<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2021/3772 E.  ,  2025/448 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2021/3772<br>Karar No : 2025/448 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... <br> 2- ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Üniversitesi Rektörlüğü / ...<br>VEKİLİ : Av. ... <br><br>İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacılar tarafından, ...'ın Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde 13/12/2016 tarihinde gerçekleştirilen doğum sırasında tıbbi hata nedeniyle plasenta ve eklerinin unutulması sonucunda rahminin alınmasında idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık her biri için 1.000,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava dosyasının maddi tazminat bakımından incelenmesinden; olayda uğranılan zarar kesin ve net olarak ortaya konulmadığı gibi tazminat isteminin hangi somut nedenlere dayanılarak istenildiği hususunun ispatı gerçekleşmediği dolayısıyla ortada gerçekleşmiş bir zarar olduğunun tespit edilemediği anlaşıldığından davacının maddi tazminat isteğinin yerinde olmadığı sonucuna varıldığı, dava dosyasının manevi tazminat bakımından incelenmesinden; bakılan uyuşmazlıkta, hizmetin yürütülmesinde sağlık personeline atfedilebilen somut bir kusur tespit edilmemekle beraber yürütülen kamu hizmetinin sonucu itibarıyla bir zarara yol açması, meydana gelen zararın doğrudan hastanın anatomik yapısından veya hizmet dışı etkenlerden kaynaklandığının açıkça ortaya konulamaması ve yürütülen sağlık hizmetinin gereği gibi işletilmediği konusunda davacıda endişe ve üzüntüye yol açıldığı, ilgilinin sağlık hizmeti sonucu belirli bir oranda vücut fonksiyonunun hasara uğraması ve hastanelerde belirli bir süre tedavi sürecine devam etmesi ve tam olarak iyileşememesi nedeniyle duyduğu acı, üzüntü ve ruhsal sıkıntılarının kısmen de olsa dindirilmesi gerektiğinden manevi tazminat talebinin kısmen kabul edilmesi gerektiği, davacılardan ...'a 100.000,00 TL, ...'a 50.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, manevi tazminat isteminin fazlaya ilişkin kısmının ise reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. <br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; manevi tazminata hükmedilebilmesi için idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması sebebiyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları gerekmekte olup, uyuşmazlık konusu olayda, Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde gerçekleştirilen doğum esnasında plasenta ve eklerinin davacılardan ...'ın rahimde unutulmasının gerçekleşmediği, idarece sunulan sağlık hizmetinin hatalı olduğuna dair herhangi bir tespit bulunmadığı, dolayısıyla idarenin tazminata yönelik sorumluluğu olmadığı sonucuna varıldığından, davacıların manevi tazminat talebinin tamamının reddi gerekirken, manevi tazminat talebinin kısmen kabul edilerek 150.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 13/02/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının davacıların manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, dava konusu olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, duydukları acı, üzüntü ve ruhsal sıkıntılarının kısmen de olsa dindirilmesi gerektiğinden manevi tazminat istemlerinin kabul edilmesi gerektiği, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br> A) Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Maddi Tazminata İlişkin Kısmının İncelenmesi:<br> Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br> Temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararının, maddi tazminata ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br>B) Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Manevi Tazminata İlişkin Kısmının İncelenmesi:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> MADDİ OLAY : <br>Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacılardan ...'ın 13/12/2016 tarihinde Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde doğumunun gerçekleştirildiği, doğumdan sonra 15/12/2016 tarihinde taburcu edildiği, taburcu edildikten sonra 20/12/2016 tarihinde sabah saatlerinde bayılması ve şiddetli kanaması olması üzerine ambulans ile Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesine getirildiği, burada yapılan muayenesinde yoğun kanaması olması ve uterusun (rahimin) gevşek olması üzerine rest plasenta ve geç postpartum atoni tanısıyla ameliyata alındığı, operasyon esnasında uterusun atonik (gevşek) görünmesi, hastanın semptomatik olması ve hayati tehlikesi olması nedeniyle histerektomi (rahim alınması işlemi) yapılmasına karar verildiği, ameliyat sonrası dönemde gerekli tetkik ve tedavisinin yapılmasının ardından 25/12/2016 tarihinde taburcu edildiği, davacılar tarafından Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde gerçekleştirilen doğum esnasında plasenta ve eklerinin rahimde unutulması sebebiyle rahmin alınmasına sebep olunduğu, davalı idarenin kusurlu olduğu ileri sürülerek maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle davalı idareye yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. <br>İdare Mahkemesince, olayda idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyelerince hazırlanan ve ... tarih ve ... sayılı yazıyla gönderilen raporda, " doğum esnasında ve sonrasında sürecin tıbba uygun yönetildiği, plasentanın tam olarak ayrıldığının görüldüğü ve not edildiği, ancak sonrasında geç postpartum kanama geliştiği ve bu kanama esnasında uterusun atonik (rahimin gevşek) olduğu ve plasenta acreata (bebek ekinin rahim kas dokusuna girmiş) nedeniyle medikal tedavi ve kürtaja rağmen durmayan kanama nedeniyle anne hayatını tehdit eden bu duruma vakit kaybetmeden yapılan histerektomi kararının tıbben uygun yaklaşım olduğu, hastanın mevcut durumunu önceden öngörmeye yönlendirecek herhangi bir bulgu ve belirti olmaması (bu nedenle geç doğum sonrası kanama olarak adlandırılan bu durum) bu olumsuzluğun tıbben engellenme olanağını ortadan kaldırdığı, bu nedenlerle ilgili olayda hastanın takiplerinde ilgili sağlık personelinin güncel tıp bilgileri doğrultusunda ve tıbbi kurallar çerçevesinde davrandığına ve herhangi bir kusurlarının olmadığına bilirkişi heyetince kanaat edildiği" yönünde görüş bildirilmiştir.