<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2021/420 E.  ,  2025/1287 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>ONÜÇÜNCÜ DAİRE<br>Esas No:2021/420<br>Karar No:2025/1287<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br> <br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br> Dava konusu istem: ... Gazetecilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. (...) pay piyasasında 01/04/2013-10/05/2013 döneminde gerçekleştirilen işlemler nedeniyle 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 107. maddesinin birinci fıkrası kapsamında işlem yapılmak üzere 6362 sayılı Kanun'un 115. maddesi uyarınca davacı hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına; 6362 sayılı Kanun'un 101. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı İncelemelerinde Uygulanacak Tedbirler Tebliği'nin (Seri: V, No:101.1) 5. maddesinin ikinci fıkrası ve 6. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca borsalarda 2 (iki) yıl süreyle geçici olarak işlem yapma yasağı uygulanmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Sermaye Piyasası Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; Taraf pay piyasasında 01/04/2013-10/05/2013 döneminde yapılan işlemler ile piyasa dolandırıcılığı suçunun işlendiğinin kesinleşmiş yargı kararı ile sabit olduğu, suçun işlendiği dönemde suçlular ile davacı ve kardeşi arasında telefon ve internet üzerinden süreklilik arz edecek derecede iletişim kurulduğu, bu durum hakkında davacı tarafından "pay piyasasında işlem yapılmasına yönelik iletişim haricinde başka sebeplerden kaynaklandığı" yönünde bir iddiada bulunulmadığı gibi, bu derecede iletişim kurulmasını gerektirecek başka bir sebebin gösterilemediği, görüşme/iletişim davacı ve kardeşi tarafından yalanlandığı halde suçlulardan biri tarafından doğrulandığı, suçlunun ifadesinde "pay piyasasında işlem yapmaya teşvik edildiğinin" açık olarak belirtildiği, davacının Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı İncelemelerinde Uygulanacak Tedbirler Tebliği'nin 5. maddesinin üçüncü fıkrasında tanımlandığı üzere "hakkında piyasa dolandırıcılığı suçunu işlediğine dair makul şüphe bulunmasından dolayı işlem yapma yasağı kararı verilen kişilerin, incelemeye konu fiilleri başka kişiler adına açılmış hesaplar üzerinden gerçekleştirmeleri halinde, hesapları kullanılan kişilerden olduğu" yönünde yeterli bilgi ve belgenin mevcut bulunduğu, dava konusu işlem ceza ve/veya yaptırım niteliğinde olmayıp idari tedbirden ibaret olduğundan, piyasa dolandırıcılığı suçunun işlendiğinin yargı kararı ile sabit olduğu maddi olayda, suçluların fiillerinde iletişim yoluyla iştirakinin bulunduğu yönünde makul delil elde edilen davacı hakkında yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunması amacıyla tesis edilen dava konusu işlemin bu amaç ile ölçülü ve hakkaniyetli olduğunun görüldüğü, bu durumda, piyasa dolandırıcılığı suçunun işlendiğinin yargı kararı ile sabit olduğu maddi olayda suçluların fiillerinde iletişim yoluyla iştirakinin bulunduğu yönünde makul delil elde edilen davacının yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunması amacıyla borsalarda iki yıl süreyle geçici olarak işlem yapmaktan yasaklanmasına ve maddi olayın adli soruşturmaya konu edilebilmesi için davacı hakkında suç duyurusunda bulunulmasına dair dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.