<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/3029 E. , 2025/379 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2023/3029<br>Karar No : 2025/379 <br><br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu<br>VEKİLİ : Av....<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 08/06/2023 tarih ve E:2016/55027, K:2023/8110 sayılı kararının esas ve vekâlet ücreti yönünden temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 08/06/2023 tarih ve E:2016/55027, K:2023/8110 sayılı kararıyla;<br> Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde, davacının 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun'un) 3/1. maddesi ile ilgili Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek işin esasına geçilmiş; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,<br>Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; <br>Davacı hakkında "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme" suçlarını işlediği iddiasıyla açılan ceza soruşturması neticesinde ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No: ... sayılı kararıyla kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak nitelikte ve yeterlilikte delil elde edilemediği gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, bu kararının itiraz edilmeyerek kesinleştiğinin görüldüğü,<br>Bylock delili yönünden, "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı" ile "ByLock CBS Sorgu Sonucu Raporu" ve davacı hakkında yürütülen adli soruşturma neticesinde Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda yer alan tespitlerin incelenmesinden; "..." ID numaralı ByLock kullanıcısının davacı olduğuna dair somut bir delilin ortaya konulamadığı anlaşıldığından, davalı idarece davacının ByLock programını kullandığının delili niteliğinde olduğu ileri sürülen ve davacının babası adına düzenlenmiş olan ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı ve ByLock CBS Sorgu Sonucu Raporunun davacının örgütle irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak kabulüne olanak bulunmadığı,<br>Davacı hakkındaki tanık beyanı yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakına yönelik somut herhangi bir bilgiye sahip olmadığı anlaşılan tanık A.A.'nın beyanının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,<br>Şüpheli para transferi yönünden, davacının örgütle iltisaklı/irtibatlı olduğundan bahisle hakkında soruşturma yürütülen kişilerle para transfer ilişkisinin bulunduğunun MASAK tarafından düzenlenen raporla tespit edilmiş olmasının, davacının örgütle irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu belirtilmiş ise de, dava dosyasına, davacı tarafından gerçekleştiren para transferlerinin örgütsel saiklerle ya da örgüte yardım amacıyla yapıldığını ispatlar nitelikte herhangi bir bilgi veya belge sunulmadığı görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,<br>Davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karardaki tespitler yönünden, davacı hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme suçlarından yürütülen soruşturma sonucunda verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararında davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını gösteren herhangi bir delil bulunmadığı anlaşıldığından, anılan karardaki hususların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,<br>Davacıyla ilgili ihbar/şikâyet ve soruşturma bilgisi yönünden, M.K.T. isimli şahıs tarafından 06/08/2016 tarihinde BİMER aracılığıyla yapılan şikayet başvurusunda yer alan iddiaları inceleyen Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin...tarih ve Dosya No:..., K:... sayılı kararıyla; davacının örgüt üyesi olduğuna ilişkin iddia yönünden... esas sayılı dosya ile birleştirilmesine, diğer iddialar yönünden ise şikayetin 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 97. maddesinin (a) ve (d) bentleri uyarınca işleme konulmaması hususunda Kurul Başkanına teklifte bulunulmasına karar verildiğinin görüldüğü; öte yandan, Dairelerince davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen başkaca soruşturma bulunup bulunmadığı yönünde yapılan ara kararına davalı idare tarafından verilen 27/10/2021 tarihli cevapta davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ...esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturma ve davacı hakkında verilen ihbar/şikâyet dilekçesinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,<br>Davacı hakkındaki sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı belirtilerek,<br>Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 26/04/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı,<br>Dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesi gerektiği,<br>Öte yandan, davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi hâlinde yeniden işlem tesis edilebileceği gerekçesiyle,<br>Dava konusu kararın davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine, yargılama giderinin ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 19.000,00 TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br> <br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının neden yerinde görülmediğinin gerekçesinin kararda yer almadığı, dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, bu nedenle hukuki denetimin katı bir bakış açısıyla yapılamayacağı; meslekten çıkarılan bazı hâkim ve savcılar tarafından açılan davalarda Dairenin verdiği bir kısım ret kararlarında yer alan değerlendirmeler ile bu dosyadaki iptal kararının gerekçesinde çelişkilerin bulunduğu; Dairenin, sadece "sempati" veya "iltisak" hâlini yeterli görmesi gerektiği halde, davacının eylemlerinin "sempati" ve "iltisakı" aşıp aşmadığı manasına gelen bir değerlendirme yaparak Anayasa Mahkemesinin 18/10/2022 tarih ve 2019/20791 sayılı kararında yer verilen içtihadından ayrıştığı, Daire kararlarında dava konusunun atipik özelliği ile disiplin işlemi olmadığı ve FETÖ terör örgütü ile iltisak ve irtibat kavramları esas alarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş iken hatta bu bağlamda anılan örgüt ile "sosyal birliktelik" görüntüsü vermenin veya örgütün amaçlarına yardımcı olmanın söz konusu kavramları kapsayacağı kabul edilmiş iken bu davada, davacı hakkında meslekten çıkarma işlemine yeter somut tespitlerin göz ardı edilmesinin hukuka aykırı olduğu; davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyelerinin ve bu örgütle iltisaklı veya irtibatlı kişilerin kullandığı bir iletişim ağı olan "ByLock" isimli programın kullanıcısı olduğu, davacının savcılıktaki beyanlarında, ByLock tespit edilen babası adına kayıtlı ancak kendi kullanımındaki ADSL hattının Pülümür ilçesindeki adliye lojmanlarında ikamet eden diğer şahısların da kullandığını, hattın lojmanda ortak kullanıldığını ifade etmiş olmasının davacının hukuki durumunu değiştirmediği, aynı lojmanda kalan ve ByLock kullandıkları tespit edilen kişilerin, davacının babası adına kayıtlı olup davacı tarafından kullanılan ADSL üzerinden bir ByLock kullanım tespiti yapılmadığı; davacının para transferi ilişkisi içerisinde bulunduğu kişilerin FETÖ/PDY kapsamında haklarında soruşturma yapılmış olduğu, Dairenin bu hususu göz ardı ederek karar vermesinin hatalı bir yaklaşım olduğu, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat veya iltisaklı olduğundan bahisle hakkında soruşturma yürütülen kişilerle para transferi içerisinde olmasının sosyal çevresini göstermesi bakımından da dikkat çekici olduğu; davacının 2014 yılında yapılan HSYK üye seçimlerinde sözde bağımsız Y.A. ve O.G.'nin Pülümür'de düzenlemiş oldukları seçim çalışmasına katıldığına yönelik A.A. ve A.Ö.'nün beyanları değerlendirildiğinde, davacının anılan örgütle irtibat veya iltisakının bulunduğunun anlaşılacağı; davacının ele geçirilen dijital materyallerinin incelenmesi sonucunda, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı olup örgütün propagandasını yapan internet sitelerine giriş yaptığı ve örgüt elebaşı Fethullah Gülen'in görüntüsünün olduğu video görüntüsünün tespit edildiği, davacı tarafından bu hususların açıklamasının yapılmadığı ve Daire tarafından da kararda tartışılmadığı, bu dijital delilin diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde davacının örgütle irtibat ve iltisakına delil olduğu; davacının hakkında M.K.T. tarafından yapılan BİMER başvurusunda FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisaka ilişkin iddiaların bulunduğu, Kurul tarafından ihbar ve şikâyet dilekçeleri 