<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2021/6231 E.  ,  2025/1635 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2021/6231<br>Karar No : 2025/1635 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... <br> 2-... <br> 3- ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Üniversitesi Rektörlüğü <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVALI YANINDA MÜDAHİLLER : 1- ...<br> 2- ...<br>VEKİLİ : Av. ... <br> 3- ... <br> 4- ...<br> VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları ...'in Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde gördüğü tedavi sürecinde hekim ihmallerinin ve yanlış tedavi uygulanmasının söz konusu olması nedeniyle hayatını kaybettiği, bu durumun meydana gelmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık toplam 15.500,00 TL maddi, 300.000,00 TL manevi tazminatın vefat tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; hükme esas alınabilecek yeterlilikte görülen Adli Tıp Kurumu raporunda, ...'in acile ilk gelişinde yapılan muayenesi ve tetkiklerine bağlı olarak ilgili branşlardan konsültasyonların istenip hastanın takip ve tedavisine başlandığı, konsültasyon sonuçları neticesinde göğüs cerrahisine yatış verildiği, yer olmaması nedeniyle kalp ve damar cerrahi servisine yatış yapıldığı, burada hastanın göğüs cerrahisi tarafından kan gazı ve PA akciğer grafileri ile takip edildiği, ara ara satürasyonlarında düşme tespit edilen hastanın yoğun ağrı nedeni ile nefes almakta zorlandığı düşünülerek gerekli ağrı kesici tedavinin verildiği, 3 günlük takip sonunda genel durumu iyi olan hastanın 3 gün sonra göğüs cerrahi polikliniğine gelmek üzere taburcu edildiği, pulmoner tromboembolinin travma sonrası kanama ile immobilizasyona bağlı aynı anda görülebileceği, böyle hastalarda kanama pıhtılaşma problemi nedeni ile kan sulandırıcı tedavinin düşük dozda kontrol altında kulanımının endikasyonu bulunduğu, tıbbi bir hata olarak değerlendirilmediği cihetle; yapılan işlemlerin tıbben uygun olduğu, dolayısıyla hastanın tedavisine katılan sağlık personelinin tıp kurallarına uygun davrandığı, tıbbi uygulama hatalarının olmadığının ortaya konulması karşısında, olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunmadığı gibi ortada davalı idarenin kusursuz sorumluluğunu gerektiren hallerden birinin de mevcut olmadığı, bu nedenle davacıların maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemlerinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesince; davacıların istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporuna yapılan itirazlarının değerlendirilmediği, Mahkemece eksik incelemeyle karar verildiği, yakınlarının davalı hastanenin doktorları tarafından tıp kurallarına uygun olarak tedavi edilmediği ve hayati riski bulunan bir hasta olarak kendisine gerekli dikkat ve özenin gösterilmediği, tedavi sonuçlanmadan taburculuk kararı verildiği, dava konusu olayda davalı hastane doktorlarının kusurlu ve ihmali davranışlarının olduğu, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. <br>KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare ve müdahiller ..., ... tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br>A) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Maddi Tazminat İsteminin Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen kararın maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, davacılar tarafından ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br> B) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Manevi Tazminat İsteminin Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> <br> MADDİ OLAY : <br>Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacılar yakını ...'in 27/08/2016 tarihinde yüksekten düşme nedeniyle Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi Hastanesi acil servisine getirildiği, acil servise ilk gelişinde yapılan muayenesi ve tetkiklerine bağlı olarak ilgili branşlardan konsültasyonlar istenip takip ve tedavisine başlanıldığı, konsültasyon sonuçları neticesinde göğüs cerrahisine yatış verildiği, yer olmaması nedeniyle kalp ve damar cerrahi servisine yatışının yapıldığı, burada göğüs cerrahisi tarafından kan gazı ve PA akciğer grafileri ile takip edildiği, 3 gün takip sonunda genel durumunun iyi olduğu değerlendirilerek 3 gün sonra göğüs cerrahi polikliniğine gelmek üzere taburcu edildiği, taburcu edildikten sonra Başhekim Dr. ...'