<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2021/3355 E.  ,  2025/1352 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2021/3355<br>Karar No : 2025/1352 <br><br>DAVACI : ...<br><br>DAVALI : ... Bakanlığı<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVANIN_KONUSU : Davacı tarafından, 15/02/2008 tarih ve 26788 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin 9. maddesinin özel sağlık kuruluşlarına ilişkin kısımlarının iptali istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, radyoloji uzmanı olduğu, radyoloji uzmanlarının serbest olarak çalışmalarına ilişkin düzenlemelerin 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ile Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte yer aldığı, 2020 yılının Ağustos ayı itibarıyla serbest meslek icra ettiği muayenehanesinde ve iki farklı poliklinikte çalıştığı, İstanbul ili, Fatih ilçesinde A tipi poliklinik olarak faaliyet gösteren ... Polikliniğine kendisinin sorumluluğunda radyoloji ünitesi ruhsatı düzenlenmesi talebinin başka bir sağlık kuruluşunda sorumlu hekim olarak çalıştığından bahisle reddedilmesi üzerine sorumlu hekim olarak çalıştığı özel sağlık kuruluşundan ayrıldığı, bunun üzerine tekrar başvuruda bulunduğu, başvurusunun planlamaya ilişkin dava konusu hükme istinaden kadro dışı geçici statüde çalışan radyoloji uzmanı sorumluluğunda radyoloji ünitesi kurulamayacağından bahisle reddedildiği, özel sektörde çalışmasının hukuka aykırı olarak engellendiği,1219 sayılı Kanun’un 12. maddesinde tabiplerin birden fazla yerde mesleklerini icra edebileceğinin düzenlendiği, polikliniklerde radyoloji ünitesi kurulmasından önce ilgili tıbbi cihazların tedarik edilmesi ve Türkiye Atom Enerjisi Kurumundan izin alınması gerekli olup, yatırım yapıp lisans alan radyoloji ünitelerinde radyoloji uzmanlarının çalıştırılmamasının hukuka aykırı olduğu, serbest bir ekonomik düzende ve Sosyal Güvenlik Kurumu ile herhangi bir anlaşması bulunmayan polikliniklerde geçici kadro ile hekim istihdam edilmesinin engellenmesinin yapılan yatırımı atıl hale getireceği, planlama sebebi ile özel sektörün kısıtlanmasının özel sektörün ruhuna ve ilgili Kanun hükümlerine aykırı olduğu, kadronun hekimin hakkı olduğu, özel sağlık kuruluşu veya müessese kadrolarının hangi kriterlere göre verildiğinin belirsiz olduğu, devlet ile hiçbir bağlantısı bulunmayan bir özel sağlık kuruluşunda çalışmasının kadrosuzluk nedeniyle engellenmesinin çalışma hürriyetine de aykırı olduğu, özel sektörde kadro kısıtlamasının olmaması gerektiği ileri sürülmektedir. <br><br>DAVALININ SAVUNMASI :Davalı idare tarafından, planlama hükümleri öncesinde hekimlerin kamu ve özel sağlık kuruluşları arasında geçiş yapması konusunda herhangi bir kısıtlamanın bulınmadığı, planlama hükümlerinin yürürlüğe konulması sonrasında mevcut hekimlerin kamu ve özel sektörde çalışmalarının değerlendirmeye alındığı, insan kaynaklarının dengeli dağılımını sağlayacak bir planlamanın yapılabilmesi için mevcut hekimlerin hizmet sunduğu esas kadroların belirlenmesinin zaruri olduğu, sağlık kuruluşunun tam zamanlı olarak hekim istihdam ettiği uzmanlık dallarının kuruluşun müktesep hakkı olarak kabul edildiği ve kuruluş kadrosu olarak belirlendiği, bu şekilde kamu ve özel birlikte değerlendirilerek, sağlık insan gücü kaynağının kamu ve özel sağlık kuruluşlarında hangi oranda ve sayıda olduğunun izlenebilir hale geleceği ve ihtiyaç tespitinin yapılabileceği, ihtiyaç doğrultusunda planlama yapılarak ilave hekim istihdamı konusunda kadro tahsisinin yapılacağı, poliklinik, laboratuvar ve müesseselerin (radyoloji, fizik tedavi) 2011 yılından itibaren planlama kapsamına alındığı, dava konusu düzenlemede sağlık hizmetlerinin, demografik yapı ve epidemiyolojik özellikler göz önünde bulundurulmak suretiyle kaliteli, hakkaniyete uygun ve verimli şekilde sunulması, sağlık kurum ve kuruluşlarının hizmet kapasiteleri, sağlık insan gücü ile çağdaş tıbbi bilgi ve teknolojinin ülke düzeyinde dengeli dağılımının