<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/6404 E. , 2025/1488 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2021/6404<br>Karar No : 2025/1488 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ... 2- ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>TEMYİZ EDEN MÜDAHİL <br>DAVALI YANINDA: ...<br>VEKİLLERİ : Av. ...<br><br>İSTEMLERİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca ve davalı idare yanında müdahil tarafından aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: Davacılar tarafından, müşterek çocukları ...ın 18/02/2013 tarihinde rahatsızlanması üzerine götürüldüğü Şanlıurfa Çocuk Hastalıkları Hastanesinde vefat etmesi olayında davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık anne ... için 3.000,00 TL ( miktar artırımı ile 76.633,78 TL) maddi, 50.000,00 TL manevi, baba ... için 3.000,00 TL ( miktar artırımı ile 57.333,81 TL) maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.<br><br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:... K... sayılı kararıyla; maddi tazminat bakımından ; dava konusu uyuşmazlığa ilişkin alınan Adli Tıp Genel Kurulu raporunun hükme esas alınacak nitelikte görüldüğü, müteveffa ...'ın fenalaşması üzerine 18/02/2013 tarihinde saat 22.45 sıralarında götürüldüğü Şanlıurfa Çocuk Hastalıkları Hastanesi acil servisine yatırıldığı ve sabah saat 07.07'de ve 10.27'de çekilen Ayakta Direkt Batın Grafisi (ADBG) tetkiklerinde acil cerrahi girişim gerektirecek pataloji mevcut olmasına rağmen, saat 10.00 sıralarında nöbeti devralan doktor ... tarafından cerrahi girişim düşünülmeyerek, hastanın çocuk cerrahisi ile konsülte edilmeden saat 12.40'da taburcu edilmiş olduğu ve dolayısıyla acil müdahalenin gecikmesine neden olmak suretiyle çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı Dr. ...'ın uygulamalarının tıp kurallarına uygun olmadığı ve kusurlu olduğu, bu bağlamda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu sonuç ve kanaatine varıldığı, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı Dr. ...'ın kusurlu eylemi ile çocuğun ölümü arasında kesin bir illiyet bağı kurulamayacağı yönünde Adli Tıp Genel Kurulu raporunda görüş bildirilmiş ise de kesin bir illiyet bağından bahsedilemeyecek olması illiyet bağının olmadığı anlamına gelmediği, gerekli acil tıbbi müdahalenin konsültasyon almak suretiyle yapılması halinde müteveffa ...'ın hayatını kaybetmeme ihtimalinin olduğu anlamına da gelmediği, destekten yoksun kalma tazminatının hesap yöntemi ile anne ve baba için hesaplanan tazminat kalemleri hükme esas alınacak nitelikte görüldüğü, destekten yoksun kalma dolayısıyla ve uyuşmazlıkta çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı Dr. ...'ın ''2/8'' (25/100) kusurlu olduğu hususu dikkate alınarak;... için 74.633,78 x 0,25 = 18.658,00 TL tutarında maddi tazminata, ... için 57.333,81 x 0,25 = 14.333,00 TL tutarında maddi tazminata hükmedilmesi gerektiği, manevi tazminat bakımından; davacılar tarafından talep edilen manevi tazminat miktarlarının olayın oluş şekli, durumun mahiyeti, manevi tazminatın zenginleşmeye yol açmayacak nitelikte olması gerekmesi nedeniyle davacıların sosyal/ekonomik durumları ile birlikte değerlendirildiğinde, anne için takdiren 30.000,00 TL, baba için takdiren 30.000,00 TL tutarında manevi tazminata hükmedilmesinin hakkaniyetli olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. <br><br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinafa konu kararın, maddi tazminata ilişkin kısmı yönünden; İdare Mahkemesince davacıların maddi zararının belirlenmesi için dosyadan yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda, TRH 2010 (Ulusal Mortalite Tablosu) yerine Fransız nüfus verilerine göre 1931 yılında hazırlanmış 1931 PMF Tablosunun kullanılması nedeniyle, 25/12/2020 tarihli ara kararı ile bilirkişi raporunun, TRH 2010 (Ulusal Mortalite Tablosuna göre yeniden düzenlenmesi için ek rapor istenilmesi üzerine, hesap bilirkişisi tarafından düzenlenerek ibraz edilen 05/03/2021 tarihli ek bilirkişi raporunda; davacı baba yönünden 74.164,89 TL, davacı anne yönünden 74.929,72 TL destekten yoksun kalma zararı hesaplandığı, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulunun... tarih ve ... sayılı raporunda tedaviyi uygulayan hekimin kusur oranının 2/8 olarak belirtilmesi