<br>Bilirkişi raporuna davacılar tarafından yapılan itiraz üzerine alınan ek raporda ise; "doğum sonrasında hastanın plasentasının tam ayrıldığı oval şekilli normal boyut ve ağırlıkta olduğunun doğum kayıtlarında görüldüğü, ...mevcut vakada doğum kanalının plasenta tarafından kapalı olduğuna dair herhangi bir bilginin dosyada görülmediği, doğum eylemi başladığında hastanın yapılan muayenesinde ve ultrason incelemesinde vaginal doğuma engel olabilecek plasenta yerleşimi lehine bir not bulunmadığı, ultrason incelemesinde plasentanın rahim ön duvar yerleşimli ve muhtemel (sezaryen doğum gerektiğinde) rahim kesisi hizasının yukarısında görüldüğü, dolayısıyla rahim ağzı kanalını kapatmadığının kayıtlarda görüldüğü, ...hastanın semptomatik olmaması nedeniyle transfüzyona ihtiyaç duyulmadan önerilerle taburcu edildiğinin anlaşıldığı, hastanın genç olması ve erken doğum sonrası dönemde kanama ve loşi drenajının hastanede kontrol edilmesi ve hemogram değerinin stabil seyretmesi nedeniyle transfüzyonun öncelikle düşünülmeyebileceği" yönünde görüş bildirilmiştir.<br> İdare Mahkemesince yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesi üzerine İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Adli Tıp ve Adli Bilimler Enstitüsü öğretim üyelerince düzenlenen 11/02/2020 tarihli rapordaki değerlendirme ise, " gebelik bulgularına göre kişinin hastaneye yatırılması, doğum indüksiyonu başlanmasının yerinde olduğu, doğum sürecinin normal seyrettiği, anne ve bebek açısından olumsuz bir klinik bulgu tanımlanmadığı, partograf kağıdı incelendiğinde hastanın rahminde plasentanın unutulduğuna dair bir kayda rastlanmadığı, plasenta ve eklerinin tam bir şekilde spontan olarak Duncan tarzında ayrıldığının not edildiği, doğum sonrası kontrollerinde erken dönemde tıbbi müdahale gerektirecek patolojik bulgu tespit edilmemesi üzerine tavsiyelerle taburcu edilebileceği, taburcu olduktan sonra ortaya çıkan ve acil müdahale gerektiren durumun herhangi bir tıbbi uygulama hatasından kaynaklandığını teyid eder bulguya rastlanmadığı, doğum sonrası geç dönem kanamalarının doğum yapan kadınların %1'inde görülebileceği, plasentanın yapışma yeri ya da bölge damarlarındaki anomalilerden kaynaklanabileceği, doğum sonrası erken dönemde bulgu vermemesi nedeniyle böyle bir durumun öngörülebilme ihtimalinin bulunmadığı, doğum esnasında ve sonrasında süreç yönetiminin tıp kurallarına uygun olduğu, tıbbi tedavi ve kürtaja rağmen durmayan kanama nedeniyle zamanında yapılan histerektomi kararının tıp kurallarına uygun olduğu, hayatı tehdit eden acil müdahalelerde aydınlatma kapsamının sınırlandırılabileceği, doğum eylemi, erken ve geç dönem takip ve tedavilerde tıbbi standartlardan sapma olarak nitelendirilebilecek tıbbi ihmal ya da kusur saptanmadığı" şeklindedir.<br>İdare Mahkemesince, anılan raporlar hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş, davalı idare tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge İdare Mahkemesince, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kabule ilişkin kısmının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br> Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.<br> Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.<br> İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.<br> Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, mahkemece, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.<br> İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.<br> İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.<br> Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.<br> Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli olması ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br>Manevi tazminat; malvarlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı, manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu hale getirmektedir. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının duyulan elem ve ızdırabı giderecek bir oranda olması gerekmektedir. İşte bu niteliğinden dolayı sorumluluk hukukunun genel çerçevesinde manevi tazminatın miktarı her bir olay ve birey yönünden yargı yerlerince ayrı ayrı değerlendirilmektedir.<br>Dosyanın incelenmesinden; İdare Mahkemesince davacılardan ...'ın sağlık hizmeti sonucu belirli bir oranda vücut fonksiyonunun hasara uğraması ve hastanelerde belirli bir süre tedavi sürecine devam etmesi ve tam olarak iyileşememesi nedeniyle duyduğu acı, üzüntü ve ruhsal sıkıntılarının kısmen de olsa dindirilmesi gerektiği sebebiyle duyulan elem ve ızdıraba karşılık ... için 100.000,00 TL, ... için 50.000,00 TL olmak üzere toplam 150.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği, davalı idarenin istinaf başvurusu üzerine İdare Mahkemesi kararının anılan kısmı kaldırılarak Bölge İdare Mahkemesince davacıların manevi tazminat istemlerinin reddine karar verildiği görülmektedir.<br>Yukarıda yer verilen açıklamalar ile dava konusu olayın oluş şekli, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırap dikkate alındığında davacıların manevi zararının karşılığı olarak İdare Mahkemesince takdir edilen manevi tazminat miktarının uygun olduğu sonucuna varıldığından; Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacıların temyiz istemlerinin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının maddi tazminata yönelik kısmının ONANMASINA, manevi tazminata yönelik kısmının BOZULMASINA,<br>3. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 04/02/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. <br> <br><br></font></p></body></html>

denetim