<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/4434 E. , 2025/952 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>SEKİZİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2022/4434<br>Karar No : 2025/952 <br><br>TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR: I- (DAVACILAR) Kendi Adlarına Asaleten ... ve ...'ya Velayeten<br>1- ...2- ...3- ...4- ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>II- (DAVALI) ... Belediye Başkanlığı<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>III- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... gün ve E:..., K:...sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: 11/05/2015 doğumlu ...'nın 07/06/2018 tarihinde ... ili, ... ilçesi, ... Belediyesine ait oyun parkının içerisinden geçen su kanalına düşerek vefat etmesi olayında davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle, davacı anne ... için 191.757,00 TL (miktar artırımı suretiyle) maddi ve 150.000,00 TL manevi, davacı baba ... için 110.259,00 TL (miktar artırımı suretiyle) maddi ve 150.000,00 TL manevi, davacı kardeş ... için 1.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi, davacı kardeş ... için 1.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 304.016,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevi tazminatın, dava dilekçesinde istememekle birlikte ıslah dilekçesinde talep edildiği üzere olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.<br><br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:... K:... sayılı kararda; meydana gelen olayla ilgili olarak ... İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından 08.06.2018 tarihinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen Olay Yeri İnceleme Raporu'nda müteveffa çocuğun 07.06.2018 tarihinde saat 19:00 civarında ... ilçesi, ... Beldesi sınırları içerisinde bulunan park içinden geçen su kanalında boğulmuş halde bulunduğu, ... Devlet Hastanesi Acil Servisi'ne götürüldüğü ancak ölmüş olduğunun tespit edildiği, parkı gören güvenlik kamerasının bulunmadığı, parkın bir adet kapısız girişinin bulunduğu, park içinden su kanalı geçtiği ve su kanalının üzerinin herhangi bir engelle, ızgara veya kapak sistemi ile kapatılmadığı, ızgaranın sadece demir kapının olduğu yerde bulunduğu, parkı çevreleyen duvarın sulama kanalı ile yol arasında kaldığı, suyun akış hızının süratli olduğu, parkın hali hazır durumu itibariyle tehlike arzettiği bilgilerine yer verilmiş olduğu, olay ile ilgili olarak kolluk tarafından düzenlenen fezleke ve ekinde yer alan ifade tutanaklarına bakıldığında, müteveffa çocuğun olay günü anne ve babası ile birlikte olmadığı, olay gününden önce dedesinde kaldığı, akşam 18:00 civarında büyükbaş hayvanların sağımları ile ilgilenildiği için çocuğun yanında kimsenin bulunmadığı, çocuğun bahçede oynamakta olduğu, bir ara bahçede görülememesi üzerine aramaya başlanıldığı ancak bulunamadığı, parka gidip bakıldığı, su kanalının taşmış olduğunun görüldüğü, su kanalına düşmüş olabileceği düşünülerek su kanalına bakıldığı ve su kanalında bulunan mazgalın altından çıkarıldığı, dedesi tarafından hastaneye götürüldüğü, yaşanan olayın bir anlık dikkatsizlik sebebi ile meydana geldiğinin belirtildiği, olayın tek görgü tanığı olan 2013 doğumlu çocuk tarafından müteveffa ile parka gittikleri, su kanalının üzerinde bulunan demirden karşıya geçtiği, karşıdayken dengesini kaybederek suya düştüğünün belirtildiği, olayla ilgili olarak Mahkeme tarafından 13.06.2019 tarihinde olay yerinde yapılan keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; park alanında park bekçisi bulunmadığı, su