<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2023/14884 E. , 2024/23002 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>BEŞİNCİ DAİRE <br>Esas No : 2023/14884<br>Karar No : 2024/23002<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı / ANKARA<br> 2- ... Genel Komutanlığı / ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Van İl Jandarma Komutanlığı emrinde jandarma astsubay olarak görev yapan davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının kamu görevinden çıkarıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; uyuşmazlıkta, her ne kadar yapılan ceza soruşturmaları neticesinde davacı hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de; ... Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında personel hakkında S.D. isimli şahsın ifadesinde, 2014 yılında Ankara'da Jandarma Okuluna girdiğini, hafta sonları okul çıkışında FETÖ/PDY'ye müzahir toplantılara katıldığını, bir süre sonra kendisinden sorumlu ismini hatırlamadığı, Aydınlı olduğunu bildiği örgüt abisinin kendisini H.K. ve ... isimli astsubaylarla tanıştırdığı, H.K. ve ... ile birlikte ayda bir hafta sonları Aydınlı örgüt abisinin evine giderek sohbet toplantısı tertip ettiklerini, Fetullah Gülen'in kitaplarından okuyup vaaz ve CD'lerinden izledikleri, 2015 yılı Ocak ayında T.O. ve H.K. ile birlikte Yenimahalle semtinde ev kiraladıkları, hafta sonları bir evde örgüt toplantısı düzenledikleri, T.O.'nun sohbet grubu farklı olduğundan onun yerine ...'in sohbetlere katıldığını ve 10/08/2015 tarihine kadar bu sohbet toplantılarına devam ettikleri, daha sonra kendisinin tayininin çıktığı, ifadesinin başka bir bölümünde ise ...'in örgüte bağlı biri olmadığını ancak Aydınlı örgüt abisinin vermiş olduğu sohbetlere katıldığı şeklinde beyanda bulunduğu, 31/01/2018 tarihli görevlendirme yazısına istinaden hazırlanan Araştırma Raporunda S.D. isimli şahsın beyanları davacıya sorularak irtibatına yönelik iddiasının açıklanmasının istenilmesi üzerine davacı tarafından, "S.D. ifadesinde örgüt abisinin evine gittiğimi beyan etmiş ancak ben örgüt abisinin evine gitmedim. S., T. ve H. isimli devre arkadaşlarımın kaldığı Ankara Yenimahalle'de bulunan evlerine arkadaşlarım oldukları için gezmeye gittim. Sohbet, toplantıya katılmadım. Zaten o tarz bir durum hiç olmadı. Eve toplamda 2-3 kez gitmişimdir. Evde devrelerim harici kimseyi görmedim. Bu evin örgüt evi olup olmadığını bilmemekteyim. S.D.'nin ifadesinde geçen Aydınlı örgüt abisi olan şahsı görmedim ve tanımam. S.D.'nin ifadesinde benim adımı kullanmasının sebebi bana göre etkin pişmanlıktan faydalanarak tutuklanmamak veya tutuklu ise serbest kalmak içindir. S.D. vermiş olduğu ifadede benim örgüte bağlı biri olmadığımı söylemiştir. Belirtmiş olduğu tarihte ben İzmir İli, Yeni Foça'da Hayati Eğitim Kursu'nda bulunmaktaydım. Ben hiçbir suretle toplantı, sohbete katılmadım ve Aydınlı denen örgüt mensubunu görmedim ve tanışmadım" şeklinde beyanda bulunulduğu, 09/06/2017 tarihli ifadesinde ise davacı tarafından "Jandarma Teşkilatına 2014 yılında Ankara Beytepe Jandarmâ Okuluna başladığımda girdim. Astsubay Çavuş rütbesindeyim. Ankara ... İlköğretim okulunda ve ... Anadolu Teknik Lisesinde ardından da Gazi Üniversitesi Megatronik Teknikerliği bölümlerini bitirerek mezun oldum, tüm eğitim hayatım boyunca Ankara'da ikametimde kaldım. 2014 yılı başlarında KPSS ve 4 yıllık üniversite geçiş sınavlarına hazırlanmak için FETO/PDY örgütüyle alakası olmayan Sıhhiyedeki İhtiyaç dershanesine gittim, dershane çıkışında hem konu tekrarı, hem soru çözmek hemde ders çalışmak amacıyla Pursaklar'da bulunan ismini ve FETÖ/PDY ile bağlantılı olup olmadığını bilmediğim bir yurtta misafir öğrenci olarak 2-3 ay bulundum ders bitimine müteakip ordan ayrılıp ikametime giderdim. Tüm eğitimimi devlet okullarında tamamladım, özel eğitim hayatım olmadı. Saymış olduğunuz S.D., T.O. ve H.K. isimli şahısların hepsini tanırım, bu şahıslar Ankara Jandarma Okulundan tanıdığım devre arkadaşlarımdır. Ancak H.K. ile KPSS sınavlarına hazırlanırken Pursaklar'da bulunan ve ders tekrarı amacıyla gittiğim, ismini ve kime ait olduğunu bilmediğim yurda gittiğim zamanlardan tanırım, ancak kendisiyle samimiyetim yoktur. İsmi sayılan ve tanıdığımı beyan ettiğim bu şahısların hiç biriyle bahsi geçen örgüt adına tertiplenmiş bir sohbet toplantısına katılmadım. Yukarıda beyan ettiğim gibi S.D., H.K., T.O. isimli şahısları tanırım, okulun ilerleyen zamanlarında S.D. ile H.K.'nın birlikte ev kiraladıklarını da hatırlıyorum, bu arkadaşlarımın ikametlerine gidip kahvaltı yaptığım, çay içtiğim, işten, askerlikten, mesleğin geleceğinden bahisle muhabbet ettiğimizde doğrudur, ancak ben hiç bir suretle Aydınlı denen bir şahısla tanışmadım, bu evde eğer yapıldıysa Fethullah Gülen cemaati sohbet toplantısına katılmadım, jandarma okulunda okuyup ta ev kiralayan bir çok arkadaşın evlerine gider otururduk, ben FETÖ/PDY sohbetlerine katıldığıma dair beyanların hiç birini kabul etmiyorum, S.D.'nin benim hakkımda neden böyle bir ifade verdiğini de bilmiyorum. Beni tanıyan tüm arkadaşlarım benim dünya görüşümü de bilir, bu yapıya olan bakış açımı da, ben hakkımda isnat edilen bu suçlamaları kabul etmiyorum." şeklinde beyanda bulunulduğunun ve davacının 17/25 Aralık sürecinden sonra da örgüt evlerine gitmeye devam ettiğine ilişkin tanık beyanı bulunmasına ve yapılan incelemede ilgili şahıs tarafından teşhis edilmesine rağmen bahse konu hususları kabul etmediğinin görüldüğü, ceza soruşturması