<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2021/1798 E.  ,  2025/547 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>ONÜÇÜNCÜ DAİRE<br>Esas No:2021/1798<br>Karar No:2025/547<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı (... Vergi Dairesi Başkanlığı) <br>VEKİLİ : Av. ...<br> <br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br> Dava konusu istem: ... Petrol Otomotiv Tekstil Gıda Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti.'ne (...) ait otogaz istasyonunda 02/12/2009 tarihinde gerçekleştirilen denetimde LPG tüpü dolumuna yarayan aparat bulundurulduğunun tespit edildiğinden bahisle, anılan şirkete Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun (Kurul) ... tarih ve ... sayılı kararıyla, 5307 sayılı Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 16. maddesi uyarınca verilen 280.000,00-TL tutarındaki idari para cezasının kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen ... tarih ve ... ana takip dosya numaralı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava konusu ödeme emrinin dayanağını teşkil eden idari para cezası verilmesine dair Kurul kararının asıl borçlu şirkete 18/01/2011 tarihinde tebliğ edildiği, Kurul kararının iptali istemiyle açılan davada Danıştay Onüçüncü Dairesince davanın reddi yolunda verilen 16/09/2013 tarih ve E:2011/843, K:2013/2201 sayılı kararın 16/10/2013 tarihinde kesinleştiği, davacının 13/04/2003 ila 23/11/2011 tarihleri arasında müdürü ve ortağı olduğu ...'nın 18/05/2015 tarih ve 8822 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanan ilanla 11/05/2015 tarihinde Türk Ticaret Kanunu'nun Geçici 7. maddesi uyarınca ticaret sicilinden re'sen terkin edildiği, idari para cezasının tahsili amacıyla şirket adına düzenlenen 28/05/2015 tarihli ödeme emrinin şirketin tüzel kişiliğinin ortadan kalkmasından sonra 110/08/2018 ve 01/11/2018 tarihlerinde şirketin kanuni temsilcisine tebliğ edildiği ve yapılan mal varlığı araştırmaları neticesinde borcun şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığından bahisle kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği;<br>Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre, şirketlerin tüzel kişiliklerinin, ticaret sicilinden terkin edilmeleriyle sona erdiği, bu tarihten sonra şirketin haklara sahip olmasının ve borçlu kılınmasının mümkün olmadığı, bunun sonucu olarak münfesih şirket adına tarh ve ceza kesme işlemleri tesis edilemeyeceği gibi ticaret sicilinden silindikten sonra hukuk aleminde var olmayan bir şirket adına ödeme emri düzenlenmesinin ve tebliğinin mümkün olmadığı,<br> Uyuşmazlıkta da, ticaret sicilinden kaydının silinmesinden sonra şirket adına ihbarname ve ödeme emri düzenlenip tebliği yoluna gidilmesinin hukuki sonuç doğurmasının mümkün olmadığı, öncelikle Mahkemeye başvurularak şirketin yeniden tescilinin sağlanması ve alacağın şirket adına kesinleştirilmesi, kesinleştirmeden sonra şirketten tahsili yoluna gidilmesi, tahsil edilememesi veya edilemeyeceğinin anlaşılması durumunda kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili yoluna başvurulması gerekirken bu yola başvurulmaksızın kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br> Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, idari para cezasının tahsiline yönelik olarak şirket adına düzenlenen ödeme emrinin şirketin kanuni temsilcisi olan davacıya 10/08/2018 tarihinde tebliğ edilerek kesinleştiği, yapılan mal varlığı araştırmasıyla kamu alacağının asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine, alacağın davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı, kamu alacağının, idari para cezasına konu fiilin gerçekleştiği ve cezanın verildiği tarihte şirketin kanuni temsilcisi olan davacıdan doğrudan tahsili yoluna başvurulabilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: 03/07/2024 tarih ve 32591 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 161 sayılı Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 18. maddesiyle, 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin Onikinci Bölümü'ne eklenen Geçici 2. maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde, 01/09/2024 tarihi itibarıyla vergi dairesi başkanlıklarının, bulundukları ilin adı ile Gelir İdaresi Başkanlığına bağlı defterdarlık olarak görevlerine devam edeceği kuralına yer verildiğinden, kapatılan Kahramanmaraş Vergi Dairesi Başkanlığı yerine Kahramanmaraş Defterdarlığının hasım mevkiinde olduğu görülerek dosyanın incelenmesine geçildi.