<br> Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; dava konusu Kurul kararının davacının borsalarda iki yıl süreyle geçici olarak işlem yapmaktan yasaklanmasına ilişkin kısmı yönünden, davanın reddine ilişkin verilen karar usul ve hukuka uygun olup istinaf başvurusunun kabulünü gerektiren bir neden bulunmadığı;<br> 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 107. maddesinin birinci fıkrası kapsamında işlem yapılmak üzere 6362 sayılı Kanun'un 115. maddesi uyarınca davacı hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına ilişkin kısmı yönünden,<br> Dava konusu Kurul kararının, davacı hakkında suç duyurusunda bulunulmasına ilişkin kısmı, yargılamanın önünü açtığından ve ceza yargılaması sürecinin başlatılması için adli makamlara duyuru niteliği taşıdığından, Kurula yalnızca ilgili mercilere intikal ettirme yetkisinin verilmiş bulunması nedeniyle, bu işlemlerin hukuk alanında değişikliğe yol açan, idari davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu idari işlem olarak kabul edilemeyeceğinin açık olduğu, bu itibarla, davacı hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulması kararının ceza yargılamasına yönelik ve idari faaliyet dışında adli sürece geçilmeyi sağlayan bir işlem olduğu, bu haliyle idari davaya konu edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın bu kısmının incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekirken bu hususlar gözetilmeden İdare Mahkemesi tarafından davanın bu kısmı yönünden de davanın reddine yönelik hüküm kurulmasında hukuki isabet görülmemekle birlikte kararın sonucunu değiştirecek nitelikte olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. <br> Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, İdare Mahkemesince adli yargıdaki davaya atıf yapılarak davanın reddine karar verilmiş ise de, söz konusu davada taraf olmadığı, kendisine yönelik herhangi bir isnatta bulunulmadığı, ... pay piyasasında belirtilen tarih aralığında herhangi bir alım satım işlemi gerçekleştirilmediği, dava konusu Kurul kararından 7 sene önceki döneme ilişkin ve hiçbir işlemi olmadığı pay piyasasına yönelik inceleme neticesinde işlem tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, dava konusu işlem ile temyiz edilen Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kısmen reddi, kısmen kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> ESAS YÖNÜNDEN:<br> MADDİ OLAY: <br> ... Gazetecilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. pay piyasasında 01/04/2013-10/05/2013 döneminde gerçekleştirilen işlemler nedeniyle 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 107. maddesinin birinci fıkrası kapsamında işlem yapılmak üzere 6362 sayılı Kanun'un 115. maddesi uyarınca davacı hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına; 6362 sayılı Kanun'un 101. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı İncelemelerinde Uygulanacak Tedbirler Tebliği'nin (Seri: V, No:101.1) 5. maddesinin ikinci fıkrası ve 6. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca borsalarda 2 (iki) yıl süreyle geçici olarak işlem yapma yasağı uygulanmasına karar verilmiştir.<br> Bunun üzerine anılan Kurul kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.<br> <br>İLGİLİ MEVZUAT:<br> Mülga 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 46. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde, "Kurul, bu Kanun uyarınca yaptığı izleme, inceleme ve denetlemeler sonucunda; (...) i) Kanun'un 47. madde (A) bendi hükmünde sayılan fiillere doğrudan ya da dolaylı olarak iştirak ettikleri Kurulca tespit edilen gerçek veya tüzel kişilerin, borsalar ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda geçici veya sürekli olarak işlem yapmalarının önlenmesini teminen gerekli tedbirleri almaya, (...) yetkilidir."; 47. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin ikinci alt bendinde, "Diğer kanunlara göre daha ağır bir cezayı gerektiren bir suç oluşturmadığı takdirde; A) (...) 