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 97. maddesi kapsamında disiplin hukuku bağlamında ele alınarak değerlendirildiğinden salt şikayet dilekçesi üzerine Kurul tarafından verilen karar sonucuna göre hareket etmenin hatalı değerlendirmeye yol açacağı, dilekçede somut tespitlerle desteklenen iddiaların dikkate alınmamasının doğru olmadığı; davacının ... TV isimli yayın platformuna ilişkin aboneliğini 01/10/2015 tarihinde sonlandırmış olduğu, STV yayın grubunun ilgili platformlar ve uydu sisteminden çıkartılma sürecinin de göz önüne bulundurulması gerektiği; 16/06/2022 tarihli duruşmaya davacının bizzat katılmış olmasına ve davacı vekilinin yokluğunda duruşma yapılmış olmasına rağmen, aleyhe duruşmalı işler için belirlenen vekâlet ücretinin davacıya verilmesine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu; davacının yoksun kaldığı mali haklarının faiziyle birlikte ödenmesi talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğundan reddi gerektiği, 685 ve 375 sayılı KHK'lar kapsamında açılan tam yargı davalarına karşı yargı yolunun kapalı olduğu, maddi/manevi tazminat taleplerinin reddi gerektiği, 685 sayılı KHK’nın yürürlüğe girdiği tarih öncesi için hiçbir şekilde parasal/özlük hak, maddi/manevi tazminat ve faize hükmedilemeyeceği, dava konusu işlemde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından, parasal/özlük hak ve faiz talebinin de reddi gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, ByLock tespitine ilişkin olarak, hattın babası adına kayıtlı olmasına rağmen kendisi tarafından kullanıldığı, ancak bu hattın Pülümür ilçesindeki adliye lojmanlarında görev yapan diğer hâkim ve savcılarla ortak kullanıldığı, bu nedenle söz konusu ByLock hesabının kendisine ait olmadığı, ayrıca, aynı hatta sahip diğer hâkim ve savcıların da ByLock kullandığı, ancak kendisinin bu programla herhangi bir bağlantısının tespit edilemediği ve hakkında takipsizlik kararı verildiği; MASAK raporunda belirtilen para transferlerinin birlikte görev yaptıkları diğer hâkim ve savcılarla aralarında yaptıkları "gün parası" transferleri olduğu, herhangi bir himmet veya bağışla ilgisinin bulunmadığı; HSYK adaylarının ziyaretine katılmasının, ilçedeki tüm hâkim ve savcılarla birlikte yapılan toplu bir görüşme olduğu, bu adaylara özel bir destek veya çalışma yapmadığı, ayrıca, ziyaretin yapıldığı yerin ilçedeki tek çay içilebilecek yer olan öğretmen evi olduğu ve toplantıda yakın koruma polislerinin de hazır bulunduğu; telefonunda örgüt liderine ait bir görüntü bulunmasına ilişkin olarak, bu görüntünün cep telefonuna indirilmediği, sadece Facebook'ta gezinirken önbelleğe kaydedilen bir görüntü olduğu; örgüte yakın sitelere giriş yapılmasına ilişkin olarak, darbe teşebbüsünün yaşandığı bir gecede birçok haber sitesine giriş yaptığı, bu siteler arasında aktifhaber.com'un da bulunduğu, ancak bunun aleyhe kabul edilemeyeceği; Turkcell TV aboneliğini STV yayın grubunun platformdan çıkarılmasına tepki olarak değil, telefon hattını başka bir operatöre taşıması nedeniyle otomatik olarak iptal ettirdiği; hakkında yapılan şikâyetin dayanaksız olduğu ve şikâyete konu olan dava dosyasında taraflı bir karar vermediği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Kurulumuzun 15/02/2024 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevabın dosyaya sunulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br>Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br>"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br> b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br> c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Beşinci Dairesi kararının, davacı lehine hükmedilen parasal haklara yürütülecek yasal faizin başlangıcına ve vekâlet ücretine ilişkin hükümleri dışındaki kısımlar yönünden, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup davalı idare tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın esastan bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br>Öte yandan, parasal hakların ödenmesinde, davacının meslekten çıkarıldığı tarihten, iptal kararı uyarınca mesleğe iade edildiği tarih arasında geçen dönemde varsa tespit edilecek çalışmaları karşılığında edindiği gelirin düşülmesi gerektiği tabiidir.