<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/1507 E. , 2025/372 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2024/1507<br>Karar No : 2025/372 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Müdürlüğü <br>VEKİLİ : Huk. Müş. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Vakfı <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br> <br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: Maryakup Ermeni Kilisesi Vakfının mazbut vakıflar arasına alınmasına ilişkin Vakıflar Genel Müdürlüğü İdare Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir.<br><br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla;<br> Mahkemelerinin "davanın ehliyet yönünden reddine" dair ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, Danıştayda temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçerek kesinleşmesinin ardından davacı tarafından, Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru üzerine Anayasa Mahkemesince verilen 12/09/2019 tarih ve 2016/14982 sayılı karar gereğince yeniden yapılan yargılama sonucunda;<br>Uyuşmazlığa konu olayda; işlem dosyasında davaya konu vakfın vakfiyesine rastlanılmamış olmakla birlikte Rumi takvime göre 1322 tarihli (miladi 1906-1907) hüccette "Kudüsü Şerif Ermeni Patrikliği Dersaadet vekili", "Kudüsü şerifte vaki Maryakup Manastırına merbut", "Kudüsü Şerifte kain Ermeni milletine mahsus Maryakup kilisesinde bulunan ... vakfının mütevellisi" gibi ifadeler kullanıldığının anlaşıldığı, İstanbul Ermeni Patrikliğinin 23/07/2013 tarihli yazısında Maryakop Ermeni Manastırının dünyada sadece Kudüs'te olduğu ve Kudüs Ermeni Patrikliği tarafından yönetildiğinin belirtildiği, Dışişleri Bakanlığına yazılan yazı üzerine gönderilen cevap ekindeki notta ise, İstanbul'da bulunan kilisenin ayrı bir vakfı olup olmadığının belirtilmediği; ancak Kudüs'te bulunan vakfın Yavuz Sultan Selim döneminden itibaren fermanlarla verilen izinler çerçevesinde faaliyet gösterdiğinin açıklandığı ve Kudüs'teki vakıfla ilgili bilgilere yer verildiği, davalı idarece düzenlenen ve dava konusu idari işlemin dayanağı olan denetim raporunda, Maryakop Ermeni Kilisesi Vakfının Kudüs'e bağlı olduğu ve 1322 tarihli ilamla Kudüs'teki Maryakop Ermeni Kilisesi fukarasına yardım etmek için kurulduğunun belirtildiği, raporda ayrıca Kudüs Ermeni Patrikliği tarafından vakfın idaresi hususunda İstanbul Kumkapı'daki Ermeni Patrikhanesi Hukuk Müşavirine vekâletname verildiğinin ifade edildiği, yargılamanın yenilenmesi safhasında davacı vekili tarafından dosyaya sunulan Filistin Kilise İşleri Yüksek Başkanlık Komitesinin (Higher Presidental Committee of Churches Affairs in Palestine) Kudüs Noteri tarafından 13/09/2019 tarihinde tasdik edilen ve ... Noterliğinin ...tarih ve ... yevmiye numaralı işlemiyle de tasdik ve tercüme edilen kararında da, davacı vakfın Kudüs Ermeni Patriği Başpiskopos I Nurhan Manukyan’ın önderliğinde bulunduğu ve farklı isimlere sahip olan Mar Yakub Kilisesi (Maryakop) ile Patrikliğin 1500 yıldan beri Filistin’de var olduğunun belirtildiği, bakılan davada, dosyada mevcut belgelerin ilgili mevzuat hükümleriyle birlikte incelenerek değerlendirilmesi neticesinde; ilgili yazışma, hüccet, rapor ve sair belgelerde yer alan "İstanbul-Kumkapı'da Kudüs'e bağlı Maryakup Ermeni Kilisesi Vakfı", "Kudüs- Maryakup Ermeni Kilisesi Vakfı", "Kudüsü Şerif Ermeni Patrikliği