2. Yapay olarak, sermaye piyasası araçlarının, arz ve talebini etkilemek, aktif bir piyasanın varlığı izlenimini uyandırmak, fiyatlarını aynı seviyede tutmak, arttırmak veya azaltmak amacıyla alım ve satımını yapan gerçek kişilerle, tüzel kişilerin yetkilileri ve bunlarla birlikte hareket edenler, (...) her bir alt bent kapsamına giren fiillerden dolayı iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin günden onbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır." kurallarına yer verilmiştir.<br>6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 3. maddesinin birinci fıkrasının (o) bendinde, bu Kanunun uygulanmasında;, "Menkul kıymetler: Para, çek, poliçe ve bono hariç olmak üzere; 1) Paylar, pay benzeri diğer kıymetler ile söz konusu paylara ilişkin depo sertifikalarını, 2) Borçlanma araçları veya menkul kıymetleştirilmiş varlık ve gelirlere dayalı borçlanma araçları ile söz konusu kıymetlere ilişkin depo sertifikalarını,"; (ş) bendinde, "Sermaye piyasası araçları: Menkul kıymetler ve türev araçlar ile yatırım sözleşmeleri de dahil olmak üzere Kurulca bu kapsamda olduğu belirlenen diğer sermaye piyasası araçlarını" ifade edeceği; 52. maddesinin birinci ve üçüncü fıkrasında, "Bu Kanun hükümleri uyarınca tasarruf sahiplerinden fon katılma payı karşılığında toplanan para ya da diğer varlıklarla, tasarruf sahipleri hesabına, inançlı mülkiyet esaslarına göre Kurulca belirlenen varlık ve haklardan oluşan portföy veya portföyleri işletmek amacıyla portföy yönetim şirketleri tarafından fon iç tüzüğü ile kurulan ve tüzel kişiliği bulunmayan mal varlığına yatırım fonu adı verilir. (...) Portföy yönetim şirketi, fonu, yatırım fonu katılma payı sahiplerinin haklarını koruyacak şekilde temsil eder, yönetir veya yönetimini denetler. Portföy yönetim şirketi yatırım fonuna ait varlıklar üzerinde kendi adına ve fon hesabına mevzuat ve fon iç tüzüğüne uygun olarak tasarrufta bulunmaya ve bundan doğan hakları kullanmaya yetkilidir."; 101. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, "Kurul, 104., 106. ve 107. maddelerde sayılan fiilleri işlediğine dair makul şüphe bulunan gerçek veya tüzel kişiler ile tüzel kişilerin yetkilileri ile ilgili sermaye piyasası araçlarına ilişkin olarak;<br> a) Borsalarda geçici veya sürekli olarak işlem yapılmasının yasaklanması dahil piyasanın etkin ve sağlıklı işleyişini teminen gerekli her türlü tedbiri almaya ve bu tedbirlerin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir."; 107. maddesinin birinci fıkrasında, "Sermaye piyasası araçlarının fiyatlarına, fiyat değişimlerine, arz ve taleplerine ilişkin olarak yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandırmak amacıyla alım veya satım yapanlar, emir verenler, emir iptal edenler, emir değiştirenler veya hesap hareketleri gerçekleştirenler üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin günden on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılırlar. Ancak, bu suçtan dolayı verilecek olan adli para cezasının miktarı, suçun işlenmesi ile elde edilen menfaatten az olamaz." kurallarına yer verilmiştir.<br> 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 16. maddesinde, "(1) Kabahatler karşılığında uygulanacak olan idari yaptırımlar, idari para cezası ve idari tedbirlerden ibarettir. (2) İdari tedbirler, mülkiyetin kamuya geçirilmesi ve ilgili kanunlarda yer alan diğer tedbirlerdir." kuralı yer almıştır.