<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/2967 E. , 2025/251 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2024/2967<br>Karar No : 2025/251 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) :1- Kendi adına asaleten ... adına velayeten ...<br> 2- ...<br> 3- ...<br>VEKİLLERİ : Av. ...<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA<br>VEKİLLERİ : Huk. Müş. Av. ...<br> Huk. Müş. Av. ...<br><br>MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... A.Ş.<br>VEKİLLERİ : Av. ...<br><br>İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacılar vekili tarafından, müvekkillerinin yakını ...'ın, 16/12/2016 tarihinde ... Devlet Hastanesinde gerçekleştirilen safra kesesi ameliyatı sırasında hayatını kaybetmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle ... için 100,00 TL (miktar artırımı ile birlikte 418.698,78 TL) maddi, 125.000,00 TL manevi; ... için 67.673,76 TL (miktar artırımı ile birlikte 408.713,80 TL) maddi, 125.000,00 TL manevi; ... için 154.729,03 TL (miktar artırımı ile birlikte 896.569,76 TL) maddi, 75.000,00 TL manevi; ... için 128.162,90 TL (miktar artırımı ile birlikte 647.896,66 TL) maddi, 75.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 769.265,47 TL (miktar artırımı ile birlikte 2.371.880,00 TL) maddi ve 400.000,00 TL manevi tazminatın, 16/12/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacıların yakını ...'a ... Devlet Hastanesinde uygulanan tıbbi müdahalede hizmet kusuru bulunduğu anlaşıldığından, bilirkişi raporunda hesaplanan; eş ... için 22.294,04 TL, anne ... için 896.569,76 TL, baba ... için 647.896,66 TL, çocuk ... için ise 408.713,80 TL olmak üzere, toplam 1.975.474,26 TL destekten yoksun kalma tazminat bedelinin davalı idarece davacılara ödenmesi gerektiği, manevi tazminatın amaç ve niteliği dikkate alınarak hükmedilecek manevi tazminat miktarının her bir davacı bakımından yeniden değerlendirilmesi neticesinde; olayın gelişimi, niteliği ve kusur durumu dikkate alınarak ...'ın 21 yaşında bu şekilde hayatını kaybetmesi, davacılardan ...'ın olay tarihinde 5 aylık bebek olması ve anne bakımı ve sevgisine muhtaç olarak büyümesi, müteveffanın eşi, anne ve babasının olay sonrası duyduğu üzüntü ve ıstırap karşılığı eş ... için 75.000,00 TL, çocuk ... için 75.000,00 TL, anne ... için 35.000,00 TL, baba ... için 35.000,00 TL olmak üzere toplam 220.000,00 TL manevi tazminatın davalı idare tarafından davacılara ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararı hukuka ve usule uygun bulunarak istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, hükmedilen manevi tazminat miktarının çok düşük olduğu, mevcut maddi tazminatın hesaplanmasına yönelik bilirkişi raporunun Mahkemenin ilk karar yılı verilerini esas alarak yapılan hesaplama ile belirlendiği, son karar tarihi itibarıyla güncel ücret parametrelerinin göz önünde bulundurularak yeniden alınacak rapor ile maddi tazminat tutarının belirlenmesi gerektiği, bu sebeple hükmün maddi tazminat yönünden bozulmasına karar verilmesi gerektiği, ayrıca TRH-2010 yaşam tablosuna göre yapılan hesaplama doğru olsa da iş bu davanın 2024 yılında halen devam ettiği, özellikle 2024 yılı Ocak ayı asgari ücrete yapılan zam miktarının hesaplamada dikkate alınmamasının hukuka aykırı olduğu, davalı idare tarafından, somut olayda durumu kötüleşen hastanın kurtarılabilmesi amacıyla gerekli tüm müdahalelerde bulunulmasına rağmen istenmeyen neticenin gerçekleştiği dikkate alındığında ilgili sağlık personeline kusur atfedilmesinin hakkaniyete aykırı oduğu, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrası uyarınca iki kez miktar artırım talebinde bulunulamayacağı, maddi tazminat hesabının aktüerya bilirkişisince hatalı hesaplandığı, günümüz koşulları dikkate alınmadan, müteveffa ile davacıların sosyo-ekonomik yaşam düzeylerinin tespiti yapılmadan, başka bir deyişle müteveffanın oğlunun yükseköğrenim görüp görmeyeceğine dair bir tespit yapılmadan ve davacı ...'ın sonradan evlendiği eşinin, müteveffanın vefat ettiği tarihte 4 aylık olan ve evlilik tarihinde de 4 yaşında olan ...'ın katkı sağlayacağı dikkate alınmadan doğrudan 25 yaşına kadar destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. <br><br>TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup davacılar ile davalı yanında müdahil tarafından savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE : <br> MADDİ OLAY : <br> 3 aydır karın ağrısı, bulantı gibi şikayetleri bulunan davacıların yakını ..., 12/12/2016 tarihinde ... Devlet Hastanesi Genel Cerrahi Polikliniğine başvurmuş, kolelitiazis (safra kesesinde taş bulunması) tanısı konularak 16/12/2016 tarihinde yapılan ameliyatta gerçekleşen iç organ ve büyük damar yaralanmasına bağlı gelişen iç kanama sonucu vefat etmiştir.<br> Meydana gelen ölümün ameliyattaki hizmet kusurundan kaynaklandığı iddiasıyla, davalı idareye maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine bakılan dava açılmıştır.