<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/7394 E. , 2025/1516 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2021/7394<br>Karar No : 2025/1516 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ... 2- ... 3- ... 4- ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Üniversitesi Rektörlüğü / ...<br>VEKİLİ : Av....<br><br>MÜDAHİL (DAVALI YANINDA):...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: Davacılar tarafından,...'ın bel fıtığı rahatsızlığı sebebiyle ... Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezinde 08/11/2018 tarihinde geçirdiği ameliyatta lomber diski onarımı sırasında aort yaralanmasına sebebiyet verildiği ve bu nedenle defalarca ameliyat edilerek 38 gün hastanede yatmak zorunda kaldığı belirtilerek hizmet kusuru sebebiyle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık 200,00 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve 300.000,00 TL manevi tazminatın ise olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.<br><br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... K... sayılı kararıyla; bilirkişi raporu ve dosya içeriğinde bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden idarenin sağlık hizmetini kusurlu yürüttüğüne ilişkin herhangi bir somut tespit bulunmadığı, olayda maddi ve manevi tazminat koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI:Davacılar tarafından, sunmuş oldukları delillerin tartışılmadığı, gerekçeli karar hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, bilirkişi raporunda iddialarının değerlendirilmediği, raporda gerekçeye yer verilmediği, dosyadaki bilgi ve belgelerden de anlaşılacağı üzere olayda tıbbi kötü uygulama mevcut olduğu, tek branşın gözetim ve denetimi altında yapılan ameliyat sonrası bir çok branşın müdahale etmesi gereken bir durum meydana geldiği, aydınlatılmış rızalarının alınmadığı, doktor tarafından ameliyattan bir gün sonra ayağa kalkacağının söylendiği, operasyonu doktorun bu söylemi üzerine kabul ettikleri, buna karşın ölüm riski, vücut travması ve hastane enfeksiyonu ile karşı karşıya kaldığı, tüm bu hususlar açıklansa idi ameliyatı kabul etmeyecekleri, raporda enfeksiyon ile ilgili bir irdelemeye gidilmediği, tek başına enfeksiyon geçirmesinin dahi hizmet kusurunun göstergesi olduğu, geçirdiği ameliyatlar sebebiyle dört gün komada kaldığı, komada kaldığı sürede diyaliz işlemi yapıldığı, böbrek fonksiyonlarının bozulmasının sebebinin de hatalı cerrahi müdahale olduğu, raporda bu konuda açıklamaya yer verilmediği, hatalı ameliyat nedeniyle sayısız kez görüntülemele nedeniyle radyasyona maruz kaldığı, maluliyete yönelik değerlendirme yapılmadığı, olayın açıklığa kavuşturulması için Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiği iddialarıyla temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davalı idare ve davalı yanında müdahil tarafından davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi ile kararın maddi tazminata yönelik kısmının onanması; manevi tazminata yönelik kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br>MADDİ OLAY : <br>Dosyanın incelenmesinden, davacılardan ...'ın yaklaşık 20 yıldır devam eden bel ve sağ ayak ağrısı şikayetiyle 07/11/2018 tarihinde ... Üniversitesi Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi bölümüne yatışının yapıldığı, 08/11/2018 tarihinde ise lomber disk hernisine (bel fıtığı) yönelik cerrahisinin gerçekleştirildiği, yapılan ameliyatta lomber diski onarımı sırasında aort yaralanmasına sebebiyet verildiği, rüptür (yırtık) tamirine olanak bulunmadığından aynı gün entübe şekilde tomografi alanına indirildiği, burada alınan BT ve BT anjiografide atardamardaki kesi sonucu oluşan 20x10 cm boyutlarında kanama alanı tespit edilmesi üzerine