kapsamında alınan ifadelerin bir bütün halinde incelenmesi neticesinde davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile en az irtibat düzeyinde bağlantısının olduğu, bu durumda, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, davacıyla ilgili ceza soruşturmasında elde edilen deliller ile idari tahkikat kapsamında elde edilen verilerin değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile en az irtibat düzeyinde bağı bulunduğu sonucuna varıldığından, davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Öte yandan, dava konusu işlem hukuka uygun bulunduğundan, davacının, yoksun kaldığını ileri sürdüğü özlük haklarının iadesi, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tahsili yönündeki isteminin de reddine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan dolayı açılan soruşturmalar sonucunda kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, S.D. isimli şahsın ifadesini destekleyecek şekilde davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakının bulunduğuna ilişkin somut, hukuken kabul edilebilir delil bulunmadığı anlaşıldığından, davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibatlı olduğundan bahisle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan gerekçelerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının en erken işlem tarihinden başlamak üzere her bir ödemenin yapılması gereken tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idareler tarafından; dava konusu işlemin yasal dayanağı olan 375 sayılı KHK ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Devlet içerisindeki mensuplarının ayıklanmasının hedeflendiği, anılan KHK’da, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kişilerin kamu görevinden çıkarılmasının düzenleme altına alındığı, 375 sayılı KHK’da geçen iltisak, irtibat ve mensupluk kavramlarının, idari sorumluluk açısından getirildiği, cezai sorumluluk açısından FETÖ/PDY üyeliğinin tespitinde Türk Ceza Kanunu’nun 314. maddesinde belirtilen unsurların gerçekleşip gerçekleşmediğinin ceza mahkemeleri tarafından değerlendirileceği, buna karşın ceza yargısının alanına girmeyen “mensubiyet, iltisak ve irtibat” hallerinin tespitinin idari yargının görevinde oluğu, davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması sonucunda kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği gerekçe gösterilerek kamu görevinden çıkarılma işleminin iptaline karar verildiği, ancak davacının “üyelik” suçundan hüküm almamış olmasının örgütle irtibatlı veya iltisaklı olmadığı sonucunu doğurmadığı, dava konusu işlemin tesis edilebilmesi için mutlaka bir ceza yargılamasının da yapılmış olmasının gerekmediği, dava konusu işlemin Anayasa ve ilgili mevzuata uygun olarak kamu yararı kapsamında tesis edildiği, kamu görevlisinin Devlet'e karşı sadakat yükümlülüğünün bulunduğu, silahlı terör örgütüne üyelik ya da mensubiyet olmasa da irtibat ve iltisakın bulunması halinde kamu görevine son verme tedbirinin uygulanabileceği, yürütülen görevin hassasiyeti de birlikte dikkate alındığında, davacının terör örgütüyle irtibatının bulunduğu sonucuna varılarak tesis edilen dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından; dava konusu işlemin usul ve esas yönünden hukuka aykırı olduğu, hakkında yürütülen ceza soruşturması sonucunda kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunduğunu gösteren hiçbir somut delilin bulunmadığı, Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının eksik inceleme gerekçesiyle bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: <br>Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. <br> Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.<br> MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde sona ermiştir. <br> 23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(b) maddesinde; 10/3/1983 tarihli ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununa tabi personelin Jandarma Genel Komutanının teklifi ve İçişleri Bakanının onayıyla kamu görevinden çıkarılacağı düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. <br> Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen (Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla,"...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) ;...6) Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü personeli İçişleri Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır.<br>'' hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(b) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarih ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir. <br>Van İl Jandarma Komutanlığı emrinde jandarma astsubay olarak görev yapan davacı, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca İçişleri Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işlemi ile kamu görevinden çıkarılmıştır.<br> Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının kamu görevinden çıkarıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır.<br>Öte yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan yürütülen adli soruşturmalar sonucunda; Kilis Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No: ...; ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No: ...; ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararları ile kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. <br> Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir. <br> AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).