<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2025/416 E. , 2025/1443 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2025/416<br>Karar No : 2025/1443 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:... K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: Davacı tarafından, vereseli eczane ruhsatnamesi süresinin uzatılması talebinin reddine ilişkin Tunceli Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmektedir. <br><br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; 18/07/1986 doğum tarihli davacının, 5 yıllık sürenin hitam tarihi olan 18/09/2024 tarihinde reşit olduğundan ilgili Kanun hükümlerinden faydalanmasına imkan bulunmadığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br><br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI: Davacı tarafından, aynı konuda tesis edilen işlemlere ilişkin idare mahkemelerince verilen iptal kararlarının istinaf ve temyiz mercilerince de uygun bulunduğuna ilişkin emsal kararların bulunduğu, davalı idare ile aynı konumda olan diğer il müdürlüklerince vefat tarihinde reşit olan çocuğun 5 yıllık süre sona ermeden eczacılık fakültesine kaydolması durumunda ruhsat süresinin mezuniyet tarihine kadar uzatılması yönünde işlem tesis edildiği, davalı idarenin kanun metnini aleyhlerine yorumlayarak eşitlik (nispi eşitlik) ilkesine aykırı hareket ettiği, üniversite sınavına girerek eczacılık fakültesine girmeye hak kazandığı, vereseli eczane işletmesinin mezuniyet tarihine kadar uzatılması yönünde kazanılmış hakkı yahut haklı beklentisinin bulunduğu, halihazırdaki eğitim koşullarında reşit olmayan birinin eczacılık fakültesine girmesinin mümkün olmadığı, Kanun maddesinin bu şekilde yorumlanmasının maddenin kadük kalmasına neden olacağı ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, hukuki dayanağı bulunmayan temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...<br>DÜŞÜNCESİ :Dava konusu işlemin dayanağını kuralın, iptali istemiyle somut norm denetimi yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin esasına geçildi.<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br>I) ANAYASA'YA AYKIRILIK İDDİASI YÖNÜNDEN:<br>Davalı idare tarafından, dosyaya sunulan dilekçelerle, dava konusu uyuşmazlığa uygulanacak olan 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun'un 9. maddesi hükmünün aynı meslek mensupları ve farklı meslekler arasında eşitsizlik yarattığı, açık, anlaşılır ve belirli olmadığı, çağın gereklerinin gerisinde kaldığı belirtilmek suretiyle Anayasa'nın 2. maddesinde ifadesini bulan hukuk devleti ilkesi ile 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesine aykırı olduğu iddia edilerek, anılan hükmün iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmektedir.<br> Üye Dr....un ve Üye ...'nun dava konusu bireysel işlemin dayanağı olan 6197 sayılı Kanun'un 9. maddesinin son cümlesinde yer alan "...ölen eczacının çocuğu bu müddetin hitamında... eczacı mektebine veya fakültesine girdiği takdirde bu tahsili bitirinceye..." ibarelerinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği yönündeki ayrışık oylarına karşılık, Anayasaya aykırı olduğu iddia olunan kanuni düzenlemenin içerik, amaç ve kapsam bakımından belirli ve muhataplarının hukuksal durumlarını algılayabilecekleri açıklıkta olduğu, hakkaniyete ve kamu yararına aykırı bir yönünün bulunmadığı, kanun koyucunun bu alanı düzenlemede takdir yetkisinin de bulunduğu gözetildiğinde, düzenlemenin hukuk devleti ilkesine aykırı bir yönünün bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br> Bununla birlikte, Kanun hükmü eczacının ölümü halinde var olan eczanenin işletilmesi yönünden ölen eczacının eczacılık fakültesinde tahsil gören çocuklarının durumuna ilişkin olup, anılan hüküm anne veya babası eczacı olmayan eczacılık fakültesi öğrencileri yönünden aleyhe bir duruma sebebiyet vermediği gibi Kanun'un ortaya konulmuş sermayenin ve aile maişetinin korunması yönündeki amacı göz önünde bulundurulduğunda bu kişilerin hukuksal durumlarının aynı olduğunun kabulünün de mümkün olmadığı, bu nedenle Kanun hükmünün eşitlik ilkesine aykırı bir yönünün de bulunmadığı açıktır.