<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2022/458 E.  ,  2025/5169 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>SEKİZİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2022/458<br>Karar No : 2025/5169 <br><br>TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR : I- (DAVACILAR) 1- ...<br> 2- ... <br> 3- ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br> <br>II- (DAVALILAR) 1- ... Bakanlığı<br>VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...<br> <br>2- ... Belediye Başkanlığı<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, karşılıklı olarak temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacıların murisi ...'nun 27/04/2017 tarihinde İstanbul ili, Ümraniye ilçesi, ... Mahallesi, ... Caddesinde kaldırım üzerinde yürürken bozuk döşenmiş kaldırım taşına takılarak düşmesi ve ağaçların korunması için çevresine döşenen demir koruma çerçevesinin sivri ucunun başına saplanması sonucu hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan olayda hizmet kusuru bulunduğundan bahisle hayatını kaybeden ...'nun eşi olan davacı ... için eşinin desteğinden yoksun kaldığından bahisle 10.000,00-TL (miktar artırımı ile 73.638,36-TL) maddi ve 100.000,00-TL manevi tazminatın, çocukları olan diğer davacılar için de ayrı ayrı olmak üzere 100.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava dosyasında bir örneği bulunan İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... sayılı soruşturma dosyası yer alan 28/07/2017 tarihli bilirkişi raporu ile dava dosyasına sunulan bilirkişi raporunda yer alan tespitler ile dosya içerisinde bulunan olaya ilişkin fotoğraf ve video görüntülerinin incelenmesinden, 14/09/2012 tarih ve 28411 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Şehir İçi Yollar- Kaldırım ve Yaya Geçitlerinde Ulaşılabilirlik İçin Yapısal Önlemler Ve İşaretlemelerin Tasarım Kuralları İle İlgili Tebliğ ile kabul edilen Türk Standartları Enstitüsü tarafından hazırlanan TS 12576 Şehir içi yollar- kaldırım ve yaya geçitlerinde ulaşılabilirlik için yapısal önlemler ve işaretlemelerin tasarım kuralları standardı'nın 5.1.5. maddesi ile yaya kaldırımının yüzeyi kaymaz nitelikte, kaldırım döşemeleri bitişik ve boşluksuz olması gerektiğinin öngörülmesine ve söz konusu standarda uygun hareket etme zorunluluğunun bulunmasına rağmen, davalı Ümraniye Belediye Başkanlığınca yaptırılan kaldırım yüzeyinin arnavut kaldırımı benzeri ve araları boşluklu döşemelerle kaplandığı, anılan yapısal durum nedeniyle olayın meydana geldiği kaldırım üzerinde yürüyen şahısların, anılan standartlara uygun olarak yapılmış kaldırımda yürüyen şahıslara göre bastıkları yere daha fazla dikkat sarfetmelerini gerektirdiği ve en ufak bir dikkat dağınıklığının üzerinde yürüyenin düşmesine sebep olma olasılığının yüksek olduğu, diğer taraftan, olayın meydana geldiği yerde bulunan demir korkulukların başlık kısımlarının ağaca doğru eğimli olduğu görülmekte ise de, anılan Standardın 5.1. maddesinde, yayaların, kaldırımları güveni ve rahat kullanabilmeleri için kaldırım üzerinde engeller bulunmaması gerektiği, tehlike yaratacak (yer ızgaraları, yer mantarları, yola gerilmiş otopark zincirleri, yol yüzeyindeki anormal döşeme farklılıkları.. gibi) her türlü düzensizlikten kaçınılması gerektiği, yatay ve düşey engel oluşturabilecek tüm donatıların kaldırım üzerindeki yaya emniyet şeridinde konumlandırılması gerektiğinin öngörüldüğü, 5.1.7.1 maddesinde de, kaldırımda bulunan ağaçların görme özürlüler tarafından fark edilebilmesine yönelik önlemlerin alınmasının öngörülmesine rağmen ağaçların çevresine korkuluk yapılması gerektiğine dair bir standarda yer verilmediği, anılan standart hükümlerinin birlikte değerlendirmesinden, söz konusu standart ile (tüm engelliler de dahil) yayaların güvenliğinin