<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2024/1667 E.  ,  2025/251 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2024/1667<br>Karar No : 2025/251 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ...Bakanlığı<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 11/12/2023 tarih ve E:2021/217, K:2023/9255 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: İzmir ili, Narlıdere ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazı kapsayan alanda, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 07/07/2020 tarihinde onaylanan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğine yapılan itirazın zımnen reddine dair işlemin iptali istenilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 11/12/2023 tarih ve E:2021/217, K:2023/9255 sayılı kararıyla; <br>Usul Yönünden:<br>Davanın süresinde açıldığı,<br>Esas Yönünden: <br>Dosyanın ve Anayasa'nın 35. maddesi, davaya konu çevre düzeni planına ait plan notlarının 8.11.1, 8.11.5 sayılı maddelerinin ve Dairelerinin 05/07/2023 tarihli ara kararına verilen 30/10/2023 tarihli cevabın birlikte değerlendirilmesinden; Orman Genel Müdürlüğü kayıtlarına göre dava konusu taşınmazın orman sınırları dışında kaldığı ve dava konusu planda "orman alanı" olarak gösterilmesinin hukuki bir zorunluluk olmadığı,<br> İmar hukukunda "planların kademeli birlikteliği" olarak adlandırılan planlama hiyerarşisi gereği, alt ölçekli planların üst ölçekli planlarda belirlenen planlama ana ilkelerine, stratejilerine ve kararlarına uygun olmasının zorunlu olduğu, varsa çevre düzeni planlarının da bu hiyerarşiye dahil olduğu ve alt ölçekli bütün planlar yönünden bağlayıcı olduğu konusunda duraksama bulunmadığı,<br>Planların kademeli birlikteliği ilkesi çerçevesinde, her alt ölçekli planlama kademesinin bir üst ölçeğin ana kararlarını korumakla birlikte üst ölçektekinden daha fazla bilgi ve ayrıntı içerdiği bilinmekle birlikte, üst ölçekli planların; yoğunluğu belirlemeye ve alanda yapılacak uygulamaları gerçekleştirmeye daha yaklaşan, alt ölçekli imar planlarını yönlendirici bir tarafının bulunduğunu, dava konusu çevre düzeni planına göre taşınmazın "orman alanında" bırakılmasının, daha sonra onaylanacak olan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında, taşınmazda yapılaşmaya yönelik fonksiyonlar verilmesi planların kademeli birlikteliği ilkesini zedeleyerek, plan hiyerarşisini bozacağından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle,<br>başvurunun zımnen reddine dair işlemin iptaline karar verilmiştir. <br> <br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, uyuşmazlık konusu değişikliğin dava konusu taşınmazı kapsamadığı, çevre düzeni planlarında parsel bazında kararlar üretilmesinin mümkün olmadığı ve bu plandan ölçü alınarak uygulama yapılmasına olanak bulunmadığı, temyize konu kararın mekansal planlamayı işlevsizleştiren ve imar planı niteliğine dönüştüren bir karar olduğu, belirtilen nedenle temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : <br> 1/100.000 ölçekli leke plan niteliğindeki çevre düzeni planına/değişikliklerine parsel maliklerince açılan davalarda, Danıştay Altıncı Dairesince, esas itibarıyla, anılan mekansal planda, alt ölçekli plan kararlarına esas olacak yapılaşma şartlarını ortaya koyan genel arazi kullanım kararları üretildiğinden, parsel bazında karar üretilmesine ve bu doğrultuda değerlendirme yapılmasına olanak bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine yönelik verilen kararlar dikkate alındığında, olayda, bu içtihattan ayrılmayı gerektiren hususun temyize konu kararda ortaya konulamadığı görülmektedir.