nedeniyle, davacı baba yönünden 74.164,89 TL x %25 =18.541,22 TL, davacı anne yönünden 74.929,72 TL x %25 =18.732,43 TL destekten yoksun kalma zararı bulunduğunun anlaşıldığı, bu durumda, istinafa konu kararda maddi tazminat isteminin reddedilen tazminat tutarından davacı anne yönünden 74,43 TL'lik kısmı ve davacı baba yönünden 4.208,22 TL'lik kısmı için davacıların istinaf başvurusunun kabulünün gerektiği ve fazlaya ilişkin maddi tazminat istemi yönünden davacıların istinaf başvurusunun reddinin gerektiği, ayrıca incelenen uyuşmazlıkta, İdare Mahkemesi tarafından, hükmedilen maddi tazminatın idari başvuru tarihi olan 19/02/2014 tarihinden itibaren faiz işletilerek davalı idarece davacıya ödenmesine karar verildiği görülmekle birlikte, uyuşmazlıkta, miktar artırım dilekçesi ile dava değerinin artırıldığı ve bu artırılan dava değerine miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 31/07/2018 tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, istinafa konu kararın, manevi tazminata ilişkin kısmı yönünden; tarafların dava konusu olayda idarenin kusuru ile olayın oluş şekli ve verdiği üzüntü, Dairenin manevi tazminat tutarı yönünden ilkesel olarak belirlediği tutar dikkate alınarak değerlendirme yapılması üzerine, davacı Adalet Şaş için 20.000,00 TL ve davacı ... için 20.000,00 TL manevi zararın idari başvuru tarihi olan 19/02/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacılara ödenmesi gerektiği, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddinin gerektiği gerekçesiyle maddi tazminatın reddine ilişkin kısma yönelik davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine, maddi tazminatın kabulüne ilişkin kısma yönelik davalı idare ve davalı yanında müdahil tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine, manevi tazminatın reddine ilişkin kısma yönelik davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine, manevi tazminatın kabulüne ilişkin kısma yönelik davalı idare ve davalı yanında müdahil tarafından yapılan istinaf başvurularının kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI: Davacılar tarafından, hesaplanan maddi tazminat miktarına 2/8 kusur oranı uygulanmasının hukuka aykırı olduğu, maddi tazminata işletilen faiz tarihinin hatalı olduğu, hükmedilen manevi tazminat tutarının düşük olduğu, maddi ve manevi tazminat istemlerinin tamamının kabulü gerektiği; davalı idare tarafından, Adli Tıp Kurumu raporunda davacılar yakınının ölümü ile sağlık personelinin eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığının belirtilmesine rağmen, ilgili sağlık personeline kusur atfedilmesinin hukuka aykırı olduğu, olayda hizmet kusuru ve uygun nedensellik bağının bulunmadığı, manevi tazminatın zenginleşme vasıtası haline getirilemeyeceği, temyize konu kararın bozulması gerektiği; davalı idare yanında müdahil tarafından, Adli Tıp Kurumu raporunda ölüm olayı ile kusurlu eylem arasında illiyet bağı kurulamayacağının açıkça belirtildiği, tazminat sorumluluğu için zorunlu unsurlardan olan illiyet bağının yokluğu nedeniyle tazminata hükmedilemeyeceği, davanın reddi yönünde karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. <br><br>TARAFLARIN_SAVUNMALARI:Taraflarca ve davalı idare yanında müdahil tarafından, savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ:...<br>DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>A) Temyize Konu Kararın, Davacıların Manevi Tazminat İstemlerinin Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen kararın manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>B) Temyiz İstemine Konu Kararın, Maddi Tazminat İstemlerinin Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> <br> MADDİ OLAY : <br> Davacılar yakını ...'