<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2021/1164 E. , 2025/711 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>ONÜÇÜNCÜ DAİRE<br>Esas No:2021/1164<br>Karar No:2025/711<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı <br> (... Vergi Dairesi Başkanlığı)<br>VEKİLİ : Av. ...<br> <br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br> Dava konusu istem: ... LPG Akaryakıt Dağıtım ve Nakliye Ticaret A.Ş. (...) adına Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun (Kurul) ... tarih ve ... sayılı kararıyla verilen 883.405,00-TL idari para cezasının tahsil edilmeyen kısmının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca, kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsiline yönelik olarak düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir. <br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacının asıl borçlu ...'yi 05/12/2016 tarihinde devraldığı, bu hususun ticaret siciline 06/12/2016 tarihinde tescil edilerek, 14/12/2016 tarih ve 9219 sayılı Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiği, ... (ünvan değişikliği ile ... Akaryakıt Ticaret A.Ş.) hakkında, ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla 883.405,00-TL idari para cezası uygulanmasına karar verildiği, idari para cezasının bir kısmının anılan şirketten tahsil edildiği, tahsil edilemeyen tutar için şirket hakkında haciz işlemlerine başlandığı, ancak şirketin haczi kabil malı olmadığından 6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35. maddesi uyarınca kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği, Mahkemelerince UYAP kayıtlarından yapılan araştırmada, söz konusu Kurul kararının iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesince davanın reddi yönünde verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın incelenmesinden, idari para cezasına konu fiilin asıl borçlu şirketin bayisine ait istasyonda 15/07/2014 tarihinde yapılan denetimde 01/01/2014-15/01/2014 tarihleri arasında otomasyon sisteminde sağlıklı veri akışı olmadığının tespit edildiğinden bahisle tesis edildiğinin görüldüğü, bu durumda, davacının kamu borçlusu şirkete fiilin işlendiği tarihinden sonraki bir tarihte ortak olduğu ve şirket müdürlüğüne seçildiği, idari yaptırıma konu fiilin davacının şirkette temsil yetkisinin olmadığı bir dönemde gerçekleştiği, davacının hukuken ve fiilen şirketin yetkili temsilcisi olmadığı dönemde işlenen fiillerden kaynaklanan kamu alacağından sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığı anlaşıldığından, dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br> Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin hukuka uygun olarak tesis edildiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından savunma verilmemiştir. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br> 03/07/2024 tarih ve 32591 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 161 sayılı Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 18. maddesiyle, 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin Onikinci Bölümü'ne eklenen Geçici 2. maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde, 01/09/2024 tarihi itibarıyla vergi dairesi başkanlıklarının, bulundukları ilin adı ile Gelir İdaresi Başkanlığına bağlı defterdarlık olarak görevlerine devam edeceği kuralına yer verildiğinden, kapatılan Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı yerine Ankara Defterdarlığının hasım mevkiinde olduğu görülerek dosyanın incelenmesine geçildi. <br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> MADDİ OLAY : <br> Dağıtıcı lisansı sahibi ... Adına ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla 883.405,00-TL idari para cezası verilmiş, anılan Kurul kararının iptali istemiyle açılan davada ... İdare Mahkemesince davanın reddi yolunda verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı karara yönelik istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş, bu karar Dairemizin 27/06/2018 tarih ve E:2018/1693, K:2018/2147 sayılı kararıyla onanmıştır.