sağlanması, kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaması amaçları doğrultusunda, faaliyetine ihtiyaç duyulan sağlık kurum ve kuruluşları ile bunlara ait insan gücü, tıbbi hizmet birimleri ve nitelikleri ile teknoloji yoğunluklu tıbbi cihaz dağılımı alanlarında kamu ve özel sektörü kapsayacak şekilde planlama yapılacağının düzenlendiği, planlama hükümlerine karşı açılan davaların yargı mercilerince reddedildiği, dava konusu hükmün üst hukuk normlarına ve hizmet gereklerine uygun olduğu belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Radyoloji uzmanı olan davacı Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin 9. maddesinin özel sektörle ilgili kısımlarının (özel sektörde kadro kısıtlamalarının) iptalini istemektedir. <br>Anayasanın ''A. Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması'' başlıklı 56. maddesinde; Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.<br>Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.<br>Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir.'' hükmüne yer verilmiştir. <br> 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun, "Temel Esaslar" başlıklı 3. maddesinde, Sağlık hizmetleriyle ilgili temel esaslar arasında; a) bendinde; "Sağlık kurum ve kuruluşları yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak planlanır, koordine edilir, mali yönden desteklenir ve geliştirilir.", c) bendinde; "Bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılması esastır. Sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesi bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenlenir. Bu düzenleme ilgili Bakanlığın görüşü alınarak yapılır. Gerek görüldüğünde özel sağlık kuruluşlarının her türlü ücret tarifeleri sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca onaylanır. Kamu kurum ve kuruluşlarına ait sağlık kuruluşları veya sağlık işletmelerinde verilen her türlü hizmetin fiyatları Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca tespit ve ilan edilir."; g) bendinde; ''Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı; sağlık ve yardımcı sağlık personelinin yurt düzeyinde dengeli dağılımını sağlamak üzere istihdam planlaması yapar, ülke ihtiyacına uygun nitelikli sağlık personeli yetiştirilmesi amacıyla hizmet öncesi eğitim programları için Yükseköğretim Kurulu ile koordinasyonu sağlar. Serbest ya da kamu kuruluşlarında mesleklerini icra eden sağlık ve yardımcı sağlık personeline hizmetiçi eğitim yaptırır. Bunu sağlamak amacıyla üniversitelerin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile kamu kurum ve kuruluşlarının imkanlarından da yararlanır. Hizmetiçi eğitim programını ne şekilde ve hangi sürelerle yapılacağı Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkartılacak yönetmelikte tespit edilir.'' hükmü yer almış, aynı Yasanın "Yönetmelikler" başlıklı 9. maddesinin c) bendinde; Bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususlar Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, çıkarılacak yönetmelikle tespit edilir." hükmü getirilmiştir. <br> 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi' nin, "Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü" başlıklı 355. maddesinde; "(1) Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri; a) Her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak, c) Kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kurum ve kuruluşlarına izin vermek ve ruhsatlandırmak, bu izin ve ruhsatları gerektiğinde süreli veya süresiz iptal etmek, h) Sağlık hizmetlerinde kalite ve akreditasyon kuralları belirlemek ve uygulanmasını sağlamak, l) Mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamak ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini denetlemek," olarak sıralanmıştır. <br>Anılan Mevzuat hükümleri ile davalı idareye tanınan yetkiye istinaden, 1219 sayılı, 3359 sayılı, 3153 sayılı, 992 sayılı Kanunlar ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 355 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri ile 508 inci maddesine