ın 18/02/2013 tarihinde fenalaşması üzerine Şanlıurfa Çocuk Hastalıkları Hastanesi acil servisine götürüldüğü, burada yapılan tetkikler ve muayenenin ardından bir gece yatış yapılması sonrasında 19/02/2013 tarihinde saat 12:40'da taburcu edildiği, daha sonra aynı gün karında belirgin derecede şişlik olması nedeniyle 112 Acil ambulansı ile aynı hastanenin çocuk acil servisine saat 15:40'da tekrar getirildiği, yapılan müdahale ve tıbbi girişimlere karşın 19/02/2013 tarihinde saat 19:00'da vefat ettiği, davacılar tarafından, müşterek çocuklarının hizmet kusuru nedeniyle hayatını kaybettiği iddiasıyla maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle davalı idareye yapmış oldukları başvurunun reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. <br>Olayda, davalı idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla Mahkemece bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 1. İhtisas Kurulunca düzenlenen ... tarih ve ... karar numaralı raporda; " Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr...., çocuk cerrahisi uzmanı Dr. Birgül Karaaslan ve çocuk cerrahisi uzmanı Dr.... tarafından hastaya gerekli muayene ve tetkikler yapılarak acil ameliyata alınması gerektiğine karar verildiği, ameliyatın yapılabileceği uygun bir hastane bulunduktan sonra sevk işlemleri yapılırken hastanın eks olduğu cihetle; Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. ..., çocuk cerrahisi uzmanı Dr. ... ve çocuk cerrahisi uzmanı Dr. ...'in uygulamalarının tıp kurallarına uygun olduğu ve kusurlu olmadıkları, çocuğun hastanede yatırılarak tedavi edilmesini ailenin kabul etmemesi ile birlikte çocuğun tedavisinin hastane şartlarında sürdürülmesine devam edildiği cihetle sorulduğu üzere çocuğun bakımından sorumlu olan kişilere kusur atfedilemeyeceği, adli dosyada kayıtlı bilgiler ve tıbbi belgelere göre çocuğun ölümünü nedeniyle hastane idaresine atfı kabil kusur bulunmadığı " yönünde görüş bildirilmiştir.<br> Adli Tıp Genel Kurulunca hazırlanan ... tarih ve ... karar sayılı raporda ise, "saat 07:07 ve 10:27'de çekilen ADBG tetkiklerinde acil cerrahi girişim gerektirecek patoloji mevcut olmasına rağmen, cerrahi girişim düşünülmeyerek hastanın çocuk cerrahisi ile konsülte edilmeden saat 12:40'da taburcu edilmiş olduğu, dolayısıyla acil müdahalenin gecikmesine neden olduğu cihetle Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr.'ın uygulamalarının tıp kurallarına uygun olmadığı ve kusurlu olduğu, sorulduğu üzere kusur oranının 2/8 olduğu, çocuğun olay öncesi tıbbi durumu, taburculuğu ile ölümü arasında geçen sürenin kısalığı ve ölüm nedeni birlikte değerlendirildiğinde; çocuğun uygun tanı konularak tedavisinin başlanılması halinde de kurtulmasının kesin olmadığı cihetle; Dr. ...’ın kusurlu eylemi ile çocuğun ölümü arasında kesin bir illiyet bağı kurulamayacağı" yönünde oy birliğiyle görüş bildirilmiştir. <br>İdare Mahkemesince; dava konusu ölüm olayında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu gerekçesiyle 2/8 kusur oranı dikkate alınarak hazırlanan hesap bilirkişisi raporu doğrultusunda maddi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine, manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesince de, maddi tazminatın reddine ilişkin kısma yönelik davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine, maddi tazminatın kabulüne ilişkin kısma yönelik davalı idare ve davalı yanında müdahil tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine, manevi tazminatın reddine ilişkin kısma yönelik davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine, manevi tazminatın kabulüne ilişkin kısma yönelik davalı idare ve davalı yanında müdahil tarafından yapılan istinaf başvurularının kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel<br>hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.<br>Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla yerine getirilmesini sağlamaktadır.<br>İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.<br>Tam yargı davalarının çözümü, maddi olayın tespitini gerekli kıldığından, bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem ve/veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit etmekle yükümlü bulunmaktadır. Başka bir anlatımla, tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, mahkemece, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.<br>İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.<br>Kamu tüzel kişisi olan veya tüzel kişiliği bulunmamakla birlikte soyut bir örgüt olan idarelerin, ancak organ ve ajanları (personeli) aracılığıyla hizmet sunabilmelerine bağlı olarak, idare hukukunda "hizmet kusuru", özel hukuktaki sübjektif niteliğinden uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe bürünmüştür. Başka bir deyişle, personelin faaliyeti (işlem veya eylemi), kamu hizmeti ve yararı amacıyla yapıldığı için idari hizmet ile tam anlamıyla bütünleşip kaynaştığından, faaliyet sırasında işlenen kusur, artık bireysel ve bağımsız olmaktan çıkmakta ve hizmetin kusurlu işletilmesine neden olan kamu görevlisine değil, adına kamu hizmeti yürütülen idareye izafe olunmaktadır. Bu bakımdan hizmet kusuru, ajanlardan sadır olmakla beraber, onların şahıslarına atıf ve izafe edilemeyen, mal edilemeyen faaliyetler sırasında ortaya çıkmaktadır.