<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2021/1231 E.  ,  2025/71 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE <br>Esas No : 2021/1231<br>Karar No : 2025/71<br> <br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DİĞER DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARA<br>VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- ...<br> 2-...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN_KONUSU : ...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davalı Adalet Bakanlığı tarafından aleyhine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacılar tarafından; yakınları ...'in Ayaş Açık Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmakta iken toksik madde zehirlenmesi sonucu 20/07/2005 tarihinde vefat ettiğinden bahisle olayda davalı Adalet Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığının kusuru bulunduğu ileri sürülerek uğradıkları iddia edilen zararlara karşılık müteveffanın eşi ... için 60.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı (miktar artırımı üzerine 165.972,90 TL) ile ... ve oğlu ... için ayrı ayrı 20.000,00 TL manevi tazminatın 20/07/2005 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Danıştay Onuncu ve (Kapatılan) Onbeşinci Dairesince müştereken verilen 23/01/2024 tarih ve E:2013/3891, K:2014/153 sayılı bozma kararına uyularak, hastanede yapılan tetkik, takip ve tedaviler tıp kurallarına uygun olduğundan Sağlık Bakanlığının herhangi bir hizmet kusurunun bulunmadığı, davacılar yakınının rahatsızlanmasına cezaevindeki bir etkenin neden olduğu hususunun tartışmasız olduğu, kaldı ki ölüm olayında davacılar yakınının, üçüncü kişilerin veya Sağlık Bakanlığının kusurunun da bulunmadığı dikkate alındığında, pozitif bir yükümlülük olarak yetki alanında bulunan cezaevlerinde hükümlülerin yaşam hakkını kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğünü eksik yerine getirdiğinden Adalet Bakanlığının hizmet kusurunun bulunduğu, tazmin edilecek zararın miktarı yönünden yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporun hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu, davacılar yakınının rahatsızlandığı 18/07/2005 tarihinden hemen sonra 18 kişinin daha benzer şikayetlerle rahatsızlanmasından ve bu kişilerle aynı ortamda çalışan davacılar yakınının ölümünden bu yana toksik madde alımına bağlı ölümün ayakkabı atölyesindeki ortamdan veya burada kullanılan malzemelerden kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunda Adalet Bakanlığınca gerekli ve yeterli araştırma ve inceleme yapılmadığı, atölyedeki toksik madde alımına bağlı toplu zehirlenmenin kaynağının belirlenmesi yolunda yeterli çabanın gösterilmediği, toplu zehirlenmenin ve davacılar yakınının ne şekilde zehirlendiğinin ortaya konulamadığı, Adalet Bakanlığının ceza infaz kurumundaki toplu zehirlenme olayının nedeni ve sorumlularını belirleme konusunda gerekli ve yeterli inceleme ve araştırmayı yapıp, yakınlarını kaybeden davacıları bilgilendirmemesinin olaydaki özen eksikliğini de ortaya koyduğu gerekçesiyle hizmet kusurunun bulunduğu anlaşıldığından, davacıların olay nedeniyle duydukları acı ve üzüntünün, yakınlarının ceza infaz kurumunda nedeni açıklanamayan şekilde zehirlenerek ölümü nedeniyle derinleşerek arttığı dikkate alınmak suretiyle manevi zararlarının tazmin edilmesi gerektiği gerekçesiyle davacılardan ...'ın maddi tazminat isteminin kabulüne, 60.000,00 TL'nin idareye başvuru tarihi olan 18/07/2006 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte, 105.972,90 TL'nin miktar artırımı dilekçesinin davalı Adalet Bakanlığına tebliğ tarihi olan 05/07/2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte olmak üzere toplam 165.972,90 TL maddi tazminatın davalılardan Adalet Bakanlığından alınarak davacılardan ...'a ödenmesine, davacıların manevi tazminat istemlerinin kabulü ile davacılardan ... için 20.000,00 TL ve davacılardan ... için 20.000,00 TL olmak üzere toplam 40.