<br>Bu itibarla, temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY :<br> Mülkiyeti davacıya ait olan İzmir ili, Narlıdere ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz, 2015 yılında "kentsel yerleşik alan" belirlenmiş iken, 2018 yılında alanda onaylanan çevre düzeni planı değişikliği ile "orman alanı" olarak belirlenmiş, dava konusu edilen 07/07/2020 tarihli plan değişikliği ile de orman alanı kullanımında herhangi bir değişiklik yapılmamıştır.<br> Anılan değişiklik, 20/08/2020-18/09/2020 tarihleri arasında askıda ilan edilmiş, askı süresi içerisinde 08/09/2020 tarihinde, davacı tarafından, taşınmazın yeniden kentsel yerleşik alan belirlenmesi talebiyle yapılan itirazın zımnen reddi üzerine, temyizen incelenen dava açılmıştır.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35.maddesinde; "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmüne, "Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması" başlıklı 56. maddesinde; "Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir." hükmüne yer verilmiştir.<br> Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 4.maddesinin 1.fıkrasının (c) bendinde, Çevre düzeni planı, varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan plan şeklinde tanımlanmış, 19. maddenin 2.fıkrasında, "Çevre düzeni planlarının hazırlanması sürecinde, planlama alanı sınırları kapsamında aşağıda genel başlıklar halinde belirtilen konular ile diğer konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veriler elde edilir; bu veriler kapsamında analiz, etüt ve araştırmalar yapılır: a) Sınırlar. b) İdari ve bölgesel yapı. c) Fiziksel ve doğal yapı. ç) Sit ve diğer koruma alanları, hassas alanlar, doğal karakteri korunacak alanlar. d) Ekonomik yapı. e) Sektörel gelişmeler ve istihdam. f) Demografik ve toplumsal yapı. g) Kentsel ve kırsal yerleşme alanları ve arazi kullanımı. ğ) Altyapı sistemleri. h) Yeşil ve açık alan kullanımları. ı) Ulaşım sistemleri. i) Afete maruz ve riskli alanlar. j) Askeri alanlar, askeri yasak bölgeler ve güvenlik bölgeleri. k) Planlama alanına yönelik bölgesel ölçekli kamu projeleri ve yatırım kararları. l) Her tür ve ölçekteki plan, program ve stratejiler. m) Göller, barajlar, akarsular, taşkın alanları, yeraltı ve yüzeysel su kaynakları ve benzeri hidrolojik, hidrojeolojik alanlar. n) Çevre sorunları ve etkilenen alanlar." hükmüne yer verilmiş, "Revizyon ve değişiklikler" başlıklı 20. maddesinin 2. fıkrasında da, çevre düzeni planı ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğü bozmayacak nitelikte, plan değişikliği yapılabileceği, değişikliklerde; kamu yatırımlarına, çevrenin korunmasına, çevre kirliliğinin önlenmesine, planın uygulanmasında karşılaşılan güçlükler ve maddi hataların giderilmesine ve değişen verilere bağlı olarak planın güncellenmesine, dair yeterli, geçerli ve gerekçeleri açık olan, altyapı etkilerini değerlendiren raporu içeren teklif ve taleplerin idarece değerlendirileceği kurala bağlanmıştır.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> İmar mevzuatında, çevre düzeni planları, kalkınma planları ve varsa bölge planlarını temel alarak rasyonel doğal kaynak kullanımını sağlayan, kirliliğin oluşmadan önce önlenebilmesi, sağlıklı çevrenin oluşturulmasına yönelik hedef, ilke, strateji ve politikaları ve bunu sağlayacak arazi kullanım kararlarını belirleyen, sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada düşünülmesini sağlamak üzere, korunması gereken alanlara ilişkin politika ve stratejileri belirleyen plan olarak öngörülmüştür.