<br>Bu bağlamda, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır. <br>Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME<br>Dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Adli Tıp Kurumu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı raporunda 2/8 oranında kusur atfedilen müdahil çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı Dr. ... tarafından, saat 07:07 ve 10:27'de çekilen ADBG tetkiklerinde acil cerrahi girişim gerektirecek patoloji mevcut olmasına rağmen, cerrahi girişim düşünülmeyerek hastanın çocuk cerrahisi ile konsülte edilmeden saat 12:40'da taburcu edilmiş olduğu, dolayısıyla adı geçen hekimin acil müdahalenin gecikmesine neden olduğu, dolayısıyla olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu anlaşılmaktadır.<br>İdare Mahkemesince hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu Genel Kurulunun ...tarih ve ... sayılı raporunda, Dr....'ın 2/8 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, hesap bilirkişisi raporunda da, davacıların destek zararlarının, davalı idarenin 2/8 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek 2/8 oranı üzerinden hesaplandığı görülmektedir.<br>Her ne kadar Adli Tıp Kurumu raporunda, Dr....'ın 2/8 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş ise de, bu oranın, müteveffanın ölümüne sebep olan unsurlar arasında mukayeseyi belirten anlamda bir oran (mukayeseli kusur oranı) olarak kabul edilemeyeceği, aksi halde geriye kalan 6/8 oranındaki kusurun kime ait olduğu, davacıların destek zararının 6/8'lik kısmını kimin karşılayacağı sorularının yanıtsız kalacağı, olayda (kendilerinin veya müteveffa yakınlarının) herhangi bir kusurları bulunmadığından bakiye 6/8 oranına tekabül eden zarara davacıların katlanması düşüncesinin hakkaniyet ile bağdaşmayacağı, söz konusu oranın olaydaki toplam kusur oranına yönelik bir belirleme niteliğinde de olmadığı, yalnızca her bir sağlık çalışanının uygulamalarının diğer koşullar ve hekimlerin fiillerinden bağımsız olarak tek başına zararlı sonuca etki ve kusur oranını ifade ettiği, bununla beraber raporda ele alınan bütün hekimlerin uygulamaları ve sağlık sisteminin hastanın koşullarına uygun cevap verme süresi birlikte ele alındığında, bütün takip ve tedavilerin birleşerek zararlı sonucun doğmasına neden olduğu, bu haliyle idari eylem ile zararlı sonuç arasında uygun illiyet bağının bulunduğu, dolayısıyla davacıların destekten yoksun kalma zararlarından, davalı idarenin kusuru oranında indirim yapılmasında hukuki isabet bulunmadığı, idarenin zararın tamamından sorumlu olduğu sonucuna varılmaktadır.<br>Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesince, yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınarak davacıların destekten yoksun kalma zararlarının belirlenmesi gerekirken, davalı idarenin 2/8 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek yapılan hesaplama ile davacıların maddi tazminat istemlerinin kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.<br>Öte yandan, işbu bozma kararı üzerine, Bölge İdare Mahkemesince davacıların maddi tazminat istemleri yönünden yeniden verilecek kararda, davacılar hakkında hükmedilecek maddi tazminat tutarının miktar artırılan kısımlar için de idareye başvuru tarihi olan 22/04/2017 tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verileceği hususu da açıktır.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacıların temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, davalı idarenin ve davalı yanında müdahilin temyiz istemlerinin REDDİNE,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...... sayılı kararının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik kısmının ONANMASINA, maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik kısmının BOZULMASINA,<br>3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 10/03/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. <br> <br><br><br></font></p></body></html>
denetim