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 18/07/2006 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalılardan Adalet Bakanlığından alınarak davacılara ödenmesine, davalılardan Sağlık Bakanlığının hizmet kusuru bulunmadığından Sağlık Bakanlığı yönünden maddi ve manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. <br><br>TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, olayda hizmet kusurunun ve cezaevinin kasıt veya ihmalinin bulunmadığı, gerekli özenin gösterildiği, maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddi gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacılar tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> MADDİ OLAY : <br> Davacılar yakınının Ankara Kapalı Cezaevinde hükümlü iken açık ceza infaz kurumunda kalmaya hak kazanması üzerine kendi isteğiyle Ayaş Açık Ceza İnfaz Kurumuna sevk edildiği, bu kurumda ayakkabı atölyesinde çalışmaya başladıktan yedi ay sonra 18/07/2005 tarihinde rahatsızlanarak ve kusma, bulantı, ishal, soğuk terleme şikayetleri ile aynı gün saat 15.30'da Ayaş Devlet Hastanesi Acil Servisine getirildiği, burada, soğuk terlemesi olduğu için, Acil Servisteki doktor tarafından kan şekerine, hemogram ve sedim sonuçlarına bakıldığı, serum ve ishal için ilaç verilerek (doktorun ifadesine göre) 1-1,5 saat müşahede altında tutulup, genel durumu düzelince beş günlük istirahat verilerek gönderildiği, ancak aynı gün saat 17.20’de baygın halde sadece ağrılı uyaranlara cevap verecek şekilde Ayaş Devlet Hastanesi Acil Servisine getirildiği ve kan şekerine bakılıp, damar yolu açılıp, serum takılarak, ambulansla Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildiği, burada, dahiliye, psikiyatri, nöroloji, genel cerrahi tarafından değerlendirilerek acil karın ultrasonu, laboratuvar tetkikleri, kan gazı ölçümleri yapıldığı, beyin tomografisi çekildiği, metil alkol intoksikasyonu ve SVO ön tanılarıyla takip edildiği, genel durumunun kötüleşmesi üzerine acil dahiliye yoğun bakımına alındığı, böbrek fonksiyonlarının kötüleşmesinden dolayı diyaliz kateteri takıldığı, kardiak arrest gelişmesi üzerine CPR yapılarak hastanın geri dönmesinden sonra reaminasyon servisine yatırıldığı, burada mekanik ventilatöre bağlandığı, tekrar arrest olması üzerine CPR uygulanmasına rağmen 20/07/2005 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır.<br> Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunca düzenlenen 30/06/2006 tarihli otopsi raporunda; "kişinin travmatik bir tesirle öldüğünün tıbbi kanıtlarının bulunmadığı ve kişinin ölüm meydana getirecek nitelikte bir hastalığının bulunmadığı, kişinin otopsisinde toksik bir madde saptanmamış olmakla beraber, otopsisinde saptanan makroskobik ve mikroskobik bulgular ile olayın gelişimi birlikte dikkate alındığında kişinin ölümünün toksik bir madde alımına bağlı zehirlenme sonucu meydana geldiğinin kabulü gerektiğinin mütalaa olunduğu" belirtilmiştir. <br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.<br>Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.<br>İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.<br>Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.<br>İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. <br> İdarenin hukuki sorumluluğunun varlığı ve kapsamı yukarıda aktarılan unsurlar dahilinde oluşmakla birlikte; zararın varlığı ve niceliğinin ortaya konulması, maddi olayın tüm unsurlarıyla incelenmesi ve tazmin sorumluluğu açısından bir tespitin yapılması da yargının görevidir.<br> Diğer bir ifadeyle, idarece hizmetin işleyiş ve ifası sırasında çeşitli sebeplerle gerçek veya tüzel kişilere verilen zararların, taraflarca ibraz edilen bilgi ve belgelerin yanı sıra idari yargı yerince re'sen araştırma ilkesi uyarınca temin edilen bilgi ve belgeler ile de ortaya konulması zorunlu bulunmaktadır. <br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> A) İdare Mahkemesi Kararının, Davacı Eşin Maddi Tazminat İsteminin Kabulüne İlişkin Kısmının İncelenmesi: <br>İdare Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan raporda, maddi tazminat hesabı yapılırken davacılar murisinin ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunması nedeniyle koşullu salıverme tarihi olan 14/08/2006 tarihi dikkate alınarak hesaplama yapılmış ise de, maddi tazminat hesabı yapılırken, şartlı tahliyenin şartları, kapsamı ve koşulları dikkate alındığında müteveffanın koşullu salıvermeden faydalanıp faydalanmayacağının belirli olmaması nedeniyle şartlı tahliye tarihinin değil bihakkın tahliyenin gerçekleşeceği tarih dikkate alınarak hesaplama yapılması gerekmektedir.<br> Dosyada bulunan müddetnameye göre desteğin 08/02/2010 tarihinde hak ederek tahliye olacağı, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Kamu Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığının 19/11/2019 tarihli yazısına göre de desteğin Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesinde Daktilograf olarak görev yapmakta iken 01/09/2004 tarihinde kamu görevine son verildiği ayrıca 16/11/1954 tarihinde doğan desteğin tekrar memuriyete dönemeyeceği dikkate alındığında içtihadi emeklilik yaşı olan 60 yaşını dolduracağı 16/11/2014 tarihinde emekli olarak pasif döneme gireceği anlaşılmaktadır. Buna göre davacı eşin destekten yoksun kalma tazminatının aşağıda belirtilen hususlara göre yeniden hesaplanması gerekmektedir. <br> Aktif dönemde işlemiş dönem zararı, desteğin hak ederek tahliye olacağı 08/02/2010 tarihinden içtihadi emeklilik yaşını dolduracağı tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, (davacılar desteğinin 01/09/2004 tarihinde kamu görevine son verildiğinden) asgari geçim indirimi (AGİ) dahil net asgari ücret dikkate alınarak desteğin yaşasaydı davacı eşe ayıracağı destek tutarı davacının destek zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin hesaplanmayacağı da dikkate alınmalıdır.