kalp damar cerrahisi tarafından yeniden operasyona alındığı, operasyon sırasında intima-media disseksiyonu (damar içi duvar arası yırtık) olduğu bilgisi alınması üzerine girişimsel radyoloji ünitesine indirildiği, burada endovaskuler stent-greft uygulaması ve femoral arter bypass cerrahisi yapıldığı, hekimler tarafından birkaç gün sedasyon halinde kalmasının uygun görüldüğü, sedasyonun azaltılmasının akabinde böbrek fonksiyonlarında yükselme nedeniyle planlı olarak diyaliz uygulandığı, böbrek fonksiyonlarının normal değer aralıklarına indirildiği, davacının yoğun bakım ve servis takibi sonucu taburcu edilmesi üzerine, 08/11/2018 tarihinde yapılan ameliyat neticesinde bir çok ameliyat geçirdiği, ameliyattan sonra entübe halde Beyin Cerrahisi Yoğun Bakım Servisine alındığı, diyaliz yapılmak zorunda kalındığı, tüm bu süreçte dört günü tam komada olmak üzere 13 gün yoğun bakım servisinde ve toplamda 38 gün hastanede tedavi almak zorunda kaldığı iddialarıyla hatalı tıbbi tedavi ve hizmet kusuru sebebiyle uğranıldığı ileri sürülen zararların tazmini istemiyle 18/03/2019 tarihinde davalı idareye başvuruda bulunulduğu, söz konusu başvurunun davalı idarece cevap verilmeyerek zımnen reddedilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br>Uyuşmazlıkta, hizmet kusuru ve tıbbi hata bulunup bulunmadığının tespiti için düzenlenen ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı raporunda özetle, "Davacı hasta ...'ın lomber disk hernisi tanısı ile yatırıldığı hastanede diskektomi ameliyatı yapıldığı, ameliyat esnasında kan basıncının düştüğü, aynı gün yapılan görüntülemesinde aort yaralanmasının tespit edildiği, yaralanmasına yönelik kalp damar cerrahisi, girişimsel radyoloji ve genel cerrahi tarafından müdahale edildiği, damar yaralanmasının onarıldığı, sonraki süreçte renal arterde darlığına yönelik stent uygulamasının gerçekleştirildiği anlaşılmıştır. Tıbbi literatürde kişide meydana gelen damar yaralanmasının kişiye uygulanan lomber disk hernisi ameliyatının komplikasyonu olarak yüksek bilimsel kanıt düzeyi ile kabul edildiği, yapılan ameliyatın endikasyonunun doğru olarak konulduğu, gönderilmiş olan ve tıbbi evrakta operasyon sırasında ve sonrasında cerrahi esnasında meydana gelen komplikasyona zamanında ve multidsipliner bir şekilde uygun yönetimin gerçekleştirildiği, postoperatif hastane takiplerinin uygun bir şekilde yapıldığı, sağlık çalışanlarına atfı kabil kusur olmadığı, hizmet kusurunun bulunmadığı, kanaatini bildirir rapordur." şeklinde görüş bildirdiği görülmektedir.<br>İdare Mahkemesince anılan rapor hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiş, davacıların istinaf başvuruları ise temyize konu karar ile reddedilmiştir.<br> <br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.<br>Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.<br>İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.<br>İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.<br>İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.<br>Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.<br>Esasen, Anayasa'nın 56. maddesi de Devlete, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenlemek ve bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak onları denetleyerek yerine getirmek ile ilgili pozitif bir yükümlülük getirmiştir.