dayanılarak, Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik, hazırlanmış ve yürürlüğe konulmuştur. <br>15/02/2008 tarihli ve 26788 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin ''Sağlık kurum ve kuruluşlarının planlanması'' başlıklı 9. maddesinde; ''(Değişik:RG-11/7/2013-28704)(1) Bakanlıkça aşağıdaki amaçlar doğrultusunda (Ek ibare:RG-21/3/2014-28948) muayenehaneler hariç, faaliyetine ihtiyaç duyulan sağlık kurum ve kuruluşları ile bunlara ait sağlık insan gücü, tıbbi hizmet birimleri ve nitelikleri ile teknoloji yoğunluklu tıbbi cihaz dağılımı alanlarında kamu ve özel sektörü kapsayacak şekilde planlama yapılır:<br>a) Sağlık hizmetlerinin, demografik yapı ve epidemiyolojik özellikler de göz önünde bulundurulmak suretiyle kaliteli, hakkaniyete uygun ve verimli şekilde sunulması,<br>b) Sağlık kurum ve kuruluşlarının hizmet kapasiteleri, sağlık insan gücü ile çağdaş tıbbi bilgi ve teknolojinin ülke düzeyinde dengeli dağılımının sağlanması,<br>c) Koruyucu sağlık ve acil sağlık hizmetleri gibi işbirliği halinde hizmet sunumunun gerekli olduğu alanlarda uygun kapasitenin oluşturulması,<br>ç) Kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaması.<br>(2) (Değişik:RG-21/3/2014-28948) Özel sağlık kuruluşu açmak isteyenler, Bakanlıkça yapılan planlamada ihtiyaç gösterilen yerleşim bölgelerinde faaliyette bulunmak üzere başvurabilir.'' hükmü yeralmıştır.<br>Davalı idare tarafından; insan kaynaklarının dengeli dağılımını sağlayacak şekilde reel bir planlama yapılabilmesi için, mevcut hekimlerin hizmet sunduğu esas kadrolarının belirlenmesi zaruri olduğundan, sağlık kuruluşunun tam zamanlı olarak hekim istihdam ettiği uzmanlık dalları kuruluşun müktesep hakkı olarak kabul edildiği ve kuruluş kadrosu olarak belirlendiği; planlama çalışmalarında bu kadroların dikkate alındığı; böylece kamu ve özel birlikte değerlendirilerek, sağlık insan gücü kaynağının kamu ve özel sağlık kuruluşlarında hangi oranda ve sayıda olduğu hususunun izlenebilir hale gelmekte ve o bölge için ihtiyaç tespiti yapılabilmekte olduğu; böylece bölgelerin ihtiyaçları doğrultusunda planlama yapılabildiği ve planlama kapsamında gerekli görülen branşlarda ilave hekim istihdamı konusunda özel sağlık kuruluşlarına ilave kadro tahsisi yapılabildiği savunulmakta olup; Mezkür Yönetmelik ile Bakanlıkça; sağlık hizmetlerinin, demografik yapı ve epidemiyolojik özellikler de göz önünde bulundurulmak suretiyle kaliteli, hakkaniyete uygun ve verimli şekilde sunulması, sağlık kurum ve kuruluşlarının hizmet kapasiteleri, sağlık insan gücü ile çağdaş tıbbi bilgi ve teknolojinin ülke düzeyinde dengeli dağılımının sağlanması, koruyucu sağlık ve acil sağlık hizmetleri gibi işbirliği halinde hizmet sunumunun gerekli olduğu alanlarda uygun kapasitenin oluşturulması, kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaması amaçları doğrultusunda, faaliyetine ihtiyaç duyulan sağlık kurum ve kuruluşları ile bunlara ait sağlık insan gücü, tıbbi hizmet birimleri ve nitelikleri ile teknoloji yoğunluklu tıbbi cihaz dağılımı alanlarında kamu ve özel sektörü kapsayacak şekilde planlama yapılacağını öngören dava konusu Yönetmelik maddesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.<br>Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br> MADDİ OLAY :<br> Davacı, radyoloji uzmanıdır.<br> İstanbul ili, Fatih ilçesinde A tipi poliklinik olarak faaliyet gösteren ... Polikliniğinde kadro dışı geçici statüde çalışan davacının sorumluluğunda radyoloji ünite ruhsatı düzenlenmesi talebiyle yapılan başvuru, Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve E... sayılı işlemi ile, davacının başka bir sağlık kuruluşunda sorumlu hekim olarak çalıştığından bahisle reddedilmiştir.<br>Bunun üzerine, davacının sorumlu hekim olarak çalıştığı özel sağlık kuruluşundan ayrılarak tekrar başvuru yapılmış, anılan başvurunun 15/02/2008 tarih ve 26788 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin 9. maddesi hükmüne istinaden davacının özel sağlık kuruluşunda kadro dışı geçici statüde çalıştığı, bu statüde çalışan radyoloji uzmanı sorumluluğunda radyoloji ünitesi kurulamayacağından bahisle reddi üzerine, işleme dayanak olarak gösterilen Yönetmelik hükmüne karşı bakılan dava açılmıştır.