<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/4085 E. , 2025/621 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2021/4085<br>Karar No : 2025/621 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ...<br> 2- ...<br> 3- ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>TEMYİZ EDEN MÜDAHİL <br>(DAVALI YANINDA) : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca ve davalı yanında müdahil tarafından aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacılar vekili tarafından, müvekkili ...'ün 2012 yılında tedavi amacıyla başvurduğu Afyonkarahisar Devlet Hastanesinde uygulanan hatalı teşhis ve tedavi neticesinde uzuv kaybı yaşamasında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık ... için 10.000,00 TL maddi ve 250,000,00 TL manevi, annesi ... için 50.000,00 TL ve babası ... için 50.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 10.000,00 TL maddi ve 350.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. <br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dosya içeriğindeki bilgi ve belgeler ile ceza yargılaması sırasında aldırılan bilirkişi raporlarının birlikte değerlendirilmesinden; davacının sağ testisini kaybetmesi ile sonuçlanan süreçte özensiz ve eksik tıbbi uygulamalarda bulunulduğu değerlendirilmekle birlikte ortaya çıkan organ kaybı ile sunulan sağlık hizmeti kapsamındaki tıbbi uygulamalar arasında nedensellik bağı ortaya konulamadığından maddi tazminatın şartlarının oluşmadığı, ancak hizmetin eksik işletildiği, davacıların teşhis ve tedavi süreci ile ilgili olarak zamanında teşhis konulsa ve tedavi bütünüyle tıp ilmine uygun olarak uygulansa idi uzuv kaybı yaşanıp yaşanmayacağı hususunda maddi gerçeğe hiçbir zaman ulaşamayacakları ve ömür boyu bu hususta şüphe duyacak olmaları karşısında, karın ağrısı şikayetiyle başvurduğu hastanede yapılan tıbbi müdahaleler sonrasında sağ testisini kaybeden davacı ...'ün ve anne ve babası olan diğer davacıların bu sebeple maruz kaldıkları elem ve ızdırabı kısmen de olsa giderecek ve fakat sebepsiz zenginleşmeye neden olmayacak, bununla birlikte davalı idarenin olaydaki etkisini de ortaya koyacak bir manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği de göz önünde bulundurularak davacılardan ... için 70.000,00 TL, annesi ... için 15.000,00 TL ve babası ... için 15.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın davalı idarece davacılara ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararı hukuka ve usule uygun bulunarak istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar vekili tarafından, müvekkili ...'ün yanlış teşhis ve tedavi neticesinde apendektomi ameliyatı geçirdiği ve testislerinden birini kaybettiği, idare tarafından yürütülen sağlık hizmetinin kusurlu işletilmesi nedeniyle uğranılan zararların tazmini gerektiği, buna rağmen maddi tazminata hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğu Mahkemece ceza yargılamasında aldırılan bilirkişi raporu ile yetinildiği, temyize konu kararda gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği, davalı idare tarafından, hastanın acil servise başvurduğu andan ameliyat sonrası döneme ilişkin testis torsiyonu ile ilgili herhangi bir semptom, klinik bulgu ve de şikayetin gözlemlenmediği, kaldı ki gerek acil servis gerekse genel cerrahi servisinde testis ağrısı şikayeti olsaydı üroloji konsültasyonu olmadan hastaya yatış verilmeyeceği, hastaya skrotal renkli doppler USG tahlilleri istenildiği, çekilen doppler USG de sadece sağ epididim ve testisin şiş ve ödemli olduğu, kanlanma, boyut, parankim de bir sorun olmadığı, herhangi bir lezyon saptanmadığı sonucuna varıldığı, fiziki muayenede