ın refakatinde ambulans ile Atatürk Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildiği, genel durumu kötü, solunum sıkıntısı olan hastanın tromboemboli ön tanısıyla yüksek kanama riski ve multiple fraktürü nedeniyle 01/09/2016 tarihinde Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbn-i Sina Hastanesine sevk edildiği, aniden bilinç bulanıklığı gelişen davacılar yakınının aynı gün vefat ettiği, davacılar tarafından yakınlarının ölümünde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek davalı idareye tazminat ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br>Olayla ilgili bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 8. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan ... tarih ve ... sayılı bilirkişi raporunda; "Acile ilk gelişinde yapılan muayenesi ve tetkiklerine bağlı olarak ilgili branşlardan konsültasyonların istenip hastanın takip ve tedavisine başlandığı, konsültasyon sonuçları neticesinde göğüs cerrahisine yatış verildiği, yer olmaması nedeniyle kalp ve damar cerrahi servisine yatış yapıldığı, burada hastanın göğüs cerrahisi tarafından kan gazı ve PA akciğer grafileri ile takip edildiği, ara ara satürasyonlarında düşme tespit edilen hastanın yoğun ağrı nedeni ile nefes almakta zorlandığı düşünülerek gerekli ağrı kesici tedavinin verildiği, 3 gün takip sonunda genel durumu iyi olan hastanın 3 gün sonra göğüs cerrahi polikliniğine gelmek üzere taburcu edildiği, pulmoner tromboembolinin travma sonrası kanama ile immobilizasyona bağlı aynı anda görülebileceği, böyle hastalarda kanama pıhtılaşma problemi nedeni ile kan sulandırıcı tedavinin düşük dozda kontrol altında kulanımının endikasyonu bulunduğu, tıbbi bir hata olarak değerlendirilmediği cihetle; yapılan işlemlerin tıbben uygun olduğu, dolayısıyla hastanın tedavisine katılan sağlık personelinin tıp kurallarına uygun davrandığı, tıbbi uygulama hatalarının olmadığı" yolunda görüş bildirilmiştir. <br>Mahkemece, anılan rapor doğrultusunda davanın reddine karar verilmiş olup, Bölge İdare Mahkemesince de davacıların istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.<br> Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.<br> İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.<br> Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, mahkemece, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.<br> İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.<br> İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.<br> Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.<br> Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli olması ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br>İdare Mahkemesince hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporu irdelendiğinde, davacıların murisinin vefat etmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu açıkça ortaya konulamadığından, uyuşmazlıkta maddi tazminata hükmedilmesi koşulları oluşmamıştır.<br>Bununla birlikte, olayda her ne kadar kusurlu eylem ile meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağından bahsedilemeyecek olsa da davacılar yakını ...'in taburcu edildikten sonra Başhekim refakatinde ambulansla Atatürk Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürüldüğü, Atatürk Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesine ulaştığı anda da durumunun kötü olduğu ve Gazi Üniversitesi Hastanesi gibi tam donanımlı bir hastaneden başka bir hastaneye sevkini gerektirecek tıbbi bir geçerliliğin ortaya konulmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, yakınları ...'in sağlık durumunun taburcu edilmeye uygun olup olmadığı ve taburcu edilmemiş olsaydı tedavisinin mümkün olup olmayacağı hususlarında davacıların maddi gerçeğe hiçbir zaman ulaşamayacak ve ömür boyu şüphe duyacak olmaları nedeniyle manevi zarara uğradıkları açıktır.<br>Bu durumda, davacıların uğradıkları bu manevi zararın; manevi tazminatın yukarıda belirtilen niteliği de gözetilmek suretiyle, davacılar yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilerek tazmini gerekirken, davacıların manevi tazminat istemlerinin tümden reddedilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.<br>Bu itibarla, davanın reddi yönündeki ...İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmına yönelik davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine dair temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacıların temyiz istemlerinin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının maddi tazminata yönelik kısmının ONANMASINA, manevi tazminata yönelik kısmının BOZULMASINA,<br>3. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 17/03/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. <br><br><br><br> <br><br><br><br></font></p></body></html>

denetim