<br>Kaldı ki, uyuşmazlığın temyizen incelendiği ve davacının da anılan kanun hükmünün lehine uygulanması gerektiği iddiasıyla temyiz başvurusunda bulunduğu göz önüne alındığında; temyiz yoluna başvuran tarafın aleyhine sonuç doğurabilecek şekilde itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulamaması gerekir. Aksinin kabulü halinde temyiz eden tarafın aleyhine olan bir karar verilmesine neden olunarak aleyhe bozma yasağının ihlaline sebebiyet verilebilecektir.<br>Açıklanan nedenlerle, anılan Kanun hükmüne yönelik Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmemiştir.<br><br>II) ESAS YÖNÜNDEN:<br>Maddi Olay : <br>Tunceli ili, ... ilçesinde bulunan ... Eczanesinin sahibi olan eczacı ... 03/08/2019 tarihinde vefat etmiştir. Bunun üzerine eczacının varisi olan davacının başvurusu üzerine 18/09/2019-18/09/2024 tarihlerini kapsayan dönem için vereseli eczane ruhsatnamesi düzenlenmiştir.<br>Davacı tarafından, ...Devlet Tıp Üniversitesi Eczacılık Bölümünde 2023-2024 öğretim döneminde öğrenim görmeye başladığından bahisle 6197 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca vereseli eczane ruhsatnamesinin eczacılık bölümündeki tahsili bitinceye kadar uzatılması istemiyle başvuru yapılmıştır. <br>Davalı idare tarafından tesis edilen ... tarih ve ... sayılı işlemle, muris...'ın vefat ettiği tarih itibarıyla davacının reşit olduğundan bahisle eczanenin vereseli işletme süresinin öğrenim durumu nedeniyle uzatılamayacağı belirtilerek başvurunun reddine karar verilmiştir. Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.<br><br>İlgili Mevzuat:<br>18/12/1953 tarihli ve 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun'un 7. maddesinde, bir eczacının almış olduğu müsaadeden sarfınazar etmesi veya iflasına yahut hacrine hükmolunması veya vefat etmesi halinde ruhsatnamenin sakıt olacağı hükmüne yer verilmiş; 8. maddesinde, vefat eden veya hacredilen veya meslek ve sanatının icrasından mütevellit devamlı maluliyete duçar olan bir eczane sahibinin karısı veya kocası veya çocukları varsa eczanenin bunlar hesabına bir mesul müdürün idaresi altında işletilmesine Sağlık ve Sosyal Yardım Vekaletince ruhsat verileceği belirtilmiş; 9. maddesinde, ''A) Bir eczanenin mesul müdür tarafından mahcur namına idare edilmesi hacredilen eczacı hakkındaki hükmün ref'ine veya kendisinin vefatına;<br>B) Sanatın icrasından mütevellit maluliyet dolayısıyla bir eczanenin mesul müdürü tarafından idaresi malül eczacının ölümüne; kadar devam eder.<br>Ölen bir eczacının karısı veya kocası veya çocukları namına mesul müdür tarafından idaresi (5) seneyi geçemez.<br>Şu kadar ki; ölen eczacının çocuğu bu müddetin hitamında reşit değilse reşit oluncaya ve eczacı mektebine veya fakültesine girdiği takdirde bu tahsili bitirinceye kadar devam eder.'' hükmüne yer verilmiştir.<br><br>Hukuki Değerlendirme:<br>6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun'un 8. ve 9. maddesinde yer alan hükümlerin irdelenmesinden, ölen bir eczacının karısı veya kocası veya çocukları namına mesul müdür tarafından idaresinin (5) seneyi geçemeyeceği, şu kadar ki; ölen eczacının çocuğu bu müddetin hitamında reşit değilse reşit oluncaya ve eczacı mektebine veya fakültesine girdiği takdirde bu tahsili bitirinceye kadar devam edeceği, sürenin bitimi tarihinde reşit olmakla birlikte eğitim görmeye devam edilmesi halinde eğitim süreci boyunca eczanenin işletilebileceği, 5 yıllık işletme süresinin uzamasında aranan "reşit olmak" ve "eczacılık fakültesine girmek" şartlarının birlikte gerçekleşmesine gerek olmadığı, aksi yorumun maddenin düzenleniş amacı ile bağdaşmayacağı sonucuna varılmıştır.<br>Somut olayda, muris ...'