sağ testiste hafif ısı artışının tespit edildiği, sağ testise traksiyon uygulanıp saat yönünün tersine çevrilerek hastaya kapalı testis detorsiyonu denendiği, ancak hastanın ağrısında herhangi bir değişiklik olmadığı, apandisit hastalığının başarıyla tedavi edildiği; ancak testis kaybı ile sonuçlanan durumun komplikasyon olarak literatürde nitelendirildiği, dolayısıyla hizmet kusurunun bulunmadığı, davalı yanında müdahil tarafından, Mahkemece tıbbi uygulama neticesinde meydana gelen zarar ile idarenin eylemi arasında doğrudan illiyet bağı bulunmadığı sonucuna varılmasına rağmen davalı idare aleyhine manevi tazminata hükmedildiği, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu raporunun "hasta şikayetinin kesin başlama zamanının dosya içeriğinden anlaşılamadığı, dolayısıyla üroloji uzmanının zamanında teşhis koysa bile sonucun değişmeyebileceği" değerlendirmesine dayanılarak varsayımdan hareket edildiği, tazminatın zenginleşme vasıtası haline gelemeyeceği ileri sürülmektedir. <br><br>TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE : <br> MADDİ OLAY : <br> Dosyanın incelenmesinden; davacılardan ...'ün karın ağrısı şikayeti ile ... tarihinde Afyonkarahisar Devlet Hastanesine müracaat ettiği, ... ile babasının rahatsızlık ile ilgili süreci ve şikayetlerini acil bölümünde görevli doktor ...'ya anlattıkları, ...'nın davacı ...'ü muayene ettiği, tahlillerinin istenildiği, daha sonra apandisit şüphesi ile genel cerrah olarak görev yapan doktor ...'ye yönlendirildiği, ...'nin yaptığı muayene ve tetkikler sonucu akut apandisit ön tanısı ile 13/12/2012 tarihinde apendektomi ameliyatının gerçekleştirildiği, ancak şikayetlerinin geçmemesi üzerine 17/12/2012 tarihinde yeniden aynı hastaneye geldiği, üroloji bölümüne yönlendirildiği, üroloji uzmanı Dr. ... tarafından yapılan muayenesinde ve tetkikler sonucunda epididimo-orşit tanısı ile medikal tedaviye başlandığı, davacının şikayetlerinin gerilememesi üzerine 28/12/2012 tarihinde Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesine götürüldüğü, yapılan tetkikler sonucunda davacıda testis torsiyonu tespit edilip aynı gün sağ yumurtalığının alındığı, uzuv kaybının yanlış ve eksik tedavi uygulanması nedeniyle meydana geldiği iddia eden davacılar tarafından uğranıldığı ileri sürülen zararlarının tazmini istemiyle açılan ve Mahkemenin ... esasına kayıtlı dosyası ile görülen davada davacıların 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesine göre idareye başvuruları bulunmadığından dava dilekçesinin davalı idareye tevdiine karar verildiği, Mahkemenin ... tarih ve E:..., K: ... sayılı merciine tevdi kararının ve dava dilekçesinin davalı idareye 17/07/2018 tarihinde tebliğ edildiği ancak başvurunun zımnen reddi üzerine ... için 10.000,00-TL maddi ve 250.000,00 TL manevi, annesi ... için 50.000,00 TL ve babası ... için 50.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 10.000,00 TL maddi ve 350.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. <br> Olayda, davacılardan ...'ün tedavisinde görev alan doktorlar hakkında "taksirle bir kişinin yaralanmasına sebep olma" ve "görevi kötüye kullanma" suçlarından ... Asliye Ceza Mahkemesinin E.... sayılı dosyası ile görülen ceza davası sırasında tedavide görev alan doktorların sorumlulukları ve yaralanmanın niteliğinin tespiti amacıyla İstanbul Adli Tıp Kurumu İkinci İhtisas Dairesi, Yüksek Sağlık Şurası ve Adli Tıp Kurumu Genel Kuruluna bilirkişi incelemesi yaptırılarak bilirkişi raporu alındığı; İstanbul Adli Tıp Kurumu İkinci İhtisas Dairesinin 11/12/2013 tarihli raporunda; "hastanın dopplerultrason sonucuna göre, sağda epididim ve testisin şiş ve ödemli