<br> 21/01/2014 tarih ve 28889 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı İncelemelerinde Uygulanacak Tedbirler Tebliği'nin (Seri:V, No:101.1) 5. maddesinde, "(1) Kurulca yapılan incelemelerde, haklarında makul şüphe bulunan gerçek veya tüzel kişiler ile tüzel kişilerin yetkilileri hakkında, incelemenin sonuçlanması beklenmeksizin Kurul tarafından borsalarda işlem yapma yasağı kararı verilebilir. (2) Kanun'un 106. ve 107. maddelerinde sayılan fiilleri işlemesi nedeniyle Kurulca haklarında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verilen gerçek veya tüzel kişilerin yetkilileri ile hesapları suça konu fiillerde kullanılan tüzel kişiler hakkında Kurul tarafından borsalarda işlem yapma yasağı kararı verilebilir. (3) Haklarında işlem yapma yasağı kararı verilen kişilerin, incelemeye konu fiilleri başka kişiler adına açılmış hesaplar üzerinden gerçekleştirmeleri halinde, hesapları kullanılan kişiler hakkında da Kurul tarafından borsalarda işlem yapma yasağı kararı verilebilir."; 6. maddesinde ise, "(1) Makul şüphe ile Kurul tarafından işlem yapma yasağı kararı verilmesi durumunda geçici işlem yapma yasağı süresi 6 ay olarak uygulanır. Ancak Kurul bu süreyi 6 ay daha uzatmaya yetkilidir. (2) Kanun'un 106. ve 107. maddelerinde sayılan fiilleri işlemesi nedeniyle Kanun'un 115. maddesi uyarınca Kurul tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmesi durumunda ilgili kişiler hakkında geçici işlem yapma yasağı süresi 2 yıl olarak uygulanır."; 19. maddesinde, "Bu Tebliğ yayımlandıktan 3 ay sonra yürürlüğe girer." kuralına yer verilmiştir.<br> 2499 sayılı Kanun'un yürürlükte olduğu dönemde çıkarılan ve Kurulun 14/10/2011 tarihli toplantısında aldığı karar çerçevesinde değiştirilmiş olan 28/09/2007 tarih ve 35/1022 sayılı Kurul kararının; I./A- Sermaye Piyasası Kanunu'nun 46. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi uyarınca işlem yapma yasağı getirilmesine ilişkin kısmında, "1) Kanun'un 47. maddesinin (A) bendi hükmünde sayılan fiillere doğrudan veya dolaylı olarak iştirak ettikleri tespit edilen gerçek veya tüzel kişiler hakkında Kurul karar organınca gerek görülmesi durumunda geçici veya sürekli işlem yasağı tesis edilmesine, 2) Geçici işlem yasağına ilişkin sürelerin; tedbirin alındığı tarihten itibaren kademeli olarak altı ay ve iki yıl, sürekli işlem yasağına ilişkin sürenin; tedbirin alındığı tarihten itibaren beş yıl olmasına, 3) a) Kanun'un 47. maddesinin (A) bendi hükmünde sayılan fiillere doğrudan veya dolaylı olarak iştirak ettikleri ilk defa tespit edilen gerçek ve tüzel kişiler hakkında geçici işlem yasağı süresinin altı ay olarak uygulanmasına, karar verilmiştir." (...) kuralı yer almıştır.<br> <br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> 1) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu Kurul kararının Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına yönelik kısmının kesin ve yürütmesi gereken işlem niteliğinde olmadığı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine ilişkin kısmında hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır.<br> 2) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu Kurul kararının davacının iki yıl süreyle borsalarda geçici olarak işlem yapma yasağı uygulanması yönünden davanın reddine dair İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmı incelendiğinde;<br> 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 16. maddesindeki, idari yaptırımların, idari para cezası ve idari tedbirlerden ibaret olduğu, ilgili kanunlarda yer alan diğer tedbirlerin de idari tedbirlerden olduğu yönündeki kurallar uyarınca, 6362 sayılı Kanun'da (ilgili kanun) yer alan borsalarda işlem yapma yasağına ilişkin tedbirin (diğer tedbirler), idari yaptırımlar konusunda genel kanun niteliğini haiz 5326 sayılı Kanun'daki hukuki tanımlamaya göre bir idari yaptırım olduğu anlaşılmaktadır. <br> Piyasanın etkin ve sağlıklı işleyişi bakımından sakınca oluşturabilecek fiilleri nedeniyle kişilerin borsalarda geçici veya sürekli olarak işlem yapmalarının yasaklanmasını düzenleyen kurala göre, işlem yapma yasağının hangi şartların varlığı halinde bir idari tedbir olarak nitelendirilebileceğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.