcılık yapılmak ve çocuğun üstün yararı gözetilmek suretiyle öğrenci taşıma faaliyetlerinin sağlıklı ve güvenli hale getirilmesi amacıyla okul servis şoförü ile rehber personelin çocuklara/öğrencilere rol model olabilecek kişiler arasından seçilmesi gerektiği ve hizmetin gereklerine uygun personel seçiminin son derece önemli olduğu bir alanda hizmet üretecekleri hususu göz önünde bulundurularak okul servis araçları yönünden özel düzenlemeler getirildiğinin anlaşıldığı,<br> Bu durumda, okul servis aracında taşınan öğrencilerin yaş grubu dikkate alındığında güvenli ve düzenli taşıma faaliyeti yapılabilmesi için okul servis aracı şoförü ve rehber personeli yönünden öngörülen özel ve istisnai düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı,<br>Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin 3. maddesinin 1. fıkrasının (m) bendi ile 13. maddesinin 1. fıkrası yönünden; <br>Davacı vekili tarafından, taşımacıyı tespit komisyonlarında meslek odası temsilcisine yer verilmediği; okul servis taşıma faaliyetlerinin valilik ve kaymakamlıklarca denetlenmesinde meslek odası temsilcisinin katılımının öngörülmediği ileri sürülerek, dava konusu Yönetmelik hükümlerinin, eksik düzenleme nedeniyle iptaline karar verilmesinin istenildiği,<br>Esnaf ve sanatkâr odaları ile bu odaların üst kuruluşlarının çalışma usûl ve esaslarını düzenleyen 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu ile, esnaf ve sanatkârlar ile bunların yanlarında çalışanların meslekî ve teknik ihtiyaçlarını karşılama(k), meslekî faaliyetlerini kolaylaştırma(k), mesleğin genel menfaatlerine uygun olarak gelişmelerini ve meslekî eğitimlerini sağlama(k), meslek mensuplarının birbirleriyle ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılma(k), meslek disiplini ve ahlâkını koruma(k)nın amaç edinildiği ve anılan Kanun'da, meslek odalarının görev ve yetkilerinin de belirlendiği, <br>Her okul bünyesinde; okul müdürü, öğretmen, okul aile birliği başkanı ile iki öğrenci velisinin katılımıyla oluşturulan taşımacıyı tespit komisyonuna, meslek odası temsilcisinin katılımını öngören herhangi bir yasal düzenleme mevcut olmadığı gibi 5362 sayılı Kanun'un amacı, kapsamı ve meslek kuruluşunun görev ve yetkileri dikkate alındığında bu konudaki talebin yasal bir dayanağının bulunmadığının da görüldüğü,<br>Çocuk ve öğrencilerin okul servis aracı ile taşınması işinin bir kamu hizmeti olduğu, bu hizmetin sağlıklı bir şekilde yürütülmesine ilişkin denetim ve kontrol görevinin, idare bünyesinde yer alan kamu görevlileri vasıtasıyla yerine getirilmesinin Anayasal ve yasal bir zorunluluk olduğu,<br>Buna karşılık, okul servis ve taşıma faaliyetlerinin denetimi ve kontrolü konusunda Yönetmelik hükmü ile oluşturulan komisyonda yer alması öngörülmeyen odaların, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olarak kendi kuruluş yasasında yer alan görev ve yetkileri çerçevesinde, kendi üyelerine yönelik denetim ve kontrol mekanizmalarını işletmelerinin mümkün olduğu,<br>Bu durumda, taşımacıyı tespit komisyonlarında ve valilik ile kaymakamlık bünyesinde oluşturulacak okul servis taşıma faaliyetleri denetim komisyonlarında meslek odası temsilcisine yer verilmemesine dair dava konusu düzenlemenin, davalı idarelerin takdir yetkisine istinaden tesis edildiği ve hukuka aykırılık teşkil etmediği sonucuna varıldığından, eksik düzenleme nedeniyle iptaline yönelik istemin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçeleriyle,<br> Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin Geçici 2. maddesinin 1. fıkrası yönünden karar verilmesine yer olmadığına, 25/10/2017 tarih ve 30221 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (i), (l), (m) ve (o) bentlerinin; Geçici 2. maddesinin 4. fıkrası; 5. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan "... veya devam etmekte olan bir kovuşturması bulunmamak ya da kovuşturması uzlaşmayla neticelenmemiş olmak" ibaresi; 9. maddesinin 1. ve 2. fıkrasının (b) bentlerinin 1. ve 2. paragraflarında yer alan "... veya bu suçlardan hakkında devam eden ya da uzlaşmayla neticelenmiş bir kovuşturma bulunmamak" ibareleri ile 3. maddesinin 1. fıkrasının (m) bendi ve 13. maddesinin 1. fıkrası yönünden davanın reddine, 586,40-TL yargılama giderinin 462,12 TL'nin haklılık oranına göre takdiren davacı üzerinde bırakılmasına, 117,28 TL'nin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 9.500,00-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı Milli Eğitim Bakanlığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına verilmesine, 9.500,00-TL vekalet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idarelerden Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, ortaya çıkan yeni birtakım ihtiyaçlar nedeniyle düzenleyici işlemde değişikliğe gidilmiş olmasının davanın açılmasına haksız yere sebebiyet verildiği anlamına gelmeyeceği, bu nedenle Daire kararının idareleri aleyhine hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br> "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br> b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br> c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın temyize konu bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1.Davalı idarelerden Milli Eğitim Bakanlığının temyiz isteminin reddine,<br>2. Dava hakkında kısmen karar verilmesine yer olmadığına, kısmen davanın reddine ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin 02/06/2023 tarih ve E:2019/3004, K:2023/2997 sayılı kararının temyize konu yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin kısmının ONANMASINA, <br>3. Kesin olarak, 30/12/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.<br><br><br>KARŞI OY <br>X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinde, bu Kanun'da hüküm bulunmayan ve madde metninde sayılan hallerde 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun uygulanacağı belirtilmiş, sözü edilen haller arasında “yargılama giderlerine” de yer verilmiş, 04/02/2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 450. maddesiyle 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlükten kaldırılmış, aynı Kanun’un 447. maddesinin 2. fıkrasında ise; “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarih ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” hükmüne yer verilmiştir.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Yargılama giderinin kapsamı” başlıklı 331. maddesinde yargılama giderlerini oluşturan unsurlar sayılmış, maddenin 1/ğ bendinde; vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılama giderleri arasında olduğu belirtilmiş, Kanun’un “Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri” başlıklı 331. maddesinin 1. fıkrasında da; “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.” kuralına yer verilmiştir.<br>Temyiz başvurusuna konu kararda, dava konusu düzenlemenin bir kısmının bilahare yürürlükten kaldırıldığından söz edilerek davanın bu kısmının konusunun kalmadığı gerekçesiyle, işin esasına girilerek haklılık/haksızlık değerlendirmesi yapılmaksızın karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesine rağmen konusuz kalan kısımda davalı idare haksız çıkmış gibi değerlendirme yapılarak davanın bu kısmı yönünden yargılama giderlerinin ve bu giderler arasında yer alan vekâlet ücretinin davalı idarelerce davacıya ödenmesine hükmedildiği görülmektedir.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinde yer alan atıf hükmü uyarınca yargılama giderleri konusunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır. 6100 sayılı Kanun’un 331. maddesinin 1. fıkrasında, davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde yargılama giderlerinin ne şekilde takdir edileceği hususu düzenlenmiştir. Temyiz başvurusuna konu kararda, dava konusu düzenlemenin daha sonra yürürlükten kaldırıldığından bahisle uyuşmazlığın esası hakkında “karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmiş olması nedeniyle, başvuruya konu kararın hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine ve bu giderler arasında yer alan vekalet ücretine 6100 sayılı Kanun’un metnine yer verilen 331. maddesinin 1. fıkrasındaki kural çerçevesinde hükmedilmesi gerekir.<br>Bu durumda; davanın bir kısmının konusu kalmadığından bahisle kısmen karar verilmesine yer olmadığı, kısmen davanın reddine kararıyla neticelenen davada, konusuz kalan kısım yönünden tarafların davanın açıldığı tarihteki haklılık durumları belirlenip buna göre yargılama giderleri ve bu kapsamdaki vekalet ücreti konusunda hüküm kurulması gerekirken, böyle bir değerlendirme yapılmaksızın, davanın konusuz kalan kısmında davalı idare haksız çıkmış gibi kabul edilerek yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalı idareye yükletilmesine hükmedilmiş olmasından dolayı, davalı Milli Eğitim Bakanlığının temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.<br><br></font></p></body></html>

denetim