<br> Anılan Kurul kararına yönelik yargılama süreci devam ederken ... tarih ve E... sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu yazısında "ödenmesi istenilen bahse konu idari para cezasının Kurum hesaplarına intikal etmemiş olması ve Kuruma tebliğ edilmiş herhangi bir davanın bulunmaması nedeniyle idari yaptırım kararının kesinleştiği" belirtilerek söz konusu idari para cezasının 6183 sayılı Kanun hükümleri gereğince tahsil edilmesi Sincan Vergi Dairesi Müdürlüğünden istenilmiştir. <br> Bunun üzerine ... adına ... tarih ve ... sayılı ödeme emri düzenlenmiştir.<br> Anılan şirkete yönelik yapılan mal varlığı araştırması sonucunda şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan söz konusu borcun 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca davacıdan tahsiline yönelik olarak düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35. maddesinin birinci fıkrasında, "Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.<br>", 54. maddesinin birinci fıkrasında, "Ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağı tahsil dairesince cebren tahsil olunur. (...)"; 55. maddesinin birinci fıkrasında, "Amme alacağını vadesinde ödemiyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumu bir 'ödeme emri' ile tebliğ olunur."; 58. maddesinin birinci fıkrasında, "Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir. (...)" düzenlemeleri yer almıştır. <br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesinde öngörülen sorumluluk hali kusursuz sorumluluktur. Yani mükerrer 35. madde kapsamında sorumlu tutulacak olan kanuni temsilci kusursuzluğunu ispatlayarak sorumluluktan kurtulamayacaktır. Kamu alacağının doğduğu ya da ödenmesi gerektiği zamanda kanuni temsilci olarak görev yapması, kanuni temsilcinin amme alacağından sorumlu tutulması için yeterlidir. Ancak bu madde kapsamında kanuni temsilcinin sorumluluğuna gidilebilmesi için öncelikle asıl borçluya başvurulacak ve borcun asıl borçludan tahsil edilememiş ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmış olması gerekecektir.<br> Kanuni temsilcinin sorumluluğuna gidilmeden önce asıl borçlu konumunda olan şirket hakkında devam eden yargılamanın bulunması, Kurul kararıyla verilen idari para cezasına ilişkin amme alacağının henüz kanuni temsilci bakımından tahsil edilebilir aşamaya gelmediğini göstermektedir. Bir diğer anlatımla, ödeme emrine konu idari para cezasının tahakkukuna ilişkin devam eden bir yargılama bulunması halinde, henüz asıl borçlu şirket hakkında ödeme emri ile takip yapılamayacağından, kanuni temsilcinin sorumluluğuna evleviyet kuralı gereği gidilemeyecektir.<br> Bu itibarla, Kurul tarafından verilen idari para cezasına ilişkin amme alacağının kanuni temsilciler açısından "tahsil edilebilir aşamaya gelmesinden" anlaşılması gerekenin, söz konusu idari para cezasına karşı dava açılmadan ya da açılan davanın kanun yolu aşamasından geçerek kesinleşmesi hali olduğu kabul edilmiştir.<br> Kanuni temsilci, kamu alacağının doğmasına yol açan işlem veya fiilin nihai sorumluluğunu taşıyan kişi olup, sahip olduğu imkan ve gücü kullanarak, alacağı doğuran işlem veya fiilin ortaya çıkmasını önleyebilecek veya doğan kamu alacağının ödenmesini temin edebilecek en etkin konumdaki kişidir. Bu nedenle, ticari şirketleri yöneten, şirketi temsilen iş ve işlemler yapan kanuni temsilcilerin, şirketten tahsil imkanı bulunamayan kamu alacaklarından müteselsil sorumluluk esasına göre sorumlu tutulmaları gerekmektedir. Ancak fiil tarihinde görevde olmayıp daha sonra yöneticilik görevinde bulunan ve amme alacağı tahsil edilebilir aşamaya gelmeden kanuni temsilcilik görevinden ayrılan bir kanuni temsilciyi sorumlu tutmak, kanuni temsilciye, kendisinden beklenemeyecek bir sorumluluk yüklemek anlamı taşımaktadır.