<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> İLGİLİ MEVZUAT:<br>Anayasa'nın 56. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu; üçüncü fıkrasında, Devletin, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyeceği; dördüncü fıkrasında da, Devletin, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getireceği hükmüne yer verilmiştir.<br>3153 sayılı Radyoloji, Radiyom ve Elektrikle Tedavi ve Diğer Fizyoterapi Müesseseleri Hakkında Kanun'un1. maddesinde, "Münhasıran röntgen şuaı vasıtasile teşhis veya hem teşhis ve hem tedavi yahut radiyom veya radiyom emanasiyonu yahut radiyom mürekkebatile veya her türlü elektrik aletlerile tedavi yapmak için müessese açmak Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin iznine bağlıdır." hükmüne; 2. maddesinde ise, "Birinci maddede adı geçen müesseseler yalnız ihtısas vesikası almış tabipler tarafından açılabilir. Bu tabipler açacakları müessesenin adresini ve kullanacakları cihazların marka ve nevilerini ve radiyom miktarını ve şeklini bildiren bir istida ile Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletine müracaat ederler. Bu istidaya binanın bir krokisini ve vesikalarının birer örneğini de bağlarlar. Vekaletçe müessese tetkik ve teftiş ettirilerek hasıl olacak neticeye göre yazı ile izin verilir.<br> İzin alınmadan bu kabil müessese işletilemez ve buralara hasta kabul olunamaz." hükmüne yer verilmiştir.<br>3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanunun amacının, sağlık hizmetleri ile ilgili temel esasları belirlemek olduğu; 2. maddesinde, Milli Savunma Bakanlığı hariç bütün kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzelkişileri ve gerçek kişileri kapsadığı; 3. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak plânlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği; (c) bendinde, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinin bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenleneceği; 9. maddesinin (c) bendinde, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle tespit edileceği hükme bağlanmıştır.<br>10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak; (c) bendinde, kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kurum ve kuruluşlarına izin vermek ve ruhsatlandırmak, bu izin ve ruhsatları gerektiğinde süreli veya süresiz iptal etmek; (k) bendinde, sağlık insan gücü planlaması yapmak, sayı ve nitelik olarak ihtiyaca uygun insan gücü yetiştirilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak; (l) bendinde ise, mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamak ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini denetlemek Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır. <br>Aynı Kararname'nin 508. maddesi ile de Bakanlıklara görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapabilme yetkisi verilmiştir.<br>Anılan mevzuat hükümlerine dayanılarak ve kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaksızın ülke düzeyinde dengeli, verimli ve kaliteli sağlık hizmeti sunulmasını sağlamak üzere ayakta teşhis ve tedavi yapılan özel sağlık kuruluşlarının yapılandırılmaları, ruhsatlandırma işlemleri, faaliyetleri ve faaliyetlerine son verilmesi, denetimleri ve diğer hususlar ile ilgili usûl ve esasları düzenlemek amacıyla Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik hazırlanmış ve 15/02/2008 tarih ve 26788 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.<br> Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik'in 5. maddesinde, radyoloji müesseseleri, ayakta teşhis ve tedavi yapılan özel sağlık kuruluşları kapsamındaki tanı merkezleri arasında sayılmış, "Laboratuvar ve müessese" başlıklı 7/A maddesinin 2. fıkrasında ise; müessesenin, 3153 sayılı Kanun kapsamında görüntüleme ve/veya radyoterapi, nükleer tıp, fizik tedavi gibi muayene, tanı ve/veya tedavi hizmeti sunacağı, 3. fıkrasında, laboratuvar ve müessesenin 13. maddeye göre ruhsatlandırılacağı ve uzman sorumluluğunda faaliyet göstereceği kuralı düzenlenmiş, atıf yapılan 13. maddede ise ruhsat başvurusu ve ruhsatname düzenlenme sürecine ilişkin usullere yer verilmiştir.