ın vefat ettiği tarih olan 03/08/2019 tarihinde davacının reşit olduğu, davacının vereseli eczane ruhsatnamesinin süresinin dolacağı 18/09/2024 tarihinden önce ... Devlet Tıp Üniversitesi Eczacılık Bölümüne kayıt yaptırdığı ve eğitimine başladığı açık olup, davacının eğitimini tamamlayana kadar eczanenin faaliyetinin devamına izin verilmesi gerekirken aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Buna göre, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,<br>2. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,<br>3. Kullanılmayan ...TL yürütmenin durdurulması harcının davacıya iadesine,<br>4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 06/03/2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi. <br><br>(X)-KARŞI OY :<br>Dava, davacı tarafından, vereseli eczane ruhsatnamesi süresinin uzatılması talebinin reddine ilişkin Tunceli Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünü... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.<br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>I- 6197 sayılı Kanun'un 9. maddesinin son cümlesinde yer alan "...ölen eczacının çocuğu bu müddetin hitamında... eczacı mektebine veya fakültesine girdiği takdirde bu tahsili bitirinceye..." ibaresinin Anayasa'ya Aykırılığı Yönünden:<br>Uyuşmazlığa uygulanacak Kanun hükmü, herhangi bir eczacının ölümü halinde var olan eczanenin işletilmesi yönünden vefat eden eczacının çocuklarının durumuna ilişkin düzenlemeler içermekte olup, davacının vefat eden eczacının çocuğu olduğu ve uyuşmazlığın da anılan Kanun hükmünün uygulanmasından kaynaklandığı anlaşıldığından, öncelikle davacının aleyhine olacak şekilde anılan hükmün Anayasa'ya aykırılık iddiasıyla itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine taşınıp taşınamayacağının ortaya konulması gerekmektedir.<br>2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 152. maddesinin birinci fıkrasında, bir davaya bakmakta olan mahkemenin, uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakacağı düzenlenmiştir.<br>Yukarıda aktarılan Anayasa hükmüne göre, mahkeme tarafından somut uyuşmazlıkta uygulanacak hüküm olmak kaydıyla kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerinin, taraflardan herhangi birinin aykırılık iddiası üzerine ya da bu iddia olmaksızın Anayasa'ya aykırı görülmesi halinde re'sen iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurabileceği açık olup, davayı açan davacının aleyhine sonuç doğurabilecek şekilde yargı mercilerince itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulamayacak olması şeklinde bir kabulün, yargı mercilerinin Anayasa'ya aykırı gördükleri kanun kurallarını uygulamak zorunda bırakılmaları sonucunu doğuracağı, bu şekilde bir kabulün hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti ilkelerine aykırı düşeceği açıktır. Dolayısıyla, işbu davada itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasında hukuken bir engel bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Vereseli eczane ruhsatnamesi süresinin uzatılması talebinin reddine ilişkin dava konusu işlemin dayanağı olan, 18/12/1953 tarihli ve 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun'un 9. maddesinin, davaya uygulanacak kural olduğu ortadadır.<br>2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın ''Cumhuriyetin nitelikleri'' başlığını taşıyan 2. maddesinde, ''Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.'' kuralına; "Kanun önünde eşitlik" başlıklı 10. maddesinde, "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. (...)<br>Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. <br>Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar." kuralına; "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" başlıklı 13. maddesinde, "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz." kuralına yer verilmiştir.