olduğu, testis içinde kanlanmaya rastlanmadığı, epididim lojunda vaskülarizasyonun olduğunun bildirilmesine rağmen testis torsiyonuna yönelik herhangi bir tıbbi girişim yapılmadığı, acil müdahale gerektiren tıbbi durum karşısında teşhisteki gecikme nedeniyle sanık ...'nin kusurlu bulunduğunun" belirtildiği, Yüksek Sağlık Şurasının 26-27/11/2015 tarihli raporunda; sağda epididim ve testisin şiş ve ödemli olduğu, testis içinde kanlanmaya rastlanmamış olduğunun belirtilmesine rağmen hastaya epididimo-orşit tanısıyla ayakta medikal tedaviye başlanması nedeniyle sanık ...'nin kusurlu olduğu, skrotal ağrılarda yapılan muayene ve tetkiklerin birinci amacının acil müdahale gerektiren testis torsiyonunu dışlamak olduğu, testis torsiyonunun acil müdahale yapılmasını gerektiren bir tıbbi durum olduğu, muayene bulgularının akut epididimo-orşit ile benzerlik gösterdiği, ayrımında en etkili yöntemin doppler ultrason olduğu, nitekim üroloji uzmanı Op. Dr. ... tarafından da şahsın başvuru tarihinde istenilen tetkikler arasında bulunduğu, yapılan bu tetkikte sağda epididim ve testisin şiş ve ödemli olduğu, testis içinde kanlanmaya rastlanmadığı, epididim lojunda vaskülarizasyon olduğunun bildirilmesine rağmen testis torsiyonuna yönelik herhangi bir tıbbi girişim yapılmadığı, acil müdahale gerektiren bir tıbbi durum karşısında teşhisteki gecikme nedeniyle Üroloji Uzmanı Op. Dr. ...'nin kusurlu bulunduğu, ancak kişideki karın ağrısı şikayetinin kesin başlama zamanının dosya içeriğinden anlaşılmadığı, dolayısıyla üroloji uzmanının zamanında teşhisi koysa bile sonucun değişmeyebileceğinin belirtildiği, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulunun 14/09/2017 tarihli raporunda ise; "İlk ve Acil Yardım Uzmanı Dr. ...'nın karın ağrısı şikayeti ile gelen küçüğe gerekli tetkikleri yaptırıp, akut apendisit ön tanısı ile ilgili uzmana yönlendirdiği, küçükte ortaya çıkan tabloda herhangi bir ihmali uygulaması bulunmaması nedeniyle atfı kabil kusurunun bulunmadığı, radyoloji uzmanı tarafından verilen raporda 2012 tarihinde yapılan renkli Doppler USG incelemesinde her ne kadar sonuç bölümünün koyu renkli yazılmış olsa da rapor içeriğinde "sağ testis normal boyutlarında olup parankimleri homojen olduğu, bilateral testis kanlanmaları arasında farklılık saptanmadığı, hidrosel ve varikoselle uyumlu olabilecek bulgu saptanmadığı, sağda epididim ve testis şiş ve ödemli olduğu, testis içinde kanlanmaya rastlanmamıştır..." şeklindeki kaydın raporlamada özensizlik olarak değerlendirildiği, Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. ... Tarafından akut apendisit tanısı ile opere edildiği, apendektomi sonrası kişinin şikayetleri devam ettiği halde erken tanı konması ve ileri tetkik yapması gerektiği halde kişiyi taburcu ettiği dikkate alındığında eyleminin tıp kurallarına uygun olmadığı, skrotal ağrılarda yapılan muayene ve tetkiklerin birinci amacının acil müdahale gerektiren testis torsiyonunun dışlamak olduğu, testis torsiyonunun acil müdahale yapılmasını gerektiren bir tıbbi durum olduğu, muayene bulgularının akut epidimo-orşit ile benzerlik gösterdiği, ayrımında en etkili yöntemin doppler ultrason olduğu, nitekim üroloji uzmanı ... tarafından da şahsın başvuru tarihi istenilen tetkikler arasında bulunduğu, yapılan bu tetkikte sağda epididim ve testisin şiş ve ödemli bulunduğu, testis içinde kanlanmaya rastlanmadığı, epididim lojunda herhangi bir tıbbi girişim yapılmadığı, acil müdahale gerektiren bir tıbbi durum karşısında teşhisteki gecikme nedeniyle Üroloji Uzmanı Op.Dr. ...'nin kusurlu bulunduğu, ancak kişideki karın ağrısı şikayetinin kesin başlama zamanının dosya içeriğinden anlaşılamadığı, dolayısıyla üroloji uzmanının zamanında teşhis koysa bile sonucun değişmeyebileceği, sağ testis kaybının organlarından birinin işlevinin yitirilmesi niteliğinde olduğu" yönünde görüş belirtilmiştir.