<br> İdare Mahkemesince, olayda idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 8. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen ... tarih ve ... karar numaralı raporda; "laparaskopik kolesistektomi ameliyatı sırasında meydana gelen aort bifurkasyon noktasında sol common iliak arter yaralanmasının bir komplikasyon olduğu, meydana gelen komplikasyon sonrasında ameliyat hemşiresinin genel cerrahi uzmanını kanama gördüğü yönünde uyardığı, cerrahın ameliyata devam ettiği, hastanın endtidal karbondioksit seviyesinin düştüğü, nabzının zayıfladığı, hastanın arrest olduktan sonra anestezi ekibinin kalp masajına başladığı, anestezi ekibinin kanama yönünde genel cerraha danıştığı, ancak cerrahın kanama olmadığını düşündüğü ve laparoskopi ile girilen girişim yerlerinde CPR (kardiyopulmoner resüsitasyon-kalp masajı) sırasında kan fışkırması üzerine ancak laparatomi kararı verilebildiği dikkate alındığında; gelişen damar yaralanması komplikasyonu tanısını geç koyan, komplikasyona yönelik gerekli müdahalelerde geciken ve komplikasyonu uygun yönetemeyen Genel Cerrahi Uzmanı ...’ın yaptığı işlemlerin tıp kurallarına uygun olmadığı, tıbbi uygulama hatası bulunduğu" yönünde görüş bildirilmiştir.<br> Anılan rapor doğrultusunda Mahkemece, olayda hizmet kusuru bulunduğu sonucuna varıldığından, davacıların maddi zararının hesaplanması amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup, Bölge İdare Mahkemesince de anılan karara yönelik tarafların istinaf başvuruları reddedilmiş, temyiz aşamasında Dairemizin 05/07/2022 tarih ve E:2021/4141, K:2022/3713 sayılı kararı ile ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurularının reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararının bozulmasına karar verilmesi üzerine, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla, Dairemizin bozma kararına uyularak, Mahkemelerinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının kaldırılmasına, dava dosyasının Mahkemelerine iadesine karar verilmesi üzerine Mahkemece yeniden inceleme yapılarak davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş ve karara karşı yapılan istinaf başvuruları temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla reddedilmiştir.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.<br> Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.<br> İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.<br> Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, mahkemece, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.<br> İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.<br> İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.<br> Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.<br> Diğer taraftan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle "bilirkişi" konusunda atıfta bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanun'un 447. maddesinin 2. fıkrası ile mevzuatta 1086 sayılı Kanun'a yapılan atıfların, 6100 sayılı Kanun'un bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır.<br> 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, hakimin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüş; "Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> A) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının Manevi Tazminata İlişkin Kısmının İncelenmesi:<br> Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br> Temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararının, manevi tazminat istemine yönelik kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br> B) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının Maddi Tazminata İlişkin Kısmının İncelenmesi:<br> Mahkemece alınan 06/04/2020 tarihli ek bilirkişi raporu tarihindeki ücretlere göre yapılan hesaplama sonucunda belirlenen miktar esas alınarak maddi tazminata hükmedilmiş ise de destekten yoksun kalma hesabında güncel ve bilinen son verilere göre hesaplama yapılması gerektiği dikkate alındığında, güncel ve bilinen son verilerin esas alındığı yeni bir bilirkişi raporu ile maddi tazminat miktarının belirlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.<br> Bu durumda, 06/04/2023 tarihli ek bilirkişi raporuna istinaden maddi tazminat isteminin kabulü yolunda verilen karara yönelik istinaf başvurularının reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararının maddi tazminata ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davalı idarenin temyiz istemi davacıların temyiz isteminin manevi tazminat yönünden REDDİNE, maddi tazminat yönünden KABULÜNE,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının manevi tazminata ilişkin kısmının ONANMASINA, maddi tazminata ilişkin kısmının BOZULMASINA,<br>3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 21/01/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. <br><br><br><br></font></p></body></html>
denetim