kanalının oyun alanına çok yakın olduğu, çocukların kanala düşmesini engelleyecek hiç bir güvenlik önlemi bulunmadığı, su kanalının üstünün tamamının mazgallar ile kapatılmadığı, uyarı levhasının bulunmadığı park alanında çocukların can güvenliği ve sağlığı açısından ciddi eksikliklerinin bulunduğunun belirtildiği, bu durumda, dosyada bulunan tüm bilgi ve belgeler ve de Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi üzerine düzenlenen bilirkişi raporu gözönünde bulundurulduğunda, davalı idarece inşa edilen çocuk parkının gerekli güvenlik önlemlerinden yoksun olduğu, içerisinde su kanalı geçmesine rağmen söz konusu kanalın çocukların can ve sağlık güvenliği açısından arzettiği tehlikeyi bertaraf edecek herhangi bir önlemin alınmamış durumda olduğu, dolayısıyla davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu açık olup, vuku bulan çocuk ölümünde bu kusurun etkisinin bulunduğu, diğer taraftan ölen çocuğun olay tarihinde 3 yaşında olması sebebiyle anne ve babanın velayeti altında bulunduğu dolayısıyla anne ve babasının kontrol ve gözetim yükümlülüğü altında olduğu, olay günü hayatını kaybeden çocuğun dedesinin evine bakması için bırakılmasının anne ve babanın velayet hakkından kaynaklanan sorumluluğu ortadan kaldırmayacağı dikkate alındığında velayet hakkı kapsamında gözetim ve denetim yükümlülüğü bulunan davacı anne ve babanın çocukları ...'nın vefatına neden olan olayla ilgili olarak takdiren %40 oranında kusurlu olduğu sonucuna varılarak, aktüerya bilirkişisi tarafından hesaplanan 302.016,00-TL maddi destekten yoksun kalma tazminatının, olayın meydana gelmesinde anne ve babanın da %40 oranında müterafik kusuru bulunduğu dikkate alınarak 120.806,40-TL tutarındaki kısmının ödenmesi gerektiği, ayrıca müterafik kusurun bulunduğu hallerde manevi tazminat miktarının uğranılan zarar karşılığı takdir edilecek miktara kusur oranlarının uygulanması suretiyle ve davacılar tarafından istenilen miktar aşılmayacak şekilde belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle anne ve baba için ayrı ayrı 50.000,00-TL, kardeşler için ayrı ayrı 25.000,00-TL olmak üzere toplamda 150.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesi gerektiği gerekçesiyle, 1- Maddi tazminat yönünden, A- Davanın davacılardan ... için talep edilen maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile bilirkişi tarafından hesaplanan tutarın %40'ı olan 44.103,60-TL'nin 1.000,00-TL tutarındaki kısmının davalı idareye başvuru tarihi olan 28/09/2018 tarihinden kalan 43.103,60-TL'nin ise ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 17/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, B- Davanın, davacılardan ... için talep edilen maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile bilirkişi tarafından hesaplanan tutarın %40'ı ol...n 76.702,80-TL'nin 1.000,00-TL tutarındaki kısmının davalı idareye başvuru tarihi olan 28/09/2018 tarihinden kalan 75.702,80-TL'nin ise ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 17/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, C- Diğer davacıların maddi tazminat taleplerinin reddine, 2- Davanın manevi tazminata ilişkin kısmı yönünden; davanın kısmen kabulü ile davacılardan baba ... için 50.000,00-TL, anne ... için 50.000,00-TL, kardeşi ... için 25.000,00-TL, diğer kardeşi ... için 25.000,00-TL olmak üzere toplam 150.000,00-TL manevi tazminatın davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, kalan kısımlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporları dikkate alındığında, öncesinde içerisinde üzeri açık sulama arkının geçtiği taşınmazın oyun