<br>Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesinin devlete yüklediği pozitif yükümlülükler, devlet tarafından, özel ya da kamu hastanelerine hastaların yaşamını koruyacak nitelikteki tedbirleri alma zorunluluğu getiren yasal ve düzenleyici çerçevenin konulmasını gerektirmektedir. Bu yükümlülük, hastaları, tıbbi müdahalelerin bu bağlamda meydana getirebileceği ağır sonuçlardan mümkün olabildiğince koruma gerekliliğine dayanmaktadır. Böylelikle, taraf devletler, bu yükümlülük uyarınca, hekimlerin, uygulanması düşünülen tıbbi müdahalenin hastaların fiziksel bütünlüğüyle ilgili olarak meydana getirebileceği öngörülebilir sonuçlar hakkında sorgulanmaları ve hastalarını aydınlatarak, rıza göstermelerini sağlayacak şekilde kendilerini bu tıbbi müdahale hakkında önceden bilgilendirmeleri amacıyla gereken düzenleyici yasal tedbirleri almakla yükümlüdürler (Codarcea/Romanya, No. 31675/04, 2 Haziran 2009).<br>11/04/1928 tarihli ve 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 70. maddesinde "Tabipler, diş tabipleri ve dişçiler yapacakları her nevi ameliye için hastanın, hasta küçük veya tahtı hacirde ise veli veya vasisinin evvelemirde muvafakatını alırlar. Büyük ameliyei cerrahiyeler için bu muvafakatin tahriri olması lazımdır. (Veli veya vasisi olmadığı veya bulunmadığı veya üzerinde ameliye yapılacak şahıs ifadeye muktedir olmadığı takdirde muvafakat şart değildir.) Hilafında hareket edenlere ikiyüzelli Türk Lirası idarî para cezası verilir." hükmü yer almaktadır.<br>5013 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan 16/03/2004 tarih ve 2004/7024 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanan "Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi (İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi)"nin "Amaç ve konu” başlıklı 1. maddesinde; “Bu Sözleşmenin Tarafları, tüm insanların haysiyetini ve kimliğini koruyacak ve biyoloji ve tıbbın uygulanmasında, ayrım yapmadan herkesin, bütünlüğüne ve diğer hak ve özgürlüklerine saygı gösterilmesini güvence altına alacaklardır.”; "Mesleki standartlar" başlıklı 4. maddesinde; “Araştırma dahil, sağlık alanında herhangi bir müdahalenin, ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir.” kurallarına yer verilmiştir. Sözleşme, iç hukukumuzun bir parçası haline gelmiş olup, anılan düzenlemede her türlü tıbbi müdahalenin mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olması benimsenmiştir.<br>Sözleşmenin "Muvafakat" başlıklı (II) numaralı bölümünde yer alan 5. maddesinde “muvafakat” konusu düzenlenmiş ve “Sağlık alanında herhangi bir müdahale, ilgili kişinin bu müdahaleye özgürce ve bilgilendirilmiş bir şekilde muvafakat etmesinden sonra yapılabilir. Bu kişiye, önceden, müdahalenin amacı ve niteliği ile sonuçları ve tehlikeleri hakkında uygun bilgiler verilecektir. İlgili kişi muvafakatini her zaman serbestçe geri alabilir.” düzenlemesiyle muvafakatin kapsamı belirlenmiştir.<br>01/08/1998 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Hasta Hakları Yönetmeliği'nin davacıya tıbbi müdahale yapıldığı tarih itibarıyla yürürlükte bulunan haliyle 15. maddesinde, “Hastaya; a) Hastalığın muhtemel sebepleri ve nasıl seyredeceği, b) Tıbbi müdahalenin kim tarafından nerede, ne şekilde ve nasıl yapılacağı ile tahmini süresi, c) Diğer tanı ve tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hastanın sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri, ç) Muhtemel komplikasyonları, d) Reddetme durumunda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri, e) Kullanılacak ilaçların önemli özellikleri, f) Sağlığı için kritik olan yaşam tarzı önerileri, g) Gerektiğinde aynı konuda tıbbî yardıma nasıl ulaşabileceği, hususlarında bilgi verilir."; 22. maddesinin 1. fıkrasında, “Kanunda gösterilen istisnalar hariç olmak üzere, kimse, rızası olmaksızın ve verdiği rızaya uygun olmayan bir şekilde tıbbi ameliyeye tabi tutulamaz."; 31. maddesinde de, “Rıza alınırken hastanın veya kanuni temsilcisinin tıbbi müdahalenin konusu ve sonuçları hakkında bilgilendirilip aydınlatılması esastır. Hastanın verdiği rıza, tıbbi müdahalenin gerektirdiği sürecin devamı olan ve zorunlu sayılabilecek rutin işlemleri de kapsar. Tıbbi müdahale, hasta tarafından verilen rızanın sınırları içerisinde olması gerekir. Hastaya tıbbi müdahalede bulunulurken yapılan işlemin genişletilmesi gereği doğduğunda müdahalegenişletilmediği takdirde hastanın bir organının kaybına veya fonksiyonunu ifa edemez hale gelmesine yol açabilecek tıbbi zaruret hâlinde rıza aranmaksızın tıbbi müdahale genişletilebilir.” düzenlemeleri yer alır.