<br> 18/12/1953 tarihli ve 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun'un 1. maddesinin birinci fıkrasında, eczacılığın, hastalıkların teşhis ve tedavisi ile hastalıklardan korunmada kullanılan tabii ve sentetik kaynaklı ilaç hammaddelerinden değişik farmasötik tipte ilaçların hazırlanması ve hastaya sunulması; ilacın analizlerinin yapılması, farmakolojik etkisinin devamlılığı, emniyeti, etkinliği ve maliyeti bakımından gözetimi; ilaçla ilgili standardizasyon ve kalite güvenliğinin sağlanması ve ilaç kullanımına bağlı sorunlar hakkında hastaların bilgilendirilmesi ve çıkan sorunların bildiriminin yapılmasına ilişkin faaliyetleri yürüten sağlık hizmeti olduğu; ikinci fıkrasında, eczane açmak ve işletmek ile ecza deposu mesul müdürlüğü yapmak için eczacı olmanın şart olduğu, eczacının, ilaç üretim tesisi, kozmetik imalathanesi, ilaç Ar-Ge merkezi gibi müesseseleri açabileceği veya bu tür resmî ya da özel müesseselerde mesul müdürlük yapabileceği; 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti hudutları içinde eczacılık yapabilmek için aranan şartlardan birinin de Türkiye Eczacı Mektep veya fakültelerinden diplomalı olmak veya yabancı memleketlerdeki eczacı mektep veya fakültelerinden diplomalı olup da 3. madde gereğince ilmi hüviyetini ispat etmiş veya imtihanı kazanmış olmak olduğu; 5. maddesinin birinci fıkrasında, serbest eczanelerin, eczacılık yapma hakkını haiz bir eczacının sahip ve mesul müdürlüğünde yönetmelikte belirlenen belgelerle il sağlık müdürlüğünce düzenlenmiş ve valilikçe onaylanmış bir ruhsatname ile açılacağı; üçüncü fıkrasında, serbest eczane sayılarının, ilçe sınırları içindeki nüfusa göre en az üç bin beş yüz kişiye bir eczane olacak şekilde düzenleneceği, hiç eczanesi olmayan yerleşim birimlerinde nüfus kriterine bakılmaksızın bir eczanenin açılmasına müsaade edileceği, bu şekilde açılan eczanelerin başka yerlere naklinde de nüfus kriterinin işletileceği; dokuzuncu fıkrasında, serbest eczane açmak veya serbest eczanelerde mesul müdür olarak çalışmak isteyen bir eczacının, en az bir yıl müddetle hizmet sözleşmesine bağlı olarak mesul müdür eczacı ile birlikte serbest eczanelerde yardımcı eczacı olarak çalışmak zorunda olduğu; 7. maddesinde, bir eczacının almış olduğu müsaadeden sarfınazar etmesi veya iflasına yahut hacrine hükmolunması veya vefat etmesi halinde ruhsatnamenin geçersiz olacağı; 8. maddesinde, vefat eden veya hacredilen veya meslek ve sanatının icrasından mütevellit devamlı malüliyete duçar olan bir eczane sahibinin karısı veya kocası veya çocukları varsa eczanenin bunlar hesabına bir mesul müdürün idaresi altında işletilmesine Sağlık ve Sosyal Yardım Vekaletince ruhsat verileceği; 9. maddesinde ise, ölen bir eczacının karısı veya kocası veya çocukları namına mesul müdür tarafından idaresinin beş seneyi geçemeyeceği, şu kadar ki; ölen eczacının çocuğu bu müddetin hitamında reşit değilse reşit oluncaya ve eczacı mektebine veya fakültesine girdiği takdirde bu tahsili bitirinceye kadar devam edeceği hükme bağlanmıştır.<br>6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun'un 8. ve 9. maddesinde yer alan hükümlerin irdelenmesinden, ölen bir eczacının karısı veya kocası veya çocukları namına mesul müdür tarafından idaresinin (5) seneyi geçemeyeceği, şu kadar ki; ölen eczacının çocuğu bu müddetin hitamında reşit değilse reşit oluncaya ve eczacı mektebine veya fakültesine girdiği takdirde bu tahsili bitirinceye kadar devam edeceği hükme bağlanmıştır. Kanun koyucu tarafından çocuğun reşit olmaması ve eczacılık fakültesinde eğitim görmesinin mesul müdür tarafından eczanenin beş yıl süreyle işletilmesinin istisnası olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır.<br>Nitekim 6197 sayılı Kanun'un yasalaşma sürecine ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Tutanak Dergisi'nin anılan maddeye ilişkin raporlara bakıldığında; eczanenin aniden kapanıp herhangi bir yerin eczanesiz kalmaması ve büyük bir gayretle kurulan eczanenin eczacının ölümü ile dağılıp anne, çocuk veya kocanın açıkta kalmaması, sermayenin ve aile maişetinin korunması için bu kişiler adına eczanenin devam etmesi istisnasının getirildiği, ancak bu istisnanın da ilanihaye devam etmesinin doğru bulunmadığı, bu nedenle beş senelik bir süre öngörüldüğü, ancak bunun yanında, ölen eczacının çocuğu varsa ve bu sürenin hitamında çocuk reşit olmuyorsa reşit oluncaya ve eczacılık mektebinde tahsil görmesi halinde tahsili bitinceye kadar uzatılacağına ilişkin istisnalarının öngörüldüğü, ana prensipten bu iki zaruret halinde ayrılmış bulunulduğu zikredilmiştir. Dolayısıyla, kanun koyucunun amacının kanun hükmünün getirildiği dönemin şartları değerlendirilerek hem ortaya konulmuş sermayenin hem de ailenin maişetinin korunması olduğu anlaşılmaktadır.