<br><br> Tedbir, "bir şeyi te'min edecek veya önleyecek yol, çare" olarak tanımlanmaktadır. (Ferit Devellioğlu, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lugat, 33. Baskı, Ankara, Ayın Kitabevi Yayınları, 2017 s.1228) Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlük'te ise kelimenin "önlem, hazırlık" anlamlarına geldiği belirtilmektedir. (Erişim: https://sozluk.gov.tr)<br> İdari önlemlere başvurulabilmesi, bu önlemler bakımından sınırsız bir yetkiye sahip olunması anlamını taşımamaktadır (AYM, E.2018/90, K.2019/85, 14/11/2019, § 46). Kanun koyucu tarafından, 6362 sayılı Kanun'un 101. maddesi ile Kurul tarafından yapılan bilgi suistimali ve piyasa dolandırıcılığı incelemelerinde, 6362 sayılı Kanun'un 104., 106. ve 107. maddelerinde sayılan fiilleri işlediğine dair makul "şüphe" bulunan gerçek veya tüzel kişiler ile tüzel kişilerin yetkilileri hakkında ilgili tedbirin uygulanması öngörülmüştür. Böylece, yapılan inceleme sırasında devam etmekte olan hukuka aykırı durumlara ilişkin makul bir şüphenin varlığı halinde, eylemlerinin hukuka aykırı olduğu yönünde haklarında makul şüphe bulunan kişilerin borsada işlem yapmaya devam etmelerinin sakıncalı olduğu düşüncesinden hareketle, inceleme sürecinin sona ermesi ve eylemlerin ihlal oluşturduğunun tespit edilmesi beklenilmeksizin, bir önlem olarak bunların borsada işlem yapmalarının yasaklanması uygun görülmüştür. Bu itibarla, kabahat veya suç oluşturan eylemden uzun süre geçtikten sonra, "şüphe"den ziyade "tespit"e dayanılarak tesis edilen ve "önleme" değil, "cezalandırma" işlevi taşıyan işlem yapma yasaklarına ilişkin idari işlemlerin, "tedbir" niteliğinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. <br> Dosyanın incelenmesinden, dava konusu Kurul kararı ile inceleme konusu dönemde, Taraf pay piyasasında gerçekleştirilen piyasa dolandırıcılığı niteliğindeki işlemlerde sorumluluğu bulunan davacı hakkında 6362 sayılı Kanun'un 107. maddesinin birinci fıkrası kapsamında işlem yapılmak üzere Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu, ayrıca suç duyurusunda bulunulmasına karar verilen davacı hakkında anılan Tebliğ'in 6. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca iki yıl süreyle borsalarda geçici işlem yapma yasağı kararının alındığı anlaşılmaktadır.<br> Bu durumda, Kurul tarafından her ne kadar "idari tedbir" niteliğinde işlem tesis edildiği belirtilmiş ise de, davacı hakkında tesis edilen işlemin 29/08/2019 tarihli olduğu, uyuşmazlığa konu fillerin ise 01/04/2013-10/05/2013 tarihleri arasında gerçekleştiği dikkate alındığında, anılan Kurul kararının kamu düzeninin bozulmasını önlemek amacıyla değil kamu düzeni bozulduktan sonra cezalandırmak amacıyla tesis edildiği anlaşılmaktadır. <br> Bu itibarla, davacı hakkında borsalarda iki yıl süreyle geçici işlem yasağı uygulanmasına ilişkin işlemin idari yaptırım niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır. <br> Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı İncelemelerinde Uygulanacak Tedbirler Tebliği'nin (Seri:V, No:101.1) 01/04/2013-10/05/2013 tarihleri arasındaki fiillere uygulanması yönünden Kurul kararının incelenmesi:<br> Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir. Hukuk devletinin sağlamakla yükümlü olduğu hukuk güvenliği, ilke olarak kanunların geriye yürütülmemesini gerekli kılar. Bu ilke uyarınca, kamu yararı, kamu