sağlanmasının amaçlandığının açık olduğu, dolayısıyla ölenin düştüğü yerde korkuluk yapılmasının zorunlu olmamasına rağmen, anılan standart hükümlerine aykırı olarak yayalar için tehlike oluşturacak şekilde demir malzeme kullanılmak suretiyle korkuluk yapıldığı, davalı İçişleri Bakanlığı'nca da, olayın meydana geldiği kaldırımın belirtilen standarta uygun yapılıp yapılmadığı noktasında denetim yapıldığına dair bir iddia ve dosya içerisinde herhangi bir belge ve delil bulunmadığı, öte yandan, standartlara uygun bir kaldırıma göre daha tehlikeli olan olay mahalli kaldırımda yürüyen ve daha dikkatli davranması gereken davacıların murisinin ortalama bir insana göre göstermesi gereken dikkat ve özeni göstermediği dikkate alındığında, olayın davalı idarelerin ve davacıların murisinin kusurlu hizmet ve eylemlerinden kaynaklandığı, tarafların kusur oranlarına ilişkin olarak 17.02.2020 havale tarihli bilirkişi raporu ile belirlenen kusur oranlarının (Ümraniye Belediye Başkanlığı: %60, İçişleri Bakanlığı: %20 ve müteveffa ...:%20) hakkaniyete uygun olduğu, dolayısıyla, olay nedeniyle meydana gelen zararın davalı idarelerin hizmet kusuru sonucu meydana geldiği ve söz konusu zararın davalı idarelerce kusurları oranında giderilmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle maddi tazminat yönünden; davacılardan ...'nun ölen eşinin maddi desteğinden yoksun kalıp kalmadığının tespiti amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen ve hükme esas alınabilir nitelikte bulunan rapor dikkate alınarak davacı ... yönünden davanın kısmen kabulü ile 55.228.77-TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 20/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Ümraniye Belediye Başkanlığından alınarak davacı ...'ya verilmesine, 18.409,59.-TL maddi tazminatın dava tarihi olan 03/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı İçişleri Bakanlığından alınarak davacı ...'ya verilmesine, 30.000,00-TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 20/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Ümraniye Belediye Başkanlığından alınarak davacı ...'ya verilmesine, 10.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihi olan 03/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı İçişleri Bakanlığından alınarak davacı ...'ya verilmesine, 60.000,00 TL'ye yönelik manevi tazminat istemi yönünden davanın reddine, davacı ... yönünden davanın kısmen kabulü ile 18.000,00.-TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 20/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Ümraniye Belediye Başkanlığından alınarak davacı ...'e verilmesine, 6.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihi olan 03/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı İçişleri Bakanlığından alınarak davacı ...'e verilmesine, 76.000,00-TL'ye yönelik manevi tazminat istemi yönünden davanın reddine, davacı ... yönünden davanın kısmen kabulü ile 18.000,00.-TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 20/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Ümraniye Belediye Başkanlığından alınarak davacı ...'ya verilmesine, 6.000,00.-TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 20/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı İçişleri Bakanlığından alınarak davacı ...'ya verilmesine, 76.000,00 TL'ye yönelik manevi tazminat istemi yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: "55.228.77-TL maddi tazminatın başvuru tarihi olan 20/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Ümraniye Belediyesinden alınarak davacı ...'ya verilmesine, 18.409,59 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 03/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı İçişleri Bakanlığından alınarak davacı ...'ya verilmesine," ibarelerinin "55.228.77-TL maddi