<br> Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin 19/03/2015 tarih ve E:2014/144, K:2015/29 sayılı kararında belirtildiği üzere, kanuni temsilcinin kanunda tanınan yetkiler çerçevesinde müdahale etme ve engelleme imkanına sahip olmadığı ve özellikle şirketin faaliyetleri üzerinde hakimiyet kurmasının mümkün bulunmadığı bir dönemde gerçekleşen fiil ve eylemlerden doğan kamu alacaklarının ödenmemesinden sorumlu tutulması adalet ve hakkaniyet ile bağdaşmayacaktır. Dolayısıyla amme alacağı tahsil edilebilir aşamaya gelmeden kanuni temsilcilik görevinden ayrılan kişinin söz konusu alacağın ödenmesi konusunda müdahale şansının bulunmadığının kabulü gerekmektedir.<br> Bu halde, idari para cezasına konu fiil işlendikten sonra, fakat idari para cezasının tahsil edilebilir aşamaya gelmesinden önceki tarihte görevde bulunan kanuni temsilcilerin amme alacağının ödenmemesinden dolayı sorumluluğu bulunmamaktadır. <br> Uyuşmazlıkta her ne kadar, ... tarih ve E... sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu yazısıyla "ödenmesi istenilen bahse konu idari para cezasının Kurum hesaplarına intikal etmemiş olması ve Kuruma tebliğ edilmiş herhangi bir davanın bulunmaması nedeniyle idari yaptırım kararının kesinleştiği" belirtilerek söz konusu idari para cezasının 6183 sayılı Kanun hükümleri gereğince tahsil edilmesi Vergi Dairesi Müdürlüğünden istenilmişse de; dava konusu ödeme emrinin dayanağı idari para cezasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının asıl borçlu şirketin bayisine ait istasyonda 15/07/2014 tarihinde yapılan denetimde 01/01/2014-15/01/2014 tarihleri arasında otomasyon sisteminde sağlıklı veri akışı olmadığının tespit edildiğinden bahisle tesis edildiği, anılan Kurul kararının iptali istemiyle 20/05/2016 tarihinde ... İdare Mahkemesinin ... sayılı esasına kayıtlı dosyada dava açıldığı, Mahkemece davanın reddi yolunda verilen karara yönelik istinaf başvurusunun ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedildiği, bu kararın Dairemizin 27/06/2018 tarih ve E:2018/1693, K:2018/2147 kararıyla onanması üzerine idari para cezasının kesinleştiği, hususları birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu amme alacağının kanuni temsilci olan davacı açısından "tahsil edilebilir aşamaya geldiği tarihin" bahse konu idari para cezasına ilişkin tüm yargılama aşamalarının tamamlandığı 27/06/2018 tarihi olarak kabul edilmesi gerekmektedir.<br> ...'ye ait Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ilanlarına bakıldığında ise, 08/12/2016 tarih ve 9215 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde, davacının "01/12/2016 tarihinden itibaren 3 yıl süre ile yönetim kurulu üyeliğine seçildiği" ve "3 yıl süreyle şirketi sınırsız olarak temsil ve ilzam etmesine oy birliği ile karar verildiği" hususunun 02/12/2016 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği; 26/01/2017 tarih ve 9250 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde, davacının "yönetim kurulu üyesi olarak temsil yetkisinin sona erdiği" hususunun 18/01/2017 tarihinde tescil edildiği ilan edilmiştir.