Dersaadet vekili", "Kudüsü şerifte vaki Maryakup Manastırına merbut...", "Kudüsü Şerifte kain Ermeni milletine mahsus Maryakup kilisesinde bulunan ... vakfının mütevellisi", "Maryakop Ermeni Kilisesi Vakfı" gibi ifadelerin, farklı kelime ve söz dizimi içermekle birlikte anlamları itibarıyla aynı vakfa işaret ettiği, bu ifadeler ile kastedilen davacı dışında başkaca bir vakfın mevcut olduğuna dair herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, davacı vakfın Osmanlı Devletinin hukuk kurallarına göre kurulan ve Cumhuriyet döneminde de kuruluş amaçları doğrultusunda faaliyetlerine devam eden bir vakıf olduğu sonucuna varıldığı, bu durumda, davacı vakfın, kanunen veya fiilen hayri bir hizmeti kalmamış bir vakıf olarak değerlendirilmek suretiyle mazbut vakıflar arasına alınmasına ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br><br>Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 08/02/2021 tarih ve E:2020/3857, K:2021/311 sayılı kararıyla; davacı vakıf tarafından dava dilekçesinde, vakıflarının İsrail kanunlarına göre faaliyet gösteren, 18/03/1888 tarihli St. James Kardeşliği Genel Kurulunca çıkarılan Yönetmelik ile kurulan bir vakıf olduğu, herhangi bir şubesinin ya da temsilcisinin bulunmadığının belirtildiği, <br>Davalı idare tarafından ise, dava konusu işleme konu vakfın, Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivindeki 647 no'lu defterin 14. sayfasının 40. sırasında kayıtlı Kudüs'te Maryakub Ermeni Manastırı Vakfına ait hicri 21 Zilhicce 1246 (miladi 1831) tarihli hüccette adının geçtiği ve o dönemde dahi evkaf idaresince yönetildiği, ayrıca hicri 13 Cemaziyelahir 1270 (miladi 1854) tarihli temessük kaydında "Kuds-i Şerifde Vaki Mar Yakub Kilisesi Vakfı" olarak adının geçtiği, 1888 yılında kurulduğu iddia eden vakfın o tarihten önce kayıtlarda adı geçen bir vakıfla aynı olmasının mümkün olmayacağının savunulduğu, idare tarafından bu yönde bir savunma yapılmışsa da; dava konusu işlemde, söz konusu vakfın rumi 1322 (1906-1907) tarihli ilamla Kudüs'deki Maryakup Kilisesi fukaralarına yardım gayesi ile kurulduğu ifadesine yer verildiği, <br>Öte yandan, davacı vakıf tarafından yeniden yapılan yargılama sırasında, manastırın yaklaşık 1500 yıldır var olduğu belirtilerek buna ilişkin bilgi ve belge dosyaya sunulmuşsa da, manastır ile bu manastıra yönelik bir vakfın varlığının birbirinden farklı hususlar olduğu, vakfın 1888 tarihinde kurulduğunun davacı tarafından açıkça ifade edildiği dikkate alındığında, manastırın yüzyıllardır var olmasının vakfın da bu süre boyunca var olduğu anlamına gelmeyeceğinin anlaşıldığı, <br>Tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde, İdare Mahkemesince yeniden yapılan yargılama öncesinde ve sonrasında dosya kapsamına alınan tüm bilgi ve belgeler incelendiğinde bu çelişki tam olarak giderilememişse de, davacı vakıf ile dava konusu işleme konu vakfın aynı vakıf olup olmadığı hususu ayrı tutulduğunda ve dosyadaki bilgi ve belgeler göz önüne alındığında, dava konusu işlemin iptalinin istenilmesi bakımından davacı vakfın menfaatinin olduğu sonucuna varıldığı, <br>Bu durumda, dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata uygun olup olmadığı hususunun incelenmesi gerektiği, <br>Gayrimüslimlere ait hayır kurumlarının, 1936 yılında verdikleri beyannameler üzerine vakıf statüsüne kavuştuğu ve mülga 2762 sayılı Kanun uyarınca