<br>Pasif dönemdeki zararı, desteğin içtihadi emeklilik yaşı olan 60 yaşını tamamlayacağı 16/11/2014 tarihi ile TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenecek muhtemel ömrünün sonuna kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, içtihadi emeklilik yaşını tamamladığı ve emekli olma koşullarına sahip olduğu farz edilen desteğin alacağı emekli aylıkları üzerinden davacı eşe ayıracağı destek tutarı davacının destek zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin bilirkişi raporunun düzenleneceği tarihe kadar olan dönem için fiilen gerçekleşmiş olması nedeniyle peşin sermaye değerinin hesaplanmayacağı, rapor tarihinden sonraki dönem için -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerlerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontaya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir.<br>Bu durumda, temyize konu İdare Mahkemesi kararının maddi tazminata ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmamakta olup, İdare Mahkemesince, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, yeniden yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenecek rapora göre davacı eşin maddi tazminat istemi hakkında yeni bir karar verilmesi gerekmektedir.<br> Ayrıca, davacı tarafından temyiz isteminde bulunulmadığı anlaşıldığından, iş bu bozma kararı üzerine davacı lehine hükmedilecek olan maddi tazminat tutarının, aleyhe bozma ve hüküm verme yasağı uyarınca daha önce hükmedilen maddi tazminat tutarını (165.972,90 TL) aşamayacağı da açıktır.<br><br> B) İdare Mahkemesi Kararının, Davacıların Manevi Tazminat İstemlerinin Kabulüne İlişkin Kısmının İncelenmesi: <br> Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlamaktadır. Manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve varsa idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli, idari faaliyetin niteliği, zararlı sonuca etkisi ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli bir tutarı aşmaması gerekmektedir.<br>İdare Mahkemesince, açık ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunmakta iken toksik madde zehirlenmesi sonucu vefat etmesi şeklinde gerçekleşen olayda, davalı idarenin hükümlü ve tutuklular üzerinde gerekli gözetim ve denetim önlemlerini almadığı, davacılar murisinin can güvenliğinin sağlanamadığı sonucuna varıldığından, idarenin olayın meydana gelmesinde bu sebeplerle hizmet kusurunun bulunduğu ve davacıların dava konusu olay sebebiyle uğradığı maddi ve manevi zararlarının karşılanması gerektiği gerekçesiyle manevi tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, davacılar yakınının ölümünden bu yana toksik madde alımına bağlı ölümün ayakkabı atölyesindeki ortamdan veya burada kullanılan malzemelerden kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunda Adalet Bakanlığınca gerekli ve yeterli araştırma ve inceleme yapılmadığı, atölyedeki toksik madde alımına bağlı toplu zehirlenmenin kaynağının belirlenmesi yolunda yeterli çabanın gösterilmediği, toplu zehirlenmenin ve davacılar yakınının ne şekilde zehirlendiğinin ortaya konulamadığı, Adalet Bakanlığının ceza infaz kurumundaki toplu zehirlenme olayının nedeni ve sorumlularını belirleme konusunda gerekli ve yeterli inceleme ve araştırmayı yapıp, yakınlarını kaybeden davacıları bilgilendirmemesinin olaydaki özen eksikliğini de ortaya koyduğu, bu nedenle olayda hizmet kusuru bulunduğu gerekçesiyle manevi tazminat istemlerinin kabulü yolunda verilen kararda neticesi itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davalı idarenin temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE,<br>2. Davanın Adalet Bakanlığı yönünden kabulüne, Sağlık Bakanlığı yönünden reddine ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının maddi tazminatın kabulüne ilişkin kısmının BOZULMASINA, manevi tazminatın kabulüne ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,<br>3. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,<br>4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08/01/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. <br><br><br><br><br></font></p></body></html>

denetim