<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> MADDİ OLAY : <br> Davacının 13/04/2003 ila 23/11/2011 tarihleri arasında kanuni temsilcisi ve ortağı olduğu, otogaz bayilik lisansı sahibi ...'ya ait otogaz istasyonunda 02/12/2009 tarihinde gerçekleştirilen denetimde LPG tüpü dolumuna yarayan aparat bulundurulduğunun tespit edildiğinden bahisle, 5307 sayılı Kanun'un 16. maddesi uyarınca 280.000,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin alınan ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı anılan şirkete 18/01/2011 tarihinde tebliğ edilmiş, Kurul kararının iptali istemiyle açılan davada Dairemizce davanın reddi yolunda verilen 16/09/2013 tarih ve E:2011/843, K:2013/2201 sayılı karar, temyiz edilmeksizin 16/10/2013 tarihinde kesinleşmiştir.<br> ... 18/05/2015 tarih ve 8822 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanan ilanla 11/05/2015 tarihinde Türk Ticaret Kanunu'nun Geçici 7. maddesi uyarınca ticaret sicilinden re'sen terkin edilmiştir. <br> Söz konusu idari para cezasının tahsili amacıyla ... adına düzenlenen ... tarih ve ... ana takip dosya numaralı ödeme emrinin 10/08/2018 tarihinde davacının ikametgah adresinde, kapıya yapıştırılmak suretiyle tebliği yoluna başvurulmuş, 01/11/2018 tarihinde ise tebliğ alındısına "Şirket Müdürü, Dairede Rızaen" notu düşülerek davacıya tebliğ edilmiş, yapılan mal varlığı araştırması neticesinde ...'nın herhangi bir mal varlığına rastlanılmadığından borcun şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığından bahisle kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla ... tarih ve ... ana takip dosya numaralı ödeme emri düzenlenmiştir. <br> Davacı adına düzenlenen söz konusu ödeme emrinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT: <br> 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un mükerrer 35. maddesinde, "Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.<br>" kuralı yer almakta olup, 55. maddesinde, kamu alacağını vadesinde ödemeyenlere 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinde ise, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde dava açabileceği kurala bağlanmıştır. <br> 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 26/12/2012 tarih ve 6335 sayılı Kanun'un 38. maddesiyle eklenen Geçici 7. maddede; (1) 1/7/2015 tarihine kadar aşağıdaki halleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır.<br> a) 24/6/1995 tarihli ve 559 sayılı Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik<br>Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince, sermayelerini anılan Kanun Hükmünde Kararname ile öngörülen tutarlara çıkarmamış anonim şirketler ile limited şirketler.<br> b) Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce veya 1/7/2015 tarihine kadar münfesih olan anonim ve limited şirketler.<br> c) Kooperatifler Kanunu hükümlerine göre herhangi bir nedenle dağılmış olan kooperatifler.<br> d) Sebebi ne olursa olsun aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantıları yapılamayan anonim şirketler ile kooperatifler.<br> e) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış ancak genel kurulun toplanamaması nedeniyle ara bilançoları veya son ve kati bilançosu genel kurula tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin işlemi yapılamayan şirket ve kooperatifler. <br> (2) Davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanmaz.<br> (3) Bu madde kapsamındaki şirket ve kooperatifler; ilgili ticaret sicili müdürlüğünce resen veya herhangi bir kişi, kurum veya kuruluş tarafından kanıtlarıyla birlikte yapılacak bildirimleri de kapsayacak şekilde, ticaret sicili kayıtları üzerinden yapılacak incelemeyle tespit edilir.<br> (4) Ticaret sicili müdürlüklerince;<br> a) Kapsam dahilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır. Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderilir. İlan, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/02/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçer. Ayrıca anılan ilan, bildirici niteliği haiz olarak ilgili ticaret ve sanayi odası veya ticaret, sanayi ya da deniz ticaret odasının internet sitesinde aynen yayımlanır.