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte, 06/01/2011 tarih ve 27807 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değişiklik yapılarak laboratuvarlar ile müesseselerin, ayakta teşhis ve tedavi hizmeti sunulan özel sağlık kuruluşları kapsamına dahil edilmiş; poliklinikler, laboratuvar ve müesseseler de planlama kapsamına alınmıştır.<br> Dava konusu Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin "Sağlık kurum ve kuruluşlarının planlanması" başlıklı 9. maddesinin birinci fıkrasında, "Bakanlıkça aşağıdaki amaçlar doğrultusunda (Ek ibare:RG-21/3/2014-28948) muayenehaneler hariç, faaliyetine ihtiyaç duyulan sağlık kurum ve kuruluşları ile bunlara ait sağlık insan gücü, tıbbi hizmet birimleri ve nitelikleri ile teknoloji yoğunluklu tıbbi cihaz dağılımı alanlarında kamu ve özel sektörü kapsayacak şekilde planlama yapılır:<br>a) Sağlık hizmetlerinin, demografik yapı ve epidemiyolojik özellikler de göz önünde bulundurulmak suretiyle kaliteli, hakkaniyete uygun ve verimli şekilde sunulması,<br>b) Sağlık kurum ve kuruluşlarının hizmet kapasiteleri, sağlık insan gücü ile çağdaş tıbbi bilgi ve teknolojinin ülke düzeyinde dengeli dağılımının sağlanması,<br>c) Koruyucu sağlık ve acil sağlık hizmetleri gibi işbirliği halinde hizmet sunumunun gerekli olduğu alanlarda uygun kapasitenin oluşturulması,<br>ç) Kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaması."; aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, "Özel sağlık kuruluşu açmak isteyenler, Bakanlıkça yapılan planlamada ihtiyaç gösterilen yerleşim bölgelerinde faaliyette bulunmak üzere başvurabilir. düzenlemesine yer verilmiştir. <br>Davacı tarafından, planlama kapsamına özel sektörün dahil edilmesinin özel sektörün varlık amacına aykırı olduğu, planlama kapsamında özel sektöre ilişkin getirilen kısıtlamaların hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.<br> Yukarıda yer verilen 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 3. maddesi, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. maddesi uyarınca da Sağlık Bakanlığının, mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamaya ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini sağlamaya ve bunu denetlemeye yetkili olduğu hususu yerleşik Danıştay içtihatları ile sabittir.<br>Buna göre, yukarıda bahsi geçen mevzuat hükümleri ile sağlık insan gücünün planlanması ve bunun denetlenmesi konusunda Sağlık Bakanlığına verilen yetki çerçevesinde sağlık kuruluşlarının ve sağlık insan gücünün ülke genelinde dengeli dağılımının sağlanması amacıyla planlama yapılmasının yasal gereklilik olduğu, planlama ile sağlık hizmetlerinin kaliteli, hakkaniyete uygun ve verimli şekilde sunulması, sağlık kurum ve kuruluşlarının hizmet kapasiteleri, sağlık insan gücü ile çağdaş tıbbi bilgi ve teknolojinin ülke düzeyinde dengeli dağılımının sağlanması, kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaması amaçları doğrultusunda, faaliyetine ihtiyaç duyulan sağlık kurum ve kuruluşları ile bunlara ait sağlık insan gücü, tıbbi hizmet birimleri ve nitelikleri ile teknoloji yoğunluklu tıbbi cihaz dağılımı alanlarında kamu ve özel sektörü kapsayacak şekilde sağlık hizmetlerinin dengeli sunulabilmesinin amaçlandığı dikkate alındığında, dava konusu düzenlemede kamu yararı, hizmet gerekleri ve dayandığı mevzuat hükümlerine aykırılık görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. DAVANIN REDDİNE,<br>2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,<br>4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,<br>5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 04/03/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br><br></font></p></body></html>

denetim