<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/678 E. , 2025/718 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>ONÜÇÜNCÜ DAİRE<br>Esas No:2024/678<br>Karar No:2025/718<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş. <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br> Dava konusu istem: Davacı şirkete ait "..." logosuyla yayın yapan televizyon kanalında 25/07/2021 tarihinde yayınlanan "..." ve 26/07/2021 tarihinde yayınlanan "..." isimli programlarda 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde yer verilen "Yayın hizmetleri (...) kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez." şeklindeki yayın ilkesinin ihlal edildiğinden bahisle, aynı Kanun'un 32. maddesinin 2. fıkrası uyarınca 56.503,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (Üst Kurul) kararının iptali istenilmiştir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; 25/07/2021 tarihinde yayınlanan "..." isimli programda "(...)Kendilerine bir dikensiz gül bahçesi yaratmak istiyorlar. Bu dikensiz gül bahçesinde hem RTÜK benzeri yapılarla, hem bazen RTÜK eliyle, bazen Basın İlan Kurumu'nun yaptırımlarıyla bunu zaten uyguluyorlar. (...)'' ifadelerine, 26/07/2021 tarihinde yayınlanan "..." isimli programda "(...) bir yandan RTÜK bir yandan Basın İlan Kurumu cezaları artırıyor, sulh ceza hakimliklerinin engelleme kararları artıyor. (...)" ifadelerine yer verildiği, dava konusu Üst Kurul kararına esas alınan haber/tartışma programı bir bütün olarak ele alındığında davalı idare tarafından gelecek dönemlerde ceza uygulanması yoluyla basının sansür edileceğine ilişkin değerlendirmeler yapıldığı, davalı idarenin işlemlerinin eleştiri odağında bulunabileceği, fakat eleştiri sınırının ne olacağının saptanması gerektiği, bu bağlamda ortada henüz hukuki yönden bir fiilin var olmadığı durumlara ilişkin, bu durumların sanki var olabileceği şeklinde değerlendirmeler yapılmasının habercilikle ilişkisi olmayan "algı oluşturma" kapsamında kaldığı, bu durumun ise hukuk düzenince korunmayacağı, mevcut olmayan ve gelecekte mevcut olabilecek olaylar üzerinden -ki bu olaylar gerçekten sonradan gerçekleşmiş olsa dahi- fikir yürütülerek kurum ve/veya kuruluşların kamuoyu önünde hedef haline getirilmesi kişilere ve/veya kurumlara yönelik eleştiri sınırlarının bariz bir biçimde aşılmasını teşkil edeceği, zira eleştiri var olan bir durum veya eylemsizlik üzerine yürütülebilecek düşünceleri içermekte olduğu, var olmayan durumlar üzerinden eleştiri adı altında kişi ve/veya kurumların zan altında bırakılması eleştiri sınırının aşılmasına neden olacağı, kitle iletişim araçları vasıtasıyla bu durumun ihlal edilmesi halinde ise kişi ve/veya kurumların toplum nezdinde küçük düşmesine neden olacağı, davalı idarenin henüz gerçekleşmemiş olaylar üzerinden kurumsal kimliğine zarar verici nitelikte ve eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü veya iftira niteliğinde ifadelerin 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde yer alan yayın ilkesinin ihlal edildiği, davacı şirket tarafından uygulanan idari yaptırımın orantılılık ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmüşse de mevzuatta idari yaptırım uygulanması için kesin bir orana yer verilmediği, 6112 sayılı Kanun'un 32. maddesinde belirtilen oranlar arasında takdir yetkisini kullanabilecek olan davalı idarenin takdir yetkisinin hukuka ve kamu yararına uygunluk yönlerinden değerlendirilmesi gerektiği, yaptırıma esas programlarda kullanılan ifadelerde eleştiri sınırlarının ötesine geçilerek kurum ve kuruluşları zan altında bırakmaya yönelik hususlardan bahsedildiği gözetildiğinde, fiilin ağırlığı kapsamında davalı idarece kullanılan takdir yetkisinin hukuka ve kamu yararına aykırılığından söz edilemeyeceğinden idari para cezası verilmesine ilişkin Üst Kurul kararının orantılı olmadığından bahsedilemeyeceği, bu durumda, dava konusu Üst Kurul kararının hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.