<br> Dava konusu Çevre Düzeni Planının temel amacı, yaşanan hızlı ve kontrolsüz kentleşmenin, parçacı ve sektörel planlamanın yarattığı sorunların ortadan kaldırılması, kentleşme ve sanayileşmenin kontrollü gelişiminin sağlanması, gelişmelerin sürdürülebilir kılınması, ekolojik dengeyi bozacak müdahalelerin engellenmesi, 2025 yılı hedef alınarak kültürel ve doğal değerlerin korunmasını sağlayacak biçimde sosyal, ekonomik, kültürel ve mekansal gelişmenin yönlendirilmesi olarak belirtilmiş, belirlenen amaç doğrultusunda, planlama bölgesini oluşturan alan bütününde koruma-kullanma dengesini, doğal, kültürel, tarihsel, sosyal ve ekonomik değerlerin korunarak geliştirilmesini, bölge bütününde gelişme olanakları ve iç dinamikler doğrultusunda, yerleşme düzeni ve kademelenmesinin oluşturulmasını,koruma-kullanma dengesi gözetilerek, sektörel olanakların değerlendirilmesi ve geliştirilmesini sağlamak hususları da planlamanın hedefleri arasında sayılmıştır.<br> Plan notlarının 4.7 sayılı maddesinde, kentsel yerleşik alanlar, büyükşehir ve/veya ilçe belediye sınırları içinde var olan, içinde boş alanları barındırsa da büyük oranda yapılaşmış olan alanlar, 4.49 sayılı maddesinde, orman alanları, 6831 sayılı Orman Kanunu uyarınca saptanmış ve saptanacak alanlar olarak tanımlanmış, 7.1 sayılı maddesinde, bu çevre düzeni planının, plan hükümleri ve plan açıklama raporuyla bir bütün olduğu ve alt ölçekli planlar yapılırken bu belgelerin bütününün göz önünde bulundurulacağı, 7.2 sayılı maddesinde, bu plandan ölçü alınarak uygulamaya geçilemeyeceği, 7.43 sayılı maddesinde, bu plan sınırları içindeki tüm orman sayılan yerlere ve orman alanlarına ilişkin konularda 6831 sayılı Orman Kanunu uyarınca uygulama yapılacağı kurala bağlanmıştır.<br> 8.11 sayılı maddede ise, bu planda orman alanı olarak gösterilen alanların, devlet ormanları, hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanlar, özel ormanlar ve muhafaza ormanları olup, 6831 sayılı Orman Kanunu hükümlerine tabi alanlar olduğu, planlama bölgesi içindeki orman alanlarının, orman amenajman planları esas alınarak bu plana işlendiği, orman sınırları konusunda tereddüt oluşması durumunda veya imar planlarının yapımı sırasında, orman kadastro sınırlarının esas alınacağı ve ilgili kurum görüşünün alınmasının şart olduğu, bu planda orman alanı olarak belirlenmiş, ancak özel mülkiyete tabi olup mülkiyeti kesinleşmiş ve tapuya tescil edilmiş parsellerde, kadastral bir yola cephesi olmak şartıyla, tarım arazilerine ilişkin plan hükümlerinin geçerli olduğu, ancak orman bütünlüğü içerisinde kalan ve etrafı orman dokusu ile çevrili olan özel mülkiyeti kesinleşmiş (tapuya tescil edilmiş) parsellerde, kadastral bir yola cephesi olmak veya orman yolları için Orman Genel Müdürlüğünden geçiş yolu izni alınmak şartıyla, sadece, tarım ve hayvancılıkla ilgili yapılar ile çiftçinin barınması amaçlı yapılar yer alabileceği, müştemilatların emsale dahil olduğu, yapılaşma koşullarının ise, min. parsel=5000 m², Emsal=0.05, Hmaks=2 kat, maks. toplam inşaat alanı= 250 m² olarak belirlendiği görülmektedir.<br><br> Plan açıklama raporunda; İzmir ilini oluşturan toprakların, gerek sahip oldukları iklim özelliklerinin de etkisiyle ortaya çıkan tarımsal verimlilikleriyle, gerek sahip olunan doğal bitki örtüsü çeşitliliği ile ve gerekse kültürel zenginlikleriyle, önemli koruma kararlarına konu olan yerlerden olduğu (sayfa 2), planlama bölgesi içindeki orman alanlarının yasal eşik olarak kabul edildiği, bu kapsamda, orman alanları içinde ormanın bütünlüğünü bozan, yangın vb. olası tehlikelerin oluşumu olasılığını arttıran bozulmaların giderilmesine yönelik kararların geliştirilmesi, orman alanlarını bütünleyen alanların ağaçlandırılacak alanlar olarak düzenlenmesinin amaçlandığı, planlama aşamasında belirleyici olan ve Orman Genel Müdürlüğünce belirlenen Orman Amenajman Planı verilerine dayanan orman sayılan yerlerin sınırlarının, planda "orman alanları" olarak tanımlanırken, bu belirleme içinde yer almayan ve günümüzde ağaçlık karakteri korunacak alan olduğu belirlenen alanların da orman alanlarını bütünleyen ağaçlık alanların doğal karakteri korunacak alanlar olarak korunmasının benimsendiği (sayfa 19) belirtilmiştir.