düzeni, kazanılmış hakların korunması, mali haklarda iyileştirme gibi kimi ayrıksı durumlar dışında sonradan çıkan bir kanun yürürlüğe girdiği tarihten önceki olaylara uygulanamaz. (Anayasa Mahkemesi, E:2011/74, K:2012/15, 26/01/2012)<br> Hukuk devletinin korumakla yükümlü olduğu evrensel ilkelerden biri hukuk güvenliği ilkesidir. Hukuk güvenliği ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılan ortak değerdir. Kural olarak hukuk güvenliği kanunların geriye yürütülmemesini zorunlu kılar. Daha önce tesis edilmiş bulunan işlemlerin doğurduğu hukuki sonuçları ortadan kaldıracak şekilde yasama tasarrufunda bulunulması, hukuk güvenliği ilkesine aykırılık oluşturur. "Kanunların geriye yürümezliği ilkesi" uyarınca kanunlar, kamu yararı ve kamu düzeninin gerektirmesi, kazanılmış hakların korunması, mali hakların iyileştirilmesi gibi ayrıksı durumlar dışında ilke olarak yürürlük tarihlerinden sonraki olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarılır. Yürürlüğe giren kanunların geçmişe ve kesin nitelik kazanmış hukuksal durumlara etkili olmaması, hukukun genel ilkelerindendir. Ancak kanun koyucunun kişilerin lehine haklar sağlayan kanuni düzenlemeleri geçmişe etkili olarak yapma konusunda takdir yetkisine sahip olduğuna kuşku yoktur. Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında, kanunların geriye yürümezliği ilkesi ile ilgili olarak gerçek geriye yürüme ve gerçek olmayan geriye yürüme ayrımı yapılmaktadır. Gerçek geriye yürüme, yeni getirilen kuralın eski kural döneminde tamamlanmış ve hukuki sonuçlarını doğurmuş hukuksal durum, ilişki ve olaylara uygulanmasıdır. Gerçek olmayan geriye yürüme ise, yeni getirilen kuralın eski kural yürürlükte iken başlamakla beraber henüz sonuçlanmamış hukuksal durum, ilişki ve olaylara uygulanması anlamına gelmektedir. (Anayasa Mahkemesi, E:2016/150, K:2017/179, 28/12/2017, § 309-310)<br> Anayasa'nın 38. maddesinde idari ve adli cezalar arasında bir ayrım yapılmadığından idari para cezaları da bu maddede öngörülen ilkelere tabidir. (Anayasa Mahkemesi, E:2017/36, K:2017/147, 01/11/2017, § 15) <br> Hukuk devletinin unsurlarından olan "hukuki güvenlik" ilkesi gereği; devlet faaliyetlerinin önceden tahmin edilebilir, öngörülebilir olması gerekmekte olup, keyfiliğe yol açacak kurallara yer verilmemelidir. Bu ilke, bir alt unsur olarak geriye yürümezlik ilkesini de içinde barındırır.<br> Ceza hukuku ilkelerinin kural olarak idari tedbirler için uygulanmasına gerek olmamakla beraber, "geçmişe yürütülememe" gibi hukukun genel ilkelerinin idari tedbirler için de geçerli olmasının nedeni, bu genel ilkenin sadece bir ceza hukuku temel prensibi (suç ve cezaların geçmişe yürümezliği ilkesi) değil, idari usulün gereği olarak idari işlemler için de (yükümlendirici idari işlemler) geçerli olmasındandır. Yani geçmişe yürümeme ilkesi, ceza hukuku ilkesi olduğu kadar, aynı zamanda bir idare hukuku ilkesi olarak da kabul edilmektedir. (Ali Ulusoy, İdari Yaptırımlar, 1. Baskı, İstanbul, On İki Levha Yayınları, 2013, s.:30)<br> 30/12/2012 tarih ve 28513 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nda, bilgi suistimali ve piyasa dolandırıcılığı suçlarına ilişkin yapılan incelemelerde, haklarında anılan fiilleri işlediğine dair makul şüphe bulunan kişilerin borsalarda geçici veya sürekli olarak işlem yapılmasının yasaklanması dahil piyasanın etkin ve sağlıklı işleyişini teminen gerekli her türlü tedbiri almaya ve bu tedbirlerin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Kurul yetkili kılınmıştır. <br> Bu çerçevede hazırlanan Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı İncelemelerinde Uygulanacak Tedbirler Tebliği 21/01/2014 tarih ve 