<br> Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu programa konuk olarak katılanın kendi değer yargılarıyla açıklamalarda bulunduğu, bu değer yargılarının olgusal bir temele dayandığı, gerçek dışı ifade niteliğinde olmadığı, programda yer alan ifadelerin görünür gerçekliğe uygun olduğu, dava konusu Üst Kurul kararının ifade ve basın özgürlüğüne aykırı olduğu, idari para cezası verilmesine ilişkin Üst Kurul kararının eşitlik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu Üst Kurul kararının gerekçesiz ve keyfi nitelikte olmayıp mevzuatla belirlenen yayın ilkesinin ihlal edildiğinin tespit edilmesi üzerine tesis edildiği, kamuya yönelik yayıncılık faaliyeti yapan kuruluşların itham edici ya da yargılayıcı bir üslup kullanmaması gerektiği, idari para cezası verilmesine esas alınan programlarda herhangi bir somut delile dayanmaksızın ve itham edici nitelikte olan açıklamaların 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendini ihlal ettiği, Üst Kurul tarafından gelecek dönemlerde ceza uygulanması yoluyla basının sansür edileceğine ilişkin değerlendirmelerin habercilikle ilişkisi olmayan algı oluşturma kapsamında olduğu, anılan yayında Üst Kurul ile Basın İlan Kurumu hakkında eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, toplum nezdinde itibarını zedeleyecek nitelikte ifadelere yer verilmesinin ifade özgürlüğü kapsamında olmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> ESAS YÖNÜNDEN:<br> MADDİ OLAY : <br> ... tarih ve ... sayılı Üst Kurul kararıyla, davacı şirkete ait ''...'' logosuyla yayın yapan televizyon kanalında 25/07/2021 tarihinde yayınlanan "..." isimli programda ve 26/07/2021 tarihinde yayınlanan "..." isimli programda, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu ile Basın İlan Kurumu'na yönelik eleştiri ve değerlendirmelerde bulunulmuştur. Anılan programlarda yer alan ifadelerin kişi ve/veya kuruluşları eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içerdiğinden bahisle 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde düzenlenen yayın ilkesinin ihlal edildiği değerlendirilerek idari para cezası verilmesine karar verilmiştir.<br> Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> Anayasa'nın ''Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti'' başlıklı 26. maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesinde, ''Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.''; ''Basın hürriyeti'' başlıklı 28. maddesinin üçüncü fıkrasında ise ''Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır.'' kurallarına yer verilmiştir.<br> 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde, yayın hizmetleri, ''(...) kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez.''; 32. maddenin ikinci fıkrasında ise ''8'inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanunun diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı gözönünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir. İdari para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz.'' kuralları yer almıştır.<br> <br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> İfade özgürlüğü, bireylerin serbestçe haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayı kınanmaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelmekte olup, ifade özgürlüğü, sadece ''düşünce ve kanaate sahip olma'' özgürlüğünü değil, aynı zamanda sahip olunan ''düşünce ve kanaati (görüşü) açıklama ve yayma'', buna bağlı olarak ''haber veya görüş alma ve verme'' özgürlüklerini de kapsamaktadır.