<br> Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir. <br> Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. <br> Bununla birlikte iptal davaları idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır. <br> 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35. maddesinde yer alan, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına karar verilir.'' hükmü gereğince davacı hakkında dava konusu işlem tesis edilmiştir.<br>Bu kapsamda davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde davalı idarece yapılan değerlendirmenin de kuşkusuz keyfilikten uzak olması gerekir.<br>Dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesi; bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama esnasında davalı idarece ortaya konulmasına ve izah edilmesine bağlıdır. Bu konudaki yükümlülük şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye aittir. Bununla birlikte idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinde öngörülen resen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılması da mümkün hatta olayın niteliğine göre gereklidir.<br> Dava dosyasının incelenmesinden; davalı idarece, davacının 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin gerekçesi olarak davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile en az irtibat düzeyinde bağlantısının olduğu yönündeki değerlendirme gösterilmiş ise de; Mahkemece dava konusu uyuşmazlığa dayanak teşkil eden tüm bilgi ve belgeleri içeren işlem dosyasının davalı idareden istenilmesi üzerine, anılan ara karara cevaben dava konusu işlemin tesisine ilişkin bilgi ve belgelerin idarece dosyaya sunulduğu, ancak İdare Mahkemesi ve Bölge İdare Mahkemesince başkaca inceleme ve araştırma yapılmadığı görülmüştür.<br> Bu nedenlerle, öncelikle; davalı idareye, davacı hakkında terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatı olduğu yönünde değerlendirme yapılmasına dayanak teşkil eden tespitlerin sorulması, öte yandan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için;<br>Davalı İdare, Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığından; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait örgüt içi iletişim programı (ByLock) kullandığına ya da ankesörlü telefon görüşme kaydı bulunduğuna ilişkin tespit olup olmadığının sorulmasına, var ise tespitlere ilişkin belge ve raporların, (mahiyetleri ve kullanım bilgileri yer alacak şekilde) FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında var ise davacının adının geçtiği ifade tutanaklarının, S.D. isimli şahsın ifadesinde yer alan "Aydınlı" isimli örgüt abisinin ifade tutanağının istenilmesine, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna; davacının, müflis Asya Katılım Bankası AŞ’de katılım ya da cari hesabının bulunup bulunmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, hesap no, hesap açılma tarihi, işlem tarihleri, işlemlerin mahiyeti, tutarı yer alacak şekilde) istenilmesine, Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğüne; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait özel öğretim kurum ve kuruluşlarına ilişkin eğitim kaydı ile özel öğrenci yurtları vb. ilişkin kayıt bilgileri (istihbari olanlar dâhil) olup olmadığının sorularak, var ise tespitine ilişkin belge ve raporların istenilmesine,<br>Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kuruluna (MASAK); davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkili gerçek (sivil imamlar vb) veya tüzel (Kimse Yok Mu Derneği vb) kişilere bağış ya da para transferinin olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, dernek/vakıf, miktar ve tarih yer alacak şekilde) istenilmesine,<br> İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğüne; davacının, FETÖ/PDY terör örgütüne muzahir olduğu gerekçesiyle kapatılan dernek ya da sendika/federasyon/konfederasyonlarda yönetim/denetim/genel kurul üyelik/aidat bilgisi olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde) istenilmesine,<br>Vakıflar Genel Müdürlüğüne; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan vakıflarda üyeliği ya da mütevelli heyeti üyeliği olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde) istenilmesine,<br> ... İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon Anonim Şirketine; davacının Digitürk aboneliğinin bulunup bulunmadığı, aboneliği bulunuyorsa bu aboneliği iptal ettirip ettirmediğinin, iptal ettirmiş ise hangi tarihte iptal ettirdiğinin sorularak, var ise müşteri hizmetleri ile yapılan görüşmenin çözümünün ve diğer bilgi ve belgelerin birer örneğinin istenilmesine" yönelik yapılacak ara kararı neticesinde davalı idare ile yukarıda anılan kurum ve kuruluşlarca gönderilecek bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilerek karşı beyanlarının da alınmasından sonra davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.<br> Bu itibarla, belirtilen hususlarda araştırma yapılmaksızın, eksik incelemeyle davanın reddi yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının en erken işlem tarihinden başlamak üzere her bir ödemenin yapılması gereken tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne; <br> 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile dava konusu işlemin iptali, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının en erken işlem tarihinden başlamak üzere her bir ödemenin yapılması gereken tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, <br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 30/12/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. <br><br><br><br></font></p></body></html>
denetim