<br> b) 559 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermaye artırımında bulunmayarak münfesih olan şirketlere yapılacak ihtarda; ortaklarından, yönetici veya denetçilerden ya da müdürlerinden tebliğ tarihinden itibaren iki ay içinde tasfiye memurunun bildirilmesi, aksi takdirde, bu madde hükümlerine göre ticaret sicili kayıtlarından unvanın silineceği, şirkete ait malvarlığının unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu açıkça yazılır.<br> c) Bu fıkranın (b) bendinde belirtilen şirketler dışında kalan kapsam dahilindeki diğer münfesih şirketler ile kooperatiflerden ayrıca, faaliyetlerine devam etme isteğinde bulunmaları<br>halinde münfesih olma nedenini ortadan kaldıran işlemlerin yapılarak ispat edici belgelerin bildirilmesi istenir.<br> (...)<br> (11) Dördüncü fıkra uyarınca yapılan ihtar ve ilana rağmen, süresi içinde cevap vermeyen veya tasfiye memurunu bildirmeyen yahut durumunu kanuna uygun hale getirmeyen veya faaliyette bulunduğunu adres ve kanıtlarıyla birlikte bildirmeyen şirket ve kooperatiflerin unvanı ticaret sicilinden resen silinir. Resen unvanı silinen şirket ve kooperatifler, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile ilgili odanın internet sitesinde ilan edilir.<br> (12) Altıncı fıkranın (b) bendi, dokuzuncu fıkra ve onbirinci fıkra uyarınca ticaret sicilinden unvanları silinecek şirket veya kooperatiflerin borçları, unvanlarının silinmesine engel teşkil etmez. Ancak, ticaret sicilinden kaydı silinen anonim şirketler ve kooperatiflerin kanuni temsilcileri ile limited şirket ortaklarının, silinme tarihinden önceki kamu borçlarından doğan sorumlulukları, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında devam eder. <br> (13) Bu madde uyarınca yapılacak tescil ve kayıt silme işlemleri her türlü harçtan, bu işlemler için düzenlenecek kağıtlar damga vergisinden müstesnadır.<br> (14) Bu madde kapsamında Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanacak olan ilanlardan ücret alınmaz.<br> (15) Bu maddede düzenlenmeyen hususlarda ilgili kanun ve esas sözleşmelerde öngörülen usullere göre hareket edilir. Bu madde gereğince tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek malvarlığı, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder. Hazine bu şirket ve kooperatiflerin borçlarından sorumlu tutulmaz. Tasfiye memurlarının sorumlulukları konusunda, özel kanunlardaki sorumluluğa ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun veya Kooperatifler Kanunu hükümleri uygulanır. Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir..." kurallarına yer verilmiştir.<br> Diğer yandan, 5307 sayılı Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 7. maddesinin ikinci fıkrasının (4) numaralı bendinde, otogaz bayilerinin, "Otogaz istasyonlarında LPG tüpü dolumu ve satışı yapmamak, LPG tüpü dolumuna yarayan hiçbir alet, makine ve teçhizatı istasyon dahilinde bulundurmamak" ile yükümlü oldukları; dava konusu işleme ilişkin fiil tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 16. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendinde, bu Kanun'un 5, 6 ve 7. madde hükümlerinin ihlali halinde sorumlulara ikiyüzellibin Türk Lirası idari para cezası verileceği belirtilmiştir.<br> 7164 sayılı Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 35. maddesi ile 5307 sayılı Kanun'un 16. maddesi yeniden düzenlenmiş ve maddenin birinci fıkrasının (ç) bendi ile 7. maddenin ikinci fıkrasının (4) numaralı bendinin ihlali halinde otogaz bayilik lisansı sahiplerine yüzbin Türk Lirasından az olmamak ve beşyüzbin Türk Lirasını geçmemek üzere fiilin işlendiği tarihten bir önceki yılda ilgili lisansa konu LPG piyasası faaliyetine ilişkin net satış hasılatının binde onu oranında idari para cezası uygulanacağı kurala bağlanmıştır.<br> 7164 sayılı Kanun'un 37. maddesi ile 5307 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 8. maddesinin ikinci fıkrasında, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Kurul kararına bağlanmış, ancak tahsilatı tamamlanmamış olan idari para cezaları, işlenen fiil için bu Kanunla birlikte daha düşük bir idari para cezası uygulanmasının öngörülmesi halinde, ilgili vergi dairesince 16. maddenin ilgili bentlerinde belirlenmiş olan asgari maktu hadden tahsil edilir. Kısmen veya tamamen tahsil edilen idari para cezaları iade edilmez." kuralına yer verilmiştir.