<br> Yine anılan raporda, mevzii imar planına dönüşen yapılaşma talepleri incelendiğinde, bunların büyük bölümünün kıyı ve ormanlık alanların çevrelerinde ikinci konut amaçlı yapılaşma taleplerinden kaynaklandığı, kıyıların büyük bölümünde onaylı çevre düzeni planı kararlarının bulunmasının, bu alanların bir üst ölçekli plana bağlanmasını sağladığı, ancak, özellikle il merkezlerinin yakın çevresinde, doğal alanlarda, orman içlerinde, bazı mahallelerin yakınlarında yoğunlaşan site türünde yapılaşma taleplerinin, bir üst ölçekli plan kararından ve altyapı olanaklarından yoksun biçimde sürdüğü tespit edilmiştir (sayfa 28).<br> Bilindiği üzere çevre düzeni planında belirlenen arazi kullanım kararları, niteliği itibarıyla çevre kirliliğinin oluşmadan önce önlenebilmesi ve sağlıklı çevrenin oluşturulmasına yönelik hedef, ilke, strateji ve politikaları sağlayacak sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda gelişmenin ve korumanın yönünün belirlendiği bölgesel nitelikte genel arazi kullanım kararları olup, bu yönüyle söz konusu plana dayanılarak yapılacak 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planlarda öngörülen ve parsel bazında fiziki kullanım durumunu belirleyen arazi kullanım kararlarından farklılık arz etmektedir. <br> Davacı tarafından; 2015 yılında onaylanan çevre düzeni planında, taşınmazın "kentsel yerleşik alan" kullanımına isabet etmesine duyulan güven sonucunda taşınmazın edinildiği, alana komşu durumdaki adanın kentsel yerleşik alan kullanımında olduğu, 2018 yılında alanda onaylanan plan değişikliği ile "orman alanı" belirlenen bölge açısından, yapılan genel itirazlar sonuçlandırılmadan, uyuşmazlığa konu plan değişikliğinin onaylandığı ve orman alanı kullanımında herhangi bir değişiklik yapılmayıp mülkiyet hakkının ihlal edildiği ileri sürülerek, dava konusu plan değişikliğinin iptalinin talep edildiği anlaşılmaktadır.<br> Olayda; taşınmazın, 16/11/2015 onay tarihli İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planında genel arazi kullanım kararları itibarıyla "kentsel yerleşik alan" olarak tanımlanan bölge içerisinde yer aldığı, bu plana yapılan itirazlar doğrultusunda ve 1/25.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı ile orman amenajman planları dikkate alınarak 10/10/2018 tarihinde onaylanan plan değişikliği ile "orman alanı" olarak belirlendiği, anılan değişikliğe karşı davacı tarafından askıda itiraz edilmediği gibi dava da açılmadığı, taşınmazı kapsayan bölgenin ise dava konusu edilen çevre düzeni planı değişikliği onama sınırının dışında kaldığı ve bu alana ilişkin imar planlarının henüz onaylanmadığı görülmektedir.<br>Yukarıda yer verilen çerçevede uyuşmazlığın değerlendirilmesinden; orman alanlarında ve planda gösterilemeyen büyüklükteki diğer orman alanlarında 6831 sayılı Orman Kanunu hükümleri doğrultusunda uygulama yapılacağı, bunun yanında, planda orman alanı olarak gösterilen ancak orman alanı olmadığı ve özel mülkiyet olduğu kesinleşmiş alanlardaki uygulamalarda uyulacak usullere, yine plan hükümleri arasında yer verildiği, öte yandan, Orman Genel Müdürlüğü İzmir Orman Bölge Müdürlüğünce dosyaya sunulan belgelerde, uyuşmazlık konusu taşınmazın kısmen orman