<br>Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.<br>Anayasa’nın anılan maddesinde belirtilen hukuk devletinde kanunların kamu yararı gözetilerek çıkarılması zorunludur. Kanunların kamu yararının sağlanması amacına yönelik olması, genel, objektif, adil kurallar içermesi ve hakkaniyet ölçütlerini gözetmesi hukuk devleti olmanın gereğidir. Bu nedenle kanun koyucunun hukuki düzenlemelerde kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini gözönünde tutarak kullanması gerekir.<br>Somut normun kanunlaştığı dönemin ülke şartları gözetildiğinde, kamu hizmeti niteliği de taşıyan eczacılık hizmetinin devamının sağlanarak toplumun ihtiyaçlarının kesintisiz olarak karşılanmaya devam etmesi, eczanenin bir ticari işletme olması hasebiyle ortaya konulmuş olan sermayenin korunması ve eczacının vefatı nedeniyle aile maişetinin korunması amaçlanarak kamu yararının gözetildiği anlaşılmaktadır. Ancak günümüz şartlarında somut normun uygulanmasında kamu yararı bulunup bulunmadığının ortaya konulması gerekmektedir.<br>Öncelikle, halihazırda ülkemizde bulunan çok sayıda üniversitede eczacılık fakültesi bulunmakta olup, bu fakültelerden her yıl çok sayıda eczacı mezun olmaktadır. Ayrıca, 2012 yılında yapılan Kanun değişikliği ile, eczane sayılarının ilçe içerisinde nüfusa göre planlanacağı düzenlenmiştir. Bundan ötürü, eczane sınırlamasından kaynaklı olası bir istihdam daralmasının önüne geçmek ve hastalara eczacının verdiği hizmetin kalitesinin ve süresinin artırılması, eczacı başına düşen hasta sayısının azaltılarak, hastaların eczacılık hizmetlerinden daha etkili bir biçimde yararlanmasının sağlanması için ikinci eczacı çalıştırılması zorunluluğu getirilmiş, ayrıca yeni mezun eczacıların, eczane açmadan önce, eczane hakkında bilgi ve mesleki deneyim edinmelerinin sağlanması amacı ile yardımcı eczacılık uygulamasına geçilmiştir. Buradan da açıkça anlaşılacağı gibi, artık somut normun yasalaştığı dönemde var olan sebeplerin, halihazırdaki günümüz şartlarında da mevcudiyetini koruduğunun kabulü mümkün değildir. Bu haliyle, somut normun kamu yararının sağlanması amacını taşıdığının kabulü mümkün olmayıp, itiraz konusu kuralın bu haliyle Anayasanın 2. maddesine aykırılık teşkil edeceği açıktır.<br>Ayrıca, itiraza konu edilmek istenen kuralın, bir kanuni düzenlemede bulunması gereken kriterleri de karşılayıp karşılamadığının ayrıca incelenmesi gerekmektedir. Kanuni düzenlemenin içerik, amaç ve kapsam bakımından belirli ve muhataplarının hukuksal durumlarını algılayabilecekleri açıklıkta olması gerekir. Bu ilkeye göre yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu birtakım güvenceler içermesi gereklidir. Bir kanuni düzenlemede hangi davranış veya olgulara hangi hukuksal sonuçların bağlanacağı ve bu bağlamda kamusal makamlar için nasıl bir müdahale yetkisinin doğacağı belirli bir kesinlik ölçüsünde ortaya konmalıdır.(AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §153, 154).<br>Bir kanun hükmünün belirlilik ve öngörülebilirlik gibi belli niteliklere sahip olması gerekir. Başka bir ifadeyle, Kanun'un varlığı kadar metninin de muhatabı kişiler ve uygulayıcılar tarafından kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması gerekmektedir. <br>İtiraza konu edilmek istenen kuralda; ölen bir eczacının karısı veya kocası veya çocukları namına mesul müdür tarafından idaresinin (5) seneyi geçemeyeceğine ilişkin kuralın istisnası düzenlenmekle birlikte, kuralda ölen eczacının çocuğunun beş yıllık sürenin sonunda reşit olmaması durumunda reşit oluncaya ve eczacılık fakültesine girdiği takdirde tahsili bitinceye kadar devam edeceği açık olmakla birlikte, bu