<br> Uyuşmazlıkta, ... Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile sanıkların (tedavide görev alan doktorların) ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçundan beraatlerine, sanık ... ve ...'nın taksirle yaralama suçundan beraatine ve sanık ...'nin ise taksirle yaralama suçundan adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesince yapılan istinaf incelemesi neticesinde ise ...'nin eylemi ile organ kaybı arasında illiyet bağı kurulamadığı ve sanığın organ kaybından sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı ancak eyleminin bütün halinde ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle hakkındaki hüküm kaldırılarak ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçunu işlediğinden bahisle 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve bu cezanın da adli para cezası tedbirine çevrilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.<br> İdare Mahkemesince, dosya içeriğindeki bilgi ve belgeler ile ceza yargılaması sırasında aldırılan bilirkişi raporlarının birlikte değerlendirilmesinden; davacının sağ testisini kaybetmesi ile sonuçlanan süreçte özensiz ve eksik tıbbi uygulamalarda bulunulduğu değerlendirilmekle birlikte ortaya çıkan organ kaybı ile sunulan sağlık hizmeti kapsamındaki tıbbi uygulamalar arasında nedensellik bağı ortaya konulamadığından maddi tazminatın şartlarının oluşmadığı, ancak hizmetin eksik işletildiği, davacıların teşhis ve tedavi süreci ile ilgili olarak zamanında teşhis konulsa ve tedavi bütünüyle tıp ilmine uygun olarak uygulansa idi uzuv kaybı yaşanıp yaşanmayacağı hususunda maddi gerçeğe hiçbir zaman ulaşamayacakları ve ömür boyu bu hususta şüphe duyacak olmaları karşısında, karın ağrısı şikayetiyle başvurduğu hastanede yapılan tıbbi müdahaleler sonrasında sağ testisini kaybeden davacı ...'ün ve anne ve babası olan diğer davacıların bu sebeple maruz kaldıkları elem ve ızdırabı kısmen de olsa giderecek ve fakat sebepsiz zenginleşmeye neden olmayacak, bununla birlikte davalı idarenin olaydaki etkisini de ortaya koyacak bir manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş, anılan karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ile istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir. <br> <br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesi, 1. fıkrası, (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.<br> Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.<br> İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.<br> Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, mahkemece, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.<br> İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.<br> İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.<br> Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.<br> Esasen, Anayasa'nın 56. maddesi de Devlete, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenlemek ve bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak onları denetleyerek yerine getirmek ile ilgili pozitif bir yükümlülük getirmiştir.<br> Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.