<br> Bu durumda, davacının idari para cezasına konu fiil işlendikten sonra 02/12/2016 tarihinde yönetim kurulu üyesi sıfatıyla yetkili temsilci olarak tayin edildiği, bununla birlikte söz konusu idari para cezasının tahsil edilebilir aşamaya gelmesinden önceki 18/01/2017 tarihinde temsil yetkisinin sona erdirildiği anlaşıldığından, davacı hakkında 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. <br> Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. Davalının temyiz isteminin reddine,<br> 2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın yukarıda belirtilen GEREKÇEYLE ONANMASINA,<br> 3. Temyiz posta giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br> 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine,<br> 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 11/02/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi. <br><br><br> (X) KARŞI OY :<br> 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35. maddesinin birinci fıkrasında, "Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.<br>" düzenlemesi yer almaktadır.<br> 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesinde öngörülen sorumluluk hali kusursuz sorumluluktur. Kamu alacağının doğduğu ya da ödenmesi gerektiği zamanda kanuni temsilci olarak görev yapması, kanuni temsilcinin amme alacağından sorumlu tutulması için yeterlidir. <br> Anayasa Mahkemesinin 19/03/2015 tarih ve E:2014/144, K:2015/29 sayılı kararında, "kanuni temsilcinin kanunda tanınan yetkiler çerçevesinde müdahale etme ve engelleme imkânına sahip olmadığı ve özellikle şirketin faaliyetleri üzerinde hâkimiyet kurmasının mümkün bulunmadığı bir dönemde gerçekleşen fiil ve eylemlerden doğan kamu alacaklarının ödenmemesinden sorumlu tutulması adalet ve hakkaniyet ile bağdaşmayacaktır. Dolayısıyla amme alacağı tahsil edilebilir aşamaya gelmeden kanuni temsilcilik görevinden ayrılan kişinin söz konusu alacağın ödenmesi konusunda müdahale şansının bulunmadığının kabulü gerekmektedir" denilmekle birlikte, bu gerekçe davacının durumuna uygun düşmemektedir. <br> Şöyle ki; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun’un "Ödeme zamanı ve önce ödeme" başlıklı 37. maddesinde “Amme alacakları hususi kanunlarında belli edilen zamanlarda ödenir. Hususi kanunlarında ödeme zamanı tespit edilmemiş amme alacakları Maliye Vekaletince belirtilecek usule göre yapılacak tebliğden itibaren bir ay içinde ödenir. Bu ödeme müddetinin son günü amme alacağının vadesi günüdür. Amme borçlusu isterse borcunu belli zamanlardan önce ödeyebilir.” düzenlemesi yer almaktadır.<br> Kabahatler Kanunu uyarınca idari para cezası işleminin kesinleşmedikçe tahsil edilemeyecek olması, 6183 sayılı Kanun'la düzenlenen ödeme zamanını değiştirici nitelikte olmayıp, borçluya bir tercih hakkı tanımaktadır. Borçlu süresinde indirimden de yararlanmak suretiyle ödeme yapıp dava açabileceği gibi, ödeme yapmadan dava açarak davanın sonucunu beklemeyi de tercih edebilir.<br> Şirketin ödeme yapmayıp davanın sonucunu beklemeyi tercih etmesi o tarihteki şirket yöneticilerinin tercihi olup, bu durum şirket ortakları ile kanuni temsilcilerin 6183 sayılı Kanun'dan kaynaklanan sorumluluklarını kaldırmaz. <br> Davaya konu ödeme emrinin dayanağı olan idari para cezası işleminin 25/02/2016 tarihinde tesis edildiği ve ilgili şirkete 23/03/2016 tarihinde tebliğ edildiği; davacının da 02/12/2016 ila 18/01/2017 tarihleri arasında yani idari para cezası işleminin tebliğinden sonra, idari para cezasının ödenebileceği tarihlerde borçlu şirketin kanuni temsilcisi olarak görev yaptığı anlaşılmaktadır.<br> Anayasa Mahkemesi kararına konu olayın aksine dava konusu olayda davacının, söz konusu alacağın ödenmesi konusunda müdahale şansının bulunduğunun kabulü gerekmektedir. <br> Bu itibarla, davaya konu ödeme emrinin dayanağı olan idari para cezası işleminin tebliğinden sonra, idari para cezasının ödenebileceği tarihlerde borçlu şirketin kanuni temsilcisi olan davacının 6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35. maddesi uyarınca borçtan sorumlu olduğu sonucuna varılmaktadır.<br> Açıklanan nedenlerle, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.<br><br></font></p></body></html>
denetim