tazminatın 7.500,00-TL'lik kısmının Ümraniye Belediye Başkanlığına yapılan başvuru tarihi olan 20/04/2018 tarihinden, kalan 47.728,77-TL'lik kısmının ise ıslah dilekçesinin bu idareye tebliğ tarihi olan 23/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Ümraniye Belediye Başkanlığından alınarak davacı ...'ya verilmesine, 18.409,59-TL maddi tazminatın 2.500,00-TL'lik kısmının idari başvuru tarihi olan 20/04/2018 tarihinden, kalan 15.909.59-TL'lik kısmının ise ıslah dilekçesinin İçişleri Bakanlığına tebliğ tarihi olan 23/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı İçişleri Bakanlığından alınarak davacı ...ya verilmesine" şeklinde; "6.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihi olan 03/07/2018 tarihinden itibaren..." ibaresinin "6.000,00-TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 20/04/2018 tarihinden itibaren..." şeklinde düzeltilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :<br>1- Davacılar tarafından, hükmedilen manevi tazminat tutarlarının olayın oluşu ve uğranılan zarar esas alındığında yetersiz olduğu, faiz başlangıç tarihinin düzeltilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. <br>2- Davalı İçişleri Bakanlığı tarafından, idarelerinin meydana gelen olayda herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, ağacın etrafını çevreleyen korkuluk imalatının kimsenin zarar görmeyeceği şekilde yapıldığı, müteveffanın kusuru nedeniyle olayın meydana geldiği ileri sürülmektedir.<br>3- Davalı Ümraniye Belediyesi tarafından, zararı doğuran olayın müteveffanın kusurundan kaynaklandığı, idarelerinin herhangi bir kusurunun bulunmadığı, ağacın etrafını çevreleyen korkuluk imalatının kimsenin zarar görmeyeceği şekilde yapıldığı, olayın meydana geldiği yerin ana arter niteliğinde olması nedeniyle husumetin idarelerine yöneltilmeyerek İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına yöneltilmesi gerektiği, idarelerine bilirkişi raporuyla atfedilen kusur oranının adil olmadığı ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalılardan İçişleri Bakanlığı tarafından, davacıların temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur. Diğer davalı ve davacılar tarafından savunma verilmemiştir. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE: <br>MADDİ OLAY : <br>Davacıların murisi ...'nun 27/04/2017 tarihinde. İstanbul ili, Ümraniye ilçesi, ... Mahallesi, ... Caddesinde kaldırım üzerinde yürürken bozuk döşenmiş kaldırım taşına takılarak düşmesi ve ağaçların korunması için çevresine döşenen demir koruma çerçevesinin sivri ucunun başına saplanması sonucu hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan olayda, hayatını kaybeden ...'nun eşi olan davacı ... için eşinin desteğinden yoksun kaldığından bahisle 10.000,00-TL (miktar artırımı ile 73.638,36-TL) maddi ve 100.000,00-TL manevi tazminatın, çocukları olan diğer davacılar için de ayrı ayrı olmak üzere 100.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br> Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br>Davacılar tarafından sunulan temyiz dilekçesinde, müteveffa ... için belirlenen %20 kusur oranına itirazda bulunmadıkları görülmüş olup bu kısım yönünden karar kesinleşmiş olduğundan bu hususta bir değerlendirme yapılmamıştır.<br> Bununla birlikte, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin birinci fıkrasının b bendinde "temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştay'ın kararı düzelterek onayacağı" hükme bağlanmıştır.<br> Davacılar tarafından sunulan temyiz dilekçesinde, faiz başlangıç tarihine itirazları olduğu görülmüş olup, uyuşmazlıkta, talep edilen tazminatın miktar artırım dilekçesiyle artırılan kısmına yürütülecek faizin başlangıç tarihi yönünden değerlendirme yapılması gerekmektedir.