28889 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış ve yayımlandıktan üç ay sonra yürürlüğe girmiştir. <br> Anılan Tebliğ'de, Kurulca yapılan incelemelerde, haklarında makul şüphe bulunan gerçek veya tüzel kişiler ile tüzel kişilerin yetkilileri hakkında, incelemenin sonuçlanması beklenmeksizin Kurul tarafından borsalarda işlem yapma yasağı kararı verilebileceği, 6362 sayılı Kanun'un 106. ve 107. maddelerinde sayılan fiilleri işlemesi nedeniyle Kanun'un 115. maddesi uyarınca Kurul tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmesi durumunda ilgili kişiler hakkında geçici işlem yapma yasağı süresinin 2 yıl olarak uygulanacağı kurala bağlanmıştır. <br> Ancak, gerek 6362 sayılı Kanun'da gerekse mülga 2499 sayılı Kanun'da bilgi suistimali ve piyasa dolandırıcılığı fiillerini işleyenler hakkında geçici veya sürekli işlem yapma yasaklarının sürelerine ilişkin bir belirleme yapılmamış, bu konunun düzenlenmesi Kurul tarafından tesis edilecek düzenleyici işlemlere bırakılmıştır.<br> Nitekim, Tebliğ'in yürürlüğünden önce de işlem yasaklarına ilişkin süreler Kurul tarafından, alınan ilke kararlarıyla düzenlenmiş, Kurulun 14/10/2011 tarihli toplantısında kabul edildiği haliyle 28/09/2007 tarih ve 35/1022 sayılı Kurul kararı uyarınca, mülga 2499 sayılı Kanun'un 46. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi uyarınca işlem yapma yasağı getirilmesine ilişkin olarak, geçici işlem yasağına ilişkin sürelerin kademeli olarak altı ay ve iki yıl olmasına; Kanun'un 47. maddesinin (A) bendinde sayılan fiillere (bilgi suistimali ve piyasa dolandırıcılığı) doğrudan ya da dolaylı olarak iştirak ettikleri ilk defa tespit edilen gerçek veya tüzel kişiler hakkında geçici işlem yapma yasağı süresinin altı ay olarak uygulanmasına karar verilmiştir.<br> Dosyanın incelenmesinden, piyasa dolandırıcılığı suçunun 01/04/2013-10/05/2013 tarihleri arasında gerçekleştirildiği, Kurul kararına dayanak olan Tebliğ'in ise 21/04/2014 tarihinde yürürlüğe girdiği, fiil tarihi itibarıyla ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının yürürlükte olduğu, Dairemiz tarafından 16/12/2024 tarihli ara kararıyla dava konusu Kurul kararı öncesinde davacı hakkında işlem yapma yasağının bulunup bulunmadığının taraflara sorulduğu, davalı idare tarafından verilen cevaptan, davacı hakkında dava konusu Kurul kararı öncesinde geçici işlem yapma yasağının uygulanmadığı anlaşılmıştır. <br> Bu itibarla, fiil tarihinden sonra yürürlüğe giren Tebliğ düzenlemelerinin idari yaptırım niteliğindeki dava konusu işlemle davacının aleyhine olacak şekilde geçmişe yürütülerek uygulanmasında hukuka uygunluk, davanın reddi yönündeki temyize konu İdare Mahkemesi kararının bu kısmında ise hukuki isabet bulunmamaktadır. <br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. Davacının temyiz isteminin kısmen reddine;<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davacı hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulması yönünden davanın incelenmeksizin reddine dair kısmında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından kararın bu kısmının ONANMASINA,<br>3. Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne;<br> 4. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının davacı hakkında iki yıl süreyle borsalarda geçici olarak işlem yapma yasağı uygulanması yönünden davanın reddine dair İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının 2577 sayılı İdari Yargılama Kanun'un 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,<br>5. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 19/03/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi. <br><br></font></p></body></html>

denetim