mülhak vakıf olarak idare edildiği, 1949 yılında 5404 sayılı Kanun'la yapılan değişiklik ile 2762 sayılı Kanun'da bu vakıfların, mülhak vakıflardan ayrı olarak cemaat vakfı olarak nitelendirildiği ve 5737 sayılı Kanun'da da vakıfların; mazbut, mülhak, cemaat, esnaf ve yeni vakıf olarak ayrıldığı, <br>Bir vakfın mazbut vakıflar arasına alınmasına ilişkin işlemin hukuka ve mevzuata aykırı bir şekilde tesis edilip edilmediğinin anlaşılabilmesi için vakfın mazbut bir vakıf hâline geldiğine yönelik idare tarafından yapılan tespitin aksini kanıtlayacak bilgi ve belgelerin varlığının gerektiği, <br>Dava konusu işlemde, adı Maryakup Ermeni Kilisesi Vakfı olarak geçen vakfın hukuki niteliğine ve yönetimine yönelik bilgi ve belgeler incelendiğinde; vakfın vakfiyesi ya da 1936 tarihli beyannamesinin bulunmadığı, cemaat vakfı ayrımına gidilen 5404 sayılı Kanun'a göre yönetici veya yönetim kurulu seçimine rastlanılmadığı, mülhak vakıf gibi yönetilerek yıllık kesin hesaplarının tanzim edildiği, gelir fazlasının 1934 ila 1950 yıllarına ait olanlarının emanet hesabına alındığı, sonradan Kudüs Patrik Kaymakamına vekâleten Avukat M. Akili'ye tediye edildiği; ancak hangi kilisenin fukarasına sarf olunduğu veya paranın akıbeti hususunda dosyasında bir bilgiye rastlanılmadığı, vakfın 03/06/1961 tarihinden itibaren İstanbul Vakıflar Başmüdürlüğünce yönetildiğinin anlaşıldığı, <br>Davacı vakıf tarafından ise davalı idarenin dosyaya sunduğu belgeler ve savunmasındaki ifadelerin aksine, söz konusu vakfın, mazbut vakıflar arasına alınmasına ilişkin dava konusu işlemin tesis edildiği 1973 yılına kadar geçen sürede, vakfın kendi yönetim organları tarafından yönetildiğine ilişkin bilgi ve belge sunulamadığı; vakfın gelir fazlasının emanet hesabına alınmaya devam edildiği 1950 yılından veyahut vakfın İstanbul Vakıflar Başmüdürlüğünce yönetilmeye başlandığı 1961 yılından dava konusu işlemin tesis edildiği 1973 yılına kadar geçen on yılı aşkın sürede vakfın yönetimi için bir girişimde bulunulduğuna, bu sürecin yalnızca idarece yürütülmesine karşı hukuki yollara başvurulduğuna yönelik somut bir iddia ileri sürülemediği, <br>Bu durumda, Maryakup Ermeni Kilisesi Vakfının mazbut vakıflar arasına alınmasına ilişkin Vakıflar Genel Müdürlüğü İdare Meclisi kararında hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir. <br><br>İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: .... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava konusu işlemin iptali yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacı tarafın, idarelerince temsil ve idare edilen mazbut Maryakup Ermeni Manastırı Vakfı ile bir ilgisinin bulunmadığı; davacı vakfın, kendilerinin de belirttiği gibi merkezi Kudüs'te olan yabancı bir tüzel kişilik olup, 18/03/1888 tarihli St.James Kardeşliği Genel Kurulunca çıkarılan Yönetmelikle kurulan ve aynı Yönetmelikle Kudüs St.James Ermeni Patrikhanesince yönetilen bir vakıf olduğu, bu durumda o tarihte yürürlükte bulunan mevzuat gereği yabancı tüzel kişilerin Osmanlı Topraklarında gayrimenkul edinimine, (ayni hak sahibi olmalarına) yasal imkan bulunmadığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü Kültür ve Tescil Daire Başkanlığı arşivindeki 647 nolu defterin 14. Sayfa, 40. sırasında kayıtlı Kudüste Maryakop Ermeni Manastırı Vakfına ait 21 Zilhicce 1246 tarihli hüccet ile İstanbul Tapu ve kadastro ... Bölge Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısına ekli, 4754 umunn, 7. sayfasından çekilen 1270 (1854 M) tarihli temessük kayıt örneğinden de dava konusu işleme konu vakfın Şeyhülislam nezaretinde yönetilen vakıf olduğu ve Osmanlı Devletinin hukuk kurallarına göre kurulan ve işleyen bir vakıf olduğunun tespit edildiği; davacı tarafın, vakfı ile ilgili hiçbir belge sunamadığı, dava konusu işlemin tesis edildiği 1973 yılına kadar geçen sürede vakfın kendi organları tarafından yönetildiğine ilişkin bilgi ve belge sunulamadığı; vakfın gelir fazlalarının emanet hesabına alınmaya devam edildiği 1950 yılından veyahut İstanbul Vakıflar Başmüdürlüğünce yönetilmeye başlandığı 1961 yılından dava konusu işlemin tesis edildiği 1973 yılına kadar geçen 10 yılı aşkın sürede vakfın yönetimi için bir girişimde bulunulduğuna, bu sürecin yalnızca idarece yürütülmesine karşı hukuki yollara başvurulduğuna yönelik somut bir iddia ileri sürülemediği; Maryakup Ermeni Kilisesi Vakfının mazbut vakıf olduğunun tespiti niteliğindeki İdare Meclisi Kararında hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı, öte yandan, Anayasa Mahkemesi kararı uyarınca yeterli bir inceleme yapılmaksızın, dava dosyasındaki savunmaları dikkate alınmadan karar verildiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Uyuşmazlık konusu olayda iki ayrı vakfın bulunup bulunmadığı ve davacı vakfın davaya konu idari işlemin muhatabı olup olmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmekte olup, Anayasa Mahkemesi kararında da ifade edildiği üzere, özellikle dava konusu işlemden önce söz konusu vakfın işlerinin yürütülme süreçleri ve tarihçesi incelenerek başka bir vakfın mevcut olup olmadığının bütün ilgili kurum ve kuruluşlardan araştırılmak suretiyle bu belirsizliğin giderilmesi gerekmekte iken, eksik incelemeye dayalı olarak verilen ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davalı idarenin duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY :<br>Vakıflar Genel Müdürlüğü Mülhak Vakıflar Dairesi Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı, İdare Meclisi Başkanlığına hitaplı yazısında;<br>İstanbul Kumkapı'da Kudüs'e bağlı Maryakup Ermeni Kilisesi Vakfının teftişi sonucu düzenlenen 28/02/1973 tarih ve 7 sayılı basit raporda; anılan vakfın 1322 tarihli ilamla Kudüs'teki Maryakup Ermeni Kilisesi fukaralarına yardım gayesi ile kurulduğu, anılan kilisenin Ürdün Krallığı sınırları içerisinde kalan Ermeni Patrikhanesine bağlı olduğu, Kudüs Patrik Kaymakamı tarafından vakfın idaresi hususunda İstanbul Kumkapı'daki Ermeni Patrikhanesi hukuk müşaviri M. Akili'ye vekâletname verildiği; ancak vakfın gelir ve giderlerinin hâlen İstanbul Vakıflar Başmüdürlüğünce takip edildiği, bu durum karşısında gelirleri ile yurt dışındaki gayesini gerçekleştirmesine fiilen imkan olmayan vakfın 2762 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 3513 sayılı Kanun ile değişik 1. maddesi, (D) fıkrası gereğince mazbut vakıflar arasına alınmasının uygun olacağının bildirildiği,<br>Açıklanan durum karşısında ... Vakıflar Başmüdürlüğüne gönderilen ilişik dosya meyanındaki ... tarih ve ... sayılı yazılarında; söz konusu vakfın kaç yıldır gelirlerinin idarelerince tahsil edildiği ve hangi kilisenin fukarasına sarf olunduğunun bildirilmesinin talep edildiği, cevaben alınan ... tarih ve ... sayılı yazıda; gelir