<br> Davacının dava açarken yüksek oranlı yargılama harçları vb. nedenlerden dolayı tazmini isteminde bulundukları bedel dava dilekçesinde düşük belirtilmiş ise de, davacının tazminine karar verilmesi konusunda gerçek iradelerini yansıtan miktarın, miktar artırımı ile arttırılan gerçek zararları olduğunun, bu gerçek zararın esasen idarelere başvuru tarihinde bir başka deyişle idarelerin temerrüde düşürüldüğü tarihte ortaya çıktığı, ancak davacı tarafından miktarı tam olarak bilinemediğinden ve tespit edilemediğinden dava açılırken talep edilemeyen bir zarar olduğunun kabulü, bu kabul doğrultusunda da miktar artırımı ile arttırılan dava değerinin tamamına davalı idarenin temerrüde düştükleri idareye başvurma tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğunun kabulü gerekmektedir.<br> Nitekim; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 09/06/2020 tarih ve E:2019/53, K:2020/853 sayılı kararı da bu yöndedir. <br> Bu durumda; Bölge İdare Mahkemesince verilen kararın hüküm fıkrasının; "55.228.77-TL maddi tazminatın 7.500,00-TL'lik kısmının Ümraniye Belediye Başkanlığına yapılan başvuru tarihi olan 20/04/2018 tarihinden, kalan 47.728,77-TL'lik kısmının ise ıslah dilekçesinin bu idareye tebliğ tarihi olan 23/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Ümraniye Belediye Başkanlığından alınarak davacı ...'ya verilmesine, 18.409,59-TL maddi tazminatın 2.500,00-TL'lik kısmının idari başvuru tarihi olan 20/04/2018 tarihinden, kalan 15.909.59-TL'lik kısmının ise ıslah dilekçesinin İçişleri Bakanlığına tebliğ tarihi olan 23/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı İçişleri Bakanlığından alınarak davacı ...ya verilmesine" ilişkin kısmının "55.228.77-TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 20/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Ümraniye Belediyesinden alınarak davacı ...'ya verilmesine, 18.409,59 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 20/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı İçişleri Bakanlığından alınarak davacı ...'ya verilmesine" şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle,<br>1. Temyiz isteminin reddine,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen açıklama ile ve belirtilen şekliyle düzeltilerek ONANMASINA,<br>3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,<br>4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,<br>5. Kesin olarak, 28/05/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. <br><br><br>KARŞI OY :<br>(X)- Bir maddi zararın giderilmesine yönelik açılan tam yargı davalarında, tazminat kişinin mal varlığındaki zararın oluştuğu an itibarıyla karşılanması gerektiğinden, istenilecek olan tazminatın gecikerek ödenmesi nedeniyle para değerinde enflasyondan dolayı meydana gelebilecek azalmayı karşılamaya yönelik olarak faize hükmedilmelidir.<br>Maddi zararlar, mal varlığında meydana gelen ve para ile değerlendirilebilen bir azalmayı ifade ettiklerinden, bu azalma miktarının idare tarafından telafi edilmediği süre içinde ayrıca enflasyon nedeni ile de kayba uğrayacağı açıktır. Manevi zararlar ise, mal varlığında meydana gelen somut bir azalma olmayıp, kişinin manevi varlığında ortaya çıkan olumsuzluklar olduğundan, manevi tazminat değerinin yargılama sonucu para olarak belirlenmesi zarara uğrayanı tatmin ve de bu zararın meydana getireni cezalandırma aracı olarak kullanılmasından kaynaklanmaktadır.<br>Bu itibarla, ilk defa yargı kararıyla para olarak değerlendirilebilen bir manevi tazminatın önceden davalı idarece belirlenmesi ve de ödenmesinin mümkün olmaması nedeniyle, ödemede gecikmeden bahsedilemeyeceği gibi, manevi tazminat, esasen bütün hususlar dikkate alınarak "takdiren" belirlendiğinden manevi tazminata faiz uygulanmaması gerektiği oyuyla kararın bu kısmına katılmıyorum.<br><br></font></p></body></html>

denetim