parkı alanına dönüştürülürken parktan faydalananların güvenliğinin sağlanmasına yönelik davalı idarenin sunduğu kamu hizmetinin işleyişinde eksikliklerin bulunduğu, söz konusu eksikliklerin uyuşmazlık konusu zararın oluşması arasında illiyet bağının bulunduğu, bu nedenlerle olayın meydana gelmesinde idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, diğer taraftan ölen çocuğun olay tarihinde 3 yaşında olduğu, bu nedenle anne ve babasının velayeti altında olduğu dolayısıyla anne babasının kontrol ve gözetim yükümlülüğü altında bulunduğu, olaydan bir gün önce çocuklarının ... Beldesinde ikamet etmekte olan dedesi ve babaannesinin evinde kaldığı, olay günü dedesinin evinin bahçesinde oyun oynarken bir ara kaybolduğu, durumun farkedilmesi üzerine aranmaya başlanıldığı ve ölü vaziyette park içindeki su kanalında bulunduğu, burada anne ve babanın çocuğu dedesinin evinde bırakmasının başlı başına bir kusur olmadığı ancak çocuğun dedesinin evine bırakılmış olmasının velayet hakkından kaynaklanan sorumluluğu ortadan kaldırmadığı dolayısıyla çocuğun bırakıldığı yerde dedesi ve evde bulunan diğer şahısların çoçuk üzerindeki gözetimi yeterince yapmaması ve çocuğun bir süre gözden kaybolması sonrasında ölüm olayının yaşandığı dikkate alındığında velayet hakkı kapsamında gözetim ve denetim yükümlülüğü bulunan davacı anne ve babanın çocukları ...'nın vefatına neden olan olayla ilgili olarak takdiren % 60 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle, hizmet kusuru bulunan davalı idarenin destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin olarak yaptırılan bilirkişi incelemesi sonrasında belirlenen davacı anne yönünden 191.757,00 TL, davacı baba yönünden 110.259,00 TL tutarındaki maddi zarardan, olayın meydana gelmesinde anne ve babanın da %60 oranında müterafik kusuru zarardan indirilerek, davacı anne için 76.702,80 TL, davacı baba için 44.103,60 TL maddi zararın davalı idarece davacılara ödenmesinin, fazlaya ilişkin maddi tazminat istemlerinin reddi gerektiği, manevi tazminat talepleri yönünden de davacı anne ve baba için ayrı ayrı 25.000,00-TL, davacı iki kardeş için ayrı ayrı 10.000,00-TL olmak üzere toplam 70.000,00-TL manevi tazminatın davalı idarece davacılara ödenmesi gerektiği, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine, maddi ve manevi tazminatlara işletilen faize ilişkin kısmın ise, davacılar tarafından dava dilekçesinde faiz talebinde bulunulmadığı, ıslah dilekçesinde faiz talebinde bulunulduğu, 2577 sayılı Kanunda miktar arttırım yolu ile faiz talep edilmesine yönelik bir düzenlemenin öngörülmediği, bu durumda davacıların ıslah dilekçesinde gündeme getirdiği yasal faiz talebinin ''taleple bağlılık'' kuralının istisnası olan miktar artırımı kapsamında olmadığından davanın genişletilmesi kapsamında bulunduğundan faiz taleplerinin karşılanmasına hukuken olanak bulunmadığı, dolayısıyla kararda faize ilişkin hüküm kurulmasında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçeleriyle 1-davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 2-davacıların istinaf başvurusunun reddine, 3-Davacı anne ... için 76.702,80-TL, davacı baba için 44.103,60-TL maddi tazminatın davalı idarece davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat istemlerinin reddine, 4- Davacı kardeşler yönünden davacıların istinaf başvurusunun reddine, 5- Davacı anne ... için 25.000,00-TL, davacı baba ... için 25.000,00-TL, davacı kardeş ... için 10.000,00-TL ve davacı kardeş ... için 10.000,00-TL olmak üzere 70.000,00-TL manevi tazminatın davalı idarece davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine, bu