<br><br>Daire kararının, davacı lehine hükmedilen parasal haklara yürütülecek yasal faizin başlangıcına ilişkin kısmına yönelik olarak;<br>Faiz, en genel anlamıyla, konusu bir miktar paranının ödenmesinden ibaret olan borçlarda, alacaklının bu paradan yoksun kaldığı süre içinde oluşan zararına karşılık olarak ödenen ve alacağın türüne göre oranı değişen bir bedeldir. <br>Hukuka aykırı işlem veya eylem nedeniyle uğranılan zararların ya da yoksun kalınan maddi ve manevi hakların karşılanması zaman içinde gecikebildiğinden, ilgililerin bu gecikmeden doğan zararının giderilmesi için 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca faiz uygulanması gerekli bulunmaktadır. <br>Yerleşik yargısal içtihatlara göre, yasal faizin başlangıç tarihinin dava dilekçesinde gösterilmediği durumlarda iptal davasının açıldığı tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekmektedir.<br>Dosyanın incelenmesinden, davacının dava dilekçesinde yoksun kaldığı parasal haklarına yasal faiz yürütülmesini istediği, ancak bunun başlangıç tarihini göstermediği, bu durumda dava açma tarihi olan 04/11/2016 tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken, Daire kararında meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihin yasal faizin başlangıcı olarak alındığı görülmektedir.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükmüne yer verilmiştir.<br>Bu durumda, temyize konu Daire kararının "İnceleme ve Gerekçe" kısmının "6) Sonuç olarak" bölümünün üçüncü paragrafındaki ve hüküm fıkrasının ikinci sırasındaki "yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten" ifadelerinin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca, "meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren yoksun kaldığı parasal haklarının, dava tarihinden" şeklinde düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.<br>Daire kararının, davacı lehine hükmedilen vekâlet ücretine ilişkin kısmına yönelik olarak;<br>Uyuşmazlıkta, davacının yargılama sürecinde avukatı aracılığıyla temsil edildiği ve yasal süresi içinde davacı adına savunma dilekçeleri verildiği, yargılamanın duruşmalı yapıldığı, duruşma için taraflara önceden bildirilen 16/06/2022 tarihinde, davacı ve davalı idare vekilinin duruşmaya katıldığı, davacı vekilinin ise duruşmaya gelmediği, yapılan yargılama sonucunda dava konusu kararın davacıya ilişkin kısmının iptaline ve davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verildiği; dolayısıyla, davacının vekâlet ücretine hak kazandığı; ancak, davacının vekili duruşmaya katılmadığı hâlde, Dairece "Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 19.000,00 TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine," hükmedildiği görülmektedir.<br>Bu durumda, duruşmaya vekili katılmadığı hâlde davacı lehine duruşmalı işler için belirlenen vekâlet ücretine yönelik söz konusu hatanın yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca; temyize konu kararın, hüküm fıkrasının dördüncü sırasındaki, "duruşmalı işler için belirlenen 19.000,00 TL" kısmının "belirlenen 9.500,00 TL" şeklinde düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.<br><br>KARAR SONUCU :<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,<br>2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu kararın davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 08/06/2023 tarih ve E:2016/55027, K:2023/8110 sayılı kararının, davacı lehine hükmedilen parasal haklara yürütülecek yasal faizin başlangıcına ve vekâlet ücretine ilişkin hükümleri dışındaki kısımlar yönünden ONANMASINA,<br>3. Anılan Daire kararının "İnceleme ve Gerekçe" kısmının "6) Sonuç olarak" bölümünün üçüncü paragrafındaki ve hüküm fıkrasının ikinci sırasındaki "yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten" ifadelerinin, "meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren yoksun kaldığı parasal haklarının, dava tarihinden" şeklinde; hüküm fıkrasının dördüncü sırasındaki "duruşmalı işler için belirlenen ...TL" kısmının "belirlenen ... TL" şeklinde düzeltilerek ONANMASINA, <br>4. Kesin olarak, 19/02/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br><br><br><br><br><br></font></p></body></html>
denetim