<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2021/3884 E.  ,  2025/910 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>SEKİZİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2021/3884<br>Karar No : 2025/910 <br><br>TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR : 1- (DAVACILAR) Kendi adına asaleten ...'a velayeten ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br> 2-(DAVALI) ... Belediye Başkanlığı <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMLERİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacıların eşi ve babası ...'un, 21/07/2014 tarihinde Balıkesir İli, Ayvalık İlçesi, ... Mahallesi, ... Bulvarında denizde yüzdüğü esnada boğularak vefat etmesinde Ayvalık Belediyesinin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle, mütevvefanın eşi ... için 250.000,00 TL maddi, 500.000,00 TL manevi, kızı ... için 50.000,00 TL maddi, 500.000,00 TL manevi zarara karşılık olmak üzere toplam 1.300.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminen ödenmesi istenilmiştir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararı ile dava dosyasında dinlenen tanık ifadeleri ile dosyaya sunulu bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; davacıların eşi ve babası ...'un davalı idarenin gözetim, denetim ve sorumluluğunda bulunan plajda yüzerken boğulmasında asli kusurlu olduğu, olayda gerekli tedbirin alınmayarak hizmetin kötü işlemesi nedeniyle ortaya çıkan hizmet kusurunun neden ve tesirinin bulunduğu, dolayısıyla, davacıların maddi zararının hizmet kusuru ilkesine göre tazmini gerektiği açık olmakla birlikte; davacıların eşi ve babası olan müteveffanın da kendi eyleminin sonuçlarını öngörebilecek yaşta olduğu ve dolayısıyla ölüm olayının meydana gelmesine katkıda bulunduğu anlaşıldığından, hükmedilecek maddi tazminat belirlenirken müteveffanın %50 müterafik kusur oranının da dikkate alınması gerektiği, tarafların % 50 oranındaki kusurları dikkate alınarak, dava konusu olay nedeniyle hayatını kaybeden müteveffanın desteğinden yoksun kalan davacılardan eş için 267.755,11/(2) =133.877,55 TL ve ölenin kızı için 507.370,02/(2) = 253.685,01 TL olmak üzere toplam 387.562,56 TL maddi tazminatın idarece tazmini gerektiği, davacılar yakınının hayatını kaybetmesi sonucu oluşan manevi zarara karşılık olarak; ölenin eşi ...'un 24/08/2019 tarihinde yeniden evlendiği de dikkate alınarak 20.000,00 TL, kızı için ise 40.000,00 TL olarak toplam 60.000,00 TL manevi tazminatın idarece tazmini gerektiği gerekçesiyle davacıların maddi tazminat talepleri yönünden; eş ... için 133.877,55 TL'nin (ilk başvuru tarihi olan) 18/12/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte, kızı ... için 50.000,00 TL'nin (ilk başvuru tarihi olan) 18/12/2017, 203.685,01 TL'nin ise ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 17/02/2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesine, davacıların fazlaya ilişkin toplam 387.562,56 TL maddi tazminat taleplerinin reddine; manevi tazminat talebi yönünden davanın kısmen kabulü ile eş ... için 20.000,00 TL, kızı ... için ise 40.000,00 TL manevi tazminatın, (ilk başvuru tarihi olan) 18/12/2017 tarihinden tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesine; manevi tazminat talebinin 940.000,00 TL'lik kısmı yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurularınaa konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu olayda cankurtaranların çalışma saatlerinde yerlerinde bulunmadıkları için kusurlu olduğu, buna rağmen müteveffanın % 50 oranında kusurlu kabul edilmesinin yerinde olmadığı, sağ kalan eşin evlenmesinin manevi tazminattan indirim nedeni yapılmasının hukuka aykırı olduğu, manevi tazminata ilişkin değerlendirmenin olay tarihi esas alınarak yapılması gerektiği ileri sürülmektedir.<br>Davalı tarafından, cankurtaranların çalışma saatinin 09:00-18:00 saatleri olduğu, dava konusu olayın cankurtaranların mesai saati dışında meydana geldiği, dolayısıyla idarelerinin olayda kusuru bulunmadığı, davanın 1 yıllık süre aşımı geçtikten sonra açıldığı, davacının vefat eden işini yapmaya başladığı, bu durumda ölenin desteğinden yoksun kalmadığı, ancak maddi tazminat hesabında tam olarak ölenin desteğinden yoksun kalındığı yönünde hesaplama yapıldığı, ölenin mallarının miras yoluyla davacılara intikal ettiğine ilişkin araştırma yapılmadığı, bilirkişi raporunda davalı idare yönünden hakkaniyete göre indirim yapılmadığı veya idarenin tazminatı taksitle ödemesi yönünde karar verilmediği, maddi tazminat hesabında ve faiz başlangıç tarihlerinde hata yapıldığı ileri sürülmektedir.