yönden idare mahkemesinin kaldırılmasına, 6- Maddi ve manevi tazminat istemlerine yönelik davacıların faiz istemlerinin reddine, bu yönden idare mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı ... Belediye Başkanlığı tarafından, yerel mahkemece hükmedilen maddi ve manevi tazminat tutarlarını bölge idare mahkemesi, tarafların kusurları oranında indirmiş ise de, hükmedilen tazminat tutarlarının ağır olduğu, ön şart durumunda olan bazı usulü işlemlerin tam olarak yerine getirilmediği, 2015 doğumlu ...'nın boğulduğu iddia edilen su kanalı, kanal olmaktan öte su arkı olarak tabir edilen küçük bir su mecrası olduğu, bu arkın yüzeye derinliğinin 35-40 cm civarında olduğu, bahsedilen kanalın çocuk parkı içerisinde olmayıp dışında bulunduğundan çocuğun ölü olarak bulunduğu noktaya başka bir yerde düşerek sürüklenmesi neticesinde gelebileceğinin kuvvetle muhtemel olduğu, bu sebeple de bilirkişilerce yapılan tespitlerin objektif ve bilimsel esaslara uyulmadığı, çocuğun ölü olarak bulunduğu yerin davacıların akrabası olan ...'nın evinin bulunduğu yerin hemen yanındaki su arkı olması ve yaklaşık olarak 400 metrelik bir mesafe bulunduğundan üç yaşındaki bir çocuğun evinden bu kadar uzakta olmasında ailesinin kusurlu olduğunun açık olduğu, ayrıca iddia edilen su kanalının Belediye tarafından değil ... İl Özel İdaresi tarafından projelendirilip gerçekleştirilmesi sebebiyle de sorumluluklarının bulunmadığı, Davalı idare yanında davaya katılan... tarafından, öncelikle belediye çalışanları ya da yetkilileri aleyhine verilen kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararının bulunmadığını, ölüm olayının yani çocuğun parkın içerisinde mi yoksa ... beldesi içerisinde yaklaşık 3 km boyunca uzayan açık trapez sulama kanalının hangi noktasında gerçekleştiğinin, çocuğun tam olarak kanala nerede düştüğünün ortaya çıkarılamadığı, sulama kanalının belediye tarafından değil ... İl Özel İdaresi tarafından projelendirilip gerçekleştirildiğinden sorumluluğun belediyede olmadığı, hükmedilen maddi ve manevi tazminat tutarlarının yüksek olduğu, Davacılar tarafından, yerel mahkemece kusur yönünden bilirkişi raporu alınmadan taraflarına takdiren %40 müterafik kusur atfedildiği, bölge idare mahkemesince de bu oranın takdiren %60 oranına çıkarılmış olmasının hukuka aykırı olduğu, yargılama esnasında defaatle kusur oranının belirlenmesi için ek rapor alınması talep edilmesine rağmen taleplerinin karşılanmadığı, bu sebeple davalı idarenin hizmet kusurunun ve davalı idare birlikte varsa kendilerine ait kusur oranlarının belirlenecek şekilde düzenlenecek bilirkişi raporu alınmak suretiyle kusur tespiti yapılması gerekirken eksik inceleme ile takdiren %60 oranında belirlenen kusur tespitinin hukuka uygun olmadığından kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı ve davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE: <br>MADDİ OLAY : <br>11/05/2015 doğumlu ...'nın 07/06/2018 tarihinde ... ili, ... İlçesi, ... Belediyesine ait oyun parkının içerisinden geçen su kanalında ölmüş vaziyette bulunması üzerine, meydana gelen olayla ilgili olarak Kovancılar İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından 08/06/2018 tarihinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen Olay Yeri İnceleme Raporunda müteveffa çocuğun 07/06/2018 günü saat 19:00 civarında ... İlçesi, ... Beldesi sınırları içerisinde bulunan park içinden geçen su kanalında boğulmuş halde bulunduğu, ... Devlet Hastanesi Acil Servisine götürüldüğü ancak ölmüş olduğunun tespit edildiği, parkı gören güvenlik kamerasının bulunmadığı, parkın bir