fazlasının 1934 ila 1950 yıllarına ait olanlarının emanet hesabına alındığı, bilahare Avukat ...'ye tediye edildiği; ancak hangi kilisenin fukarasına sarf olunduğu veya paranın akıbeti hususunda dosyasında bir bilgiye rastlanılmadığı, Hukuk Müşavirliğinin 0...1 tarih ve ... sayılı mütalaasında, 2762 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 1. maddesinin (D) fıkrasındaki -kanunen veya fiilen hayri hizmeti kalmamış olan vakıflar, Vakıflar Genel Müdürlüğünce idare edilir ve bunlara mazbut vakıflar denir- hükmüne göre Türkiye'deki akarların meşrutunleyhi olan hayrata hizmeti ve gelirlerinin hayratına sarfı fiilen kalmamış olduğundan bu vakıf namında kayıtlı akarların mazbut vakıflar hâline geldiği ve Patrikhanenin ve Manastırın müdahale hakkının kalmadığı ifade edildiğinden, keza 5404 sayılı Kanun'a göre yönetici veya yönetim kurulu seçimine rastlanılmadığından, mülhak vakıf gibi idare edilerek yıllık kesin hesaplarının tanzim edildiğinin belirtildiği,<br>Bu nedenlerle 03/06/1961 tarihinden itibaren idaresi ... Vakıflar Başmüdürlüğünce yürütülen Kudüs-Maryakup Ermeni Kilisesi Vakfının 5404 ve 3513 sayılı Kanun ile değişik 1. maddesinin (D) fıkrası hükmü uyarınca mazbut vakıflar arasına alınması hususunda bir karar verilmesinin arz olunduğu ifade edilmiştir.<br>Vakıflar Genel Müdürlüğü İdare Meclisinin ... tarih ve 3... sayılı dava konusu kararı ile Mülhak Vakıflar Dairesi Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı yazısına atıf yapılarak; Hukuk Müşavirliğinin... tarih ve ... sayılı mütalaasında belirtildiği gibi kanunen mazbut vakıflar arasına alınmış bulunan söz konusu Vakfın mazbut vakıf olarak kabulü ile gerekli işlemin buna göre yapılması ve şimdiye kadarki gelirlerinin tespiti ile nerelere sarf edildiği cihetlerinin araştırılmasına karar verilmiştir.<br>Adli yargıda açılan tapu iptal ve tescil davası sonucunda söz konusu İdare Meclisi kararını öğrendiğini ileri süren davacı Vakıf tarafından temyizen incelenen dava açılmıştır.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT :<br>Mülga 2762 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 1. maddesinde; <br> “4 birinci teşrin 1926 tarihinden önce vücut bulmuş vakıflardan<br> (...)<br> D - Kanunen veya fiilen hayri bir hizmeti kalmamış olan vakıflar,<br> (...)<br>Vakıflar Umum Müdürlüğünce idare olunur. Bunların hepsine birden (Mazbut vakıflar) denir.<br> (Değişik: 31/5/1949-5404/1 md.) Mütevelliliği vakfedenlerin fer`ilerine şart edilmiş vakıflara (Mülhak Vakıflar) denir. Bunlar mütevellileri tarafından idare olunur. Mütevelliler Vakıflar Genel Müdürlüğünün ve Genel Müdürlük de İdare Meclisinin kontrolü altındadır..." hükmü;<br>Aynı Kanun’un 18. maddesinde; <br>"Birinci maddede zikredilen mülhak vakıfların tevliyetleri bu kanun hükümleri dairesinde Umum Müdürlükçe tevcih olunur. Milli sınırlar dışında kalan vakıfların mütevellilikleri vakfiyetlerine göre tevcih olunur." hükmü yer almıştır.<br>5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 3. maddesinde;<br>"Bu Kanunun uygulanmasında;<br> (...)<br>Mazbut vakıf: Bu Kanun uyarınca Genel Müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıfları,<br>Mülhak vakıf: Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve yönetimi vakfedenlerin soyundan gelenlere şart edilmiş vakıfları,<br>Cemaat vakfı: Vakfiyeleri olup olmadığına bakılmaksızın 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince tüzel kişilik kazanmış, mensupları Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Türkiye’deki gayrimüslim cemaatlere ait vakıfları,<br>(...) İfade eder." hükmü;<br>6. maddesinde; <br>"Mazbut vakıflar, Genel Müdürlük tarafından yönetilir ve temsil edilir.