<br> 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 2. maddesinde, "Kabahat" deyiminin, Kanun'un karşılığında idari yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık anlamına geldiği; 3. maddesinde, bu Kanun'un, idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde, diğer genel hükümlerinin, idari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı; "Zaman bakımından uygulama" başlıklı 5. maddesinde, 26/09/2004 tarihli, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerinin kabahatler bakımından da uygulanacağı, kabahatler karşılığında öngörülen idari yaptırımlara ilişkin kararların yerine getirilmesi bakımından ise derhal uygulama kuralının geçerli olduğu; bu maddenin atıf yaptığı 5237 sayılı Kanun'un 7. maddesinin ikinci fıkrasında da, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağı ve infaz olunacağı kurala bağlanmıştır.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesinde, amme alacaklarının tahsili bakımından kanuni temsilcilerin sorumluluğu düzenlenmiştir. Bu madde gereğince bir tüzel kişiden tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tamamen veya kısmen tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından bu tüzel kişinin kanuni temsilcisi sorumlu tutulabilecektir.<br> 6102 sayılı Kanun'a 6335 sayılı Kanunla getirilen Geçici 7. madde ile, maddede belirtilen şirketlerin kolaylaştırılmış tasfiye veya tasfiyesiz şekilde ticaret sicilinden terkin edilebilme yolu açılmış, bu şekillerde terkin edilen şirketlerin varlıklarını sürdürmelerinde hukuki menfaati bulunanlara ihya davası açma imkanı tanınmıştır. <br> Aynı düzenleme uyarınca, ticaret sicilinden unvanları re'sen silinen şirketlerin borçları unvanlarının silinmesine engel teşkil etmeyecek, ticaret sicilinden kaydı silinen şirketlerin kanuni temsilcileri ve ortaklarının, silinme tarihinden önceki kamu borçlarından doğan sorumlulukları 6183 sayılı Kanun kapsamında devam edecektir. <br> Olayda, ... hakkında idari para cezası uygulanmasına yönelik Kurul kararının iptali talebiyle açılan davanın reddi yönündeki kararın 16/10/2013 tarihinde kesinleştiği, ...'nın tüzel kişiliğinin söz konusu idari para cezasının tahsili amacıyla ödeme emrinin düzenlenip tebliğ edilmeden önce 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7. maddesi uyarınca 11/05/2015 tarihinde ticaret sicilinden re'sen terkin edildiği, şirket hakkında davalı idarece yapılan mal varlığı araştırması sonucunda herhangi bir mal varlığına rastlanılmadığının bildirildiği, yine şirketin 13/04/2003 ila 23/11/2011 tarihleri arasında kanuni temsilcisi ve ortağı olan davacının da şirketin herhangi bir mal varlığına sahip olduğu yönünde iddiasının bulunmadığı anlaşılmaktadır.<br> İdare mahkemesince, münfesih şirket adına tarh ve ceza kesme işlemleri tesis edilemeyeceği gibi ticaret sicilinden silindikten sonra hukuk aleminde var olmayan bir şirket adına ödeme emri düzenlenmesinin ve tebliğinin mümkün olmadığı, davalı idarece ihya yoluna başvurularak şirketin yeniden tescilinin sağlanması ve alacağın şirket adına kesinleştirilmesi gerektiği belirtilmişse de ... hakkında verilen idari para cezasına ilişkin Kurul kararının, iptali talebiyle açılan dava neticesinde 16/10/2013 tarihinde; şirketin hukuki varlığı sona ermeden önce kesinleştiği anlaşılmaktadır.<br> Diğer taraftan, ... hakkında yapılan mal varlığı araştırması sonucunda herhangi bir mal varlığının bulunmadığı dolayısıyla kamu alacağının asıl borçlu şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması karşısında, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesinde şirketin hukuki varlığı sürdürmesinde menfaati bulunanlar açısından bir hak olarak düzenlenen ihya müessesesinin, kanuni temsilci ve ortakların da bu hakka sahip olduğu gözetildiğinde ödeme emrinin tebliği sağlanmak üzere davalı idareye getirilecek bir yükümlülük olarak yorumlanamayacağı değerlendirilmektedir.