adet kapısız girişinin bulunduğu, park içinden su kanalı geçtiği ve su kanalının üzerinde herhangi bir engelle, ızgara veya kapak sistemi ile kapatılmadığı, ızgaranın sadece demir kapının olduğu yerde bulunduğu, parkı çevreleyen duvarın sulama kanalı ile yol arasında kaldığı, suyun akış hızının süratli olduğu, parkın hali hazırda tehlike arz ettiği tespitlerine yer verilerek, yaşanan olayla ilgili olarak ... Cumhuriyet Başsavcılığının ...sayılı dosyası ile soruşturma başlatıldığı, meydana gelen olayda ... Belediye Başkanlığının sorumluluğu alanında bulunan su kanalının üzerini kapatmayarak ve gerekli önlemleri almayarak hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle zararların tazmini istemiyle 28/09/2018 tarihinde yapılan başvurunun cevap verilmemek suretiyle zımnen reddedilmesi üzerine davacı anne ... için 191.757,00 TL maddi ve 150.000,00 TL manevi, davacı baba ... için 110.259,00 TL maddi ve 150.000,00 TL manevi, davacı kardeş ... için 1.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi, davacı kardeş ... için 1.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 304.016,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevi tazminatın, dava dilekçesinde istememekle birlikte ıslah dilekçesi ile faiz isteminde bulunarak taraflarına ödenmesine karar verilmesi talebiyle bakılan dava açılmıştır.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br>İdareler, yasalarla kendisine verilen kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak örgütü kurmak, araç, gereç ve personeli o hizmetin gereklerine uygun biçimde hazırlamakla yükümlü olup, hizmetin işleyişi ve yerine getirilişi sırasında gerekli önlemlerin alınmaması, hizmetin iyi işlememesi, kusurlu işlemesi nedeniyle kişilere verilen zararların idarece giderilmesi zorunludur.<br>Kişilerin can ve mal güvenliğini korumakla görevli olan idare, üstlendiği kamu hizmetini gereği gibi yerine getirmek, hizmetin işleyişi ve yerine getirilişi sırasında gerekli teşkilatı kurmak, her türlü araç ve olanağı hazır bulundurmak ve yine doğması muhtemel bazı olayların önlenmesi ve anında bertaraf edilmesi için gerekli önlemleri almak zorundadır.<br>Bir başka anlatımla, kamu idareleri, yürüttükleri hizmetin işleyişini sürekli kontrol etmek ve gerekli önlemleri almakla yükümlüdürler. Bu yükümlülüğün tam ve gereği gibi yerine getirilmemiş olması nedeniyle doğan zararların, hizmeti yürütmekle yükümlü bulunan idare tarafından tazmini gerekeceği açıktır. İdari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.<br>Bu bakımdan; tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esastır. Olayın oluşumu ve zararın niteliğinin değerlendirilerek, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının tespit edilmesi, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi gerekmektedir. <br>Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi sırasında bu hizmetten doğan nedenlerle kişilerin uğradığı zararların hizmetin sahibi idarece karşılanması esas olmakla birlikte, tazminata hükmedilirken, olayın meydana geliş şekline göre zarara uğrayan kişilerin de kusurlu olup olmadığının, dolayısıyla olayda müterafik kusur bulunup bulunmadığının da ortaya konulması gerekmektedir. Müterafik kusur (ortak kusur), zarara uğrayanın, zararın doğumuna veya zararın artmasına yardım (etki) etmesidir. Böyle bir durumda, zarara uğrayana ve yakınlarına ödenecek tazminat miktarları müterafik kusur oranında azaltılmalıdır. <br>Uyuşmazlıkta, meydana gelen olayla ilgili olarak ... İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından 08.06.2018 tarihinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen Olay Yeri İnceleme Raporu'nda müteveffa çocuğun 07.06.2018 tarihinde saat 19:00 civarında ... ilçesi, ... Beldesi sınırları içerisinde bulunan park içinden geçen su kanalında boğulmuş halde bulunduğu, ... Devlet Hastanesi Acil Servisi'ne götürüldüğü ancak ölmüş olduğunun tespit edildiği, parkı gören güvenlik kamerasının bulunmadığı, parkın bir adet kapısız girişinin bulunduğu, park içinden su kanalı geçtiği ve su kanalının üzerinin herhangi bir engelle, ızgara veya kapak sistemi ile kapatılmadığı, ızgaranın sadece demir kapının olduğu yerde bulunduğu, parkı çevreleyen duvarın sulama kanalı ile yol arasında kaldığı, suyun akış hızının süratli olduğu, parkın hali hazır durumu itibariyle tehlike arzettiği bilgilerine yer verilmiştir.<br> İdare Mahkemesi'nce 13/06/2019 tarihinde olay yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak düzenlenen bilirkişi raporunda; park alanında park bekçisi bulunmadığı, su kanalının oyun alanına çok yakın olduğu, çocukların kanala düşmesini engelleyecek hiç bir güvenlik önlemi bulunmadığı, su kanalının üstünün tamamının mazgallar ile kapatılmadığı, uyarı levhasının bulunmadığı park alanında çocukların can güvenliği ve sağlığı açısından ciddi eksikliklerinin bulunduğu belirtilmektedir.<br>Olayla ilgili olarak ... Asliye Ceza Mahkemesinde ... sayılı dosyada yapılan ceza yargılamasında alınan 06/05/2024 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle; ''...... İli, ... İlçesi, ... Beldesi, içinden geçen ve mülga Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünce 2000'li yılların başında projesine uygun olarak inşa ettirilen ve kabulleri yaptırılan ve üzerinde sadece geçiş yolları için demir köprülerin teşkil edildiği 13 km uzunluğundaki açık sulama kanalının güzergahı üzerinde, Belde Belediyesi tarafından yaptırılmış bulunan ve içinde kaydırakların bulunduğu çocuk oyun parkında ... isimli 3 yaşındaki çocuğun 07/06/2018 günü park içinde bulunan 51 m'lik kanal kesiminde dengesini kaybederek kanala düşmesi sonucunda meydan gelmiştir. Park içinden geçen dikdörtgen kesitli kanalda, çocukların suya düşmemesi için herhangi bir önlem bulunmamaktadır. Bütün olarak kanalın güvenlik sorumluluğunun İl Özel İdaresine ait olduğunun düşünüldüğü, ancak belde içinde belediyece yapılmış bulunan çocuk oyun parkı içinde kalan kanal kesimi için alınması gereken güvenlik önlemlerinden, parkın kamu adına maliki Belde Belediyesinin sorumlu olduğu açıktır. Belediyenin, anılan sorumluluğu kapsamında, küçük bir park içinde güvenlik görevlisi veya bir bekçi istihdam etmesinin düşünülemeyeceği ancak park içinde kalan kanal kesiminde yaptıracağı bir risk değerlendirmesi sonucunda tespit edilecek tehlikeleri ortadan kaldırmak için gereken, park içinde kanal üzerinin demir mazgal ile kapatılmasını sağlaması veya kanalın her iki yanına kanala ulaşımı engelleyecek tel çit teşkil etmesi ve bunları da uyarı levhaları ile tamamlaması gerekirken bu hususu ihmal ettiği değerlendirilmiştir. Diğer taraftan 4721 sayılı TMK'nun sorumluluk başlıklı 369.maddesi; ''Ev başkanı, ev halkından olan küçüğün, kısıtlının, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunan kişinin verdiği zarardan, alışılmış şekilde durum ve koşulların gerektirdiği dikkatle onu gözetim altında bulundurduğunu veya bu dikkat ve özeni gösterseydi dahi zararın meydana gelmesini engelleyemeyeceğini ispat etmedikçe sorumludur. Ev başkanı, ev halkından akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunanların kendilerini ya da başkalarını tehlikeye veya zarara düşürmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. Zorunluluk