<br><br>TARAFLARIN SAVUNMALARI : Savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin reddi, davacı tarafın manevi tazminata ilişkin talebinin kabulü, davacılar yönünden maddi tazminatın faiz başlangıç tarihinin tazminatın tamamı yönünden idareye başvuru tarihi olarak düzeltilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının davalı idarenin temyiz istemi yönünden incelenmesinde;<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, davalı idare tarafından dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br>Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının davacı tarafın temyiz istemi yönünden incelenmesinde; <br>Manevi zarar, kişinin fizik yapısının ve iç huzurunun bozulmasını, yaşama gücünün ve sevincinin azalmasını, kişilik haklarının zedelenmesini, şeref ve haysiyetinin rencide edilmesini, duyulan acı ve ıstırabı, kişinin günlük yaşamını zorlaştıran her türlü üzüntü ve sıkıntıyı ifade etmekte, fiziki veya manevi acılar duyan, ruhsal dengesi bozulan, yaşama sevinci azalan kişinin manevi yönden zarara uğramış olduğu kabul edilmektedir.<br> Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik olmayıp, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Bu niteliği gereği manevi tazminatın, zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmekte ise de; tam yargı davalarının özelliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, manevi tatmin sağlayacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, olayın oluş şekli ve niteliğine uygun miktarda olması gerekmektedir.<br> Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla, tazmini istenen zarara neden olan olayın gelişimi göz önünde tutularak davacılardan ...'un 250.000,00 TL'lik manevi tazminat isteminin davacının 24/08/2019 tarihinde yeniden evlendiği de dikkate alınarak 20.000,00 TL'lik kısmı kabul edilmişse de; manevi tazminatın zenginleşme aracı olamayacağı ilkesi de gözetilerek belirlenen tazminatın miktar yönünden makul olduğu, ancak davacının olaydan yaklaşık 5 yıl sonra tekrar evlenmesinin manevi tazminatta indirim nedeni olarak belirtilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu, bu nedenle İdare Mahkemesi kararında yer alan "ölenin eşi ...'un 24/08/2019 tarihinde yeniden evlendiği de dikkate alınarak" kısmının karardan çıkarılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.<br> Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde; "temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştay'ın kararı düzelterek onayacağı" hükme bağlanmıştır.<br> Temyize konu Mahkeme kararı taraflarca temyiz edilmiş olup; uyuşmazlıkta, talep edilen tazminatın miktar artırım dilekçesiyle artırılan kısmına yürütülecek faizin başlangıç tarihi yönünden değerlendirme yapılmıştır.<br> Davacının dava açarken yüksek oranlı yargılama harçları vb. nedenlerden dolayı tazmini isteminde bulundukları bedel dava dilekçesinde düşük belirtilmiş ise de, davacının tazminine karar verilmesi konusunda gerçek iradelerini yansıtan miktarın, ıslah ile arttırılan gerçek zararları olduğunun, bu gerçek zararın esasen idarelere başvuru tarihinde bir başka deyişle idarelerin temerrüde düşürüldüğü tarihte ortaya çıktığı, ancak davacı tarafından miktarı tam olarak bilinemediğinden ve tespit edilemediğinden dava açılırken talep edilemeyen bir zarar olduğunun kabulü, bu kabul doğrultusunda da ıslahla arttırılan dava değerinin tamamına davalı idarenin temerrüde düştükleri idareye başvurma tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğunun kabulü gerekmektedir.<br> Nitekim; Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 24/10/2024 tarih E:2021/5, K:2024/2 sayılı, idari işlem veya eylemlerden doğan zararın faiziyle birlikte tazminine hükmedilmesi istemiyle açılan tam yargı davalarında, miktar artırımında bulunulması halinde dava dilekçesinde talep edilen miktar için hangi tarihten itibaren faize hükmedilecekse, artırılan miktara da aynı tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerektiği yönündeki içtihadın birleştirilmesine ilişkin kararı da bu yöndedir.<br> Bu durumda; İdare Mahkemesince verilen ve istinaf tarafından istinaf istemlerinin reddine dair verilen kararın hüküm fıkrasının; "kızı ... için 50.000,00 TL'nin (ilk başvuru tarihi olan) 18/12/2017, 203.685,01 TL'nin ise ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 17/02/2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesine," ilişkin kısmının; "253.685,01 TL maddi tazminatın davalı idareye ilk başvuru tarihi olan 18/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine" şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.<br> Temyizen incelenen karar, usul ve hukuka uygun olup, davacılar tarafından dilekçede ileri sürülen yukarıda belirtilen hususlar dışındaki temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle,<br>1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, <br>3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından varsa artan tutarın Mahkeme tarafından ilgili tarafa iadesine,<br>4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,<br>5. Kesin olarak, 14/02/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. <br><br></font></p></body></html>

denetim