<br>Mülhak vakıflar, Anayasaya aykırılık teşkil etmeyen vakfiye şartlarına göre Meclis tarafından atanacak yöneticiler eliyle yönetilir ve temsil edilir. Vakıf yöneticileri kendilerine yardımcı tayin edebilirler. Mülhak vakıf yöneticilerinde aranacak şartlar ile yardımcılarının nitelikleri yönetmelikle düzenlenir. Vakfiyedeki şartları taşımamaları nedeniyle kendilerine yöneticilik verilemeyenler bu şartları elde edinceye, küçükler ile kısıtlılar fiil ehliyetlerini kazanıncaya ve boş kalan yöneticilik yenisine verilinceye kadar, vakıf işleri Genel Müdürlükçe temsilen yürütülür.<br>Cemaat vakıflarının yöneticileri mensuplarınca kendi aralarından seçilir. Vakıf yöneticilerinin seçim usûl ve esasları yönetmelikle düzenlenir..." hükmü; <br>7. maddesinde;<br>"On yıl süreyle yönetici atanamayan veya yönetim organı oluşturulamayan mülhak vakıflar, mahkeme kararıyla Genel Müdürlükçe yönetilir ve temsil edilir.<br>Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce mazbut vakıflar arasına alınan vakıflarla, bu Kanuna göre mazbut vakıflar arasına alınan vakıflara bir daha yönetici seçimi ve ataması yapılamaz." hükmü yer almaktadır.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Uyuşmazlık konusu olayda, davacı tarafından, İsrail'de faaliyet gösteren ve merkezi Kudüs şehrinde olan, İsrail kanunlarına göre faaliyet gösteren, dosyada mevcut vekaletname müstenidatında da bulunan 18 Mart 1888 tarihli St. James Kardeşliği Genel Kurulunca çıkarılan yönetmelikle kurulan ve aynı yönetmelikle Kudüs St. James Ermeni Patrikhanesince yönetilen bir vakıf oldukları, Türkiye'de herhangi bir şube veya temsilcilerinin bulunmadığı, davalı idarenin, Vakfın yabancı tüzel kişi olduğunu bile bile yaptığı bu işlemin hukuki dayanağı olmadığı ve yok hükmünde olduğu ileri sürülmüş; davalı idare tarafından ise, davacı tarafın, idarelerince temsil ve idare edilen Mazbut Maryakop Ermeni Manastırı Vakfı ile bir ilgisinin bulunmadığı, davacı Vakfın da belirttiği gibi merkezi Kudüs'te olan yabancı bir tüzel kişilik olarak, 18/03/1888 tarihli St.James Kardeşliği Genel Kurulunca çıkarılan yönetmelikle kurulan ve aynı yönetmelikle Kudüs St.James Ermeni Patrikhanesince yönetilen bir vakıf olduğu, belirtilen tarihte yürürlükte bulunan mevzuat gereği yabancı tüzel kişilerin Osmanlı topraklarında gayrimenkul edinimine (ayni hak sahibi olmalarına) yasal imkan olmadığı, davacı vakfın, Osmanlı İmparatorluğunda kurulu cemaat Vakfı da olmadığından daha sonra çıkan yasal düzenlemelerden istifade ederek gayrimenkul de iktisap edemeyeceği savunulmuştur.