sürenin hitamında halihazırda reşit durumda bulunan çocuğun eczacılık fakültesine kayıt olması halinde de bu sürenin tahsili bitinceye kadar devam edip etmeyeceği hususunun belirsiz olduğu, bir başka ifade ile ergin olan çocuğun beş yıllık süre sınırlamasından istisna tutulan çocuk kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin açıkça anlaşılmadığı, bu nedenle uygulayıcılar ve yargı mercileri nezdinde Kanun hükmünün uygulanmasında farklılıklara sebebiyet verildiği, ayrıca eczacılık fakültesindeki tahsile ilişkin bir süre sınırlandırılması getirilmediği gibi, sadece yurt dışındaki bir üniversitenin eczacılık fakültesine kayıt yapılmasının da bu sürenin uzatılması sonucunu doğuracak olmasının uygulamada suistimallere neden olduğu, kuralda yurt dışındaki bir üniversitenin YÖK tarafından tanınıp tanınmadığı, alınacak diplomaya denklik verilip verilemeyeceği hususlarında objektif kriterler getirilmediğinden belirli ve öngörülebilir nitelikte bir düzenleme içermediği sonucuna varılmış olup, kuralın, bu haliyle de Anayasanın 2. maddesine aykırılık teşkil edeceği tabiidir.<br>Öte yandan, itiraza konu edilmek istenen kuralın Anayasa'nın 10. maddesine aykırı olup olmadığının da değerlendirilmesi gerekmektedir.<br>Anayasa'nın 10. maddesinde ifadesini bulan eşitlik ilkesi, birbiriyle aynı hukuki durumda olanlara veya olması gerekenlere ayrı kuralların uygulanmasını, ayrıcalıklı kişi ve toplulukların yaratılmasını engellemektedir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. <br>Anayasa’nın anılan maddesinde belirtilen kanun önünde eşitlik ilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez .(AYM, E.2020/95, K.2022/3, 26/1/2022, § 25; E.2022/65, K.2022/102, 8/9/2022, § 11).<br>Eşitlik ilkesi gereği olarak karşılaştırma yapılmaya müsait olacak şekilde benzer durumda olanlar arasından bir kısmı lehine getirilen farklı düzenlemenin bir ayrıcalık tanınması niteliğinde olmaması için nesnel ve makul bir temele dayanması, ayrıca kamu yararı ve haklı nedenin anlaşılabilir, amaçla ilgili, makul ve adil olması gerekir.<br> İtiraza konu edilmek istenen kuralda, ölen eczacının çocuğunun 5 yıllık süre içerisinde eczacı mektebine veya fakültesine girdiği takdirde vereseli eczane işletilmesi süresinin bu tahsili bitirinceye kadar devam edeceği hükme bağlanarak ölen eczacının çocuğunun eğitimi süresince gelir elde etmesine hem de mezun olduktan sonra halihazırda var olan eczaneyi devralması imkanı sağlanarak, annesi veya babası eczacı olmayıp halihazırda eczacılık fakültesinde eğitim gören kişiler yönünden hem eğitim sürecinde hem de mesleki faaliyetle ilgili çalışma şartları noktasında avantajlı konuma getirildiği, bu ayrıcalığın nesnel ve makul bir temele dayanmadığı, eczacılık eğitimi sonunda mezun olacak kişilerin aynı hukuksal durumda olacak olmaları hasebiyle, farklı muameleye tabi tutulmalarının Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesine aykırılık teşkil ettiği sonucuna varılmıştır.<br>Öte yandan, itiraza konu kural edilmek istenen kural ile getirilen müessesinin, yalnızca eczacılık mesleğine hasren getirildiği, diğer meslek grupları yönünden böyle bir uygulamanın söz konusu olmadığı, bu şekilde bir düzenlemenin diğer mesleklere tanınmayıp sadece eczacılık mesleğine tanınmasının toplumsal çalışma barışının zedelenmesine sebebiyet vereceği gözetildiğinde kural bu yönüyle de eşitlik ilkesine aykırıdır.<br>Bu nedenlerle; dava konusu işlemin dayanağını kuralın, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırılığı nedeniyle iptali istemiyle somut norm denetimi (itiraz yolu) için Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasına karar verilmesi gerekir. <br>I) Esas yönünden:<br>Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmayarak uyuşmazlığın mevcut hukuki düzenlemeler esas alınmak suretiyle incelenmesi durumunda da, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği oyuyla aksi yönde oluşan Daire kararına katılmıyoruz. <br><br> <br><br></font></p></body></html>
denetim