halinde gerekli önlemlerin alınmasını yetkili makamdan ister.'' kapsamında zarar gören küçüğün ebeveynine sorumluluk yüklenmiştir. Ancak anne ve baba çocuklarını birinci derecede yakınları olan çocuğun dedesine ve babaannesine bir kaç günlüğüne bırakmakla çocuğun gözetim sorumluluğunu dede ve babaanneye aktarmışlardır. Hayvancılıkla uğraşan dede, meradan dönen hayvanlarını almak için meşgul olduğu sırada, bahçede oynamakta olan ...'nın arkadaşı 5 yaşındaki ... isimli çocuk ile dedesinin ikametinden yaklaşık 200 metre mesafede bulunan çocuk oyun parkına gittiği, park içindeki 45 x 60 cm dikdörtgen kesitli kanal üzerinde bulunan 4 metre genişliğindeki mazgal köprü üzerinden diğer tarafa geçtiği ancak dengesini kaybederek kanala düştüğü ve 9 cm derinliğinde bulunan ancak yüksek debili olduğu anlaşılan sudan çıkamayıp boğulduğu, birlikte oynadığı Mustafa Doğan isimli diğer küçüğün kolluk ifadesinden anlaşılmaktadır. Bu durumda bir an bile gözetimi bırakmış olan dede ve babaannenin sorumluluğuna gidilmesi gerektiği değerlendirilerek, ... Belediyesinin gereken önlemleri almaması sebebiyle asli kusurlu, koruma ve gözetim yükümlüsü olan ebeveynleri (dede ...) tali kusurlu olduğuna'' şeklinde görüş ve kanaatin bildirildiği görülmektedir.<br>Bu durumda, 11/05/2015 doğumlu ...'nın 07/06/2018 tarihinde ... ili, ... İlçesi, ... Belediyesine ait oyun parkının içerisinden geçen su kanalında boğularak ölmesi ile sonuçlanan olayda, ... İdare Mahkemesinin ... tarihli ara kararı ile olay mahallinde yapılan keşif üzerine hazırlanan bilirkişi raporunda sadece olay yerinin durumu, anılan park alanının can güvenliği ve sağlığı açısından eksiklikleri tespit edilmiş olup, davalı idare ile müteveffayı koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan anne, baba, dede ve babaannesi açısından herhangi bir müterafik kusur oranları belirlenmeksizin yerel mahkemece davacılara %40, bölge idare mahkemesince de %60 oranında bir müterafik kusurun takdir edildiği görülmekle birlikte, yukarıda yer verilen ceza yargılamasında alınan bilirkişi raporunda davalı idarenin asli kusurlu, müteveffayı koruma ve gözetimle yükümlü dedesinin de tali kusurlu olduğu tespitlerine yer verildiği, sonuç olarak ceza yargılamasında asli kusurlu olarak belirlenen davalı idarenin işbu tazminat davasında, oransal bir değerlendirme yapılmaksızın düzenlenen bilirkişi raporu doğrultusunda takdiren %40 oranında kusurlu belirlenmesinin hukuka uygun olmadığı, dolayısıyla, ... İdare Mahkemesi'nce E:... sayılı dosyasında ... tarihinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan bilirkişi raporunun açık ve net olarak oransal bir şekilde müteveffanın koruma ve gözetiminden sorumluluğu bulunan ebeveynleri ve davalı idare açısından sorumluluklarının kapsamı, kusurları ve oranlarının belirlenmesine yönelik herhangi bir tespit olmaması sebebiyle içerdiği değerlendirmelerin bir bütün halinde hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>Bu bağlamda; ... Asliye Ceza Mahkemesinde ... sayılı dosyada yapılan ceza yargılamasında alınan bilirkişi raporu da gözetilerek, davacılar ve davalı idarenin yaşanan olayın meydana gelmesindeki sorumluluk sebeplerinin tamamının değerlendirildiği dengeli ve hakkaniyete uygun kusur oranlarının belirlendiği ek bilirkişi raporu alınarak yeniden karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:...... K:... sayılı kararının BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, <br>4. Kesin olarak 14/02/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. <br> <br><br><br></font></p></body></html>
denetim