<br>Davanın ehliyet yönünden reddine yönelik kararın kanun yollarından geçerek kesinleşmesinin ardından yapılan bireysel başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince, "olayda gerçekten de iki ayrı vakfın bulunup bulunmadığı ve başvurucunun davaya konu idari işlemin muhatabı olup olmadığı hususundaki belirsizliğin bütün açıklığıyla giderilemediği"nden bahisle davacı Vakfın mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir. <br>Dosyanın incelenmesinden; yeniden yargılama aşamasında İdare Mahkemesince, “davacı Kudüsi Şerifte Kain Maryakop Ermeni Kilisesi Vakfı ile Kudüs-Maryakop Ermeni Kilisesi Vakfının aynı vakıf olup/olmadığına ilişkin olarak daha önce dava dosyasına sunulanlar dışında ellerinde başkaca bilgi-belge mevcut ise Mahkemeye gönderilmesi" hususu taraflardan ara kararla istenilmiş olup, bu ara kararına davacı Vakıf tarafından, Filistin Kilise İşleri Yüksek Başkanlık Kurulunun, Ermeni Patrikliğinin/manastırın yaklaşık 1500 yıldır var olduğuna ilişkin yazısı dosyaya sunulmuştur.<br>Uyuşmazlığın çözümünde, öncelikli olarak, olayda iki ayrı vakfın bulunup bulunmadığı ve davacı Vakfın davaya konu idari işlemin muhatabı olup olmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmekte olup, Anayasa Mahkemesi kararında da ifade edildiği üzere, özellikle dava konusu işlemden önce, söz konusu Vakfın işlerinin yürütülme süreçleri ve tarihçesi incelenerek başka bir vakfın mevcut olup olmadığının bütün ilgili kurum ve kuruluşlardan araştırılmak suretiyle bu belirsizliğin giderilmesi gerekmektedir. <br>Bu kapsamda, dava konusu işlemde, Kudüs Patrik Kaymakamı tarafından vakfın idaresi hususunda İstanbul Kumkapı'daki Ermeni Patrikhanesi hukuk müşaviri ...'ye vekâletname verildiği, gelir fazlasının 1934 ila 1950 yıllarına ait olanlarının emanet hesabına alındığı, bilahare Avukat ...'ye tediye edildiği belirtildiğinden, söz konusu vekaletname, emanet hesabına alınma ve tediye işlemlerinin muhatabı vakfın belirlenmesi, uyuşmazlığın çözümünde önem arz ettiğinden, anılan işlemlerin dosyaya sunulması gerektiği açıktır. Kudüs-Maryakup Ermeni Kilisesi Vakfının 03/06/1961 tarihinden itibaren idaresinin İstanbul Vakıflar Başmüdürlüğünce yürütüldüğü ifade edilmiş olmasına rağmen, buna ilişkin olarak da dosyada herhangi bir bilgi/belge bulunmadığı, oysa dava konusu işlemden önce işlemin muhatabı vakfın işlerinin yürütülme süreçlerinin ilgili kurum ve kuruluşlardan araştırılmak suretiyle belirlenmesinin, olayda iki ayrı vakfın bulunup bulunmadığı ve davacı Vakfın davaya konu idari işlemin muhatabı olup olmadığının belirlenebilmesi bakımından gerekli olduğu sonucuna varılmaktadır.<br>Öte yandan, davacı Vakıf tarafından, Vakıflarının kuruluşuna, vakfiyelerine yönelik olarak da herhangi bir belge sunulmadığı, bugüne kadar Türkiye'de sahip olduklarını iddia ettikleri gayrimenkullerin ne şekilde idare edildiğine yönelik bilgi/belgenin de dosyada mevcut olmadığı anlaşılmaktadır. <br>İdare tarafından, vakıf kayıtları arşivinde yapılan aramada Vakıflar Genel Müdürlüğü Kültür ve Tescil Daire Başkanlığı arşivindeki 647 nolu defterin 14. Sayfa, 40.sırasında kayıtlı Kudüste Maryakop Ermeni Manastır Vakfına ait 21 Zilhicce 1246 tarihli Hüccetin fotokopisi ile 1270 (1854 M) tarihli temessük kayıt örneğinin yeni harflere çevrilmiş halinin sunulduğu, adli yargıda görülen davada, Asliye Hukuk Mahkemesinin yazısı üzerine Dışişleri Bakanlığınca gönderilen cevap yazısının ekinde bulunan 30/08/2013 tarihli Kudüs Başkonsolosluğunun bilgi edinmek üzere Piskopos ile görüşülmesi üzerine hazırlanan Vakıf hakkındaki bilgi notunda, Vakfın Selahaddin Eyyubi zamanından itibaren bin yılı aşkın bir süredir Kudüs'te bulunduğu ve Yavuz Sultan Selim'den başlamak üzere bütün Osmanlı padişahlarının manastıra ilişkin fermanlarının Patrikhanede saklandığı belirtilerek, söz konusu fermanlardan birinin örneğinin sunulduğu görülmektedir.