<br> Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin yerleşik hale gelen içtihadında, sadece toplumun ve devletin olumlu, doğru ya da zararsız gördüğü ''haber'' ve ''düşüncelerin'' değil, devletin veya toplumun bir bölümünün aleyhinde olan, onlara çarpıcı gelen, onları rahatsız eden haber ve düşüncelerin de serbestçe ifade edilebilmesi ve bireylerin bu ifadeler nedeniyle herhangi bir yaptırıma tabi tutulmayacağından emin olmaları gerektiği; ifade özgürlüğünün, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin temeli olduğu ve bu özgürlük olmaksızın ''demokratik toplumdan'' bahsedilemeyeceği ifade edilmektedir (Handyside/Birleşik Krallık, B.No: 5493/72, 07.12.1976).<br> İfade özgürlüğü, Anayasa’da güvence altına alınan diğer hak ve özgürlüklerin önemli bir kısmı ile doğrudan ilişkilidir. Görsel ve yazılı medya araçları yoluyla fikir, düşünce ve haberlerin yayılmasını güvence altına alan basın özgürlüğü de düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün kullanılma araçlarından biridir. Basın özgürlüğü, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde (AİHS) ifade özgürlüğüne ilişkin 10. maddenin altında koruma altına alınmışken, Anayasa’nın 28-32. maddelerinde özel olarak düzenlenmiştir.<br> Kamu hizmetlerinin hukuka uygun şekilde işlemesini ve kamu gücünü elinde bulunduranların yetkilerini hukuki sınırlar içinde kullanmalarını sağlamak açısından basın ve kamuoyu denetimi en az idari ve yargısal denetim kadar etkili bir rol oynamakta ve önem taşımaktadır. Halk adına kamunun gözcülüğü işlevini gören basının işlevini yerine getirebilmesi özgür olmasına bağlı olduğundan basın özgürlüğü, herkes için geçerli ve yaşamsal bir özgürlüktür (AYM, E.1997/19, K.1997/66, K.T. 23/10/1997).<br> Düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünü tamamlayan ve onun kullanılmasını sağlayan basın özgürlüğünün sınırı açısından “hedef alınan kişinin kimliği ve ifadenin içeriği” üzerinde ayrıca durulması gerekmektedir. Kişilerin hak ve şöhretlerinin korunması kapsamında ifade özgürlüğünün sınırları açısından, sade vatandaşlarla, kamuya mal olmuş kişileri, kamu görevlileri ya da kamu kurumlarıyla siyasetçileri birbirlerinden ayırarak değerlendirmeler yapmak gereklidir. <br> Nitekim, AİHM ve Anayasa Mahkemesi kamu görevlileriyle ilgili olarak farklı bir tutum sergilemektedir. Kamu görevlileri açısından kabul edilebilir eleştiri sınırının, siyasilere göre daha dar olmasına karşın sade vatandaşlara göre daha geniş olduğu kabul edilmektedir (Steur/Hollanda, B.No: 39657/98, 28/10/2003, §40; Lesnik/Slovakya, B.No: 35640/97, 11/3/2003, §53; Ali Rıza Üçer (2) [GK], B. No: 2013/8598, 2/7/2015, § 55; Emin Aydın [1. B.], B. No: 2013/2602, 23/1/2014, § 59). <br> Programda yer alan ve dava konusu Üst Kurul kararında yaptırıma esas alınan konukların değerlendirmeleri bir bütün olarak ele alındığında, anılan programda kamuoyunda tartışılan bir takım yasal düzenlemelerin yapılmasına ilişkin eleştiri ve değerlendirilmelerde bulunulduğu, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu ve Basın İlan Kurumu'nun idari yaptırım uygulamalarının eleştirildiği anlaşılmaktadır.<br>Bu durumda, söz konusu programların siyasi hususlarda fikirlerin ileri sürüldüğü tartışma programları olduğu, hakkında yorum yapılan Radyo ve Televizyon Üst Kurulu ile Basın İlan Kurumunun faaliyetlerinin bir kamu hizmeti olduğu, kamuoyuna mal olmuş kişilerin ve/veya kuruluşların kendilerine yönelik sert, ağır ve hatta incitici eleştirilere katlanması gerektiği, bu eleştiri sınırlarının özel kişilere kıyasla daha geniş olduğu, dava konusu yayında yapılan değerlendirmelerin kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, anılan ifadelerin ifade özgürlüğü kapsamında korunduğu dikkate alındığında dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br> Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;<br> 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 12/02/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi. <br><br></font></p></body></html>
denetim