sınırları içinde kaldığı, alana ilişkin uydu görüntülerinin incelenmesinden, parselin etrafının orman sınırı kapsamında kalan taşınmazlar ve yoğun bir ağaçlık doku ile çevrili olduğu, yine alanda münferit ve parsel bazlı yapılaşmalar görüldüğünden, "kentsel yerleşik alan" kullanımı ile alanın fiziki yapısının uyuşmadığı, uyuşmazlık konusu alanın kuzeybatısındaki site türünde yapılaşmış alanın, dava konusu parselin komşuluğunda yer almadığı gibi, arada yoğun bir orman dokusunun yer aldığı görüldüğünden, parsel bazında yapılacak bir değişiklik ile taşınmazın orman alanı kullanımından çıkarılmasının, planın amaç ve ilkeleriyle bağdaşmadığı, plan açıklama raporunda da tespit edildiği üzere ormanlık alanlara yönelik yapılaşma baskısını arttıracağı gibi sürdürülebilir kalkınma ile koruma-kullanma dengesinin bozulmasına neden olacağı, bu hususların yanı sıra, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 19. ve 20. maddelerine, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına da uygun olmayacağı sonucuna varılmıştır.<br>Yine, temyize konu kararda; taşınmazın orman sınırları dışında kalması nedeniyle, orman alanı belirlenmesinin zorunlu olmadığı gibi alanda daha sonra onaylanacak imar planlarında taşınmaz yapılaşmaya açılamayacağından dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de; öncelikle, taşınmaz kısmen orman alanı kapsamında kaldığından, "taşınmazın orman sınırları dışında kaldığı" ifadesinde isabet bulunmadığı, öte yandan, çevre düzeni planına karşı açılan davada hukuki denetimin, alanda sonradan onaylanacak imar planları dikkat alınarak yapılmasına hukuken imkan bulunmadığı gibi, taşınmaz kısmen orman sınırı kapsamında yer almasa da, planların bütünlüğü ilkesi uyarınca, orman dokusu ve sınırları ile çevrili alanda kalan taşınmazın kullanım kararının, planın ana kararları, sürekliliği ve bütünlüğü kapsamında değerlendirilmesi imar mevzuatının da gereğidir.<br>Dava konusu değişiklik herhangi bir mülkiyet verisine dayanmadığı gibi parsel bazında da yapılmadığından, taşınmazı kapsamayan alanda onaylanan değişikliğe karşı açılan işbu davada, her ne kadar, plana askı süresi içinde davacı tarafından itiraz edildiğinden, davacının menfaat bağının bulunduğu kabul edilmiş ise de; iptale yönelik kararın, yukarıda yer verilen hususlar dikkate alındığında, leke plan niteliğindeki çevre düzeni planında parsel bazlı belirleme yapılmasına hem hukuken hem teknik olarak imkan bulunmadığından, davalı idarece uygulanamayacağı açıktır.<br>Bu itibarla; taşınmazı kapsamayan alana yönelik dava konusu plan değişikliğinin parsel bazında olmadığı, alanın "kentsel yerleşik alan" kullanımından "orman alanı" belirlenmesine yönelik 2018 yılında yapılan değişikliğin davacı tarafından dava konusu edilmediği, bununla birlikte, görülmekte olan uyuşmazlığın konusu olmasa da, anılan değişikliğin (2018) planın ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğü bozmayacak nitelikte çevrenin korunmasına yönelik olduğu dikkate alındığında, uyuşmazlık konusu taşınmazı kapsayan alanda 2018 yılında yapılan değişikliğin, 2020 yılında onaylanan dava konusu değişiklik ile (bu alanın plan onama sınırı dışında bırakılması suretiyle) devam ettirilerek, koruma-kullanma dengesinin gözetilmesi gereken planlama bölgesinde, yapılaşmalarda keyfiliğin önlenmesi ve azami ölçüde korumanın sağlanması için alt ölçekli plan kararlarına esas olacak genel arazi kullanım kararlarının üretildiği sonucuna ulaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiş olup, aksi yönde değerlendirmeyle verilen temyize konu Daire kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1.Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne;<br>2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 11/12/2023 tarih ve E:2021/217, K:2023/9255 sayılı kararının BOZULMASINA,<br>3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine, <br>4.Kesin olarak, 06/02/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.<br> <br><br>KARŞI OY <br><br>X- Uyuşmazlıkta; dava konusu edilen çevre düzeni planında "orman alanı" kullanımına isabet eden taşınmazın, davacı tarafından "kentsel yerleşik alan" belirlenmesi talep edilmektedir.<br>Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin "Genel planlama esasları" başlıklı 7. maddesi uyarınca, alt kademesindeki planlara mekânsal nitelikte hedef koyan, yol gösteren ve ilke belirleyen planlardan olan çevre düzeni planları üzerinden ölçü alınarak uygulama yapılmasına olanak bulunmamakta olup, bu husus, İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı'nın 7.2 sayılı maddesinde, bu plandan ölçü alınarak uygulamaya geçilemeyeceği şeklinde de hükme bağlandığı, yine anılan madde uyarınca, planlama sürecinin, araştırmaların yapılması, sorunların ortaya konulması, veri ve bilgi toplama ile ilgili analiz aşaması, bilgilerin biraraya getirilmesi, birleştirilmesi ve sonuçların değerlendirilmesi ile ilgili sentez aşaması ve plan kararlarının oluşturulması aşamalarından oluştuğu, 19. madde uyarınca, çevre düzeni planlarının hazırlanması sürecinde, planlama alanı sınırları kapsamında, fiziksel ve doğal yapı, koruma alanları, hassas alanlar, doğal karakteri korunacak alanlar gibi konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veriler elde edileceği, bu veriler kapsamında analiz, etüt ve araştırmalar yapılacağı görülmektedir.<br>Öte yandan, plan notlarının 7.43 sayılı maddesinde, bu plan sınırları içindeki tüm orman sayılan yerlere ve orman alanlarına ilişkin konularda 6831 sayılı Orman Kanunu uyarınca uygulama yapılacağı kurala bağlanmıştır.<br>Bu çerçevede; sınırları tespit edilerek korunması zorunlu olan orman alanları açısından, Orman Genel Müdürlüğü İzmir Orman Bölge Müdürlüğünce dava dosyasına sunulan belgelerin incelenmesinden, orman vasfında olmadığı anlaşılan taşınmazın etrafında, ilgili kurumdan elde edilen verilere göre her ne kadar orman alanı sayılan yerler bulunduğu görülmekte ise de, orman alanı sayılmayan yerlerin de var olduğu, öte yandan, uydu görüntülerinde, taşınmazın bulunduğu bölgede kısmi bir yapılaşma bulunduğu anlaşıldığından, çevre düzeni planında daha önce "kentsel yerleşik alan" lekesine isabet eden bölgenin, "orman alanı" kullanımına ayrılmasının teknik ve hukuki bir dayanağı bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.<br>Leke plan niteliğinde olan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı'nda düzenleme yapılırken, orman vasfında olmadığı gibi orman sınırları kapsamında yer almayan yerlerin de orman alanı belirlenmesi sonucunu doğuracak şekilde planın ölçeğinin (1/100.000) gerektirdiği ayrıntı düzeyinin aşıldığı, kaldı ki, bir alanın kentsel yerleşik alan belirlenmesinin, bu alanın tamamının yapılaşmaya açılacağı anlamına gelmeyeceği, esasen, korunması gereken (orman, tarım vs) alanlara ilişkin planlamanın, daha çok alt ölçekli planların yapımı aşamasında somutlaştırılacağı hususları dikkate alındığında, uyuşmazlık konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.<br>Bu itibarla, temyiz isteminin reddi ile Daire kararının belirtilen gerekçe ile onanmasına karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.<br> <br><br>KARŞI OY <br><br>XX- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum. <br> <br> <br> <br><br><br><br></font></p></body></html>

denetim