<br>İdare tarafından sunulan 1246 tarihli Hüccet ile 1270 (1854 M) tarihli temessük kayıt örneği yeni harflere çevrilmiş hali ile sunulmuşsa da, Osmanlıcadan Türkçeye çevirisi yapılmadığından, belgelerin içeriği hakkında bilgi sahibi olunmasına bu haliyle olanak bulunmamaktadır. Öte yandan, manastıra ilişkin olduğu belirtilen fermanın ise orijinal hali bulunmakta olup, manastır ile bu manastıra yönelik bir vakfın varlığının birbirinden farklı olduğu, manastırın yüzyıllardır var olmasının vakfın da bu süre boyunca var olduğu anlamına gelmeyeceği dikkate alındığında, fermanın manastıra mı vakfa mı ilişkin olduğu hususunun tespiti de önem arz etmektedir. Dolayısıyla, uyuşmazlığın çözümüne katkı sunacağı sonucuna varılan, 1246 tarihli Hüccet, 1270 tarihli temessük kayıt örneği ve fermanın içeriğine ilişkin bu haliyle bilgi edinilmesi mümkün olamayacağından, anılan belgelerin Türkçe çevirisinin yapılması gerekmektedir.<br>Bu itibarla, olayda iki ayrı vakfın bulunup bulunmadığı ve davacı Vakfın davaya konu idari işlemin muhatabı olup olmadığı hususunun yukarıda aktarılan hususların araştırılarak açıklığa kavuşturulması, aynı vakıf olduğu sonucuna varılması halinde ise bu kez anılan vakfın, hukuki statüsünün (kuruluş tarihi itibarıyla) Osmanlı döneminde vakıf müessesesinin esasları dikkate alınarak belirlenmesi, diğer bir ifadeyle, Osmanlı vakıf hukukuna göre geçerlilik tanınabilecek bir vakfın kurulup kurulmadığı, vakfın türü, mal edinme rejimi gibi hususların ortaya konularak işin esası hakkında karar verilmesi gerekmektedir. Israr kararında her ne kadar davacı Vakfın, Osmanlı Devletinin hukuk kurallarına göre kurulduğu ifade edilmişse de; Osmanlı vakıf hukukunun esaslarına göre geçerli kabul edilebilecek bir vakfın bulunup bulunmadığı, davacının iddia ettiği gibi 18/03/1888 tarihli St.James Kardeşliği Genel Kurulunca çıkarılan yönetmelikle vakıf kurulmasının mümkün olup olmadığı, taşınmaz mal edinmelerinin önünde engel olup olmadığı hususları ayrı bir uzmanlık gerektirdiğinden, anılan hususların tespiti için özellikle Osmanlı vakıflar hukukunda çalışmaları bulunan, üniversitede görevli, konusunda uzman bir öğretim üyesi bilirkişiye dosya üzerinden yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenecek rapor dikkate alınarak karar verilmesi gerekmektedir. <br>Açıklanan nedenlerle, olayda iki ayrı vakfın bulunup bulunmadığı ve davacı Vakfın davaya konu idari işlemin muhatabı olup olmadığı hususu açıklığa kavuşturulmadan eksik incelemeye dayalı olarak verilen ısrar kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1.Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne;<br>2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin ... İdare Mahkemesinin temyize konu... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,<br>3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, <br>4.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19/02/2025 tarihinde esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğu ile karar verildi. <br> <br>KARŞI OY <br>X- ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı ısrar kararının, Danıştay Onuncu Dairesinin 08/02/2021 tarih ve E:2020/3857, K:2021/311 sayılı kararında yer alan gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği oyuyla, karara gerekçe yönünden katılmıyoruz.<br> <br><br><br></font></p></body></html>
denetim