<br>Anılan düzenlemeler özetle, herhangi bir tıbbi müdahaleye başlamadan önce kişilerin yapılacak işlemlerin riskleriyle ilgili olarak aydınlatılması ve rızalarının alınmasını öngörmektedir.<br>Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli olması ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.<br>Buna göre, manevi tazminat takdir edilirken, davacı yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır. <br> <br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br>A) Temyiz İstemine Konu Kararın Davacı ...'ın Maddi Tazminat İsteminin Reddine Yönelik Kısmının İncelenmesi:<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen kararın anılan kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>A) Temyiz İstemine Konu Kararın Davacıların Manevi Tazminat İsteminin Reddine Yönelik Kısmının İncelenmesi:<br>Söz konusu bilirkişi raporunda, meydana gelen komplikasyona zamanında ve multidsipliner bir şekilde uygun yönetimin gerçekleştirildiği, postoperatif hastane takiplerinin uygun bir şekilde yapıldığı, sağlık çalışanlarına atfı kabil kusur olmadığı, hizmet kusurunun bulunmadığı yönünde görüş bildirilmesi gözetildiğinde olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ortaya konulamadığından, maddi tazminata hükmedilmesi koşulları oluşmamıştır.<br>Bununla birlikte, lomber disk hernisi ameliyatı öncesi risklerin davacıya anlatılıp yazılı onamının alınmamış olması durumunda, yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri uyarınca davacının aydınlatılarak onay verme hakkı elinden alınmış olacağından, bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi nedeniyle davacıların uğradığı manevi zararın, manevi tazminatın yukarıda aktarılan nitelikleri de gözetilerek takdiren belirlenecek, manevi tatmin sağlayacak makul bir miktarın ödenmesine hükmedilmesi suretiyle karşılanması gerekmektedir.<br> Bu durumda Mahkemece, davalı idare tarafından davacı ...'a lomber disk hernisi ameliyatının sonuçlarının ve olası komplikasyonlarının anlatıldığına ve davacının bu işleme rıza gösterdiğine dair yazılı ve imzalı aydınlatılmış onamının alınıp alınmadığı araştırılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu durum araştırılmaksızın eksik inceleme ile manevi tazminat talebinin reddi yolunda verilen kararda hukuka uygunluk görülmemiştir.<br>Öte yandan, yazılı ve imzalı onamın bulunması ve dosyaya dahil edilmesi halinde, onamda aort yaralanmasının lomber disk hernisi ameliyatının komplikasyonları arasında bulunduğuna dair açıklamaya yer verilip verilmediğinin de ortaya konulması ve manevi tazminat istemi hakkında karar verilirken bu hususun gözetilmesi gerektiği açıktır.<br>Bu itibarla, Bölge İdare Mahkemesi kararının, manevi tazminat isteminin reddine yönelik İdare Mahkemesi kararına karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br> <br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacıların temyiz isteminin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE,<br>2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının maddi tazminata yönelik kısmının ONANMASINA, manevi tazminata yönelik kısmının BOZULMASINA,<br>3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 11/03/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. <br><br><br></font></p></body></html>
denetim