<br> Bu itibarla, kamu alacağının asıl borçlu şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyeceği anlaşıldığından dava konusu ödeme emrine konu idari para cezasının kesinleştiği tarih itibarıyla tüzel kişiliği devam eden şirket hakkında ödeme emri düzenlenmesi ve tebliğ edilmesine gerek olmaksızın kamu alacağının kanuni temsilciden tahsili yoluna başvurulabileceği sonucuna varıldığından, İdare Mahkemesinin aksi yöndeki gerekçesinde hukuki isabet bulunmamaktadır. <br> Öte yandan, 5307 sayılı ve 5326 sayılı Kanun'un aktarılan hükümleri uyarınca, idari yaptırımlar bakımından ceza verilmesinin dayanağı kuralın yürürlükten kaldırılması veya lehe düzenleme yapılması yoluyla ortaya çıkan yeni hukuki durumun tahsilat aşamasında da dikkate alınması gerekir.<br> Dava konusu ödeme emrinin ...'ya ait istasyonda LPG tüp dolumuna yarayan aparat bulundurulduğunun tespit edilmesi nedeniyle verilen idari para cezasının tahsili amacıyla düzenlendiği; ancak, söz konusu idari para cezasının verildiği tarihten sonra yürürlüğe giren 7164 sayılı Maden Kanunu İle Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 35. maddesi ile 5307 sayılı Kanun'un 16. maddesinde yapılan değişiklikle, dava konusu ödeme emrinin dayanağı idari para cezasına konu eylem nedeniyle, yüzbin Türk Lirasından az olmamak ve beşyüzbin Türk Lirasını geçmemek üzere fiilin işlendiği tarihten bir önceki yılda ilgili lisansa konu LPG piyasası faaliyetine ilişkin net satış hasılatının binde onu oranında idari para cezası uygulanabileceği; ayrıca, anılan Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca, Kurulca karara bağlanmış ancak tahsilatı tamamlanmamış olan idari para cezalarının, işlenen fiil için bu Kanunla birlikte daha düşük bir idari para cezası uygulanmasının öngörülmesi halinde, ilgili vergi dairesince 16. maddenin ilgili bentlerinde belirlenmiş olan asgari maktu hadden tahsil edileceği anlaşılmaktadır.<br> 5307 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi ile her ne kadar idari para cezasının ilgili vergi dairesince tahsilat aşamasında asgari maktu hadden tahsil edileceği düzenlenmiş ise de, ödeme emrinin iptali istemiyle açılan işbu davada lehe kanunun varlığının tespitinin yargı organlarınca yapılması, idari para cezalarına ilişkin düzenlemeler incelendiğinde özellikle alt ve üst sınırın belirlendiği ve nispi oranda cezalandırmanın öngörüldüğü düzenlemelerde yargı organlarınca gerekli araştırma yapılarak tespit edilecek miktarın verilen idari para cezasına göre lehe olduğunun tespiti halinde ödeme emrinin iptaline karar verilmesi gerekmektedir.<br> Dava konusu işleme dayanak Kurul kararında belirtilen fiile yönelik uygulanan ceza bakımından lehe düzenleme bulunup bulunmadığı hususunda yapılan incelemede 5307 sayılı Kanun'da yapılan değişiklikle dayanak Kurul kararında belirtilen fiile ilişkin olarak idari para cezasının alt sınırının 100.000,00-TL, üst sınırının 500.000,00-TL olmak üzere fiilin işlendiği tarihten bir önceki yılda ilgili lisansa konu LPG piyasası faaliyetine yönelik net satış hasılatının binde onu oranında idari para cezası verilebileceği görülmektedir. <br> Bu çerçevede, Dairemizin 09/12/2024 tarihli ara kararıyla davalı idareden, ... şirketinin ... tarih ve ... numaralı otogaz bayilik isansına konu LPG piyasası faaliyetine ilişkin net satış hasılatının (2008 yılı için) miktar belirtilmek suretiyle açıklanmasının istenildiği, davalı idarece ara karara verilen cevabi yazıda, davacının 2008 yılında net satış hasılatının 1.288.474,49-TL olduğu beyan edilmiştir. <br> Bu durumda, davacının 2008 yılına ait net satış hasılatı üzerinden yapılan hesaplamada çıkan sonucun 100.000,00-TL'nin altında olduğu dikkate alındığında, dava konusu işlemin fiil için belirlenen idari para cezasının asgari maktu hadden 100.000,00-TL olarak düzenlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. <br> Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır. <br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. Davalının temyiz isteminin reddine,<br> 2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın yukarıda belirtilen GEREKÇEYLE ONANMASINA,<br> 3. Temyiz posta giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br> 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine,<br> 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Kahramanmaraş İdare Mahkemesine gönderilmesine, 03/02/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi. <br><br></font></p></body></html>

denetim