<br> <br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> A) Temyiz istemine konu kararın, manevi tazminat istemine ilişkin kısmı yönünden incelenmesi:<br> Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br> Temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararının, manevi tazminat istemine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br> B) Temyiz istemine konu kararın, maddi tazminat istemine ilişkin kısmı yönünden incelenmesi:<br> Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile olayla ilgili olarak düzenlenen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesi sonucunda, her ne kadar Mahkemece, davacının sağ testisini kaybetmesi ile sonuçlanan süreçte özensiz ve eksik tıbbi uygulamalarda bulunulduğu değerlendirilmekle birlikte ortaya çıkan organ kaybı ile sunulan sağlık hizmeti kapsamındaki tıbbi uygulamalar arasında nedensellik bağı ortaya konulamadığından maddi tazminatın şartlarının oluşmadığı, ancak hizmetin eksik işletildiği, davacıların teşhis ve tedavi süreci ile ilgili olarak zamanında teşhis konulsa ve tedavi bütünüyle tıp ilmine uygun olarak uygulansa idi uzuv kaybı yaşanıp yaşanmayacağı hususunda maddi gerçeğe hiçbir zaman ulaşamayacakları ve ömür boyu bu hususta şüphe duyacak olmaları karşısında, karın ağrısı şikayetiyle başvurduğu hastanede yapılan tıbbi müdahaleler sonrasında sağ testisini kaybeden davacı ...'ün ve anne ve babası olan diğer davacıların bu sebeple maruz kaldıkları elem ve ızdırabı kısmen de olsa giderecek ve fakat sebepsiz zenginleşmeye neden olmayacak, bununla birlikte davalı idarenin olaydaki etkisini de ortaya koyacak bir manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verildiği görülmekte ise de; radyoloji uzmanı tarafından verilen raporda 2012 tarihinde yapılan renkli Doppler USG incelemesinde sonuç bölümü koyu renkli yazılmış olsa da rapor içeriğinde "sağ testis normal boyutlarında olup parankimleri homojen olduğu, bilateral testis kanlanmaları arasında farklılık saptanmadığı, hidrosel ve varikoselle uyumlu olabilecek bulgu saptanmadığı, sağda epididim ve testis şiş ve ödemli olduğu, testis içinde kanlanmaya rastlanmamıştır..." şeklindeki kaydın raporlamada özensizlik olarak değerlendirildiği, Genel Cerrahi Uzmanının apendektomi sonrası şikayetleri devam eden hastaya erken tanı konması ve ileri tetkik yapması gerektiği halde kişiyi taburcu ettiği dikkate alındığında eyleminin tıp kurallarına uygun olmadığı, skrotal ağrılarda yapılan muayene ve tetkiklerin birinci amacının acil müdahale gerektiren testis torsiyonunun dışlamak olduğu, testis torsiyonunun acil müdahale yapılmasını gerektiren bir tıbbi durum olduğu, muayene bulgularının akut epidimo-orşit ile benzerlik gösterdiği, ayrımında en etkili yöntemin doppler ultrason olduğu, nitekim üroloji uzmanı ... tarafından da şahsın başvuru tarihi istenilen tetkikler arasında bulunduğu, yapılan bu tetkikte sağda epididim ve testisin şiş ve ödemli bulunduğu, testis içinde kanlanmaya rastlanmadığı, epididim lojunda herhangi bir tıbbi girişim yapılmadığı, acil müdahale gerektiren bir tıbbi durum karşısında teşhisteki gecikme nedeniyle Üroloji Uzmanının kusurlu bulunduğu hususları Adli Tıp Genel Kurulunca düzenlenen ... tarih ve ... sayılı raporda açıkça ortaya konulduğundan, bu bağlamda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu anlaşıldığından davacıların maddi tazminat talebinin reddi yolunda verilen Bölge İdare Mahkemesi kararında, bu kısım yönünden hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davalı idarenin ve davalı yanında müdahilin temyiz istemlerinin REDDİNE, davacıların temyiz isteminin KABULÜNE,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, manevi tazminat istemine yönelik kısmının ONANMASINA, maddi tazminat istemine ilişkin kısmının BOZULMASINA,<br>3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 18/02/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. <br><br></font></p></body></html>
denetim